?

Biyoloji sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyoloji sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Biyoloji sozlugu - u

Biyoloji sözlüğü - u

Biyoloji terimleri sözlüğü



uç meristem : bitkilerin kök ve gövdelerinin en uçlarında bulunmakta olan, devamlı bölünerek bitkinin büyümesini sağlayan doku.meristem dokusu.





unipolar : tek kutuplu olma durumu.bazı sinir hücreleri yanlız tek bir uzantıya sahip olabilir (unipolar sinir hücresi).





urasil : yanlızca rna yapısına katılan baz.





uterus : döl yatağı, rahim.





uyarı : canlılarda belli bir tepkiye yol açan, fiziksel, kimyasal veya biyolojik etken.





uyartı : bir uyarının sinir hücresinde oluşturduğu kimyasal veya elektriksel değişmeler.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - t

Biyoloji sözlüğü - t

Biyoloji terimleri sözlüğü



takım : canlıların sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasındak bulunmakta olan, yakın benzerlik belirten organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik. ordo.





taksi : tek hücrelilerin yer değiştirme hareketi.





taksonomi : canlıların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler.





terminatör gen : rna polimerazın transkripsiyonu durdurmasına neden olan dna dizisi.





tek çenekli bitki : embriyolarında bir çenek yaprağı bulunduran bitki.





termofil : yüksek sıcaklıklarda yaşayabilen mikroorganizmalara verilen genel ad (termofil = ısıyı seven).





tetrat : mayoz bölünme sırasında homolog kromozomların birbirlerine sarılarak oluşturdukları dört kromotitli yapı.





timin : dna yapısına katılan fakat rna yapısına katılmayan bir primidin bazı.





timpanum : orta kulağı oluşturan davul biçimindeki boşluk.aynı zamanda böceklerin işitme organı, timpanal organ.





topoğrafik : bir yerin görünümüne, engebelerine ilişkin.





trake : bitkilerin odun kısmındaki su taşıyan kılcal borular. bölmesiz geniş odun boruları. böceklerde solunum organı.





trakeit : bölmeli ve dar olan odun boruları. böceklerdeki solunum organının kılcal boruları.





transgenik canlı : rekombinant dna teknolojisiyle yabancı bir genin yerleştirildiği canlı.





transdüksiyon : bir mikroorganizmadan bir diğerine virüs veya bakteriyofajlar aracılığıyla gen aktarılması olayı.





transkripsiyon : (yazılma) dna ipliklerinin birinden genetik bilgilerin yeni sentezlenen mrna'ya aktarımı.





translasyon : (okuma) mrna'nın sentezlendikten sonra stoplazmadaki ribozoma bağlanıp amino asitleri trna'lar yardımıyla sıraya koyması.





trna : protein bireşimi sırasında (translasyon) amino asitleri ribozoma taşıyan özel bir rna çeşidi.





tubul : hücre içinde veya doku içindeki tüpsü yapılara verilen genel ad.





turgor : bir bitki hücresinin osmozla su alıp şişmesi ve hücre çeperinin gergin hale gelmesi.





tümör (villus) : ince bağırsağın iç yüzeyindeki, sindirilmiş besinleri emip kana karıştıran parmaksı uzantılar.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - s

Biyoloji sözlüğü - s

Biyoloji terimleri sözlüğü



safra tuzları : safra kesesinden ince bağırsağa salgılanan ve yağların misellere (küçük partiküller) dönüşümünü sağlayan biyokimyasal maddeler.





sarkolemma : kas telini saran zar.





sedimentasyon : çökelme.





segmentasyon : bir vücut yada yapının benzer parçalara bölünmesi, zigotun geçirdiği bölünme evreleri.





sekretin : on iki parmak bağırsağının salgıladığı hormon.





seleksiyon : seçilim, ayıklama.





selüloz : üç bin ya da daha fazla glikozun birleşmesi ile meydana gelen bitki hücrelerinin esas yapı taşı olan polisakkarit.





sentromer : kromozomlarda kardeş kromotidleri bir arada tutan kısım.





sentriyol : hücre bölüneceği zaman kutuplara göç eden, iğ ipliklerinin yapımında rol oynayan organellerdir.





serebral : beyin organıyla ilgili yapı.beyine bağlı.





serum : kanın, pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış, açık sarı renkli sıvı kısmı.





sesil : bir organizmanın sap, gövde ve pedisel gibi yapıları olmaksızın direkt bir yere oturması (örneğin deniz tabanına oturması).





sessiz mutasyon : meydana geldiği gen üstünde, daha sonra bugen tarafından üretilecek proteinin fonksiyonunu değiştirmeyen mutasyonlardır (etkisiz mutasyon).





sıcak kanlı canlılar : vücut sıcaklığı ortam sıcaklığına göre değişmeyen ve hep aynı kalan canlılar.(sabit sıcaklıklı canlılar)





sil : bazı tek hücrelilerde hareti sağlayan, yine bazı organizmaların akciğer borularında senkronize hareket ederek toz vb. partikülleri akciğerden uzaklaştıran kamçı benzeri yapı.





sinaps : iki nöronun veya nöronla başka bir hücrenin bağlandığı yer.





sinüs : organların yada dokuların arasındaki boşluk yada her hangi bir açıklık.





sitoloji : hücreyi inceleyen bilim dalı.





