?

Bağımlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bağımlılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uyusturucu madde bagimliginin sebepleri

Uyuşturucu madde bağımlığının sebepleri

Uyuşturucu madde bağımlılığının sebeplerini üç grupta toplayabiliriz.



uyuşturucu maddenin yapısal özellikleri: uyuşturucu maddelerin kimyasal yapıları gereği merkezi sinir sisteminin reseptör hücrelerine bağlanarak etki gösterirler ve bağımlılık yaratırlar. dolayısıyla tedavi amacıyla verilen uyuşturucu nitelikteki ilaçların aşırı ve yanlış kullanılmasıyla da bağımlılık oluşmaktadır. doktor tavsiyesi ve kontrölü dışında keyif almak veya sakinleşmek amacıyla uyuşturucu özelliğindeki ilaçların kullanılmasına kötüye kullanma adı verilir. ağrı kesiciler dahil bir çok ilaç doktor tavsiyesi dışında kullanılmakta, bu durum direnç arttırımına(tolerans) ve bağımlılığa sebep olmaktadır. örneğin; kaza veya ameliyat neticesi kullanılan güçlü ağrı kesiciler kolaylıkla bağımlılık oluşturabilmektedir.

kişisel özellikler: uyuşturucu madde bağımlılığı bilhassa gençler arasında hızla yayılmaktadır. ergenlik dönemi sorunları arasında bocalayan gençler sorunlarının çözümünü uyuşturucularda aramaktadır. grup arkadaşlarının basıncı, onlara uyum sağlama isteği, merak ve macera tutkusu, yasaklara karşı gelme isteği, sorumluluktan kaçma, başarısızlık ve güvensizlik gibi duygulardan kurtulma gibi nedenlerle kişiler uyuşturucu maddeleri denemektedir. " nasıl olsa ben alışmam, bir defa denemekten ne çıkar, istediğim vakit bırakırım" gibi düşüncelerle kişiler uyuşturucu bağımlısı durumuna gelirler.

çevresel faktörler: uyuşturucu madde bağımlılığında sosyal çevrenin önemli rolü vardır. aile içerisindeki huzursuzluklar, aşırı kısıtlayıcı ve baskıcı tutumlar veya aşırı serbest davranılması, ailede uyşturu kullanan bireyler olması gibi sebepler kişileri uyşturucuya itebilir. arkadaş gruplarının basıncı veya özendirmesi uyuşturucuya başlamakta etkendir. bilhassa ergenlik döneminde grupların tesiri fazladır. uyuşturucu satıcılarının hedef kitlesi gençlerdir. lise ve üniversite gençleri arasında uyuşturucu madde kullanımı yaygınlaştırarak büyük paralar kazanmaktadırlar. bazı ülkelerde uyuşturucu kullanımına hoşgörüyle bakılmakta ve suç sayılmamaktadır. bu durum bağımlılığın yayılmasına sebep olmaktadır. ülkemizde uyuşturucu maddelerin üretimi, ithali, alımı, satımı, bulundurulması, alımına yardımcı olunması ve sahte reçeteyle alınması şuçtur ve ağır cezalar uygulanmaktadır. kuvvetli ağrı kesiciler ve sakinleştirici ilaçlar da özel reçetelerle satılmakta saklık bakanlığı tarafından sıkı biçimde denetlenmektedir.

Uyusturucu maddeler ve etkileri

Uyuşturucu maddeler ve etkileri

Uyuşturucu olarak kullanılan pekçok madde vardır. bunların kimyasal yapıları birbirlerinden farklıdır. kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin değişik bölümlerini etkileyerek farklı belirtilere yol açarlar. uyuşturucu maddeleri ve özelliklerini aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz.

afyon, morfin, eroin grubu uyuşturucular: bu grup uyuşturucular afyon bitkisinden elde edilir. kuvvetli ağrı kesici özelikleri vardır. merkezi sinir sisteminde yatıştırıcı etki yaparlar. bu maddeler kullanıldığında sakinleşme, neşelenme meydana gelir. kaygılar ve dertler kaybolur. düşünme kabiliyeti azalır, irade zayıflar. kişilik bozukluğu,ilgisizlik, ruhsal çöküntü meydana gelir. kan baskısı düşer, nabız ve solunum sayısı azalır. göz bebeklerinde küçülme, ağız kuruluğu, bulantı, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.

uyuşturucu madde bağımlılığı: uyuşturucu maddeler fiziksel ve psikolojik bağımlılık meydana getirirler.

psikolojik bağımlılık: keyif verici maddeyi belirli aralıklarla alma isteği duyulmasına denir. kişi maddenin yokluğuna bağlı huzursuzluk duyar.

fiziksel bağımlılık: merkezi sinir sistemi hücrelerinin normal görevlerini yapabilmeleri için alışılagelen maddeye devamlı gereksinim duyulmasına denir. alışılagelen maddenin alınmaması durumunda vücutta ortaya çıkan belirtilere yoksunluk belirtisi adı verilir. fiziksel bağımlılıkta yoksunluk belirtileri ölüme yol açacak kadar şiddetli olabilir.

