?

Cilt hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cilt hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gunes isinlarinin zararlari

Güneş ışınlarının zararları

Güneşte üretilen ve uzayda her yöne yayılan, çok büyük orandaki enerjinin bir bölümü, ya direkt ya da atmosferde saçılarak yeryüzüne ulaşır. yeryüzündeki yaşamın ana kaynağı olan güneş enerjisi değişik dalga boylarında olup; kısaca uv (mor ötesi ), görünür ve ır (kızıl ötesi) ışınlar olarak ayrılabilir. güneşten gelen enerjinin insanlar üstüne etkileri de bu dalga boylarına göre farklılık gösterir.

güneş ışınlarının yere ulaşan, ısıtıcı etkiye sahip kısımları (en fazla ır ve ır' ye yakın olan görünür ışın kısmında) çeşitli yüzeyler tarafından soğurulur ya da yansıtılır. güneşten gelen enerjinin soğurulması sonucunda yüzeyin sıcaklığı yükselir. ısınan ve kendisi de yeni bir ısı kaynağı oluşturan yüzeyler üzerindeki havayı ve etrafındaki diğer maddeleri ısıtmaya başlar. bir siper içerisinde, gölgede ölçülen ve hava durumu raporlarında verilen hava sıcaklığı 25 -35 & ordm; c arasında seyrederken; bulutsuz havada beton bir yüzeyin 1 metre kadar üstünde, güneşe yönlendirilmiş küresel güneş termometresinin gösterdiği sıcaklıklar, yaklaşık olarak 60-70 & ordm; c seviyesindedir. bu demektir ki, güneş ışınlarına direkt maruz kalan insanlar hem güneşin hem de ısınmış beton ve asfalt yüzeylerin ısıtıcı ışınlarına hedef olmaktalar. beton ve asfalt oranının çok yüksek olduğu kentlerimizde yaşayan insanlar, kırsal alanlarda yaşayanlara göre daha fazla ısı yüküne maruz kalmaktalar. bunun ana sebebi kentlerimizde gölgelenmiş (doğal veya yapay) alanların az olmasıdır. bilhassa nemli, sıcak ve rüzgarsız hava koşullarında (bunaltıcı sıcak ), güneşte kalma müddetine de bağlı olarak, insanlarda halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, çalışma isteğinin azalması, kaslarda kramplar, bayılma gibi sağlık sorunlarının yanı sıra şiddetli ısı çarpması (heat stroke) sonucunda şuur kaybı, inme ve ölüm olayları da görülebilmektedir. açık renk, sentetik olmayan bol kıyafetler ve şapka kullanmak bunların yanı sıra bol sıvı almak sıcak strese (aşırı ısı yüküne) karşı alınabilecek en basit korunma yöntemleridir. ancak en radikal tedbir, güneşin en aktif olduğu bilhassa 10. 00-16. 00 saatleri arasında gölgede kalmak veya güneşte kalınan süreyi kısaltmaktır.

güneşten gelen enerjinin içerisinde uv ışınları % 6. 3 gibi ufak bir paya sahip olmasına karşın, değişik dalga boylarında önemli biyolojik tesirleri (anti-bakteriyel etki, d vitamini bireşimi, eritem oluşumu ve albümin koagülasyonu vb.) olduğu bilinmektedir. yeryüzüne ulaşan uv ışınlarının büyük bir kısmını dalga boyu 315-400 nanometre (1nm. = 10-9 m.) olan uva ışınları oluşturmaktadır. yerden yüksekliği yaklaşık olarak 15-40 kilometreler arasında yer alan ozon (o3) tabakasının, çeşitli kimyasallar tarafından bozulması sonucunda yeryüzüne zararlı uvb (dalga boyu 280-315 nm) ışınlarının geldiği öngörülmektedir. uvb' nin büyük bir kısmı ve çok daha tehlikeli olan uvc' nin (dalga boyu & lt; 280 nm.) neredeyse tümü üst seviyelerdeki ozon tarafından tutulmaktadır. ancak yeryüzüne ulaşan bir kısım uvb' nin dna yapısı üstünde zararlı etkilerinden dolayı melanom ve diğer tip deri kanserlerindeki artışın sorumlusu olduğu düşünülmektedir. bunun yanı sıra uvb' nin bazı maddeler, bitkiler ve deniz organizmaları üstüne zararlı tesirleri olduğu da bilinmektedir.

