?

Alternatif tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif tıp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kanser hastaliklari hakkinda

Kanser hastalıkları hakkında

Bu hastalık, bedenin bir tüm olarak tedavi edilmesini bütün hastalıklardan daha fazla gerektirmekle kalmayıp, net ve bütünü kapsayan bir bakış açısını da gerektirir. kanserin bedensel ruhsal, fizyolojik, sosyolojik, çevresel kaynaklı ve çok yönlü tesirlerin bir neticesi olduğu gitgide daha iyi anlaşılıyor. bazı kanser çeşitlerine karşı özel şifalı bitki reçeteleri oluşturulması ise pek gerekmiyor esasında. özel durumlara göre belirli uygulamalar önermek yerine, bu hastalığa karşı genel anlamda nasıl davranılması gerektiğine değinmek daha yararlı olacaktır. her insan sadece bir kanser hastası değil, benzeri olmayan, kendine özgü bir varlıktır ve bu sebeple de özel yöntemlerle tedavi edilmelidir. burada, böyle önemli bir hastalığın, kesinlikle uzman doktorların, psikoterapistlerin veya uzman fitoterapistlerin (belki de aynı zamanda hepsinin) yardımlarını gerektirdiğine değinmek gerekiyor.



günümüzde kanser, çeşitli araştırmaların ve kurumsal düşüncelerin eşlik ettiği geniş kapsamlı ve çok önemli bir konudur. hastalığın nedenleri hakkındaki teoriler, çevresel kökenli kanserojen maddelerden virüslere, psikolojik stresten ruhsal dengesizliklere kadar uzanıyor. bu etkenlerin çoğu, belki de hepsi kanser türü bir hastalığın oluşmasına yol açabilir. amacım, nedenler ile ilgili bir sonuca varmak değil, derinden etkileyen kanser sürecinde kişinin bütün bakış açılarını destekleyebilecek bir davranış şekli önermektir. hastalığa yol açabilecek nedenlerin tamamı, hususa bütünsellik açısından yaklaşılarak gözlemlenmeli ve kontrol altına alınmalıdır. bu hususu kapsamlı şekilde ele alan kitaplardan kesinlikle yararlanılmalıdır. bense bu köşede ancak, hastalığın oluşumunda ve tedavisinde öncelikli öneme sahip olduğuna inanılan bir hususa açıklık getirmekle yetineceğim.



bağışıklık sisteminin önemi !



bağışıklık sistemi sizin savunma gücünüzdür ve vücudunuzun enfekte edici yabancı istilacılara karşı sağladığı genel korumadır. tıptaki genel klişe, düşük miktarda et içeriyorsa; a, c ve e vitaminleri açısından zengin bir vitamin takviyesi yazılımı uyguluyorsanız; bu taktirde da bağışıklık sisteminizin yüksek kapasitede çalıştığından emin olabilirsiniz.



kanser de bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. ya da daha doğru bir deyimle, zayıf bağışıklık sisteminin yol açtığı bir hastalıktır. kanserin gelişebilmesi için bağışıklık sisteminizin çok düşük bir düzeye gerilemiş olması gerekmektedir ve böylesi zayıf bir düzeye düştüğünde, kanser hücreleri vücutta yayılmaya başlar. artık vücudunuzun kansere karşı hiçbir direnci kalmamıştır veya sahip olduğu çok düşük kademedeki savunma gücü yeterli olamamaktadır. kıyıdaki işgalci güçler giderek daha fazla sayıda birliği karaya çıkarmaya ve ellerindeki kuvvetli silahlarla bölgeyi ele geçirmek için ilerlemeye başlarlar. bu arada da sizin acınacak derecede yetersiz ve kötü silahlandırılmış direniş güçleriniz, düşmanın ilerleyişini durdurma konusunda hiçbir şey yapamazlar!



bu anlatılanlardan, bağışıklık sistemimizi kuvvetli ve sağlıklı tutmamız halinde, kansere yakalanma olasılığımızın sıfıra yakın olacağı neticesini çıkarabiliriz. bağışıklık sistemimizin kanseri başarı gösteren bir şekilde önleyebilmesi de direkt beslenme biçimimize bağlıdır. şayet beslenme diyetiniz size bağışıklık sisteminizin maksimum gücünü koruyabilmesi için lazım besleyici maddelerin tamamını sağlıyorsa ve karaciğerinizle diğer organlarınız bu besin maddelerini işleyecek enzimleri ideal oranlarda salgılayabiliyorlarsa, işte bu taktirde kansere yakalanmama şansınız çok yüksektir!



(sağlıklı beslenme ile ilgili geniş kapsamlı doğru bilgileri, prof. dr. osman müftüoğlu'nun yazdığı yaşasın hayat ve hafifleyin gençleşin adlı kitaplardan edinebilirsiniz. )



bağırsaklarımız ve bağışıklık sistemimiz !



genel anlamda sağlıklı olmakta, ama bilhassa de kuvvetli bir bağışıklık sistemine sahip olmakta bağırsakların çok önemli bir payı vardır. bağırsak ortamında 400 civarında (bakteri ve mantarlar) mikroorganizma yaşamaktadır. bu mikroorganizmalar bağırsak florası olarak tanımlanır. bizim beslenmek için yediğimiz besinlerle beslenirler. ama buna karşı önemli bir hizmet de üretirler: pek çok besin maddesini parçalayarak sindirilmeye hazır hale getirirler. bazı vitaminler ve yaşamsal öneme sahip besin maddeleri de, organizma tarafından özümlenerek değerlendirilebilecek hale bu mikroorganizmalar tarafından getirilir. bu birliktelikte, her iki taraf da birbirlerinden yararlanarak, gül gibi geçinip giderler.



sağlıklı bağırsak florasının zarara uğratılması sonucunda, hastalıklara yol açan başka mikroorganizmalar bağırsaklara yerleşme imkanına kavuşurlar! bağırsak florasının zarara uğratılması sonucunda, sindirim sürecinde ortaya çıkan zararlı atık maddeler de, genel sağlık üstünde negatif tesirler oluşturmaya başlarlar.



biyolojik açıdan dengeli bir bağırsak florasının desteklenmesi, yaşatılması ve gerektiğinde tekrardan oluşturulabilmesi için beslenme şekline itina göstermek gerekmektedir. bilhassa kanser hastalıklarında uygulanan tıbbi tedavi yöntemleri yüzünden bağırsak florası çok büyük zararlara uğrayabilir. genelde kemoterapi diye nitelenen ilaçlar, ışınlar, antibiyotikler ve benzeri yapay ilaçlar, bilhassa yararlı bağırsak florasının önemli bölümünü yok ederler. tekrardan üreyebilmek ve zararlı mikroorganizmaları zararsız hale getirebilecek güce ulaşabilmek için, en sevdikleri besinlere şiddetle gereksinimleri vardır o sırada! bu besinler de ilk olarak, sebze ve tahıl kökenli lifli besinler, laktik asit bakterileri içeren ev yapımı yoğurt ve kefir olarak sıralanabilir. onların pek hoşuna gitmeyen ve hatta zararlı mikroorganizmaların gelişmesine yardımcı olan besinler ise, şeker, beyaz un ve hayvansal yağdır. beslenme yoluyla bağırsak florasının kuvvetli kılınmasından bağışıklık sistemi de büyük yarar temin eder. hususu araştıran uzmanlar, bağışıklık sistemi için bağırsakların çok büyük önem taşıdığına dikkat çekiyorlar. bağışıklık sisteminin savunma hücrelerinin %80 kadarı bağırsak bölgesinde görev yapıyor. lenf düğümlerinin önemli bir bölümünün de bu bölgede bulunması geçerli nedenlere dayanmaktadır. bağırsaklar, bedenin dış dünya ile temas durumunda olan en geniş alanıdır. bu bölgeden organizmaya zararlı mikroorganizmaların ve zararlı maddelerin sızma ihtimali ise çok yüksektir. dış dünya ile temas durumundaki insan derisinin kapladığı alan yalnızca 2 metre karedir; akciğerlerde bu alan, bütün bronşların iç yüzeyleriyle birlikte 80 metre kare civarındadır; bağırsaklarda ise bu alan 300 metre kare civarındadır ve bu bir villanın bahçesi kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. savunma hücrelerinin bu alanda yoğunlaşmalarının ne kadar doğru olduğu böylece daha iyi anlaşılabilir.



tüm bunların yanı sıra, bağırsak bölgesindeki savunma hücrelerinden bütün bağışıklık sistemine önemli sinyaller gönderilir. bunlar genellikle, yeni veya biçim değiştirmiş hastalık taşıyıcılara ilk defa rastlayan savunma hücreleridir. bu karşılaşmalarda edindikleri yeni bilgileri derhal bütün bağışıklık sistemine sinyaller aracılığı ile gönderirler. bağırsaklarda bu bağışıklık haberleşmesi aralıksız sürdürülür.