maddenin kullanımıyla duyulan keyif ve mutluluk kişilerde tekrar kullanma isteği doğurmaktadır. meydana gelen yalancı hayal dünyasına kavuşmak isteyen kişilerde psikolojik bağımlılık meydana gelmektedir. uyuşturucu maddeler merkezi sinir sistemindeki reseptör(alıcı) hücreler tarafından alınarak etkilerini gösterirler. bu reseptörler kısa sürede uyuşturucuya alışır ve normal görevlerini yerine getirebilmek için uyuşturucuya ihtiyaç duyarlar. böylece fiziksel bağımlılık meydana gelir. fiziksel bağımlılıkta yoksunluk durumu çok ağırdır. yoksunlukta psikolojik belirtilerin yanısıra merkezi sinir sistemine ilişkin belirtiler görülür. maddenin bulunamaması halinde bulantı, çarpıntı, baş ağrısı, panik, sıkıntı, terleme, saldırganlık, unutganlık, ishal, kişilik bozuklukları, baygınlık, koma ve ölüm görülebilir. uyuşturucu maddeler, merkezi sinir sistemindeki reseptörleri etkilediği için bir kez dahi kullanmak bağımlılığa yol açabilir. bu sebeple merak amcıylakullanmaktan dahi kaçınmalıyız.

Uyusturucu madde bagimliligi

Uyuşturucu madde bağımlılığı

İnsanlarda sakinleştirici, keyif veren veya uyarıcı tesirleri olan, giderek daha fazla alma isteği doğuran, bırakıldığında yoksunluk belirtileri doğuran kimyasal maddelere ve ilaçlara uyuşturucu madde adı verilir. zararlı tesirleri bilindiği halde uyşturucu maddelere karşı duyulan devamlı alma isteğinin engellenememesine uyuşturucu madde bağımlılığı denir.

uyuşturucu maddelerin bir kısmı tedavi amacıyla kullanılır. bir kısmı isesadece keyif verici veya uyarıcıetkileri sebebiyle kullanılıyor. tedevi amacıylakullanılan maddeler de hekim kontrolü dışında sakinleştirtici veya keyif verici tesirleri sebebiyle kötü kullanılmakta ve bağımlılığa sebep olmaktadır. uyuşturucu maddeler yıllardır ruhsal duruma negatif tesirleri olduğu bilinen maddelerdir. günümüzde en gelişmiş ülkelerden geri kalmış ülkelere kadar çok yaygın olarak uyuşturucu madde kullanılıyor. bazı ülkeler uyuşturucu madde kullanımı ve taşınmasına ağır cezalar uygulamaktadır. bazı ülkelerde ise bu serbest bırakılmıştır.

Uyusturucu madde kullanimi

Uyuşturucu madde kullanımı

Ülkemizde uyuşturucu kullanımının boyutlarını ortaya koyan veriler narkotik polisi' nin yapmış olduğu yakalamalara dayanmaktadır. (tablo-v. 1) yıllara göre uyuşturucu kullanımı suçundan yakalanan şahısların sayısının genelde aynı çizgide olduğu görülmekte ise de, yıllar içinde aynı şahsın birden fazla yasal işlem görmüş olabileceği göz ardı edilmemelidir.

polis kayıtlarına geçen uyuşturucu madde kullanıcılarının illere göre dağılımı incelendiğinde; esrar kullanıcılarının pekçok ilimizde mevcut olmakla birlikte bilhassa izmir ilimizde daha fazla olduğu görülmektedir.

hakkında işlem yapılan eroin kullanıcılarının %51' i, kokain kullanıcılarının ise %92' si istanbul' dadır.

uyuşturucu haplar açısından ise kullanımın istanbul başta olmak üzere birkaç ilimizde daha yaygın olduğu görülmektedir.



anket çalışması;

uyuşturucu madde kullanmaktan dolayı haklarında yasal işlem yapılan şahısların genel bir profil ortaya çıkarabilmek için, 1995 yılında kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele daire başkanlığınca hazırlanan "madde bağımlılığı soru formları" öncelikle 1996 yılında taşra birimlerine dağıtılmıştır. söz konusu formlarda, madde kullanıcılarının sosyo-ekonomik ve kültürel durumları belirlenmeye çalışılmıştır. ancak formlar gönüllülük esasına göre doldurulduğundan yıl içersinde ile ilgili uyuşturucu madde kullanımından işlem yapılan kişilerin sayısı ile anket çalışmasına katılan bağımlıların sayısı eşit oranda olmamaktadır. 2001 yılı içersinde 3314 şahıs ile ilgili uyuşturucu madde kullanımından işlem yapılmasına karşın, 2037* şahıs gönüllü olarak anket çalışmasında yer almıştır.

bu anket, 1996 yılından başlayarak uyuşturucu kullanımı suçundan ile ilgili işlem yapılan şahıslara uygulanmış ve ilgi alımlı neticeler ortaya çıkarılmıştır. anketin uygulandığı son üç yıl boyunca, rakamlarda dikkate değer değişmelerin olmadığı da göz önüne alındığında, anket neticelerinin gerçeğe yakın olduğu söylenebilir. buna göre çıkan neticelerin son üç yıllık değerlendirmesi şöyledir:



ı-yaş grubu

uyuşturucu kullanıcılarının yaş grubu dikkate alındığında, dünyada olduğu gibi ülkemizde de 16-30 yaş grubunda uyuşturucu madde kullanımının yoğun olduğu görülmektedir. her ne kadar literatürde 15-24 veya 12-22 yaş grubu risk grubu olarak tanımlanmasa da genç ve genç erişkin grubunda (16-45) artan kullanıcı sayısı, madde kullanımının kültürel norm durumuna gelme ihtimali taşıdığına işaret etmektedir. bu nedenle koruma ve önlemenin yanında daha büyük yaş grubuna, "kültürel benimseme" tarzları üstünde bilgilendirme yapılmasına gereksinim vardır.

ayrıca 16-45 yaş grubunun uyuşturucu ile tanışma, kullanma, bağımlılık ve bağımlılığın neticeleri hakkında süreçle ilişkisi vardır.



