?

çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Suyu bebeginize sevdirin

Suyu bebeğinize sevdirin

Hem sizin hem de bebeğinizin hoşlanacağı bir banyo için suyu sevmesini sağlayın ve yıkanma işlemini 5 dakikadan fazla sürdürmeyin.





her konuda ilgi ve sevginize gereksinim duyan bebeğinizin bakımı sırasında karşılaşacağınız problemleri arka arkaya sıralamak gerekirse; banyo 'yaptıramamak' ilk beşte yer alır. kimi vakit su sıcaklığından kimi vakit da yanlış şampuan tercihi nedeniyle bebeğiniz huysuzluk yapabilir.





kış aylarında haftada 2 ya da 3 gün, yaz aylarında ise günaşırı banyo yapılmasını ideal gören uzmanlara göre; itina gösterip, dikkatli davranarak bebeğinize kahkahalar eşliğinde keyifli bir banyo yaptırabilirsiniz...







nasıl mı ?





işte hem sizin hem de bebeğinizin hoşlanacağı türden bir banyonun sırları...





* odanın sıcaklığından emin olun.





* banyo yaptırdığınız yerden kazaya sebep olabilecek elektrikli aletleri ve kırılabilecek eşyaları uzaklaştırın.





* küvete doldurduğunuz suyun sıcaklığının el bileğinize damlattığınızda yakmayacak biçimde veya 36. 5-37 derece olması gerekiyor.





* bebeğinizi yavaş yavaş suya sokun. suyu sevmesini ve banyo yapmaktan hoşlanmasını sağlayın. aniden ağlarsa suyun sıcaklığını kontrol edin.





* bebeğinizi banyoda yalnız bırakmayın. bir şey unuttuysanız onu da yanınızda götürün.











* önce vücudunun ön ve arkasını sabunlayın, daha sonra başını şampuanlayın.





* hekimin önerdiği biçimde göbek bakımını yapın.





* bebeğinizin burnunu ve kulaklarını nemli bir pamukla, kulağın dışta kalan kıvrımlarını ise yumuşak bir bezle temizleyin. kulak kanalına pamuklu çubuk sokmayın.





* ılık suya batırılmış pamukla göz kapaklarını temizleyin ancak her göz için ayrı pamuk kullanın.





* saçlarını yumuşak bebek tarağıyla tarayın.





* saç kurutma makinesi kullanmayın.





* banyo müddetinin 5 dakikayı geçmemesine itina gösterin.

Cocuklar nelerden korkar ?

Çocuklar nelerden korkar ?

Çocukların korkuları, yaş dönemlerine göre farklılık gösteriyor. daha ufak yaşlarda korkuların kaynağı sesken, ilerki yaşlarda somut korkular ortaya çıkıyor.





bunlar:







2 yaş



en çok seslerle ilgili korkular sözkonusu: bilhassa tren, kamyon, gökgürültüsü, sifonun çekilmesi, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesler. karanlık, büyük eşyalar, koyu renk eşyalar ve şapkalar da korku öğesi bu yaştaki çocuklar için...







2. 5 yaş



oyuncağın veya yatağın yer değiştirmesi, annenin uykuya geçişte yanından ayrılması, birinin yan kapıdan girmesi gibi alışagelmişin dışında yapılan hareketler çocuğu korkutabilir.







3 yaş



en çok görsel korkular; karanlık, hayvan, polis, anne babanın gece sokağa çıkması.







4 yaş



gene seslerle ilgili korkular, bilhassa motor gürültüsü. bundan başka karanlık, yabani hayvanlar, annenin evden ayrılışı.







5 yaş







fazla korkulu bir yaş değil. daha çok görsel korkular var. bundan başka daha somut korkular, düşme, bir yerini incitme gibi.







6 yaş



çok korkulu bir yaş. bilhassa seslerle ilgili. kapı zili, telefon, böcek veya kuş sesi. hayalet, cadı korkusu, yatak altında birinin saklanabileceği korkusu. su, ateş, fırtına, anneyi eve gelince bulamama korkusu.







7 yaş



karanlık, bodrum, tavanarası korkusu. gölgeleri hayalet, cadı gibi algılama. okuduklarından, televizyondan, sinemada gördüklerinden fazlasıyla etkilenme, endişelenme.







8- 9 yaş





endişe ve korkular daha az. sudan ve karanlıktan daha az korku. daha gerçekçi korkular var. mesela bir şeyi yapamamak, okulda başarısızlık gibi şahsi endişeler.









çocuğunuz korktuğunda neler yapmalısınız ?



1. korkusuna saygı gösterin.



2. çoğu korkunun geçici olduğunu kendinize hatırlatın.



3. tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce, korktuğu durumdan makul bir müddet geri çekilmesine fırsat tanıyın.



4. korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için küçük adımlarla ona yaklaşın (mesela yükseklikten korkuyorsa, az yüksek yerlere çıkarın, köpekten korkuyorsa köpek yavrusunu sevdirmekle işe başlayın).



5. çocuğunuzun nelerden korktuğunu saptamaya çalışın. saptadığınız şeylerden onu uzak tutmaya çalışın.



6. çocuğunuzun korkusunun yaş seviyesinde çoğu çocukta görülen korkulardan olup olmadığını test edin. yaş seviyesinde sık sık görülen bir korkuysa geçeceğini düşünüp olayı hafife alabilirsiniz. korkusu aşırıysa ve geçmiyorsa bir uzmanla görüşmeniz yerinde olur.

Yeni dogan bebegin bakimi

Yeni doğan bebeğin bakımı

Dünyaya gözlerini açan bebek her yönüyle anneye muhtaçtır.



bebekler hızlı bir büyüme ve gelişme içerisinde olduklarından sağlıklı olarak büyüyüp gelişmeleri iyi bir bakımla sağlanır.





1- göbek bakımı:



bebeklerde yeterli göbek bakımı yapılmaması ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara sebep olabilir. bunu önlemek için: bebeğe mikrop bulaştırmamak için elerinizi yıkayın. mersollü veya alkollü bir pamukla göbek kordonunu ve çevresini iyice silin.



göbek kordonunu içerisine alacak şekilde hazır sargı bezi veya ütülenmiş bir bez ya da tülbentle göbeği sarın. göbeğe mutlaka lokum, hamur, pudra gibi şeyler koymayın. bebeğinizi, göbeği düşünceye kadar silerek temizleyin ve göbeği düştükten sonra banyo yaptırın.



eğer göbek ve çevresi kızarık, şiş ve göbekten akıntı geliyorsa en yakın sağlık kuruluşuna, başvurun.





2- gözlerde kızarıklık ve çapaklanma: gözlerde kızarıklık, çapaklanma varsa;



bebeğinizin göz temizliğini yapmadan önce kendi el ve tırnak temizliğinizi yapın. kaynamış ılıtılmış suya batırılmış ve iyice sıkılmış temiz bir tülbentle içten dışa doğru silin.





3- konak: bebeğin saç diplerinde görülen kirli sarı renkte kabuklu bir deri hastalığıdır. bebeğin başına banyo yapmadan önce temiz bir tülbente kızdırılıp soğutulmuş zeytinyağını sürüp, hafifçe ovalayıp yumuşamasını bekleyin.



banyo anında o bölgeyi hafifçe ovarak yıkayın. bu işlemi kabuklar kayboluncaya dek birkaç kez tekrarlayın.









4- pamukçuk: ağız içerisinde meydana gelen beyaz lekelerdir. ağrı nedeniyle bebeğin emmesini önler. bunu gidermek için; bir fincan suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırın. parmağınıza temiz tülbent sararak, bu karbonatlı su ile bebeğin ağzını bastırarak günde üç dört kez temizleyin. her emzirmeden önce göğüslerinizi silin ve kaynamış soğumuş su ile durulayın.





5- pişik: bebeğin boyun, koltuk altı, kasıkları ve kalçalarının kızararak iltihaplanmasıdır.



bebeğin her altı değiştirildiğinde ılık su ile yıkayın ve altına muşamba bağlayın. cilt koruyucu yumuşatıcı merhemler veya kızdırılıp soğutulmuş ılık zeytinyağı sürün. altını sıkça değiştirin ve idrar veya dışkıyı dışarı sızdırmayacak kalınlıkta bez kullanın.



bebek çamaşırları temizliğinde deterjan yerine sabun veya sabun tozu kullanın ve bol su ile durulayın.





6- gaz sancısı: bebeğiniz emme anında biraz hava yutar. bu da bebeğin sancılanmasına ve ağlamasına sebep olur. bunun için; her beslenmeden sonra bebeği dik tutup sırtını sıvazlayarak gazını kesinlikle çıkartın.





7- fizyolojik sarılık: doğumda ya da ilk iki gün içerisinde bebekte sarılık görülüyorsa, derhal en yakın bir sağlık kuruluşuna başvurun.

Cocugunuz gece korkuyor mu ?

Çocuğunuz gece korkuyor mu ?

Çocuğunuz sıkça geceleri uykusundan ağlayarak uyanıyorsa panik yapmayın, çözümü var! onu rahatlatmanın yollarını bilirseniz, her ikiniz de geceleri mışıl mışıl uyuyabilirsiniz.





gecenin bir saatinde açlıktan ağlayan bebeğinizi doyurmak için uykunuzun bölündüğü geceler tam unutulmaya başlanmıştı ki, şimdi de ortaya kabuslar çıktı.



kabuslar her ne kadar rahatsızlık verici olsa da normal kabul edilmeli.



"bebeğim ve biz" dergisinin bu ayki sayısında yer alan habere göre kabuslar, çocuk gelişimindeki pek çok şey gibi birden bire ortaya çıkıyor. bazı uzmanlara göre 2 - 3 yaş civarındaki çocukların gelişen kelime hazineleri, rüyalarını daha iyi anlamalarına ve onlardan korkmalarına yol açabiliyor.





beynin etkin dönemi



aslında 2 - 3 yaş civarındaki çocukların yetişkinlere oranla daha çok kabus görmelerinin biyolojik bir nedeni de var. 2 - 3 yaş grubu çocuklar, uykularının yüzde 40 lık bir bölümünü rem (rapid eye movement - hızlı göz hareketleri) aşamasında geçirirler.



bu aşama sırasında çocuk uyusa bile beyni son derece etkindir. zaten kötü rüyalar da genellikle bu dönemde görülür. çocuk büyüdükçe uykunun rem aşaması kısalır.







