?

Ağız ve diş sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağız ve diş sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Full porselenler

Full porselenler

Porselen, diş minesine en yakın ve en sağlıklı malzemedir.



ancak birkaç yıl öncesine kadar porselenler ağızda tek başlarına değil de metal bir altyapı üstünde kullanılmak zorundaydılar.    metal altyapı, ışığın dişin içerisinden geçmesine opak bir röfle verirler. full porselen restorasyonları ise ışık geçirgenliğinden dolayı doğal dişlerden ayırt etmek çok kolay değildir.



sağladıkları derinlik've canlılık' duygusu nedeniyle harika estetik neticeler alınabilmektedir. full porselen restorasyonlar için kullanılan çeşitli porselen materyalleri vardır. bu malzemeler arasında estetik neticeleri ve dayanıklılıkları hakkında değişiklikler bulunur. bu malzemelerden iki tanesi klinik neticeleri bakımından öne çıkmaktadır. pressable-ıps-porselenler: yüksek baskı altında preslenerek üretilirler. en çok üç üye ve ön bölgede çalışma imkanı tanırlar. santimetrekareye 6 ton baskısı karşılayabilirler.



zirkonyum altyapılı porselenler (cercon smartseramics):



tıpkı bir elmas gibi hem kuvvetli hem de estetiktir.

zirkonyum bir alt yapı üstüne porselenin işlenmesiyle elde edilir. santimetrekareye 950 megapascal,yani 9. 5 ton baskısı karşılayabilir. bu malzeme diş hekimliğinde devrim niteliğindeki en yeni gelişmelerden biridir.

 

zirkonyum uzay mekiklerinin ısı kalkanlarında, porche arabalarının fren balatalarında ve ortopedik implantlarda kullanılıyor...



bu kadar dayanıklı olmasına karşın aynı zamanda ışığı geçirecek kadar zarif ve estetiktir. hem ön hem de arka dişlerde güvenle kullanılabilen ileri teknoloji ürünü bir malzemedir.  



full porselen kuronların avantajları: + doğaldan ayırt edilemeyen bir görünüm temin ederler.



ayrıca daha önce işlem görmüş dişlerde de ışık geçirgenliği olan ve doğal görünüm sağlayan restorasyonların yapılabilmesini olası kılarlar.

Dis beyazlatma (bleaching)

Diş beyazlatma (bleaching)

Beyazlatma işlemi nedir ve nasıl yapılıyor ?

beyazlatma, dişlerin yapısında bulunmakta olan (yani içerisine sinmiş) renklenmeleri ortadan kaldırma işlemidir.

bunun, klinikte doktor tarafından yapılan ve dişlerin yüzeylerine yapışan diş beyazlatma jeli için özel yerler ayrılmıştır.

beyazlatmada kullanılan özel ilaçlar set durumunda şırıngalarda sunulur ve taşıyıcı kalıpta hazırlanmış olan bu özel yerlere sıkılarak ağıza uygulanır. günde ortalama 6-8 saat (tercihen uykuda) takılır. ortalama birkaç günde başlayan farklılaşma ile bir hafta içerisinde en az 2-3 ton beyazlaşma elde edilir.



dişlerinizde daha önce yapılmış olan dolgular ve kaplamalar bu sekilde beyazlatılamazlar, renkleri aynı kalır...

 

beyazlatma işlemi herkese tatbik edilebilir mi ?

hemen herkese beyazlatma tedavisi tatbik edilebilir.

ancak gebe ya da emziren anneler ile çocuklarda yeterli araştırmalar olmadığından kliniğimizde bu hastalara beyazlatma tedavisi uygulanmamaktadır.







yaklasik %10 luk bir hasta grubunda başarı elde edilemeyebilir.



bu nedenle beyazlatma hizmeti veren tecrübeli bir diş doktorunun fikrini sormak faydalı olacaktır.  



neden bazı insanların dişleri gri ya da koyu sarı renkli ?



dis rengi aynı göz ya da ten rengi gibi kişiden kişiye farklılık gösterir.



diş rengini etkileyen bir çok faktör vardır.



bunlar: kalıtımsal faktörler, dış faktörlerin (çay, kahve, sigara gibi) boyaması, gelişim çağında alınan antibiyotik ya da florür sebebi ile, yaşlılıkla, beslenme stili ile, dişe gelen bir darbe sebebi ile olabilir.  

dişler beyazlatmadan sonra eski durumuna geri döner mi ?

beyazlatma tedavisi uygulanan hastalarin %75'inde geri dönüş görülmemektedir. ancak değisim olduğunu söyleyen %25'lik grupta 6 ayda bir sadece bir gece uygulama yaparak, ilk uygulama sonrası ortaya çıkan beyazlık tekrar elde edilmektedir.  

tedavi süresince nelere dikkat etmek gerekmektedir ?

beyazlatma işlemi süresince, şayet sigara içiyorsanız taşıyıcı kap-kalıp ağzınızda iken sigara içmemeniz gerekmektedir.

ayrıca dişlerde renkleşmelere yol açabilen gıdalar (çay-kahve, kolalı içecekler vb... gibi) alınmamalıdır.

tedavi sırasında en sık görülebilen sorun olan duyarlılık gelişen ilaçlar sayesinde olabildiğince azalmıştır.

hastaların %5 15'inde görülebilen duyarlılık en fazla soğukta kamaşmalar olarak tarif edilmektedir, bundan başka dil ve dudakta kabarmalar görülebilir.



ancak, bir kaç gün içerisinde ortadan kalkar.  



beyazlatma işlemi zararsız mıdır ?

kliniğimizde uyguladığımız beyazlatma ajanlarının hiçbir kalıcı zarara yol açmadığı çeşitli çalışmalarla ıspatlanmıştır.

ancak daha yüksek konsantrasyonlar - bilhassa duyarlılık açısından - dikkatle kullanılmalıdır.

Dolgular

Dolgular

Dolgu, çürüyen bir dişteki bütün çürük ve artıklar temizlendikten sonra ortaya çıkan boşluğun, o dişin normal formuna ideal olarak ve ağızda uzun müddet sorun yaratmadan durabileceği ispatlanmış bir madde ile restorasyonudur.

çok çeşitli dolgular olmasına karşın,



günümüzde en sık ve başarıyla uygulanan dolgular:

amalgam dolgular ve ışınlı dolgulardır.



amalgam dolgular 100 yılı aşkın bir süredir içeriği geliştirilerek kullanılan, gri renkli dolgulardır.

renginden ve içeriğinde cıva bulunduğundan, pek sıcak bakılmazlar.



ancak aynı zamanda en fazla kullanılan dolgu materyalleridir.

bunun sebebi, sağlamlığı, ekonomikliği ve (bunca yıldır üstünde konuşulup araştırmalar yapıldığı halde halen) yapısındaki cıva nedeniyle civa zehirlenmesi olayının bilimsel olarak kanıtlanamamamış olmasındandır...







diğer sık kullanılan dolgu materyali olan ışınlı dolgu da ise, diş rengine ideal olarak seçilen ve özel bir ışığa hassas olan materyal boşluğa doldurulup ışık tutularak sertleştirilmektedir.



amalgam dolguya olan üstünlüğü ilk bakışta derhal kabul edilmekle birlikte, uygulanacak olan dişin konumu ve haline göre doğru uygulandığında başarı gösteren neticeler alınmaktadır.



yapılacak olan dolgu için doğru materyalin tercihi hastanın isteği de gözönüne alınarak doktor tarafından belirlenmelidir.

aşağıda, bir kaza neticesi ön dişi kırık olarak kliniğimize gelen 14 yaşındaki hastamıza uygulanan, ışınlı dolgu ile restorasyon çalışmasının safhaları görülmektedir.

Koruyucu dis hekimligi

Koruyucu diş hekimliği

Fluorid uygulamaları:



günümüzde diş hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıştır. diş hekimliğinde de koruyucu hekimlik denilince akla dişlerin çürümesini önlemek gelir.



dişleri çürüğe karşı dirençli bir hale getirmek için kullanılandığımız madde fluorid dir. fluorid dişlerin çürümesini önleyen,dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir.



fluorid diş macunlarının içerisinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur. fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettikleri için dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar. bu durumu bertaraf edebilmek için kliniğimizde profesyonel topikal fluorid uygulamaları yapılmaktadır.



profesyonel topikal fluorid tatbiki yalnızca diş doktorları tarafından uygulanılabilen bir yöntemidir. topikal fluorid uygulaması bilhassa dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. bu sayede yeterli oranda fluorid dişler üstüne depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur. topikal fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir. bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir tertipli olarak diş hekimine getiriniz...

Agiz ve nefes kokusu

Ağız ve nefes kokusu

Ağız kokusunun çeşitli nedenleri vardır.



çoğunlukla fena ağız kokusunun nedeni (%90 oranda) ağız içi kaynaklıdır. diğer sebeb ise mide-barsak yada üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. bunlara ilaveten bilhassa çocuklarda barsak parazitlerine bağlı daha çok sabahleyin gözüken ağız kokusu oluşabilir. bazı sistemik hastalıklardda da (diabet gibi) fena koku görülmektedir.



ağız içi kaynaklı kokunun sebebleri başlıca;

1-kokulu yiyecekler

2-diş çürüğü

3-periodontal(dişeti ve çevre kemik dokusu)hastalıklar

4-sürekli ağız kuruluğu

5-tütün kullanma

6-yetersiz ağız hijyeni(kötü bakım)dişhekiminiz size ağız kokusunun sebebinin belirlenmesinde yardımcı olur şayet sebeb ağız içi kaynaklı ise bu sorununuzun giderilmesinde lazım tedavi planlamasını yapar.



kötü kokuyu ne/ler yaparyediğimiz gıdalar solunumumuzu tesirler ,bilhassa soğan sarımsak gibi yiyecekler kan dolaşımımıza geçerler,oradan akciğerlere transfer edilir ve nefesimizle dışarı atılır.



diş fırçalama ,dişipi kullanımı ve ağız gargaraları ,sakız çiğneme kokuyu yalnızca geçici olarak maskeler. vücut gıdayı elimine edene kadar koku kalır. diet yapanlarda düzensiz yemek yemeğe bağlı olarak fena ağız kokusu olur. düzenli ağız bakımı olmazsa, gıda artıkları dişler arasında ,dilin ve dişetlerinin üstünde birikerek ağızda kalır, belli bir müddet sonra kokuya sebeb olur. protezlerinde iyi temizlenememesi fena kokuya sebeb olur.



periodontal sağlığın bozulduğunun en önemli habercisi de fena ağız kokusudur.

