?

üroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
üroloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Erkek yumurtasi (testis)

Erkek yumurtası (testis)

Erkeklerde yumurta torbasının (skrotum) içerisinde bulunmakta olan iki adet organdır. ortalama 4 cm uzunluğundakdır. üzeri kalın bir zarla (tunika albuginea) ile kaplıdır.

Epididim

Epididim

Yumurtaların derhal üstünde bulunmakta olan bir organdır. yumurtalarda üretilen spermler önce epididime geçerler. çok sayıda kıvrımlar yapan tek bir kanaldan oluşmaktadır. bu kanal içinde spermler olgunlaşıp hareket edebilme yeteneğine kavuşmaktadır.

Meni kanali (spermatik kord)

Meni kanalı (spermatik kord)

Her bir yumurtada üretilen spermlerin idrar kanalına kadar taşıyan kanal meni kanalı (spermatik kord) olarak bilinmektedir. kaslı dokusu nedeniyle kasılarak spermlerin ileri doğru hareket etmesine olanak tanımaktadırlar.

Er bezi kesesi (seminal vezikul)

Er bezi kesesi (seminal vezikül)

Mesanenin derhal altında, prostatın önünde yerleşmiş olan iki adet dokudur. ürettiği salgıları bir kanal yardımıyla yumurtalardan gelen meni kanalı ile birleşerek idrar kanalının içerisine boşaltırlar. sadece erkeklerde bulunmakta olan bir organdır. boşalma sırasında gelen sıvının çoğu burada üretilmektedir.

Idrar torbasi (mesane)

İdrar torbası (mesane)

Böbreklerden gelen idrarı atılıncaya kadar depolayan içi boş, kendisi kastan ibaret olan bir organdır. normalde yaklaşık 350-450 ml idrar depolayabilmektedir.

her iki üst idrar kanalı (üreter) idrar torbasının (mesane) arka-alt bölümüne açılırlar. iki üreter arasında yaklaşık 2. 5 cm' lik uzaklık bulunmaktadır. bu açıklıkların arasındaki alandan başlayıp mesane boynuna kadar olan tümsek alana trigon adı verilmektedir.

idrar torbası (mesane) erkeklerde üreme organları seminal veziküller (er bezi kesesi), duktus deferens (meni kanalı) ve rektumla, kadınlarda ise uterus ve vagina ile komşuluk göstermektedir.

Ust idrar kanali (ureter)

Üst idrar kanalı (üreter)

Böbrek havuzundan ayrılan idrar, üst idrar kanalı (üreter) aracılığı ile karın üst bölümünden kasıklara doğru ilerleyip idrar torbası (mesane) içerisine boşalır. erişkinlerde ortalama 26-28 cm boyunda olup yaklaşık 5 mm' lik çapa sahiptir.

üst idrar kanalı (üreter) karın içerisine doğru ilerlerken üç değişik darlığa sahiptir:

1. böbrekten derhal çıkış yeri

2. karın orta bölümlerinde büyük damarları çaprazladıkları yer

3. idrar torbası (mesane) içerisine giriş yeri



bu anatomik darlık belirten bölgeler bilhassa böbrek taşı olan hastalarda, taşların düşerken en fazla takılıp kaldıkları yer olarak dikkati çekmektedir.

Bobrek kaliksleri ve bobrek pelvisi

Böbrek kaliksleri ve böbrek pelvisi

Her bir toplayıcı kanal, ufak havuzcuk (minör kaliks) denilen ve yaklaşık 8-12 adet olan ufak boşluklara içlerindeki idrarı boşaltırlar. bunlardan sayıları 2 veya 3 adet olan daha büyük havuzcuklara (major kaliks) açılırken sonunda bütün meydana gelen idrar böbrek havuzuna (pelvis) boşaltılmaktadır. böbrek pelvisinin bir kısmı böbreğin etli, süzme işlevi yapan dokusunun içerisinde kalırken diğer bir kısmı ise dışa doğru serbest olarak yerleşmiştir.