yaz aylarında güneşlenerek bronzlaşmak tenimize güzel bir görünüm sağlayabilir. ancak, güneşin uv ışınlarına uzun süreli maruz kalmak ağrılı güneş yanıklarına neden olabildiği gibi; deri kanseri, derinin çabuk yaşlanması, katarakta bağlı körlük ve diğer göz problemleri gibi daha önemli sağlık sorunlarına da yol açabilmektedir. zamanlarının çoğunu güneşte oynayarak geçiren 18 yaş altındaki nesil önemli bir risk grubu oluşturmaktadır. bu konuda diğer bir risk etkeni de insanların deri tipiyle ilgilidir. açık ten, göz ve saç rengi olan insanlar koyu ten, göz ve saç rengine sahip olanlara göre daha fazla risk altındadır.

dünya sağlık örgütü (who), dünya meteoroloji örgütü (wmo), birleşmiş milletler çevre yazılımı (unep) gibi kuruluşların 1995' de yaptığı toplantıda, insanların uv' nin zararlı tesirleri konusunda uyarılması ve eğitilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. netice olarak, ozon tabakasındaki değişimler ve bulut etkinlikleri izlenerek yere ulaşan uv ışınlarının toplamı uv-indeks değeri ile gösterilerek hava raporlarında halka duyurulması benimsenmiştir. güneş ışınlarına maruz kalan insanlar için genel olarak uv-indeks 0-2 ile çok düşük, 3-4 ile düşük, 5-6 ile orta, 7-9 ile yüksek ve 10+ ile çok yüksek risk derecelerini göstermektedir.

ekvatora yakın pekçok ülkede yıl boyunca uv- indeks 10+ seviyesindedir. türkiye' nin de içerisinde bulunduğu kuşakta ise temmuz ayında öğle saatlerinde, bulutsuz bir havada uv-indeks 8-10 değerleri arasındadır. güncel olan uv-indeks değerlerine ya da bölgesel haritalara meteorolojik bilgi sunan çeşitli internet sitelerinden ulaşmak da mümkündür..

gölgede kalmak ya da öğle saatlerinde güneşte kaldığımız süreyi kısıtlamak, bizi hem ısı çarpmasından hem de uv ışınlarının zararlı etkilerinden koruyabilen en doğal yöntemdir. esasında, uv ışınları atmosferde güçlü bir biçimde saçıldığından, gölgede olan insanların bile tenleri bronzlaşmaktadır. zorunlu olarak güneşte kalanlar ya da deniz kenarlarında tatilde olanlar için geniş kenarlı beyaz şapkalar, en az spf-15 (sun protection factor-spf ) ve daha yüksek koruyucu faktörlü güneş kremleri ile uv ışınlarını geçirmeyen güneş gözlükleri kullanmaları öneri edilmektedir.

son olarak denilebilir ki; siz, siz olun en kızgın olduğu öğle saatlerinde güneşe sakın meydan okumayın.

Solar radyasyon ve deri ustune etkileri

Solar radyasyon ve deri üstüne etkileri

Güneş, dünyamız için olmazsa olmaz enerji kaynağı olarak canlıların günlük yaşantılarını etkileyen, farklı dalga boyunda ışınları ve bu ışınların farklı güçteki etkileri ile biyolojik olayları başlatan, sürdüren, hızlandırıp yavaşlatan ve sonuçlandıran kuvvetli bir düzenleyicidir.

ultraviyole ışınları, tıbbın pekçok alanında olduğu gibi dermatolojide de tanı ve tedavi amacıyla kullanılırlar.