ıı-başlama yaşı

16 yaşından ufak grupta madde kullanımına başlama davranışı dikkat alımlıdır. 16-30 yaş grubu koruma ve önleme politikaları açısından hedef kitle olarak dikkat çekmektedir. bu açıdan uyuşturucu madde kullanımına karşı yürütülen eğitim faaliyetlerinin bu yaş grubuna yönelik olarak gerçekleştirilmesi, kullanımın engellemesi bakımından büyük önem taşımaktadır. 31-45 yaş grubunda 1999 ve 2000 yıllarına oranla 2001 yılındaki artış dikkat alımlıdır. etkin çalışma çağını simgeleyen bu yaş aralığında enteresan olan bu netice başka kriterlerin devreye girdiğini göstermektedir. (iş-işsizlik, evlilik-boşanma vs. )



ııı-cinsiyet

erkeklerin kadınlara göre daha fazla uyuşturucu bağımlısı oldukları görülmektedir. bu durumun ülkemizde kadının sosyal statüsü hakkında olduğu düşünülebilir. madde kullanımı ve bununla ilgili olarak ortaya çıkan suçlar diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de çoğunlukla erkekler tarafından işlenmektedir.

kadın görünüşte toplumsal yaşama daha çok katılmakla birlikte eylemleri ona verilen rollerle sınırlı kalmaktadır. kadının madde kullanımı ciddi bir sorundur. çünkü yardım taleplerini kolay kolay dile getiremezler. dolayısıyla kadınlara yönelik özgül bir yazılım yapılmasına gereksinim vardır.



ıv-medeni durum

uyuşturucu madde kullananların medeni durumları incelendiğinde, bek & acirc; r olmak çoğu psiko-sosyal problem için risk teşkil ederken burada tersi bir durum ortaya çıkmaktadır. uyuşturucu madde kullananların çoğunun evli olduğu anket sonucunda görülmektedir. yalnız hayata ve boşanma, toplumsal kabul sınırlarının dışında kalan iki tercihtir. bu nedenle devam eden evlilikleri "sorunsuz" kabul etmek ve riskin azaldığını düşünmek de gerçekle bağdaşmamaktadır.



v-eğitim düzeyi

uyuşturucu madde kullanımı ve bunlarla ilgili suç işleyenlerin, eğitim düzeyinin düşük olduğu görülmektedir. ilköğretimin 8 yıl olduğu göz önüne alındığında bu durum daha açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır. eğitim, insana yapılan en büyük yatırım olup, insanı özgür ve özerk kılan, toplumdaki genel talepleri ve beklenen vatandaşlık formasyonunu şekillendiren en önemli araçtır. insan kendini koruma ve kollama gibi esas özellikleri eğitimle kazanır. bu veriler de eğitimin suç işleme eğilimini daha aza indirgediğini ortaya koymaktadır.

vı-kullanılan maddenin cinsi

bağımlıların kullandığı maddelerin başında esrar gelmektedir. bu da uyuşturucu madde kullananların genellikle kullanıma esrar ile başlamalarından ve bir süre sonra tatminsizlik nedeniyle eroin gibi daha ağır uyuşturucuları tercih etmelerinden kaynaklanmaktadır. bundan başka 2001 yılında eroin ve kokain kullanıcılarının sayısının düşmesi, bu maddelerin maliyetinin yükselmesi ve ulaşılabilmesinin zorlaşmasından kaynaklanmaktadır. bu durum da bilhassa madde teminini önleme yönündeki mücadelenin başarı gösteren olduğuna işaret etmektedir.



vıı-başlama nedeni

yapılan çalışmalar merak ve eğlence sebebi ile maddeye başlandığını, uyuşturucu ile tanışmanın daha çok arkadaş grupları vasıtasıyla olduğunu göstermektedir.

merak, insani bir yönelim olarak aynı merakı paylaşan diğer insanları bir araya getirir. bu da ilişkilerin odak noktasındaki çekirdek ilginin belirleyici gücünü arttırmaktadır. bu doğrultuda kurulmuş olan arkadaş gruplarında inisiyatif, kullanıcı ağırlıklıdır. böylesi gruplar dışa kapalı olup, kendi kuralları içinde hareket ederler.



vııı-maddeyi temin suçu işleyip işlemediği


her ne kadar anket neticeleri, bir taraftan uyuşturucu madde kullanıcılarının, kullandıkları maddeyi temin amacıyla yoğun bir biçimde suç işlemediklerini ortaya koymakta ve mücadeleci gücün caydırıcılık potansiyelinin giderek arttığına da işaret etmektedir. diğer taraftan çok büyük miktarlarda olmamakla birlikte suç ve madde kullanımı ilişkisini de gözler önüne sermektedir. bu noktadan çıkarak, suçlulara yönelik olarak gerçekleştirilecek ulusal nitelikli rehabilitasyon yazılımlarının önemli bir gereksinim durumuna geldiği görülmektedir.



