?

Alerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kontakt dermatit

Kontakt dermatit

Tanımlar

dermatit, derinin üst tabakasının inflamasyonudur (yangısıdır). derinin zararlı sayılan bir uyarana karşı verdiği yanıttır. uyaranın gerçekten zararlı olması gerekmez. bu tepki, uyaranı etkisizleştirmek üzere verilir.

kontakt dermatoloji ad, ankara

Atopik dermatit: genel bilgiler

Atopik dermatit: genel bilgiler

Atopik deri bölgeleri kaşıntılıdır. kaşınan bölgelerde deri vakit geçtikçe kalınlaşır ve üstünde pulcuklar oluşur.

bazen kaşıntılı deri bölgeleri üstünde kabarcıklar ve iltihablanmalar (enfeksiyon) görülebilir.

atopik dermatit şikayetleri zaman zaman şiddetlenebilir, zaman zaman de kendiliğinden gerileyebilir.



kaynak: doç. dr. a. zafer çalışkaner

Anafilaksi: tedavi ve koruma

Anafilaksi: tedavi ve koruma

Anafilaksi nasıl tedavi edilir ?



esas olan anafilaksinin ortaya çıkmasını önlemektir. ama bu çoğu kez olası olamaz.

anafilaksi bulguları ortaya çıktıktan sonra ise süratle tedavi edilmesi gerekmektedir. bu tedavinin bir sağlık kurumunda ve hekim tarafından yapılması gerekmektedir.

ancak anafilaksinin ne zaman ve hangi ortamda ortaya çıkacağını önceden tahmin etmek imkansızdır. kuşkusuz kişilerin devamlı bir hekim ile birlikte gezmesi de imkansızdır.



peki ne yapmak gerekir ? durum çok mu umutsuz ? hayır!



anafilaksiden korunma ve acil durumlarda kendi kendine tedavi

korunma denince akıla gelmesi gereken şey, kişilerin daha önce şiddetli alerjilere neden olmuş maddelerden uzak kalmasıdır. açıklayalım: kişide arı alerjisi varsa, arı sokmasını önleyecek önlemlerin alınması...

ilaç alerjisi varsa alerji yapan ve kimyasal yapısı benzer ilaçların kullanılmaması...

gıda alerjisi varsa sorumlu gıdanın ve sorumlu gıdayı içermesi muhtemel gıdaların tüketilmemesi.

alerjenden uzak kalma her zaman olası olmayabilir ve adrenalin (epinefrin) otoenjektör adı verilen otomatik ilaç salıveren iğneli sistemler durumunda satılmaktadır. acil taktirde hasta bu iğneyi kendi kendine uygulayabilmekte ve sağlık kurumuna yetişecek değerli vakti kazanabilmektedir.

ayrıca diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi, acil durumlarda hekim müdahelesini kolaylaştıracak tanıtım kartları taşınmalıdır. bu kartlarda kişinin adı soyadı, alerjisi olan maddeler, acil taktirde uygulanması gereken ilaç, ulaşılması gereken telefon numaraları vb bilgiler yazmalıdır. yurt dışında bu hedefle geliştirilmiş kolye ve bilezik biçiminde acil durum tanıtım malzemleri vardır (medic-alert).

sonuç olarak

hastalıklar insan yaşamının bir parçasıdır ve onlarla yaşamayı öğrenmiş olmak gerekmektedir. anafilaksi de bu durumlardan birisidir. şiddeti ne olursa olsun anafilaktik bir reaksiyonla karşılaşmış olan kişinin kesinlikle bir alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

alerjist anafilaksinin sebebini ortaya koyacak lazım test ve tetkikleri yaptıktan sonra, kişinin daha sonraki yaşamında benzer bir olayla karşılaşmaması için lazım tedbirleri anlatacak, şayet tekrarlarsa kişiye kendi kendine acil tedaviyi uygulamayı öğretecek, şüpheli durumlarda danışmanlık görevini yerine getirecektir.

Anafilaksi (anafilaktik sok)

Anafilaksi (anafilaktik şok)

Anafilaksi (anafilaktik şok) alerjik reaksiyonların en şiddetlisidir. dakikalar içerisinde ortaya çıkar ve çok hızlı seyreder. vücuttaki bütün doku ve organları tesirler. ağır damar sertliği bulguları


tansiyon düşüklüğü

taşikardi (çarpıntı)

kalp ritim bozuklukları

nörolojik bulgular

baş dönmesi-bayılma

oryantasyon bozukluğu

nöbet - şuur kaybı - bayılma

idrar veya gaita kaçırma

anafilaksi çok hızlı seyredebilen bir klinik tablodur. ani olarak başlar ve dakikalar içerisinde şiddetlenir. bunu bir dinamit fitilinin yanmasına benzetebiliriz. kısa sürede müdahale ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. yani dinamite ulaşmadan fitilin söndürülmesi gerekmektedir. şayet zamanında tedavi uygulanmaz ise şok tablosu ortaya çıkar ve hastanın yaşamını tehdit eder bir durum ortaya çıkar.

kaynak: doç. dr. a. zafer çalışkaner

Lateks (dogal lastik) alerjisi ?