ultraviyole ışınları, yer yüzüne ulaşan solar radyasyonun yaklaşık % 5' ini oluşturur ve dalga boyları 100-400 nm arasındadır. bunun % 95-98'i uva, % 2-5' i uvb'dir, uvc ise yeryüzüne ulaşmadan stratosferik ozon tabakasında absorbe edilir. uva; 320-400 nm, uvb; 280-320 nm, uvc; 100-290 nm dalga boylarındadırlar. uvb ışınları başlıca güneş yanığı, bronzlaşma, erken deri yaşlanması ve kanser gelişimi olmak üzere pekçok biyolojik etkiden sorumludur. uva ışınları ise doza bağlı olarak eritem, bronzlaşma, yaşlanma ve kanser oluşumuna neden olmaktadırlar, ancak bu etkilerin ortaya çıkması için uvb ışınlarının 1000 katı kadar ışın dozuna gerek vardır. uvc ışınları ise karsinojeniktir ancak yeryüzüne ulaşamazlar. deriye ulaşan solar radyasyonun miktarı; ışınların açısı, mevsim, bulunulan yerin ekvatora olan mesafesi, stratosferik ozon konsantrasyonu, yükseklik, çevre kirliliği, bulut kütlesi gibi etmenlere bağlı olarak değişiklik gösterir. uva ve uvb ışınları normal deri üstünde akut ve kronik etkilere sahiptirler. deriye özgü fotobiyolojik reaksiyonlar, uvr (ultraviyole radyasyonu) enerjisinin derideki özgül moleküller ya da kromoforlar tarafından absorbe edilmesi ile başlar. bu enerji ya direkt fotokimyasal etki ile ya da dna'nın yapısal proteinleri üstünde dolaylı oksidatif etki ile yıkıma yol açar.

solar radyasyonun normal deri üstündeki tesirleri

ultraviyolenin normal deri üstündeki akut tesirlerinin en belli başlıları; güneş yanığı (inflamasyon) ve bronzlaşma (melanogenezi uyarması), diğer biyolojik etkiler ise lokal ve sistemik immünsüpresyon, stratum korneum, epidermis ve dermisin kalınlığını artırması, vitamin d'nin fotosentezidir.

insan derisinin uv ışınlarına verdiği eritem ve pigmentasyon cevabı genetik olarak belirlenir. buna göre deri tipleri şu şekilde sıralanabilir.

deri tipi ı: kolay yanar, hiçbir vakit bronzlaşmaz

deri tipi ıı: genellikle yanar, seyrek olarak bronzlaşır

deri tipi ııı: hafif yanar, genellikle bronzlaşır

deri tipi ıv: hiçbir vakit yanmaz, her zaman iyi bronzlaşır

akut etkiler

inflamasyon: güneş yanığı inflamasyonu (eritem), ultraviyole ışınlarının ilk ve en bilinen akut deri yanıtıdır. bilhassa açık tenli kişilerde, eritem, ısı artışı, ağrı ve ödem gibi inflamasyonun klasik belirtileri şeklinde ortaya çıkar. eritem oluşumundan uvb ışınları sorumludur, uva'nın aynı etkiyi oluşturması için uvb'nin 1000 katı kadar bir enerji gerekmektedir. uvb'ye bağlı eritem güneş ışınları ile temastan sonraki birkaç saat içerisinde başlar 6-24 saatte en üst düzeye ulaşır, birkaç günde solar ve yerini soyulma ve bronzlaşmaya bırakır. güneş ışınlarının dna ve proteinler gibi kromoforlarca absorbe edilmesi moleküler ve hücresel yıkıma yol açar. bu olgu sırasında ortaya çıkan prostaglandin gibi mediatörler damarlarda genişlemelere ve inflamasyona sebep olur. prostaglandin inhibitörleri eritemin erken evresini kısmen baskılar ancak meydana gelen yıkımı önlemez.