soğuk kanlı canlılar : vücut sıcaklığı ortam sıcaklığına göre değişen (balık, kurbağa, sürüngen) hayvanlar.(değişken sıcaklıklı hayvanlar; polikilotherm)





sölom : hayvanlarda bir epitel (sölom epiteli) ile astarlanmış olan vücut boşluğuna verilen ad.





sperm : erkek üreme hücresi.





spirillum : sipiral biçimindeki bakteri





spor : eşeysiz üreyen türlerde, ufak ve dayanıklı olan üreme hücresi.





sporozoit : sporluların sporlarından türeyen ve yetişkin hücreyi veren, çekirdekli ufak stoplazma parçası.





stamen : çiçekte erkek organ.





stigma : trake solunumu yapan böceklerde, trake açıklığı yada öglenada ışığa hassas göz noktası. çiçekteki dişi organın üstü.





stoma : yaprağın alt ve üst yüzeyinde bulunmakta olan, gaz alış verişini sağlayan delik.





süberin : mantar özü.





süksesyon : bir bölgede yaşayan çeşitli çeşitlerin belirli bir zaman içerisinde birbirini izleyerek ortaya çıkmaları; ekolojik süksesyon.





süspansiyon : asıltı. bir akışkan içerisinde yüzen sıvı parçacıkların oluşturduğu sistem.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - r

Biyoloji sözlüğü - r

Biyoloji terimleri sözlüğü



radyobiyoloji : radyasonun canlılar üstüne nasıl etki ettiğini inceleyen bilim dalı.





radyoekoloji : radyason ve ekolojik sistem arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı.





refleks : bir uyartıya verilen ani cevap.alınan uyartı sonucunda oluşan impulsa, beyne iletilmeksizin verilen cevap.





reçine : çam, elma, erik gibi bazı odunlu bitkilerin salgıladıkları katı yada yarı akışkan, yarı saydam, suda çözünmeyen salgı maddeleri.





refleks yayı : duyu, ara ve motor nörondan meydana gelen en basit mekanizma.





rekombinant dna : değişik biyolojik kaynaklardan elde edilen dna moleküllerinin birleşmesinden meydana gelen yapı.





rekombinasyon : mevcut genlerin yeni genotipleri oluşturacak biçimde bir araya gelmesi.





rektum : kalın bağırsağın anüsle sonlanan düz kısmı.





rejenerasyon : canlılarda görülen, yaraların ve yıpranmış organların tazelenmesi olayı.





replikasyon : dna'nın kendini eşlemesi.





replikon : dna molekülünde bir kopyalama kökeni kapsayan ve peş peşe kopyalanan nükleotit dizilerinden meydana gelen uzunluk.





reseptör : çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunmakta olan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçları. almaç





resesif gen : etkisini fenotipte gösteremeyen ve çekinik olan gen.





restriksiyon enzimi : dna'yı parçalamaya, kesmeye yarayan enzimler.





retina : gözün ağ tabakası.





ribozim : ortamda gelişi hoş bir protein bulunmadığı zaman enzim özelliği belirten saf rna.





rna polimeraz : dna dan rna sentezini gerçekleştiren enzim.





rodopsin : göz organında bulunmakta olan ve fotonun öncelikle çarptığı bir çeşit protein.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - p

Biyoloji sözlüğü - p

Biyoloji terimleri sözlüğü



paleontoloji : fosilleri inceleyen, yaşları ve anatomik yapıları ile ilgili fikir yürüten bilim dalı.





pankreas : genel olarak midenin sol yanısıra yer alan, hem iç salgı hemde dış salgı ile görevli olan karma bez.





parankima : bitkilerde diğer dokuların arasını dolduran esas doku.





parasempatik : organların çalışmasına yavaşlatıcı etki yapan otonom sinir sisteminin bölümü.





partenogenez : yumurtanın döllenme olmaksızın gelişerek yeni canlı meydana getirmesi.





paratroit hormon : paratroit bezinden salgılanan, kalsiyumun bağırsaktan emilimini, böbreklerden atılmasını, kemiklerden serbest hale geçirilmesini ve hücreler arasındaki kalsiyum iyon konsantrasyonunu kontrol eden hormon.





patojen : hastalık yapıcı özelliği olan mikroorganizma veya madde.





patoloji : hastalık bilimi, hastalığın nedenlerini araştıran uzmanlık dalı.





pektin : bilhassa bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunmakta olan büyük moleküllü, karbonhidrat karışımı maddeler.





penisilin : " penicillium notatum " isimli bir mantar tarafından üretilen ve bakteri hücre duvarının sentezini engelleyen bir antibiyotik.





pepsin : mide öz suyunda bulunmakta olan ve proteinleri sindiren enzim.





pepton : proteinlerin mide öz suyunda sindirime uğramış son hali.





periderm : ağacın kabuk kısmı.pekçok gövde ve köklerde ikinci büyüme ile epidermisin yerini alan doku.





perikarp : kalbin en dış örtüsüne verilen ad.





periost : kemik zarı. kemiklerin dışında bulunmakta olan, kemik dokunun beslenmesini onarılmasını sağlayan zar.





peristaltik : sindirim sistemi gibi bazı organların çeperlerinde görülen ritmik ve güçlü kasılıp gevşeme hareketleri. bu ritmik kasılma dalgaları organ içerisindeki maddeyi hareket ettirmeye yardımcı olur.





periton : karındaki organları saran iki katlı karın zarı.





pestisit : tarım bitkilerine zarar veren hayvansal





ph : bir sıvının asit veya bazlık derecesini belirten değer.