çağrısına kulak verin



rem uykunun yaşandığı gece saat 02. 00 - 07. 00 arasında çocuğunuz sizi yanına çağırarak canavarlarla veya örümceklerle ilgili rüyalarını anlatabilir. bazı taktiklerle çocuğunuzu uykuya basitçe döndürebilirsiniz.



* rüyasını anlatmasına izin verin: önce ondan rüyasını anlatmasını isteyin. dinledikten sonra onu teskin edin. çocuğunuz anlattıktan sonra kendini daha iyi hissedecektir.



* gerçek kontrolü yapın: çocuğunuz rüyasının gerçek olmadığını anlamakta güçlük çekebilir. bunun için gece lambasını yakıp ona etrafta canavar olmadığını gösterin. bir müddet elinizi tutmasına izin verin.



* yanısıra olun: kısa bir müddet için sarılıp yanısıra yatın. ancak bunu alışkanlık durumuna getirmeyin, sizi hep yanısıra ister.

Bulasici hastaliklar

Bulaşıcı hastalıklar

Çocuklarda görülen bulaşıcı hastalıklar nelerdir, nasıl belirti verir, korunmak için neler yapmak gerekir ?



çocuk hekimi, çocuğunuzun hastalığını teşhis edebilir, ancak bir takım esas bilgiler yardımıyla anne ve babalar da ihtimalleri belirleyebilir ve ne zaman tıbbi yardıma ihtiyaç duyacaklarını öğrenebilirler.



hastalıkların nasıl bulaştığı her zaman tam olarak bilinmeyebilir. ancak çoğu zaman mikroplar, hastalığı taşıyan kişinin hapşırık veya öksürüğündeki damlalar yoluyla sağlıklı kişilere bulaşır; veya mikroplar havadaki tozlara asılı kalır; direkt temasla (el teması), dolaylı temas (hasta kişinin temas ettiği nesne veya eşyalara dokunmak), solunum salgıları veya dışkı yoluyla bulaşma olabilir.



çocuğun genel sağlık durumunun iyileştirilmesiyle bir çok hastalığa maruz kalınması, riski azaltabilir. bu da aşılarının tam olarak yapılması, tertipli hekim kontrolleri, iyi beslenme ve genel hijyen kurallarına uyarak (tuvalet ve bez değiştirme sonrası her keresinde ellerin yıkanması, kirli bezin ideal şekilde çöpe atılması) sağlanır. bulaşıcı hastalığı olan kişilerle temasın engellemesi de çok önemli.









su çiçeği (varicella)



daha çok kış sonu ve ilkbaharda olmak üzere bütün mevsimlerde görülebilir. çoğu kişi bu hastalığı çocukluk döneminde geçirir. olabildiğince bulaşıcıdır. faktörü bir virüstür. damlacıklar yoluyla havadan bulaşır. bulaşıcılık müddeti bütün alttaki lezyonlar kabuk tutana kadar devam eder.



kuluçka dönemi 14 - 16 gün kadardır. mikrop bulaştıktan sonra, ilk bulgular hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve kaşıntıdır. 1 - 2 gün içerisinde bilhassa yüzden ve saçlı deriden başlayan, önce kırmızı leke biçiminde olup sonradan sivilceye dönüşen ortası sulu vesiküller belirir ve bütün vücuda yayılır. ilk vesiküller 6 - 8 saat sonra kabuklanmaya başlar. döküntüler ortalama 5 - 20 gün sürer.



yapılması gerekenler: tanının doğrulanması için hekimin görmesi gerekmektedir. ateş için aspirin verilmez. paracetamol gibi ateş düşürücüler verilmelidir.



korunma: aşıyla korunulabilen bir hastalıktır, 12 aydan büyük çocuklara aşı yapılmalıdır. virüs sessiz kalarak daha sonra zona' ya dönüşebilir.



komplikasyonlar: nadiren ansefalit (beyin iltihabı) görülebilir, zatürre yapabilir, hamile kadınlarda fötüse bulaşma riski vardır.









kızamık (rubella)



daha sıklıkla kışın ve ilkbaharda görülür. aşılanmamış bütün bireyler hastalık riski taşır. faktörü kızamık virüsüdür. vücuttaki döküntüler başlamadan 2 gün önce ve döküntüden 4 gün sonrasına kadar bulaşıcı dönemi devam eder, damlacık yoluyla bulaşır. kuluçka dönemi 8 - 12 gün kadardır. döküntü öncesinde 1 - 2 gün süreyle ateş, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve kuru öksürük görülür, zaman zaman ishal olabilir. ağız içerisinde yanakların iç kısmında ufak beyaz lekeler (koplik lekeleri) oluşur. bunun derhal peşinden yüzden başlayan ve vücuda yayılan kırmızı döküntüler görülür. hastalık yaklaşık 1 hafta kadar sürer.



yapılması gerekenler: tanı için kesinlikle hekim kontrolü şarttır. bilhassa komplikasyonları izlemek açısından çocuk yakından takip edilmeli, ateş düşürücü tedavi (paracetamol, ılık duş) yapılabilir, dinlenme ve bol sıvı ağırlıklı beslenme öneri edilir.



korunma: kızamık aşısı kesinlikle her çocuğa vaktinde yaptırılmalıdır. enfekte kişilerle temas önlenmelidir.



komplikasyonlar: kulak iltihabı, pnömoni (zatürre), ansefalit (beyin iltihabı).









kızamıkçık (rubella)



ilkbahar ve kışın daha sık görülür. aşısız bütün insanlarda görülebilir. etken rubella virüsüdür. direkt ya da damlacık yoluyla bulaşır. bulaşıcılık dönemi döküntüden önceki 1 hafta ve döküntü sonrası 1 haftalık dönemdir.



kuluçka dönemi 14 - 21 gün sürer. hafif ateş ve boyundaki lenf bezlerinde şişlik olabilir. daha sonra yüzde ufak, pembemsi döküntüler biçiminde başlar ve vücuda yayılır. 4 - 5 gün kadar sürer. nüks görülmez. bir kez geçirdikten sonra bağışıklık gelişir.



genellikle hafif seyirli bir hastalıktır, aşılanmamış hamile kadına bulaşırsa, fetüs açısından risk oluşturur.



tedavisi: yoktur. beslenmede bir değişikliğe gerek yoktur.



korunma: aşı ile korunma mümkündür.. (kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı)



komplikasyon: çok nadiren trombositlere düşüklük ve eklem iltihabı olabilir.









kabakulak



etkeni kabakulak virüsüdür. aşılanmamış herkes enfeksiyona yatkındır. solunum salgılarıyla direkt bulaşır, bulaşıcılık dönemi, hastalığın başlangıcından 1 - 2 gün önce ve başladıktan 9 gün sonradır. kuluçka dönemi 16 - 18 gün sürer. başlangıçta ateş, iştahsızlık, gibi bulgular olabilir. daha sonra çenenin iki tarafındaki tükürük (parotis) bezlerinde tek ya da iki taraflı şişme, boyun ve kulak altındaki bezlerde şişme, çiğneme sırasında ağrı, ekşi ve asitli yiyeceklerle ağrı olabilir. olguların bir kısmında da hiçbir bulgu olmayabilir.



yapılması gerekenler: tanının doğrulanması için hekim görmelidir. kusma, uyuklama, baş ağrısı gibi bulgular varsa meningoensefalit (beyin zarı ve beyin iltihabı) riski yönünden kesinlikle hekime danışılmalıdır.



semptomatik tedavi (ağrı ve ateş düşürücüler), yanaklara soğuk kompres, asit içermeyen, ekşi olmayan yumuşak besinler öneri edilir.



korunma: aşı ile korunma mümkündür..



komplikasyonlar: meningoansefalit, orşit (testis iltihabı) olabilir.









boğmaca



etken bordetella pertüsis bakterisidir. damlacık yoluyla bulaşır. hastalığın başlangıcındaki dönem en çok bulaşıcılığın olduğu dönemdir. antibiyotikler bulaşmayı azaltır. 1 yaşın altındaki ve bilhassa aşıları yapılmamış çocuklar risk altındadır.



kuluçka dönemi 7 - 10 gündür. önce kuru öksürük ve hafif ateş görülür. 1 - 2 hafta içerisinde nöbetler tarzında arada hiç soluk almadan patlar tarzda öksürükler, öksürme sırasında ciltte kızarma, morarma ve terleme olabilir. çok ufak bebeklerde solunum durması olabilir.