güçlü bir bağışıklık sistemi için sağlıklı bir bağırsak ortamının sürdürülmesi fevkalade mühimdir ve bu durumun sağlanabilmesinin yolu da sağlıklı beslenmeden geçer.



beden sistemlerinin arındırılması !



bazı şifalı bitkiler, belli bir amaç doğrultusunda spesifik ilaçlara dönüştürülebilir. ama değerini küçümsemeden, bu tür örneklerin de bir aktivite limiti olduğunun düşünülmesi gerekir; çünkü burada kanser lokal bir hastalıkmış gibi kabullenilerek, belirli bir tesiri olan bir ilaçla tedavi edilmek istenmektedir. oysa bu hastalığın, bir sistem hastalığının dışavurumu olarak görülmesi ve bedenin kontrolü tekrardan ele alabilmesini sağlayabilmek için, beden sistemlerine yönelik tedaviler uygulanması çok daha doğru olabilir. şifalı bitkiler, temizleyici, güçlendirici, iyileştirici ve koruyucu mekanizmaları destekleyici tesirleri sayesinde, bu tür değişimlerin gerçekleşmesinde çok etkili olabilirler. bu değişimlerin, bedensel ruhsal ve duygusal boyutların tamamını kapsadığını ve kanser hastalıklarının tedavisinde uygulanabilecek en etkili (ikincil) yöntem olduğunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir sanırım.



tüm beden sistemlerini kapsayabilecek böyle bir tedavide, karaciğer üstünden kanı temizleyici, tümör oluşumunu engelleyici ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitkiler en önde gelenlerdir. bu tür tesirleri içeren bir bitki karışımının çayı, kanser hastalıklarına karşı tedbir olarak da, tedavi amaçlı olarak da güvenle kullanılabilir. ama iyileşmeyi ilk olarak insanın hayata gücü ve hastalığa karşı takındığı dirençli tavır sağlayabilir; şifalı bitkiler de bu gücün uyarılmasında önemli görevler üstlenebilirler.



reçete: atkuyruğu, civanperçemi, ısırganotu, aynısafa çiçeği, eğir kökü, yapışkanotu, sinirliot, hindiba, ökseotu, rezene, melekotu kökü, sarı kantaron, echinacea(ekinazya) kökü, devedikeni tohumu, boyotu tohumu, hayıt tohumu, biberiye, ardıç kozalağı, adaçayı ve kekik.



bu listede tavsiye edilen bitkilerden bulabildiklerinizin tamamını çok ince kıyarak eşit miktarda karıştırınız.



tohumları ise havanda hafifçe ezdikten sonra, ilk karışımda kullanılan eşit miktarda karıştırıp, önceki karışımla iyice harmanlayınız. hazırlanan bu bitki karışımı, cam kavanoz içerisinde loş bir yerde muhafaza edilebilir.



ama bu bitkiler kalabalığından üç ayrı gurup da oluşturulabilir ve iki haftalık sürelerle değişimli olarak kullanılabilir. hatta en doğru kullanım biçiminin böyle olması gerektiği de düşünülmelidir.



1- hindiba, yapışkanotu, civanperçemi, ısırganotu, echinacea (ekinazya kökü), kekik, rezene, devedikeni tohumu.



2- hindiba, aynısafa çiçeği, hayıt tohumu, biberiye, echinacea (ekinazya kökü), eğir kökü, devedikeni tohumu, ısırganotu, atkuyruğu.



3- hindiba, civanperçemi, ardıç kozalağı, adaçayı, sinirliot, ökseotu, melekotu kökü, ısırganotu, atkuyruğu, kekik.



reçete: yarım tatlı kaşığı bitki karışımı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendirilir. müddet sonunda, çayın kapatıldığı kabın altında yoğunlaşan sıvı tekrar çaya akıtılır ve süzülür.



her bardak çayın içerisine yarım tatlı kaşığı isveç şurubu ekleyerek çayın gücünü daha da arttırabilirsiniz.



sabah aç karnına itibaren, gün boyuna yaymak üzere, günde 1,5-2 litre çayı yudumlayarak için. çayı tatlandırmadan içmek daha doğru olacaktır.



dikkat: iki haftalık bir çay küründen sonra verilen 2-3 günlük bir aranın peşinden, 2 haftalık yeni bir çay kürüne başlanabilir. şayet çayın tadına pozitif katkıda bulunacağına inandığınız zararsız bitkiler varsa, bu karışıma onları da ekleyebilirsiniz.



kan kanseri(lösemi) hakkında !



kan kanserinin, genelde yaşamın ilk 10 yılında artan görülme sıklığı 3-5 yaşlarında en yüksek orandadır. bu ufak hastaları tedavi eden doktorların izni alınmaksızın gelişi güzel bir ikincil tedavi uygulanması mutlaka doğru olmayacaktır!



sonuç olarak !



eğer hastalığa bedensel ve ruhsal güçlerinizi seferber ederek karşı koymaya kararlıysanız, iyileşmeye götüren dikenli yolu yarılamışsınız demektir! bu taktirde da ilk yapmanız gereken, hastalığınız hakkındaki bütün güvenilir bilgilere ulaşarak öğrenmek, öğrenmek, öğrenmektir! çünkü ancak bilgi sahibi olabilirseniz doktorunuzla konuşabilir ve tedavi konusunda alınacak kararlarda pay sahibi olabilirsiniz. hekimlerin bu tür bilgili ve konuşkan hastalardan hoşlanmadıklarını da mutlaka düşünmemelisiniz. çünkü bilinçli ve iyileşmeye kararlı hastaların tedavi edilmeleri, yaşam gücünü ve umutlarını yitirmiş olanlara kıyasla çok daha kolaydır ve bilinçli hastaların iyileşme miktarları da sanıldığından çok daha yüksektir. tabii ki bu konuda hasta-hekim işbirliği fevkalade mühimdir ve hekiminizi seçme hakkınızı kullanırken, her hususu açıkça konuşabileceğiniz ve size güven duygusu aşılayabilecek birini seçmeye itina gösterin. ama tercih ettiğiniz kişiye sonuna kadar güvenmeniz gerektiğini de sakın göz ardı etmeyin. mesleğine saygı duyma bilincine ulaşamamış doktorlar ile ilgili duyduklarınızdan da sakın etkilenmeyin. çünkü doktorların ezici çoğunluğu pırıl pırıl insanlardır ve ettikleri yeminin gereğini yerine getirebilmek için her koşulda canla başla uğraşmaktan mutlaka yılmazlar. onlara kesinlikle güvenin, ama önce kendi özgüveninizi pekiştirmeniz gerektiğini de sakın aklınızdan çıkarmayın. yenilmeyi kabullenmeyen pek çok kişi gibi, siz de bu savaştan zaferle çıkabilirsiniz!



artık demli çayınızı yudumlarken kitaplarınızı okumaya ve savaş planlarınızı geliştirmeye başlayabilirsiniz; derhal başlayabilirsiniz!

Bazi meyve ve sebzelerin yararlari

Bazı meyve ve sebzelerin yararları

Ayrık otu

idrar söktürür. böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. buralardaki iltihapları da giderir.



brokoli




kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. çok oranda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve bakteri miktarını normal seviyesine getirir ve enfeksiyonları hem engeller, hem de onlarla mücadele eder. bağışıklık sistemini de canlandırır. kalsiyum oranı sütten fazla olan yoğurdun, protein oranı süte eşittir.

Zeytin yapraginin yararlari

Zeytin yaprağının yararları

Zeytin ağacı binlerce yıldır pek çok kültür tarafından sihirli ve kutsal kabul ediliyor. bunun en önemli sebebi 2 bin yıl gibi olabildiğince uzun bir yaşam müddetinin olması. bunun yanında zeytin ağacının uzun ömürlü olması için ekstra bir bakım gerekmiyor. o yüzden de bu ağacın nasıl bu kadar uzun yaşayabildiği yüzyıllardır merak ve araştırma konusu. son yıllarda hız kazanan araştırmalara göre 101 madde ihtiva eden zeytin yaprağının içerisindeki en etken madde başlıca 'polifenolik antioksidan'lardan biri olan oleuropein. ve bu madde ağacı dış faktörlere karşı koruyor, hücre yenilemesi yapıyor, ortama uyum sağlamasına neden olarak salgılardan koruyor. zeytin yaprağı hakkında çalışmalar hala devam etmekle birlikte oleuropein maddesi bu özelliği ile insanlar için de olabildiğince faydalı ve sağlık, kozmetik başta olmak üzere pekçok sektörde ara katkı maddesi olarak kullanılmaktadır.



balıkesir'in edremit ilçesinde daha önce taşın suyunu çıkarmak suretiyle doğal dezenfektan üretmesiyle tanınan işadamı faruk durukan işte tam da bu sebeple oleuropein maddesinin türkiye'de elde edilmesini sağlayacak teknolojiyi dünyada var, ama çok pahalı, durukan bilhassa büyük ilaç ve kozmetik firmalarının kendi laboratuarlarında kullanacakları kadarını üretebildiklerini ve bunu da önemli bir katma değer olarak ürünlerinin fiyatlarına yansıttıklarını ifade ediyor. 'zeytin yaprağının içerisindeki öz bu teknoloji ile alınabiliyor. bu arada pazar çok açılıyor. binlerce açılımı var. çünkü bu öz zona, romatizmal hastalıklar.