pigment : hücrelere özgü renk veren madde.





pinositoz : hücre zarından direkt geçemeyecek kadar büyük moleküllü sıvı maddelerin hücreye alınması.





pistil : çiçeklerdeki dişi organ.





plasenta : çoğu memelide embriyonun besin ve gaz alış-verişini sağlayan yapı.





plastid : bitki hücrelerinde renk veren taneciklerin genel adı.





plazmid : bakteri stoplazmalarında bulunmakta olan ve kromozom gibi davranan dna'lar.





pleura : akciğerleri saran iki katlı zar. akciğer dış zarı.





polen : çiçek tozu.





polipeptid : protein molekülünün yapısında bulunmakta olan amino asit zincirlerinin bir parçası.





polisaj : makine sanayiinde parlatmak.





populasyon : belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk.





por : gözenek, ufak delik.





prokaryot hücre : zarla çevrilmiş özel organelleri ve gerçek çekirdeği olmayan hücreler. bakteriler ve mavi-yeşil algleri içerisine alan monera alemindeki canlılar.





protein : yapısında karbon, hidrojen, oksijen ve azot gibi elementleri bulunduran esas moleküllerdir. amino asitlerin peptid bağlarıyla birleşmesinden oluşur.





proteoliz : proteinlerin amino asitlerine kadar parçalanması işlemi.





protoplazma : hücrenin çekirdeği ile sitoplazmasına verilen ad.





protozoon : tek hücreli canlılara genel olarak verilen ad (örneğin algler, mantarlar, bakteriler vs.)





pseudopod : bazı tek hücrelilerin hareket etmek veya besin almak amacıyla sitoplazmasının dışarıya doğru oluşturduğu uzantılardır.





puplaşma : bazı böceklerin larva evrelerinin sonunda beslenmesiz ve sabit belli bir zaman devresine girerek ergin organizmaları meydana getirmesi olayı.







biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - o

Biyoloji sözlüğü - ö

Biyoloji terimleri sözlüğü



ökaryot hücre : zarla çevrili organelleri ve gerçek çekirdeği olan hücre.





özümleme : canlı organizmanın, dışarıdan aldığı besin maddelerini parçalayıp tekrardan kendine özgü maddelere dönüştürmesi.





özüt : bir doku örneğinin parçalanmış hali.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - o

Biyoloji sözlüğü - o

Biyoloji terimleri sözlüğü



obje : nesne





oksidasyon : (yükseltgenme) elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime.





oksin : bitkide büyüme, gelişme hormonu.





oksotrof : ana ve babanın genlerinde bulunmasına rağmen kendi büyümesi için lazım molekülü sentezleyemeyen mutant mikroorganizma.





omurilik : omurga içinden geçen sinirsel doku.





oogami : genellikle büyük sabit dişi gamet ile ufak ve hareketli erkek gametin birleşmesi.





oogenez : yumurtanın meydana gelmesi olayı.





oosfer : yumurta hücresi, dişi gamet.





oosit : dişi eşey organında eşey hücrelerinin oluşması sırasında oogonyumdan değişen ve iki mayoz bölünmesi geçirecek olan hücre.





oospor : oomiset mantarlarda, alglerde ve protozoonlarda döllenmiş oosferde gelişen kalın duvarlı zigot.





operatör gen : bakteri yada virüs genomunda repressör (baskılayıcı) proteini bağlayan ve yanındaki genin transkripsiyonunu kontrol eden gen.





organel : hücre içerisinde belirli bir görevi yapmak üzere özelleşmiş ve zarla çevrili yapılar. çekirdek, mitokondri, kloroplastlar gibi.





organik madde : doğal olarak bulunmayıp canlı organizmalar tarafından senezlenen maddeler.





organogenez : embriyo tabakalarından organların meydana gelmesi.





osein : kemik dokunun ara maddesi.





osteosit : kemik dokuyu oluşturan kemik hücreleri.





otolit : kulak taşı.





osmoz : suyun yoğunluğunun çok olduğu yerden az olduğu yere doğru, yarı geçirgen zardan geçmesi.





ototrof : kendi besinini kendi yapabilen canlılar.





ovaryum : yumurtalık, yumurtaların meydana geldiği yer.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - n

Biyoloji sözlüğü - n

Biyoloji terimleri sözlüğü



nasti : bitkinin, uyaranın cinsine göre yaptığı fakat uyaranın yönüne bağlı olmayan davranışlar.





nefridyum : omurgasız hayvanlarda bulunmakta olan boşaltım organı.





nefrit : böbreklerdeki nefronlarıniltihaplanması neticesi meydana gelen hastalık.





nefron : omurgalı böbreğinin, idrar oluşturan yapısı ve işlev birimi.





nekroz : hücrelerin ve dokuların ölmesi durumu.





nikotin : bir nörotransmitter olan asetilkolinin faaliyetini engellediği için zehirli olan ve tütünden elde edilen bir alkaloyid.





nimfa : yarı başkalaşım belirten böceklerde, dış görünüşü ergine benzeyen, fakat eşey organları ve kanatları tam olarak gelişmemiş evre.





nişasta : bitkilerde depo maddesi olarak meydana getirilen polisakkarit





nitrit asit : (hno3) niterat asidi. yüksek derecede aşındırıcı, renksiz ve dumanlı sıvı. zehirleyicidir ve şiddetli yanıklara yol açar.