Lateks (doğal lastik) alerjisi ?

Bundan yaklaşık 2500 yıl önce mayalar, "ağlayan ağaç" (caa-o-chu -kauçuk- ağacı) özsuyunu kaplarda toplar, ayaklarını bu kapların içerisine sokar, sonra güneşte kurumasını bekler, ayaklarını vahşi ormanın tehlikeli böceklerinden koruyacak kauçuk ayakkabılar yaparlardı. aztekler de "tlachtli" adı verilen geleneksel oyunlarını kauçuk ağacı özsuyundan yaptıkları topla oynarlardı. kristof kolomb' un nasıl zıpladığına akıl erdiremediği bu topu ispanya' ya getirmesiyle avrupa lateks ile tanışmış oldu"

kauçuk, yani lateksin öyküsü böyle başlamıştır. bundan çok sonra, 1823 yılında macintosh kumaşı kauçukla kaplayıp su geçirmez yağmurluğu üretti. 1839 yılında da goodyear, lateksin sülfür varlığında ısıtılması ile elastisite ve termostabilitesini artıran vulkonizasyon yöntemini buldu ve o günden sonra lateks (doğal lastik) hayatımıza her alanda girmeye başladı. 1980 & lsquo; li yıllarda palsy, felçli hastalar)

lateks üretiminde çalışan kişiler

doktor, diş hekimi, hemşire ve hasta bakıcılar

kaynak: doç. dr. a. zafer çalışkaner

Ari alerjisi

Arı alerjisi

Arı sokmalarına bağlı olarak gelişen alerjik reaksiyonlar alerji biliminde önemli bir yere sahiptir. çünkü zaman zaman hayatı tehdit eder ciddiyette gelişebilmektedir.

abd istatistiklerine göre bilinç kaybı ortaya çıkabilir.

nadiren göğüs ağrısı oluşabilir. daha ciddi reaksiyonlarda ise hastalar "kendini çok kötü hissetme" ya da "ölüyor gibi hissetme" biçiminde tanımlamalar yapmaktadırlar.

kaynak: dr. a. zafer çalışkaner

Astim: tani (teshis)

Astım: tanı (teşhis)

Astım tanısı, hastanın tıbbi hikayesinin (şikayetlerinin seyri) değerlendirilmesi, muayene bulgularının yorumlanması, bazı laboratuvar tetkiklerinin ve solunum fonksiyon testlerinin uygulanması ile konur.



şikayetlerin değerlendirilmesi



öksürük:
öksürük zaman zaman astımın tek belirtisi olabilir. astımda öksürük genellikle kuru (balgamsız), ataklar durumunda tekrarlayan ve enfeksiyon tedavilerine dirençlidir. sıklıkla gece sabaha karşı ya da efor sonrasında ortaya çıkar. zaman zaman aşırı gülme, üzüntü gibi duygusal durumlarla, iyi ve kötü kokular gibi tahriş edici etkenlerle de öksürük ve diğer egzama (dermatit)ve rinit (nezle) gibi astımla birlikte olabilen hastalıklara ilişkin muayene bulguları da olabilir.

laboratuar tetkikleri ve solunum fonksiyon testleri



astım hastalığının tanısını direkt koyabilecek bir kan tetkiki yoktur. ancak bazı kan tetkikleri astımla karışabilen diğer hastalıkların ayırt edilebilmesi için yapılmalıdır.

astım tanısında asıl değerli olan solunum fonksiyon testleridir. bu testler spirometre denilen bir cihazla ya da daha basit fakat yine de değerli veriler sağlayan pefmetre ile uygulanır.

alerji testlerinin astım tanısında direkt değeri olmamakla birlikte, astımın sebebi belirlemek ve tedaviyi yönlendirmek açısından yapılması lazımdır.



kaynak: dr. a. zafer çalışkaner

Asi tedavisi (immunoterapi)

Aşı tedavisi (immunoterapi)