pigmentasyon:

ultraviyoleye pigmentasyon cevabı ani ve geç bronzlaşma olmak üzere iki aşamalıdır. ani bronzlaşma uva ile meydana gelen eritemi izleyen deride var olan melaninin oksidasyonu ve keratinositlerin transferi neticesi oluşmaktadır. uv ışınları ile temastan sonra saniyeler içerisinde oluşur birkaç saatte solmaya başlar. şayet ışına daha fazla maruz kalınırsa geç pigmentasyon gelişebilir. geç bronzlaşma ise orta boylu uv' ye maruz kalmayı izleyen 24-72 saat sonra epidermal melanin oluşumunun artması ile gelişir. uvb'ye maruz kalma neticesi birkaç saatte başlar günler ya da haftalar sürebilir. tek temas neticesi melanositlerin etkinliği çoğalır, melanosit sayısının artması için daha fazla doza gerek vardır.

hiperplazi:

ultraviyole ışınlarının uyardığı inflamasyon uyarılma eşiği arttığında deride sadece bronzlaşma değil aynı zamanda stratum korneum, epidermis, dermisde kalınlaşmaya sebep olur. bilhassa açık tenlilerde ve vitiligosu olanlarda tek uvb dozundan sonra stratum korneum kalınlaşır. bu deriyi güneş yanığından 10-20 kat korur. hiperplazi, akut uv ile karşılaşmayı izleyerek hem dna, rna ve protein sentezinin artması hem de epidermal, daha az olarak da hücre çoğalması etkinliğinin artması sonucudur. uv ışınları keratinosit hücre sayısında artışa pekçok inflamatuar mediatörlerin salınmasına sebep olur. bu kalınlaşma açık tenli kişilerde, bronzlaşmadan daha fazla koruyuculuk temin eder.

immünolojik değişiklikler:

uv ışınları epidermal langerhans hücrelerinin sayıları ve fonksiyonlarını etkileyerek onların antijen sunma yetisini azaltır. bu bozukluk antijene özgü t hücrelerinin gelişimini uyararak geç tipte aşırı duyarlılığın baskılanmasına yol açar, tümör reddini önler. uv ışınları langerhans hücre (lh) fonksiyonlarının düzenlenmesinde rolü olan keratinosit ve diğer inflamatuar hücrelerin fonksiyonlarını de bozarak bunların lh hücreleri üstündeki düzenleyici görevlerini negatif etkilerler. bağışıklığın baskılanmasında uv absorbe eden, kromofor olan ürokonik asid önemli rol oynar.

vitamin d sentezi:

uvb ışınları, orta dozlarda epidermal 7- dehidrokolesterolü, provitamin d3'e dönüştürmektedir. provitamin d3 günler içerisinde izomerize olarak plazma d vitamini bağlayıcı protein ile dolaşıma katılmaktadır.

geç tesirler

fotoyaşlanma:


deri yaşlanması iç ya da dış (çevresel) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkar. çevresel etmenlerden en önemlileri doğal ya da yapay ultraviyole ışınlarıdır. bu ışınlara uzun süreli ya da yineleyici şekilde maruz kalma ile derinin bütün yapı ve işlevlerinde giderek bozulma neticesi fotoyaşlanma belirtileri görülür. vücudun güneş gören bölümlerinde yaşla birlikte ortaya çıkan değişikliklerden ultraviyole ışınları sorumludur. epidermal değişikliklerden uvb, dermisdeki değişikliklerden hem uvb, hem de uva sorumludur. fotonların hücresel dna' ya direkt tesiri, uva ve uvb ışınlarının ortaya çıkardığı serbest radikaller, reaktif oksijen ürünlerinin dolaylı etkisi olduğu düşünülmektedir. uva 'ya sunuk kalma neticesi, kollajenin yapısında; çok sayıda çapraz bağ oluşumu, çözünürlüğünde azalma, denatürasyon gibi farklılıklar olur. tüm bu farklılıklar fotoyaşlanma ile sonuçlanır. fotoyaşlanma sonucunda deride klinik olarak elastoz, ince ve kalın kırışıklıklar, kuruluk, gevşeme, kabalaşma, kılcal damar kümeleri, düzensiz pigmentasyon, yer yer sarımsı renk, çok sayıda iyi ya da kötü huylu tümörler görülür.

