ilkbahar : tam sezonu
yaz : gidilebilir
sonbahar : gidilebilir
kış : ideal değil
nasıl gidilir ?
tire'ye istanbul ya da ankara'dan gitmek için en uygun yol, ilk olarak izmir'e kadar bir kez ulaşmak gerekiyor.
bunun için istanbul'dan feribot ve karayolunu kullanarak sahilden izmir'e gidebilirsiniz. ya da karayolu ile, izmit - bursa - balıkesir - manisa yolu ile izmir'e gitmek var.
izmir'e ulaştıktan sonrası kolay. izmir tire arası için iki alternatifiniz var. birincisi izmir - aydın otobanını kullanmak. otobana çıkınca işiniz çok kolay. selçuk'a gelince otobandan ayrılacaksınız. gişelere fiyatı ödedikten sonra devlet yoluna çıkar çıkmak derhal solda, tire ve ödemiş girişini belirten tabelayı kacırmayın. yola girin. yaklaşık 20 kilometre sonra, bağların, bahçelerin içerisinden geçen yolla, tire'ye ulaşacaksınız.
kaplan restorana nasıl gidilir?
kaplan tepesi'ni belirten levhalar, tire girişinde sizi karşılıyor. levhayı görür görmez, sağa dönün. tepeyi tırmanmaya başlayın. yol yaklaşık 5 kilometre. dikkatli ve yavaş gidin. çünkü tam köy yolu sayılır. keskin virajlar var. tehlikeli değil ama ilk kez gidiyorsanız tedbirli olmakta yarar var.
kısa müddet sonra tire ovası sol tarafınızda bütünüyle gözünüze çarpacak. kaplan köyü'ne ulaşınca, köy meydanından geçin. yolun sonunda, orman girişinde, sağ tarafta kaplan restoran'ı göreceksiniz. önünde aracınızı bedava park edebileceğiniz yer var.
ancak bilhassa hafta sonları kesinlikle, rezervasyon yaptırarak gidin. yoksa ya masa bulamazsınız ya da yutkunarak sizden önce gelenlerin yemeklerini bitirmesini izlersiniz.
nerede kalınır ?
tire'de kalmak için fazla alternatif yok.
sadece tire merkezde bulunmakta olan tirem oteli, 3 yıldızlı bir tesis.
yine de bölgede kalmak için kuşadası, izmir gibi alternatifler her vakit geçerli. çünkü tire, izmir'e 70 kilometre mesafede. kuşadası'na daha yakın. o nedenle buralarda rahatlıkla kalıp, tire'ye çok kısa sürede gidebilirsiniz.
ne yenir ?
ot cenneti tire'ye güzel geldiniz!
tire'den bahsedince derhal akla, bilenler bilir, önce tire köftesi geliyor.
bu köftenin özelliği eti.
kuzu etinin yumuşak kısmı tuz ile birlikte üç kez çekiliyor. bu kıyma ufak parmak kalınlığında uzunca şiş köfte durumuna getirildikten sonra, kömür ateşinde ızgara ediliyor.
sonra da ufak parçalara bölünüp, domates ve yeşilbiberle tereyağında çevrilerek masaya getiriliyor.
kuzu etiyle bir miktar karıştırılarak lezzetlendirilen köfte, diğer yörelerde yiyeceğiniz köftelerden değişik.
kaplan restoran
ancak tire deyince, akla izmir ve civarında o çok meşhur olan ot yemekleri gelmeli. çünkü tire'ye inanın yalnızca ot yemeklerinin tadına bakmak için gitmek gerekmektedir. öylesine lezzetli ve hiçbir yerde bulamayacağınız bir kalitede.
zaten bu tadı bir kez keşfeden istanbul, izmir, ankara gibi bir çok şehirden, damak tadı düşkünleri, yolları bu tarafa düşünce, her şeyi bir kenara bırakıyorlar. yani, gidecekleri yere geç kalmışlar ya da yolları daha fazla sürecekmiş umurlarında değil.
tire geçişlerini yemek vakitlerine denk getirip, tire'ye kaplan köyü'ne yollarını düşürüyorlar.sonra kaplan restoran'a uğruyorlar.