Alerjik hastalıklar kalıtsal yani genetik kökeni olan hastalıklardır. bilinen hiçbir tedavi alerjik genetik yapıyı ortadan kaldıramaz. ancak, immunoterapi alerjik şikayetleri başlatan en önemli etken olan alerjenlere karşı duyarlılığı büyük miktarda azaltabilir.

aşı tedavisi bilgi ve tecrübe gerektirir. tedavinin emniyetli ve başarı belirten olması için, alerji testlerinin uygulanması, aşı kararının verilmesi, planlanması ve sürdürülmesi kesinlikle bu konuda ihtisas sahibi olan doktorlar, yani alerji uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan klinik bağışıklık sistemine, hassas olduğu alerjenlere karşı " alerjik yanıt vermemelerini" öğretir.

immunoterapinin yan tesirleri var mıdır ?

enjeksiyonlardan derhal sonra zaman zaman alerjik reaksiyonlar görülebilir. en sık gözlenen enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik oluşmasıdır.

çok daha nadir olarak ta vücutta kızarıklık ve şişlik, nefes darlığı, öksürük gibi bulguların ortaya çıktığı şiddetli reaksiyonlar görülebilir. bu reaksiyonlar genellikle enjeksiyonu takiben 20-30 dakika içerisinde geliştiğinden, hastaların aşıdan sonra uygulama yapılan yerde en az 30 dakika beklemesi lazımdır. bu reaksiyonlar ivedi olarak tedavi edilir ve ortadan kaldırılır.

immunoterapinin bilinen başka bir yan tesiri yoktur.

gebelikte immunoterapi uygulanır mı ?

gebelik sırasında yeni bir immunoterapi programına başlanmaz.

immunoterapi enjeksiyonları devam ederken gebelik gelişen hastalarda ise, problemsiz süren bir immunoterapi programına doz artırımı yapmadan devam edilebilir. immunoterapiye bağlı bebekte anormallik gelişmesi diye bir durum sözkonusu değildir.

ancak, bu konuda çoğu merkezin genel yaklaşımı (gelişebilecek bir sistemik reaksiyon ve onun tedavisinde kullanılması gereken ilaçlar vs gibi durumlar gözönüne alınarak) gebelikte immunoterapinin kesilmesi gibi emniyetli bir yolun seçilmesidir.

immünoterapide hastaların uyması gereken kurallar nelerdir ?

aşıların faydalı tesirleri en erken 6 -12 ay içerisinde ortaya çıkmaya başlar. dolayısıyla bilhassa ilk aylarda hastaların alerjilerine yönelik ilaç tedavilerine de devam etmeleri lazımdır.

hastalar enjeksiyon için geldiğinde; bir önceki enjeksiyon sonrasındaki saatlerde problem olup olmadığını, halen gelişi güzel bir şikayetleri olup olmadığını doktorlarına ifade etmelidirler.

enjeksiyondan sonraki ilk saatlerde aşırı fiziksel etkinlik ve sıcak banyo yapılmamalıdır.

herhangi bir nedenle başka bir doktor tarafından başlanmış olan " alerji dışı" ilaçlar doktora bildirilmelidir.

enjeksiyondan sonra en az 30 dakika müddet ile enjeksiyon yapılan merkezden ayrılmamalıdır.

enjeksiyonlar nerede uygulanmalıdır ?

immunoterapi enjeksiyonları kesinlikle bu konuda ihtisas sahibi olan doktorlar, yani alerji uzmanları ya da bu konuda deneyimi olan klinik immünoloji uzmanları kontrolünde ve reaksiyon geliştiğinde acil tedavilerin uygulanabileceği merkezlerde, deneyimli sağlık personelince yapılmalıdır. aşılar mutlaka evde ya da iş yerinde yapılmamalıdır. bu çok hatalı bir davranıştır.

aşıların içerisinde ne var ?

aşıların içerisinde, hastanın alerjik olduğu alerjenler (polenler veya ev tozu akarları gibi) vardır.

bu durum ancak deri testleriyle saptanabilir!

aşılar özel tekniklerle ve steril koşullarda hazırlanmaktadır.

günümüzde genellikle sağlık bakanlığı tarafından onaylı ve ruhsatlandırılmış aşılar kullanılıyor.

immünoterapi ile birlikte ilaç tedavisine devam edilecek mi ?

immunoterapiye başlar başlamaz alerjik şikayetlerin kaybolmasını beklemek doğru değildir. çünkü bu tedavinin faydalı tesirleri en erken 6 ay-1 yıl içerisinde ortaya çıkmaya başlar.

bu nedenle bilhassa ilk aylarda hastaların alerjilerine yönelik ilaç tedavilerine devam etmeleri lazımdır.

