?

çiçek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ciceklerin dili

Çiçeklerin dili

Romantizmin sırdaşı çiçekler, esasında bütün duygulara tercüman oluyor. aşıklar, anlatmakta zorlananlar ya da ilişkisini bitirmek isteyenler, hediye edecekleri bir tek çiçekle, mesajlarını iletebiliyor.





tabii ki sevgililer günü'nün çiçeği güldür...





çiçeklerin dili bir gün için değil, her zaman ulaşabileceğimiz kolay bir yerde bulunmalı...





terk eden sevgiliye 'fulya', platonik aşk duyulana 'sarı akasya', birliktelikte soğuk rüzgarlar esiyorsa 'fındık çiçeği', ilişki sona erdirilmek istendiğinde ise 'kırçıllı karanfil' göndererek, duygular ifade ediliyor.





çiçekler ve taşıdıkları mesajlar şöyle:





açelya (hint): gerçek şu ki, her şey bitti



akasya (pembe veya kırmızı): seni beğeniyorum



akasya (beyaz): bizimki temiz bir sevgi, belki bir miktar arkadaşça









akasya (sarı): platonik aşk



ananas: sen hatasız birisin



ardıç: seni koruyacağım



ayçiçeği: sana tapıyorum



badem: aşkımızın sürmesini ümit ediyorum





çan: aşkımıza sadakatle bağlıyım



çingülü: zarif ve çok güzelsin



çuha: çok güzelsin



elma: itiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor, ya senin



erik: sözüme sadık kalacağım





fındık: barışmak istiyorum



fulya: sevgilim geri dön



gardenya: gerçek aşkımsın



gelin el çiçeği: mutlu olabiliriz



gül (pembe): arkadaşımsın





gül (kırmızı): seni seviyorum



gül goncası (kırmızı): genç ve güzelsin



hanımeli: sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek



hercai menekşe: beynimi işgal ediyorsun, ama ben bu durumdan şikayetçi değilim



ispanyol yasemini: bence sen çok seksi, şehvetlisin





kaktüs: aşkımız için zorluklara katlanmalıyız



kamelya: kusursuz bir aşıksın



karanfil (koyu kırmızı): kalbimi kırdın



karanfil (pembe): seni unutmayacağım



karanfil (kırçıllı): üzgünüm, ama bitmek zorunda





karanfil (sarı): beni hayal kırıklığına uğrattın



krizantem (beyaz): bana gerçeği söyle



lale (kırmızı): aşkımı itiraf etmek istiyorum



lale (alacalı): gözlerin çok hoş



leylak (mor): sana ilk görüşte aşık oldum





menekşe (mavi): sana sadık kalacağım



menekşe (mor): düşüncelerimi zapt ettin



melekotu: ilham kaynağımsın



mimoza: fazla alıngansın



nane: sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum





orkide: aşkım, sen çok özelsin



öksekotu: sorunların üstesinden geleceğim



papatya (bahçe): fikirlerini paylaşıyorum



pelesenk: aşkım daha fazla bekletme



petunya: umudunu yitirme





portakal: ben de seni seviyorum



sardunya: için rahat olsun, her zaman yanındayım



sarmaşık: aşkıma sadığım



sedir yaprağı: senin için yaşıyorum



süsen çiçeği: sana bir haberim var





şeftali: seninim



yasemin: hoş ve çekicisin



yenibahar: acını paylaşıyorum



zambak: seni neşeli buluyorum



zeytin: barışalım

Ciceklerin duygularimiza etkileri

Çiçeklerin duygularımıza etkileri

Çiçekler bizi mutlu eder mi ?





bu sorunun cevabını, yani çiçeklerin insanların duyguları ve kendilerini daha iyi hissetmeleri üstündeki pozitif tesirlerini, çiçek endüstrisinin bir parçası olan bizler çok iyi bilmekteyiz ancak bu pozitif etkinin bilimsel olarak kanıtlanması için new jersey devlet universitesi çiçeklerin insan duyguları ve kendini iyi hissetme üstüne olan etkileri ile ilgili geniş çaplı bir araştırma yapmıştır.





bir araştırma ekibi ile yakınen 10 ay çalıştıktan sonra dünyada ilk kez "çiçeklerin insan duygularına olan etkileri" konulu araştırmanın neticeleri 22 eylül 2000 tarihinde çiçek endüstrisine açıklanmıştır. dr. haviland-jones tarafından çarpıcı bir tanıtımla açılanan araştırmanın neticelerine göre çiçekler normalde sanılandan çok daha fazla neşeli duyguları ortaya çıkarıyor, yaşamdan alınan zevkle ilgili duyguları yüceltiyor ve çiçekli ortamda bulunduğu andan başlayarak kişinin davranışları çok daha olumlu olmaya başlıyordu. sonuçta çiçeklerin, insan davranışlarının doğal ve sıhhatli bir biçimde düzeltilmesini sağladıkları ispat edilmiş oldu.







işte araştırmanın sonuçları:





1. çiçeklerin, mutluluk üstüne ani bir etkisi vardır: araştırmaya katılanlar, kendilerine çiçek verildiğinde, bu çiçekleri gerçek ve sevinç dolu gülücüklerle karşılamışlar ve büyük bir zevk ve müteşekkirlik ifadesi sunmuşlardır. bu reaksiyon, evrensel olup bütün yaş gruplarında geçerlidir.





2. çiçeklerin duygular üstünde uzun müddet geçerliliğini koruyan olumlu etkisi vardır: araştırmaya katılanlar, bir kimseden çiçek aldıklarında, depresyonları ve mutsuzlukları azalmış buna karşılık mutluluk ve yaşamdan aldıkları zevk artmış ve bu duygular uzun müddet devam etmiştir.





3. çiçekler daha samimi ve içten ilişkiler sağlamaktadır: çiçeklerin bulunduğu bir ortamda, aileler ve arkadaşlar arası kurulan ilişkilerin daha samimi ve candan oldukları gözlemlenmiştir.





4. çiçekler paylaşmanın sembolüdür: araştırmada kişilerin evlerinin hangi bölümlerinde çiçek bulundurdukları da incelenmiştir. çiçekler teslim alındıktan sonra kişilerce, antre, oturma odası ve salon gibi evin ziyaretçilere açık kısımlarına konuldukları gözlenmenmiştir. bunun nedeni de çiçeklerin bulundukları ortamın atmosferini paylaşma duyguları ile doldurmasıdır.





dr. haviland-jones son olarak: "çalışmamda, bir çiçek aranjmanının insan duygularına yaptığı ani ve belirgin pozitif farklılıkları yapan başka bir şey bulamadım" dedi.

Cicekler ile ilgili bazi enteresan bilgiler

Çiçekler ile ilgili bazı enteresan bilgiler

Gerbera



bu canlı ve şenlikli çiçeklerin vatanı afrika'dır ve günümüzde kültürü yapılarak göz kamaştırıcı renklerde yetiştirilmektedirler.





glayöl



bu görkemli çiçeğin ismini, milattan sonra 1. yüzyılda (m. s. 1. yy) yaşamış olan romalı bir bilim adamı vermiştir. romalı askerlerin kullandıkları silaha olan benzerliklerinden dolayı, kılıç'ın latince karşılığı olan "gladius" tan esinlenerek bu çiçeklere "gladiolus - glayöl" adını vermiştir.









lilyum



bu borazan'a benzeyen çarpıcı çiçekler, insane tarafından bilinen en eski çiçeklerdendir ve anavatanının doğu olduğu sanılmaktadır. yüzyıllar boyunca, hem dini hemde dinsel olmayan her türlü sanat dalı için çok popular bir motif olmuştur.





arslanağzı



bu modası geçmiş ve garip isimli eskilerin favori çiçeği, akdeniz'e has bir çiçektir. latince ismi "antirrhinum"dur ve anlamı hayvan burnudur. bu çiçek için kullanılan diğer isimler: dana burnu, keçi ağzı ve tavşan ağzı'dır.





lale



hayat, aşk ve ölümsüzlük sembolü olan lalenin ortaya çıkması, konfiçyus zamanına dayanır. 1600 lerin sonlarına doğru, hollanda'da lale tohumlarının ücretleri bazen çok değerli metal fiyatlarının dahi üstüne çıktığı olmuştur. tek bir soğanın ücretinin 2000 amerikan dolarının üstünde satıldığı söylenmektedir.