burayı yemekten önce, bulunduğu konum itibariyle anlatmak bile insanın iştahını açıyor. yıllar önce küçücük bir yer olan lokanta şimdi, tire ovası'nı muhteşem biçimde gören köyün en hoş yerinde. tahta masalar, tahta dekorasyon öğeleri arasında, kendinizi büyük şehirlerde bulunmayan ot yemeklerinin arasına atıyorsunuz.
lokantanın sahibi lütfü çakır ve eşi hürmüz hanım, ilk günkü gibi hala mutfakta ve müşterilerine hizmet ediyor.
bir zamanlar bir kaç masadan ve yalnızca kışlık bölümden olan lokanta şimdi, çok büyük olmasa da, gelen kişilere yeter seviyede hizmet veriyor.
lokantanın sahibi lütfü bey, aslen tireli olan ve şimdi doğduğu yerde toprağa verilen, istanbullular'ın bir zamanlar en fazla rağbet ettiği ahmet görgülü'nün sahibi olduğu, "görgülü pastaneleri"nde yıllarca yönetici olarak çalışmış. sonra da köyüne gelip çok sevdiği tire'de, etrafı ormanlarla çevrili köyünde bu lokantayı açmış.
lokanta izmir'in hemen hemen tüm ot gereksinimini karşılayan tire ovası ve dağlarıyla çevrili olan tire'de olunca, lezzet düşkünleri kısa sürede burayı keşfetmiş. buradaki ot yemeklerini izmir'de bile bu kadar çok bir arada bulabilmek olası değil.
yemekleri anlatmak lezzetlerini düşününce anlatmak olası değil esasında... isimleri bile insanı cezbediyor.
bu ot yemeklerinin en büyük özelliği, zeytinyağı, sarmısak, limon soslarıyla lezzetlenmiş olmaları. pek çoğu haşlanıp başka hiçbir işlemden geçirilmeden sosla servis ediliyor. soğuk ya da sıcak da yenilebilen bir çok ot yemeği var. zaten masaya oturduğunuzda garsonlar tarafından o leziz yiyecekler, yavaş yavaş masaya getirilmeye başlayınca, yemeye kıyamayacağınız lezzet görüntüsü karşınıza çıkıyor.
ot yemekleri en lezzetli ne zaman!
lokantanın sahibi lütfü bey, aile işletmesi olan lokantanın her şeyi. gelen misafirlerle ilgileniyor. gerekirse mutfa geçip ot yemeklerinin hazırlanmasına katkıda bulunuyor eşiyle birlikte. gündüzleri de kasada genellikle.
ona göre, kışın gelenler de ot yemeklerinin tadına bakabiliyor. ama asıl ilkbahar ot yemeklerinin cennet olduğu vakit. yağmurların ve kışın peşinden coşan doğa, topraktan en hoş lezzetli otlarını ortaya çıkarıyor bir hazine gibi. yani ilkbahar günleri, en uygun vakti ot yemeklerinin. derhal her çeşidi bulmak olası.
lütfü bey, et yemekleri hakkında olarak şunları söylüyor:
"et yemeklerine de ot yemeklerine gösterdiğimiz itinayı gösteriyoruz. lokantada tavuk ızgara, pirzola, keşkek gibi yemekler de var. etler sirke, soğan suyu, süt ve baharatta bir gün dinlendiriliyor. ertesi gün ızgara olarak misafirlere sunuyoruz."
dikkatinizi çekerse, "müşteri" değil, "misafirler" diye nitelendiriliyor lokantaya gelenler.
lokantada bulunmakta olan ot yemeklerine gelince. radikalar, şevketi bostanlar, patlıcanlı börekler, köfteler, özel dinlendirilmiş şiş kebapları. saymakla bitirmek olası değil yiyecekleri. asıl tatlılar.
bunların başında, ot kavurması, radika, turp otu (haşlanıyor. üzerine sarmısak, zeytinyağı, limon suyu oluşumundan sos dökülüp servis ediliyor), sarmaşık ve kuşkonmaz kavurması (yabani kuşkonmaz, sarmaşık bol taze soğanla zeytinyağında kavruluyor. üzerine yumurta kırılıp karıştırılıyor) geliyor.
kabak çiçeği dolması
büyük şehirlerde bulamayacağınız bir lezzet. en favori yemeklerden biri. sabah gün doğmadan sapsarı kabak çiçekleri toplanıyor. taze soğan,maydonoz, kekik ve zeytinyağı, pirinç ile yapılan içle doldurulup haşlanıyor. sıcak sıcak ya da soğuk olarak yeniyor.
okma ise bir başka ot yemeği. ana maddesi ısırgan otu. hani yol kenarlarında görüp de beğenmediğimiz, genellikle eşeklerin çiçeklerini yediği o ısırgan otu, ege'de bir başka biçimde, yemek olarak bizlerin karşısına çıkıyor.