Ortodonti (caprasik disler)

Ortodonti (çapraşık dişler)

Dişlerdeki çapraşıklıkların nedenleri nelerdir ?



çocukluk döneminde süt dişlerin değişip, kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla birçok çocukta çapraşıklıklar gözlenir. "çocuğumun dişleri eğri geldi"sözleriyle anne babalar büyük bir endişeyle dişhekimine başvururlar. bu durumun en büyük sebebi kalıtımdır. ancak vaktinde alınmayan bazı tedbirler de çapraşıklara sebep olmaktadır.



dişlerdeki çapraşıkların nedenleri ve alınması gereken tedbirler kısaca şöyledir; 1)genetik olarak çocukta çene boyutuyla dişlerin genişlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin gelişmesini negatif yönde etkileyen solunum yolu sorunları gibi etkenlerin bulunmasıdır. çocuğunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen etkenler ilk olarak üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek dişlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. bu taktirde kesinlikle uzman bir dişhekiminin (ortodontist) müdahalesi gerekmektedir. 2)dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer sebebi de süt dişlerin normal değişme vakti gelmeden çekilmesidir. "nasıl olsa yerine yenisi gelecek"düşüncesiyle tedavi edilebilir kademedeki süt dişlerinin çekimi son derece hatalıdır.







çünkü bu dişler altlarından gelecek kalıcı dişlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları engellerler. bir süt dişi vaktinden önce çekilirse yandaki dişler çekilen dişin boşluğına doğru kayar. alttan gelecek kalıcı dişin süreceği yeri kapatır,kalıcı diş bulabildiği boşluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. her iki taktirde da diş sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir. 3)süt dişlerini ara yüzlerinde görülen çürükler vaktinde tedavi edilmezse yandaki dişler çürüyen,kayıp diş dokusu kadar boşluğa kayar. çapraşıklıkların bir diğer sebebi de budur.

işte bu nedenlerden dolayı süt dişlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece mühimdir.



dişlerdeki çapraşıklıklar yalnızca estetik problem mu yaratır ?

dişlerin düzgün sıralanması yalnızca estetik açıdan önemli değildir. dişlerdeki çapraşıklıklar bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere,dişeti hastalıklarına ve eklem ağrılarına sebep olurlar. dişlerdeki çapraşıklıklar her zaman tedavi edilebilir mi ?çapraşık dişler her yaşta farklı tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebilmektedir. ancak bu tür tedaviler olabildiğince pahalıdır. dolayısıyla çürüyen süt dişlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla dişleri sağlıklı olarak ağızda tutmak en doğru yöntem olacaktır.

Dis rontgeni

Diş röntgeni

Diş röntgeni nedir ?



diş röntgeni dişlerin, kemik ve dişetlerinin klinikte muayene ile görünmeyen kısımlarını göstermeye yarayan bir resimdir.



çocuğumdan ne hedefle diş röntgeni çekiliyor ?

diş röntgeni dişhekiminin dişler yada çenelerle ilgili sorunları teşhis etmesine yardımcı bir yöntemdir. örneğin ağız içi muayene ile yalnızca büyük çürükler teşhis edilebilirken, röntgenle başlangıç çürükleri saptanabilir. ya da ağızdaki absenin hangi dişten kaynaklandığı, dişlerdeki yapı bozuklukları, kök kırıkları, kist ya da tümörler röntgenle saptanabilir.



diş röntgeninin çocuğuma zararı var mıdır ?



modern teknik ve metodlarla çekilen diş röntgeninden yayılan radyasyon minimal düzeydedir. dolayısıyla de diş röntgeninden yayılan radyasyonun çocuğa bir zararının olması söz konusu değildir. aksine teşhiş açısından röntgenden elde edilen fayda çok fazladır.







kaç çeşit diş röntgeni çekilebilir ?

esas olarak ağız içi ve ağız dışından olmak üzere iki çeşit diş röntgeni çekilebilir. ağız dışından çekilen röntgenlerde film ağız dışına yerleştirilirken, ağız içerisinden çekilen röntgenlerde film ağız içerisine yerleştirilir. genel olarak ağız içerisine yerleştirilen filmler birkaç diş ve çevre dokular izlenebilirken, ağız dışına yerleştirilen filmlerle çene kemiklerini de içerisine alan daha geniş bir alan izlenmektedir.

Hamilelik ve disler

Hamilelik ve dişler

Hamilelik ağız sağlığını nasıl etkiler ?



hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış bir inanıştır. fakat gebelik sırasında ağız sağlığında bazı farklılıkların olacağı da bir gerçektir. en önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki artış olup, bu durum da dişler üstündeki anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır.



hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır ? bu dönemde tedavi için çok gerekli ise ağız içerisinden 1-2 film alınabilir. her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için kesinlikle kurşun önlük kullanılması gerekmektedir.



yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekmektedir. dişler gebelik sırasında daha çabuk mu çürür ?daha öncede de belirtildiği gibi "hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve dolayısıyla her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği" inancı mutlaka doğru değildir. gebelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine ideal bir ortam yaratır.



bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır;

bebek beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir ilk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince itina göstermeyebilir. hamilelik hormonlarının (östojen, progertron) tesiri ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. işte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha itina göstermek gerekmektedir.



bebeğin diş sağlığı için alınması gereken tedbirler var mıdır ?



bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. diş sağlığı için protein,avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) c vitamini (narenciye, domates, çilek), d vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekmektedir. bunun yanında bilinçsiz ilaç kullanımından uzak durulmalıdır. kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanında genel vücut gelişimini de negatif yönde etkileyebilecektir. bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır.

bebeğin diş bakımı ve beslenmesi hakkında bilgi edininiz.



"hamileyken antibiyotik kullandım" bebeğimin dişleri etkilenir mi ?



bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere sebep olduğu kanısı yanlıştır.

dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu "tetrasiklinler"dir. bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır.

Periodontal hastalik nedir ?

Periodontal hastalık nedir ?

Periodontal hastalık nedir ?



periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarı gösteren bir biçimde tedavi edilebilirler. dişeti hastalıklarının engellemesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir.



tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir. periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur.



periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.



dişeti hastalığının belirtileri nelerdir ?



dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır; diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri kırmızı, şiş ve duyarlı dişetleri dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı sallanan veya giderek birbirlerinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) ısırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma. devamlı kötü ağız kokusu. bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. dolayısıyla tertipli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece mühimdir.

dişeti hastalığının sebebi nedir ? dişeti hastalığının en önemli sebebi "bakteriyel diş plağı" adı verilen, dişler üstünde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için esas gereksinimdir. şayet cerrahi tedaviyi gerektirebilir. bu tedavinin hedefi dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır. periodontal tedavi sonrası hastaların tertipli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması lazımdır.



fakat unutmamak gerekmektedir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini aktif bir biçimde uygulamasından daha yararlı olamaz.

Cocuk dis sagligi

Çocuk diş sağlığı

Çocuklarda genellikle ilk daimi diş 6 yaşında süren birinci büyük azı dişidir.



6 yaş çocukların henüz ağız hijyenini çok iyi sağlayamadıkları bir yaştır,buna karşın çocukların ağzında ömür boyu kullanacakları ilk daimi dişleri ağızdadır.



peki bu taktirde ne yapmalı ki çocuk birinci büyük azı dişini çürütmesin ?



bunun yanıtı çocuklara daha önce de belirttiğimiz gibi diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması,çürük oluşturucu besinlerden uzak durması tavsiye edilir. bunun yanısıra diş doktoru tarafından koruyucu tedaviler uygulanarak çocukların daimi dişlerinin çürümesi önlenir. tertipli olarak 6 ayda bir çocuk diş hekimine getirilirse,kliniğimizde de uygulamakta olduğumuz topikal fluor uygulaması ve fissür sealant uygulaması yapılabilir.



topikal fluor uygulaması çocuğun daimi dişlerini güçlendirir,daimi dişlerin çürüğe karşı daha dirençli olmasını temin eder. fissür sealantlar ise büyük ve ufak azı dişlerin üstünde bulunmakta olan girinti ve çıkıntıların örtülmesiyle şeker,çikolata vs. gibi çürük oluşturucu maddelerin dişin yüzeye tutunmasını ve o girintilerden girerek dişi çürütmesini engeller,bundan başka içersinde bulunmakta olan fluorid sayesinde dişin diğer bölgelerinin de çürümemesine katkıda bulunur. çocuklarda süt dişlerinin önemisüt dişleri geçici olduğu için ebeveynler tarafından genellikle nasıl olsa bu dişler değişecek denerek pek önemsenmez. bu nedenle bu tip bir düşünce süt dişlerinin temizliğinin ihmaline ve çürümesine neden olur.