ıx-iş durumu

yapılan ankette, kullanıcıların iş durumu değerlendirildiğinde düzensiz çalışma ve iş yokluğunun madde kullanımına olanak tanıdığı ya da madde kullanımı neticesi iş problemleri yaşandığı söylenebilir.

işsizlik ve istihdam kararsızlığı madde kullanılmasıyla nedensellik seviyesinde ilişkiyi sergileyen bu tablo, ulusal politikalar açısından bireysel refahın engelleyici değerine işaret etmektedir.



x-sabıka durumu

madde kullananların yarısından fazlasının uyuşturucu hakkında veya ilgisiz bir sabıkasının olduğu görülmektedir. madde hakkında sabıkası olanların sayısının aynı kademede bir seyir göstermesi ise, bu konuda bir alt kültür grubunun varlığına işaret etmektedir. bundan başka adalet sistemi içerisindeki (tutukevi, ıslahevi, çocuk ceza evi vs.) koruyucu/önleyici ve bilgilendirici faaliyetlerin önemini de ortaya çıkarmaktadır.

xı-aile durumu

her üç yıla bakıldığında, uyuşturucu maddeyle ilgili suç ile aile arasında bir ilişki olmadığını görüyoruz. ailenin yokluğu, destek sisteminin olmaması gibi yorumlanabilir, ancak büyük çoğunluğunun ailelerinin olması madde kullanımı ve suçu hakkında olarak bu konuda bir yorum yapmayı zorlaştırmaktadır.

ancak, uyuşturucu madde kullananların çoğunun bir ailesinin olması ve ailesiyle birlikte yaşıyor olması, yalnızca kimsesiz ve yalnız olanların uyuşturucuya başlayacağı tezini de çürütmektedir.

bu nedenle aile eğitimi, ailede madde kullanan bir bireyin mevcudiyeti durumunda ortaya çıkan problemleri kapsayacak şekilde olmalıdır. çünkü ailenin madde bağımlılığı konusunda bilgi sahibi olmaması bireyin bağımlılıktan kurtulmasını zorlaştırmaktadır. bu durum ailenin koruyuculuğunun önemine bir kez daha dikkat çekmektedir.



xıı-yaşadığı yer

uyuşturucu kullananların büyük bir çoğunluğunun (%86. 6) ailesi ile birlikte yaşıyor olması çok düşündürücüdür. bu durum, ailenin merkezi bir öneme sahip olduğunu ve her yönüyle ele alınması gereği ve gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.



xııı-ailesinin gelir durumu

madde kullanımı ve onunla ilgili çalışmalar sosyo-ekonomik seviye ile belirgin bir ilişki ortaya koymamaktadır. düşük ve orta gelir düzeylerinden bu suçu işleyenlerin yakın olması, eğitim hakkında olabileceği gibi ülkemizdeki sosyo-ekonomik boyutun bir yansıması da olabilir.



xıv-tedavi isteği

tedavi isteğinin her zaman madde kullanma arzusuna göre daha az olduğu bilinmektedir. nitekim anket neticeleri da bunu doğrulamaktadır. madde kullananlar genelde bağımlı olmadıklarını ve tedaviye gereksinimleri olmadıklarını söylemektedirler.

ayrıca tedavi isteğinin olmaması, tedavi hizmetlerinin pahalı ve yaygın olmaması ile kullanıcıların tedavi konusunda yeterince bilgi sahibi olmamasından da kaynaklanabilir.

Alkolizmin 4 tipi

Alkolizmin 4 tipi

Gamma tipi alkolizm



çok aşırı oranda alkolün aralıksız şekilde alındığıepizotların yaşandığı, ama aralarda alkol alınmayan dönemlerin olduğu alkolizm türüdür. örneğin; kişi günler boyunca sızıncaya kadar alkol alır ve ayılır ayılmaz içmeye devam eder. sağlık durumu nedeniyle içemez hale gelince birkaç gün hasta yatar. 1-2 hafta alkol almaz, ama sonra her şeye tekrardan başlar. bu kişilerde esas sorun alkol aldıkları vakit ortaya çıkan kontrol kaybıdır. sarhoşluk esnasında yaptığı şeyleri çoğunlukla hatırlamaz. yasal ve sosyal sorunlar ortaya çıkar. kişi suç işleyebilir, sosyal çevresiyle ilişkilerini zedeleyebilir.

fransız tipi alkolizm

kişi devamlı olarak fazla ama aşırı olmayan oranlarda alkol alır, alkol kullanımı bir hayat stili durumuna gelmiştir. gelişi hoş bir nedenle alkol içmeyi bırakırsa alkol yoksunluğuna girebilir. uzun vadede sağlık sorunları ortaya çıkar.

tip a-b ya da 1-2

bu tip alkolizm çok erken yaşlarda başlayan. genellikle, bu kişilerin ailelerinde de alkolizm öyküsünün vardır ve alkolizm antisosyal kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülür. çok kötü ve sinsi bir ilerleyişi vardır.

daha iyi gidişli alkolizm tipi

bu tip alkolizm daha geç yaşta başlar. aile öyküsü yoktur. genellikle alkolizme depresyonun eşlik eder. hastanın tedavisi daha kolaydır.