ısırgan otu, domates, yeşil biber, kuru soğanla kavruluyor. daha sonra, çökelek ve tulum peyniri ile karıştırılıyor. üzerine saf zeytinyağı gezdiriliyor.
lor tatlısı
o lor tatlısı ki, burada yediğiniz tatlının bir eşini türkiye'de yemeniz olası değil. lor tatlısı üzerine konulan karadutlar bir başka lezzet veriyor tatlıya. tabii mevsiminde giderseniz yeme şansınız var. ya da cevizli kabak tatlısı. karpuz kabuğu reçeli ise bir başka lezzet...
saymakla bitirmek olası değil. daha, hardal cücüğü, cücük, melengeç, kuzukulağı çorbası gibi çok çeşit var lokantada yiyecekleriniz arasında.
rezervasyon koşul , bilhassa haftasonları
unutmadan burada yemek yemek diliyorsanız kesinlikle gitmeden önce rezarvasyon yaptırın. aklınıza geleni okur gibiyim. dağ başında lokantaya rezervasyon olur mu demeyin! bunun ne demek olduğunu gidince anlıyorsunuz. doğanın ortasında yol yorgunu ve acıkmış olarak tepeye köye çıkıyorsunuz. lokantayı ve yemekleri görüyorsunuz. ancak masalar dolu olunca şaşırıp kalıyorsunuz.
evet buraya yalnızca izmir ve yöresinden yemek yemeğe insanlar geliyor. o nedenle hafta sonları rezervasyon koşul... yoksa yutkuna yutkuna insanların yemeklerini bitirmesini bekliyorsunuz.
kaplan restoran ile ilgili ek bilgi.
kaplan restoran ve tire hakkında ek bazı bilgileri de bir net gezgini gönderdi. onu da sizlere sunuyoruz.
buraya yıllar önce gelen bir alevi dedesi var; ona ilişkin bir çok esya ve yazı da var orada.
ayrıca bu dedeye neyzen'in hediyesi matara da duvar da asılı . duvarda hayata dair çok hoş maniler var. gerçekten kaplan çok özel bir yer...
kaplan köyünde bektaşi babasi yaşardı, şimdi rahmetli oldu. ismi de "kazım baba" idi.
diğer restoranlar ;
kaplan köyünde iki tane restoran var.bir de oraya varmadan önce fatih'in işlettiği restoran var.ikisi de birbirinde hoş yemekler yapıyor.
ayrıca tire'nin cambazlı köyünde 800 kişilik büyük bir restoran daha vardır. bir de toptepe mevkiinde belediyenin işlettiği bir restoran var.
tire'den ayrı yaşamama karşın tire'ye her gidişimde bunlardan birinde yemeğe giderim ve yemeklerin lezzeti karşısında kendimi kaybederim.
maalesef tire'den başka yerde bu lezzetleri yakalamam olası olmadı şimdiye kadar.
bu sözlere bir şey eklemek olası değil. en iyisi yolunuz ege'ye düşer de marmaris, bodrum yoluna çıktıysanız hiç acele etmeyin. tire'ye kesinlikle yolunuzu düşürün. kaplan restoran'a da uğrayıp bizim içen o hoş lezzetlerin tadına bakın!
geleneksel tandır yemeği de var...
ayrıca tire'de geleneksel olarak sabahları tandır yemek olası. yöreye özgü bu tandırın bu saatte çıkmasının gerekçesi de var. niye sabah derseniz. onun da enteresan bir öyküsü var.
tandır esasında pazarcı yemeği. yani pazara satış yapmaya gidenlerin yemeği. tire'de çok pazarcı olması tandır lokantalarının ana sebebi sayılabilir.vatandaş erkenden 04.00-04.30'da kalkıyor. ailesini niye kaldıracak? sokağa çıkar çıkmaz, derhal bir tandırcıya giriyor. bir tandır çorbası içiyor. o ağır tandır yemeği onu epey bir saat tok tutuyor. bu sayede pazarcı da uzun müddet acıkmıyor.