unutulmamalıdır ki süt dişlerindeki çürükler hem çocuğun dişlerinin ağrımasına neden olur,hem de daimi dişlerine zarar verir.

süt dişleri ihmal edilip dolgu ile kurtarılamadığı vakit çekilmesi gerekmektedir,erken süt dişi kaybı çocukların daimi dişlerinin çapraşık olmasının en önemli faktörlerinden birisidir. erken süt dişi kaybı sonucunda ağızda bulunmakta olan dişler boşluğa doğru kayar ve daimi dişlerin süreceği yer kalmaz netice çapraşıklıktır. bu nedenle süt dişlerinin sağlığı çok mühimdir. çocuklarda ağız hijyeni çocuğun ilk dişleri sürdüğü andan başlayarak başlamalıdır. henüz bebek iken yapılması gereken şey temiz bir bez parçasıyla bebeğin dişlerinin üzeri her emzirme veya mama yedilten sonra yapılmalıdır. çocuğun yaşı bir miktar daha büyünce(2yaş) diş fırçası kullanılmaya başlanmalıdır.



bebeklerde diş çürüğü (biberon çürüğü)bebeğimin dişleri sürer sürmez çürüdü.



sebebi ne olabilir ?



bebeklerde zaman zaman dişlerin üstünde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. esasında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının sebebi de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir.



bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. dolayısıyla bilhassa gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine itina gösterilmelidir. biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir ?

bebeklerde oluşan çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu tedbirlerin erken dönemde alınması gerekmektedir. bunlar nelerdir ? bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. beslendikten sonra uyutmaya çalışın.

biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.



bebek beslendikten sonra kesinlikle su içirin.



ilk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.



biberon çürüğünün önemi nedir ?

biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. iltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına sebep olur. iltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar.



bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma sorunları ortaya çıkabilir. biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir ? biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir sebebidir. bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine sebep olur.



çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekmektedir. fluorid uygulamaları: günümüzde diş hekimliğinde ve diğer tıp bilimlerinde koruyucu hekimlik önem kazanmıştır. diş hekimliğinde de koruyucu hekimlik denilince akla dişlerin çürümesini önlemek gelir. dişleri çürüğe karşı dirençli bir hale getirmek için kullanılandığımız madde fluorid dir. fluorid dişlerin çürümesini önleyen,dişlerin yapısını kuvvetlendiren bir elementtir. fluorid diş macunlarının içerisinde bulunduğu gibi bazı besin maddelerinde de bulunur. fakat çocuklar çoğu zaman dişlerini fırçalamayı ihmal ettikleri için dişlerinin çürüğe karşı direnç kazanabilmeleri için yeterli fluorid almamış olurlar. bu durumu bertaraf edebilmek için kliniğimizde profesyonel topikal fluorid uygulamaları yapılmaktadır.



profesyonel topikal fluorid tatbiki yalnızca diş doktorları tarafından uygulanılabilen bir yöntemidir. topikal fluorid uygulaması bilhassa dişleri çürümeye meyilli çocuklarda uygulanır. bu sayede yeterli oranda fluorid dişler üstüne depolanır ve dişlerin yapısı güçlendirilerek çürüğe karşı dirençli olur. topikal fluorid uygulaması her 6 ayda bir yapılırsa ancak etkili olabilir.



bunun için çocuklarınızı her 6 ayda bir tertipli olarak diş hekimine getiriniz...

Agiz cene ve yuz deformiteleri

Ağız çene ve yüz deformiteleri

Ağız, çene ve yüz cerrahisi ile doğuştan ya da sonradan meydana gelen bozukluklar başarıyla düzeltilebiliyor.



hem cerrahi tekniklerin hem de kullanılan cihazların gelişmesi ameliyatların güvenilirliğini de artırıyor. ağız-çene ve yüz cerrahisi ya da uluslararası adı ile "oral ve maksillofasiyal cerrahi" dişhekimliğinin son yıllarda en fazla gelişme belirten branşlarından biri olarak kabul ediliyor. çene-yüz deformiteleri; çene eklemi ve yüz ağrıları; diş implantları; kaza ve tümörlere bağlı çene kayıplarının düzeltilmesi; çene kırıkları ve yaralanmaları; gömük dişler; spor güvenliği ve ağız kanserleri, çene cerrahisinin alanına giren hususlar arasında yer alıyor. çene ve yüzde meydana gelen biçim bozukluklarının doğuştan olabildiği gibi kazalara ya da hastalıklara bağlı olarak sonradan da ortaya çıkabildiğini belirtiliyor. alt çene ile üst çenenin birbirine ve yüze göre uyumsuzluğunun hastalarda hem estetik hem de fonksiyonel rahatsızlıklara yol açtığına işaret ediliyor.







alt veya üst çenenin birbirine göre kısa ya da uzun olması, yüzün normalden çok uzun olması ya da kısa olması sık gördüğümüz sorunlar arasındadır. bundan başka ön dişlerin kapanamamasına yol açan çene bozukluğu, alt çenenin çok belirsiz olduğu durumlar, üst çenenin çok sarkık olmasına bağlı olarak diş etlerinin gülerken çok fazla görünmesi, yalnızca çene ucunu ilgilendiren biçim bozuklukları da cerrahi tekniklerle düzeltilebiliyor. bu tip sorunları olan insanlar çiğneme ve konuşmada da problemler yaşıyorlar. günümüzde gelişen teknoloji ile bu bozuklukların düzeltilmesinin kolay hale gelmektedir. hem cerrahi tekniklerin hem de kullanılan cihazların son yıllardaki gelişimi bu ameliyatların başarısını ve güvenilirliğini artırmıştır.



en önemli gelişme, distraksiyon osteogenezisi denilen ve ortopedide sıklıkla bacak uzatmada kullanılan kemik uzatma tekniğinin çene cerrahisinde kullanılması. bu yöntemle çocuklardaki doğumsal çene kısalıkları ve yüzün yetersiz gelişimi düzeltilebildiği gibi, tümör ve kaza neticesi büyük kemik kayıpları tedavi edilebiliyor.



yöntemin en önemli avantajları, kolay ve güvenli uygulanması ve vücudun başka bir yerinden kemik alınmasının gerekmemesi. bu yöntemle bundan başka deri ve kaslarda kemikle birlikte uzayarak şekillenebilmekte. kemik uzatma yöntemi ile büyük deformiteler düzeltilebildiği gibi, diş implantlarının uygulanmasına izin vermeyen çene kemiği erimeleri de tedavi edilebilmektedir. zaman geçtikçe azalan kemik miktarı diş protezlerinin uygulamasını güçleştirmektedir. çene cerrahisi uygulamaları hem bu stil sorunları ortadan kaldıracak teknikler içermekte hem de implant uygulamaları ile dişsizlik problemini ortadan kaldırmaktadır. imlantlarimplantlar, diş hekimliğinin en güncel konularından birini oluşturuyor. eksik dişlerin tamamlanması için titanyum yapay diş köklerinden meydana gelen implantlar ufak bir cerrahi girişimle çene kemiğine yerleştiriliyor. ortalama 3-6 ay sonra implantın etrafını yoğun ve sağlam bir kemik sararak sıkı bir biçimde çene kemiği içerisinde oturmasını temin eder. implantlara kron, köprü ve hareketli diş protezleri uygulanarak klasik tedavide rastlanan pekçok sorun ortadan kaldırılır. örneğin tek diş eksikliğini gidermek için boşluğun her iki yanındaki sağlam dişlerin kesilmesi ile yapılan klasik köprü yöntemi yerine, bu boşluğun implantla doldurulmasıyla estetik ve sağlıklı neticeler ortaya çıkar.



çene eklemi rahatsızlıklarıçene eklemi nasıldır ?



diğer eklemlere benzer mi ?



çene eklemi kafatası ile alt çene kemiğinin birlestiği yerde, kulağın derhal önünde yer alan ufak bir eklemdir. alt çenenin hareket ve fonksiyonlarını yapmasına izin verir. diğer eklemlere yapı olarak benzese de çalışma şekli olarak farklıdır ve vücutta kombine çalışarak aynı işi yapan iki eklemin olduğu başka bir bölge yoktur. kulağınızın çevresinde bir ağrı var, ağzınızı da yeterince açamıyorsunuz.. ?çene eklemi rahatsızlıklarının farklı belirtileri vardır. hastalar genellikle, kulak ağrısı, baş ağrısı ve ağızlarını yeterince açamadıklarından şikayetçidirler bunun yanısıra ağız açıp kapama sırasında çıkan seslerden ve ağrıdan da şikayetçi olabilirler. burada belirlenmesi gereken rahatsızlıgın sebebidir.



çene eklemi rahatsızlıklarının nedenleri nelerdir ?



artrit çene eklemi rahatsızlığı sebeplerinden biridir. bir yaralanmaya ya da gece diş sıkmaya bağlı olabilir. diğer sık karşılaşılan bir sebep de eklem diskinin yer değiştirmesidir. böyle bir disk, klik sesi gibi seslerin ortaya çıkmasına, çene hareketlerinin kısıtlanmasına ve ağız açma ve kapama sırasında ağrı olmasina sebep olabilir. bir travmaya ya da romatoid artrite bağlı olarak ortaya çıkabilen eklem parçalarının birbirine kaynamasi durumu ise çene hareketini kısmen veya tamamen kısıtlıyabilir.



her zaman sorun, eklemin kendisinde midir ?



stresin çene kaslarında ağrı oluşturması çene eklemi problemlerine benzer. gece diş gıcırdatma ya da sıkma, kaslarda ağrılı spazmlara ve çene hareketlerinde zorluklara yol açar. hastalarda kas ve eklem sorunları birlikte de görülebilir. bu nedenlerle çene eklemi hastalıklarının teşhisi karmaşıktır ve değişik işlemler gerektirir. tedaviyi yönlendirmesi açısından eklem problemlerinin nedeninin belirlenmesi son derece mühimdir.



tedavisi mümkün mü ?



kronik bir rahatsızlık olması ve birden çok sistemi ilgilendirmesi sebebi ile problemin tamamen ortadan kalkması vakit alabilir. genellikle bir ekip çalışması gerektirir. fizik tedavi metodları, ağıza takılan özel dişlikler, eklem içi enjeksiyon teknikleri ve gerekirse cerrahi girişimler doktor tarafından yapılan işlemlerdir ve günümüzde modern uygulamalarla çok iyi neticeler alınabilmektedir. ancak bu rahatsızlığın tedavisinde hastanın kendisine de olabildiğince önemli işler düşmektedir.