Fensiklidin bagimliligi

Fensiklidin bağımlılığı

Öteki adları: melek tozu, kristal, barış hapı, süpergrass, hap, roket yakıtı, at sakinleştirici. veterinerlikte kullanılan bir anestetiktir. ketamin de benzer bir maddedir.

fensiklidin sarhoşluğu (entoksikasyonu) belirtileri: kavgacılık, saldırganlık, dürtüsellik, yargılama bozukluğu, nistagmus (göz titremesi), hipertansiyon ve kalp hızının artması, uyuşma, ağrı duyumunda azalma, sarsak hareketler, konuşma peltekleşmesi, kas katılığı, kasılma veya koma, ses duyumunda artış. fensiklidin alımından sonra 1-2 günde psikoz benzeri tablodan çıkılır. bağımlılığında düşünce bozukluğu, reflekslerin azalması, bellek kaybı, dürtü denetimi kaybı, uykululuk, çökkünlük, yoğunlaşma bozukluğu olur. fensiklidine bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.

tedavisinde konuşarak rahatlatma yararlı değildir. bilinç kapalıyken takip, belirtilere yönelik tedavi, sessiz ve karanlık oda sağlamak, antipsikotik ve bunaltı gidericiler sayılabilir.

Sakinlestirici uyku verici (sedatif hipnotik) bagimliligi

Sakinleştirici uyku verici (sedatif hipnotik) bağımlılığı

Sakinleştiriciler gerilim azaltıcıdır, genellikle bunaltı gidericilerle eşanlamlı kullanılır. sakinleştirici ve bunaltı gidericiler de doza bağlı olarak uyku verebilir, uyku vericiler de gündüz sakinleşmesi yapabilirler. bu grup içerisinde bulunmakta olan ilaçlar benzodiyazepinler (diazem, rohypnol, xanax, valium gibi) ve barbitüratlardır.



fizyolojik ve psikolojik bağımlılıkları vardır. tolerans da gelişir. çoğunlukla yeşil reçeteli ilaçlardır. sarhoşluğunda (entoksikasyon) uygunsuz cinsel veya saldırgan davranış, oynak duygudurum, yargılama bozukluğu, sözleri geveleyerek konuşma, sarsak hareketler, sendeleyerek yürüme, nistagmus (göz oynaması), dikkat/bellek bozukluğu, uykululuk veya koma görülebilir.

yoksunluk belirtileri ise: terleme, nabız artışı, elde titreme, zehirlenme ihtimali artmaktadır.

tedavisinde psikiyatrik yardım, çevre takviyesi, uyku vericiler sayılabilir. bağımlılık maddesini yeni bir maddeyle değiştirmekten kaçınmalıdır.

Eroin (opiyat) bagimliligi

Eroin (opiyat) bağımlılığı

Opiyatlar eroin, morfin, hidromorfin, metadon ve kodeindir. en sık kullanılan opiyat eroindir. tertipli kullanımıyla eroine birkaç ayda bağımlılık ve tolerans gelişmektedir.

eroin kullanımıyla önce neşelenme, sonra uykusuzluk. eroin aşırı dozda alındığında solunum durması ile ölüme sebep olabilir. eroin komasında gözbebekleri topluiğne başı gibi daralmıştır.

tedavisinde ayıklığın sağlanması, aids açısından bilgilendirme, denetimli metadon yerine koyma tedavisi, psikoterapi, adsız narkotikler (an) gibi kendine yardım grupları sayılabilir.

Sigara (nikotin) bagimliligi

Sigara (nikotin) bağımlılığı

Sigara bağımlılığında başlangıç giderek 14 yaşın altına inmektedir. sigara kullanımının en önemli yan tesiri uzun vadede ölümdür. sigaranın uyarıcı özellikleri dikkat artışına, öğrenme ve problem çözme yetisinde gelişime yol açar. bundan başka gerginlik ve çökkünlüğü azaltıcı tesirleri vardır. sigaraya başlayanların yarısından fazlası devamlı içici hale gelir.

sigarayı bıraktıktan sonra 24 saat içerisinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri; hoşnutsuz veya çökkün duygudurum, düşük doğum riskinin azalması.

destek almadan kendi kendine sigara bırakma başarı oranı %10 gibiyken nikotin bantları kullanımı ve davranış terapisi takviyesiyle başarı oranı %60'a kadar çıkabilmektedir. en önemli unsur yeme, araba kullanma, sosyal ortamlar gibi günlük aktivitelerin sigarasız nasıl sürdürüleceği, duygusal problemler ve kilo alımıyla nasıl başa çıkılacağını gözden geçiren takviyesi planlamaktır. grup olarak (topluca) sigarayı bırakma, nikotinli sakızlar, antidepresan kullanımı, telefon görüşmeleriyle sıkı izleme bağımlılık tedavisinin diğer öğeleri olabilir.