nokta mutasyonu : dna kopyalanması sırasında bir baz çiftinde oluşan değişiklik.





nörogenez : gelişme sırasında sinir sisteminin gelişme safhası (nörolasyon).





nöroglia : sinir dokuda nöronlara desteklik yapan yardımcı hücreler, ara nöronlar.





nöron : sinir hücresi.





nötr atom : elektron ve proton sayısı birbirine eşit olan atom





nükleaz : nükleik asitleri kısa oligonükleotit parçalarına yada tek nükleotide hidrolize eden enzimler grubu.





nükleoprotein : proteinlerin nukleik asitlerle kurduğu moleküler birlik.





nükleotid : nukleik asitlerin ( dna, rna) yapı birimleri.





nükleus : çekirdek.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - m

Biyoloji sözlüğü - m

Biyoloji terimleri sözlüğü



makrofaj : kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak meydana gelen, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi.





mantar : mikroskopik yada makroskopik olan parazit, saprfit yada simbiyoz olarak yaşayan, klorofilsiz, zehirli yada zehirsiz olan canlı yapı.





matriks : içerisinde biyolojik olayların oluştuğu cansız, sıvı ortam.





maya : ekmek mayalanmasında kullanılan canlı yada ölü, tek hücreli mantar yada bakteriler.





megaspor : bazı deniz bitkilerinin üreme bölgelerinde oluşan, büyük sporlara verilen genel ad. sporangiyum.





melez : gelişi hoş bir karakter yönünden değişik iki arı dölün çaprazlanması neticesi meydana gelen heterozigot döl.





meristem : bitkinin değişmez dokularını oluşturan farklılaşmamış embriyonik bitki dokusu.





mesane : boşaltım sisteminin idrar toplanan torbası.





mezenşim : embriyonun gastrula safhasında aktoderm ve endoderm arasında oluşan hücre yığını.





mezofil : yaprağın üst ve alt epidermisi arasında kalan kısmı.





metabolizma : canlı organizmanın hücreleri içerisinde oluşan ve enzimlerle kontrol edilen olayların hepsi. metabolizma ile enerji üretimi ve madde yapımı gerçekleştirilir. atp üretimi ve protein bireşimi iki önemli metabolik reaksiyondur.





metagenez : döl değişimi.





mezoderm : embriyo gelişimi sırasında oluşan orta tabaka.





mezozom : bakterinin üremesi sırasında bakteri zarından kıvrımlar yaparak oluşan mitokondri benzeri yapı.





mikron (m ) : milimetrenin binde biri (1m =1/1000 mm)





mikrosapor : bazı deniz bitkilerinde erkek üreme bölgeleri tarafından üretilen ufak eşey hücreleri.mikrospor.





mikrovillus : silindirik yada kübik epitel (örtü) hücrelerinin üst yüzeylerinde emme yüzeyini genişletmek için hücrenin sitoplazmasından dışarı doğru yaptığı uzantılardır.





mitoz : bir hücreden aynı özellikte iki yeni hücre oluşturan hücre bölünmesi.





miyelin : bazı nöronların aksonlarının dışını saran, uyartı iletimini çabuklaştıran yağlı madde(kılıf)





miyokard : kalp kası





miyozin : kas hücrelerinde kasılmayı sağlayan protein yapıdaki kalın iplikler.





modifikasyon : çevre etkileriyle canlıların fenotiplerinde oluşan farklılıklar.





monera : sistematikte bakteri ve mavi-yeşil alglerin toplandığı alem. bu alemin içerisindeki canlılarda zarla çevrilmiş çekirdek ve organeller bulunmaz.





monohibrit : tek karakter bakımından melez.





monokotiledon : embriyolarında tek çenek yaprağına sahip bitki.





monomer : büyük moleküllerin hidrolizi neticesi meydana gelen en ufak yapı birimi.





monoploid : (haploid) tek (n) sayıda kromozoma sahip hücre.





mukoza : sindirim borusu, soluk borusu gibi iç organların iç yüzeyini örten ve mukus sıvısı salgılayan ince tabaka.





mukus : mukozada yer alanmukus hücreleri tarafından salgılanan kaygan, sümüksü koruyucu sıvı.





mutant : dna sında değişiklik (mutasyon) meydana gelmiş olan canlı.





mutasyon : canlılarda çevre şartlarıyla oluşan ve kalıtsal olan farklılıklar.





mutualizm : iki canlının birbirinden faydalanarak birlikte yaşamaları.







biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - l

Biyoloji sözlüğü - l

Biyoloji terimleri sözlüğü



laktoz : sütte bulunmakta olan ve sütün buharlaşmasıyla kristal halde toplanan bir disakkarit.süt şekeri.





larva : balık, kurbağa, böcek gibi hayvanların hayat devrelerinde, ana babaya benzemeyen ve başkalaşım geçiren yavru hali.





lenf : akyuvar içeren, kan plazmasına benzeyen renksiz sıvı.





lenfatik sistem : omurgalılarda vücuda yayılmış, kan dolaşım sisteminin uçlarına bağlı ince kılcal ağ.





lentisel : kovucuk. mantar özüne dönüşmüş gövde kısımlarında havanın girip çıkmasını sağlayan aralıklar.





leptoten : mayoz bölünme profazında görülen ve kromatin maddesinin ince iplikler durumunda ortaya çıktığı erken evre.





lignin : odun özü denilen su geçirmez madde.