Agiz ici iltihaplari stomatitler

Ağız içi iltihapları stomatitler

Ağız içinin tipik iltihapları ağızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil, başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir.



stomatit ağız mukozasının akut ya da kronik şekilde iltihaplanmasıdır. ağız mukozasında enfeksiyona yol açabilecek duruma gelmiş çeşitli mikropların varlığına bağlı olarak gelişir. kanamalı stomatit basitçe kanayan dişeti mukozasının kızarması ve şişmesi ile kendini belli eder. çoğu kez genel bir hastalığa, zehirlenmeye ya da vitamin yetmezliğine bağlıdıryunanca'da stoma "ağız", itis "ilti­hap" demektir. stomatit geniş anlamıy­la ağız içerisindeki tüm iltihaplan içerir.



dar anlamıyla ise gerçek ağız boşluğu mukozasıyla sınırlı olarak kullanılır. il­tihap dildeyse glossit, dişeti mukozasındaysa jinjivit adını alır.





ağız mukozası direkt doğruya ağızdaki nedenlerle basitçe hastalanır.



bundan başka bazı genel hastalıkların da ilk belirtileri ağızda or­taya çıkar. dolayısıyla ağız içi iltihapları birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılır. ilki başka hastalıklara bağlı olmadan gelişir. ikincil olanlar başka organlann hastalanmasından sonra ortaya çıkar. ağıziçi iltihabının başlıca çeşitleri arasında ağız nezlesi ile eksüdalı, ülser­li, kangrenli, kanamalı ve aftlı iltihaplar sayılabilir.



ağız nezlesi



en sık görülen ve en az zararlı türdür. ağızdaki yerleşik bakteri florasının, genel ve yerel çeşitli durum­lara bağlı olarak hastalık yapabilme ye­teneği kazanmasından kaynaklanır.



her yaşta görülebilir.



bilhassa iyi beslen­meyen çocuklarda, diş çıkaran bebek­lerde ve kızamık, kızıl, suçiçeği, kızamıkçık gibi döküntülü hastalıklar sıra­sında ortaya çıkar. erişkinlerde başlıca nedenleri diş taşları ve ideal olmayan diş protezlerinin kullanılmasıdır. sindi­rim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyi­ci yiyecekler, çok sıcak içecekler ve si­gara da ağızda bu stil iltihap yapabilir. ağız nezlesinin sık karşılaşılan bir başka sebebi vitamin eksikliğidir. artık iskorbüt ve beriberi gibi ağır vitamin yet­mezliklerinden kaynaklanan hastalıklar dengeli beslenme bilinci ve olanakları­nın bulunduğu ülkelerin gündeminden çıkmıştır.







ama yetersiz ve dengesiz beslenmeye ya da vücuttaki işlev bo­zukluklarına bağlı olarak gizli vitamin eksikliği hastalıkları görülmektedir.



ağız nezlesi genellikle ağız boşlu­ğunda kırmızılıkla ortaya çıkar. çoğu kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıklar görülür. hasta ağzında kuru­ma ve yanma duyar. yutma ve çiğneme hareketleri güçleşir. bu stil ağıziçi ilti­hapları, mikrop öldürücü gargaralar kul­lanılarak tedavi edilebilir.



bundan başka ağrı ve yanma duyumunu ortadan kaldıran hafif uyuşturucu ve mikrop öldürücü ilaçlar yararlı olabilir. iltihap vitamin eksikliğine bağlıysa tedavi eksik olan vitaminle­rin karşılanmasına dayanır. - eksüdahlı ağıziçi iltihabımukozada üstü beyaz renkli ağır bir iltihaplanma şeklinde ortaya çıkar. genellikle ülserli stomatitin başlangıcıdır. başlıca nedenleri ağız nezlesininkiyle aynıdır. bazı meslek hastalıkları ve kimyasal maddelerin yol açtığı kronik zehirlenmeler de ağızda bu stil iltihaba sebep olur. bunların başında gelen kurşun ve civa zehirlenmeleri bilhassa dişeti ve zaman zaman dil iltihabına yol açar.







ağızdaki iltihaplanma tüm vücudu etkileyen hastalıkla birlikte tedavi edilir.



ülserli ağıziçi iltihabıağız nezlesinden de, eksüdalı ağıziçi iltihabından da ağırdır. genellikle salgın şeklinde ortaya çıkar ve ağız boşluğunun temizliğine itina gösterilmemesi halinde basitçe bulaşır. iltihap dişçilerinde başlar. daha sonra tüm ağza yayılır. diş köklerine, hatta dudaklara da yayılan sarımsı bir eksüdaya ve ağrılı şişkinliğe sebep olur. ülserli ağıziçi iltihabı fusobacterium ve spiroketlerin etken olduğu vincent anjini gibi yutak enfeksiyonlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir. ilk şişkinlik evresinin peşinden çok yavaş iyileşen ülser ve yaraların belirdiği bu stil ağıziçi iltihabında mikrop öldürücü gargaralar yeterli değildir. bundan başka antibiyotik ve sülfamitlere dayanan genel bir tedavi uygulanır; bazı olgularda kortizon da gerekebilir. - kangrenli ağıziçi iltihabıülserli tipin son evresidir.



organizmanın aşın ölçüde güçten düştüğü durumlarda görülür ve doku ölümüne yol açar. - kanamalı ağıziçi iltihabıkanamalarla ortaya çıkan ağız mukozası iltihabıdır.



genellikle ağızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. pıhtılaşma bozuklukları, karaciğer ve kalp-damar hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve c vitamini eksikliği) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. akut lösemi, b12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık, tifo, sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. tedavi genel hastalığa bağlı olarak yürütülür. - aftlı ağıziçi iltihabıçoğu kez virüslerden kaynaklanır. genellikle süt çocuklarında, hamile kadınlarda ve sindirim bozukluğu çekenlerde görülür.



bazı insanlarda ceviz, badem, çilek gibi belirili besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendiği göz önüne alınırsa bu hastalığın alerjik bir boyutu da olduğu söylenebilir. hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. daha sonra ağız boşluğunda çok ağrılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür.



hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. gargara şeklinde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır. - kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına bağlı ağıziçi iltihabıacti-nomyces ağız boşluğunda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. bu bakteriler ağızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok oranda tipik tanecikler içerir. bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir. oldukça sık karşılaşılan pamukçuk ağızda mantarlara bağlı bir iltihaptır. ağız boşluğu mukozasında candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur.



dişetlerini, dili, yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer. ağızda birbirleriyle birleşmeye eğilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. basitçe kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. pamukçuk daha çok yenidoğanlarda görülür. yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle basitçe tedavi edilebilir. ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma kabiliyetleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. bu taktirde enfeksiyon derindeki dokulara, yani solunum ve sindirim mukozalarına yayılabilir.



ikincil ağıziçi iltihaplarıgenel bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar.



kızıl, kızamık, kızamıkçık ve suçiçeği gibi döküntülü hastalıklar, iskorbüt ve hemofili gibi kanamalı hastalıklar, lösemi, agranülositoz ve b12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlık gibi kan hastalıkları, civa, bizmut, kurşun, gümüş, bakır gibi kimyasal madde zehirlenmesine bağlı çeşitli meslek hastalıkları sırasında görülür.



özgül mikropların sebep olduğu başlıca ağıziçi iltihaplan şunlardır:

frengide birinci evre lezyonu, ikinci evreye özgü kabartı ya da kızarıklıklar ve üçüncü evreye özgü göm (yumuşak şişkinlikler) ve ülserler şeklinde iltihaplar (frengi stomatiti);



veremde ülserler ve çatlaklarla birlikte görülen iltihaplar (verem stomatiti);



cüzamda zaman geçtikçe ülserleşen derin düğümcük oluşumlan (cüzam stomatiti);



belsoğukluğunda hastalık faktörü olan gonokoklara bağlı iltihaplar;



difteri, yılancık ve impetigo etkenlerine bağlı ağıziçi iltihapları.

Dental implant (dis ekimi) nedir ?

Dental implant (diş ekimi) nedir ?

'dental implant' eksik olan bir veya birkaç dişin fonksyon ve estetiğini iade etmek için çene kemiğine yerleştirilen titanyum yapılara verilen isimdir. bu yapılar sayesinde hastalarımız doğal dişlere en yakın işleve kavuşmuş olurlar.



implant'ların türleri var mıdır ?

evet. seri kullanıma girdikten sonra farklı implant tipleri üretilmiştir. ancak günümüzde en popüler olan implant tipi 'vida' biçimli olanlardır.



implantlar ile tedavi güvenli ve uzun ömürlü müdür ?

güvenli bir implant ortaya çıkarmak için yapılan çalışmalar 1809'dan beri sürmektedir. günümüzde piyasa da kusursuza çok yakın, 28 yıllık klinik takipleri bulunmakta olan implantlar olduğu gibi nisbeten yeni implant markaları da bulunmaktadır.



bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi diş hekiminiz size verecektir.