aşı tedavisine başlandı diye ilaçları birden kesmek, alerji şikayetlerinin şiddetlenmesine neden olacaktır.

alerji ilaçlarına ne kadar süreyle ve hangi dozlarda devam edileceği size bildirilecektir.

immunoterapiden ne miktarda fayda göreceğim tedavi öncesinden belli midir ?

bu farklı etkenlerin bir arada bulunmasına bağlıdır. deneyimli bir alerji uzmanı, tedaviye başlamadan önce bu etkenleri detaylı olarak değerlendirir ve daha sonra aşı kararını verir.

alerji testi ile alerjik olduğu tespit edilen herkese aşı başlamak modern alerji bilimine ideal değildir. ancak ne yazık ki deneyimsiz ellerde bu tür uygulamalar sıklıkla gerçekleşmektedir.

immunoterapinin etkili olup olmadığı nasıl değerlendirilir ?

aşı tedavisinin faydalı olup olmadığına, belli aralıklarla hastanın alerjik şikayetleri derecelendirilerek, aşı öncesi dereceler ile karşılaştırılmasıyla karar verilir. bunun dışında bilinen daha faydalı bir yöntem yoktur.

belli aralıklarda alerji deri testleri veya kan tetkiklerinin tekrar yapılması yalnızca arı alerjisi için yapılan immunoterapilerde yararlıdır.

immunoterapi ne kadar süreyle uygulanır ?

aşılar ortalama 4 yıl süreyle uygulanır. bu her hasta için standart değildir. gerekirse daha uzun süreler tatbik edilebilir. bunun gelişi güzel bir zararı yoktur.

ancak, bir hasta ortalama 18 ay süreyle aşılardan hiç fayda görmemiş ise, o tedaviye devam edilmesi ideal değildir.

immunoterapi enjeksiyonları hangi aralıklarla yapılır ?

tedavinin başlangıcında haftada bir kez uygulanır. belli bir doza gelindiğinde (idame dozu) bu müddet uzar, onbeşgünde bir, ayda bir gibi aralıklara sırasıyla geçilir.

sıklıkla sorulan diğer bazı sorular ve cevapları:

immunoterapi ile ilgili bazı hastaların ve doktorların yanlış düşünce ve bilgileri vardır. sık karşılaştığımız bu " endişeli" sorulara birkaç örnek vermek gerekirse:

aşıların için de kortizon var mı ?

hayır.

aşılar alışkanlık (!) yapar mı ?

hayır.

aşılar kilo aldırır mı ?

hayır.

aşılar başka hastalıklara sebep olur mu ?

hayır.

aşılar akciğerlerimi " bozar" mı ?

hayır.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Atopik dermatit: tedavi

Atopik dermatit: tedavi

Atopik dermatit tedavisinde 3 esas prensip vardır:

ilaçlar tedavisi doktorlar tarafından reçete edilmekte ve ilaçların kullanım biçimleri genellikle tarif edilmektedir.

ancak, en az ilaç tedavileri kadar, hatta daha da önemli olan " hastalığı şiddetlendiren etkenlerin kontrolü" ve " cilt bakımı" konusu ise genellikle eksik kalmaktadır.

Gida alerjisi: tani ve tedavi

Gıda alerjisi: tanı ve tedavi

Alerjik hastalıklarda hastanın öyküsü çok mühimdir.

gelişmiş olan reaksiyonun gıda ile ilişkisini ortaya koyabilmek için hastanın detaylı sorgulaması (anamnez, öykü) yapılır. hangi gıda veya gıdalar şikayetlere neden oluyor, reaksiyonlar nasıl ortaya çıkıyor, kaç kez tekrarladı... vs gibi sorularla, araştırma yapılacak gıdalar belirlenmeye çalışılır.



daha sonra gıdalarla deri testleri uygulanır.

bu uygulama genellikle özel hazırlanmış gıda alerjenleri ile yapılır.

ama zaman zaman gıdanın doğal haliyle, yani taze gıda örnekleriyle de test yapılabilir.



bazı hastalıklarda (atopik dermatit) ve alerji ilaçlarının (antihistaminler) kesilemediği bazı durumlarda deri tetsleri uygulanamaz.

bu taktirde gıda spesifik ig e tetkiki uygulamak gerekmektedir.

ancak yumurta ve süt alerjileri hariç, bu test her zaman faydalı neticeler vermeyebilir.

diğer bir tanı yöntemi eliminasyon (kaçınma) diyetleridir.

hastanın anamnezi ile tespit edilmiş olan muhtemel sorumlu gıda veya gıdalar diyetten çıkartılır ve şikayetlerin seyri takip edilir.