Erkege cicek gondermek

Erkeğe çiçek göndermek

Bir erkeğe hediye seçerken bayanların en merak ettikleri şey erkeğin hediye olarak çiçek aldığında nasıl bir reaksiyon göstereceğidir. american çiçekçileri derneğinin yaptığı bir araştırmaya göre, erkeklerin %60'ından fazlası sevgililer gününde çiçek hediye edilmesinden memnun olacaklarını söylemişlerdir. erkekler bir bayana hangi hedefle çiçek gönderiyorlarsa, yine aynı nedenle kendilerine gönderilmesinden hoşlanırlar, bu neden "takdir edilme" duygusudur. sevdiğiniz erkeğe iş yerinde çiçek gönderildiğini hayal edin. kendisine neden çiçek gönderildiği konusunda esrarlı bir his oluşur ve iş arkadaşları sevdiğiniz erkeği kıskanır ve gıpta ederler.





hepimiz özel olduğumuzu hissetmek isteriz ve bu erkekler için de geçerlidir. erkekler için çiçek seçerken, turuncu, kırmızı, mor, parlak sarı ve altın renkleri üstünde durunuz, zira erkekler parlak ve kuvvetli renklere daha iyi tepki verirler. pastel renkler ve geleneksel efemine dizaynlardan kaçınınız. şayet hangi çiçek türlerinin ideal olduğundan emin değilseniz, işe bir bitki göndererek başlayabilirsiniz.





aynı zamanda, ona ne zaman çiçek göndereceğinizi tayin etmek için, onun size çiçek gönderdiği okazyonları düşününüz. şayet o size, doğum gününüzde veya yıldönümlerinizde çiçek gönderiyorsa, siz de ona aynı okasyonlarda çiçek gönderiniz.





bu günler dışında, sevgililer günü, terfi, babalar günü, veya "içimden geldiği için" gibi vesileler bir erkeğe çiçek göndermek için güzel fırsatlardır.





erkeklerin çoğunluğu kendilerine çiçek hediye edilmesinden hoşlanırlar ve günümüzde kendi evlerine ve ofislerine çiçek satın alan erkeklerin sayısı giderek artmaktadır. erkekler de çalışma masalarının üstünde parlak bir aranjman veya evlerinin antrelerinde mis kokulu çiçeklerden hoşlanırlar.

Ciceklerle gonderebileceginiz mesajlar

Çiçeklerle gönderebileceğiniz mesajlar

Açılış





* hayırlı, uğurlu olması dileğiyle.



* yeni yerinizde hayırlı ve bol kazançlar dilerim.



* yeni iş yerinizi kutlarız.





düğün





* genç çiftlere ömür boyu mutluluklar dilerim.



* yeni çifte mutluluklar.



* mutluluğunuzun bir ömür boyu sürmesi dileğimizle.



* en hoş gününüzde mutluluklar dileriz.





emeklilik





* nihayet boş zamanın oldu, ama sen yerinde duramazsın ki.



* seni unutmayacağız, hoş insan.



* bundan sonraki yaşantında sağlık ve mutluluk dileriz.









teşekkür





* yardımlarınız için teşekkür ederim.



* benim için yaptıklarınıza minnettarım.



* inceliğinizden dolayı teşekkür ederim.



* ilginize sonsuz teşekkürler.





atama-aşama





* başarılarının devamı dileğiyle.



* seni çok seviyor, başarılarının devamını diliyoruz.



* yeni işinizin size mutluluk getirmesi dileğiyle.



* insanı büyük yapan kendi azmi ve sabrıdır. yeni görevinde başarılar dileriz.



* büyük insanlar olmadan büyük işler başarılamaz.



* daha nice başarıları birlikte kutlamak dileğiyle.



* yeni görevinizde başarılar dileriz.



* başarı ve huzur diliyorum. sevgiler.



* aramızdan ayrıldığın için üzgünüz, ama dünyanın sana gereksinimi var.



* iş hayatında başarılar dilerim.



* yeni işinde herşeyin gönlünce olmasını dileriz.



* yeni işinde başarılar, yolun açık olsun.



* başarılar ve her daim mutluluklar seninle olsun.



* aramıza hoşgeldin.





sevgiliye





* seni seviyorum.



* yanısıra olamadığım için çok üzgünüm, seni seviyorum.



* seni çok özledim.



* bir şans bir hayat.



* seni çok ama çok seviyorum.



* her şeyin en iyisine layıksın.



* hayat seninle hoş.



* kalbimden, kalbine.





geçmiş olsun





* hastalanman bizleri çok üzdü, acil şifalar diliyoruz.



* geçmiş olsun, en kısa zamanda aramızda olman dileğiyle.



* acil şifalar dilerim.



* en kısa zamanda sağlığına kavuşman dileğiyle.



* geçmiş olsun dileklerimizle.





doğum





* bebeğimize hoşgeldin diyor, sağlık ve mutluluklar diliyoruz.



* kendine ve ufaklığa iyi bak.



* yeni anne babaya mutluluklar dileriz.



* bebeğimize hoşgeldin diyoruz.



* bebeğinizle beraber sağlık ve mutluluk dolu yıllar dileriz.



* allah, analı babalı büyütsün.



* yeni dünyalıya merhaba.



* minik bebeğin yanaklarından ileriki günlerde öpebilmek dileğiyle.





doğum günü





* doğum gününüzü kutlarım.



* nice mutlu yıllara.



* nice senelere.



* doğum gününü kutlar, mutluluklar dilerim.



* yeni yaşında sevdiklerinle birlikte olmanı diliyoruz.





tebrik





* yeni yılınızı kutlarız.



* hep birlikte nice yıllara.



* birlikte daha nice uzun yıllara.



* mutlu seneler.



* başarılarının devamını dileriz.



* dünyanın en hoş annesine sevgiyle.



* mezuniyetini kutlar, ileriki yaşamında başarılarının devamını dilerim.



* hayırlı bayramlar diler, mutlu ve sağlıklı daha nice bayramlar geçirmenizi temenni ederiz.



* bayramda yanınızda olamadığımız için üzgünüz, dileriz bu çiçekler size bizi anımsatır.



* iyi bayramlar.

Salon bitkileri

Salon bitkileri

Salon bitkilerinin bakımı için bir takım aletlere gereksinim vardır.