liyaz : bir molekülün parçalanmasını yada bir grubun molekülden uzaklaştırılmasını sağlayan enzimler.





lokus : kromozomların üzerlerinde genlerin bulunduğu özel yerler.





lop : beyin, karaciğer gibi organların parçaları bölümleri.





lökoplast : bazı bitki hücrelerinde yedek besin depolayan renksiz madde.





lökosit : akyuvar, fagositoz yapan, antikor üreten, renksiz kan hücresi.





lösemi : beyaz kan hücrelerinde görülen kanserlerin genel adı.





lütein : folikül hücrelerinde oluşan, yumurta sarısına renk veren pigment.





lusiferin : derin deniz balıkları, sölenterler, ateş böceği gibi organizmalarda enzimle okside olunca ışık veren bir tür madde.







biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - k

Biyoloji sözlüğü - k

Biyoloji terimleri sözlüğü



kadavra : tıp öğreniminde üstünde çalışmak için hazırlanmış ölü insan ya da hayvan vücudu.





kafein : kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunmakta olan, merkezi sinir sistemi üstünde uyarıcı etkisi olan, fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir pürin alkaloit.





kalaza : kuş yumurtalarında vitellusu (yumurta sarısı) karşılıklı iki taraftan zara bağlayan iki sarmal banttan her biri.





kalıtım : canlının genetik şifresinin kendisinden sonra gelen nesle/yavrulara aktarılması.





kaliptra : kökün ucunu yüksük gibi saran ve koruyan doku.





kalsitonin : tiroid bezi tarafından salgılanan, kemiklerde kalsiyum depolanmasını çabuklaştıran bir hormon.





kambiyum : çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka; yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını temin eder.





kanser : organizmada oluşan ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad.





kapalı dolaşım : kanın kalp ve damarlardan meydana gelen kapalı bir sistem içinde dolaşmasıdır.





kapsit : virüslerin nükleik asitinin dışında bulunmakta olan, bazı virüslerde tek tip, diğerlerinde birkaç tip proteinden meydana gelen protein kılıf.





kas tonusu : iskelet kaslarının, dinlenme halindeki kasılı hali.





katalizör : kimyasal tepkimeye katılmadan tepkimenin hızını artıran madde





kazein : sütte bulunmakta olan bir çeşit protein.





keratin : omurgalı hayvanların derisinin, tırnak saç, boynuz gibi yapılarında bulunmakta olan, suda çözünmeyen sert protein.





kitin : eklem bacaklı hayvanlarda dış iskeleti oluşturan proteinli polisakkarit.





kloak : kuşlar gibi omurgalı hayvanların sindirim, boşaltım ve üreme sisteminin açıldığı bölüm.





klon : genetik olarak birbirlerinin aynı olan canlılar.





klorofil : fotosentaz olayında güneş enerjisini kimyasal enerjiye çevirenyeşil pigment maddesi.





kloroplast : yeşil rekli klorofil pigmentini taşıyan plastid.





kodon : özel bir amino asiti şifreleyen üç nukleotitten olşan mrna üstündeki birim.





koenzim : bir enzimi etkin hale getiren, enzimin protein olmayan organik bileşeni.





kohezyon : aynı cins moleküller arasındaki çekim kuvveti.





kohlea : iç kulakta salyongozda bulunmakta olan yapı.





kolesistokinin : ince bağırsaktan salgılanan ve karaciğeri uyaran hormon.





koloni : aralarında işbölümü yapan tek hücreli organizmaların bir araya gelerek topluluk oluşturmaları.





kolloid : parçacık büyüklüğü 1-100 mm olan madde





kondrin : kıkırdak yapı hücrelerinin salgıladıkları ara madde.





kondrosit : kıkırdak doku hücreleri.





konjugasyon : iki hücrenin geçici olarak gen alış-verişi yapmak için birleşmeleri.





konsantrasyon : birim hacimde bulunmakta olan madde miktarı.





kornea : gözün ön tarafında sert tabakanın saydam kısmı.





kotiledon : çenek yaprak.





kozmik : yıldızlar arası, uzaylarla ilgili olan





kozmik madde : evreni meydana getiren madde.





kromoplast : bitkilerde sarı, kımızı, turuncu renkli pigmentleri taşıyan plastidler.





kromotin iplik : dinlenme durumundaki ökaryot hücrenin çekirdeğinde bulunmakta olan kromozomların karmaşık hali.





kromozom : prokaryot ve ökaryot hücrelerde üzerlerinde genleri taşıyan dna ve nükleoproteinden oluşmuş yapı.





kroner damarlar : kalbi besleyen ince atardamarlar.





krossing over : mayoz bölünmede, tetratların kromotidleri arasında karşılıklı gen alış-verişi, parça değişimi.





kök basıncı : bitki köklerinin topraktan su emme kuvveti.





ksilem : odun borusu. su ve mineral taşıyan cansız iletim borusu.





kütin : yaprak yüzeyinde su kaybını önleyen mumsu, su geçirmez madde.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - j

Biyoloji sözlüğü - j

Biyoloji terimleri sözlüğü



jel : kolloit sıvıların yada sollerin pıhtılaşması ile meydana gelen pelte koyuluğunda madde.





jel elektroforez tekniği : aynı elektrik yüklü moleküllerin jel matriks içinde büyüklüklerine göre ayrılması tekniği.





jelatin : açık sarı, suda çözünebilen ve hayvanlardan elde edilen pelte kıvamında, suda kaynatıldığı zaman çözünen, oda sıcaklığında katı hale geçen bir protein.