öksürük sonrası genellikle kusarak balgam çıkarılır.



hastalık ortalama 6 hafta kadar sürer.



yapılması gerekenler: kesinlikle hekim kontrolü şarttır. bebeklerin hastanede gözetim altında tutulması gerekebilir. antibiyotikler, oksijen ve ortamın nemlendirilmesi tedaviyi oluşturur. sıkça az oranda beslenme, sıvı tedavisi gerekirse damardan beslenme uygulanır.



korunma: aşı ile (dtp) mümkündür..



komplikasyonlar: kulak iltihabı, konvülsiyonlar.









beşinci hastalık (erıtema enfeksıyoza)



etkeni insan parvo virüsüdür. insandan insana temasla bulaşır. en fazla 2 - 12 yaşları arasında görülür.



kuluçka dönemi 4 - 14 gün kadardır. başlangıçta nadiren eklem ağrıları, hafif ateş olabilir. ilk belirgin bulgu yüzde yoğun kızarıklıktır. (yanaklara tokat atılmış gibi) daha sonra kol ve bacaklarda kızarıklık ve döküntü görülür. döküntü 2 - 3 hafta içerisinde kaybolup tekrar oluşabilir. bilhassa ısıya maruz kalındığında tekrar döküntü oluşabilir.



tedavisi: yoktur.



korunma: aşısı yoktur.











altıncı hastalık(roseola ınfantum)



etkeni insan herpes virüsüdür. bulaşma yolu solunum yolu salgıları ya da dışkı iledir. bilhassa 3 ay ile 4 yaş arası çocuklarda sık görülür.



kuluçka dönemi 5 - 15 gündür. huzursuzluk, iştahsızlık ve çok yüksek ateş başlangıç bulgularıdır. zaman zaman burun akıntısı, lenf bezlerinde şişme ve konvülsiyon görülebilir. 3 - 4 günde ateş düşer ve bebek iyi görülür, bu dönemde yüzde, gövdede başlayıp, bütün vücuda yayılan pembemsi döküntüler görülür.



nadiren döküntü olmayabilir. hastalık 3 - 6 gün kadar sürer.









kızıl (scarlatina)



etken streptokoksik bakterilerdir. bilhassa okul çağındaki çocuklarda yaygındır. 3 yaşın altında ve erişkinlerde daha az görülür. bulaşma enfekte insanla direkt temasla olur. kuluçka müddeti 2 - 5 gündür, ateş, yaygın ağrı, boğaz ağrısı, iştahsızlık ile başlar, kusma sık görülür, 1 - 2 gün içerisinde yüzde, kasık ve kolaların kıvrım yerlerinde daha belirgin olan parlak kırmızı döküntüler belirir, bütün vücuda yayılır. 1 - 2 hafta sürebilir, daha sonra deri soyulur.



yapılması gerekenler: hekim görmeli ve gerekirse boğaz kültürü ile tanıyı doğrulamalıdır. antibiyotikler ve ateş düşürücü semptomatik tedavi yapılır. bol sıvı ve yumuşak gıdalar öneri edilir.



korunma: enfekte kişilerin izolasyonu temin edilmeli ve hijyen kurallarına uyulmalıdır. (birden fazla kızıl enfeksiyonu geçirilebilir. )



komplikasyonları: kulak iltihabı, sinüzit, pnömani, romatizmal ateş, böbrek iltihabı olabilir.

Cocuklarda altini islatma

Çocuklarda altını ıslatma

Gece altını ıslatma, gece uyku sırasında farkında olmadan idrar yapma olarak tanımlanabilir.



normalde çocukların çoğu hem tuvalet eğitiminin tesiri hem de mesane kapasitesinin gelişmesi neticesi 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. gece altını ıslatma çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, dolayısıyla de yaşla sıklığı azalır.



üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma problemi yaşamaktadır. aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar.



ülkemizde 7-11 yaşındaki erkek çocukların %16'sında, kızların ise %11'inde altını ıslatma problemi olduğu bildirilmektedir.







nedenleri



gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. şayet çocuk doktora getirilinceye kadar sürekli altını ıslatıyorsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya tekrardan başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilmektedir.



altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma gurubunda toplanmaktadır.



bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma gereksinimi duyma gibi bulgular eşlik edebilir. gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ver organik olmak üzere iki guruba ayrılarak incelenmektedir.







fizyolojik nedenler



gece altını ıslatan çocukların büyük bir gurubu (%90-95'i) fizyolojik altını ıslatma gurubunda toplanmaktadır.



bu çocukların gece uykuda mesane doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, mesane kapasitelerinin ufak ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir. temel önemlisi altını ıslatmanın büyük miktarda genetik yatkınlığa dayanmasıdır. anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta %45, ikisinde birden varsa %77 oranında altını ıslatma problemi yaşanmaktadır.



aile öyküsü olan vakalar iyileşme vakti bakımından ailelerine benzer bir seyir göstermektedirler.







organik nedenler



altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi problemler tespit edilmektedir. vakaların %5-10'unda ise altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma gereksinimi gibi yakınmalar eşlik etmektedir.



bunlar "polisemptomatik altını ıslatma" olarak tanımlanmaktadır. bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması, kabızlık ve zaman zaman besin alerjisi tespit edilmektedir. bundan başka son yıllarda halk arasında "geniz eti" olarak bilinen adenoid vegatasyonlu çocuklarda yüksek miktarda altını ıslatma görüldüğü ve ameliyat sonrası yakınmalarının geçtiği üstünde durulmaktadır.



genel olarak psikolojik olaylar daha önce bahsedilen primer altını ıslatma sorununa yol açmazlar. dolayısıyla de altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal problem aramaya gerek yoktur.



ayrıca kötü çocukların altını ıslattığı gibi ön yargıların geçersiz olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. bir ruhsal sorundan sonra altını ıslatma yaşanıyorsa bu genellikle fizyolojik altını ıslatmanın tekrar ortaya çıkmasıdır.



davranışsal gerilemesi olan çocuklarda gece altını ıslatma yanısıra okul başarısızlığı, korku gibi ek bulgular vardır ve bunların kesinlikle çocuk psikiyatristleri tarafından görülmesi lazımdır.







çocuğa yaklaşım



hemen en önemle belirtmeliyiz ki altını ıslatmanın kendisinden çok, bu çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış tutumları zarar vermektedir. bunların içerisinde en tehlikelisi "altına yapan kızını sobaya oturttu" gibi haber başlıklarına husus olan cinsel bölgelere yönelik cezalandırma girişimleridir. bu tür tutumlar, çocuklar üstünde tesiri ömür boyu sürecek izler bırakmaktadır.



altını ıslatan çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın, konuşmanın gecikmesi gibi) ve ailenin esas görevinin çocuğun benlik saygısı zedelenmeden bu problemi atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. dolayısıyla altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmesi ve lazım incelemeler yapıldıktan sonra bir tedavi planı yapılması lazımdır.



altını ıslatma yakınması ile doktora getirilen çocuklar daha önce bahsedilen organik etkenlerin varlığı bakımından incelenmelidir. bir başka söylemle altını ıslatma sorunun fizyolojik olup olmadığı belirlenmelidir.



bunun için gündüz altına kaçırma, zor idrar yapma, kabızlık, zor ve acil idrar yapma, çok idrar yapma, kafa travması geçirme, idrarla birlikte kaka kaçırma, horlama ve gece ağızdan nefes alma gibi yakınmaların olup olmadığı soruşturulmalıdır.



elde edilen bilgiler ve genel muayene neticelerine göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. altını ıslatan çocukların %97'sinde fiziksel bir neden yoktur. dolayısıyla detaylı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir. bu noktada altını ıslatan çocukta "küçük mesane" veya uykudan uyanamama problemi mu olduğunun aydınlatılması mühimdir.







tedavi yaklaşımı



altını ıslatma idrar yolu enfeksiyonu gibi bir nedene bağlıysa ilk olarak bu tür problemler çözülmelidir.





fizyolojik altını ıslatma problemi olan çocukların tedavisinde ise şu ilkelere uyulmalıdır:



gece kalkıp tuvalete gitme bir hedef olarak kesinleştirilmelidir.



tuvalete ulaşmak kolaylaştırılmalıdır.



çocuğun kuru kalma sorumluluğunu üzerine almasına yardım edilmelidir.



yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımından kaçınılmalı ve kafein içeren içecekler mutlaka verilmemelidir.



yatağa girmeden tuvalete gidilmelidir.



gece kuru kalması için bez bağlanmamalıdır. bu tür yöntemler temizlik için yararlı olmakla birlikte çocukların gece kalkma motivasyonlarını negatif etkilemektedir.



sabah temizliğine çocuğun katılımı temin edilmelidir.



çocukların benlik saygıları desteklenmelidir.



ailelere nasıl davranacaklarını anlatan kılavuzlar hazırlanmalıdır.



çocukların hangi günler kuru kaldıkları bir kart üstüne işlenmelidir.



çocuklar en az ayda bir kez kontrol edilmelidir.













tedavi yöntemleri



altını ıslatan çocuklara genel olarak 7-8 yaşına geldiğinde tedavi için girişimlerde bulunulması tavsiye edilmektedir. bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin veya ailesinin gece uyanmasına dönük yazılımlar gelmektedir.



önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir, bu olası olmuyo rsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan yazılım uygulanır. daha önce başarı gösteren olduğu gösterilmiş 6 günlük bir yazılımın detayları ise şu şekildedir.



ilk gece çocuk gece 1'e kadar her saat başı uyandırılır. çocukla konuşularak ve yürütülerek uyandığından emin olunur.



altı kuruysa övücü sözler söylenir ve "tuvalete girme gereksinimin var mı yoksa bir sonraki saati mi bekleyeceksin" sorusu sorulur. çocuk tuvalete gitmek isterse yalnız olarak tuvalete yürümesi istenir.



eğer çocuk altını ıslatmışsa pijama ve iç çamaşırlarını kendisinin değiştirmesi teşvik edilir. gece 1'de uyandırıldığında kuru olsa bile idrarını yapmaya çalışması söylenir.



daha sonraki beş gece çocuk bir kez uyandırılır. ilk gece uyuduktan 3 saat sonra, ikinci gece 2. 5 saat sonra ve böyle müddet azaltılarak beşinci gece uyuduktan 1 saat sonra uyandırılır. son gece bundan sonra kendisinin uyanması söylenir.



bu programdan sonra altını ıslatma tekrarlarsa (3 gün üst üste altını ıslatırsa) tekrardan 6 gecelik uyandırma yazılımı tekrarlanır.



bazı çalışmalarda bu yazılım ile %92 oranında çocukların kuru kalması sağlanmış, bunların %20'sinde ise tekrardan altını ıslatma problemi tekrarlanmıştır.





alarm kullanımı ve ilaç tedavisi



daha önce anlatılan ve daha çok davranış değişikliği üstünde duran tedavilerden bir netice alınamadığında "enüretik alarm" kullanımı veya ilaç tedavisi denenmelidir. her iki tedavi yöntemi için de çocukların 8 yaşını bitirmesi beklenmelidir.



alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz hareket geçen ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda yardımcı olan araçlardır. son yıllarda "enüretik alarm" teknolojisinde önemli ilerlemeler olmuş ve hem ufak hem de kullanımı kolay alarm cihazları üretilmiştir.



alarm tedavisine 2-3 ay devam edilmesi gerekmekte ve bu tedavi ile çocuklarda %70-84 oranında iyileşme sağlanmaktadır. alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski %10 dolayındadır.



altını ıslatma tedavisinde uzun yıllardır çeşitli ilaçlar kullanılmıştır. bunların arasında imipramin (tofranil), oxybutynin (uropan) isimli ilaçlar ilk kullanılanlardır.



son yıllarda vücutta sıvı tutulmasını sağlayan minirin isimli ilaç da tedavide kullanılmaya başlanmıştır. ilaç tedavisi ile %10-60 arasında iyileşme sağlanmakta, fakat tedavi kesildikten sonra %90'a varan miktarda tekrar riski bulunmaktadır.



bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması tavsiye edilmektedir.



altını ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir problem olması yanısıra ailelerin yanlış tutumlarının sürdüğü bir konudur. ilk olarak altını ıslatan çocukların konuyla ilgilenen çocuk doktorları tarafından değerlendirilmesi ve ailenin katılımı ile uzun dönemli bir tedavi yaklaşımının denenmesi lazımdır.



son yıllardaki araştırmalar altını ıslatma tedavisinde en etkili yöntemin yalnız olarak veya bir ilaçla birlikte alarm kullanımı olduğunu göstermektedir.