Ucucu (bally, tiner, vs) bagimliligi

Uçucu (bally, tiner, vs) bağımlılığı

Bu gruba çözücüler (solventler), yapıştırıcılar, uhular, aerosoller, propanlar, tiner ve benzin girer. örnekleri: bally, tiner, benzin, çakmak gazı, temizleme sıvısı, sprey boya, ayakkabı boyası, daktilo düzeltici sıvısı. ucuz, kolay bulunmakta olan ve yasal maddelerdir. dolayısıyla yoksullar ve gençler tarafından sık kullanılır.



uçuculara tolerans gelişir (doz arttırma gereği) fakat yoksunluk belirtileri hafiftir. tesirleri alımdan 5 dakika sonra başlayıp 3 dakika-saatler sürebilir. uçucu sarhoşluğu belirtileri: kavgacılık, aldırmazlık, yargılama bozukluğu, sersemlik, nistagmus (göz titremesi), geveleyerek konuşma, yürürken sendeleme, uykulu hal, tepki yavaşlaması, titremeler, kasların zayıflaması, görme bulanıklığı veya çift görme, aşırı neşe, komaya varabilecek bilinç kaybı. uçuculara bağlı olarak deliryum, kalıcı bunama, psikotik bozukluk ve duygudurum veya bunaltı bozukluğu gelişebilir.

tedavisinde eğitim, alttaki kişilik bozukluğunun tedavisi, sosyal destekleme gerekebilir.

Halusinojen bagimliligi

Halüsinojen bağımlılığı

Psikodelik maddeler olarak da bilinir. klasik olarak doğada bulunmakta olan halüsinojenler psilosibin ve meskalindir. klasik yapay halüsinojen ise lsd'dir. (1938'de üretildi). uzun dönem halüsinojen kullanımı sık görülmez. fizik bağımlılığı yoktur.



halüsinojen sarhoşluğu belirtileri: bunaltı, çökkünlük, paranoid (kuşkucu) düşünce, yargılama bozukluğu, algıların keskinleşmesi, yabancılaşma, yanılsamalar, varsanılar, gözbebeği genişlemesi, kalp hızının artması, terleme, çarpıntı, görme bulanıklığı, titreme, dengesizlik.

halüsinojene bağlı kalıcı algı bozukluğunda geometrik varsanılar, renk parıltıları, renklerin belirginleşmesi, nesnelerin etrafında ışık haleleri, nesneleri olduğundan çok büyük veya çok ufak görmeler olabilir. halüsinojene bağlı psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu gelişebilir.



tedavisi halüsinojen sarhoşluğunda konuşma ve yatıştırma, kısa süreli ilaç kullanımı, var olan psikiyatrik durumun tedavisi biçimindedir.

Kokain bagimliligi

Kokain bağımlılığı

En fazla bağımlılık yapan, sıklıkla kötüye kullanılan ve en tehlikeli maddelerden biridir. diğer isimleri: snow, cake, lady, freebase, crack, rock. tıpta öncelikle yerel anestezide kullanılmıştır.



kokainin davranışsal tesirleri derhal hissedilir ve 30-60 dakika sürer. solunum yoluyla alınışı az tehlikeli, damardan ve sigara olarak alınması ise en tehlikeli yollardır. ağızdan alımı beyin-damar hastalıkları, kalp anomalileri ve ölümle sonuçlanabilir.

kokain sarhoşluğunda (zehirlenme) görülebilecek belirtiler: aşırı neşe veya duygulanımda küntleşme, gerginlik veya öfke, kalp atım artışı, gözbebeği genişlemesi, terleme-titreme, bulantı-kusma, uykusuzluk veya aşırı uyku, iştah artışı, aşırı hareketlenme veya durgunluk.

kokaine bağlı paranoid sanrılar ve varsanılarla giden psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı bozukluğu, cinsel işlev bozukluğu, uyku bozukluğu gelişebilir.

tedavisinde sosyal ortam değişimi, sık idrar tahlilleri, bireysel ve aileye yönelik psikolojik destek, kendine yardım grubu olan adsız narkotikler (an) takviyesi, antidepresanlar yararlı olabilir.

Esrar (kannabis) bagimliligi

Esrar (kannabis) bağımlılığı

Esrar için kullanılan diğer isimler: marijuana, ot, çay, pot, yabani ot. neşelendirici tesiri bin yıldır bilinir. ağrı kesici, uyku verici etkileri de vardır. en sık yasadışı kullanılan maddedir.

esrara karşı tolerans gelişir, yani dozu arttırmadan aynı tesirleri sağlamaz hale gelir, psikolojik bağımlılığı vardır, fiziksel bağımlılığı ise ihtimalle fazla kuvvetli değildir.

esrar yoksunluğunda huzursuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık ve hafif bunaltı olur. esrar içildiğinde neşelendirici tesiri dakikalar içerisinde başlar, 2-4 saat sürebilir. en sık görülen etki gözlerin kızarması, hafif kalp hızlanmasıdır. iştah artışı ve ağız kuruluğu olabilir. esrara bağlı paranoid fikirlerle giden psikotik bozukluk, bunaltı bozukluğu, kalıcı algı bozukluğu ve amotivasyonel sendrom (hiçbir şey yapmadan yaşama) gelişebilir.

tedavisi ayık ve temiz kalma ve destekleme ilkesine dayanır.

Kafein bagimliligi

Kafein bağımlılığı

Kafein kahve dışında çay, bilhassa yorgunluk ya da sersemlik, bunaltı veya çökkünlük, bulantı-kusma belirtileri görülür.

tedavide rejim ve alışkanlıklardan kafeinin çıkartılması veya ciddi ölçüde azaltılması gerekmektedir. hasta yakınlarından destek istenir. su ya da kafeinsiz hafif içeceklerin gün içerisinde sık tüketimi yararlı olur. ağrı kesiciler kullanılabilir.