jeomorfolojik : yer şekillerinin engebe biçimlerine yönelik.





jeotermal : yer kabuğunun iç kısımlarında ısınan sıcak su yada bunlarda elde edilen enerji.







biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - i

Biyoloji sözlüğü - i

Biyoloji terimleri sözlüğü



içgüdü : organizmayı o türe özgü olan bir hedefe sürükleyen hareket eğilimi (örneğin örümceğin ağ örmesi gibi)





implantasyon : döllenmiş yumurtanın rahim'in (uterus) yumuşak dokusuna gömülmesi, döl tutma





immünoloji : organizmanın hastalıklara karşı direnç belirten bağışıklık sistemini inceleyen bilim dalı.





inorganik madde : canlılardan elde edilmeyen ve canlıların yaşadığı çevrede bulunmakta olan maddeler(karbondioksit, su, tuz vs.)





insülin : pankreasın ürettiği kan şekerini azaltan hormon





interferon : hücrelerin virüslere karşı ürettiği özel savunma maddesi.





invitro : hücelerin, dokuların, organların ait oldukları organizmaların dışında yapay ortamlar içerisinde yetiştirilmeleri veya bulunmaları.





invivo : ait olduğu hücre veya organizma içinde yapılan deney.





iris : gözün saydam tabakasının altındaki damar tabakadan meydana gelen renkli kısmı.





iyon pompası : hücre zarında bulunmakta olan ve iyon akışını düzenleyen kompleks protein molekülü.





izogamet : biçim ve büyüklük bakımından aynı olan gametler.





izogami : biçim ve büyüklük bakımından aynı olan dişi ve erkek üreme hücrelerinin birleşimiyle yeni canlı oluşumu





izolasyon : ayrılma, yalıtım. biyolojide gelişi hoş bir sebeple populasyondaki fertlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin kesilmesi.





izomeraz : molekül içinde atomların yerlerini değiştiren enzim.





izotonik : hücrenin iç ve dış ortamının aynı osmotik basınca sahip olma durumu.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - i

Biyoloji sözlüğü - ı

Biyoloji terimleri sözlüğü



ıaa : bitkilerde büyümeyi teşvik eden bir çeşit hormon.uzun adı " indol asetik asit ".





ıslah : bitki yada hayvanlarda türün iyileştirilmesi işlemi.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - h

Biyoloji sözlüğü - h

Biyoloji terimleri sözlüğü



habitat : bir organizmanın doğal olarak yaşadığı ve üreyebildiği yer.





habitus : bir bitki yada hayvanın genel görünüşü.





haploid : olgun bir üreme hücresinde bulunmakta olan kromozom sayısı, vücut hücrelerinin sahip olduğu kromozom sayısının yarısına sahiptir. kromozom sayısının yarıya inmesi neticesi meydana gelen "n" sayıda kromozom taşıyan hücrelere haploid hücre denir.





havers kanalı : kemik dokudaki, sinir ve kan damarlarının geçtiği kanal.





heksoz : altı karbonlu monosakkarit.





helikaz : dna nın kopyalanması sırasında dna nın helik zincirini fermuar gibi açan enzim.





hemoglobin : alyuvarlarda o2 ve co2 taşıyan, demir içeren protein.





hepatit b : kan yoluyla bulaşan ve karaciğer rahatsızlıklarına yol açan bir tür virüs.





herbivor : otlarla beslenen hayvanlara verilen genel ad.





hermafroditizm : her iki eşeyede sahip canlı





heterojen : farklı karakterlere yada yapılara sahip olan.





heterosis : (melez gücü) melezlerin atalarına göre kazandıkları üstünlük.





hibrit : melez





hidroliz : bir molekülün kovalent bağlarının su ile parçalanarak ayrılan kısımların birine h diğerine oh grubunun eklenmesi.





hipotalamus : ön beynin alt bölgesi olup bazı organ ve bezlerin çalışmasını düzenleyen kısmı.





hipotonik : izotonik sıvıdan daha düşük osmotik basınca sahip olan sıvı.





histoloji : dokuları inceleyen bilim dalı





homeostasi : bir organizmanın içerisinde yaşadığı ortamla madde alış verişi yaparak, kendi iç ortamını belli limitler arasında dengede tutması.





homojen : tüm birimleri aynı yapıdai, aynı nitelikte olan





homolog kromozom : biri anneden, diğeri babadan gelen aynı gen çiftine sahip kromozomlar.





hormon : vücudun bir kısmında oluşturulan sonrada difüzyonla yada kan dolaşımıyla diğer kısımlarındaki hücrelere taşınarak onların çalışmalarını düzenleyen özel maddeler.







biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - g

Biyoloji sözlüğü - g

Biyoloji terimleri sözlüğü



galaktoz : altı karbonlu bir tür şeker (aldoz şekeri).





gamet : erkek ve dişi üreme hücresina verilen ad.





gangliyon : merkezi sinir sistemi dışında bulunmakta olan, sinir hücrelerinin gövdelerinden meydana gelen sinir düğümü.





gastrin : mide suyunun salgılanmasını uyaran ve mideden salgılanan bir peptit hormonu.





gastrula : embriyonun blastuladan sonra meydana gelen, hücreleri içeri çökmesiyle ilk bağırsak boşluğunu meydana getiren erken embriyonik safha.