Cocuklarda apandisit

Çocuklarda apandisit

Bazı karın ağrıları, diğerlerinden daha ciddi olabilir.

çocuğunuz karın ağrısından yakınıyorsa, ağrının nerede olduğuna dikkat edin.



ağrı birkaç saat içerisinde karnın sağ tarafına doğru ilerler ve daha keskin ve şiddetli bir hal alırsa, ciddi bir durum olan apandisitten kuşkulanılır. apandisit, 6 yaşın üstündeki çocuklarda sık görülür, ancak daha ufak çocuklarda da ortaya çıkabilmektedir.



yaşamı tehdit edebildiğinden, bu tür belirtiler görüldüğünde, apandisit olabileceğinin düşünülmesi ve derhal hekime başvurulması mühimdir.



çocukların hekime tam olarak ne hissettiklerini söyleyemedikleri durumlarda da, giderek daha geliştirilen bazı tanı araçları, apandisitin saptanmasına yardımcı olur.



bir çalışmada, ultrasonografi (yansıyan ses dalgalarıyla görüntü oluşturulması) ve bilgisayarlı tomografinin (ayrıntılı radyografik görüntüler elde edilmesi için bilgisayar yazılımının kullanıldığı bir röntgen tekniği) çocuklara apandisit tanısı konmasına yardımcı olduğu bildirilmiştir.







apandisit nedir ?



apandisit, apendiksin (karnın sağ alt bölümünde kalınbarsağın kenarından dallanan dar bir kanal) enflamasyonudur. daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. apendiksin vücutta bilinen bir fonksiyonu yoktur. ancak enflamasyonlu bir apendiks tedavi edilmediğinde, yırtılarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. apendiks yırtıldığında içindekilerin karın boşluğuna dağılması, peritonite (karın boşluğunu kaplayan zarın enflamasyonu) sebep olabilir. genellikle apandisitin sebebi, çoğu vakada bir feçes yumrusuyla olmak üzere, apendiksin tıkanmasıdır.













belirtiler



ilk belirti genellikle göbek hizasında başlayan, yavaş yavaş şiddetlenen ve çoğu kez karnın sağ tarafına geçen ağrıdır. karın ağrısı hareketle, derin soluk alırken, öksürürken, hapşırırken ya da o bölgeye dokunulduğunda şiddetlenebilir. vakit vakit, bilhassa ufak çocuklarda, ağrı karnın başka bir bölgesinde görülebilir.



iştah kaybı



bulantı



kusma



ağrıdan sonra başlayabilen hafif ateş



kabızlık (ancak bazı çocuklarda ufak müköz dışkı çıkabilir)









yapılması gerekenler



yırtılma tehlikesi bulunduğundan, apandisit acil bir durum olarak kabul edilir. çocuğunuzda apandisit olduğunu düşünüyorsanız, derhal hekime başvurunuz.







tedavi



apandisit apandektomi (ameliyatla apendiksin çıkartılması) ile tedavi edilir. ınsanlar apendiksleri olmadan normal bir yaşam sürebilirler.

Cocuklarda asi takvimi

Çocuklarda aşı takvimi

Normal aşı takvimi



2. ayda bcg, difteri, boğmaca, tetanos, (dbt)+çocuk felci (opv)



3. ayda dbt+opv + hepatit b (hbv)



4. ayda dbt+opv+hepatit b



9. ayda kızamık +hepatit b



16-24. ayda dbt+opv









ilkokul 1. sınıf dt+opv +bcg +kızamık



ilkokul 5. sınıf tetanos







lise 1. sınıf tetanos







erişkin tetanos (yaşam boyu 10 yıl aralarla)







gebelere ilk izlemde 1 doz, 4 hafta sonra ikinci doz tetanoz aşısı







gebelikte tetanos (aşılanma haline göre gerekiyorsa 1 doz veya 2 doz)









aşılanma durumu kesin bilinmeyen çocuklar



7 yaştan küçük



ilk karşılaşma dbt+opv+hbv+bcg+kızamık (9 aylıktan büyük ise)



1 ay sonra dbt+opv+hbv



2 ay sonra dbt+opv



8 ay sonra dbt+opv+hbv



4-6 yaş dbt+opv+kızamık+bcg



7 yaştan büyük











ilk karşılaşma tetanoz+hbv+opv+kızamık



2 ay sonra hbv+opv+tetanoz



8 ay sonra hbv+opv+tetanoz

Cocuklarda ayakkabi secimi

Çocuklarda ayakkabı seçimi

3 ile 6 yaş arasındaki çocukların ayakları yılda iki veya üç numara birden atar.



çocuğunuz, ayakkabısı ayaklarını sıktığında yakınmaz, ağlamaz.



çünkü o yaşlarda olan çocukların ayakları fazlasıyla yumuşak ve esnek olur.





bu nedenle de çocuğun ayağına sağlıklı olan biçimi vermesi için ayakkabı tercihi çok mühimdir.







işte size birkaç ipucu...



- çocuk ayakkabısını sabah saatlerinde değil, öğleden sonra satın alın. çünkü çocukların da ayakları büyüklerde olduğu gibi gün içerisinde şişebilir. bu da ayağı normalden daha büyük gösterir. böylece ayağa büyük numaralı ayakkabı alma riski çoğalır. veya tersi de olabilir...











- çocuğunuz yanınızda olmadan ayakkabı almayın. ufak çocukların da ayakkabı alırken denemesi gerekmektedir. çocuğunuzun ayak ölçüsüne güvenmek yerine, ideal ayakkabıyı bulmak için deneme yanılma yöntemlerini tercih edin. bunu da çocuğunuzun sağlığı için yapın.





- ayakkabının ucuna baş parmağınızla bastırarak, ayakkabının çocuğunuzun ayağına tam oturup oturmadığını, büyük gelip gelmediğini anlayabilirsiniz. ayakkabı en uzun ayak parmağından bir baş parmak ölçüsüyle uzun olmalıdır. bu sırada çocuğunuzun ayakta durması gerekmektedir.





- çocuğunuzun ayak numarasından daha kesin bir yöntemle emin olmak istiyorsanız ve etrafta ayağı ölçmek için hiçbir şey yoksa, çocuğunuzun ayağının taslağını çıplak olarak bir kartona çizin. en uzun ayak parmağına 12 mm daha katın ve kartonu öyle kesin. karton ayak kalıbı ayakkabıya oluyorsa, ayakkabı uygundur. ayakların ölçüleri değişik olabilir. her ayak için ayrı şablon hazırlayın.







malzemesi nasıl olmalı ?



- karasız kaldığınız durumlarda; yumuşak, hafif ve esnek olan ayakkabıyı tercih edin. bu tür ayakkabılarla hareket etemek daha kolay olur. bundan başka ayakkabının tabanı kaymaya karşı dayanıklı bir malzemeden olmalı. topuksuz olması da kaza riskini bir miktar olsun azaltmaya yarar.





- ayakkabı alırken, destekleyici mantar tabanlardan uzak durun. sağlıklı çocuk ayaklarının harekete, yani antrenmana ihtiyaç duymaktadır ve kendi kendilerini dengelemeleri iyidir.





- ayakkabıların dışı, hava alabilecek bir yapıda ve su geçirmez olmalıdır. böylece ayakların uzun müddet ayakkabıda durmasısonucu oluşacak nemin dışarıya çıkması kolaylaşır. ayakkabının içi ise ayaklarda oluşacak nem ve teri basitçe emip, dışarıya atabilecek malzemeden yapılmış olmalıdır.





- spor ayakkabılar, son derece esnek olmaklabirlikte ayakları sıkmazlar. ancak topuk başlığının ve tabanının sağlamlığına ve ayakta oluşacak nemi dışarıya atabilecek yapıda olmasına dikkat edin.





- aldığınız ayakkabının malzemesinin uzun ömürlü olması konusunda endişenelmeyin. çocuğunuzun ayağı hiç ummadığınız bir hızda, ayakkabıyı belki de daha eskitemeden büyüyecektir.

Calisan anne ve cocuk iliskisi

Çalışan anne ve çocuk ilişkisi

Annenin çalışmasının çocuk üstünde yaratacağı tesirlerinin pozitif veya negatif olması pek çok etkene bağlıdır.





bunlar annenin çalışma sebebi, statüsü, kazancı, çalışma şartları, işinde tatmin olup olmaması, annenin çalışmasının tertipli olup olmaması, annenin çalışmasının ailede yarattığı problemler, annenin eğitim seviyesi, annenin yokluğunda çocuğa bakan kişinin özellikleri, bu bakımın devamlı - dengeli olup olmaması, annenin eğitim anlayışı, çocuğu ile kurduğu ilişkinin türü gibi sebeplerdir.





eskiden her gün tekrarlanan, kısa süreli anne - çocuk ayrılıklarının çocuklarda psikiyatrik bozukluklar yaratacağı ileri sürülüyordu. ancak bize göre artık bu görüş tam olarak doğru değildir. çünkü anne yokluğunda çocuğa iyi bir bakıcı bulunabilir. bu kişi sıkça değişmez ve çocukla iyi ilişkiler geliştirirse çocuğun anne yokluğundan kaynaklanan sağlıksızlıklar giderilebilir.