onlardan kalan alışkanlıkla tandır bulabilirsiniz. ancak yalnızca sabahları ve saat 09.00'da tandır bitiyor.
gidilebilecek tandırcılardan biri, babaoğul tandırcısı. çarşı içerisinde yer alıyor. ali usta da diğer bir tandır ustası. şu anda tire içerisinde 3 tane tandırcı var. bayramda giderseniz kapalı olurlar. bayramdan sonra açık. ramazan'da ise, bir ay akşam üzerleri tandırcılar açık. çünkü iftar için açılıyor.
alışveriş
tire çok küçük bir yerleşim yeri sayılabieceği için alışveriş yapacak yerlerin de sayısı sınırlı. ancak alabileceğiniz enteresan bir ürün keçe...
bunu da çarşı içerisinde cön keçecilik'ten alabilirsiniz.
yeni merkezde, ana çarşı içerisinde. keçecilerin olduğu yerde bulunuyor.tıpkı yerde semerciler ve yularcılar çarşıları var.
çarşıda kısacası el sanatları ile uğraşanları bir arada bulabiliyorsunuz.
tire pazarında gezerken, sokaklar arasında karşınıza birden semer yapan kamil bezcioğlu çıkıveriyor. 50 yıldır emer yapan kamil usta, yüzünde yılların bıraktığı izlerde, sanki günümüze kadar yaptığı yüzlerce semerin izlerini taşıyor.
semeri nasıl yaptığını anlatırken, kullandığı asıl malzemelerin, göllerde olan sazlıklar, ağaç dalları ve üzerini kaplam için kullandıkları keçe olduğunu bir çırpıda anlatıyor. o da dertli. çünkü günümüzde bundan böyle semer yapanın da kullananın da iyice azaldığını belirtiyor. ona göre bunun asıl sebebi, motorlu taşıtların çoğalması. insanlar bundan böyle hayvan kullanmıyor. dolayısıyla koca tire’de yalnızca 6 semercinin kaldığından yakınıyor. daha önce bu sayı 10-15 arasındaymış.
konuşmasını bitirdikten sonra ellerine iş araçlarını alıyor. başlıyor yarım kalan son semerin rötuşlarını yapmaya.
kamil usta, tıpkı zamanda evler için sedir de yapıyor. yani evine otantik gerçek anadolu işi ürünler almak arzu ederseniz burası tam size göre.
doğal ürünler
tire'ye gittiğiniz vakit tabii ki çarşı pazardan insan bir şeyler almak istiyor. ancak tire'de alabileceğiniz en hoş şey, derhal kaplan restoran'ın yanısıra bulunmakta olan ve doğadan topladığı otlarla, farklı doğal ilaçlar yapan rafet dağyaran'ın ağaçlardan yapılan dükkanına uğrayın. zaten arabanızı park ederken kesinlikle burayı göreceksiniz.
burada neler mi var! saymakla bitirmek olası değil esasında. bunlar arasında başta isveç şurubu, kantaron yağı başta geliyor. bundan başka kekik suyu, gelincik suyu, oğulotu gibi otların sularını da bulabilirsiniz.
bunlar da nedir diye sormayın. örneğin yalnızca isveş şurubu doğal ürünlerle tedaviyi izleyenler tarafından en az 40 rahatsızlığa iyi geldiği bilinen bir reçete. kantaron yağı da öyle.
burada satılan derhal her ürünü hiç düşünmeden alın. sonra da gidin büyük şehirlerde marketlerde satılanlarla karşılaştırın. göreceksiniz hem fiyat olarak hem de aldığınız ürünün yoğunluğu ve kalitesi olarak ne kadar değişik bir ürün almışsınız.
ilginç yerler
tire'ye gittiğinizde gezilecek yerler arasında, tire müzesi, toptepe ve bilhassa tire sokakları var. bir çok ev yıkılıp yerine betonarme olanlar yapılsa da, tire sokaklarında bilhassa geleneksel mimari özellikleri bozulmamış eski evleri görmeniz olası.
hemen hepsi birbirlerinden enteresan evleri, sokaklarını, insanların günlük yaşantısını gördüğünüzde apayrı bir dünyaya geldiğinizi anlayacaksınız.
tire kaplan köyü'nde doğanın içerisinde kaybolabilirsiniz!