fotokarsinogenez:

doğal ya da yapay ultraviyole ışınlarına uzun süreli maruz kalma neticesi insanlarda ve deney hayvanlarında deri kanseri oluştuğu bilinmektedir. deney hayvanlarında kanser oluşturan ultraviyole ışınının dalga boyu 280-320nm olan uvb olduğu gösterilmiştir. uzun dalga boylu uva

(320-400nm) ışınları uvb ışınımına eklendiğinde karsinogenez oluşumu çoğalır. uvr ışınımına maruz kalma nükleer dna'da ardışık değişikliklerle sonuçlanır. uvb ve uvc'nin hücre ölümü, mutasyon ve transformasyon gibi etkileri için ana hedef yapı dna'dır. uvr (290-360nm) etkisi ile insan derisinde pirimidin dimerleri oluştuğu invivo olarak gösterilmiştir. bu fotoürünler, şayet tamir da bozuksa dna yıkımına ve mutasyona sebep olur. bundan başka uv etkisi ile tümör süpresör gen (p 53 geni) mutasyonu da olmaktadır. diğer taraftan uv ışınları, langerhans hücre fonksiyonlarını bozarak immün sistemi baskılar. tüm bu etkiler ve mutasyona neden olma, hücre bölünmesini bozarak tümör gelişimine sebep olur.

ultraviyole ışınları etkisi ile en fazla yüzde yerel bazal hücreli karsinom, skuamoz hücreli karsinom gibi melanom olmayan deri kanserleri ve bunların öncüleri olan solar keratoz ve lentigolar gelişir. melanom olmayan deri kanserlerinin gelişiminde alınan kümülatif doz mühimdir. melanom gelişiminde ise uzun süreli temastan çok, yinelenen ve deride yanık oluşturacak şiddette uv ışınlarına maruz kalma mühimdir.

güneş ışınlarından korunma

güneşten korunmada esas ilkelerden birisi kişinin eğitimidir. bu eğitici programlarda insanlar; uzun müddet güneşlenmenin zararları, güneşe çıktıklarında bilinçli koruyucu ürün kullanmaları, konusunda bilgilendirilmelidirler. (bkz. hasta rehberi, sayfa: 222 )

güneşten koruyucular

güneşten koruyucular (gk), uv ışınlarını absorbe etme yansıtma ve dağıtma yoluyla deriye ulaşmalarını önleyen yerel ilaçlardır. güneşten koruyucular güneş yanığını engellerler, fotoyaşlanma izlerini azaltırlar, uva' ya bağlı kronik fotoyıkımı ve immünsüpresyonu azaltır, deri kanserlerinin oluşumunu engellerler.

güneşten koruyucu ürünlerin özellikleri:

bir güneşten koruyucunun aktivitesi bu ürünün güneş koruma etkeni (gkf) değerine dayanır ve ürünün deriyi güneş yanığına karşı koruyabilme kabiliyetini gösterir. deride eritemin görülebilmesi için güneş altında kalınan en kısa sürede alınan ışın dozuna minimal eritem dozu (med) denir. gkf değeri; koruyucu uygulanmış deri alanındaki med'in, uygulanmamış derideki med'e oranı alınarak hesaplanır. deri tipi ı-ıı olanlar; gkf; 15-30, deri tipi ııı-ıv olanlar ise gkf; 10-15 olan koruyucuları seçmelidirler. iyi bir gk ürün; suya, terlemeye, sürtünmeye ve buharlaşmaya dayanıklı olmalı, kokusuz ve renksiz olmalı, irritan, toksik ve duyarlandırıcı olmamalıdır. bir güneşten koruyucunun etkinliğini sürdürebilmesi için, ideal bir taşıyıcı içerisinde olması ve suyla ya da terle uzaklaştırılmaya dayanıklı olması, hem uvb hemde uva'yı absorbe etmesi gerekir. güneşten koruyucu ürünler solüsyon, jel, krem ve merhem olarak hazırlanırlar. güneş koruyucu önerilirken kişinin deri rengi ve tipi, ışık duyarlılığı olup olmadığı (bu taktirde hem uvb, hemde uva' yı filtre edenler seçilmeli), mesleği ve açık hava etkinlikleri, kontakt duyarlılığı olup olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. tam koruma sağlamak için güneşten koruyucu deri yüzeyine ince bir tabaka oluşturacak oranda (birim alana 1,5-2mg.) uygulanmalı ve homojen olarak olarak dağıtılmalıdır.