üstelik çalışan annenin kesinlikle çocuklarına,çalışmayan annelerden daha az zaman verebildikleri de söylenemez. anne eğitimli ise, çocuklar planlı olarak bazı aktiviteler yapabilmek ve birlikte olabilmek için daha çok zaman olabilir. ancak tüm çalışan annelerin çocuklarıyla aynı biçimde ilgilenmelerini beklemek olanaksızdır. bazı anneler çocukları için zaman ayıramadıklarından kendilerini suçlu hissederler. bu suçluluğu kapatmak için çocuğu devamlı maddi ödüllere yuvarlar. bunun neticenin da devamlı anneden maddi ödül bekleyen, aşırı korunmuş çocuklar ortaya çıkabilir.











çalışan anneler için önemli olan çocuklara vermeleri gereken vaktin çokluğu değil, etkiliğidir. şayet çocuğa ayrılan vakit dolu dolu ve anlamlı geçirilebilirse pekçok negatiflik önlenebilir. annelere önerim; çocuklarına olası olduğu kadar devamlılık arz eden bir ilgi göstermeleridir.

bir gün çok, bir gün az ilgi göstermek yerine, her gün belirli bir vakit dilimi çocukla paylaşmak çocuğun duygusal gelişimi açısından mühimdir.

Cocuklarda tuvalet egitimi

Çocuklarda tuvalet eğitimi

Birçok anne baba çocuğunun tuvalet eğitimine ne zaman başlamaları gerektiği konusunda kararsız kalırlar.





"çocuk tuvaletini ne zaman söyleyecek ?",



"bez bağlamaktan ne zaman kurtulacağız ?",



"tuvalet terbiyesine ne zaman başlamalıyız ?"
gibi sorularla olabildiğince sık karşılaşıyoruz.



oysa çocuğun tuvalet terbiyesine başlamak için belirli bir yaş yoktur.





çocukların büyük çoğunluğu 18-30 aylıkken tuvalet terbiyesine başlamak için lazım becerileri kazanırken bazı çocuklar ise 4 yaşına kadar bu beceriyi kazanamazlar. genellikle kız çocukları erkek çocuklarından daha önce mesane ve bağırsak kaslarını kontrol etmeyi öğrenirler. (kızlarda genellikle 2,5 yaş civarında, erkeklerde ise 3 yaş civarında) önemli olan çocuğunuz tuvalet terbiyesi için hazır olmadan bu terbiyeyi vermek için acele edip basınç kurmamaktır.





çocuğunuzun tuvalet terbiyesine hazır olduğunu belirten bazı belirtiler vardır:





çocuğunuz bazı basit isteklerinizi yerine getirebiliyor mu ?



gün boyunca bezi en az iki saat kuru kalabiliyor mu ?



kısa bir uykudan sonra bezi kuru kalabiliyor mu ?





bağırsak faaliyetleri tertipli ve daha önceden tahmin edilebliyor mu ? (bazı çocuklar günde 2-3 kez, bazıları ise 2-3 günde bir kez kaka yaparlar. burada önemli olan bu aralıkların tertipli olarak tekrarlanması ve daha önceden tahmin edilebilir düzeye gelmesidir. )







kendi başına tuvalete gidiyor mu ?



tek başına pantolonunu indirip kaldırabiliyor mu ?



bezi ıslandığında rahatsız oluyor mu ?



lazımlık veya oturağına ilgi gösteriyor mu ?



iç çamaşırı giymek istiyor mu ?







yukarıda sayılan maddelerin büyük çoğunluğuna evet yanıtını verebiliyorsanız çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır demektir. aksi halde pekçok güçlükle karşılaşabilirsiniz.











anne babalara öğütler



plan yapın:



çocuğunuza tuvalet eğitimine başlamadan önce iyi bir plan yapmalısınız. eğitime ne zaman ve nasıl başlayacaksınız ? gelişi güzel bir direnmeyle karşılaştığınızda veya mümkün kazalarda tutumunuz ne olmalı gibi şeyleri planlamalısınız.

bunun için çevrenizdeki tecrübeli kişilerden veya profesyonel kişilerden fikirlerini alabilir, hekiminize danışabilirsiniz.





fakat hiçbirzaman unutmayın: çocuğunuzu en iyi siz tanıyorsunuz.



çocuğunuzu övgülerinizle ödüllendirin:



eğitiminizin başından sonuna dek çocuğunuzun sizden gelecek pozitif ve olumsuz tepkileri gözleyeceğini unutmayın. onu hayal kırıklığına uğratmamalısınız. eğitiminde ileriye gittiği her adımda ve her yeni denemede çok iyi yaptığını ve onunla gurur duyduğunuzu ona söyleyin. ancak unutmayın ki övgüleriniz çok abartılı olursa çocuk tekrar altına kaçırmaya, huysuz ve sinirli olmaya başlayabilir.



arada sırada kazalar olabileceğini kabul edin:



tuvalet eğitiminiz tamamlanana dek her çocuk gerek gündüz, gerek gece kazara altına kaçırabilir. bu gibi hallerde çocuğunuza sinirlenmeyin ve kızmayın. idrarını tutması ve rektumunu kapatması için gereken kas gelişimi birden olmaz. çocuğun bunu öğrenmesi vakit alacaktır. gelişi güzel bir kaza olduğunda altını sakinlikle temizleyin, bir dahaki seferlerde tuvalete yapmaya devam edecektir.





adım adım tuvalet eğitimi



gevşeyin. tuvalet eğitiminde sakin ve rahat yaklaşım en iyi davranış biçimidir.



tuvalette ne yapacağını çocuğunuza gösterin. çocuklar büyüklerini tuvalette görünce onları taklit etmeye başlarlar.



tuvaletle ilgili ailenizin kullandığı sözcükleri çocuğunuza öğretin ki bütün aile bireyleri çocuğun kullanacağı sözcüğü duyduğunda tuvaleti olduğunu anlayabilsin. bu arada bu yaştaki çocukların herşeyi çekinmeden heryerde yüksek sesle herkese duyurabildiğini unutmayın.



çocuğunuza tuvaletini yapmadan önce meydana gelen yüzde kızarma, çömelme, ıkınma gibi belirtilerin tuvaletinin geldiğini işaret ettiğini öğretin.



çocuğunuza bir lazımlık - oturak satın alın. oturarak tuvalet yapması daha kolaydır.



çocuğunuza tuvalet kullanımı ile ilgili kitaplar okuyun, hikaye veya masallar anlatın.



çocuğunuza tuvalette kolay indirilip kaldırılabilen kıyafetler giydirin.



çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanısıra kalın eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar vs. verin ve oturağına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın.



4-5 dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. şayet bu müddet içinde tuvaletini yapabildiyse aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. şayet tuvaletini yapamadıysa birdahaki sefere yapabileceğini söyleyin.



tuvaletini yaptıktan sonra çocuğunuzu dikkatle silin. kız çocuklarında silinme işleminin enfeksiyon kapmayı engelleyebilmek amacıyla önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın. tuvaletten sonra ellerin dikkatlice yıkanması gerektiğini siz de örnek olarak çocuğunuza öğretin.

Pisik nedir ?

Pişik nedir ?

Pişik; alt bezinin bebeğinizin tenine temas ettiği noktada hafif kabartılı bir kızarıklık şeklinde ortaya çıkar.

ilerlemiş durumlarda, içi su dolu kabarcıklar ve buna benzer şekilde bebeğe acı veren deri farklılıkları görülebilir. şayet pişik infekte olursa bu deri döküntüleri parlak kırmızı bir renk alabilir ve genişleyebilir.

bu döküntüler bezin temas alanının dışına çıkarak yayılabilir.







pişiğin sebebi genel olarak derinin tahriş olmasıdır.







bu tahrişin nedenleri:



- bu tahrişin sebebi alt bezinin ufak gelmesi, çok sıkı bağlanmış olması ya da lazım sıklıkta değiştirilmemesidir.



- şayet kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri temizlemek için kullandığınız sabun ve temizleyiciler de tahrişe sebep olabilir.



- aynı zamanda kullanıp atılan tipte hazır alt bezlerinin bazıları veya bebeğinizin altını temizlemek için kullandığınız hazır ıslak bezler de tahrişe sebep olabilir.







- alt bezinin üstüne bebeğe giydirilen sentetik esaslı giyecekler alt bezinin temas ettiği alanda ısı ve nemin yükselmesine sebep olur.



- tahriş olmuş derinin ısı ve neminin yükselmesi ise bazı mikropların üremesi için uygun ortamı yaratır. bu taktirde pişik "infekte" olur. şayet pişik infekte olmuşsa bu genellikle bir mantar infeksiyonudur ve buna neden olan da genellikle candida adıyla bilinen bir mantardır. böyle bir taktirde aynı zamanda deriyi etkileyen başka mikroplar da (bakteriler) olabilir. ınfeksiyon pişiğin tedavisini daha güç bir hale getirebilir.







pişiğin engellemesi ve tedavisi



- esas kural; alt bezinin kapladığı alanın temiz, kuru ve serin tutulmasıdır. dolayısıyla bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli ve oldukça altı açık tutulmaya itina gösterilmelidir. böylece bebeğin teni hava aldıkça kuruyacaktır. uyku sırasında bebeğin altını kumaş bezle bağlamak geçerli bir yöntemdir. bu taktirde bebeğin altı uykuya daldıktan derhal sonra kontrol edilmeli ve ıslaksa derhal değiştirilmelidir. bu kontrolün bebeğin uykuya dalmasından derhal sonra yapılmasının sebebi bebeklerin idrarlarını genellikle bu arada yapmalarıdır.



- doktorunuz size kısa bir müddet için kortizonlu bir preparat önerebilir. ancak borik asit, kamfor, fenol, metil salisilate veya benzoin tinktür içeren gelişi güzel bir bileşiği doktorunuz özel olarak önermediği sürece kullanmamalısınız, bu bebeğinizin cildine zarar verebilir.





- eğer bebeğinizin pişiği infekte olmuşsa hekiminize danışın.



