bilgi ara

sosyal fobik endişe esnasında neden kilitlenir ? hakkında bilgi sosyal fobik endişe esnasında neden kilitlenir ?




bir sosyal fobiğe “konuşmak mı daha zor, yoksa dinlemek mi?” diye sorsanız genellikle alacağınız cevap “her ikisi de” olacaktır. sosyal fobikler konuşmacı konumundaysalar kusur yapma kaygısını duyarlar, dinleyici konumundaysalar da “ya, bana bir şey sorulursa?” diye devamlı heyecanlanarak beklerler. bir başkasının gözünün içerisine bakarak dinlemek de konuşmak kadar mühimdir.
sosyal fobik endişe esnasında neden kilitlenir ? - www.bilgiara.com
bir diyaloğun etkili ve verimli olması için dinleyen ve anlatanın tam bir etkileşim içerisinde olması gerekmektedir. şayet dinleyen kişi heyecanını, kaygısını kontrol etmek için apayrı bir noktaya kilitlenmişse diğer olayları gözden kaçırabilir. ancak heyecanını kontrol altına alabilirse olayları gözden kaçırmaz. bu, endişe nedeniyle yaşanan dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sağlayamama halidir.

aynı zamanda korkuyu yok etmeye çalışmak ve karşıdaki kişi ya da kişilere fark ettirmemek adına sarf edilen inanılmaz bir çabadır. konuşmak zaten kolay değildir, kaldı ki dinlemek de sonunda bir biçimde konuşmayı gerektirecektir. o halde, bir sosyal fobiğin aklından geçen, ideal kelimelerle yanlış anlaşılmaya ve eleştiriye mahal bırakmayacak biçimde bir konuşma yapabilmektir. zaten içerisinde bulunduğu durumdan mustarip olan kişi konuşma yapacağı endişesiyle daha da çok kaygılanır, doğal olarak dikkatini toplayamaz, unutur ve kusur yapar.

bu tür bir basınç altında beynimizin nasıl işlediğini şöyle anlatabiliriz: stres halinde sinapslarımızın normal işleyişi bozulur. stres hormonları dediğimiz adrenalin ve noradrenalin oranı yükselir. bu nedenle bir hücreye ulaşan uyarılar bir diğerine geçemez.

işte bu an, bizim hatırlayamadığımız andır, düşüncelerimiz bloke olur. bu kapanma yalnızca yüz yüze konuşma anında gerçekleşmez. vakit zaman bir kişinin sesi duyulduğunda da görülebilir. dolayısıyla bazı sosyal fobikler için telefonla konuşmak da zorlayıcıdır. sanki nefes alıp verirken zorlanır gibi bir halde olan, heyecanlı ve titreyen bir sesle konuşan kişi kendi sesini duydukça daha çok kaygılanır. bu durumu karşıdaki kişiye aksettirmeme çabası endişe düzeyini daha da yükseltir. ses titremesine çoğu vakit el titremesi de eşlik eder.

dinleme ve konuşmanın yanı sıra bazı kişilerin yazı yazarken de elleri titrer ya da terler. bu da olabildiğince rahatsız edici bir durumdur. şayet bu rahatsızlığı yaşayan kişi iş yerinde sorumlu konumdaysa ve sıkça imza atması gerekiyorsa daha da çok zorlanabilir. elleri titrediği için imzası her keresinde bir başka olur. böyle bir şikayetle gelen bir hastam vardı.

“öyle kötü ki hiç tıpkı imzayı atamıyorum. o yüzden kendi imzamın yerine çok basit bir çizgi kullanıyorum ve başkaları fark edecek diye daha da geriliyorum. bankaya da birkaç imza örneği verdim çünkü bankadakiler imzamı kontrol ettiklerinde imzamın sahte olduğunu düşünüyorlardı” diye kaygısını ve yaşadıklarını özetlemişti. bilhassa bazı sorumlulukları olan kişiler için zor bir durum bu.

bu stil şikayetlerin üstesinden gelebilmek için altında yatan nedenlere bakmak gerekmektedir. nedenler psikoterapi seansları içerisinde açığa çıkar. nedenlerin ortaya çıkması ve kişilerin durumu kabul etmesi çözüm için atılmış büyük bir adımdır.