ımplantlar her vak'a da kullanılabilir mi ?



ister tek diş, isterse birden çok diş eksikliğinde şayet implant yerleştirmeye ideal oranda kemik varsa, her vak'a için implant kullanılabilir.







her hastaya implant tatbik edilebilir mi ?



ımplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır.



dolayısıyla implant konulması öngörülen bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekir. varolan kemiğin kaliteside implant başarısını etkileyen faktörlerden birisidir. bundan başka tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekir. hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş sınırı yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamıs çok genç hastalara uygulanması tercih edilmeyebilir.



ımplant yerleştirilirken acı duyar miyim ?



uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması halinde hayır. operasyon sırasında hasta tercihine göre genel ya da lokal anestezi kullanılabilir. genellikle implant'ın yerleştirildiği akşam duyulabilecek ağrı basit ağri kesiciler ile giderilebilir. pekçok hasta bu ağrinin normal diş çekiminden sonra duyulan ağrıdan değişik olmadığını belirtmektedir. tedavinin sorunsuz tamamlandığı vak'alar da implantların varlığını bile hissetmeyecek kadar rahat olursunuz. ımplantlar yerleştirildikten derhal sonra protezlerim takilabilir mi ? hayır. ımplant'ların kemik ile tam birleşmesini (osteointegration) sağlamak için iyileşme dönemi olan ilk 3-6 ay boyunca implant üzerine gelen yüklerin en aza indirgenmesi gerekmektedir. ancak doktorunuz bu iyileşme müddetinde size ideal bir geçici protez yaparak sizin fonksyonunuzu iade edecektir.



toplam tedavi müddeti ne kadardır ?



ilk muayeneden, işiniz bitinceye kadar genellikle 12-15 ayrı randevuya gelmeniz gerekecektir. bu randevuların müddeti, yapılacak işin özelliklerine göre değişik uzunluklarda olacaktır. tedavi alt çene için 5 ay gibi bir sürede bitirilebilirken üst çene için 8 ay kadar sürebilmektedir.



ımplantların temizliği önemli midir ?



evet. hem de çok mühimdir. ımplantların ağiz içerisindeki yabancı cisimler olduğu düsünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da önemli oldugunu taktir edersiniz. ımplantların temizlikleri belli bir öğrenme süreci gerektirse de, zor değildir. ancak bu iş için yeterli vakti ayırmanız gerekir. unutmamanız gereken şey, bu stil bir tedavinin başarı gösteren olması için lazım en önemli etkenin tertipli ağız bakımı olduğudur.



ımplantlar üzerine yapılacak protezler nasıldır ?



ımplantlar üstüne yapılacak protezler vak'anın özelliğine göre farklı tipte olabilir. yani bunlar basitçe temizlenmesi hedefi ile hasta tarafından çıkartılabilecek biçimde olabileceği gibi ancak diş doktoru tarafından çıkartılabilecek biçimde de planlanabilir. her iki planlamanın da avantaj ve avantajsız tarafları bulunmaktadır ve sizin için ideal olan tasarımı hekiminiz tedaviniz başlamadan önce size anlatacaktır.



eksik her diş için 'bir' implant gerekmektedir mi ?

hayır. şayet eksik diş sayısı '1'den fazla ise implant uygulanacak bölgeye bağlı olarak tek bir implant 2 ya da 3 diş yerine hizmet verebilir.



ımplant vidası kemik ile kaynaşmaz ise (osseointegre olmaz ise) ne olur ?

doğru implant ve yöntem kullanılması halinde böyle bir olasılık yok denecek kadar azdır. bu stil bir başarısızlık genellikle cerrahi operasyonu takip eden ilk 6 ay içerisinde ortaya çıkar. böyle bir taktirde diş çekimi kadar kolay bir işlem ile implant yerinden çikartılmalıdır. bu bölgedeki kemiğin iyileşmesini takiben yeni bir implant konulabileceği gibi, klasik tip protezlerden birisi de tercih edilebilir. ancak, genellikle, 2'den fazla implant konulan vak'alar da arta kalan implantlar protezin de tekrardan tasarlanması ile hizmet vermeye yeterli olmaktadır.



ımplant tedavisi pahalı mıdır ?



maalesef, evet. kullanılan bütün malzemenin ithal olması ve saglıklı implant üretimi için çok yüksek teknolojiye ihtiyaç duyulması tedavinin fıyatını belirlemektedir. ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle döviz kurlarında gözlenen artışlar da tedavinin maliyetini negatif etkilemektedir. ancak kesin fiyat uzman hekimlerimizin sizi muayene edip, bu tedavi biçimi için ideal bir hasta olup olmadığınızı belirlemeleri ve istediğiniz protez biçimine göre değişecektir.



ımplant tedavisi nerede ve nasıl elde edilebilir ?



bu tip bir tedaviye başlamadan önce yeterli ve doğru bilgi almanız, ilk önce, kendi sağlığınız açısından lazımdır. bu konuda, yurtdısında hekime tezi yapmış uzmanlarımız size gereken bütün rehberliği verebilecek bilgi birikimine sahiptir. bunun dışında diş hekimliği fakülteleri de doğru bilgilendirilebileceğiniz kuruluşlardır. kliniğimizde çalışan bütün doktorlar hastaların doğru bilgilendirilmelerinin en doğal hakları olduğuna inanmaktadır. ımplant tedavisi, doğru seçilen vak'alarda ve usulüne ideal yapıldığı durumda, hastaların yaşam kalitesini arttıran ve yüz güldüren bir tedavi yöntemidir. bu denli başarı gösteren bir tedavi yönteminden tüm dünya da olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da yararlanması gerektiğine inandığımız için, implant tedavisi ile ilgili bilgi edinmek için yaptığınız başvurulardan gelişi güzel bir ücret talep edilmeyecektir. bu muayene sırasında tedavi'ye ideal bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implant'ları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman doktorların sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz ile ilgili bilgi alınacak ve lazım görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. bu aşama da bundan başka çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.



ımplant tedavisinde gözlenebilecek riskler nelerdir ?



ağiz içi ya da dişi bütün cerrahi işlemlerde gözlenebilecek risklerin ötesinde bir risk söz konusu değildir. bunlar erken dönemde enfeksiyon ve alerji, protezlerin tamamlanmasından sonra ki geç dönemde ise yetersiz ağiz temizliğine bağlı iltihaplanmalar biçiminde ortaya çıkabilir. bilhassa erken dönem iyileşmesi sırasında sigara kullanmak enfeksiyon riskini arttırmaktadır.



ımplant tedavisi hangi vak'alarda ne avantajlar sunar ?

a)alt çenede tamamen dişlerini kaybedip protez taşıyan hastalar: bu hastalar protezin hareketine bağlı olarak devamlı ağrıdan (vuruk) ve iyi çiğneyememekten şikayetçidirler. bu şikayet vakit içerisinde proteze destek olan kemik dokunun erimesi ile daha da çoğalır hale gelir. bu stil hastalarda implant tedavisi yukaridaki bütün şikayetleri ortadan kaldırdıgı gibi kemiğin erimesini de durdurmaktadır.



b)üst çenede tamamen dişlerini kaybedip protez tasıyan hastalar: üst protezler alt çene protezlerine oranla daha stabil olsalar da protezin damaği kapatan tasarımı tad alma duygusunu azaltıp mide bulantısına neden olabilmektedir.



c)alt ya da üst çenede dişlerinin bir kısmını kaybetmiş hastalar: bu hastaların şikayeti kancalarla tutunan protezin çirkin görüntüsü, ya da köprü yapılabilmesi için sağlam dişlerini kestirme zorunluluğu olarak sayılabilir.



d)tek dişini kaybetmiş hastalar: bu hastalar tek bir dişin restorasyonu için en az komşu iki dişi feda etmek zorunda olan hastalardır. tek bir implant'ın yerleştirilmesi komşu dişleri kurtardığı gibi daha estetik ve fonksyonel neticelerin ortaya çıkmasına da sebep olur.



ımplant tedavisinin avantajsız tarafları nelerdir ?

yüksek fiyat

çok itinalı ve vakit ayrılarak yapılması gereken ağız temizliği işlemi



ımplant tedavisinin avantajları nelerdir ?

daha iyi çiğneyebilme - her istediğini yiyebilme daha iyi estetik görünüm ve korkmadan öpüşebilme özgüvenin geri kazanılması ile daha mutlu bir sosyal hayat

herşeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha saglıklı ve dengeli beslenme



ımplant muayenesinde neler yapılacak ?

bu muayene sırasında tedaviye ideal bir hasta olup olmadıgınızın ortaya çıkması için implant'ları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman doktorların sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz ile ilgili bilgi alınacak ve lazım görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. bu aşama da bundan başka çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

Diseti hastaliklarinin belirtileri

Dişeti hastalıklarının belirtileri

1 - kanama, dişeti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisidir.

sağlıklı dişeti kanamaz. dişlerinizi fırçalarken, elma yerken veya uykudan uyandığınızda dişetlerinizde kanama oluyorsa, sizde kesinlikle bir dişeti problemi var demektir.