gıda alerjilerinde altın standart olarak kabul edilen tanı yöntemi " maruziyet testi" dir (oral challenge).

bu test acil müdahale şartlarının sağlandığı ortamlarda (hastane) ve tecrübeli alerji uzmanları gözetiminde yapılabilir. tanı değeri çok yüksektir ancak test sırasında alerji gelişme riski vardır.

gıda alerjileri nasıl tedavi edilir ?

gıda alerjilerini ortadan kaldıracak bir tedavi yöntemi yoktur. tedavide hedef; alerji yapan gıdalardan ve benzer gıdalardan (çapraz reaksiyon yapanlar) uzak kalmaktır.

gıda alerjili hastalarda bazı gıdaları yememeye bağlı olarak vitamin ve mineral eksiklikleri ve buna bağlı klinik tablolar oluşabilmektedir. dolayısıyla vitamin ve mineral desteği mühimdir.

acil klinik tabloları erken önlemek için adrenalin (epinefrin) otomatik enjektörü taşınabilir.

alerjik hastaların bir kısmı, bilhassa süt ve yumurta alerjisinde, 3-4 yaşından sonra alerji yapan gıdaları tüketebilir hale gelebilir.

gıda alerjisi gelişimini önleyebilmede en aktif yöntem bebeklerin ilk 6 ay mutlak anne sütü ile beslenmesi katı gıdaların olası olduğu kadar geç dönemde verilmesidir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Fiziksel faktorler ve urtiker

Fiziksel faktörler ve ürtiker

Fiziksel faktörlere bağlı olarak ürtiker oluşabilir. fiziksel ürtikerler, genellikle kronik ürtikerlerdir. birden çok fiziksel ürtiker tipi aynı hastada birarada bulunabilir.

fiziksel ürtikerlere, ortaya çıkmasına neden olan fiziksel etkene göre isim verilmektedir:

soğuk ürtikeri

soğuk ürtikeri, soğuk temasını takiben kısa müddet içerisinde...

kolinerjik ürtiker

kolinerjik ürtiker, egzersiz, sıcak banyo, terleme ve tansiyon düşüklüğü ve solunum sistemi semptomları da oluşabilir.

akuajenik ürtiker

akuajenik ürtiker, suyun ısısından bağımsız, doğrudan su ile temasa bağlı olarak ortaya çıkan ufak ürtiker plakları biçiminde bir klinik tablodur.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Gidalardaki dogal salisilatlar

Gıdalardaki doğal salisilatlar

Salisilat yapısındaki maddelere (başlıca asetil astım atağı gibi şikayetlere neden olmaktadır.

salisilatların en önemli kaynağı kuşkusuz ilaçlardır: acetyl-salicylic acid (aspirin), methyl salicylate, sodium salicylate, benzyl salicylate, choline salicylate, disalcid ethyl salicylate, isoamyl salicylate, magnesium salicylate, octylsalicylate, phenylethyl salicylate, salicylate, salicylic acid, salicylaldehyde, salicylamide, salsalate.

diğer bir önemli kaynak hazır gıdalardır. salisilatlar, gıda endüstrisinde çeşitli amaçlarla kullanılan önemli bir katkı maddesidir.

başka bir kaynak ise doğal gıdalardır.

salisilatlar pekçok bitki tarafından yapılan doğal kimyasal bir maddedir. bitkilerin salisilatları kendilerini zararlı böceklerden korumak için ürettikleri düşünülmektedir. genellikle bitkilerin köklerinde (patates, turp), kabuklarında (patlıcan) ya da yapraklarında bulunmaktadır.

doğal salisilatlar ve aspirinin hassas kişilerdeki tesirleri aynı mıdır ? bu husus tartışmalıdır. ancak kronik ürtiker veya aspirine bağlı astım şikayetleri olan hastalarda, doğal salisilatlardan sakınmak faydalı olmaktadır. çünkü salisilat duyarlılığı yüksek olan kişilerde çok ufak dozlar bile zaman zaman problem oluşturabilmektedir.

peki gıdalar ne miktarda doğal salisilat içermektedir ? aşağıdaki tabloda gıdalardaki doğal salisilat oranları miligram olarak verilmiştir.

önemli bir ayrıntı:

verilen değerler gıdaların " taze" biçimleri içindir. pişirme işlemi ile doğal salisilat miktarı düşmektedir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Urtiker - anjioodem nedir ?

Ürtiker - anjioödem nedir ?

Ürtiker sıklıkla rastlanan bir deri lezyonudur. kendi başına bir hastalık olmayıp, pekçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan bir klinik tablodur.