Bobrek ustu bezi (surrenal)

Böbrek üstü bezi (sürrenal)

Her iki böbreğin üstüne şapka tarzında oturmuş birer adet bezdir. böbrek dokusuna göre olabildiğince ufak (yaklaşık 5 gr) olmalarına karşın vücutta çok önemli hormonal işlevleri düzenlemektedirler. korteks denilen bir dış tabakası ve medulla denilen bir iç tabakası bulunmaktadır. böbrek ve böbrek üstü bezinin her ikisini birden gerota denilen nispeten kalın bir zar tabakası kapatmaktadır.

mikroskobik olarak incelendiğinde üç değişik tabaka dikkati çekmektedir:

1. zona glomeruloza

2. zona fasikulata

3. zona retikularis

karındaki büyük temiz kan taşıyan aorta ve böbrek damarı (arteri) sürrenallere temiz kanı getirirken, kirli kanı ise karındaki büyük kirli kan taşıyan damar olan vena kava' ya dökülmektedir.

Peyroni hastaligi

Peyroni hastalığı

Penis içinde sert plakların oluşmasına peyroni hastalığı deniliyor. öncelikle 1743 yılında françois de la peyronie adlı cerrah tarafından tanımlanan bu hastalığa ilişkin kayıtlar 1600' lü yıllara kadar gidiyor. bu plakların oluşum nedeni bilinmiyor, ancak genellikle penisin arka tarafında ve köküne doğru bulunuyor. hafif bir iltihabi sertlik olarak başlıyor ve zaman geçtikçe büyüyerek daha sert ve geniş bir yapıya dönüşüyor. orta yaşlı erkeklerin yaklaşık %1' inde peyroni hastalığı görülüyor. bu hastalığı olan erkeklerin %30' unda el ve ayaklarda da sert plaklara rastlanıyor. hastalık genellikle hafif biçimde kendisini gösteriyor ve 6-15 ay içinde kendiliğinden geçiyor. daha ileri durumlarda plakların sayısı ve genişliği artıyor. plaklar, penisin eğri bir görünüm kazanmasına ve sertleşme sorunlarına yol açıyor. penisdeki eğrilik sertleşme sırasında daha da belirginleşiyor. plakların yerleşim yerine göre eğriliğin yönü ve açısı değişiyor. penis yukarısındaki bir plak, yukarı doğru eğriliğe yol açıyor. eğrilik çok ilerlediği vakit cinsel birleşme olanaksız hale gelebiliyor. buna ek olarak sertleşme sırasında şiddetli ağrı görülebiliyor. bunların sonucunda sertleşme problemleri, psikolojik stres ve cinsel iktidarsızlık oluşuyor. bu plakların kansere dönüşme riski yok, yani iyi huylu oluşumlar.

peyroni hastalığı olanların hekime müracaat nedeni ağrılı ereksiyon ve cinsel birleşme yapamama. hastalığın teşhisi muayene ile yapılıyor, özel bir tetkik gerekmiyor. peyroni hastalığına, penisi etkileyen, çarpma ve bükülme gibi bir travmanın yol açtığı düşünülüyor. bu travmalar sırasında oluşan kanamalar bu bölgede ilk önceleri iltihabi bir reaksiyona yol açıyor. travmanın tekrarlandığı durumlarda bu bölgede ileri dönemlerde sert fibrotik bir doku oluşuyor. bu doku içinde kalsiyum kristalleri depolanarak plağın daha da sertleşmesine yol açıyor. peyroni hastalığının nedeni tam olarak bilinmediği için ilaçlarla kesin tedavisi olası değil. çoğunlukla kendiliğinden geçtiği için, peyroni hastalığına gelişi hoş bir tedavi uygulamadan önce en az 1 yıl beklemek gerekiyor. çeşitli araştırmacılar tarafından para-aminobenzoat veya e vitamini denenmişse de bu tedavinin ispatlanmış bir yararı bulunmuyor. hücreler arasındaki bağ dokusunu parçalayan hyalüronik asit enjeksiyonu da uygulanan tedavi yöntemlerinden. ancak bu tedavinin de belirgin bir faydası yok. plak içine enjekte edilen ilaçlar içinde en etkili olanı "kollagenaz" enzimi. bu enzim, peyroni plağının temel maddesi olan kollageni yıkarak tesirini gösteriyor. peyroni hastalığının kesin tedavisi cerrahi yöntem. ameliyatla sert plaklar çıkartılarak meydana gelen boşluğa cilt veya sentetik yama yerleştiriliyor. bu ameliyat sonrasında penis sertleşme özelliğini kaybedebiliyor. ameliyat sırasında kişinin arzusuna göre penil protez yerleştirilebiliyor. peyroni hastalığında ameliyat seçeneği yalnızca ileri derece eğrilik nedeniyle cinsel birleşme yapması olası olmayan erkeklerde uygulanıyor.