Amfetamin bagimliligi

Amfetamin bağımlılığı

Bağımlılık potansiyeli kokainden bir miktar daha zayıftır. hekimlikte dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ve narkolepside kullanılıyor. amfetamin (ve amfetamin benzeri madde) tertipli kullanımının tipik neticeleri performans artışı duygusu, kilo kaybı ve paranoid (kuşkucu) düşüncelerdir. yoksunluğunda bunaltı, titreme, halsizlik, kas krampları, gece kabusları, mide ağrıları, doymayan açlık, hoşnutsuz duygudurum belirtileri olur. en ciddi yoksunluk belirtisi çökkünlüktür (depresyon). amfetamine bağlı olarak psikotik bozukluk, duygudurum bozukluğu, bunaltı, cinsel işlev ve uyum bozukluğu gelişebilir.

tedavisi kokain bağımlılığı tedavisine benzer. psikoz varlığında antipsikotikler, bunun dışında bunaltı gidericiler kullanılır.

Dayaniklilik ve bagimlilik

Dayanıklılık ve bağımlılık

Sürekli içki içen kişiler bir müddet sonra, alkolün kötü etkilerine karşı daha dayanaklı bir hale gelirler. bu tesirler başlamadan önce daha fazla alkol alabilmeye başlarlar. gittikçe artan oranlarda alkol tüketimi bazı alkoliklerde görünürde sarhoşluk yapmaz. bu kişiler, hayatlarına, çalışmaya devam ederler, fiziksel durumlarında, çok ciddi hasarlar oluşmadıkça, dışarıdan fark edilen bir değişiklik olmaz. çoğunlukla bu kişiler bir başka sebepten hastaneye kaldırılırlar ve orada alkolün vücutlarında yaptığı tahribat ortaya çıkar.

alkole psikolojik bağımlılık, içkinin devamlı içilmesiyle oluşur. bundan başka, bazı koşullarda kesinlikle içen insanlarda da oluşabilir. bunlar bazı sosyal aktiviteler olabilir. bu biçimdeki bağımlılık daha çok alkolün psikolojik etkileriyle ilintilidir. psikolojik olarak alkole bağımlı kişiler içki içmedikleri vakit, kaygılı ve panik içerisinde olurlar.

fiziksel bağımlılık aşırı içenlerde oluşur. vücutları, alkolün varlığına alıştığı için, içmeyi durdurdukları anda fiziksel rahatsızlık duymaya başlarlar. bu rahatsızlıklar, gerginlik, uyku hali, terleme, titreme, çarpıntı, iştahsızlık, aşırı durumlarda halüsinasyon olabilir.

Bagimlilik nedir ?

Bağımlılık nedir ?

Keyif verici veya uyuşturucu maddelerin kullanımı insanlığın tarihi kadar eskidir. tıbbi terminolojide psikotrop madde (psikotrop drug) olarak tanımlanan bu kimyasallar insan beynine etki ederek insan davranışını değiştirirler. uzun müddet kullanım ile beyinde hasar oluşturarak tedavi gereken klinik durumlar ortaya çıkar. ruhsal yaşantıyı değiştiren ve bozan bu kimyasallar her insanda değişik tepkilere sebep olur. genel olarak geçici keyif verir daha sonra ise ruhsal bozulma yapar. bazı kişileri ağlatır rahatlatır, bazı kişileri güldürür rahatlatır, bazı kişileri saldırgan yapar, bazı kişileri suçlayıcı, bazı kişileri içerisine kapanık yapar. sonuç olarak bu psikotrop maddeler yüksek beyin kontrolünü bozar, kişiliğin arka planını ortaya çıkarır ve sosyal ilişkilere zarar verir. psikotrop maddelerden sayılan sigara ve kafein ise daha çok kişinin kendi sağlığına zarar verir. nikotinizm ve kafeinizm oluşarak bağımlılık ortaya çıkar. alkol, eroin, esrar grubu psikotrop maddeler kişinin kendisine zarardan çok önce kişinin davranışlarını değiştirdiği için toplumsal rolüne zarar verir.

bağımlılığın üç ayağı

birinci ayak maddenin kendisidir, özgü belirtilere sebep olur.

ikincisi bireyin kişilik yapısıdır.

üçüncü ayağı ise kişinin bulunduğu bağımlılık alt kültürüdür.

bağımlılığı ele alırken bu üç boyutu birlikte değerlendirmek ve tedavide birlikte plan yapmak gerekir.