Kara uzum cekirdeginin yararlari

Kara üzüm çekirdeğinin yararları

Mucizevi çekirdek ödemden, nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. üzümün çok faydalı olduğu bilinir. özelliklede zihin acıcı yönü ile sınavlardan önce kuru üzüm önerilir. ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden muzdarip oluruz. onu tüketmez, atarız. hatta marketlerde en fazla çekirdeksiz üzümler rağbet görür. oysa uzumun çekirdeği buğun pekçok avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler durumunda satılıyor. yavaş yavaş türkiye'de de yaygınlaşmaya başlayan uzum çekirdeği, yakında tüm eczanelerdeki yerini alacak gibi.

bu çekirdeğin en önemli yararı kan damarı onarıcısı olması. kan damarları insan için hayati önem taşıyor. başınızdan ayak uçlarınıza kadar her doku kanla beslenir. incecik kılcal damarlardan, geniş atardamarlara kadar, karmaşık kan damarları ağı sizin yaşam hattımızdır. şayet kan damarları yaslanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir. şayet oksijeni taşıyan kan düzgün bir şekilde akmıyorsa kalp kasınız hasar görebilir. iste üzüm çekirdeği, zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlıklarına döndürebilen, dolaşım bozukluklarının düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip. özelliği ise tamamen doğal olması... çekirdek, damar hastalıklarını tedavi ediyor. zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendiriyor. bundan başka üzüm çekirdeği bilinen en kuvvetli antioksidan...

yapılan bazı testlerde, e vitamininden 50 kat daha kuvvetli olduğu ortaya çıkmış. ilk fransa'da keşfedildi üzüm çekirdeği 40 yıldır avrupa'da, bilhassa üzum bağlarının çokluğu ile bilinen fransa'da etkili bir şekilde kullanılmaktadır.

üzüm çekirdeği 1947 yılında bordeaux universitesi'nden emekli tıp profesörü, fransız kimyacı jack masquelier tarafından keşfedilmiş. çekirdek öncelikle hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakültenin dekanının esine, dekan tarafından verilmiş. masquelier o günü söyle anlatıyor; " kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle yürüyebiliyordu. yüzünden, çektiği acıları okumak mümkündü.

ne yapabilirim de bu kadının acılarını dindirebilirim diye duşundum. sonra dekanın eşine çekirdek verdiğini gördüm. dekanın esi 48 saat içerisinde iyileşti o halde, ben üzüm çekirdeğinde özel bir şeyler olabileceğini duşundum.

" 1950'de üzüm çekirdeği resivit olarak bilinen ve fransa'da satılan ilk damar koruyucu ilaç olmuş. hekim masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin şeker hastalığı olanlar

* varis ve hemoroit gibi soruları olanlar

şunu belirtmek gerekiyor ki; yukarıda bahsettiğimiz faydaların pekçoğu çekirdeğin damarları onarıcı özelliğinden kaynaklanıyor. çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. onların bozukluğu insan bünyesinde pekçok hastalığa neden oluyor. damarları onaran çekirdek, böylelikle diğer hastalıkların iyileşmesinde de önemli bir etkiye sahip oluyor.

Meditasyon

Meditasyon

Meditasyon' un olabildiğince çok çeşitleri mevcuttur:





1-) bunlardan biride kişinin kendi kendini telkin (autosuggestion) yapmasıdır ki bu olabildiğince etkili bir yöntemdir. kişi bu metodu kendi üstünde tatbik ederse zaman geçtikçe tesirini görür. fransız asıllı dr. kuhne bu metodu keşfetmiş ve hastalarını 3-5 x 20 defa ,ben her gün daha keşfetmiş ve hastalarını 3-5 x 20 defa ,ben her gün daha iyiyim" (es ceht mir immer besser und besser) veyahut ta & bdquo; ben her taktirde, her koşula ve de her zaman daha iyiyim" gibi farklı fakat hep pozitif ve de aynı sözlerle hastalarını tedavi etmiştir.





kendi kendine telkin veya orojenik telkin diye bileceğimiz bu metotla kişi beyni dahi istediği gibi programlayabilir. tabi ki bu vakit ve konsantrasyona bağlı bir durumdur. asrımızın en büyük psıko-terapistlerinden dr. joseph murphy'de hastalarını bu şekilde tedavi etmiştir. kişinin buna inanması en önemli faktördür, ya tutarsa diye vesvese ile bir sonuç elde edilemez.



2-) birde otojenik eğitim (autogeniçtrainig) diyebileceğimiz bir metot vardır ki, burada kişi kendine sakin, sessiz ve rahatça uzanabileceği bir yer seçer, bu yatak veya kanepe olabilir. human power prensiplerine göre eğer bir kişide sinirlilik, gerginlik, stres, huzursuzluk, kolesterol ve lipidi yüksek olan arkadaşım bir ilaç aldı ve ilaç kaslarını dahi erittiğinden aylarca sandalyeye oturamadı, acı çekti, halbuki gökçek iksir ve kolesterol çayı ile sorun kısa sürede ortadan kalkardı...

Fito terapi

Fito terapi

Başta abd, batı ülkeleri, japonya ve israil de doğal tedaviye dönülmüştür. almanya da eczanelerde satılan ilaçların % 80' i ve türkiye de ise % 1'i bitkiseldir. halbuki ki almanya da bitki örtüsü türkiye ye göre çok azdır. türkiye de çok bitki yetişmesine karşın ve de yetişmeyen çeşitlerinde yetiştirilmesi olası olduğu halde yetiştirilmemekte bu husus türkiye de bakir kalmıştır. abd' de 180 000, ingiltere de 35 000 ve almaya da 30 000 kişi kimyasal ilaçların yan etkisi nedeniyle her yıl ölmektedir. bu nednele oradaki insanlar hususa daha duyarlıdır.

antibiyotik ilaçlar bulunduğu günden beri insanlar devamlı zehirlenmektedir. kimyasal ilaçlar özeliklede antibiyotikler bağırsak florasını bozar. bağırsak florasında ortaya çıkan aşırı zararlı bakteriler ve mantarların üretiği zehirli gazlar ve zehirli alkolleri elimine etmek için aşırı miktarda b6, b12-vitamini ve folikasit harcanır. buda homocystein oranının yükselmesine sebep olur. homocysteini b6, b12-vitaminleri ve folikasit metionine çevirerek zararsız hale getirir. antibiyotikler mantarların yayılmasına neden olur, mantarların üretiği toksik maddeler ise başta alerjinin her türü, başağrısı, sinüzit ve bronşite karşı kullanılır, diğerlerinin özelikleri ise henüz incelenmemiştir. ak kekik (toros kekiği) en az hakiki kekik kadar etkili olmasına karşın üstünde her hangi bir araştırma yapılmamıştır. türkiye de 83 tür adaçayı yetişmektedir ve bunlardan yalnızca şifalı adaçayı (salvia o.) şifa maksadıyla kullanılabilir ve bu bitki yazın en hararetli aylarında dahi harareti düşürür. alıç'ın türkiye de 90 türü yetişmektedir ve bunlardan yalnızca loplu veya dişli alıç kalp ve kan dolaşımı rahatsızlıklarına karşı kullanılır. kılıç otunun bilinen 400 türü mevcuttur ve bunlardan yalnızca (hypericum p.) sinirlilik, depresyon, korku ve iç huzursuzluğa karşı kullanılır. türkiye de bana dahi bazı aktarlar benim istediğim değil, kendi diledikleri bitkileri satmaya kalktılar. bu kitapta adı geçen şifalı bitkileri çevrenizden temin etmeye çalışırsanız. büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. burada adı geçen bazı bitkileri biz yurtdışından getirtiyoruz. inşallah ileride yurtdışından bitki getirmemize gerek kalmaz, çünkü türkiye de derhal hepsi yetişebilir.