Erken bosalma

Erken boşalma

Erkekleri etkileyen en önemli sorunlardan birisi "erken boşalma". yapılan anketlerde her üç erkeğin birisi cinsel fonksiyonla ilgili problem tanımlıyor. genç veya yaşlı bütün erkekleri etkileyebilen bir problem olan erken boşalmanın tanımını tam olarak yapmak olabildiğince güç. kimi erkekte daha cinsel ilişkiye başlamadan boşalma olurken kimisi 5-10 dakikalık ilişkiyi kısa bularak hekime müracaat ediyor. erken boşalmanın genel olarak kabul edilen tanımlaması, erkeğin tatmin olamadan boşalması. erken boşalma bir cinsel işlev bozukluğu. önceleri bu duruma bazı enfeksiyonların neden olduğu düşünülüyordu. ancak son yapılan çalışmalarda altta yatan bariz bir mikrobik sebep gösterilemedi. erken boşalmanın kökeninde psikolojik faktörlerin önemli yeri olduğu düşünülüyor. bir çok araştırmacı erken boşalmanın en önemli sebebinin stres olduğunu söylüyor. en sıklıkla genç erkeklerde ilk cinsel tecrübede görülen erken boşalma, uzayan stres durumlarında kalıcı hale gelebiliyor. dolayısıyla ilk cinsel tecrübe olabildiğince önemli. ideal kişiyle ideal zamanda yapılmadığında, bilhassa başarı gösteremeyen tecrübeler kalıcı cinsel sorunlara yol açabiliyor. erken boşalma cinsel dürtülerin uzun süreli baskılandığı toplumlarda, çekingen ve çabuk heyecanlanan kişilerde daha sık görülüyor. erken boşalmanın tedavisindeki en önemli basamak, kişinin bazı düşünce ve dürtüleri üstündeki kontrolünü arttırması. stresin azaltılması ve cinsel dürtülerin kontrolünün sağlanmasıyla bu sorunun çözümünde önemli aşama kaydedilebiliyor.

ancak her zaman bunu sağlamak kolay olmuyor. bu durumlarda bir uzman gözetiminde tedavi lazım olabiliyor. penis derisindeki hassasiyeti azaltmak için içinde sinir uçlarını uyuşturan ilaç bulunmakta olan çeşitli kremler kullanılabilinmektedir. bu tür merhemler bütün penise sürüldükten sonra 20-30 dakika içinde dokunma duyusunu azaltıyor. penis cildinin hassasiyetini yitirmesi erken boşalmayı önleyebiliyor. buna ek olarak kondom, yani prezervatif kullanmak öneriliyor. iki kat olarak kullanılan prezervatifler, kremler gibi, penis cildinin hassasiyetini azaltarak erken boşalmayı önlüyor. bu tedbirler erken boşalmanın tedavisindeki ilk basamaklar. bunlarla bir fayda sağlanamazsa ağızdan alınan ilaçlar kullanmak gerekebiliyor. en sık kullanılan ilaçlardan birisi de temel olarak depresyonda kullanılan bir "anti-depresan". bu tür ilaçların kesinlikle konunun uzmanı tarafından reçete edilmesi gerekiyor. depresyon tedavisinde kullanılan bu ilaçların boşalmayı geciktirici etkisi esasında ilacın yan etkisi. bu ilaçların bu tür yan etkilerinin görülmesi üstüne erken boşalma tedavisinde de kullanılmaya başlandı. son yıllarda doğal kökenli ilaçların kullanımı da olabildiğince yaygınlık kazandı. içinde 20-hidroksiekdizon, tribulus terrestris ekstresi, epimedium yaprağı gibi maddeler bulunmakta olan ilaçların yararı olduğu belirtiliyor. bu tür ilaçların testosteron düzeyini arttırarak etki gösterdiği sanılıyor. son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar, penisde sertleşmeyi sağlayan süngerimsi yapıların içine dolan kanın daha uzun sürelerle içeride kalabilmesini sağlıyor. böylece uzun bir ereksiyon müddeti sağlanabiliyor. bu ilaçlar, sertleşmeyi sağlayan cgmp molekülünün yıkımına yol açan "fosfodiesteraz" adlı bir enzimi bloke ederek etki gösteriyor.