- pişik halinde talk pudrası ve mısır nişastası önerilmez; talk pudrası bebeğinizin ciğerlerine zarar verebilir, şayet bir mantar infeksiyonu varsa mısır nişastası bunu kötüleştirebilir.



- şayet kumaş alt bezi kullanıyorsanız bezleri yıkadıktan sonra 15 dakika kadar kaynatarak bütün mikropların ölmesini ve kimyasal maddelerin uzaklaştırılmasını sağlamalısınız.



-bazı hazır alt bezleri içerdikleri emici bir jel sayesinde derinin kuru kalmasını sağlayabilirler. bu tarz alt bezlerinin kullanımı bazı bebeklerde pişik oluşmasını önleyebilir.



- ancak unutulmaması gereken en önemli nokta alt bezlerinin sıklıkla değişmesi gerektiğidir.



- bebeğinizin alt bezini saat başı kontrol edin ve ıslandığı vakit derhal değiştirin.



- alt bezi değişiminde bebeğinizin altını dikkatle temizlemelisiniz. bu temizliği yaparken ılık, çok hafif sabunlu veya duru su kullanabilirsiniz.



- bebeğinize yeni alt bezi bağlamadan önce altının iyice kuruduğundan emin olmalısınız.



- bebeğinizin cildini nemden korumak için çinko oksit içeren kremler, a ve de vitamini içeren kremler veya vazelin kullanabilirsiniz.



- alt bezinin üstüne sentetik malzemeden yapılmış kıyafetler giydirmeyin



- şayet pişik devam ediyorsa kullandığınız alt bezinin tipini, alt temizliğinde kullandığınız "ıslak" mendilleri veya sabunu değiştirmelisiniz.



- şayet kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri yıkadıktan sonra kimyasal maddelerden ve mikroplardan arındırmak için en az 15 dakika süreyle kaynatmalısınız.



aşağıdaki durumlarda hekiminize müracaat edin:



- pişik bebek henüz 6 haftalık iken ortaya çıkarsa,



- ıçi su dolu kabarcıklar ve ufak yaralar oluşmuşsa,



- bebeğinizin ateşi varsa,



- bebeğiniz kilo kaybediyor veya her zamanki kadar yemiyorsa,



- ıçi su veya cerahat dolu büyükçe kabartılar meydana çıkmaya başlamışsa,



- kırmızı döküntüler kollara yüze veya saçlı deriye doğru yayılıyorsa



- yukarıdaki tedavi önerilerini bir haftadır uyguladığınız halde taktirde gelişi güzel bir düzelme görülmüyorsa derhal hekiminize başvurun.

Emzikli anneye pratik oneriler

Emzikli anneye pratik öneriler

Anneler eski vücut ağırlıklarına dönmek için derhal acele etmemelilerdir.



bu müddet 6 ay ya da daha fazla sürebilir.



bebeklerini emziriyorlarsa eski formlarına daha kolay dönebilirler.



emzikli annelere zayıflama rejimi uygulanmamalıdır.





doğru yeterli ve sık beslenme ile hem süt verimi çoğalır hemde kilo kaybı.





1. emziklilik döneminde, sonra daha fazla sıvı besin alınmalıdır.



2. kalsiyum yönünden zengin olan süt,yoğurt ve peynir belirtilen oranlarda tertipli olarak tüketilmelidir.



3. hergün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kurubaklagil (gaz sorunu var ise dikkatli) yenmelidir.



4. kuru fasulye ,nohut,mercimek ve bulgur karışımı yemekleri, portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi cvitamini yönünden zengin sebze meyveler birlikte tüketilmelidir.



5. vitaminlerden ve posadan zengin sebze ve meyveler beslenme planında bulunmalıdır.



6. salam ,sosis ,sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler olası olduğu kadar az yenmelidir.



7. emzikli anne güneşlenmeye itina göstermelidir d vitamini besinlerde bulunmaz. ancak güneş ışınlarının direkt cilde yansıması ile sağlanır.



8. yemeklerde kesinlikle iyotlu tuz kullanılmalıdır.



9. ağırlık kontrolü de yapılarak kuru meyveler ve kuru yemişler yoğun enerjileri yanısıra demir ve kalsiyum gibi minarellerden zengin besinler tüketilebilir.



10. kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir. çayı kuşluk, ikindi gibi öğün aralarında, yani yemek yendikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmeli, çaylara limon suyu eklenmelidir.











içecek olarak ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. pekmez kan yapıcıdır, şeker boş enerji kaynağıdır.



şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi kansızlığa karşı alınacak önlemlerden birisidir.



11. sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir. kuru fasulye, nohut ve barbunya gibi kurubaklagiller iyice yıkandıktan sonra ıslatılmalı ve haşlama suları dökülmemelidir.



12. taze sıkılmış meyve suları ,ayran ,limonata içecek olarak asitli ve gazlı içeceklere tercih edilmelidir, yeğlenmelidir.



13. tarım ürünlerine haşare öldürücü ilaçlar atıldığından,sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır.



14. yiyecekler hazırlanırken ellerin temiz olmasına dikkat edilmelidir. eller sıkça sabunlu su ile yıkanmalıdır.



15. emzirme pozisyonuna dikkat edilmeli, emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir



16. anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun müddet oturmaktan yorulan annelere yatar biçimde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.



başarı gösteren bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır, burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması temin edilmelidir.



17. emzirme müddeti her bebeğe göre değişebilir,doygunluğa ulaşması yani olgun sütü emmesi ile doygunluğa ulaşır.



18. sigara ve alkol kullanılmamalıdır.



19. hekime danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.

Cocuklar neden yalan soyler ?

Çocuklar neden yalan söyler ?

Çocuklar pek çok nedenle yalana başvurabilir.



uzmanlar, bu durumla karşılaşan anne ve babaların, çocuklara ceza vermek yerine onları yalandan uzaklaştıracak başka yöntemler denemesi gerektiğini söylüyor. bilhassa hatayı gizlemek için söylenen yalan, uzmanlara göre çocukların cezadan kaçmak için başvurduğu bir yol olarak gösteriliyor.



ancak çocuk psikologları, yaşamının ilk 5 yılında çocuğun söylediği yalanlardan endişe duymamak gerektiğini çünkü gerçeği algılama ve ona sadık kalma davranışının bu yaşlardan sonra geliştiğini belirtiyor. diğer yandan gerçeği ayırt edebilen çocuğun yine de yalan söylemeyi sürdürmesi halinde uzmanlar, ebeveynleri bir sorun olduğu konusunda uyarıyor.



uzmanlar, çocuk yalan ifade ediyorsa kesinlikle çevre ile olan ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu belirtiyor. diğer yandan kusur yapmış çocuk, verilecek cezadan kaçmak için de yalana başvurabiliyor. çocuk; bilhassa ekonomik anlamda kendisini çevresindekilerden aşağı görmeye başladığı vakit da yalana başvurup, kendisini olduğundan değişik durumlarda gösterebiliyor.



aileye söylenen yalanlardan en fazla başvurulanı ise okuldaki başarısızlıkları gizlemek için söylenenler olarak gösteriliyor. okuldaki başarısızlık çocuğu rahatsız ediyor ve çocuk kendisini rahatsız eden bu gerçeği gizlemek için ailesine yalan ifade ediyor.







uzmanlar bu ve benzeri durumlarla karşılaşan ailelerin mutlaka sert tutumlar içerisine girmemesini, çocuğun sevgisizlikten kaynaklanan problemleri olabileceği gibi etrafından bu konuda model aldığı kişilerin olabileceğini belirtiyor.



çocukta yalan davranışının engellemesi konusunda; çocuğu yalan söylemeye iten nedenlerin bir dedektif titizliği ile araştırılması, tespit edilmesi ve bu nedenlerin onunla "böyle demek istiyor olabilir misin" diye konuşularak irdelenmesi, anne ve babaların mutlaka yalan söylememesi, yalan karşısında çok sert ve aşağılayıcı tavır takınılmaması öneriliyor.

Bebegimin yatagi nasil olmali ?

Bebeğimin yatağı nasıl olmalı ?

İyi bir gece uykusu, hepimizin olduğu gibi bebeklerinizin de ihtiyacı !



bebeğinizi yatağına her yatırdığınızda, yattığı yerin yalnızca güvenli değil aynı zamanda rahat ve huzurlu olduğundan da emin olmanız gerektiğini unutmayın!







işte bir bebek karyolasında ve aksesuarlarında bulunması gereken özellikler:





bebek karyolası:



karyola mutlaka sağlam olmasına dikkat edin. aksi takdirde, bebeğiniz bir miktar kımıldamaya, tekme atmaya ya da tırmanmaya başladığında karyola devrilebilir.



karyola öneri edilen tüm güvenlik standartlarına ideal olmalı. karyolanın parmaklıkları arasında 6 cm'den fazla boşluk olmamasına dikkat edin. böylece bebeğin kafasının parmaklıklar arasında sıkışmasını engelleyin.



karyolanın yanlarında bulunmakta olan parmaklıkları tek elinizle alçaltıp yükseltebilmelisiniz. parmaklıkların kazara açılmasını önlemek için kilit sistemine sahip olup olmadığını kontrol edin.



yatak boyuna ideal bir karyola seçin. bebeğinizin uyuduğu zamanlarda yatağın yüksekte olması, sizin sırt sağlığınız için de mühimdir. bebek hareket etmeye başladığında, bebeğin dışarı çıkmasını önlenmek için yatağını alçaltmalısınız.



bebeğin karyolasında keskin köşeler, delikler yada kıymıklar olup olmadığını kontrol edin. zaman zaman, yeni modellerde bile, keskin kenar ya da noktalar, çatlaklar ya da bozukluklar olabilir. bebeğinize zarar verebilecek her şeye karşı karyolayı inceleyin ve onu yatağa koymadan önce karyolanın güvenli olduğuna emin olun.



bebeğinizin karyolasını koyacağınız yeri iyi seçin. karyolayı pencerenin, perdenin ya da bebeğinizin tırmanmasına yardım edecek hiçbir eşyanın yanına koymayın. bazı perde bağları bebeğinizin boğulmasına sebep olabilir, dolayısıyla bir yere karar vermeden önce etraftaki her şeyi kontrol edin.