Aromaterapi

Aromaterapi

Aromalı kokan bitkilerin kullanımı çok eskilere dayanır. kurutulmuş çiçek, odun, reçine, meyve veya kabukların yakılarak tütsülenmesi ile hastalar tedavide, temizlikte veya bazı ilkel kabilelerde batıl inançlarında tapınmalarında kullanılmıştır. çiçekler ezildikten sonra sabun, kozmetik madde yapımında ve tedavi maksadıyla kullanılmıştır.

bitkilerin çiçek, kok, gövde, reçine veya kabuklarından özel metotlarla damıtılarak esanslar elde edilmiştir. tarihte ilk defa su buharı ile damıtmayı (destilasyon) ibn-i sina ms: 1000 yılında gerçekleştirmiştir. büyük bir türk alimi olan ibn-i sina batılılar tarafından, iranlı veya arap olarak bilinmekte, fakat hiçbir zaman türk olduğundan bahsedilmemektedir.

arkeolojik kazılardan destilasyonun mo: 3000 yıllarında şimdiki pakistan'da kullanıldığı bilinmektedir. sedir, tarçın ve çam terpeninin mo: 1400'lü yıllarda mısırda su buharı ile damıtılarak ve hatta eter yağı hareketsiz yağ içerisinde çözerek, bundan fitil, krem, yakı, ve tozlar imal ettikleri saptamıştır. filistin, sümer, asur, roma, eski hint ve eski çinlilerinde bitki esanslarını kullandıkları bilinmektedir.

ibn-i sina'nın (980-1037) su buharı ile damıtma(destilasyon) metodunu geliştirmiş ve tarihte ilk defa saf eter yağı(uçucu yağ, eterik yağ veya esans) elde edilmiştir. bu buluş yalnız olarak ibn-i sina'ya ilişkin olmayıp kendinden önce bu alanda islam alimlerinin yüzlerce yıllık bir çalışmasına son noktayı koymuştur. ibn-i sina'nın yazdığı yüzlerce eserden maalesef istifade edemiyoruz. "milli eğitim ve kültür bakanlıkları ne işe yarıyor."

ingiliz asıllı hekim ve astrolog nicholas culpeper (1614-1654) aromalı bitkiler üstüne araştırmalar yapmış ve eserler yayınlamıştır. pekçok alim onu takip etmiştir. aromaterapinin asil kurucusu fransız asıllı kimyacı rene',maurice gattefosse' olup 1936 yılında ,aromate & shy; rapi isimli eserini yazmış ve o günden beri bu ilim dalı aromaterapi diye anılmıştır.

imal (üretme) metotları:

eter yağına yağ denmesine karşın diğer yağlara benzemez. örneğin ayçiçeği yağı, zeytinyağı veya badem yağı gibi yağlar hareketsiz yağlardır. halbuki eter yağı yüksek kaliteli uçucu yağlardır. eter yağı suda çözülmez veya çok kötü karışırken hareketsiz yağlar ve alkolle çok hoş karışır. eter yağı aromalı bitkilerin genellikle belli bölgelerinde: yaprak, çiçek, kabuk, gövde, kok veya reçinesinde yoğunlaşırlar. bazı bitkilerden ise aynı anda daha fazla ve değişik eter yağı elde edilebilir. örneğin portakalın çiçek, yaprak ve meyve kabuğundan üç değişik eter yağı kazanılır.

destilasyon:

destilasyon çok yaygın olarak kullanılan bir metottur. ince kıyılan aromalı bitki drogu içi damıtılmış suyla dolu olan destilasyon balonuna (toplar) konur ve alttan ısıtılınca bitkinin birleşimindeki eter yağı çözülerek gaz durumuna gelir. gaz durumuna gelen et yağı çevresinde soğuk su akıntısı olan bir borudan (kondensör) geçirilince tekrar sıvılaşır ve özel bir balonda (cam balon) toplanan eter yağı elde edilir. su buharı ile damıtılmada aşırı sıcak ve yüksek baskı eter yağının kalitesini düşürür.

yağda bekletme (enfleurage):

bu metot destilasyondan çok farklıdır. burada çok narin olan çiçeklerinden eter yağı elde etmek için bu metot kullanılır. cam üstüne yayılan tereyağı üstüne bir sıra çiçek dizilir ve onun üzerine tekrar tereyağı yayılır ve üstüne çiçek dizilir ve buna 5-6 kat oluncaya kadar devam edilir. bitki çiçeğine göre bu 1 - 4 hafta bekletildikten sonra destilasyonu yapılır. bu metotla elde edilen eter yağı en kaliteli olandır, fakat bu metot çok pahalı olduğundan pek kullanılmaz.

solvenle (eriten, çözücü) eter yağı elde etme:

solvenle eter yağı elde etme çok ucuz ve çok basit bir yöntemdir. eter yağı içeren bitki drogları ince kıyıldıktan sonra içi solvenle dolu cam balona konur destilasyonu yapılır. solven genellikle heksan veya petrol eter gibi zehirli kimyasal çözücüler olduğundan bunların destilasyondan sonra eter yağından ayrılması yüzde yüz olası olmadığından dahili olarak kullanılmaları mahsurlu olabilir.

soğuk basınç ile elde edilen eter yağı: bu metotla meyve kabuklan soğuk basınç ile eter yağı elde edilir. bunların başında portakal-, greyfurt-, limon-, ve turunç kabuklan gelir. meyve kabuklarının ilaçlanmamış meyvelerden olması gerekmektedir aksi halde faydadan çok zarar verebilir. günümüzde ilaçlanmamış turunç bulmak adeta mümkün değildir, dolayısıyla bu husus çok mühimdir.

eter yağının kullanım alanları: eter yağının kullanım alanları olabildiğince çoktur ve burada ancak bir kaçına değineceğiz. bazı eter yağları çok yoğun olduğundan inceltilmeden kullanılması mahzurludur ve bilhassa de bu hususa hamilelerde ve bebeklerde dikkat edilmelidir. yetişkinlerin kullandıkları bazı eter yağlan 6 yaşından küçükler için mahsurludur, örneğin okaliptüs yağı içeren doğal ilaçlar. aromalı doğal ilaçlar genellikle 4-6 adet bitki eter yağının karışımından elde edilen iksirler kullanılır.

1-) aroma yağı: kişi çok sevdiği eter yağından 8-10 damla aroma lambasının üzerindeki suya ilave edilir ve suyun altındaki mum yakılır. suyun ısınması ile birlikte içerisindeki eter yağıda buharlaşır ve odaya yayılarak hoş bir koku verir. limon ve gül yağından 8-10 damla yeterli gelirken, laden ve topalak yağı çok ağır olduğundan ancak 1-2 damla yeterlidir.

2-) masaj yağı: bazı eter yağlarının ise masaj yağı olarak kullanılmasının çok hoş tesirleri olur. eter yağlarından 1 ml alınır ve 49 ml ana yağ ile karıştırılır. ana yağı zeytinyağı, badem yağı ve jojoba yağı olabilir. ana yağın sepimi eter yağma göre değişik olabilir. ana yağdan 49 ml ve eter yağından 1 ml ile karıştırılarak masaj yağı elde edilir.

3-) enhelesyon yağı: genellikle nefes yolları rahatsızlıklarına etkili olan eter yağlan seçilir ve bunların özel karışımı ile iksirler elde edilir. eter yağından 10 ml 90 ml %96'lik alkolle (etil alkol) karıştırılır ve buna 200 ml damıtılmış su ilave edilerek %32'lük inceltilmiş eter yağı elde edilir. bu şekilde inceltilen eter yağı enhelasyonda veya dezodorizan (fena kokuları yok edici) olarak kullanılır.

bu alanda olabildiğince çok natürel ilacı eczanelerden temin etmek mümkündür.. mesela: 10 ml nane yağı(eter yağı) ve 5 ml okaliptüs yağı85 ml alkollü (etanol) (fahrenberg, selg ve ekibi) karıştırıldıktan sonra elde edilen bu iksirle baş ağrısı ve tansiyon düşürücü, fakat tansiyonun sebep olan faktörleri ortadan kalıcı özelliği yoktur. budan dolayı tesiri kalıcı değil geçicidir. halbuki aloe vera, tahitian noni veya aloxi nedeni ortadan kaldırıcı ve de vücudun tüm hücrelerini yenileyici (rejenerasyon) özelliğe sahiptirler. dolayısıyla ne kimyasal nede bitkisel hiç bir ilaç bu iki doğal ilacın yerini alamaz.