* saksı ve altlığı



* sulama kovası



* sprey (nemlendirmek için)



* gübre



* yosunlu destek çubuğu



* bahçe makası



* parlatıcı sprey



* zararlı ve hastalıklar için ilaç



salon bitkilerinizin suya olan gereksinimini parmağınızı 2 cm kadar toprağa batırarak anlayabilirsiniz. kuruysa sulamak gerekmektedir. kış mevsiminde çiçeklerin dinlenmesi için daha seyrek sulama yapılması gerekmektedir.



bitkilerin yapraklarını ayda bir kez nemli bir süngerle temizleyebilirsiniz. parlatıcı sprey, büyük yapraklı bitkilerde kullanılabilir ancak, afrika menekşesi, aşk merdiveni ve çiçekli, tüylü yapraklı bitkilerde hiçbir vakit kullanılmaz.







çiçeklerimizin saksı değişimi en iyi bahar aylarında olur. bitki kökleri saksıdan dışarıya çıkmış ve toprak çabuk kuruyorsa saksı değişimi yapılmalıdır. bunun için lazım olan, değiştirilmesi gereken saksıdan bir büyük saksı ve bir miktar topraktır.



yeni saksının içerisine bir kaç taş, bir miktar kum ve üstüne gübreli toprak koyduktan sonra eski saksıdaki çiçeğin toprağını dağıtmadan yeni saksıya yerleştiriniz ve yan boşlukları toprakla doldurunuz.



saksıya çiçeği ve toprağı iyice yerleştirdikten sonra, ideal yerleşim yerine koyarak derhal sulamayı yapınız. saksı değişimini yaparken, bahçeden aldığınız toprağı değil, iç mekan bitkileri için hazırlanmış karışım toprağı tercih ediniz.



karşılaşabileceğiniz sorunlar



yapraklarda sararma: bilhassa kışın saksı toprağının gereğinden fazla nemli tutulması, bitkinin fazla sulanması ve aşırı güneş altında ışığa maruz kalması buna sebep olabilir.



yaprak dökülmeleri: çiçekli haldeyken bitkiye çok su verilmesi, saksı toprağının çok nemli tutulması, aşırı derecede kurutulması veya ani sıcaklık değişikliği yaprak dökülme nedenlerindendir.



tomurcuk dökülmesi: saksı toprağının çok nemli tutulması, fazla kuru olması, çiçeğin yerinin sık değiştirilmesi ve yoğun karanlık tomurcukların dökülmesine sebep olur.



kök ve gövde çürümeleri: toprağın fazlaca nemli tutulmasından kaynaklanır.



yapraklardaki kahverengi yanıklar: püskürtme yapıldıktan sonra, güneşin bitkinin üstüne doğrudan gelerek yaklaşmasından kaynaklanır.



salon bitkilerinin satın alınması ve yerleştirilmesi



evimiz ya da büromuz koşullarına ideal süs bitkilerini tercih etmemiz ve bitkilerimizi sağlıklı yetiştirebilmemiz için bir takım bilgilere ihtiyacımız vardır.



bunun için, çiçeğin çiçekçiden satın alınmasından, evde ya da büroda ideal yere yerleştirilmesine kadar dikkat edilmesi gereken kurallar vardır.



çiçeğin çiçekçiden satın alındıktan sonra, gideceği yere soğuk, rüzgar ve yakıcı güneş ışığından korunarak ulaştırılması gerekmektedir.



çiçeğin yerleştirileceği mekana gelince; çiçeklerin hoşlandığı ve hoşlanmadığı ortamlar vardır. satın aldığımız çiçeklerdeki açıklayıcı etiketlere göz atarsak çiçeklerin nasıl ortamlardan hoşlandığını görürüz.



salon bitkilerini yerleştirirken dikkate alınması gereken 3 önemli nokta vardır.



1. ışık: birçok bitki doğrudan güneş ışığına maruz kalmak istemez. yaz aylarında kuzey yönündeki pencere önleri daha ideal ışık verir.



2. nem: ince yapraklı bitkiler, genellikle neme ihtiyaç duyarlar ve banyodan hoşlanırlar. kalın ve dolgun yapraklılar da daha kuru mekanları tercih ederler.



3. ısı: bitkiler, gelişme dönemlerinde hareketsiz ısı arzu ederler. soğuk havalarda bitkileri soğuktan etkilenen kapı ve pencere kenarlarında bırakmamak gerekmektedir.

Cicekler ve burclar

Çiçekler ve burçlar

Sümbül / koç



koçun vakti ilkbahardır. bu dönemde sümbülün çiçekleri ile mutlu olur. yumuşak pembe, mavi, mor ve beyaz renkler onu büyüler. ilkbahar çiçeklerini genelde kışın evde ve camın önünde yetiştirir. böylece onlarla haftalarca mutlu olabilir.





gül / ikizler



ikizlerin sembolüdür. çiçeklerin kraliçesi bilhassa ikizleri tesirler. ikizler yalnızca onun alımlılığını değil onun nasıl yetiştirileceğini de bilir. bakımı ve diğer işlerine de hakimdir.





orkide / aslan



yükseği seven aslan çiçeklerde de gösterişli olanlarını sever. orkide bu sebeple favorileri arasındadır. büyüleyici ve alışılmadık renkler onu fazlasıyla tesirler. egzotik güzelliği ile bitkiler ailesinin en büyük üyelerinden olup 25. 000 den fazla vahşi büyüyen çeşidi vardır.







dalya / terazi



çok şık olan terazi barok güzelliğe sahip dalyaları tercih eder. basit, yarı veya tam dolu dalya türleri farklı renkli ve yapraklıdır. çeşitleri her geçen yıl artmaktadır.





zambak / yay



güzel biçimi ve güzel kokusu ile yayı büyüler. ilk seçimi beyaz kral zambağı olsa da kırmızı ateş zambağı alaca renkli türk zambağı ona mutluluk verir.





kardelen / kova



kardelen kıştan sonra öncelikle açan çiçeklerden biridir ve ilkbaharın gelişini haber verir. mutlu kova, çimenleri parlak renkleri ile dolduran ve daha şubat ayında etrafa hoş kokular yayan bu çiçeği çok sever.





lale / boğa



yaşama sevinci ile dolu olan boğa, canlı renklere sahip çiçekleri sever. laleler içerisinde en geniş seçeneğe sahiptir. değişik tonlarda bulunduğu gibi farklı biçimlerde de elde edilebilir. şayet bir bahçesi yoksa laleler ile dolu bir vazo da yeterli olacaktır.





akdeniz lalesi / yengeç



akdeniz'den gelen anemon kuvvetli renkleri ile yengeci büyüler. yengecin yaşam tarzında olduğu gibi anemonlar da kendilerine özgüdür. rahatsız edilmeden ufak gruplar durumunda yetişirler. ufak veya taşlı bahçelerde.





margit / başak



bakımının kolay ve her yere uyması sebebiyle margit başak için ideal çiçek dostudur. renkli ve parlak beyazı ile dikkat çeker. başağın balkonda veya bahçedeki seçimi renkli türleridir.





eşek dikeni / akrep



akrepler hareketi sever ve her boş zamanlarında gezi ve yürüyüşler yapar. bu esnada dağlarda bulunmakta olan dikenlerin güzelliği ilgisini çeker. centiyane gibi diğer dağ çiçekleri de onu büyüler.





amaril / oğlak



çalışkan oğlak uzun boylu amarilleri sever. ilk seçimi kırmızı çiçekli çeşididir. kendisi gibi ona da itina gösterir ve gelecek yılda da çiçek açmasını temin eder.





nergis / balık



ilkbaharda balığın doğumu ile sarı renkli nergislerin de çiçekleri açar. ilkbahar çiçeği ünvanı ona ilişkindir. bilhassa trompet nergisi parlak sarı rengi ile büyüleyicidir.