yatak:



yataklar en pahalı yaylı yatak modellerinden ekonomik poliüretan modellere kadar çeşitlilik gösteriyor. yaylı yataklar sırt için iyi bir destek oluştururken, taşımak için ağır olabiliyor.



karyolaya ideal bir yatak seçin. bu, bebeğin yatakla karyola arasında oluşabilecek boşluklara kaymasını engeliyor. yatağı karyolanın bir ucuna doğru ittiğinizde, karşı tarafta yatak ile karyola arsında meydana gelen boşluk 3. 80 cm'den fazla olmamalı. zaman geçtikçe sünger yatakların köşeleri yıpranabilir ve tehlikeli boşluklar oluşturabilir.



yatağın destek sistemini kontrol edin. yatağı değişik yönlere iterek metal askıları oynatın. şayet askı sistemi yerinden çıkarsa, sistem onarım edilmeli yada sağlamlaştırılmalı. askıları yerlerine kilitleyecek güvenlik klipsleri bulunmalı.



yatağı yumuşak bir örtüyle kaplayın. yatağın üzerine ve ölçülerine ideal bir çarşafın altına serilmiş naylon-kapitone bir yatak örtüsü, bebek bezi sızıntılarına karşı yatağın temizliğini koruyacağını aklınızdan çıkarmayın.







koruyucu yastıklar:



koruyucu yastıklar, bebeğinizin karyolanın sert tahtalarıyla olan direk temasını engelliyor.



koruyucu yastıkların arkalarında bulunmakta olan bağları sayın. bu yastıkların en az 6 yerinden bağlanabileceklerine emin olun. böylece, bebeğiniz uyurken yastıkların onun üzerine düşmesini engelleyin.



bu yastıkların bağları bağlandıktan sonra, bu bağların uzun kısımlarını bebek çiğnemesin ve kendi etrafına dolanmasın diye kesin.



yastıkların etiketlerini kontrol edin. yastıkların (çarşaf ve battaniyelerin de) yanıcı özellikte olmamasına itina gösterin.







bebeğinizin karyolasını dünyaya açan etmenler



bebekler basit biçimleri, parlak ve zıt renkleri tercih ediyorlar. bebeğinizi büyülemek için karyolasında bulunması gerekenler:



hareketli objeler: hareketli biçimler ,yatarken onları takip etmek için lazım baş ve boyun kontrolünü yeterince sağlamış bebekler için mükemmel! küçük kazaları önlemek için, bebeğiniz bu objeleri tutabilir duruma geldiğinde, onları bebekten uzaklaştırın.



aynalar: ayna, bebeğinizin kendi yansımasını izlemesi için mükemmel bir araç! bu aynanın bebek için güvenli ve kırılmaz olmasına, bundan başka karyola kenarına güvenli bir biçimde monte edilmesine dikkat edin.



karyola oyuncakları: bebeğinizin karyolasına yerleştirdiğiniz güvenli oyuncaklar ona büyük bir eğlence kaynağı olabilir. ancak bu oyuncaklar bebeğin yüzüne doğru düşerse, onun nefes almasını engelleyebilir. dolayısıyla karyolasında oyuncaklarıyla oynayan bebeği takip edin ve o uyurken bu oyuncakları kaldırın.



müzik: yumuşak ve dinlendirici ninniler ya da enstrümantel müzik bebeğinizi sakinleştirir ve odasında yalnızken kendini iyi hissetmesini temin eder.









biliyor muydunuz ?



bebeğinizin karyolasına hiçbir zaman yastık (koruyucu yastıklar hariç) koymayın. ufak bir bebeğin hareketleri, bir yastığı güvenli biçimde kullanabilecek kadar gelişmemiştir.



olabildiğince düz bir yastık bile, bebeğinizin nefes almasını engelleyebiliyor.

Bebeginizin ilkleri

Bebeğinizin ilkleri

Minik bir bebeğin anne ya da babasına ilk gülümsediği an herhalde anne baba için en unutulmaz andır.



bebeğin ilk yılı heyecan verici pekçok gelişmeyle doludur. anne baba bebeğin her hareketini takip eder. ilk gülücük, ilk el çırpma hatta bebeğin önce kimin adını söyleyeceği anne baba arasında sevimli bir çekişmeye dönüşebilir.





ilk esneme: bebekler doğum sonrası sıkça kocaman esnerler. bunlar refleks hareketlerdir ve bebeğin ciğerlerine bol bol oksijen gitmesini temin eder. bu bilhassa bebeğin sizin vücudunuzdan bağımsız olarak yaşamayı öğrendiği dış dünyadaki ilk günlerinde onun için son derece mühimdir.





ilk gözgöze temas: bebeklerin görme duyusu doğum sonrasında son derece kısıtlıdır. altı-sekinci haftalarda, kendisine gülen bir yüze gülerek cevap verir. anneyle bebek arasında göz temasıyla kurulan bu bağ, bebeğin yaşamının ilk günlerinden başlayarak onu yaşama bağlayacak bir bağın oluşması açısından çok mühimdir.









ilk "agu" lar: anne babaların heyecanla bekledikleri gelişme bebeklerinin ne zaman konuşacağıdır. uzmanlar bebeğin dilini geliştirebilmesinde ailenin iletişiminin önemli olduğuna dikkat çekiyor. aile onunla ne kadar ilgiliyse, bebek o kadar fazla agucuk, gugucuk yapar. bebekler 3-6 ay arası ilk agu seslerini çıkartarak konuşmaya adım atar. peşinden önce sesli sonra sessiz harfleri kullanmaya başlarlar. altıncı ayda iki heceli 'baba', 'dada' gibi sesleri çıkartabilirler. bebeğin dil gelişiminde derece derece uzunluğu artan cümleler, çocuk 6 yaşına gelene kadar gelişmesini sürdürür.

bu gelişme çocuktan çocuğa farklılık gösterir.







ilk tebessüm, ilk gülücükler: minik bebeğinin gülücükleri çevresindekiler için sevinç kaynağı olur. bebeğin bilinçli gülüşleri dört ve yedinci aylar arasında olur. o çevresinde tanıdığı ve alıştığı yüzleri görünce, gülücüklerini bol bol dağıtacaktır. bebeğin bu gülüşleri onun merhabası durumuna gelir.





ilk dişler: bebeğiniz etrafa gülücükler saçtığında ağzını süsleyen iki minik diş onu daha da sevimli yapar. bebekler, çıkmaya hazır dişleriyle dünyaya gelirler. bu dişler, bebek yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. ilk dişin çıkışı bebekten bebeğe farklılık gösterebilir. bu ilk dişlere süt dişleri ya da bebek dişleri denir.





bebeğinizin kendi başına ayakta durmayı öğrenip yürümesi hem sizin için hem de onun için son derece heyecan verici bir gelişmedir. altıncı aydan başlayarak iyice hareketlenen bebeğiniz, bir yerden bir yere sürünerek ya da yuvarlanarak emeklemeye çalışır. onuncu aydan başlayarak de kendini bir eşyadan diğerine iterek ve yana doğru adımlar atarak yürümeyi denemeye başlar. bu onun sıralama dönemidir. ayakta durmayı fazla dengeli olmasa da birkaç ufak adım izler. bebekler 9-15 ay arası yürümeyi başarır. ilk adım, dikkatleri tamamen bebeğin üstüne çeker ve bu ilgiden çok hoşlanırlar.

her bebek, yürümeye kendi gelişim yapısına ideal zamanda başlar.

Cocugunuzda isitme kaybini

Çocuğunuzda işitme kaybını

Her bin çocuktan birinde görülen işitme kayıpları çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimini negatif ekiler. erken ve düşük tartılı doğan, sarılık geçiren, ağır antibiyotik kullanması gereken çocuklar, işitme kaybı açısından risk grubunda bulunmaktadır.







işitme nasıl oluşur ?



işitme zincirleme gelişen bir seri olaya bağlıdır. ses, kulak zarına erişir ve titreşim, iç kulağa aktarılır. iç kulak, sesi oluşturan titreşimleri, sinir uyarılarına çeviren hücrelere aktarılır. binlerce sinir, ses işaretini beynin alt düzeylerine taşır. burada işaretin özellikleri, ses olarak algılanır. şayet sesler doğru olarak algılanırsa, biz de seslerin ne anlama geldiğini anlamış oluruz.







yenidoğanlarda işitme kayıplarının saptanması



işitme kayıplarının erken saptanması çocuğun yaşam kalitesi ve geleceği açısından çok büyük önem taşır. yeni doğan bebeklerin işitme taraması yalnızca birkaç dakikayı alır. test sırasında bebeğe bir seri yumuşak klik sesi verilir. bu sese kulaktan elde edilen reaksiyon gözlenir ve değerlendirilir. dikkat edilmesi gerekn husus, risk altındaki bebeklerin tek bir testle değerlendirilmemesidir.







işlem açısından risk altındaki bebekler



bazı yeni doğanlar ve çocuklar, işitme kaybı açısından risk altında kabul edilirler. yani bu bebek ve çocuklarda, diğer çocuklara göre daha fazla işitme kaybına rastlanması ihtimali vardır. risk etkenlerinden bir veya birkaçı bebeğinizde mevcutsa, ilk üç ayda işitme testi yapılmalıdır.



bebeğinizin veya çocuğunuzun işitme kaybı hangi yaşta fark edilirse edilsin işitme testi yapılabilir. risk altındaki bebeğinizi veya çocuğunuzun ilk testi geçse bile, gecikmiş işitme kaybı başlangıcında yakalamak için takip edilmelidir.





risk etkenleri nelerdir ?





1- ailede kalıtsal, çocuklukta başlayan işitme kaybı hikayesi,



2- annenin gebeliği sırasında geçirilen kızamık, frengi enfeksiyonlar.



3- bebeğin yüz ve kafatasından, kulak kepçesi ve kulak kanalında gelişimsel anormalikler.