ancak bu tür ilaçlar kalp ve şeker hastalarında ciddi yan etkilere yol açabiliyor, dolayısıyla uzman hekim önerisi olmadan kullanılmaması gerekiyor. cinsel işlev bozukluklarında bir çok tedavi seçeneği olmasına rağmen ilk basamak problemin doğru teşhisi. bu tür problemleri kişinin yalnız olarak çözmesi genellikle olabildiğince güç oluyor. ancak arkadaş-komşu önerisi ile halledilmesi yerine konunun uzmanına danışılması gerekiyor.

Sertlesme sorunu

Sertleşme sorunu

Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları arasında en sık görüleni yetersiz ereksiyon durumu, yani sertleşme problemi. her on erkeğin birinde görülen sertleşme problemi penisin içinde bulunmakta olan sinirlerde, damarlarda veya süngerimsi yapılardaki bozukluklardan kaynaklanıyor. erkeklerde sertleşme, penis içinde bulunmakta olan süngerimsi yapıların rahatlayarak, içine kan dolmasıyla oluşuyor. bu yapıların içine dolan kan bir müddet için dolaşıma geri verilmiyor, böylece penis ilişki süresince sert kalıyor. bu olayı başlatan sinyal beyinden geliyor ve çok ince sinirler yoluyla penise iletiliyor. bu sinirlerin sinyal iletiminde bir problem olduğunda sertleşme problemleri ortaya çıkıyor. ancak sertleşme sorunlarına yol açan sebepler genellikle damarsal bozukluklar. penisdeki süngerimsi yapılara kan taşıyan ve birkaç milimetre çapında olan damarların tıkanması, bilhassa 50 yaş üstündeki erkeklerde sertleşme sorununa yol açan önemli bir sebep. sertleşme sorununa yol açan en sık sebep ise, penisdeki süngerimsi yapıların gevşemesindeki bozukluk. içine kan dolarak sertleşmeyi sağlayan süngerimsi yapılar, şayet yeterli oranda ve yeterince müddet kanı içinde tutamazsa sertleşme yetersiz ve kısa süreli oluyor. sertleşme problemi, başka hiçbir sağlık problemi olmaksızın görülebileceği gibi bazı hastalıklara bağlı da gelişebiliyor. sertleşme sorununa yol açan hastalıkların başında şeker hastalığı geliyor. damar sertliği, böbrek ve sinir sistemi hastalıkları da sertleşme sorunlarına yol açıyor. aşırı alkol ve uyuşturucu ilaç kullanımı da cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. yoğun stres ve depresyon durumlarında da sertleşme problemleri görülebiliyor.

uzun yıllar, sertleşme sorunun tedavisi ameliyat olarak görülüyordu. ameliyatla yerleştirilen penil protezler, diğer adıyla mutluluk çubukları en kesin çözüm olarak görülüyordu. ancak bu protezler vakit içinde bozulabiliyor veya enfeksiyon kaynağı olabiliyor. son 10 yıl içinde piyasaya çıkan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluklarının tedavisinde önemli bir avantaj sağladı. sertleşme sorunu olan erkekler üstünde yapılan çalışmalarda %70' lere varan fayda sağladığı bildirildi. etken maddesi sildenafil olan ilaç, "tip 5 fosfodiesteraz" enzimini bloke ediyor. normal şartlarda bu enzim "cgmp" denilen bir molekülün yıkımından sorumlu. ancak bloke edildiği vakit cgmp seviyeleri artıyor. cgmp molekülünün artması ise penisde sertleşmeye yol açıyor. bu yıl içinde, aynı enzimi bloke eden iki ilaç daha üretildi. bu ilaçlar "vardenafil" ve "tadalafil". her iki ilaç da aynı mekanizma ile sertleşmeyi sağlıyor. her üç ilaç da benzer yan etkilere sahip. yüzda kızarma, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve mide şikayetleri en sık görülen yan tesirler. bunlara ek olarak kas ağrıları ve görme bozukluklarına yol açabiliyor. bu ilaçların birbirine üstünlükleri gösterilmiş değil, yani benzer başarı oranlarına sahip. en uzun etkili olanı tadalafil. uzun süreli cinsel ilişki için avantajlı bir durum, ancak kalp ağrısı için ilaç alması gereken hastalar açısından sakıncalı. bu ilaçların tamamının hekim önerisi ile alınması gerekiyor. yanlış dozda alınan ilaçlar önemli sakıncalar yaratabiliyor. koroner damarları genişleten nitrat grubu ilaç alan kalp hastalarında bu ilaçların kullanımı hayati neticeler doğurabiliyor. son altı ay içinde kalp krizi geçiren veya ritim bozukluğu olan kişilerde kullanılması da önerilmiyor. bundan başka ciddi kalp rahatsızlığı veya tansiyon sorunu olanlarda çok dikkatli kullanılması gerekiyor.