1-) deri bakımı için eter yağları:

anti mikrobik: kekik, adaçayı, mele, karanfil, lavanta, limon, terpentin, okaliptüs

iltihap önleyici: papatya, lavanta, civanperçemi

antimikozit (mantarları yok edici): lavanta, mırra, mele, civanperçemi

haşerelere karşı: b. ıtır, karanfil, sedir, civanperçemi, okaliptüs

yara iyileştirici: lavanta, günlük, gül, neroli, papatya

dezodorizan (kötü kokuyu yok edici): selvi, ardıç, limon çayı, kekik, adaçayı

2-) sindirim rahatsızlıklarında eter yağının etkisi:

krampları çözücü: nane, kimyon, papatya, turunç., rezene

şişkinliğe karşı: turunç, nane, reyhan, rezene

safra arttırıcı: nane, lavanta, kimyon

karaciğeri güçlendirici: nane, lavanta, biberiye

iştah açıcı: turing, zencefil, anason, melekotu kökü, portakal

3-) kan dolaşımı, kas ve eklem rahatsızlıklarında eter yağının etkisi:

tansiyon düşürücü: limon, ylang-ylang, mercanköşkü, lavanta

tansiyon yükseltici: biberiye, kekik, okaliptüs, nane

lenfleri çalıştırıcı: huş, greyfurt, rezene, limon

4-) idrar yolları, cinsel organlar ve hormon rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:

krampları çözücü: misk adaçayı, lavanta, yasemin, papatya

anti mikrobik: mela, bergamiye, sandelodunu, papatya

cinsel gücü arttırıcı: kakule, neroli, yasemin, gül, ylang-ylang, misk adaçayı

süt arttırıcı: anason, rezene, yasemin, kimyon

rahmi kuvvetlendirici: mırra, gül, günlük, oğulotu, yasemin

adet düzenleyici: misk adaçayı, rezene, nane, papatya

5-) nefes yolları rahatsızlıklarına karşı eter yağının etkileri:

balgam söktürücü: terpentin (gam yağı), kekik, mırra, rezene, cam, okaliptüs, sandelodunu

anti mikrobik: huş, greyfurt, limon, rezene

6-) sinir sistemini kuvvetlendirici eter yağları:

teskin edici: bergamiye, limon, oğulotu, papatya, lavanta

uyarıcı: neroli, nane, ylang-ylang, yasemin, reyhan

sinirleri güçlendirici: oğulotu, lavanta, biberiye, ardıç, papatya, misk adaçayı

7-) ımmün (bağışıklık) sistemini kuvvetlendirici eter yağlan:

ateş düşürücü: adaçayı, nane, limon, reyhan

terletici: biberiye, kekik, papatya

Homeopati

Homeopati

Homeopati sağlığa kavuşturma sistemi olup, benzeri benzer ile tedavi etme temeline dayanır. homeopati kelimesi 'homoion' benzeri ve 'pathos' acı çekme kelimelerinden türetilmiştir. homeopati tarihte ilk defa hekim, kimyager ve eczacı olan dr. samuel hahnemann tarafından kurulmuş. ve geliştirilmiştir. dr. s. hahnemann (1755-1843) yıllar süren araştırmaları ve gözlemleri neticesi şu görüşe varmıştı. " sağlıklı bir insan üstünde bir doğal drogu olası olan en yüksek dozda alması ve bunun sebep olabileceği hastalık belirtileri ile alınan maddenin karakteristik özelikleri aynıdır.

hahnemann 50 yıl süreyle yüzlerce deneyi araştırmış ve birden fazlasını da kendi üstünde denemiştir. hahnemann bitki-, hayvan-, ve mineral drogları kullanılmıştır. bunlar d1-d30 dozajlar arasında dilusyon ve globulilerini yapmışlardır. bu gün2000'den fazla bitki-, hayvan-, ve mineral droglarından homeopatik ilaçlar elde edilmiştir.

benzeri ile tedavi etme: buna örnek olarak kahveyi verebiliriz. kahve kalp çarpıntısı ve uykusuzluğa neden olur. dolayısıyla kalp çarpıntısı ve uykusuzluğa sebep olan hastalık kahvenin yüksek sıvılaşmış formu ile tedavi edilebilir. aynı biçimde yemek yapmak için soğan doğrarken kişinin gözleri yaşarır ve burnu akar. buna benzer rahatsızlığı olana soğan tentürü verilirse hasta iyi olur.

hahnemann 1790 yılında kam kabuğundan elde ettiği tentürle kendi üstünde tedavi denemeleri yapmıştır. o zamanlar kına-kına sıtmaya karşı kullanılmıştır. hahnemann kendi üstünde yaptığı deneylerde kına-kına tentürü aynı sıtmada olduğu gibi rahatsızlıklara neden olduğu saptamıştır.

anamnez (hastanın tıbbi hikayesi): homeopati (homeopati uzmanı) hastası ile çok geniş çaplı bir anamnez uygular ve böylece hastası ile ilgili bir fotoğraf ortaya çıkar. homeopgat'ın bağışıklık sistemi harekete geçirmek için drogu kesinlikle inceltmek (sulandırmak, sıvılaştırmak, kuvvetlendirmek) gerekmektedir, aksi halde istenen etkiyi elde etmek olası değildir. bundan başka pekçok doğal drog zehirli olup inceltmeden alınırsa o vakit zehirlenmelere sebep olabilir. hahemann yaptığı araştırmalarda bir drogu ne kadar inceltirse o kadar tesirinin arttığını tespit etmiştir. buna dinamikleşmede denir. inceltme damlamalarda alkolle ve haplarda süt şekeri ile olur. önce ana drog (ana madde) elde edilir ve bu alkol veya süt şekeri ile inceltilir. örneğin; zehiri,önce elde edilir ve bundan bir kısım,9 kısım alkolle karıştırılarak, iyice çalkalanır ve homeopatide d1 adı ile anılan tentür elde edilir. bu tentürden bir kısım tekrar 9 kısım alkolle karıştırılır ve iyice çalkalandıktan sonra d2 tentürü elde edilir. d2'den bir kısım 9 kısım alkolle karıştırılarak, iyice çalkalanır ve sonra d3 tentürü elde edilir. bu işlem dso'a kadar tekrarlanabilir. dl=l/10, d2=l/100, d3=l/1000'e eşittir. buradaki çalkalama işlemi çok mühimdir, çünkü moleküllerin alkol içerisinde aynı miktarda dağılması gerekmektedir. tentür üreten firmalarda çok özel (çalkalama aletleri mevcuttur ve çalkalama işlemi 2-3 hafta sürer.

örneğin: 1 gr. boğanotu (kaplanboğan) rendelendikten sonra bir şişeye konur ve üstüne 9 ml % 38-70 lik etanol (alkol) ilave edilir ve güneş görmeyen bir yerde muhafaza edilir. şişedeki nesne iki günde bir çalkalanır ve 4-6 hafta sonra süzülerek homeopatide aconitum dl" isimi ile anılan tentür elde edilir. bu çok zehirli olup hiçbir zaman kullanılmaz. bundan 1 ml alınarak 9 ml etanolla karıştırılır ve çalkalanır (çalkalanma işi firmalarda özel çalkalayıcı aletlerle yapılır, böylece moleküller eşit miktarda tam olarak yayılır.) bu tentüre homeopatide aconitum d2 denir ve bundan 1 ml alınarak 9 ml etanolla karıştırılarak çalkalanırsa d3 dozajlı tentür elde edilir. aconitumum d4'den aşağıdaki tentürlerin kullanılması mazurludur.

posyonlar: hastanın anamnezini yapılıp ona ideal tentürün bulunması çok zor olduğundan bazı ilaç firmaları, bazı rahatsızlıklara karşı en fazla kullanılan ve etkili olan drogların tentürlerinden kompleks ilaçlar hazırlamışlardır. bu kompleks ilaçlara posyonda denir.

ilacın seçimi: hastanın durumu hastalığın kronik veya akut oluşuna göre değişik tentür (dilusyon, sulandırma) veya globuli (kürecik biçimde haplar) verilir. tentürün sulandırılarak (alkolle incelterek dilusyon) elde edilen yüksek dilusyon damlası veya süt şekeri ile elde edilen çeşitli miktarlardaki globuli hastaya verilir. homeopatik dilusyon veya globulilerin eter yağı, çay, kahve veya meyve suyu ile alınmamalıdır. homeopatik ilaçların saf suyla alınması gerekmektedir.

ilk kötüleşme: dilusyon (damlama) veya globulinin (hap) alınmasından sonra hastanın genel halinde geçici olarak kısa süreli bir kötüleşme olursa, bu korkulacak bir du & shy; rum değildir. hastanın geçici kötüleşmesi immün sisteminin vücuttaki rahatsızlık veren faktörlere (mikroplar) karşı mücadele etkinliğini belirten bir etkendir.

iyileşme süreci: homeopatide iyileşme diyince tüm vücudun iyileşmesi kastedilir, ortodoks tıpta hastalıklı organa lokal tedavi uygulanırken, burada yalnızca lokal değil tüm vücudun iyileşmesi amaçlanır. dolayısıyla iyileşme diyince tam sağlığa kavuşma anlaşılır.