4- 1500 gramdan daha düşük doğum kilosu olan bebekler



5- kandaki sarılık değerlerinin kan değişimi gerektirecek kadar yükselmesi



6- doğumdan sonraki ilk dakikalarda 6'nın altındaki apgar skoru



7- 5. günden fazla akciğer solunum makinasına bağlı kalmak. bakteriyel



8- bakteriyel menenjit geçirmek



9- idrar söktürücülerle birlikte kullanılan bazı antibiyotikler ve ototoksik ilaçlar



10- bir sendromu düşündürecek diğer bulgularla birlikte işitme kaybı



11- tip ıı nörofibromatosis ve nörodejeneratif rahatsızlıklar



12- östaki tüpü fonksiyonunu etkileyen anatomik deformitiler



13- tekrarlayan veya ısrarlı devam eden orta kulak iltihabı



14- bilinç kaybı veya kafatasında çatlakla birlikte görülen kafa travması



15- ailenin çocukta işitme, konuşma, lisan ve / veya gelişiminde gerilik farketmesi.

Ilk aylarda bebeginizin guvenligi

İlk aylarda bebeğinizin güvenliği

Bebekler göründüklerinden daha sağlamdırlar.

onları kucağınıza aldığınız vakit kırılmazlar, çoğu düşmeleri yarasız beresiz sonuçlanır ama kazalara açıktırlar.

çok ufak bebekler bile bir biçimde başlarını belaya sokabilirler.







bebeğinizi kazalardan korumak için her zaman şunlara dikkat ediniz:



- bebeğinizi araba ile gezdirirken kesinlikle emniyetli araba koltuğu kullanın. hem kendiniz emniyet kemeri takın, hem de sürücüye taktırın; sürücü emniyette değil ise kimse değildir.

içki içtikten sonra araba kullanmayın ve kullandırtmayın.



- bebeğinizi büyük küvette yıkarken altına havlu koyarak kaymasını engelleyin. bir eliniz devamlı bebeğinizin üzerinde olsun.



- bebeğin altını değiştirirken yatakta, kanepede nerede olursa olsun biran bile yalnız bırakmayın. henüz kendi çevresinde dönemeyen bir yenidoğan bile vücudu ile uzanarak düşebilir.



- bebek koltuğu kullanıyorsanız bunu ufak bir masaya, mutfak tezgahına veya yeterince geniş olmayan gelişi hoş yüksek bir yere koymayın yoksa bebeğiniz koltuğun devrilmesiyle düşebilir.



- ne kadar iyi eğitimli olursa olsun evcil bir hayvan ile bebeğinizi yalnız bırakmayın.



- bebeği beş yaşın altındaki kardeşi ile yalnız bırakmayın.



- bebeği ondört yaşın altındaki bakıcı ile, tanımadığınız birisi ile henüz referanslarını kontrol etmediğiniz bir bakıcı ile yalnız bırakmayın.



- bebeği havada atıp tutmayın veya sertçe sarsmayın.



- evin içerisinde çok kısa bir müddet bile olsa bebeğinizi yalnız bırakmayın; örneğin bir yangının yayılması saniyeler içerisinde olur.



- bir bebeği ya da çocuğu arabada hiçbir zaman yalnız bırakmayın.



- bebeği mağazada, yürüyüşte, oyun parkında gözünüzün önünden bir an bile ayırmayın, bebek arabası veya bir puset çocuk hırsızı için bilhassa kolay hedeftir.











- bebeğin oyuncaklarını veya başka şeylerini iple karyolasına asmayın ve bebeğin boynuna veya koluna künye, madalyon,kolye, bilezik asmayın. bebeğin giysilerindeki, kapşonlardaki bağcıklarının uçlarının iyice düğümlenmiş olduğuna emin olun yoksa yerlerinden çıkabilirler.

bebeğin ulaşabileceği yerlerde ip, zincir, kordon bulundurmayın. bebeğin karyolasının yakınında perde kordonu, telefon kablosu olmamasına dikkat edin.

bütün bunlar bebeğin kaza ile dolanarak boğulmasına sebep olabilir.



- kaza eseri boğulmayı önlenmek için bebeğinizin yatağına yakın içi dolu büyük yumuşak oyuncaklar, yastıklar ve benzeri şeyler bulundurmayın.



- bebeği açık bir pencerenin altında bir an bile tutmayın.



- evde yangın dedektörleri kullanın.

Arabada, bebegin emniyeti

Arabada, bebeğin emniyeti

Bebeklerini ilk kez dışarı çıkaran anne babalar aniden rüzgar çıkmasından veya yağmur yağmasından korkarak bebeklerini sarmalarlar (bazen gereğinden fazla).

ancak milyonlarca anne-baba bebeklerini asıl korumaları gereken yerde korumazlar.





kötü hava koşullarına kısa bir müddet maruz kalmak bebek açısından çok negatif olaylara yol açmaz, ancak bebeği hatalı bir şekilde yerleştirilmiş emniyet koltuğunda oturtmak ya da yolculuk yaparken emniyet koltuğunda oturtmamak çok kötü sonuçlara yol açabilir.





anne-babaların en fazla korkması gereken olay hastalık değil araba kazaları olmalıdır.

ilk kez bebeğinizle yolculuk yaparken arabanıza bebekler için üretilen emniyet koltuğunun doğru bir biçimde yerleştirildiğinden ve bebeğin araba hareket ettiğinde yeterince güvende olduğundan emin olun. arabayı yavaş kullanmanıza güvenmeyin, bebeği tutabileceğinizede güvenmeyin.





ilk keresinden başlayarak bebeğin emniyet koltuğuna alıştırılması bu olayı benimsemesini sağlayacaktır. tertipli olarak emniyet önlemleri dahilinde yolculuk yapan bebek hem daha emniyette olur, hem de daha kolay idare edilir.

(emekleme döneminde ki bebekle yolculuk yaparken bu mühimdir. )











standartlara ideal bir emniyet koltuğu aldıktan sonra şunlara dikkat edin:



- koltuğun doğru biçimde yerleştirilmesi ve bebeğinizi emniyete almak için imalatçının önerilerini dikkatle okuyun ve uyun.

her yolculuktan önce koltuğun doğru bir şekilde yerleştirildiğinden ve kemer ve kayışların sıkı olduğundan emin olun.





- en az 8. 5-9 kg olana ve dik oturabilene dek bebekleri arkaya bakacak biçimde yerleştirin.

9 kg üstündeki bebekler yüzleri öne bakacak biçimde yolculuk yapabilirler.





- olası olduğu vakit, bebek arka koltuğun ortasında oturmalıdır; burası arabanın en güvenli yeridir.

şayet arabayı kullanan kişi bebekle yalnız olarak ise bebekle iletişim kurmak ve bebeği gözleyebilmek için ön koltuğa oturtmak iyi olur.

Bebeginizin guvenli beslenmesi

Bebeğinizin güvenli beslenmesi

Gıda zehirlenmesi sık rastlanan ve engellemesi çok kolay hastalıklardan biridir.





yemek sofrasından kaynaklanan diğer risklerde önlenebilir. bebeğinizin güvenle beslenebilmesi için herşeyi yaptığınızdan emin olmak istiyorsanız, her yemek hazırlayışınızda aşağıda ki önlemleri alın.





- bebeğinizi beslemeden önce kesinlikle ellerinizi su ve sabun ile yıkayın. şayet besleme sırasında çiğ ete, tavuk yada balığa dokunursanız ellerinizi tekrardan yıkayın çünkü bunlar bakteri barındırır. şayet elinizde bir yara varsa beslemeden önce yarabandı ile kapatın.





- kuru bebek gevreklerini ve açılmamış bebek gıdası kavanozlarını kuru ve serin bir yerde saklayın.





- bebek gıdası kavanozlarını açmadan önce üstlerindeki tozları silin yada yıkayın.





- şayet kavanoz zor açılıyorsa, boyun kısmı üstüne ılık su akıtın yada kapağın kenarını bir şişe açıcı ile zorlayın.





- bebeğinizi direk olarak bebek gıdası kavanozundan beslemeyin ve kasede kalan mamayı sonraki öğüne saklamayın, çünkü bebeğin salyasındaki enzimler ve bakteriler mamayı sindirmeye başlayacaktır, buda mamanın sulanmasına ve daha çabuk bozulmasına yol açar.





- bir kavanozu ilk kez açmadan önce, kapağın üstünde amblemin olduğundan ve daha önce açılmamış olduğundan emin olun.





- bir konserve kutusu açacağı kullanırken, temizliğinden emin olun, paslı görünmeye başladığında yada temizleyemediğinizde onu atın.





- kavanozdan her keresinde temiz bir kaşık ile bir öğünlük mama çıkarın. şayet bebek bir miktar daha fazla isterse yeni bir temiz kaşık kullanın.





- kavanozdan bir öğünlük mama aldıktan sonra, kapağını tekrar kapayın ve tekrardan kullanana kadar buzdolabında saklayın.





- bebek mamalarını ısıtmak lazım değildir, ama şayet ısıtıyorsanız, yalnız bir öğünlük ısıtın ve ısıttığınız kısımdan kullanılmayanı atın. bebeğinizin gıdasını bir kaba sıcak su doldurup onun içerisinde bekleterek ısıtın. bebeğinizin yemeğinin tadına onun kaşığı ile bakmayın.

şayet bakarsanız kaşığı değiştirin.





- taze bebek gıdaları hazırlarken, kapların ve çalıştığınız yüzeylerin temiz olmasına itina gösterin. soğuk yiyecekleri soğuk,sıcakları sıcak tutun. gıdalar en çabuk 15-50 derece arasında bozulur, dolayısıyla bebek gıdalarını bu ısılarda bir saatten uzun müddet tutmayın(erişkinler için güvenilir müddet 2-3 saate yakındır).





- hekim yumurta akına izin verdiği vakit, bebeğinize yumurta vermeden önce tamamen piştiğinden emin olun. çiğ yumurta akında salmonella mikrobu barınabilir.









- şayet bir gıdanın tazeliğinden şüpheli iseniz onu atın.





- organik olarak yetiştiği belgelenmemişse bebeğinize vermeden önce meyve ve sebzelerin kabuğunu soyun.





- kabuğunu soymadığınız bütün sebze ve meyveleri su ile olasıysa fırçalayarak yıkayın.