1) kimyasal koruyucular:

uv ışınlarını absorbe ederek, deriye girişini azaltırlar. sadece uvb'yi ve hem uvb hem de uva'yı (320-360 nm den kısa dalga boylarını) absorbe edenler olmak üzere iki çeşittirler. paba (para amino benzoik asit), paba esterleri (padimat -a, padimat- o, escalol 505), sinnematlar (oktilsinnemat) ve salisilatlardır. uva ve uvb absorbsiyonu yapan benzofenon ve antralinatlar 340 nm dalga boyularındaki ışınları kısmen absorbe ederken, dibenzoilmetanlar uva'nın daha uzun dalga boylarını absorbe ederler. yaz mevsiminde tercih edilmelidirler. kimyasal koruyucular renksizdirler ve kozmetik kabul edilebilirlikleri fazladır.

2) fiziksel koruyucular :

uv ışınlarını yansıtma ve dağıtma yoluyla fiziksel bir bariyer oluştururlar.

hem uva hemde uvb' ye karşı iyi bir koruma temin eder. ancak opak olduklarından kozmetik kabul edilebilirlikleri kötüdür, suda erimeye direçlidirler fakat güneş etkisi ile ısınma neticesi erirler iki saatte bir yenilenmelidirler. bu gruptaki koruyucular; titanyum dioksit, çinko oksit, talk, magnezyum oksit, kaolin (aliminyum silikat), ferrik oksit, zirkonyum oksit gibi maddeleri içeririler. genellikle burun, kulaklar ve dudaklar gibi sınırlı alanlarda kullanılırlar. mesleki olarak devamlı güneş altında kalanlarda, ışık duyarlılığı olanlarda (lupus, kseroderma pigmentosum gibi) kullanılması lazımdır.

3) kombine koruyucular:

hem uva hem de uvb içeren kimyasal koruyuculara fiziksel bir koruyucunun eklenmesi ile elde edilirler. deri tipi ı ve ıı olan açık tenli kişilerde etkili bir koruma temin eder.

güneşten koruyucuların; irritan kontakt dermatit, kontakt alerji, fototoksisite ve fotoalerji oluşturma gibi yan etkileri vardır. bu etkiler paba ve paba esterleri, koruyucu içerisindeki koku vericiler ya da koruyuculara bağlıdır.

son yıllarda güneşten koruyucuların deri kanseri oluşturma riskini arttırdıklarına dair görüşler ortaya atılmıştır, ancak; güneşten koruyucuların direkt deri kanserine neden olmaktan çok gk kullanılmasının, uzun müddet güneş altında kalmayı cesaretlendirmesine bağlı olduğu da savunulmaktadır. güneşten koruyucuların çoğu uvb'yi tümden uva'yı kısmen filtre ederler. dolayısıyla uva ışınının büyük bir kısmının deriden geçmesine ve daha uzun müddet uva ışınlarına maruz kalınmasına ve böylece uva ışınlarının daha derin tabakalara penetre olmasına yol açarak kanser oluşumuna neden olabileceği ileri sürülmüştür.