Su terapisi

Su terapisi

Her gün 6 su bardağı su (1,5 litre) iç ve böylece ilaç almaktan, iğne olmaktan, hekim parasından kurtul. uygulamadan inanamazsın.

su terapisi ile tedavi edilebilen hastalıkların listesi

Bitkisel tedaviye on yargili yaklasim

Bitkisel tedaviye ön yargılı yaklaşım

Michael murray, abd' de bir n. d. yani naturapatik tıp hekimi. diğer adıyla doğal ilaçlar, bitkisel tıp uzmanı. seattle' daki bastyr üniversitesi' nde bu alanda eğitim almış, aynı üniversitede mütevelli heyeti üyesi ve öğretim görevlisi. amerika' da naturapatik tıp hekimi unvanıyla teşhis ve tedavi yapma hakkına sahip. son 25 yılda tıp dergilerinden 60 bin araştırma makalesi toplamış

bunlardan da faydalanıp 20' nin üstünde kitap yazdı. joseph pizzorno ile birlikte hazırladığı doğal tıp ansiklopedisi günümüze kadar beş dile çevrildi, bir milyona yakın sattı. murray' in kitabı gelecek hafta türkçe yayımlanacak. türkiye' ye sağlık profesyonellerine yönelik seminer vermek için gelen murray " doğal ürünler konusunda ortalıkta çok fazla yanlış bilgi dolaşıyor" diyor.

bitkisel tıp son yıllarda çok gözde, nasıl bu kadar popüler oldu ?

- 20 yılda bitkisel ilaçların kalitesinde büyük gelişme oldu. tedavide iyi neticeler alındıkça popülerleşiyor. bitkisel ürünler, ilaçlar gibi etkili dozda kullanıldığında etkili oluyor. yeni ürünlerle etkili dozu ayarlamak daha kolay. esasında naturapatik doktorluk abd' de 100 yıldır bilimsel olarak uygulanıyor. pekçok alanı var: ilaçlar, besin destekleri, bitkisel ürünler. bundan başka homeopati, akupunktur, fiziksel tedavi...

bitkisel ilaçların aktivitesi çok tartışılıyor. örneğin türkiye' de sağlık bakanlığı, hafıza güçlendirmede kullanılan gingko biloba' yı ödeme kapsamı dışına çıkardı. araştırmalara göre, işe yaramıyormuş.

- size bir örnek vereceğim. saw palmetto, bir çeşit palmiye ağacıdır. meyvesi, prostat genişlemesini tedavi etmek için kullanılmaktadır. hafif veya orta kademede prostat genişlemesi olan erkeklerin yüzde 80-90' ında etkili. ama prostat çok genişse fazla tesiri yok. gingko biloba özü, hafiften orta şiddete kadar hafıza zayıflamasında çok işe yarıyor. alzheimer veya ağır zihinsel hastalıklarda çok etkili değil. hasar çok ağırsa işe yaramıyor. bitkisel ürünler ile ilgili yanlış bilgiler var. pekçok ekonomik güç, insanları korkutup güvenli, etkili bitkisel ilaç kullanmalarını engellemeye çalışıyor. örneğin sarı kantaron özü depresyona karşı olabildiğince etkili. büyük ilaç şirketleri adeta tesirini çürütecek araştırmaları finanse etti. ürünün satışları düştü. son araştırma, hafif-orta şiddet arasındaki depresyonlarda bir çok kimyasal antidepresandan daha etkili olduğunu kanıtlıyor. firmaların bilgilendirdiği pekçok hekim, bitkisel ürünlere önyargılı yaklaşıyor.

Meyve kurularinin faydalari

Meyve kurularının faydaları

Kuru meyveler, yaş meyvenin içerdikleri yüzde 80-95 oranındaki suyun yüzde 10 - 20 oranlarına düşürülmesi ile elde ediliyor. bu kurutma işlemi sonrası, c vitamini dışında tüm minerallerin korunduğu kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyelleri ile ilk olarak serbest radikallere karşı koruyor.



erik kurusu



bol oranda b1, b2, b3, b6, a, c ve e vitamini içerir. mürdümeriğinin bağırsakları çalıştırıcı tesiri bilinmektedir. içerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle, ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında pozitif etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Hastaliklara karsi bitkiler nasil yenmeli ?

Hastalıklara karşı bitkiler nasıl yenmeli ?

Hangi hastalığa hangi bitki iyi geliyor, hangi bitki nasıl yenmeli. işte bitkilerle tedavi konusunda derli toplu bir kaynak:



kabızlık



- pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir.



- elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir.



- erik in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üstüne de suyunu içmek yararlı olur.



- fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. frenk üzümü yapraklarından yapılan çay kabızlığa iyi gelir.



- gül yapraklarının dip kısmı kesilmeden reçel yapılırsa kabızlığa iyi gelir.



- ıspanak hazmı kolaylaştırır, kabızlığı engeller.



- keten, bağırsak cidarına etki ederek sindirimi hızlandırır. dolayısıyla son derece etkili ve sağlıklı bir müshil ilacıdır. vücutta gelişi hoş bir tahribat yapmadan kabızlığı engeller.



- taze incir kabızlığı giderir. kuru incirler akşamdan suya konup yumuşatılarak sabahleyin aç karnına yenirse bağırsakların faaliyetini arttırır.



akciğer hastalıkları



- andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse akciğer kanamasına çok iyi gelir. üzüm şırasının içerisinde bir ay bekletilen andız otu akciğer rahatsızlıkları ve vereme iyi gelir.



- hıyar suyu akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir.



- melek otu akciğeri kuvvetledirir.



- şalgam akciğer bronşların temizlenmesine yardımcı olur.



- tarçın ağacı akciğerleri kuvvetlendirir.



cinsel güçsüzlük



- badem, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekmektedir.



- enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.



- fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.



- havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sık sık tavsiye edilen bir bitkidir.



- incir cinsel isteği arttırır. bol oranda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.



- karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.



- kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.



- maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğ arttırır.



böbrek rahatsızlıkları



- adaçayı biraz kurutulup 1 litre suda kaynatılırak içildiğinde böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir.



- anason tohumları toz durumuna getirilip, üzüm şırasına karıştırılarak içildiğinde böbrek taşlarını düşürür.



- armut, böbrekleri çalıştırır.



- arpa nın suda kaynatılarak elde edilen sıvısı böbrek ve safrakesesi taşlarının sebebiyet verdiği ağrılara, karaciğer ve dalak hastalıklarına iyi gelir.



- andız otu üzüm şırasının içerisinde bir ay bekletilip içilirse böbrek, mesane ve ağız yaraları ve diş etleri iltihaplanmasına iyi gelir. böğürtlen yaprakları çiğnenirse dişeti kanamaları durur.



- ceviz kökünden diş ağrısını engelleyici bir sıvı elde edilir. çayın içerisinde bulunmakta olan fluorür maddesi diş çürümelerini engeller.



- frenk üzümü (kaynatılmış) kaynar suya bırakılarak elde edilen sıvı iel gargara yapılırsa ağız yaraları, diş etleri kanamaları yok olur.



öksürük



- ıhlamur çayı kronik öksürüğü keser. ter ve balgam söktürücüdür.



- andız otu kökü ezilip balla karıştırılarak yenirse öksürüğü dindirir, balgamı söker.



- ardıç taze meyvelerinin ezilmesi ile elde edilen şurup öksürüğe çok iyi gelir.



- böğürtlen yaprakları içeriği oluşmadan toplanıp gölgelikte demetler durumunda kurutulur ve bundan yapılan şurup kanı temizler, öksürüğe, iyi gelir.



- ebegümeci göğsü yumuşatır. öksürük kesici olduğundan bronşite ve nezleye iyi gelir. bulantı ve kusmalara karşı da faydalıdır.



- gelincik çiçeklerinden yapılan şurup, ağrıları dindirici ilaç olarak kullanıldığı gibi öksürüğe ve öksürük gıcığına etkilidir.