2 - dişetlerinde kızarma, şişme, yumuşama ve gevşeme. (sağlıklı dişeti açık pembe renkte olup dişe ve altındaki kemiğe sımsıkı yapışmıştır. sıkı bir kıvamda olup, üstünde portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır. )



3 - dişetlerinde çekilmeler ve buna bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeylerinde soğuğa, tatlıya ve ekşiye karşı bir duyarlılık,



4 - dişeti kenarında veya dişler arasında, diştaşlarına bağlı olarak meydana gelen siyah alanlar,



5 - dişetine parmakla bastırdığınızda, diş ile dişeti arasından püy (iltihap) gelmesi,



6 - dişlerde sallanmalar, uzamalar ve diş aralarında açılmalar,



7 - ağızda devamlı olarak kötü bir koku, kötü bir tat,



8 - başlangıçta ağrı olmamasına rağmen, hastalığın ilerlediği durumlarda şiddetli olmayan, fakat devamlı ve rahatsız edici bir ağrı,bu belirtilerden biri dahi sizde varsa, en kısa zamanda bir dişhekimine muayene olmanız gerekir. hekiminiz sizi muayene ettikten sonra, size hastalığınızın haline göre uygulanacak tedavinin biçimini belirler.

Kuron (tam kaplama)

Kuron (tam kaplama)

Kuron (tam kaplama) nedir ve niçin kullanılır ?



hasarlı bir dişi tekrardan eski durumuna getirmek için dişe uygulanan bir kaplamadır. hedefi dişi güzelleştirmek, sağlamlaştırmak ve korumaktır.



kuron aşağıdaki durumlarda yapılabilir, yeterince diş desteğinin olmaması halinde büyük bir dolguyu restore etmek için,

zayıf dişlerin kırılmasını önlemek için,

bir diş implantına üst yapı olarak,

kırık,

biçimi bozuk veya renklenmiş dişleri kaplamak için.



kuron kaplamalar için en ideal malzeme hangisidir ?

sizin için en ideal malzemeyi seçerken, hem görüntü hem de işlev göz önünde bulundurulur. dişhekiminiz; diş yerleşimi, dişeti dokusunun konumu, gülümsediğinizde görünen dişlerinizin miktarı, dişlerinizdeki renklenmeler ve dişlerinin işlevlerini değerlendirip bu konuda bir karara varacaktır.



kuronlar çeşitli malzemelerden yapılabilir.

bunlar; altın veya daha değersiz alaşımlar, porselen (seramik), akrilik, kompozit veya bütün bunların bir kombinasyonu olabilir.  



bir kron nasıl yerleştirilir ?          

kronlama işlemi birkaç adımda yapılır. dişhekiminiz, gerektiği biçimde dişiniz üstünde hazırlık yapar, çürük kısımları varsa temizlenir ve dişin tam bir modelinin elde edilebilmesi için ölçü alınır. elde edilen modele göre kuronunuz son halini alacaktır. kron tamamen hazır hale geldiğinde, dişhekiminiz lazım ayarlamaları yaptıktan sonra yerine yerleştirecektir. siz ve dişhekiminiz, görünüşünden ve konumundan memnun kaldıktan sonra kuron daimi olarak yapıştırılır.



kuronların bakımı nasıl yapılır ?

dişlerinizi günde iki defa fırçalamalı ve bir defa da diş ipi ile temizlemelisiniz. bu temizleme işlemi, bakterilerden meydana gelen plakları ortadan kaldıracaktır. bu konudaki en önemli nokta diş ve dişetinizin birleştiği bölgedeki (sulcus) plakların temizlenmesidir. kuronların kırılmasını veya zarar görmesini önlemek için, sert yiyecek ve nesneleri çiğnemekten kaçınmak gerekmektedir. yine her taktirde olduğu gibi dişhekiminizi rutin olarak ziyaret etmeniz,  kuronların ömrünü uzatacaktır.



tamamlanmış bir kuronun görünümü nasıldır ?



dişhekiminizin öncelikli hedeflerinden biri de yapay dişi, doğal dişe olası olduğunca benzetmektir. bunu başarabilmek için renk, biçim, ısırma ve doğal ile yapay dişlerinizin her ikisinin de boyutları göz önüne alınır. bu faktörlerden herhangi biri görünüşünüzü önemli ölçüde etkileyebilir. bu işlem sonucunda, nasıl bir görünüm beklediğinizi dişhekiminizle ilk seansta konuşmalısınız. metal desteksız full (tam) porselen kuron diş önceden dişleri kesilmiş kişilere metal desteksiz (metalsiz) porselen kuronlar tatbik edilebilir. zirkonyumun üstüne porselen koyularak yapılan kuron (kaplama) ve köprüler ceramic ve zirkonyum kelimelerinin birleştirilmesinden meydana gelen cercon kısa adı ile anılır.



900 mpa dirence sahip sistem en yüksek fiziksel değerlerin yanısıra ışık geçirme özelliği doku uyumu ve pekçok farklı endikasyonu kapsayarak dişhekimliğinde yepyeni bir dönem başlatmıştır. kuronların görüntüsünü pek çok şey etkilese de en mühimi ışığa verdikleri tepkidir. doğal dişler ışığı geçirir. bunun neticesi olarak da dişte derinlik ve canlılık ortaya çıkar. metal desteksiz porselen kuronların ışık geçirme özelliklerinden dolayı, derinlik ve canlılıkları daha fazladır böylece doğal dişe en yakın neticeler elde edilir. full (tam) porselen kuronların avantajlarımetal takviyeli porselenler bazı ışıklarda (disko, fotoğraf makinası flaşı vb.) ağızda yokmuş gibi koyu renk bir boşluk görüntüsü verirler.



full porselenler ise doğal diş gibi her türlü ışığı geçirirler.

 

full porselenler ışığı geçirdiklerinden doğal diş yapısına çok benzer bir estetik oluştururken, çok iyi yapılmış bile olsa metal-porselenlerde bir donukluk ve yapaylık vardır. dolayısıyla bilhassa ön dişlerde full porselenler tercih edilir.

 

metal desteksizlerde alt yapıda metal olmadığı için kuron-diş eti hizasında koyu renk bir çizgi olmaz. daha estetik bir görüntü sağlanır.

 

metal takviyeli porselenler mekanik olarak dişe yapıştırılırlar. full porselenler mekanik ve kimyasal olarak dişe tutturulur. bu sebeple metal desteklilere göre tutuculukları çok daha yüksektir.

 

alt yapıda kullanılan bazı metallere karşı (nikel vb.) oluşabilecek alerji riski full porselenlerde yoktur.

 

diş eti çekildiğinde, full porselenler estetik görünümlerini korurlarken, metal porselenler diş ile birleştikleri bölgede kötü bir görüntü oluştururlar.

Dishekimi korkusu (dentafobi)

Dişhekimi korkusu (dentafobi)

Bazı kişiler için dişhekimine gitmek çok çekindikleri hatta korktukları bir durumdur.



bunun sebebi daha çok geçmişte (özellikle çocuklukta) yaşanan kötü tecrübeler veya kötü izlenimlerdir.

iğne korkusu çoğunlukla da bu endişenin temelinde iğneye ve acıya karşı duyulan korku vardır. gelişen teknoloji hastaların ağrı duymaması için bir çok alternatif sunmaktadır.

dolayısıyla günümüzde hastalar pek ağrı ile karşılaşmamaktadır. örneğin teknolojinin gelişmesiyle dişhekimliğinde anestezi amacıyla kullanılan iğnelerin uçları bir milimetreden daha az çapları olacak biçimde (0. 35-0. 40 mm) yapılmaktadır. iğnenin çapının çok ince olması nedeniyle hasta çoğu zaman iğneyi hissetmemektedir.

fakat yinede endişelenen hastalar için iğne yapılmadan önce sprey biçimindeki yüzeysel anestezikler kullanılarak iğnenin hiç hissedilmemesi sağlanabilir.







ağrısız bir tedavinin ilk koşulu; anestezidir.



dolayısıyla iğneden korkan kişiler gerçekte çok az hissedecekleri veya hiç hissetmeyecekleri bir işlemden - yani anesteziden - kaçarak çok daha fazla hissedecekleri bir ağrıyı yaşayabilirler. hem hastanın hem de dişhekiminin psikolojik olarak kendilerini rahat hissedebilmeleri için anestezi yapılmalı ve böylece ağrı stresi yaşanmamalıdır. böylece tedavi daha kısa sürede ve daha başarı gösteren olur.



çocukların dişhekimine alıştırılmaları için; ufak yaşlarda dişhekimine " tanışma " amacıyla götürülmeleri öneri edilir, hatta bu tanışmalar onların yaş günleri özel günlerine denk getirilebilir veya çok sevdiği bir yere gitmeden önce eğlence maksadıyla dişhekimine götürülebilirler. böylece ilk deneyiminde çocuk ağrısız ve korkusuz bir gün geçirir.

daha sonraki seanslarda ise olası olduğunca ağrısız müdahaleler yapılmalıdır. unutulmamalıdır ki çocuklar yalnızca canlarının yanıp-yanmadığını bilir. olayları doğru bir biçimde yorumlayamazlar. dolayısıyla yapılacak tedavilerin zamana yayılarak yapılması, çocuğun dişhekimleri hakkında negatif izlenimler edinmemesini temin eder.



bunun sonucunda dişhekimi korkusunun geliştiği en önemli dönemler sağlıklı bir biçimde atlatılır. dişhekimi korkusunu (dişci korkusu) pekiştiren;

bazı filmler ve karikatürlerde hastaları ön yargılı olmaya itmektedir. genellikle mizah konusu olarak kullanılmasına rağmen bilhassa çocuklarda yanlış tesirleri olabilmektedir. dolayısıyla bu tarzdaki film ve mizah anlayışından uzak durulmalıdır. bilhassa çocukların bu tür film ve dergilerden uzak tutulması gerekir. dişdoktoru korkusu (dişci korkusu), psikolojik olarak dişhekimine gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içerisine sokulması, (özellikle de dişçilikte sık sık kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, hıv ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. esasında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içerisinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir.