gen : dna molekülünün ortalama 1500 nukleotitten oluşmuş canlının kalıtsal özelliklerinden gelişi hoş birini taşıyan parçası.





genetik : kalıtım bilimi.





geniz : burun ve ağız boşluğunun arkasındaki kısım.





genom : bir organizmanın sahip olduğu genetik şifrelerin tümü.





genotip : canlının sahip olduğu genlerin toplamı.





geometrik dizi : 2-4-8-16-32-64 biçiminde devam eden bir artış biçimi.





gibberellin : bitki büyüme hormonu.





glikojen : hayvanlarda besinlerle alınan karbonhidratların karaciğer ve kaslardaki depo biçimi.





glikolipit : genellikle hücre zarlarında bulunmakta olan, lipitlerin şeker moleküllerine kovalent bağlarla bağlanması ile oluşan bileşik lipit.





glikoz : (heksoz) c6h12o6 molekül yapısındaki karbonhidrat.





gliserin : lipidlerin (yağların) yapısına katılan esas bir madde.





glomerulus : böbrekteki nefronların bowman kapsülü içerisinde bulunmakta olan kılcal kan damarları ağı.





glukagon : pankreas tarafından üretilerek kana verilen, kan şekerini artırıcı etki yapan hormon.





gonad : üreme hücrelerini meydana getiren üreme organları.





grana : kloroplastlar içerisindeki klorofil taşıyan yapı.





granül : stoplazmada bulunmakta olan ufak tanecikler.





gtp : hücre içinde oluşan bazı biyokimyasal reaksiyonlarda enerji için kullanılan bir tür molekül (guanozin tri fosfat).





guanin : dna ve rna nın yapısına katılan bir pürün bazı.





guatr : tiroid bezinin büyümesi neticesi meydana gelen hastalık.





gutasyon : bitkilerin yapraklarından damlalar durumunda su atılması.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - f

Biyoloji sözlüğü - f

Biyoloji terimleri sözlüğü



fagositoz : hücre zarından geçemeyen büyük katı moleküllerin yalancı ayaklarla hücre içerisine alınmasıdır.





farinks : ağız ve burun boşluklarıyla, gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk, yutak.





fauna : belirli bir coğrafi alanda bulunmakta olan hayvan çeşitlerinin tamamı.





fenoloji : çiçek açma, üreme, göç gibi iklime ve çevre koşullarına bağlı, periyodik biyolojik olayların incelenmesi ve kaydı.





fermantasyon : bazı mikroorganizmaların ürettiği enzimlerin etkisiyle organik maddelerin uğradığı değişiklik.





fetüs : embriyonun üçüncü aydan doğuma kadar bütün organ taslakları oluşmuş hali.





fibril : telcik. (miyofibril=kas telciği; nörofibril=sinir telciği)





fibrin : kanın pıhtılaşmasıyla meydana gelen ipliksi, ağsı yapı.





filogenetik sıflandırma : canlıların akrabalık derecelerine göre sınıflandırılması. doğal sınıflandırma.





filotaksis : gövde ekseni üstünde yaprakların diziliş biçimi.





filtre : akışkan olan sıvı yada gazı süzmeye yarayan gözenekli madde. akışkandaki asıltı, çamursu ya da katı maddeleri ayırmaya yarar.





fitoplankton : çoğunlukla bir hücreli su yosunlarından meydana gelen, sularda yaşayan bitki topluluğu.





fizyoloji : canlılardaki yaşamsal olayları (işleyişi) inceleyen bilim dalı.





floem : bitkilerde organik besin taşıyan, canlı, iletken doku, soymuk borusu.





flora : belirli bir coğrafi alanda bulunmakta olan bitki çeşitlerinin tamamı.





folikül : memelilerde yumurtalıkta bulunmakta olan ve olgunlaşmış yumurtayı taşıyan kesecik.





fosfataz : bir molekülden su kullanarak fosfat grubunu ayıran enzim.





fosfodiester bağı : dna'daki fosfat ile şeker arasındaki bağ.





fosfoprotein : protein sentezlendikten o proteine proteinkinazlarla fosfor ilave edilmiş hali.





fosforilasyon : atp üretimi.





fosil : milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların korunarak bu güne kadar gelmiş kalıntıları.





fotoreseptör : ışığı algılayabilen duyu hücresi, almaç.





fotosentez : yeşil bitkilerin, güneş enerjisi ve klorofil pigmenti yardımıyla co2 ve h2o'dan besin maddelerini üretmesidir.





fruktoz : genellikle meyvelerde bulunmakta olan ve yapısında 6 karbon atomu içeren bir çeşit şeker molekülü.





fundus : midenin genişlemiş kısmı.





fungusit : mantarla mücadele ilaçları.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - e

Biyoloji sözlüğü - e

Biyoloji terimleri sözlüğü



efektör : bir organizmanın uyarıya karşı reaksiyon belirten vücut kısmı, örneğin kas.





ekdoderm : embriyo gelişimi sırasında oluşan dış tabaka.





eklem : iskelet sistemini oluşturan, iki yada daha fazla kemiğin birbirne eklendiği kısım.





ekoloji : canlıların birbirlriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı.





ekosistem : bir çevredeki canlı ve cansızların tamamı.





eksositoz : tek hücreli bir ökaryot canlının artık maddelerini boğum yaparak hücre dışarısına atma işlemi.





embriyo : yumurtanın döllenmesinden sonra, meydana gelen canlı taslağı.