Ciceklerin anlami

Çiçeklerin anlamı

Açelya



benim için kendine iyi bak, ılımlılık, kırılgan tutku





karanfil



büyülenme, ilahi aşk





krizantem



sen çok iyi bir arkadaşsın, neşelilik, güleryüzlülük ve huzur





dafodil



saygı, hürmet, karşılıksız aşk, sen teksin





papatya



saflık, sadık aşk, iffet









glayol



bana bir miktar izin ver, ben gerçekten samimiyim



(gladyatörlerin çiçeği)





iris



arkadaşlığın benim için çok şey söylüyor, inanç, ümit, hikmet, bilgelik, yiğitlik, cesaret





lale



kusursuz aşk





beyaz lilyum



saflık, görkem, bakirelik





sarı lilyum



etekleri zil çalmak

Cicek hikayeleri

Çiçek hikayeleri

Gül yaprağı



uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. burada geçerli olan incelik; anlatmak dilediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda gelişi hoş bir tokmak, çan veya zil yoktu. bir müddet sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. budist bir müddet kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içerisindeki suyun üzerine bıraktı. gül yaprağı suyun üzerinde yüzüyordu ve su taşmamıştı. içerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı...





hercai









çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar, her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine;





"biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki tüm doğa bize ilişkin olsun" der. ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.





biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. o gün bügündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de hercai denilir. işte bu sebeple hayırsız sevgiliye hercai diye hitap edilir.





kırmızı gül





bir ülke varmış eskiden. ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş, tüm güller beyaz renkteymiş. bir de birbirlerini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış... birbirlerine çok yakışıyorlarmış. kız çok hoş delikanlı ise çok yakışıklıymış. delikanlı bu kız için her şeyi yaparmış. kız ise bir koşul koymuş ortaya:





"bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim". delikanlı çok üzülmüş bu koşula, çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok. sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. bülbül dinlemiş genci. ve en sonunda;





üzülme delikanlı, yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin... onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın. " demiş. çocuk buruk halde ayrılmış ordan. ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe beyaz güllerle dolu sadece en ortada kırmızı bir gül! delikanlı bir miktar şaşkın, bir miktar heyacanlı, bir miktar mutlu koşup gitmiş gülün yanına... ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş. bülbül yerde, kendini, dikeniyle öldürmüş olduğu gülün derhal dibinde cansız yatıyormuş... delikanlı, kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı 'kırmızı gülü' alıp kızın yanına gitmiş.





kız, arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı bir gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. ama delikanlı; 'benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu ? diyerek oradan ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş... birilerinin mutluluğu hiçbir vakit başkalarının mutsuzluğu olmamalı...





sedef susuz kaldı





mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. adam inatçı bakışlarla suskun. nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını... ve hakim tokmak vuruşuyla, sözü yaşlı kadına verdi, hakim... "anlat teyze neden boşanmak istiyorsun ?" yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kasılmış sesiyle konuşmaya başladı. "bu herif yetti gari, 50 yıldır beni yaşamdan... "





sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın peşinden. çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti ? herkes onu dinliyordu.





yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: "bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim.. o bilmez... 50 yıl önceydi... o çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm... yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim... bir müddet sonra çiçek kurumaya başladı. o vakit adak adadım... her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye.. iyi gelirmiş dedilerdi.. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp, bir kere de bu çiçeği ben sulayım demedi... ta ki geçen geceye kadar.. o gece takatim kesilmiş.. uyuyakalmışım... ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim... hayatımı, umudumu her şeyimi verdim... ondan hiçbir şey göremedim... bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim... onsuz daha iyiyim, yemin ederim. "





hakim, yaşlı adama dönerek; "diyeceğin bir şey var mı baba ?" dedi. yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi; "askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... fadime'mi de orada tanıdım... sedefleri de... ona en hoş çiçeklerden buketler verdim. o çiçeklerle doludur bahçesi.. kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi... ilk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu doktora götürdüm... doktor çok uzun müddet uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi... her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... doktoru pek dinlemedi bizim hatun... lafım geçmedi.. o günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... ben ona 'gece sularsan geçer" dedim... adak dilettim... her gece onu uyandırdım. ve onu seyrettim.. o sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. her gece o çiçek ben oldum sanki... ona bu sebeple tapabilirdim... " dedi adam, o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle... "her gece o yattıktan sonra uyandım... saksıdaki suyu boşalttım.. sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey... geçen gece de, yaşlılık, ben de uyanamadım... uyandıramadım. çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu yine azabilirdi... suçlandım.. sesimi çıkartamadım.. " o an mahkeme salonunda her şey sustu...





çiçek ve su





günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. ilk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum. tabi ki vakit gereklidir birbirini tanımak için. gel vakit, git vakit çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içerisine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. ilk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar "sırf senin hatırın için ey su" diye...





öyle vakit gelir ki, artık su da içerisinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar, zanneder ki, çiçeğe aşık oldum ama su da ilk defa aşık oluyordur. günler ve aylar birbirlerini kovalar ve çiçek acaba "su beni sevmiyor mu ?" diye düşünmeye başlar. çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... oysa çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. çiçek, suya "seni seviyorum" der. su, "ben de seni seviyorum" der. aradan vakit geçer ve çiçek yine suya "seni seviyorum" der. su, sabırla "ben de" der. çiçek sabırlıdır, bekler, bekler, bekler... artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa. ve son kez suya "seni seviyorum" der. su da ona "söyledim ya ben de seni seviyorum" der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. hastalanmıştır çiçek artık. rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. yataklardadır artık çiçek, su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine.. bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki "seni ben, gerçekten seviyorum". çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir hekim çağırır "nedir sorun" diye... hekim gelir ve muayene eder çiçeği. muayeneden sonra şu biçimde der hekim "hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden bir şey gelmez". su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar hekime "hastalığı nedir" diye. hekim, yukarıdan aşağıya bir bakar suya ve der ki: "çiçeğin bir hastalığı yok dostum... bu çiçek yalnızca susuz kalmış, ölümü onun için" der. ve anlar ki artık su, sevgiliye yalnızca "seni seviyorum" demek yetmemektedir...





nergis ilkesi





sizi düşüncelere sevk edecek bir öykü





kızım defalarca telefon edip, "anne, zamanları geçmeden gelip nergisleri görmelisin" demişti. esasında gitmek istiyordum, ama laguna'dan arrowhead gölü hemen hemen iki saatlik araba mesafesindeydi. bir miktar gönülsüzce, "haftaya salı geleceğim" diye söz verdim. çünkü bu üçüncü telefon edişiydi.





ertesi salı yağmur ve soğukla birlikte geldi. ama ne çare, söz vermiştim bir kere ve bu sebeple arabaya atlayıp gittim. carolyn'in evine girip kızımı kucakladıktan ve torunlarımla hasret giderdikten sonra dedim ki, "nergisleri boş ver carolyn! yol sisten görünmüyor. zaten şu anda seni ve çocukları o kadar çok özlemiş durumdayım ki bir metre daha araba kullanmayı düşünmüyorum! "





kızım sakince gülümsedi ve "biz her zaman böyle havalarda araba kullanıyoruz, anneciğim" dedi. bense, "hava açılmadan dünyada tekrar yola çıkmam. o vakit da doğru evime döneceğim! " diye kararlı bir biçimde konuştum. carolyn, "arabamı almak için beni garaja kadar götürebileceğini düşünmüştüm" deyince "ne kadar mesafede ?" diye sordum. "sadece birkaç yüz metre ötede" dedi carolyn. "tamam o vakit, götürürüm. nasılsa bu kadar yola alışığım" dedim. yola çıktıktan birkaç dakika sonra "nereye gidiyoruz biz ? bu yol garaj yolu değil! " diye sordum. carolyn gülerek, "garaja uzun yoldan gidiyoruz" dedi. "nergislerin yolundan. " "carolyn! " dedim sert bir sesle, "lütfen geri dön. " "tamam anne", dedi carolyn, "inan bana; bu fırsatı kaçırırsan kendini hiçbir vakit bağışlamazsın".