bazı insanlar da başkalarının önünde yemek yemeleri ya da bir şeyler içmeleri gerektiğinde kaygılanırlar.

pek çok kişi elleri titrediği için bir yere gittiğinde çay, kahve hatta su bile içmekte güçlük çeker. hiçbir şey içmemek bir noktaya kadar çözüm olarak görülebilir, insan daha sonra kendi başına kaldığında sıvı gereksinimini karşılayabilir. ancak bu durum devamlı olduğunda görüşülen kişilerin de dikkatini çeker ve “neden hiçbir şey içmiyorsun?” diye sorarlar. bu kez insan daima soruyu savuşturmaya çalışır ve sonunda bu soruya muhatap olmamak adına oraya gitmemek için elinden geleni yapar.

bazı insanlar da belirli özelliklerini, korkularını saklamak uğruna etraflarına fazla bir şey hissettirmeden evlerini daha yaşanılır hale getirirler. amaçları dışarı çıkıp gerginlik yaşamak zorunda kalmadan hayatlarını sürdürebilmektir. bu hedefle evlerde kurulan büyük ekran televizyonlarla, ses düzenleri ile tam bir sinema şölenini havası yaratılır. madalyonun bir yüzünde bu şölen havası, diğer yüzünde ise “acaba bu, bir şölen mi yoksa toplumdan ve insanlardan uzaklaşmak için başvurulan bir çare mi?” sorusu vardır.

elbette ki teknoloji ideal biçimlerde kullanıldığında harika imkanlar ve ilerleme fırsatları sunan bir olgudur.

bu bağlamda ileri teknolojinin nimetlerinden yararlanan herkesi toplumdan uzaklaşmayı seçen insanlar olarak görmek doğru değildir. ancak şayet kişide sosyal fobi özellikleri varsa ve bu seçim kişinin daha da asosyalleşmesine yol açıyorsa bunu negatif bir etken olarak kabul etmek gerekmektedir. teknoloji bağımlılığı sosyal fobikler için olduğu kadar depresyondaki kişiler için de negatif bir seçim halini alabilir. burada şunu vurgulamak istiyoruz:

yenilikleri takip ederken insan ilişkilerinden kaçınır hale gelmek, kendini kısıtlamak çözüm değil çözümsüzlük getirir.

bakış açıları ve beklentiler kişiden kişiye değişir ve insanların seçimleri şahsi farklılıklara göre belirlenir. fakat bu seçimler her vakit sağlıklı olmayabilir. bazı sosyal fobikler heyecanlarını bastırmak amacıyla alkol ya da madde kullanımına veya bazı ilaçlara (yeşil reçete ile satılan, esasında yalnızca hekim gözetiminde alınması gereken ilaçlara) meyledebilirler. stres karşısında alkol ve sigaraya yönelmeyi öğrenmiş bir insan daima kolay olan bu yolu seçecek, bir de bağımlılık geni taşıyorsa basitçe tutsak hale gelecektir.

bu tür maddeler maalesef ki başlangıçta bir parça rahatlık verseler de daha sonra bu rahatlatma özelliğini yitirirler. bu taktirde kişi daima daha fazlasını ister ve bağımlı hale gelir.

yani yağmurdan kaçarken doluya tutulur. nihayet dolu taneleri öylesine ağırlaşır ki kullanıcının ilişkilerinin çatırdamasına ve sevdiklerini kaybetmesine kadar gider.








konu sağlığınız ise mutlaka doktorunuza danışın,
internetteki bilgilerin doğruluğunun kesin ve güvenilir olmadığını unutmayın.


yorum ekle yorum ekle

 
 
 

lütfen türkçe yazım ve imla kurallarına uymaya özen gösterin.
imla kuralları; dilin birliğini, düzenini ve yazınızın okuyan herkes tarafından anlaşılmasını sağlar.
 
saç dökülmesi, akupunktur, epilasyon, şifalı bitkiler, grip, horlama, sivilce, makyaj, rüya tabirleri, insan kaynakları... bilgiler
www.bilgiara.com

bilgi ara / www.bilgiara.com / bilgiler / sosyal fobik endişe esnasında neden kilitlenir ?