emülgatör : besinlere katılan ve onların kararlı emülsüyon durumuna gelmesini sağlayan katkı maddesi.





endoderm : embriyo gelişimi sırasında oluşan iç tabaka.





endokard : kalbin içini örten bir sıra yassı epitel dokudan meydana gelen zar.





endokrin bez : iç salgı (hormon) bezi.





endositoz : tek hücreli bir ökaryotun besin maddelerini boğum yaparak hücre içine alma işlemi.





endosperm : 3n kromozomlu besi doku.





enfeksiyon : bakteri, virüs, mantar yada protozoonların organizmaya girmesi durumu.





enzim : hücre içerisinde üretilen ve tüm hayat olaylarını başlatan, çabuklaştıran, protein yapısındaki katalizörler.





epididimis : erkek üreme sisteminde, testislerin üstünde bulunmakta olan spermlerin olgunlaştığı ve kısa bir müddet depolandığı yer.





epitel : vücut dış yüzeyini, organların iç yüzeyini örten hayvansal doku.





erepsin : proteinlere etki eden ince bağırsak özsularında bulunmakta olan enzim.





ergotin : çavdar mahmuzu özütü. ilaç yapımında kullanılır.





eritrosit : yapısında oksijen bağlama kabiliyeti olan hemoglobini bulunduran kan hücresi (alyuvar).





erozyon : ekolojik etkenler nedeniyle toprağın verimli tabakasının bulunduğu yerden, su, rüzgar, dalga ve buz gibi etkenlerle taşınması.





eşey : cinsiyet.





eşeyli üreme : değişik iki eşey hücresinin birleşmesiyle bir canlı oluşması.





eşeysiz üreme : bir canlının özelleşmiş üreme hücrelerini meydana getirmeden tıpatıp atasına benzer canlıların oluşmasını sağlayan üreme şeklidir.





eşik sinyali : bir sinir hücresinde uyarının zarda değişiklik yapması için gereken minimum potansiyel farkı.





etoloji : canlıların davranışlarını inceleyen bilim dalı.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - d

Biyoloji sözlüğü - d

Biyoloji terimleri sözlüğü



d - amino asit : bakteri hücre duvarlarının polipeptidlerinde bulunmakta olan, proteinlerde bulunmayan amino asit.





dalak : omurgalı hayvanlarda lenfositlerin farklılaştığı ve alyuvarların parçalandığı, kan damarlarının bol olduğu lenfoid organlardan biri.





deaminasyon : bir molekülden amino grubunun çıkarılması işlemi.





dekstrin : çay şekeri cinsinden bir cins şeker.





delesyon : bir tip kromozom mutasyonu sonucunda dna daki bir bazın yada bazların yok olması hali.





dendrit : sinir hücresinin kısa olan uzantısı.





dentin : kollagen ve kalsiyum tuzlarından yapılmış omurgalı hayvanların dişinin içteki sert kısımı.





deoksiribonukleik asit (dna) : canlılardaki yönetici molekül.





deoksiribonukleotid : dna'nın yapıtaşı olan molekül.





deoksiriboz : c5h10o4 bileşiminde olan ve dna'nın yapı birimlerinden biri olan şeker. genel adı pentoz olan monosakkarit.





deplazmoliz : plazmolize uğramış hücrenin tekrar su alarak önceki durumuna dönmesi.





dermis : hayvanlarda derinin alt tabakasına verilen ad.





difüzyon : moleküllerin hareket enerjileriyle çok yoğun ortamdan az yoğun ortama hareket etmesi.





dihibrit : iki karakter bakımından melez olan bireylere verilen ad.





dikotiledon : embriyosunda iki çenek yaprağı bulunmakta olan bitki.





dimorfizm : bir türün iki değişik forma sahip olma durumu.





diploid : 2n kromozom takımı taşıyan hücre.





disakkarit : iki mol monosakkaritin dehidrasyonu neticesi meydana gelen çift şeker. maltoz, sakkaroz, laktoz gibi.





diyabet : şeker hastalığı.





doğalgaz : yer kabuğunun içerisinde metan, etan gibi çeşitli hidrokarbonlardan meydana gelen yanıcı gaz.





doku : belirli bir işi yapmak üzere özelleşmiş hücreler topluluğu.





dominant : baskın gen.





döllenme : yumurta ve spermin birleşmesi.





döllenme borusu : spermlerin yumurtayla birleştiği ve zigotu oluşturduğu tüp.





döl yatağı : uterus. dişi üreme sisteminde, fetusu doğuma kadar beslemek ve barındırmakla görevli kas yapısında bir organdır.





duyu siniri : dış yada iç reseptör organlardan yada duyu alıcılarından alınan uyartıları sinir merkezine ileten sinirler.





düz kas : iç organların hareketini sağlayan ve istemsiz çalışan, demetler alinde, uzun, iğ şekilli, tek çekirdekli kas hücrelerinin bağ dokusu içinde meydana getirdiği kas tipi.





biyolojik terimler sözlüğü

Biyoloji sozlugu - c

Biyoloji sözlüğü - ç

Biyoloji terimleri sözlüğü



çenek : tohum yaprağı. tohumun yapısındaki bitki taslağında bulunmakta olan yapraklardan her biri.





çift çenekli bitki (dikotiledon) : embriyolarında iki çenek yaprak (kotiledon) bulunmakta olan bitkiler. iletim demetleri gövdede belirli bir düzende yerleşmiştir.





biyolojik terimler sözlüğü