ürtiker deri yüzeyinde meydana gelen etrafı kızarıklıkla ile çevrili, büyüklüğü birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişen, çeşitli biçimlerde kaşıntılı ve ödemli (şiş) plaklardır. halk arasında " bağışıklık sisteminin kendi doku ve hücrelerine karşı reaksiyon göstermesi) rol oynadığı gösterilmiştir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Metamizol (novalgin) alerjisi

Metamizol (novalgin) alerjisi

Metamizol ya da herkesin bildiği adıyla novalgin, sık kullanılan ve reçetesiz satılabilen, ağrı kesici ve ateş düşürücü bir ilaçtır. her ilaçta olduğu gibi novalgin de bazı hastalarda alerjiye sebep olabilir. novalginle reaksiyonların diğer ilaçlara oranla daha sık görülüyor gibi olmasının sebebi çok yaygın olarak kullanılmasıdır (penisilinler ve aspirinde olduğu gibi).

ilaç alerjilerinin kalıcı (kesin) tedavisi yoktur. alerjik reaksiyonların tekrarlamaması için yapılabilecek tek şey sorumlu olan ilacı kullanmamaktır.

ancak bu her zaman kolay olmamaktadır. çünkü;

1. aynı ilacın değişik isimlerde pekçok eşdeğeri (muadili) bulunabilir.

2. aynı etken maddenin değişik jenerik isimleri olabilir.

bu sayfada novalgin yani metamizol adlı ilacın farklı etken madde isimleri ve piyasadaki eşdeğerleri (muadilleri) sunulmuştur. novalgin ile reaksiyon (alerji) öyküsü olan hastalar bu ilaçları kullanmamalıdırlar.

etken maddenin diğer adları:

= dipiron (dipyrone)

= metamizol (methamizole)

= metilmelubrin (methylmelubrin)

= novamin sülfon (novamine sulfone)

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Dogal salisilatlar

Doğal salisilatlar

Salisilat yapısındaki maddelere (başlıca asetil astım atağı gibi şikayetlere neden olmaktadır.

salisilatların en önemli kaynağı kuşkusuz ilaçlardır: acetyl-salicylic acid (aspirin), methyl salicylate, sodium salicylate, benzyl salicylate, choline salicylate, disalcid ethyl salicylate, isoamyl salicylate, magnesium salicylate, octylsalicylate, phenylethyl salicylate, salicylate, salicylic acid, salicylaldehyde, salicylamide, salsalate.

diğer bir önemli kaynak hazır gıdalardır. salisilatlar, gıda endüstrisinde çeşitli amaçlarla kullanılan önemli bir katkı maddesidir.

başka bir kaynak ise doğal gıdalardır.

salisilatlar pekçok bitki tarafından yapılan doğal kimyasal bir maddedir. bitkilerin salisilatları kendilerini zararlı böceklerden korumak için ürettikleri düşünülmektedir. genellikle bitkilerin köklerinde (patates, turp), kabuklarında (patlıcan) ya da yapraklarında bulunmaktadır.

doğal salisilatlar ve aspirinin hassas kişilerdeki tesirleri aynı mıdır ? bu husus tartışmalıdır. ancak kronik ürtiker veya aspirine bağlı astım şikayetleri olan hastalarda, doğal salisilatlardan sakınmak faydalı olmaktadır. çünkü salisilat duyarlılığı yüksek olan kişilerde çok ufak dozlar bile zaman zaman problem oluşturabilmektedir.

peki gıdalar ne miktarda doğal salisilat içermektedir ? aşağıdaki tabloda gıdalardaki doğal salisilat oranları miligram olarak verilmiştir.

önemli bir ayrıntı:

verilen değerler gıdaların " taze" biçimleri içindir. pişirme işlemi ile doğal salisilat miktarı düşmektedir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Aspirin intoleransi

Aspirin intoleransı

Asetil astım ve kronik ürtiker gibi hastalığı olanlara aspirin (asetil salisilik asit) kullanmaması öğütlenmektedir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Ilac alerjileri: sorular ve cevaplar

İlaç alerjileri: sorular ve cevaplar

Hangi ilaçlar alerjiye neden olur ?



tüm ilaçlar alerjiye sebep olabilir. ancak bazı ilaçlarla (ör: penisilin) alerji daha sık görülür. ilaçların molekül yapı özellikleri ve tedavide kullanım sıklıkları alerji yapmalarıyla yakından ilişkilidir.



ilaçlar arasında çapraz reaksiyon ne demektir ?



bazı ilaçların kimyasal yapısı birbirine benzer. alerjiye neden olan ilaçtan isim olarak değişik, ancak kimyasal yapısı benzeyen diğer ilaçlar da aynı biçimde alerjik reaksiyona sebep olabilir. buna çapraz reaksiyon denir. ilaç alerjisi olan hastalara reçete yazarken çapraz reaksiyon veren ilaçlara dikkat edilir.