ancak her şeye karşın, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.



hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekir. ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de lazım olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye sebep olmaktadır.



bu korku ve endişe;

değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. diş doktoruna gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da negatif deneyimler yaşayan kişilerdir. dolayısıyla aynı durumun tekrardan yaşanabileceği kaygısı, korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır. yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanısıra tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli sorunlar dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan sadece başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır. bu durum kişilerin dişhekimine gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş problemleri çıkmakta ve giderek büyüyen problemler nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun müddet ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişhekimi korkusunu pekiştirmektedir.



hasta bu korkusundan dişhekimine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu, kan görme korkusu, ağrı duyma korkusu, hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişhekimi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla olası olabilmektedir. aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen hekimin bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede güçlükler yaşayabilecektir. bunun yanında bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda hekimden yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir.



diş tedavisinden önce bu korkunun kesinlikle yenilmesi ve paylaşılması gerekir. bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve bu nedenle bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır. hemen derhal bütün diş doktorları dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak halinde kalmışlar ya da kalacaklardır. aynı biçimde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir. bu adım alınacak randevu saatinin en ideal bir vakit için ayarlanmasını sağlayacak bu nedenle randevu hem hekim hem de hasta için daha ideal bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken, hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir biçimde konuşmasıdır.



hasta, diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir ?

korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak tedbirlerin yanı sıra yapılabilecek farklılıklar konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır. bundan başka unutulmaması gereken. bir başka husus da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları hekimleri tercih etmeleridir. tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır. diğer yandan, özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş doktorlarının bulunduğu da bilinmelidir. bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş doktorlarının seçilmesi hasta açısından basitlikler sağlayabileceği gibi diş doktoru açısından da kolaylık sağlayacaktır. bunun için önceden bir araştırma yapılabilir. dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır.

öte yandan bazı diş hekimlerinin dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. dolayısıyla randevu alınırken dişçi korkusundan kesinlikle söz edilmelidir.



dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. bu korkular belirlendikten sonra bazı tedbirler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku sebebi ortadan kaldırılmış olur.

pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle meydana gelen korkuları gidermede arama terapi tatbik edilebilir. diğer yandan dişhekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir şekilde teması, sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir. yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir. diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.



adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir. bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi zaman zaman genel anestezi dahi lazım olabilir. bundan başka psikoterapinin yanısıra hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir.



bunun için diş doktoru ile diğer bazı alanlardaki hekimlerin ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekir. burada önemli olan, ilk olarak hangi tekniğin hasta için ideal olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. hasta diş tedavi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da doktorun tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan problemler daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir. bu taktirde hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek halinde kalabilir.



dolayısıyla dişçi korkusu ya da dişhekimine gitme korkusu kesinlikle yenilmelidir.

Dis dolgulari

Diş dolguları

Ürüme olasılığı olan bölgelere dolgu yaptırarak çürükten korunabilir miyiz ?

hayır.

sağlam bir organı çürüyecek diye kopartıp almak olası değildir. diş korumada en aktif tedbirin dişleri fırçalamakla alınacağını tekrar hatırlatalım.

 

dolgu nasıl yapılır ?

günümüzde kullanılan dolgu maddelerinin çoğu yalnızca dişe tutunur, yapışmaz. dolayısıyla diş doktorları dolgu yaparken bazı tutucu tedbirler alırlar.

bu tedbirler özel tutucu oyukların hazırlanmasıyla olası olur. dolgu yaparken ana kural olarak iyi bir kavite (oyuk) hazırlanır; ve dişe  yapılacak dolguyla çürümeden önceki doğal şekli tekrar verilmeye çalışılır.

 

hangi dolgu maddeleri seçilir ?

dolgu maddesini seçerken diş doktorları maddenin arka dişlerde çiğneme basıncına dayanabilmesini; ön dişlerde olası olduğunca fark edilmemesini; dişe ve diş özüne zarar vermemesini göz önüne alırlar. şimdi sizlere birkaç tip dolgu maddesi ile ilgili bilgi vermek istiyoruz:







1. amalgam dolgular (metal dolgular)çok dayanıklı ve ekonomik bir dolgu maddesidir;

fakat görünümü estetik değildir. içerisinde % 70 gümüş, % 23 kalay, az oranda bakır ve çinkodan meydana gelen tozun cıva ile karıştırılmasıyla hazırlanır. karışım diş doktoru tarafından hazırlanan oyuğa yığılır ve dolgu birkaç saatte sertleşir. özellikle  azı dişleri için günümüzde kullanılan en iyi dolgu maddesidir.



2. porselen simanlar, kompozitler (diş renginde dolgu)estetik dolgu maddeleridir (bonding); fakat amalgam kadar dirençli değillerdir. en fazla ön dişlerde kullanılırlar.



3. inlaylarinlaylar döküm, dolgulardır. dolgu için şekillendirilmiş oyuğun (kavite) ölçüsü alındıktan sonra, laboratuvarda altın veya porselenden hazırlanır ve dişe yapıştırılır. özel teknik ve çok duyarlı çalışma gerektirirler.



amalgam nedir ?

amalgam dolgular gümüş dolgular olarak da tanımlanır.

amalgam; gümüş, kalay ve bakır alaşımının, cıva ile karıştırılması ile elde edilir.

karışımın %45-50'sini oluşturan civa, metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi yaratmış olur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir.



amalgamdaki civa zararlı mıdır ?

amalgam dolgudaki civa zehirli değildir.

civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer. çiğneme ve öğütme sonucunda ağızda açığa çıkan civa miktarı su, hava ve yiyeceklerde alınan orandan çok daha küçüktür.



tüm bilimsel araştırmalarla civanın zararsız olduğu sonucuna varılmıştır. amalgamlar söküldüğünde civanın oluşturduğu düşünülen bazı hastalıkların iyileştiği iddia edildiği halde bilimsel olarak ispatlanamamıştır. dişhekimleri amalgamı niçin tercih ederler ? amalgam hala en zararsız, en uzun ömürlü ve en ucuz dolgu maddesidir. yılda, bir milyardan fazla amalgam dolgu yapıldığı hesaplanmıştır. diğer dolgu maddelerine oranla çok daha kısa zamanda ve kolay uygulanabilirler.



porselen, altın ve beyaz dolgular gibi dolgu malzemeleri hem daha pahalıdırlar hem de daha çok vakit ve dikkat arzu ederler. bundan başka altının dışındakiler amalgam kadar uzun ömürlü değildir. amalgam ancak civaya alerjisi kesin olarak tespit edilenlerde kullanılmamalıdır ki, bu da yüzde birden fazla daha düşük bir olasılıktır. gerekmediğinde amalgam dolgular sökülmemelidir. çünkü hem luzumsuz masraf getirmekte hem de dişe zarar verme olasılığını arttırmaktadır. amalgam restorasyon sonrası hastaya uyarılar uygulamanın yapıldığı tarafı en az bir saat kullanmaması ve takip eden 24 saat içerisinde de dikkatli olunarak sert şeyleri o bölgede çiğnememesi hastalardan istenmelidir. hastaya 24 saat geçtikten sonra polisaj işlemi, için ikinci bir randevu verilmelidir. bu uygulama, hem amalgamın metalik özelliklerini iyileştirme hem de kullanım sonrası restorasyonun anatomik ve fonksiyonel olarak tekrar gözden geçirilme olanağını sağlayacaktır. amalgam dolgulardan sonra kısa süreli bir sıcak-soğuk duyarlılığı olabilmekte ve bu zaman geçtikçe kaybolmaktadır. ancak ender olsa da bazı kişilerde ağızda çeşitli metaller bulunduğunda ya da çatal gibi başka bir metal girdiğinde elektriklenmeden doğan hassasiyetler olabilmektedir. geçmeyen duyarlılıklarda duyarlılığın sadece bu sebepten olduğuna emin olduktan sonra restorasyonu metal olmayan bir restoratif madde ile değiştirmek çözüm olabilir.



kompozit dolgular nasıl yapılır ?

kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. tüm bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. kompozit dolguların ağızda kalma müddeti de 7-10 yıldır ki bu müddet amalgamın ömrüne yakındır. ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir. kompozit reçinelerin avantaj ve dezavantajları: bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. bundan başka bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini önler. kompozitler, sadece çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve şeklini değiştirerek kozmetik tesirleri için de kullanılabilmektedirler. en önemli avantajsız tarafı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

 

kompozit restorasyonlar sonrası hastalara uyarılarkompozitlerde de artık aynı seansta polisaj işlemi yapılabilmektedir. ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağırıp varsa lazım düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır. bu materyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte dolayısıyla hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekir. bilhassa (fasial) yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.



aşınma sebebi ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır. bu tavsiyeler geniş (fasial) yüz restorasyonları için de geçerlidir.

Fissur ortuculer (sealantlar)

Fissür örtücüler (sealantlar)

Fissur örtücü (fissur sealant) nedir ?



fissur örtücüler, arka dişler üstündeki bu oluklara uygulanan şeffaf veya beyaz renkte sıvı biçiminde plastik esaslı maddelerdir. diş minesine yapışarak çürük oluşumuna engel olur. sıvı biçiminde olduğundan diş yüzeyindeki bu olukların içerisine tamamen akarak tutunur ve böylece diş yüzeyinden gelişi hoş bir aşındırma işlemi yapmaksızın uygulanır ve yükseklik oluşturmaz.



fissür örtücüler (sealantlar) kimlere uygulanır ?



fissur çürükleri çocuklarda ve gençlerde daha kolay oluşur, dolayısıyla bilhassa daimi dişleri yeni sürmüş çocuklara uygulanmalıdır. diş üstünde gelişi hoş bir aşındırma işlemi yapılmadığından ağrısız bir işlemdir ve yalnızca birkaç dakika sürer. bazı durumlarda ise dişin çiğneyici yüzeyinin bir kısmında çürük oluşmuştur diğer kısımlar ise sağlamdır. bu taktirde çürük olan bölgeye dolgu yapılır ve kalan sağlam fissurleri çürüğe karşı korumak için fissur örtücü uygulanır.