kaplan köyünde, kaplan restoran'ın derhal bitişiğinde, doğanın içerisine girebileceğiniz nefis patikalar var. bilhassa yemek sonrası buraları, yediklerinizi eritmek ve yürüyüş için uygun. tamamen toprak yolda, binbir çeşit bitki ve ağaz arasında, saatlerce yürüyebilirsiniz. o kadar hoş ve keyifli bir ortam.
ancak burada size asıl anlatmak istediğimiz, alışveriş bölümünde alabileceğinizi belirttiğimiz doğal, bitkisel şifa ürünlerinin özellikleri.
büyük şehirlerde marketler de satılan bu ürünleri bir de buradan alıp kullanınca, aradaki farkı daha iyi görme imkanınız var. bu ürünleri kim mi satıyor? nereden mi alacaksınız!
işte tüm bu bilgiler aşağıdaki satırlarda...
küçük bir barakada doğanın binbir mucizesi
rafet dağyaran, o bölgede 12 yıl önce tarlası susuzluktan kuruyunca, sebze yetiştiriciliğini bırakıp bitkilerle ilgilenmeye başlamış. önce yalnızca kekikleri dağdan toplayıp damıtıp gelenlere satıyormuş.
başlamış bu konudaki yayınları toplamaya. sonunda öyle bir hale gelmiş ki hemen hemen türkçe bu konuda çıkan tüm yayınları bir araya getirmiş. ürettiği şuruplar, lokantaya o dağlarda yetişen otları yemeye gelenlerce kapış kapış alınmaya başlamış.
ürettiği kekik suyu hazımsızlık için, yemek sonrası mide şişkinliği için hemen hemen birebir. bir bardak suyu içerisine bir şişe kapağı karıştırıp içince, beş dakika sonra birden midenizde rahatlama hissetmeye başlıyorsunuz.
isveç şurubu ise, hemen hemen her derde deva bir şurup. bacaklarınızı sinek mi ısırdı? kaşınmaktan mı şikayetcisiniz? hiç durmayın bir pamuk parçasına damlattığınız şurup yine ağrıyı sızıyı alacaktır.
nerede kullanılıyor
mide krampları, göz şişkinliklerinin indirilmesi gibi çok çeşitli rahatsızlıklar başta olmak üzere, 32 ayrı hastalıkta kullanılmaktadır.
kullanımı : göz şişkinlikleri için bir pamukla göze günde iki üç kez sürülüyor. etkili de oluyor.
içerken ise, yarım çay bardağı su içerisine, bir yemek kaşığı konuluyor...
sinirli ot pekmezi : astım ve bronşitte kullanılmaktadır. sinirli ot denilen bitkinin şekerle doğranıp kavanozun içerisinde ıslatılıyor. 3 ay kadar kalıyor. toprağa gömülüyor. sonra çıkarılıp süzülüyor.
kullanımı : günde iki üç kez bir yemek kaşığı içiliyor.
ceviztendürü : karaciğer ve kan temizleyici olarak kullanılmaktadır.
kullanımı : yarım çay bardağı suyun içerisine bir yemek kaşığı kadar konuluyor.
ısırgan tohumu : genelde kansere karşı kullanılmaktadır. koruyucu tesiri olduğu biliniyor. genelde kan yapıcı hücre yenilediği için günde birkaç kez içiliyor.
karabaş otu hülasası : tansiyon, kolesterol, kalp ve damar tıkanıklıkları için kullanılmaktadır.
kantaron yağı : doğal antibiyotik. mide ülserini iyileştiriyor. açık yaralarda da iyileştirici olarak kullanılmaktadır.
kullanımı : yaraların üstüne günde birkaç kez sürülüyor. ülser için ise, günde bir yemek kaşığı içmek gerekiyor.
oğul otu : sinir hastalıklarında ve kalbi kuvvetlendirici olarak kullanılmaktadır. karabaş otu ile birlikte kullanılmaktadır genellikle...
rafet usta'nın minicik dükkanında neler yok ki. mevsiminde yaklaşık 15 bitkinin karışımından hazırladığı çay, katıksız en saf haliyle müşterilerini bekliyor. ancak o çayı yakalamak da her vakit olası değil. çünkü belli zamanlardra kendi topladığı otlarla yaptığı çayı çok az üretiyor. birkaç gün için de de gelen müşterilen bitiriyor o çayları…
rafet usta'nın ürünleri hemen hemen insanda bağışıklık yaratıyor. oraya yolu düşmeyenler bile bir yolunu bulup bu ürünleri, giden arkadaşları kanalıyla sipariş vererek getirmenin yollarını arıyor!