" hangi ilaçlara alerjim var ?"



bu soru hastalar tarafından olabildiğince sık sorulur. ama günümüz tıbbında çoğu ilaç için yanıtı verilememektedir.

polenler, akarlar, gıdalar gibi alerjenlere hassasiyet olup olmadığı alerji testleri ile tespit edilebilmektedir. ancak aynı şey ilaçlar için geçerli değildir. çünkü ilaçlar vücuda girdikten sonra birtakım biyolojik olaylara maruz kalır ve kimyasal yapıları değişime uğrar. bağışıklık sistemi tarafından hassasiyet gelişimi bu yapısal değişikliğe uğramış moleküllere karşıdır. dolayısıyla ilaçlarla test yapabilmek için vücutta değişime uğramış bu yeni yapının elde edilebilmesi lazımdır.

bugün için " test maddesi olarak kullanıma ideal molekül" pekçok ilaç için mevcut değildir. dolayısıyla penisilinler gibi sınırlı sayıda birkaç ilaç için deri testi yapabilmek mümkündür..



ilaç alerjilerinden korunmak için neler yapılmalıdır ?



bu konuda en önemli olan her ilacın alerjiye neden olabileceğini bilerek, kendi kendine tedaviden kaçınmaktır. yani hekim reçetesi olmadan gelişi güzel bir ilaç kullanılmamalıdır.

bir ilaç tedavisi sırasında gelişi güzel bir istenmeyen reaksiyon ortaya çıktığında derhal hekime başvurulmalıdır.

alerjiye neden olan ilaçların ismi kesinlikle kaydedilmelidir. bu kayıtlar ileride aynı veya benzer yapıda ilaçların kullanımını ve alerji gelişmesini önleyecektir.



ilaç alerjisi nasıl tedavi edilir ?



ilaç alerjilerinde ortaya çıkan bulguların bir kısmı vakit içinde kendiliğinden kaybolur, bazıları ise ideal ilaçlarla tedaviyi gerektirir.

ancak, ilaç alerjisini tamamen ortadan kaldırmak olası değildir. dolayısıyla ilaç alerjilerinde tedaviden ziyade korunmadan bahsetmek daha uygundur. pratikte, alerjik reaksiyona neden olan bir ilacın bir daha kullanılmaması en akılcı yöntemdir.



ilaç alerjisi olan hastalarda sık rastlanan problemler nelerdir ?



ilaç alerjisi gelişen hastaların çoğu, sonraki ilaç kullanımları ve alerji riski konularında endişe duymaktadır.

ancak günümüzde birbirine alternatif pekçok ilaç vardır. bir ilaca karşı alerjisi olan hastalar, bu ilaçla çapraz reaksiyon vermeyen başka bir ilacı rahatlıkla kullanabilir.

hatta mutlak lazımsa alerji yapmış bir ilaç bile özel bazı ön-tedavi yöntemleri uygulanarak kullanılabilir.

hastalarımız genellikle alerji yapan ilaçların ismini hatırlayamadıklarını ifade ederler. ancak alerjiye neden olan ilaçları hekime bildirmek teşhiste en önemli yeri tutar. dolayısıyla alerjik reaksiyon gözlenen ilaçların ismi kesinlikle kaydedilmeli ve saklanmalıdır.

sık sorulan bir soru: penisilin testi hangi durumlarda ve nasıl yapılıyor ?



" test yapılmadan penisilin enjeksiyonu yapılmaz" görüşü yaygın ancak çok doğru olmayan bir görüştür.

daha da yaygın ve hatalı olan ise enjeksiyon yapılmadan önce hazırlanan ilacın deri altına verilmesi yoluyla test yapılmasıdır.

penisilin testi, bu amaç için üretilmiş özel test maddeleriyle yapılmalıdır. bu test maddesi ülkemizde de mevcuttur.

daha önce penisilinlerle alerjik reaksiyon tanımlamayan hastalarda test yapılması lazım değildir.

penisilin alerjisi tanımlayan hastalara da penisilinlerle tedavi yapılması doğru değildir.

bu nedenle penisilin testleri alerji uzmanı doktorlar tarafından belirlenecek ve gerekliliği onaylanacak bazı özel durumlar dışında yapılmamaktadır.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Ilac alerjileri: tanimlama ve klinik bulgular