 

azı dişlerinin çiğneme  yüzeyinde pit ve fissür denilen girinti ve çıkıntılar vardır. fisür örtücüler dişlerin çiğneme yüzeylerine uygulanan akıcı kıvamda sertleşen bir çeşit dolgu maddeleridirler.







fissür örtücüler (sealantlar) çürüğü nasıl önler ?



çocuğunuz dişlerini her gün fırçalayıp diş ipi kullansa bile, dişlerin üstündeki girinti ve çıkıntılara bu temizleme ajanları ulaşamaz. yiyecek artıkları ve bakteriler bu girintilere yerleşip diş çürüğü oluşturma tehlikesi yaratırlar. fissür örtücüler akışkan kıvamda oldukları için fissürlerin en derin noktasına kadar ilerlerler.

bu nedenle fissürler tümü ile en derin noktasına kadar kapanırissür sealantlar bu bölgeleri tıkayarak yiyecek artıkları ve bakterilerin yapışmasını olanaksız kılarlar.



fissür örtücüler (sealantlar) ne kadar müddet ağızda kalır ?



fissür örtücüler zaman geçtikçe aşınabilir, buna karşın yıllar sonra bile %85-90 oranında dişler üstünde kaldığı yapılan çalışmalarla ispatlanmıştır. diş gıcırdatma ve sert gıdaların sık sık tüketilmesi fissür örtücülerin daha çabuk kırılmasına ve dişlerin üstünden düşmesine neden olabilir. fissür örtücülerin diş minesine bağlanma kuvveti, uygulama sırasında ne kadar iyi olursa diş üstünde kalma ömrü de o kadar uzun olur. uygun fissür örtücü uygulamasında en etkili faktör çocuğunuzun uyumudur. her şeye karşın şayet fissür örtücü düşerse, çocuğunuzun dişi daha önce hiç fissür örtücü uygulanmamış bir dişten çok daha fazla çürüğe karşı dirençlidir. fissür örtücü düştükten sonra şayet 6 ay içersinde fark edilip tekrar uygulanırsa çürüğe karşı koruma devam edecektir. bütün bu faydalarına karşın çocuğunuz ağız hijyenine dikkat etmez ve rutin diş doktoru kontrollerine getirilmez ise dişlerini çürükten korumak derhal hemen mümkün değildir.



hangi dişlere fissür örtücü (sealant) uygulanır ?



çürük riski en yüksek dişler olan 1. ve 2. büyük azı dişlerine genellikle uygulanır. ama üstünde girinti ve çıkıntı olan her dişe sealant uygulamak gerekmektedir.



fissür örtücü (sealant) uygulaması pahalı mıdır ?



sealant uygulaması dolgu ücretinden daha ucuzdur, fakat sealant uygulanan dişin çürükten koruma tesiri göz önüne alındığında çok daha ekonomik olduğu açıktır.

Dislere florur uygulamasi

Dişlere florür uygulaması

Hamilelerde ve 6. ay a kadar çocuklarda; floridli tabletler mutlaka kullanılmamalıdır. florid dişlerinizdeki sırçanın sertleşmesine yardımcı olur. içtiğiniz



sudaki florid asid etkisine karşı dişlerinizin dayanıklılığını arttırır.

bu şekilde diş çürümesinin yavaşlamasına yardımcı olur.



dişhekiminiz size içtiğiniz suda yeterli florid olup olmadığını söyleyerek florid damlaları ile florid tabletleri alarak florid miktarının nasıl arttırılacağını gösterir. dişhekiminiz bundan başka dişlerinizdeki sırçanın kuvvetlenmesine yardım edecek dişlerinizi florid ile boyayabilir. dişlerinizi temizlerken floridli diş macunu kullanmalısınız.



6. aylık - 3 yaşındaki çocuklarda; içme suyundaki florid miktarı: 0. 3 ppm den fazlaysa; kullanılmamalıdır.



içme suyundaki florid miktarı: 0. 3 ppm den az ise; yalnızca yüksek risk grubunda (çürük oluşumu varsa) günde 0. 25 mg florid tableti kullanılmalıdır.



3. yaşından büyük çocuklarda; içme suyundaki florid miktarı: 0. 3 ppm den fazlaysa; kullanılmamalıdır.

içme suyundaki florid miktarı: 0. 3 ppm den az ise; günde 0. 25 mg florid tableti kullanılmalıdır. bu miktar yüksek risk grubunda (çürük oluşumu olanlarda) 0. 50 mg olmalıdır.



yetişkinlerde; floridli tabletlerin kullanılmasına gerek yoktur.

Kadinlarda agiz ve dis sagligi

Kadınlarda ağız ve diş sağlığı

Kadınların ergenlik, mensturasyon, gebelik, emzirme ve menapoz dönemlerinde vücutlarındaki cinsiyet hormonları düzeyinde bazı dalgalanmalar olmaktadır. bu hormonal farklılıklar direkt ya da dolaylı olarak ağız ve diş sağlığını etkileyebilmektedir.



ergenlik çağında cinsiyet hormonu seviyesindeki dalgalanmalar, bilhassa mensturasyon dönemlerinde, diş eti kızarıklıklarına ve dişeti kanamalarına neden olabilmektedir. bu dönemde ağız içinde herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır. hamilelik dönemindebu dönemde kadınlarda " progesterone" ve "estrogen" hormonlarındaki farklılıklar diş eti hastalıkları riskini artırmaktadır. bu hormonal farklılıklar ağız içinde duyarlılık ve diş etlerinde kızarıklık ve kanamalara neden olabilmektedir. hasta tarafından yapılan şahsi ağız ve diş bakımı ile bu sorunların hafif olarak atlatılması sağlanabilmekle birlikte genellikle profesyonel yaklaşım gerekebilmektedir.



gebelik sırasında meydana gelen uzun süreli diş eti hastalığı erken doğuma neden olabilmektedir. gebelik sırasında diş etlerinde oluşabilen "hamilelik tümörü" hamileliğin son döneminde ya da doğumdan sonra kendi kendine iyileşmektedir.

bir çok gebe kadında bulantı sonucunda meydana gelen kusma ağız ortamındaki asiditeyi artırır. bu asitler dişlerde erozyonlara yol açabilmektedir. karbonatlı su ile gargara yapılarak asidin nötralize olması sağlanabilir. şayet böyle bir uygulama imkansız ise yalnızca su ile ağız çalkalanarak asidik ortamın uzaklaştırılması sağlanabilir. doğum kontrol ilaçları bu ilaçlar içerdikleri hormonlar sebebi ile hamilelikte meydana gelen ağız içi değişikliklere benzer semptomların sebep olurlar. doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. doğum kontrol ilaçlarının kullanımı "çekim sonrası alveoliti"="kuru soket" oluşumu riskini üç kez artırır. dolayısıyla cerrahi operasyon öncesi diş doktorunun bu durumu göz önüne alması gerekir. menapoz bayanların yaşamında olabildiğince önemli bir süreçtir. bu periyot sırasında kadınlarda hormonal ve psikolojik farklılıklar olabilmektedir. doğal olarak bu etkileşimden ağız dokuları ve dişler de paylarını almaktadır. menapoz anında kadınlık hormonu "estrogen" düzeyinde ciddi bir farklılıklar olur ve "estrogen" düzeyi en az düzeye iner. "estrogen" aynı zamanda kalsiyumun emilmesi için lazım olan bir maddedir. noksanlığı kemikteki kalsiyum seviyesinin düşmesine sebep olur dolayısı ile kemik erimelerine ve "osteoporez"a yol açar. kemik erimesi vücuttaki bütün kemiklerde görülmektedir. dişi çevreleyen kemik dokusunda meydana gelen erime zaman zaman dişlerin destek dokularını yitirmelerine ve sonuç olarak dişlerin sallanarak kaybedilmesi ile sonuçlanabilmektedir. menapoz döneminde yüksek miktarda kalsiyuma gereksinimleri vardır (1200 mg/gün). günlük rejim ile bu oranda kalsiyum alımı olası değildir. bu neden ile doktor tarafından kalsiyum preparatları ile kalsiyumun emilimin arttırılması için d vitamini öneri edilmektedir. menapoz sebebi ile değişen kalsiyum dengesini tekrar kurabilmek için aynı zamanda hormon terapisi de uygulanmalıdır.



menapoz döneminde ağız ortamında oluşabilecek değişiklikler:

menapoz sırasında bayanların ağız ortamlarında çok farklı belirtiler gözlemek mümkündür. bu belirtilerin tamamı aynı anda bir kişide görülebildiği gibi biri ya da birkaçı birlikte da görülebilmektedir. ağız kuruluğu "xerostomia"

ağızda duyarlılık.



ağızda ağrı ya yanma hissi



diş fırçalama sonrası ağızda yanma (özellikle sodium lauryl sulfates (sls) içeren diş macunları kullanıldığından sonra) tat alma



duyusunda değişiklik.



çene kemiğinde erime. menapoz döneminde geleneksel diş tedavilerinde bilhassa dikkat edilmesi gereken bir durum yoktur.

ancak implant uygulamalarında implantın kemik ile osteointegrasyonunun sağlanabilmesi için kemik yapımının normal olması lazımdır.