bilgi ara

örgütsel gelişim, örgütsel özdeşim hakkında bilgi örgütsel gelişim, örgütsel özdeşim




örgütsel özdeşim, kişinin, kendi benliğini örgüt ile bütünleşmiş olarak algılaması, kendini örgüte ilişkin olarak tanımlaması ve örgütün başarı ya da başarısızlığını, kendisininkiymiş gibi görmesidir. dutton, dukerich ve harquail’ de (1994), örgütsel özdeşimi örgütün tanımı ile bireyin kendini tanımlaması arasındaki bilişsel bağlantı olarak ifade etmişlerdir. pratt (1998) ‘a göre, örgütsel özdeşimin gerçekleşmesi için iki önkoşul mevcuttur. öncelikle birey, örgütsel kimliği, dikkat alımlı ve belirgin bir biçimde algılamalıdır. ikinci olarak da birey kendisini, örgütsel kimliği ile kategorize etmelidir. özdeşimin, güvenlik, ilişki (affiliation) ve kendini geliştirme gibi gereksinimleri karşılayıcı bir rolü olduğu belirtilmiştir. örgütsel özdeşimin kuramsal altyapısı sosyal kimlik kuramına (social idendity theory) dayanmaktadır.

sosyal kimlik kuramına göre, özbenlik, kabiliyetler ve ilgiler gibi bireye özgü özellikleri içeren “kişisel kimlik” ile belirgin grup sınıflamalarını içeren “sosyal kimlik”ten oluşur. bireyler kendilerini, örgüt üyelikleri, cinsiyet veya yaş grupları gibi çeşitli sosyal gruplar içersinde sınıflandırma eğilimdedirler ve bu tür bir sınıflandırma bireylerin sosyal çevreye uymalarını üstelik kendilerini ve diğerlerini bu çevre içerisinde konumlandırmalarını olası kılar (mael ve ashforth, 1992). bu nedenle sosyal özdeşim bir gruba ilişkin olma algısıdır. birey sosyal özdeşim yoluyla kendini, grubun “kaderine” (başarısına ya da başarısızlığına) psikolojik olarak bağlı hisseder ( knippenberg ve schie, 2000). özdeşim yoluyla bireyler kendilerini sosyal grupların üyeleri biçiminde tanımlarlar ve bu grupların özelliklerini kendi özellikleri olarak görürler. kendilerini tanımlarken de, kendilerine özgü özelliklerin yanısıra grup içerisindeki diğer gurup üyeleriyle paylaştıkları özelliklerle tanımlarlar. toplum: ulus, sınıf, meslek, cinsiyet din gibi kategorileri içerir. sosyal kimlik kuramına göre kişi, bu gibi kategoriler temelinde kendine özgü sosyal bir kimlik oluşturur ve bu durum, onun duygu ve davranışlarını tesirler (abrams, 1999). bireyin kendisini grup üyeliği ile tanımlaması, grup üyeliğinin algısal, tutumsal ve davranışsal tesirleri için bir esas oluşturur. birey kendini grup ile daha fazla özdeşleştirdikçe grubun bireyin tutum ve davranışları üstündeki tesiri çoğalır (deaux, 1996).

terry, hogg ve mckimmie, (2000) örgütün; güç, statü, prestij gibi değişkenler tarafından belirlenen, karmaşık ilişki ağları içerisinde bulunmakta olan çeşitli grupların toplamı olarak görülebileceğini belirtmişlerdir. örgüt de, sınıf, meslek, din ya da cinsiyet kategorileri gibi özdeşimin odağı olabilir. bu açıdan bakıldığında, bireyin, kendisini bağlı bulunduğu örgüt üyeliği çerçevesinde tanımlamasını ifade eden, örgütsel özdeşim de sosyal özdeşimin spesifik bir biçimidir ve birey kendisini örgütle birlikte tanımladığı ölçüde, örgüt de bireye bir kimlik hissi temin eder. ashforth ve mael (1989) yaptıkları araştırmada birey ile örgüt arasındaki sözleşmenin genişliğinin özdeşimi yordadığını belirtmişlerdir. araştırmaya göre, çalışan ile örgüt arasındaki sözleşmenin içeriği genişledikçe çalışanlar örgütle daha fazla özdeşleşmişlerdir.

örgütsel özdeşim hissi, çalışanların yabancılaşmasını önlemeye katkıda bulunabilir ve genel bir iş doyumu için önemli bir ön koşuldur (knippenberg ve schie, 2000). bundan başka kendilerini örgütle özdeşleştiren çalışanların örgütte kalma ihtimali çoğalır (dutton ve ark , 1994).

sosyal kimlik araştırmaları örgütsel özdeşim ile ilişkisi olan birkaç faktör öne sürmüşlerdir. sosyal kimlik kuramına göre özdeşim yoluyla grubun duruşu bireye yansır. birey de pozitif bir imaj arzuladığından kendisini yüksek statülü gruplarla tanımlamak istemektedir. üstelik bireyler kendilerine daha yakın gördükleri gruplar ile özdeşim kurma eğilimindedirler (turner, hogg, oakes, reicher, wetherell , 1987).

örgütsel özdeşim ile yapılan önceki araştırmalarda kavramın ön şartları (antecedents) arasında örgütsel ayırıcılık (organizational distinctiveness), örgütsel prestij, örgütler arası rekabet, örgüt içi rekabet ve çalışanın örgütteki doyumu gösterilmiştir (mael ve ashforth, 1992). sosyal psikologlar, grup içerisinde şahsi çatışmalar yaşayan üyelerin, anlaşmazlığı çözümlemek için birbirlerine söz verme eğilimde olduklarını göstermişlerdir. ancak gruplar arası veya uluslararası anlaşmaların sözlerden ziyade tehditler ile sonuçlanma olasılığı yüksektir (rousseau ve schalk, 2000). örgütsel özdeşim ve psikolojik sözleşme ihlali ilişkisini inceleyen epitropaki (2003), sözleşme ihlali ile örgütsel özdeşim arasında olumsuz bir ilişki bulmuştur.

parks ve arkadaşları (1998) kişinin iş hayatı ile özel hayatı arasındaki sınırın netliğinin kayboldukça, kişinin kendini tanımlaması ile, “kendini örgütle birlikte tanımlaması” (örgütsel özdeşim) arasındaki farkın azalmasının muhtemel olduğunu belirtmişlerdir. öte yandan parks ve arkadaşları (1998) uzun dönemli veya açık uçlu görevlerin çalışanlar arasında daha çok etkileşime sebep olacağını ve özdeşimin artmasıyla birlikte çalışanların daha çok sorumluluk alacaklarını belirtmiştir. bu uzun dönemli görevler çalışanın örgütle özdeşleşmesinde rol oynamaktadır.



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com