yirmi dakika kadar sonra ufak bir çakıl yola saptık ve ileride bir kilise gördüm. kilisenin diğer ucunda elle yazılmış "nergis bahçesi" yazısı vardı. arabadan çıkarak her birimiz bir çocuğun elinden tuttuk ve patikadan aşağı doğru yürüyen carolyn'i takip etmeye başladım. patika yolun dönemeç yaptığı yeri döner dönmez gördüklerim karşısında nefesim kesildi. dünyanın en göz alıcı görüntüsü gözlerimin önünde uzanıyordu. sanki birisi koca bir kazan dolusu altını alıp dağın zirvesinden aşağıya, yamaçlarına doğru boca etmişti. çiçekler görkemli bir biçimde, helezonlar durumunda, koyu turuncu, beyaz, limon sarısı, somon pembesi, hardal ve krem, rengarenk, adeta kurdeleler gibi ardarda dizilmişlerdi. aynı renkteki çiçekler bir arada ekilmiş olduğundan, her biri kendi rengindeki bir ırmağı andırırcasına akıp gidiyordu.





beş dönüm çiçek vardı. "fakat, tüm bunları kim yaptı ?" diye sordum. carolyn'e. "sadece bir tek kadın" diye cevapladı, "kendisi de burada yaşıyor; burası onun evi". bütün o ihtişamın ortasındaki ufak ve mütevazi, iyi bakılmış, a biçimindeki bir evi gösterdi. eve doğru yürüdük. evin girişindeki bahçede bir tabela gördük.





"cevaplayabildiğim kadarıyla soracaklarınızın yanıtları" yazıyordu tabelada. ilk yanıt basitti, "50. 000 çiçek soğanı" diyordu. ikinci yanıt, "hepsi teker teker, bir kadın tarafından. iki el, iki ayak ve azıcık akıl ile". üçüncüsü, "1958'de başlandı" idi. işte bu, nergis ilkesi buydu. o an benim için hayatımı değiştirecek bir deneyim oldu. hiç görmemiş olduğum bu kadıncağızı düşündüm, aşağı yukarı kırk yıl önce bu işe koyulan, her keresinde bir çiçek soğanı ekerek, görülmesi bile zor bir dağa göz zevkini ve neşesini getirmiş olan o kadını. ama, her keresinde tek bir çiçek soğanı ekerek, yıllar boyu süren çabası sonucunda dünyayı değiştirebilmişti. bu bilinmeyen kadın, içerisinde yaşadığı dünyayı edebiyen değiştirmişti. tarifi zor bir büyülü ortam, hoşluk ve ilham yaratmıştı.





onun nergis bahçesinin öğrettiği ilke, en fazla bilinen prensiplerden biriydi. yani, amaçlarımıza ve arzularımıza doğru her keresinde bir adım atarak -daha çok ufak birer adım atarak- ulaşmayı öğrenmek, bir iş yapmayı sevmesini öğrenmek ve vakit birikiminin nasıl kullanılacağını öğrenmek.





zamanın ufak parçacıklarını küçük günlük çabalarımızla çarptığımız vakit, kendimizin de muhteşem şeyler yapabileceğimizi görürüz. biz de dünyayı değiştirebiliriz. "yine de bu beni bir miktar üzüyor" dedim coralyn'e. "düşünüyorum da, otuz beş-kırk yıl önce böyle hoş bir hedefle ben yola çıkmış olsaydım, şu anda ne kadarına ulaşmış olabilirdim acaba ?" kızım, günün anlamını, kendine has tavrıyla kısaca, "bunu öğrenmeye derhal yarın başla! " diyerek özetledi.





dün kaybettiğimiz saatleri düşünmenin hiçbir faydası yok. pişmanlığımızın nedenlerinden bahsedeceğimize kutlanacak bir ders almak istiyorsak, "bunu bugün nasıl işe yarar hale getirebilirim ?" sorusunu sormamız yeterlidir.





anneler günü





amerikan iç savaşı'nın başladığı tarihlerde marie jarvis isimli bir kadın çeşitle eyaletlerde anneler klübü ismi altında organizasyonlar kurdu. bu organizsayonların hedefi, hangi taraftan olursa olsun iç savaş'ta yaralanan askerlere yardım etmek, onları tedavi etmekti. jarvis'in 4 oğlu bu savaş sırasında öldü. savaştan sonra 1865 yılında jarvis, annelerin kardeşliği günü adında bir kutlama organize etti. bu kutlamanın hedefi farklı politik görüşlere sahip komşuların birbirleriyle kaynaşmalarını sağlamaktı. çok başarı belirten olan bu organizasyon, 1961 yılını takip eden yıllarda da tekrarlandı.





anneler gününün resmi olarak kutlanması





jarvis 9 mayıs 1905 tarihinde öldüğü vakit, kızı anna, annesinin hatırasını onurlandırmaya karar verdi. 12 mayıs 1907 tarihinde kilisede annesinin anısına bir tören düzenlenmesini sağladı. takip eden yıl boyunca politikacılara ve rahiplere mektuplar yazarak bu günün gelenekselleştirilmesi isteğinde bulundu. 10 mayıs 1908 pazar günü kiliselerde jarvis'i anlatan vaazlar verildi. aynı yıl içerisinde mayıs ayının ikinci pazar gününün amerika'daki bütün eyaletlerde anneler günü olarak kutlanmasına karar verildi. artık anneler günü resmi bir gün olmuştu.





anneler günü'nün olmazsa olmaz hediyesi, o tarihten beri hep çiçekler oldu. yine de bazı ticari çevreler, bu potansiyeli kullanmak, insanoğlu'nun en kutsal duygularını istismar etmek için tüketicileri en pahalı hediyelere yöneltti. ancak anne kalbi asla aldığı hediyenin değerini düşünmez. onun için önemli olan hatırlamış olmaktır ve çiçekler anneler için her zaman yeterli olacaktır.





anneler gününün yol açtığı ticari çılgınlık anna jarvis'i de derinden sarstı. anneler günü, amacının çok ötesinde bir duruma gelmişti. 1923 yılında jarvis, anneler günü kutlamalarının iptal edilmesi için dava açtı. sonraki yıllarda yine anneler günü'nün iptal edilmesi için washington'a kadar yürüdü. fakat başarı belirten olamadı. 1948 yılında ölmeden kısa bir müddet önce yaptığı ropörtajda anneler günü'nü başlattığı için çok üzgün olduğunu söyledi.





anneler günü, artık derhal tüm dünyada kutlanan bir gün. iletişimin inanılmaz boyutlara ulaştığı, yaşamın baş döndürücü bir hızda sürdüğü günümüzde ticari bir yozlaşma söz konusu olsa bile, yılda bir günün annelerimize ayrılmış olması, onların gerçek değerini hatırlamamız açısından çok önemli. anneler günü olmasaydı, hayatın yoğun temposu içerisinde belki de hiç hatırlamazdık annelerimizi.