Goz sagliginiz icin bol meyve

Göz sağlığınız için bol meyve

Erken yaşlarda tertipli olarak ve bol bol meyve yemek, ilerleyen yaşlarda görme kayıplarını önemli miktarda önlüyor. görme yetisi ve beslenmeye dair en geniş kapsamlı araştırma abd nin boston şehrindeki brigham kadın hastanesi nde gerçekleştirildi. bunun için 12 ila 18 yıl boyunca izlenilen 77 bin 562 kadın ve 40 bin 866 erkek değerlendirildi. araştırma sonucunda tertipli olarak günde üç öğün meyve yiyenlerde, yaşlılıkta görme kayıplarının yüzde 36 oranında azaldığı tespit edildi. uzmanlar, meyvelerin renginin önemli olmadığını, gelişi hoş bir meyvenin koruyucu etki gösterdiğini vurguladı. halbuki daha önce yapılan araştırmalarda havuç gibi sebzelere ve meyvelere kırmızı, turuncu ya da sarı renk veren karotenoid ile vitaminlerin gözler için daha etkili koruyucu olduğu sonucuna varılmıştı.

araştırma ekibinden eunyourg cho, " insanlar daha uzun ve daha sağlıklı yaşamlar yaşıyorlar, körlük gibi yaşa bağlı hastalıklar da olmasa yaşam kalitesi sağlık açısından daha iyi olacak" dedi. cho, yaşa bağlı görme kaybına yönelik tedavi olanakları çok kısıtlı olduğu için, bu araştırmada tamamen bu tür görme kayıplarını önlemeye yoğunlaşıldığını belirtti. cho, " bu araştırma rejim ve görme kaybını önleme konusunda yapılan en geniş ölçekli çalışma" diye konuştu. araştırma neticesi, archieves of ophthalmology isimli dergide yayımlandı. macular dejenerasyon, 65 yaşın üstündeki insanlarda görme kaybının esas sebeplerden biri. retinanın ufak bir parçasını oluşturan maculadaki bozulmaya bağlı hastalığın aktif bir tedavi yöntemi yok.

Ginseng: mukemmel bitki

Ginseng: mükemmel bitki

Panax ginseng uzakdoğu ülkelerinde binlerce yıldır kullanılmakta olan geleneksel şifalı bitkiler içinde en yaygın olanıdır. bundan başka uzakdoğu insanları arasında gizemli bir bitki olarak büyük bir ün ve şöhrete sahiptir. m. s. 1. yüzyıla ilişkin bir çin metnine göre; ginseng, zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve tertipli kullanımının yaşam süresini artıracağı belirtilmektedir.



çin kaynakları; panax ginseng' in kalp, akciğer, sindirim sistemi organları, ve böbrekler üstünde olabildiğince etkili bir tonik etkisine sahip olduğunu yazmaktadır, aynı zamanda ruhsal düzeni sağlayıcı, zihni açıcı, anlayış kabiliyetini ve yaşam süresini artırıcı bir şifalı bitki olarak da belirtilmekte, ancak günümüzde ginseng cinsel sorunlara çözüm amacıyla yoğun talep görmektedir.



günümüzde, korean ginseng (panax ginseng) yalnızca uzakdoğu ülkelerinde değil, avrupa ve amerika başta olmak üzere tüm dünyada yaygın bir biçimde kullanılıyor. ginseng adıyla satılan ve panax ginseng bitkisinin uzak veya yakın akrabaları olan başka bitki çeşitleri de vardır (amerikan ginsengi, tienchi ginseng, sibirya ginsengi gibi). ancak hem geleneksel kullanımla hem de bilimsel araştırmalarla aktivitesi ıspatlanmış olan ve en yaygın olarak kullanılan tür kore ginsengi yani panax ginseng dir. panax ginseng, diğer ginsenglerden bilhassa farklıdır. panax ginseng' in üretimi 6 yıl sürmekte ve diğer ginsengler 8-9 çeşit faydalı madde içerirken, panax ginseng 22 çeşit faydalı madde (ginsenosid) içermektedir. aynı zamanda panax ginseng, yaşlanma etkilerini geciktirici antioksidan maddeler ve diğer gelişi hoş bir ginseng türünde bulunmayan insülin benzeri maddeler de içermektedir.



son yirmi yılda bilimadamlarınca panax ginseng' in insan vücudu üstündeki etkileriyle ilgili araştırmalar, onun vücut üstünde bir kaç farklı biçimde etki yaptığını bilimsel olarak ortaya koymuştur. yapılan bu araştırmalara göre panax ginseng; karaciğeri, alkol tüketiminin, toksik ve çeşitli hastalıkların etkisinden korumaktadır. deney ve araştırmalar; panax ginseng' in vücudun protein, nükleik asit bireşimi, karbonhidrat ve yağ metabolizmasını uyardığını göstermiştir. ginseng aynı zamanda vücut tarafından üretilen veya dışardan alınan toksik maddelerin metabolizmasını ve vücuttan atılmasını da hızlandırmaktadır. bu sebeple panax ginseng karaciğer sağlığını korumakta ve karaciğer hücrelerinin yenilenmesini kolaylaştırmaktdır.



araştırmalar, panax ginseng' in stresi azaltıcı ve hatta yok edici etkileri olduğunu ortaya koymuştur. fiziksel, kimyasal ve biyolojik strese karşı vücudun dayanıklılığını arttırmaktadır. zihni güçlendirmekte, radyasyon veya radyasyon (ışın) tedavisinin yol açtığı hücre tahribatını azaltabilmektedir. bu sebeple ışın tedavisi gören hastalar için faydalı olabilir. stres, kolesterol düzeyi üstündeki pozitif etkileri nedeniyle şeker hastaları için de yararlı bir besin takviyesidir. anemiye (kansızlık) iyi geldiği yönünde araştırmalar mevcuttur. bağışıklık sistemini güçlendirir ve kalp damar sistemi üstünde pozitif etkisi vardır.

Cayir papatyasi

Çayır papatyası

Çayır papatyası (bellis perennis) henüz orta çağ da yara iyileştirici ve kan temizleyici olarak bilinmekteydi. günümüzde de rağbet görmektedir. çayır papatyası (bellis perennis) avrupa, asya, kuzey amerika ve yeni zelanda da olabildiğince yaygındır. kazlar tarafından rağbet gören bu bitki, ki alman dilinde bu hayvanın ismiyle birlikte, " kaz çiçeği" diye anılmaktadır. balçıklı zemin, çayır, çimenlik yol ve yol kenarlarında sık sık rastlanmaktadır. yıl boyu yeşil kalan yuvarlak şekildeki yaprakları, bitkinin toprağa yakın kısmında bir rozet biçimini andırır. mart ayından kasım ayına kadar ufak çiçekleri görülebilir. dil şeklindeki parlak yaprakları beyaz-kırmızı renkte, göbeği yumurta sarısı renktedir.

saponin, tanen, organik asitler, müsilaj, uçucu yağlar, şeker, inulin ve acı maddeler, bitkide bulunmakta olan önemli bileşiklerdir. en etkili maddelerden biri saponindir. bu sayede bitki, egzama ve iltihaplı yaralarda.

ancak ağır rahatsızlıklarda her zaman doktora başvurmalısınız.

nasıl toplanır ?

çayır papatyası, şubat ayından aralık ayına kadar toplanabilir. ister taze isterse kurutulmuş olarak bitkinin bütününü kullanabilirsiniz. kurutmak maksadıyla bitkinin kısımlarını bir ile üç hafta arasında havadar ve gölge bir yerde bırakınız. bu sırada bitkinin küflenmemesine dikkat ediniz; aksi durumda bitki çürür. son olarak koyu renk bir kapta koyup ışıktan koruyarak, serin yerde muhafaza ediniz.

çayır papatyası çayı

iki çay kaşığı çayır papatyası çiçek ve yapraklarını; çeyrek litre suyla kaynatıp 10 dakika, uçucu yağların buharlaşmaması için kapalı olarak bekletiniz, daha sonra süzünüz. günde iki bardak içiniz. her şifalı bitki çayında olduğu gibi, çayır papatyası çayı da art arda 14 günden fazla bir müddet kullanılmamalıdır. iki haftalık bir aradan sonra bu çay tedavisini tekrarlayabilirsiniz.

harici kullanım: haşlanmış çayır papatyası harici olarak da kullanılabilir. önce yüzen bitki parçalarını k & acirc; ğıt filtre ile süzünüz. daha sonra temiz bir havluya bu haşlanmış bitkiyi koyup yaranın üstüne pansuman ediniz. hastalıklı ciltlere bu haşlanmış bitki sürülmeli ve cilt temizlenmelidir.

çayır papatyası salatası

ilkbaharda taze yaprakları koparılıp, arzu edilirse taze ısırgan otu yaprakları ile karıştırılmak suretiyle, salatası hazırlanabilir.