İlaç alerjileri: tanımlama ve klinik bulgular

İlaç alerjileri ve ilaç reaksiyonları çok sık gözlenen, ancak ile ilgili çok fazla bilgi sahibi olunmayan konulardır. eksik ya da yanlış bilgilendirilme, hastalarda çoğu kez luzumsuz endişelere hatta ilaç kullanma korkusuna neden olmaktadır.

ilaç alerjilerinin teşhis ve tedavisinde hasta-hekim işbirliği çok mühimdir. dolayısıyla hastaların öğrenmiş olması gereken bazı genel hususlar vardır.

ilaç alerjisi nedir ?

ilaç alerjisi, karın ağrısı ya da karın krampları.

sinir sisteminde

şuur bulanıklığı, bayılma

3. anafilaksi (alerjik şok):

nadir de olsa bütün sistemlere ilişkin bu bulguların hepsi birarada görülebilir ve anafilaksi olarak adlandırılır. ilaç alerjilerinin en ağır şeklidir.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Nebul ve nebulizator

Nebül ve nebülizatör

Nebülizatör, ses dalgalarıyla (ultrasonik nebülizatör) veya basınçlı hava (jet nebülizatör) ile sıvı haldeki ilaçları buhar durumuna getiren ve solunum yoluyla alınabilmesini sağlayan bir cihazdır.

nebülizatör ile ufak çocuklarda, ölçülü doz inhalere uyum sağlayamayan hastalarda ve ağır astması olan hastalarda astma ilaçlarının etkili bir biçimde uygulanabilmesi mümkündür..

nebülizatör ile kullanılmak üzere hazırlanmış özel ilaç formları vardır. bunlara nebül adı verilmektedir.

bronş açıcı ve tedavi edici (kortikosteroid) içeren nebül ilaçlar mevcuttur.



nasıl kullanılır ?



nebülü açın ve ağızlık ya da yüz maskesinin altındaki ilaç haznesine boşaltın. cihazı çalıştırın.

ağızlığı dudaklarınızın alarak (veya maskeyi yüzünüze kapatarak) yavaş ve derin bir biçimde soluk alıp vermeye başlayın. aldığınız her nefesi 1-2 saniye kadar tutun.

haznedeki ilaç tamamen bitinceye kadar (10-15 dakika) bu işleme devam edin.

nebulizatörü her kullanımdan sonra temizlemek gereklidir:

1. maske (veya ağızlık), ilaç haznesi ve bağlantı hortumunu birbirlerinden ayırın.

2. parçaları ılık su ile yıkayın.

3. parçaları kuruladıktan sonra tekrar birleştirerek, iç yüzeylerin de kurumasını sağlamak için nebülizatörü birkaç dakika çalıştırın.

4. cihazı bir sonraki kullanıma kadar kutusunda muhafaza edin.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner

Hazne (chamber - spacer)

Hazne (chamber - spacer)

Ölçülü doz inhalerin kullanımı dikkat, el ve solunum koordinasyonu gerektirir.

ancak her hastada bu koşulları sağlamak olası olmaz. dolayısıyla ödi kullanımını kolaylaştırmak ve bir seferde akciğerlere daha fazla ilaç ulaştırılmasını sağlamak amacıyla hazne adı verilen ara bağlantı parçası geliştirilmiştir.

nasıl kullanılır ?

haznelerin farklı modelleri vardır.

haznenin bir tarafına ödi yerleştirilr, diğer tarafı ise solunum yoluna (ağız ve burun) birleştirilir. maskeli formu daha çok çocuklarda tercih edilir.

erişkin hastalarda maske kullanmadan direkt ağız ile birleştirilebilir.

ödi'yi hazneye taktıktan sonra bir kez basınız.

ödi spacer içerisine her keresinde yalnızca 1 kez sıkılmalıdır.

beklemeden (3-5 saniye içinde) derin ve yavaş bir nefes alınız.

işlemini tamamladıktan sonra cihazı ağzınızdan ayırın ve 8-10 saniye nefesinizi tutun.

haznenin ağız kısmındaki valflerin düzgün olarak çalışması için temiz olması lazımdır.

bu nedenle tertipli olarak su ile yıkayınız.

sık yıkama hazne çeperine yapışan ilaç miktarını artıracağından, her kullanımdan sonra yıkanması önerilmemektedir.

hazneyi yıkadıktan sonra bezle kurulamayınız, yalnızca kurumaya bırakınız.

kaynak: alerji ve iç hastalıkları uzmanı doçent dr. a. zafer çalışkaner