sevgililer günü





sevgililer günü'nün başlangıç tarihi eski roma imparatorluğu zamanına uzanıyor. eski roma'da 14 şubat günü tüm roma halkı için önemli bir gündü. çünkü bu günde roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan juno'ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. juno bundan başka roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. bu günü takip eden 15 şubat gününde ise lupercalia bayramı başlıyordu.





bu bayram, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. bunun sebebi ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal neticesi olarak bir birliktelik hayata şansı olmayan bu gençler, yalnızca bu bayram süresince bile olsa birbirinin partneri oluyorlardı.





hangi genç bayanın hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve lupercalia bayramı'nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. romalı genç kızlar, isimlerini ufak kağıt parçalarının üstüne yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek üstünde hangi kızın ismi yazıyorsa o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram müddetinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.





imparator 2. claudius, roma'yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. onun için en büyük sorun, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. ona göre bu durumun tek nedeni romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. işte bu sebeple, roma'daki bütün nişan ve evlilikleri kaldırdı.





aziz valentine de claudius'un hükümdarlığı vaktinde roma'da yaşayan bir papazdı. kendisi gibi papaz olan aziz marius ile birlikte claudius'un yasağına karşın gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. ancak imparator bu durumu bir müddet sonra öğrendi. aziz valentine, insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. milattan sonra 270 yılının 14 şubat'ında hiristiyan şehitliğine gömüldü.





aynı zamanlarda roma'daki putperestler, şubat ayı içerisinde kutlanan lupercalia bayramı'nı kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seromoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar.





hiristiyan kilisesi'nin ilk kurulduğu yıllarda hizmet veren papazlar, bu törenlerin, bilhassa de evlenmemiş gençlerin putperestler ile birlikte anılmasından rahatsız oldukları için bir çözüm buldular. bu gençlerin isimlerinin azizlerle birlikte anılmasını diledikleri için lupercalia bayramı'nın başladığı günü aziz valentine günü olarak kutlamaya başladılar. o gün bugündür her yılın 14 şubat'ı "sevgililer günü" olarak kutlanmaya devam ediyor ve yeryüzünde kadın ve erkek beraber olduğu sürece de kutlanmaya devam edecek gibi.

Vazoda cicek bakimi

Vazoda çiçek bakımı

Çiçekçiden alınan çiçeklerin, vazoya yerleştirildiği vakit, suyun altında kalacak olan yapraklarını kopararak temizleyiniz.





çiçeklerin saplarını, sapın içerisine hava girip su alımını engellememesi için, su dolu bir kabın içerisine koyunuz ve sulanan sapların uçlarını 2 cm kadar bıçak ya da makasla kesip, derhal vazoya yerleştiriniz.





çiçeklerin konulacağı vazoya suyu su filtresinden koymayınız. vazoya konan çiçeğin ömrünü uzatmak için, bir litre su içine 1 çorba kaşığı şeker koyabilirsiniz.





güllerinizin saplarını kesip, vazoya yerleştirdikten sonra, olasıysa serin ve karanlık bir oda ya da buzdolabında kendilerine gelmelerini bekleyiniz.









eğer satın aldığınız aranjman, çiçekçiniz tarafından gözenekli ve süngerimsi, bir malzemeye(oasis) çiçekler saplanması ile yapılmış ise, çiçek saplarının dibe kadar saplanmış olmalarından emin olunuz ve aranjmana su ekleyiniz.





aranjmanınızı serin ve doğrudan güneş ışığı olmayan ve hava cerayanına maruz kalmayan bir yere koyunuz.





güller susayan çiçeklerdir. vazodaki suyun devamlı dolu olmasına dikkat ediniz.





eve gelen lilium'lar hafif açıldıktan sonra, içlerindeki polen kesesi kesilip çıkarılmalıdır. bu lilium'un ömrünü uzatır. aynı zamanda polenden leke bulaşmasını engeller.

Gubreleme

Gübreleme

Tüm kültür bitkileri gibi iç mekan süs bitkileri üreticiliğinde de amaç nicelik ve meziyet yönünden yüksek ürün elde etmektir. bu hedefe ulaşmak için alınan kültürel tedbirlerin başında gübreleme gelmektedir. bitkiler yaşamların sürdürebilmek için bazı besin maddelerini mutlaka almak mecburiyetindedir. bazı elementler vardır ki, bunlardan birisinin yokluğunda bile bitkiler olağan gelişmelerini göstermez ve bunlardan gelişi hoş birisinin yerini bir başka element dolduramaz. bitkilerin yapısında fazlaca bulunmakta olan ve bitkiler tarafından çok oranda gereksinme duyulan elementlere "makro elementler" adı verilir. c, h, n, o, p, k, ca, mg, s bu gruba girer. çok az miktarı bile bitkilerin gereksinmelerini karşılamaya yeten ve bitki bünyesinde çok az bulunmakta olan elementlerden " esas bitki besin maddeleri " olarak biline n, p, ve k bitkisel organizmada fazla kullanıldığından, toprakta noksanlığına en fazla karşılaşılan bitki besin maddeleri olmaktadırlar. günümüzde dünyada ve ülkemizde üretilen ticaret gübreleri genel olarak bu üç bitki besin maddesini içermektedir.





ticaret gübreleri :



1. azotlu



2. fosforlu



3. potasyumlu ve bu üç besin maddesinde ikisini veya üçünü belirli miktarlarda kapsayan



4. kompoze (karışık) gübreler olarak gururlandırılırlar.





çiçekler ne zaman gübrelenmeli:





bir süs bitkisi bir saksıya ve ya bahçeye dikildiği vakit gübre de verilir. fakat bu bitkiye uzun vakit yetmez. bitkilerin gelişmelerinin en çok olduğu vakit ilkbahar ve yaz aylarıdır. o halde bu sürelerde bitkileri tertipli olarak gübrelemek gerekmektedir sonbahar ve kış aylarında bitkilerde gelişme yavaşlar, hatta dinlenmeye çekilirler. bu müddet içerisinde gübre vermeye gerek yoktur. soğanlı, yumrulu, rizomlu çiçeklerin çiçeklenmeden önce bol bol gübreye gereksinimleri olur.

Cicek ve bitki hastaliklari

Çiçek ve bitki hastalıkları

Kırmızı örümcek mite' ları: yaprakların alt yüzeylerinde bulunmakta olan ufak, sarı, kahverengi veya kırmızı kurtçuklardır. ince örümcek ağları üretirler. kuru ortamı severler. nemliliği artırmak amacıyla bitkiyi sıkça spreyleyin.





kabuk böcekleri: yapraklara ve gövdeye yapışmış gibi duran ufak sert kabuklu,kahverengi, sarı böceklerdir. böcekleri ılık sabunlu su ile temizleyip durulayın.





küf: yapraklarda ve gövdede meydana gelen beyaz pudra benzeri oluşumlardır.



mantar ilacı (fungicide) ile spreyleyin.





beyaz sinekler: güveye benzer ve rahatsız edildiğinde uçuşan ufak beyaz böceklerdir. bütün bitkiyi ılık sabunlu suya batırın ve sonra durulayın.





yeşil veya siyah sinekler: bitkinin büyüyen uçlarında koloni oluştururlar.



yok etmek için arap sabunu köpürtün ve bununla bütün bitkiyi yıkayın ve durulayın.





botrytis: yaprak, çiçek ve gövdede bulunmakta olan gri küftür. bitkiyi daha kuru bir ortama alın ve hava akımını artırın. ölü çiçek ve yaprakları tertipli olarak ayıklayın. problem devam ederse mantar ilacı kullanın.





mealy bugs: yaprakların altında ve gövdede bulunmakta olan minik yün yumaklarına benzer oluşumlardır. pamukçuk gibidir. ispirto (metil alkol) ya batırılmış bir pamukla siliniz.