Prostat kanserinin tedavisi

Prostat kanserinin tedavisi

Prostat kanserinin kesin tedavisi ameliyat. kanser, prostat sınırlarını aşmadıysa, organın tamamen çıkartılması hayat kurtarıcı oluyor. prostat kanseri olabildiğince ağır ilerleyen bir kanser türü olduğu için, ileri yaşta (70' in üzerinde) teşhis edildiğinde genellikle ameliyat önerilmiyor. teşhis esnasında prostat dışına yayılmış kanserlerde ise yine ameliyat yapılmıyor ve ilaç tedavisi veriliyor.



prostat kanserinde uygulanan ameliyata "radikal prostatektomi" deniliyor. bu ameliyatta prostat bezi, kapsülüyle birlikte çıkartılıyor. hedef, geride prostat dokusunun kalmaması. radikal prostatektomi, büyük ve riskli ameliyatlardan birisi olarak kabul ediliyor. ameliyata bağlı ölüm riski %1 civarında. ameliyat sonrasında ereksiyon problemleri, idrar kanalında tıkanma ve idrar tutamama görülebiliyor. son yıllarda geliştirilen sinir koruyucu ameliyat teknikleri sayesinde penise giden ve prostatın derhal yan tarafından geçen sinirlere hasar vermeden prostat çıkartılabiliyor. dolayısıyla ameliyat sonrası sertleşme problemi da yaşanmıyor. şayet kanser, çevredeki lenf bezlerine veya kemiğe sıçradıysa ameliyat önerilmiyor ve ilaç tedavisi veya radyoterapi uygulanıyor. prostat bezi testosteron uyarısına karşı duyarlı olduğu için, ilaç tedavisindeki esas hedef kan testosteron düzeyini azaltmak hatta sıfırlamak. bunun için testosteron sentezini azaltan ve testosteronun etken maddesine, yani dehidrotestosterona dönüşümünü engelleyen ilaçlar kullanılmaktadır.