isveç şurubu her derde deva...
işveç şurubu, esasında alman dr. theiss schweden'in kendi reçetesiyle ürettiği bitkisel bir karışımdır. almanya'da ve avrupa ülkelerinde bu şurup bitkisel tedaviyi bilenler tarafından evlerinde kesinlikle bulundurulan bir üründür.
arı, böcek ve sivrisinek ısırmalarına, şişme, kaşınma ve kızarma olmasını önlüyor. acıyı dindiriyor. bütün spor yaralanmalarında kullanılabilinmektedir.
dıştan kullanımı
kulak ağrısı, dış kulak yolunda sivilcelelenmeler, kabuklanmalar ve kulak uğultusuna karşı, şurupla nemlendirilmiş ufak bir pamuk parçası kulak yoluna sokulur ve uzun müddet bekletilir.
ama alkolün kulak yolunu tahriş etmemesi için, önceden zeytinyağı ile nemlendirilen ufak parmağı kulak yoluna sokmak doğru olur.
burun içerisindeki kabuklanmalar... şurupla ıslatılan bir pamukla sıkça nemlendirilmelidir. kubak kısa sürede düşer ve yara iyileşir.
arı, böcek ve sivrisinek ısırmalarında; o bölgeye derhal kompres yapılacak olursa, şişme, kızarma, kaşınma olmaz. acı diner.
örneğin, otomobil kapısına sıkışan parmağa derhal kompres yapılacak olursa, ağrı diner ve parmak şişmez.
el ve ayak bileklerinin burkulmasında ve ya çarpmalarda meydana gelen şişlikle, yapılan kompreslerden kısa müddet sonra iner ve ağrılar diner. bu kompresleri, 2-3 saatte bir yenilemek gerekmektedir.
basit yanık ve haşlanmalarda veya güneş yanıklarında ilk yardım olarak şurup sürülürse, acı diner ve su toplanmaz.
dudak uçukları, iltihaplı sivilceler ve çıbanlar, henüzgelişme aşamasında sıkça şurupla nemlendirilir veya kompres uygulanırsa, gelişmelerini tamamlamadan yok olurlar.
şurup çatlayan ellere ve dudaklara da sürülebilir.
akıntılı nezlelerde,1/3 oranında suyla inceltilmiş şurup buruna iyice çekildiğinde, akıntı durur. tıkalı burun açılır. şurubun kokusunun buruna çekilmesi de rahatlatıcıdır.
her tür eski ve yeni yara, beyaz şarapla temizlenip, şurupla kompres uygulandığında, iltihaplanma sona erer ve yara kısa sürede kapanır.
romatizmalı bölgelere kompres veya friksiyon şeklinde uygulanıp, sabah akşam da ısırganotu çayına karıştırılarak alındığında, ağrılar hafifler.
nasırların üzerine kompres uygulanır. 2-3 gün aralıksaz tedavi sonunda nasır kendilğinden düşer veya çekip alınabilir.
tüm spor yaralanmalarında, şişmeyi önlemek için ilkyardım olarak, kompres şeklinde kullanılmalıdır.
bu bitkisel iksir için daha pek çok şey yazılabilir. ama en doğrusu kişinin onu kendisinin değerlendirmesidir.
her evin ecza dolabında ve hatta el çantasında minicik bir şişe içerisinde bulunması gereken başlıca ve belki de en önde gelen ilk yardım aracıdır.
şurubu esasında herkes kendi hazırlayabilir ama problem ilk olarak bu bitkilerin bir araya getirebilmesidir.
bu nedenle en iyisi bu şurubu hazır olarak güvendiğiniz bir yerden almaktır.
telefonlar
kaplan restoran
hürmüz-lütfü çakır
tel : 0232 512 66 52
tel : 0232 511 22 55
cep : 0542 236 05 55
kaplan köyü, tire ,izmir
bitki bilimci
rafet dağyaran
cep : 0546 233 22 38
ev : 0232 512 79 75
kaplan köyü, tire, izmir