Saksi degistirme

Saksı değiştirme

Saksı değiştirme işlemi, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde önemli bir yer kaplar. bitkiler, yetiştiricinin luzumsuz yere bitkinin saksısının değiştirilmesi ve ya saksı değiştirmeyi tam bilmemesi nedeniyle zarar görmektedir.





içersinde belirli oranda toprak bulunmakta olan kaplarda (sözgelişi saksı, kasa, çanak vb. gibi) yetiştirilen süs bitkilerinin bir müddet sonra varolan bitki besin maddeleri beslenme neticesi azalır. saksı değiştirmeyi gerektiren başka önemli neden de, bitkinin toprak üstü kısmı ile birlikte köklerinin de gelişmesi ve saksının zaman geçtikçe yetersiz duruma gelmesidir.





saksı değiştirme sırasında genel bir kural, yeni saksının eskisine oranla bir boy daha büyük tutulmasıdır. daha büyük saksı kullanılması hem luzumsuz hem de sakıncalıdır. çünkü, büyük saksılar fazla yer kaplarlar; bundan başka, bitki köklerinin saksı toprağını tümüye kaplayacak şekilde gelişmesi uzun vakit alır. bu konunun doğru uygulaması sanıldığından çok daha önemli neticeler vermektedir. dolayısıyla, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde, bilhassa son yıllarda oldukça ufak saksılar kullanılarak,saksı harçlarının sıvı gübrelerle desteklenmesi ilkesi yerleşmiş bulunmaktadır. saksı değiştirme sırasında köklere ve bu arada bütün bitkiye toplu bir görünüş kazandırmak, bitkinin alt kısımlarında oluşabilecek çıplaklaşmaları önlemek hedefi ile sürgün ve ana dallarda budama yapılabilir. ancak bazı bitkilerin budamaya karşı hassas oldukları unutulmamalıdır. kök budaması ise uçlarının canlılığını yitirdiği veya kök sisteminin aşırı geliştiği durumlarda söz konusudur. böyle durumlarda kökler keskin bir bıçakla hafifçe budanır. plastik saksılarla toprak saksılar arasındaki en önemli farlılık gözenekliliktir. plastik saksılar gözeneksizdir. toprak saksılar ise, yapım tekniklerine bağlı olarak farklı miktarlarda gözenek içerirler. bu da, arada bazı değişiklikler olmasına yol açar. saksı değiştirme sırasında yapılacak işlemler şu biçimde sıralanabilir:







· saksısı değiştirilecek olan bitkinin toprağı hafifçe nemlendirilir.





· bitkinin kök boğazı sol elin yüzük parmağı ile orta parmağı arasına alınır.





· bu arada sol elin avuç içi saksı toprağını tutar ve saksı ters çevrilerek kenarı sert bir yere hafifçe vurulur. böylece bitkinin kök yumağının saksı kenarından basitçe ayrılması sağlanmış olur. sağ elle saksı kenarından basitçe ayrılması sağlamış olur.





· sağ elle saksı çıkarılır ve bu esnada toprağın dağılmamasına itina gösterilir. daha önce belirtildiği biçimde kök ve gövde budaması yapılır. bundan sonraki işlem yeni saksının dikim için hazırlanmasıdır.





· saksının dip kısmındaki akıtma deliği üstüne ufak bir saksı kırığı konur. böylelikle sulama sırasında toprağa verilen suyun fazlası bu delikten dışarı akar. saksı dibinde akıtma deliğinin bulunmaması veya bu deliğin kapanması halinde kökler fazla sulama ile kısa zamanda çürürler. iyi drenaja ihtiyacı olan bitkilerde ise, saksı dibinde önce saksı kırıkları veya ufak çakıllardan bir drenaj tabakası oluşturulur.





· yeni saksıya dikim sırasında bitki sol el ile saksı ortasına gelecek şekilde ve istenilen yükseklikte tutulur. bitkinin eskisine oranla daha derin veya yüzeyse dikilmemesine dikkat edilmelidir. ancak, bu kuralın tersine bazı bitkiler devamlı bir miktar daha derine dikilir.





· sağ elle kök yumağı ile saksı arasında kalan boşluğa yeni hazırlanan harç doldurulur ve boşluk kalmaması için harç çepeçevre parmakla bastırılır. daha sonra saksı tabanı üstünde birkaç kez masaya vurularak harcın iyice oturması sağlanır.





· saksı tümüyle toprakla doldurulmamalı sulama payı olarak saksı kenarı üst seviyesi ile toprak yüzeyi arasında 1. 5 cm dolayında bir boşluk bırakılmalıdır.





· işlem bittikten sonra bitkilere önce toprak tümüyle nemli duruma gelinceye değin su verilir. daha sonraları az su verilmeli, ama sıkça su püskürtülmelidir. saksısı yeni değiştirilmiş bitkiler, ışık seven nitelikte olsalar bile, başlangıçta direkt güneş ışığı altında bırakılmamalı, yarı veya hafif gölge yerlerde bulundurulmalıdırlar

Sulama, puskurtme ve havalandirma

Sulama, püskürtme ve havalandırma

Sulama :





bitki yetiştirirken en önemli konulardan biri sulamadır. bitkilerin ne kadar sık sulanması gerektiği de en fazla sorulan sorulardan biridir. bu konuda etkili olan etmenlerini özetlersek:



· bitki çeşidi en önemli etkendir. mesela, kurak ortamda yaşayan ve dokuları içerisinde bol su depo eden kaktüsler ve sukkulent (etli) bitkiler; palmiyeler, eğreltiler ve siklamenlere göre suya daha az gereksinme gösterirler.





· bitkiler aktif gelişme dönemlerinde, dinlenme dönemlerine göre suya daha çok gereksinme duyarlar.



· şayet kökler toprak içinde fazlaca yayılıp bütün saksıyı doldurmuş ise su bitki tarafından basitçe alınır ve topraktaki nem kısa sürede kaybolur. bu taktirde bitkileri sık sulamak gerekmektedir.



· bazı topraklar fazla miktarda su tutar ve daha uzun sürede kururlar. dolayısıyla su tutma kapasitesi düşük olan kumlu topraklarda yetiştirilen bitkileri, humusca zengin tınlı topraklardakine oranla daha sık sulamak gerekmektedir.