Akut prostatit

Akut prostatit

Prostat büyümesi ve kanseri orta yaş üzeri erkeklerin hastalığı kabul edilirken, prostatın iltihabi hastalıkları sıklıkla genç insanları etkiliyor. prostat, dış idrar kanalının arka 4-5cm' lik kısmını, arka üretra denilen bölgeyi çepeçevre saran bir organ. prostatın kanalları direk olarak arka üretraya açılıyor ve dolayısıyla idrar içindeki her türlü mikrop prostatı etkileyebiliyor. idrardaki bakteriler ufak kanallar yoluyla prostata ulaşarak iltihaba yol açabiliyor. prostat iltihabı, mikrop alındıktan sonra derhal ortaya çıkıp şiddetli şikayetlere yol açabiliyor. bu tür ani prostat iltihaplanmasına "akut prostatit" deniliyor. makat bölgesinde şiddetli ağrı, idrar yaparken yanma ve hatta idrar yapamama gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. nedeni genellikle idrar kaynaklı mikroplar olan akut prostatit yüksek ateşe yol açıyor. yapılan idrar tetkikinde genellikle bakteri üretilebiliyor. akut prostatitte kanda bakılan psa olabildiğince yüksek seviyelere ulaşıyor. bu durumu kanserle karıştırmamak gerekiyor. psa' daki bu yükselme birkaç ay içinde normale düşüyor. akut prostatit teşhisi çoğunlukla klinik olarak yapılıyor. ani başlayan şiddetli idrar şikayetleri, makatta ağrı, psa yüksekliği, idrarda bol lökosit veya mikrop görülmesi teşhis için yeterli kabul ediliyor. makatan yapılan muayenede prostat olabildiğince gergin ve ağrılı olarak hissediliyor. ancak prostat muayenesi, çok ağrılı olduğu ve buradaki mikropların kana karışmasına yol açabileceği için önerilmiyor. akut prostatit, tedavi edilmediğinde mikropların kana karışmasına bağlı şoka ve ölüme sebep olabiliyor. klinik olarak teşhis edildiğinde hemen tedavinin başlatılması gerekiyor. çok kısa sürede ideal kan düzeyine ulaşmak için damar yoluyla kuvvetli antibiyotik tedavisine başlamak gerekiyor. tedavide üçüncü kuşak sefalosporinler (seftriakson) veya kinolon grubu (siprofloksasin) antibiyotikler kullanılmaktadır. belirli bir kan antibiyotik seviyesi elde edildikten ve klinik cevap alındıktan sonra en az 6 hafta süreyle antibiyotiklerin ağızdan alınan formlarının kullanılması gerekiyor.

Kronik prostatit

Kronik prostatit

Prostat iltihabı, ani ve şiddetli bir başlangıç yerine sinsi bir seyir izleyip uzun süreli rahatsızlıklara da yol açabiliyor. kronik prostatit denilen bu durum genç erkeklerde üretrit veya akut prostatit sonrası başlayabiliyor. şikayetler, yaşla oluşan prostat büyümesine benziyor. muayenede prostat genellikle normal büyüklükte oluyor. ultrason ile yapılan ölçümlerde de prostat ağırlığı genellikle 30 gramın altında bulunuyor. en rahatsız edici şikayetler, sık idrara çıkma, devamlı idrar varmış hissi, idrarda yanma, makat bölgesinde ağrı ve defekasyon sonrası penis ucundan meni kıvamında bir akıntı gelmesi. teşhis genellikle muayene ve öykü ile konuluyor. kronik prostatite yol açan mikrobu bulmak için, prostat masajı sonrası elde edilen akıntı yayması, idrar tetkiki ve kültürü kullanılmaktadır. yapılan bütün tetkiklere karşın hastalığa yol açan mikrop genellikle bulunamıyor. kronik prostatit tedavisi çoğu kez körlemesine yapılıyor. sıcak oturma banyoları şikayetlerin olabildiğince azalmasını sağlıyor. tedavide kinolon grubu antibiyotikler üç aya varan sürelerle kullanılmaktadır. prostat büyümesinde kullanılan alfa 1 blokörleri kronik prostatit tedavisinde de kullanılabilinmektedir.

Prostat buyumesinin cerrahi tedavisi

Prostat büyümesinin cerrahi tedavisi

İlaçlardan fayda görülmeyen durumlarda cerrahi müdahaleler gündeme geliyor. prostat tedavisinde çok çeşitli müdahale yöntemleri var. en sık olarak uygulanan cerrahi yöntem, tur (transüretral rezeksiyon) olarak isimlendirilen kapalı prostat ameliyatı. dış idrar yolu, yani üretradan girilerek yapılan bu ameliyatla prostat içeriden kesilerek çıkartılıyor. bu ameliyat, ufak bir delikten portakalın içerisini almaya benziyor. prostat kapsülüne kadar bütün dokular çıkartılıyor. bu ameliyattan sonra hastaların %90' ında şikayetlerde düzelme görülüyor. bu ameliyat sonrasında prostat dokusunda tekrar büyüme ve tekrar ameliyat ihtiyacı olabiliyor. ameliyat sırasında kullanılan sıvılara bağlı olarak kan sodyum seviyesinde düşme ve buna bağlı metabolik bozukluklar olabiliyor. yaklaşık olarak %2-3 oranında görülen bu duruma su zehirlenmesi deniliyor ve tedavi edilmezse öldürücü oluyor. ameliyat sonrası idrar kaçırma veya idrar kanalında daralma diğer olumsu tesirler arasında. prostat ameliyatı sonrasında sertleşme problemi ve geri boşalma gibi cinsel işlev bozuklukları görülebiliyor. kapalı ameliyat genellikle 60 gramın altındaki prostatlara uygulanırken, daha büyük prostatlara açık ameliyat yapılıyor. idrar kesesini açarak yapılan bu ameliyatın komplikasyonları kapalı ameliyata benziyor.