Cicek terapisi

Çiçek terapisi

Bach saman nezlesi vb. durumlarda yararlanılabilir.

bach çiçek terapisinde bitkilerin tanımları

agrimony (kasıkotu) - zihinsel dertler

aspen (toz ağacı) - bilinmeyen korkular

beech (akgürgen) - tolere edememek

centaury (kantaryon) - zayıf irade

cerato - danışma ve onaylanma gereksinimi duyma

cherry plum (erik ağacı) - aklını kaçırma korkusu

chestnut bud (kestane tomurcuğu) - hatalardan ders çıkaramama

chicory (hindiba) - bencilce mülkiyet düşkünü olma

clematis (orman asması) - hayalperestlik, ilgi dağınıklığı

crap apple (yaban elması) - kendine kin duyma

elm (karaağaç) - çok büyük sorumluluk hissi

gorse (katır tırnağı) - umutsuzluk

heather (funda) - ben merkezcilik, bencillik

holly (çoban püskülü) - kin, düşmanlık, kıskançlık

honeysuckle (hanımeli) - geçmişte yaşamak

hornbeam (kayın) - & lsquo; pazartesi sendromu' duygusu

impatients (sabırotu) - sabırsızlık

larch (şimal çamı) - kendine güvensizlik

mimulus - bilinenlerden korkma

mustard (hardalotu) - derin kasvet duygusu

oak (meşe) - tükenmiş olmak ancak mücadeleyi sürdürmek

olive (zeytin ağacı) - enerjisizlik

pine (çam) - kendini ayıplama, suçluluk duyma

red chestnut (kızıl kestane) - diğerleri ile aşırı ilgilenme

rock rose - terör

rock water - kendi kendine basınç uygulama, kendini reddetme

scleranthus - kararsızlık

star of bethlehem - şok

sweet chesnut (kestane) - çok şiddetli zihinsel ızdırap

vervain (mine çiçeği) - aşırı şevk, heves

vine (asma) - hükmetme, esnek olmama

walnut (ceviz) - değişiklikten kaçma

water violet (dere menekşesi) - gurur, ulaşılmazlık

white chestnut (ak kestane) - istenmeyen düşünceler

wild oat (yaban otu) - şüphelilik

wild rose (yaban gülü) - teslimiyet, cansızlık, hissizlik

willow (söğüt ağacı) - gücenme, içerleme

çiçek terapisinin prensipleri

dr. edward bach 1930' lu yıllarda bu metodu homeopatiden esinlenerek yaratmıştır. insan bedeninin iyileşme mekanizmasını harekete geçirmek için bitkilerin minimal dozda su ile seyreltilerek kullanılması metoduna dayanır. yani kişinin fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığı için doğru bitki doğru dozda kullanılırsa bedenin iyileşme süreci başlar.

Cilt kirisikligini onlemek icin saglikli beslenme

Cilt kırışıklığını önlemek için sağlıklı beslenme

Bilim adamları, güneş ışınlarından oluşan cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de alakası olduğunu saptadı. avustralya da monash üniversitesi nde, avustralya, yunanistan ve isviçre de yaşayan 453 kişi üstünde yapılan araştırmalarda, sebze, baklagiller ve zeytinyağı ile beslenen insanlarda, yaşlandıkları vakit daha az cilt kırışıklıkları meydana geldiği belirlendi.

araştırmacılar, sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının negatif etkisine karşı cildi koruduğunu kaydetti.

cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık, erik, elma ve çay olarak sıralanıyor. ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.

Cilt guzelligi icin saglikli beslenme

Cilt güzelliği için sağlıklı beslenme

Her kadın cildinin bozulmamasını, ilerleyen yılların izlerinin yüzüne vurmamasını ister. esasında bu bir oran da sizin elinizde. beslenmenize bir miktar dikkat amerikalı araştırmacılar, sağlıklı beslenmenin yüzdeki kırışıklıkları önlediğini açıkladı.

journal of american college of nutrition dergisinde yer alan araştırma raporunda, beslenme stilinin yüzde kırışıklık oluşmasını etkilediği belirtilirken, fazla oranda sebze ve meyve tüketerek her gün zeytinyağlı yiyeceklere yönelenlerin, cilt sağlığını da koruyabildikleri belirtildi.

rapora göre cilt sağlığı üstünde, tereyağı, kırmızı et ve şekerli yiyeceklerin negatif etki yarattığı belirlendi.

bilim adamları, anti kanserojen değeri olan a, c ve e vitaminlerinin cildi, çevresel tesirlerin meydana getirdiği zararlardan koruduğunu kaydettiler.

Ceviz yemeyi ihmal etmeyin

Ceviz yemeyi ihmal etmeyin

Kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek kademede içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini engelleyici tesiri olduğu bildirildi. yüzüncü yıl üniversitesi gıda mühendisliği bölümü öğretim üyesi yrd. doç. dr. isa cavidoğlu, sert kabuğu içerisinde el değmeden paketlenmiş gibi iyi derecede bir yağ ve protein ile bazı önemli vitaminleri içerdiğini söyledi.

ceviz yağının yüzde 70 inin doymamış yağ asitlerinden oluşmasının yanı sıra yüksek miktarda e vitamini içermesinin bu meyvenin önemini daha da arttırdığını kaydeden cavidoğlu, ceviz yağının kan etkenlerini pozitif yönde etkilediğini, kolesterol birikimini ve damar sertliğinin önlediğini vurguladı.

yağlı meyve ve tohumlar arasında en yüksek e vitamini aktivitesine sahip olmasından dolayı ceviz yağının oksidasyona karşı dayanıklı olduğunu anlatan yrd. doç. dr. cavidoğlu, şunları söyledi: ceviz tüketiminin hazım bozukluğu ve diş kanamasına engelleyici etkide bulunduğu bilinirken, incir ve sedef çiçeği ile karışımının zehirlenmelere, bal ile karışımının ise basura karşı etkili olduğu belirlenmiştir. van gölü havzası nın türkiye nin en önemli ceviz bölgesi olduğuna değinen yrd. doç. dr. cavidoğlu, bölgedeki ceviz tiplerinin belirlenerek standart durumuna getirilmesi ve yaygınlaştırılmasının, bölgenin ekonomisine büyük katkı sağlayacağını kaydetti.

hekimliğin pirlerinden hipokrat tan bir öneri: ceviz yediğinizde dilinizde karıncalanma ve yalazlanma hissediyorsanız cevizi beyaz peynirle birlikte yiyin.

Beyin islevlerini gelistiren besinler

Beyin işlevlerini geliştiren besinler

Güngeçtikçe besinlerin vücuttaki yeni tesirleri ve yararları daha doğru ve bilimsel bir biçimde ortaya konuyor. bilim beyin işlevlerini geliştiren ve öğrenmeyi kolaylaştıran besinleri gündeme getiriyor. unutulmaması gereken esas noktalardan birisi: vücudum için en fazla faydası olan ve sindirim sistemi için en az enerji gerektiren yiyecek meyvedir.



beyin yalnızca glikoz ve oksijenle çalışır. meyvelerde bulunmakta olan meyve şekeri basitçe glikoza dönüşür.



meyveler aç karnına yenmelidir; çünkü meyve midede değil ince bağırsakta sindirilir. mide dolu ise meyve midede kalır ve mayalanır.



piyasada satılan meyve suları tercih edilmemelidir; çünkü doğallığını kaybedip, asidik karaktere dönüşmüştür. taze sıkılmış meyve sularını tercih edin.



sabahları geç kahvaltı ediyor ya da kahvaltıyı ihmal ediyorsanız, o vakit mevsimlik meyve, meyve suyu ve bir bardak ılık su almayı alışkanlık hale getirin.



sabah bir tatlı kaşığı bal veya bir avuç siyah üzüm zihin aktivitenizi canlandırır.



ceviz, fındık, fıstık, zihnin uzun müddet çalışmasına yardımcı olur. yorgunluğu giderir.



fesleğen, limon, balık ve karabiberin zihin açma özelliği vardır.



zencefil içerdiği maddelerle, beynin yeni fikirler üretmensini temin eder. kan sulandığı için daha serbest akar.



kimyon insanin aklına yeni fikirler getirir. içerdiği uçucu yağlar tüm sinir sistemini uyarır; ancak faal düşünce şartıyla. aniden bir fikre, bir buluşa gereksinimi olan insan suya karıştırarak kimyon içebilir.



havuç hatırlama yeteneğimizi arttır; çünkü beyin metabolizmasını canlandıran enzimler içerir. yağlı havuç salatası tercih edilmelidir.



ananas ezberlemek için çok faydalıdır.



avokado kısa süreli hafıza için tüketilebilir.



çilek stresin tesirini azaltır. mutluluk hormonun salgılanmasını temin eder.



limon algılama kabiliyetini arttırır.



lahana, troid bezlerinin aktivitesini azaltır ve bu da sinirlenmeye iyi gelir.



soğan aşırı yıpranmaya, fiziki yorgunluğa karşı kanı sulandırır. böylece beyin oksijeni daha kolay alır.