· bitkinin güneş ışınları altında, gölgede veya yapay ışık altında olması da topraktaki nem durumunu ve bitkinin su kaybını tesirler. güneş altında veya yapay ışık altında, bitki daha fazla terleme yapacağı için, gölge bir yerdeki bitkiye oranla daha çok suya gereksinme gösterir.







su, bitki için mühimdir, ama aşırı sulama da hiç su vermemek kadar tehlikelidir. önemli olan nokta bitkileri her gün gözlemek ve her akla geldiği vakit değil, suya ihtiyaç gösterince sulamaktır. gerçekten, süs bitkilerinden çoğunun genellikle saksı toprağının kuru tutulmasından çok, devamlı bir biçimde nemli tutulma neticesi zarar gördükleri yetiştiriciler tarafından bilinen bir olgudur. bu ,ise yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan kimselerin bitkiye ne denli bol su verilirse o denli iyi gelişir biçiminde yanlış bir önyargıya sahip olmalarının bir sonucudur.





su püskürtme :





bu konuyla ilgili bitkilerin çoğu tropik ve subtropik kökenli olduğundan sadece topraktaki nem gelişmeleri için yeterli olmamakta, havadaki neminde yeterli oranda olması gerekir. seralarda orantılı hava neminin istenilen kademede tutulabilmesine karşılık, yazın orantılı nemi çok düşük olan veya kışın kaloriferle ısıtma yapılan yerlerde süs bitkilerinin çoğuna sıkça su püskürtülmesi lazımdır. kışın orantılı nemi çok düşük olan, sözgelimi kaloriferle ısıtma yapılan yerlerde bulundurulan bitkilere püskürtülen suyun yaklaşık olarak oda sıcaklığında olması uygundur. sulamada olduğu gibi püskürtmede de kullanılabilecek en ideal su yağmur suyudur.



püskürtme yapılamadığı durumlarda, bitkilerin yapraklarını ıslak bir sünger veya bez ile silerek nemlendirme gerekmektedir.





havalandırma





bitkiler için insanlarda olduğu gibi temiz hava kesinlikle lazım değildir. şayet bitkiler kapalı alanlarda yalnız başlarına yetiştiriliyor iseler, hava değişimi olmaksızın uzun müddet normal bir gelişim gösterebilirler. ancak bulunduruldukları ortamın havası yapay yollarla kirletilirse bitkiler bundan zarar görebilir ve bu nedenle zaman zaman havanın değiştirilmesine ve temizlenmesine (yani havalandırılmaya) gereksinim duyarlar. havalandırma sırasında bazı hususların gözden uzak bulundurulmaması gerekmektedir. bilhassa havanın soğuk dalgalar durumunda direkt bitkilerin üstüne gelmemesi gerekmektedir. bunun için üstteki pencereleri (vasistas) açmak ve ya pencerenin bir kanadını bitkilere soğuk esinti gelmesin diye koruyucu olarak kullanacak biçimde camı açmak ya da iletim sağlanabiliyor ise içerdeki başka bir odanın penceresini açmak iyi olur.

Cicek bakim bilgileri ve onerileri

Çiçek bakım bilgileri ve önerileri

Eğer çiçekleriniz oasis adı verilen çiçek süngerleri içerisinde geldiyse yeteri kadar su koymayı unutmayın. oasis çiçeğin ömrünü uzatan bir maddedir. bundan başka suyun içerisine çiçeklerin ömrünü arttıran vitaminlerden koymak faydalı olacaktır.





kesme çiçekler





çiçekleri keserken çiçek kesme makası veya bıçağı kullanınız ve mutlaka kumaş makası kullanmayınız çiçeğin saplarını suyun içerisinde kesmeye itina gösterin ve kesilen suyun temiz olmasına dikkat edin.





su sıcaklığının 20-25 c derecesinde olmasına dikkat ediniz böylelikle çiçeğinizin ömrünü uzatmış olacaksınız.





kesme çiçeklerde vazo değişimi yapılırken aktarma yapılacak vazo temiz su ile doldurulmalıdır.





çiçeğin suya girecek kısımlarındaki yaprakları temizlemek gerekir. böylece oluşacak bakteriyel kokulardan kurtulmuş olacaksınız.





eğer çiçeklerinizin yaşam süresini uzatmak için özel koruyucular kullanıyorsanız ve suda bakterilerin geliştiğini görüyorsanız ilk yapmanız gereken şey vazonuza yada kabınıza iki günde bir gereksinimi kadar suyu koymak olacaktır. şayet koruyucu kullanmıyorsanız suyu değiştirin, vazonuzun temiz olmasına dikkat edin ve çiçeklerin saplarını günlük olarak kesin.









düzenlenmiş çiçeklerinizi serin yerde tutmanız (özellikle geceleri) gerekir. ısı veren kaynaklardan uzak tutmanız çiçeğinizin ömrünü uzatacaktır.





lale fazla suda durmaması gereken bir çiçektir. vazodaki su miktarı sapın 5 cm kadarının suya değmesine izin verecek kadar olmalıdır.





vazolardaki bakterilerin engellemesi için ve çiçeklerin daha rahat su çekmesi için 1 lt vazoya bir çay kaşığı çamaşır suyu ilave ederek çiçeklerin rahat su almasını temin eebilirsiniz. (metal ve gümüş kablarda bu işlemi yapmayınız)





güller





güller belirli açılarla kesilmesi gereken bir çiçektir. temiz bir bıçakla kesilmesi faydalı olacaktır. bu kesim sırasında kumaş makası kullanmayınız.





güllerin sapları suyun içerisinde kesilmelidir. böylece kesilme sırasında çiçeğin sapının içerisinden hava girmesi önlenmiş olacaktır.





suyun altında kalan yaprakların bakteriyel koku oluşturmaması için saplardaki yapraklardan arındırmak gerekmektedir.





güller bolca su tüketimi yapan çiçeklerdir. günlük olarak gereksinimi olan su miktarınca vazoya ilave yapılmalıdır.





güllerinizi doğrudan güneş ışınlarından, televizyon ısısından, radyatörden, tavan pervanelerinden ve hava akımlarından uzak tutunuz.





güllerin yaşamı için besin maddeleri çok mühimdir.





eğer gülleriniz boyun bükme halinde ise yerini değiştirin ve saplarını suyun içerisinde usulünce kesin. bu işlem sırasında kullanılacak suyun sıcak olması gül için faydalı olacaktır. bu gülde şoklama yapacaktır. bundan başka boyun büken gülleri banyoda üstüne kağıt serip ıslatın. 1-2 saat sonra vazoya yerleştirin..





aranjman yapımı





aranjmanı yapmadan önce koyacağınız kabı ve yeri iyi tespit etmeniz gerekir. yemek masası aranjmanlarını olası olduğunca alçak tutmak faydalı olacaktır, böylece masada oturan kişilerin birbirini görmesi daha kolay olacaktır.





çiçek konulacak kabın iyi tesbit edilmesi gerekir, uzun boylu çiçeklere uzun boylu vazo; kısa boylu çiçeklere kısa boylu vazo; dolgun tarzda yapılacak olan aranjmanlara geniş vazo kullanılması faydalı olacaktır. kısacası çiçeğin büyüklüğü uzunluğu ve hacmi çiçeğin konulacağı kabla orantılı olmalıdır.





çiçekleri koymadan önce kaba konulacak suyun miktarını iyi tesbit etmek gerekir. aksi takdirde fazla konulacak su her çiçek için fayda getirmez, örneğin gerbera gibi çiçekler fazla su içerisinde tutulmamalıdır. kabın ¼ nin su ile dolu olması bu çiçek için yeterli olacaktır.





aranjman yaparken dikkat edilecek bir konu da kullanılan çiçeklerin birbirleriyle uyumudur. çiçeklerin renkleri, boyları, büyüklükleri, yetiştiği iklim önemli olan noktalardır. örneğin, tropik çiçeklerle bu çiçeklere uyumlu olabilecek diğer çiçekler kullanılmalıdır.





evinize gelen buketlerin altında sarılı olan folyo kağıtlarını kaba koymadan önce çıkartmalısınız. aksi takdirde suyun altında oluşucak bakterilerin bu kağıdın içerisinde saklanabileceğini ve çiçeğin suyunu değiştirseniz dahi bu bakterilerin orada korunacağını unutmayın.