Prostat buyumesinin tedavisi

Prostat büyümesinin tedavisi

Prostat büyümesi olan kişiler, yiyecek ve içeceklerine dikkat etmesi gerekiyor. alkollü, asitli, gazlı içeceklerden ve baharatlı yiyeceklerden uzak durmaları öneriliyor. soğuk havalar prostatın düşmanı. şikayetlerin arttığı bu dönemlerde sıcak oturma banyolarının olabildiğince yararı var. prostat hastalarının kabız kalmaması gerekiyor. kabızlık, şikayetleri daha çok arttırarak idrar yapmayı güçleştiriyor. prostat büyümesinde tedaviyi yönlendiren en önemli etken şikayetlerin şiddeti. işeme sonrasında mesanede kalan idrar miktarı, idrar akım hızı, böbreklerin durumu tedaviyi yönlendiren diğer ölçütler arasında. prostat büyümesinde genellikle öncelikle ilaç tedavileri uygulanıyor.

şikayetlerin ilaç tedavisine karşın şiddetini koruması, idrar yapamama, sık idrar yolu iltihabı, idrarda aşırı kanama, böbreklerde şişme, kan üre düzeyinin yükselmesi, mesane taşı oluşması ve prostat büyümesine bağlı fıtık oluşması, cerrahi müdahale için yeterli ölçütler. prostat büyümesinin tedavisinde sıklıkla alfa 1-bloker grubu ilaçlar kullanılmaktadır. bu ilaçlar prostat bezi içindeki düz kasları gevşeterek prostatın gerginliğini azaltıyor.

aynı zamanda damarlardaki düz kasları da gevşeten bu ilaçlar tansiyon düşmesine yol açıyor. son yıllarda geliştirilen seçici alfa 1-bloker grubu ilaçlar yalnızca prostattaki düz kasları da gevşetirken damarları etkilemiyor, bu sayede tansiyonu etkilemiyor. testosteronun prostat bezi üstündeki uyarıcı tesirini ortadan kaldırmak amacıyla kullanılan ilaç, testosteronun, etken formu olan dehidrotestosterona dönüşmesini engelliyor. beş alfa redüktaz enzimini bloke eden bu ilaç testosteron-dehidrotestosteron dönüşümünü önleyerek prostatın büyümesini engelliyor.

Prostat buyumesinin belirtileri

Prostat büyümesinin belirtileri

Prostat büyümesi genellikle idrar yapma sorunlarına yol açıyor. prostat, idrar kesesinin tabanında yer almasa ve idrar kanalı olan üretrayı çevreliyor olmasa, belki de hiçbir soruna yol açmayacaktı. bu bezin iyi huylu büyümesinin idrar yapmayla ilgili sorunlara yol açması dışında vücuda başka hiçbir zararı yok. olabildiğince yumuşak ve elastik yapıdaki idrar kanalı prostat bezinin içerisinden geçtiği için, bu bezdeki en küçük büyüme veya gerginlik idrar yapmayı zorlaştırıyor. idrar kesesinin önünde önemli bir engel olan büyümüş prostat bezi uzun dönemde mesanenin işlevinin bozulmasına da yol açabiliyor. basınca karşı idrar pompalayan mesane duvarı kasları ilk önceleri kalınlaşıyor, daha sonra da kasılma kabiliyetini kaybediyor. bu durumlarda, prostat bezi alınsa bile ameliyat sonrası işeme problemleri devam ediyor.