Alkolun vucuda etkileri

Alkolün vücuda etkileri

Alkol alındıktan sonra hızla ince bağırsaktan kana karışır. kana karışan alkol miktarına göre, beyinin çalışmasını yavaşlatır. içki içen kişinin kanına karışan alkol miktarı,

belirli bir zamanda ne kadar içtiğine,

vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına,

midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir.

alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun tesirini azaltmaz. zaman zaman meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızını arttırabilir ve böylece tesiri daha kısa sürer.

normal bir yetişkinin metabolizması saatte 8. 5 gr. alkolü (bir biranın 3/2'si) sindirip vücuttan atabilir. ancak, bu rakam kişinin, fizik yapısına, cinsiyetine, böbreklerinin haline ve genetik özelliklerine göre önemli değişiklik gösterir.

etkileri

alkolün ya da gelişi güzel bir uyuşturucunun tesiri aşağıdaki etkenlere bağlıdır:

bir kerede alınan miktar

içkinin içilme biçimi

içkinin hangi koşullar altında içildiği (yer, kişinin psikolojik durumu, duygusal durumu, yanısıra başkalarının olup olmaması, gelişi güzel başka bir madde alınıp alınılmadığı (uyuşturucu vb. )

alkolün etkilerindeki en önemli faktör kana karışan miktardır. aşağıdaki tabloda alkolün kana karışma oranları ve tesirleri gösterilmiştir. sol tarafta 1 desilitre kana karışan alkol miktarı mililitre cinsinden verilmiştir.



kana karışan alkol (ml/dl) yaptığı etki



50 ml. (çakır keyif) sıcaklık hissi, yüz kızarması, algı yavaşlaması, rahatlama

100 ml. (açık sarhoşluk) algılama yavaşlaması, kendini dizginleyememe, dikkatini verememe, kontrolsüzlük. reflekslerin yavaşlaması, kaslara hakim olamama.

150 ml. (sarhoşluk) sersemleme hissi, kaslara, hareketlere hakim olamama, konuşmanın bozulması, çift görme, hafıza ve anlayış kaybı.

250 ml. (aşırı sarhoşluk) ayakta duramama, karaciğer hastalıkları veya mide iltihabı, kanaması gibi rahatsızlıklar görülür.

diğer ölümcül olmayan rahatsızlıklar ise, iştah kaybı, vitamin yetersizliği, enfeksiyon, iktidarsızlık ve sindirim bozukluğudur. alkol tüketimi ne kadar artarsa ölümcül hastalık riski de o kadar çoğalır.

alkoliklerde genç ölüm oranı hiç de azımsanmayacak kadar yüksektir. alkoliklerin ölüm sebepleri genellikle, kalp, böbrek, karaciğer hastalıkları, zatürree, kanser, alkol zehirlenmesi, kaza, cinayet ve intihardır. unutmayın hiçbir zaman, güvenli içki miktarı yoktur.

Alkolun gercekleri

Alkolün gerçekleri

Alkolün uyuşturucu kadar tehlikeli olduğu genellikle düşünülmez. hatta bazı kültürlerde alkol dini ve sosyal aktivitelerin önemli bir parçasıdır. ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır ki, o da alkolün modern toplumun en önemli problemlerinden birisi olduğudur ve alkol alışkanlığı uyuşturucu alışkanlığı kadar zararlıdır.

alkollü içecekler (bilimsel olarak etil alkol ve ya etanol olarak adlandırılır), çeşitli meyveleri, sebzeleri ya da tohumları fermente ederek elde edilir. etil alkol saf ve renksiz bir sıvıdır. alkollü içecekler, renklerini içlerindeki katkı maddelerinden ya da fermantasyon sırasında alırlar.

genellikle biradaki alkol oranı %5'tir. çoğu şaraplarda bu oran %10-%14 arasında değişir, ancak sherry veya vermut gibi daha konsantre şaraplarda bu oran %20'ye kadar çıkabilir. damıtılmış içkiler (whisky, votka, rom, cin vb.) önce fermente edilir sonra alkol seviyesini yükseltmek için damıtılırlar. bu grup içkilerin bazılarında alkol oranı %40'a ulaşmaktadır. hatta bazı likörler daha bile yoğun olabilir.

Bir alkoligin ozellikleri

Bir alkoliğin özellikleri

Şunu unutmamak gerekmektedir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve devamlı ve artan oranlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi anlamına gelir.

bir alkolik, bütün kötü neticelerine karşın devamlı alkol içmeye devam eder ve bir müddet sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.

alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta eşlerini bile onların arasından seçebilir.

alkolik bir insan, içmek için her zaman bir sebep bulur. bu mutluluk, mutsuzluk, gerginlik, üzüntü, neşesizlik olabilir. bundan başka, içmek için her zaman fırsat yaratırlar, maç, av, parti, doğum günü, düğün, sünnet vb.

alkolizmin ilerledikçe, alkolik kişilerin problemleri da artmaktadır. örneğin, yalnız içmeye başlarlar, çevrelerinden saklayarak gizli içerler, şişeleri saklarlar. tüm bu davranışların nedeni alkolik olduklarını çevrelerinden saklama arzusu duymalarıdır.

gittikçe artan bir suçluluk duygusu geliştiririler, bu suçluluk duygusu, pişmanlıkla birleşir ve bu duyguları bastırmak için daha çok içmeye başlarlar. hatta sabah kalkar kalmaz içmeye başlarlar.

alkolizm bir kısır döngüye dönüşür. suçluluğa ve alkolün yaptığı tahribata bağlı olarak kişide anksiyete ve depresyon başlar ve bu sebeple kişi daha çok alkol tüketir. alkol tüketimi arttıkça depresyon derinleşir, kişi uyuyamamaya ya da sızmaya başlar, geceleri uyanır, depresif bir duygu durumu içerisine girer, kendisini devamlı huzursuz ve sıkıntılı hisseder, panik nöbetleri geçirir, göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes almada güçlük çeker.