prostat bezinin büyümesine bağlı olarak görülen erken belirtiler arasında idrar tazzikinde azalma ve idrarın kalibresinde düşüş, yani ince idrar yapma geliyor. kesik kesik ve ıkınarak idrar yapma, idrar kesesini tam boşaltamama, sık idrara çıkma, idrarı tutmada güçlük ve geceleri sık idrara çıkma diğer belirtiler arasında. bu şikayetlerin şiddeti prostat bezinin boyutlarıyla paralel gitmiyor ve her erkekte farklılık gösteriyor. orta yaş ve üstünde bu şikayetler varsa kesinlikle bir üroloji uzmanına müracaat etmek gerekiyor. makattan yapılan prostat muayenesi, prostat kanser tarama testi olan psa seviyesi, ultrasonografi ve üroflovmetri denilen işeme testi ile prostat büyümesinin teşhisi konuluyor. muayene ve tetkikler neticesinde prostat büyümesinin iyi veya kötü huylu olduğu büyük ölçüde anlaşılabiliyor. prostat kanseri şüphesi olursa prostat biyopsisi yapılarak kesin tanı konulabiliyor.

Urolojide uygulanan laparoskopik cerrahi yontemler

Ürolojide uygulanan laparoskopik cerrahi yöntemler

Laparoskopi nedir ?

kelime anlamı olarak karın içi organlarının görüntülenmesi anlamına gelmektedir. laparoskopik üroloji kliniği başarı gösteren bir ekip çalışması ile olabildiğince yeni olan bu ameliyat yöntemini hastalarımızın hizmetine sunmaya başlamıştır.

daha önce almanya leipzig üniversitesi tıp fakültesi üroloji kliniği'nde laparoskopik cerrahi eğitimi alan dr. karataş, fatih üniversitesi tıp fakültesi üroloji kliniği'nin başarı gösteren ve değerli öğretim üyeleri ile birlikte laparoskopi çalışmalarını sürdürmektedir.

Hidrosel (su fitigi)

Hidrosel (su fıtığı)

Karın içi boşluğu ile yumurta torbası arasında yer alan kanaldaki karın içi zarı bağlantısının doğumdan sonra açık kalması ile oluşur. bir ya da iki yumurtanın etrafında, bazen veya devamlı sıvı birikimi ile kendini gösterir. aileler, genellikle, " çocuğun yumurtası/torbası şişti" ifadesiyle gelirler.



titiz bir muayene ile teşhis konduktan sonra, genellikle ilk bir yaşın sonuna kadar şişliğin kaybolması ve kendiliğinden şifa bulması beklenir. düzelmediği takdirde, ufak bir operasyonla sorun halledilir.

Sunnet

Sünnet

Genel bilgiler

dünyada en sık yapılan sarılık ve aıds gibi hastalıkların bulaşma olasılığı ise hiç yok

bu sünnet yönteminde elde edilen kozmetik neticeler olabildiğince yüz güldürücü

doktorunuzun önerileri

" yara iyileşmesinin en hızlı olduğu ve ağrının en az hissedildiği bebeklik aylarını sünnet için tercih ediniz

pipisinin ucu dar olan, idrar yapma zorluğu bulunmakta olan veya sık idrar yolu iltihabı geçiren çocukları en kısa sürede sünnet ettiriniz

pipide veya idrar deliğinde biçim bozukluğu olan çocukları uzmana danışmadan sünnet ettirmeyiniz

sünnet sırasında yapılan bölgesel ağrı kesici sayesinde çocuk en az 2 saat hiç ağrı duymaz. ilacın tesiri bitince ilk gün çok az ağrı olabileceği için 4-6 saat arayla ağrı kesici şurup veriniz.

sünnetten derhal sonra bebeklerin bezini bağlayabilir, büyük çocuklara ise pantolon giydirebilirsiniz.

sünnet sonrasında istediğiniz vakit çocuğunuza banyo yaptırılabilirsiniz

plastik kıskaç kendiliğinden veya hafif çekiştirmeyle çıkmaz. ancak sünnet sonrası çocuğunuzu şiddetli darbelerden koruyunuz

plastik kıskaç çıkartıldıktan sonra, kabukların yumuşaması için yaraya 3-4 gün süreyle tavsiye edilen antibiyotikli merhemi uygulayınız

merak ettiğiniz bütün sorularınızı hekiminize yöneltiniz.

kaynak: doç. dr. mahmut ferda şenel