Sedef hastaligi tedavisinde son sistem: b - clear

Sedef hastalığı tedavisinde son sistem: b - clear

Sedef hastalığı tedavisinde çok çeşitli yöntemler kullanılıyor. tedavi şekli; hastalığın çeşidi ve şiddeti, bulunduğu alan, hastanın yaşı ve sağlık durumu dikkate alınarak seçilir. ultraviyole, sedef hastalarının şikayetlerini azaltabilir. orta ve şiddetli sedefi olan, lokal ilaç tedavisine cevap vermeyen veya bu tedavi için çok yaygın hastalığı olanlarda tatbik edilebilir. güneş ışığı ve suyun sedef hastalarında yararı uzun süredir bilinir. ancak kontrolsüz güneşlenmek hastalara zararlı da olabilmektedir. güneş yanığı hastalığın artmasına sebep olabilir.

özellikle açık tenli kişilerde ultraviyole deri kanseri riskini arttırmaktadır. ultraviyole ışık kaynakları, güneş ışıklarından ultraviyole a ve b'nin tedavi hedefli kullanılması için geliştirilmiş yapay cihazlardır. böylece ultraviyole, kontrollü ve tertipli bir biçimde hekim tarafından tatbik edilebilir. ultraviyole, sedef hastalarında yüksek olan deri hücrelerinin gelişme hızını azaltır.

uva (puva)

psoralen içeren ilacı içen hastaya ultraviyole a tedavisi uygulanır. psoralen gözün lens kısmında birikeceğinden hastalar tedavi alırken güneş batıncaya kadar uva geçirmeyen güneş gözlükleri kullanmalıdır.

uvb

uvb tedavisi güvenilir ve etkilidir. ağızdan ilaç alınması gerekmez. seanslar durumunda uygulanır.

bclear

sedef hastalığı tedavisinde kullanılan ileri teknolojiyle geliştirilmiş yeni bir uvb cihazıdır. fiber optik iletim sistemine sahiptir. böylece normalde kabin tedavisi biçiminde uygulanan ultraviyole tedavisinin yalnızca hastalıklı bölgelere uygulanmasına olanak temin eder. hastalıklı alanlarda yüksek dozlar kullanılarak tedavi seansları azalır. sağlıklı cilde ışık verilmediğinden bu alanlarda yan etki olmaz.

Akne vulgaris

Akne vulgaris

Toplumda sık görülmesi ve son derece rahatsız edici bir kozmetik sorun olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalıktır. bilhassa ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma çoğalmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. bunun derideki görüntüsüde istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler, iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir.

oniki yaşından itibaren onsekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir. ancak unutulmamalıdırki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu problem elişebilir. bayanların %70'i, erkeklerin ise %80'inde yaşam boyunca gelişi güzel bir zamanda sivilce oluşabilir. ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler tedavide geç kalınmalara, kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir.

cılt altındaki yağ bezlerinin işlevin bozulması, porların kapanması ve birtakım bakterilerin iltihaplanmaya neden olması ile klasik sivilce görüntüsü cilt üstünde belirir.

akne oluşumunu etkileyen etkenler şunlardır:

1-genetik: annede veya babada akne olması,

çocuklarda görülme sıklığını artırır.

2-ultraviyole: güneş ışınları sivilce

oluşumunu pozitif veya negatif yönde etkileyebilir.

3-terleme: terleme ile sivilceler yoğunlaşır.

4-diyet: gıdaların sivilce oluşumunda

artırıcı hiçbir tesiri yoktur.

5-hormonlar: adet düzensizliği ve hormonal

bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır.

6-kozmetik ürünler: yanlış pekçok kozmetik

kullanımı, kozmetilk salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır.

akne klinik görüntüsüne göre çok değişik tiplerde gözlenebilir. en hafif formu olan komodojenik akne siyah noktalar veya beyaz butonlar biçiminde görünürken, iltihaplı formda olanlara püstül denir. en şiddetli formunu ise nodül ve kistler oluşturur; bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak gözlemlenir ve ciltte kalıcı izlere sebep olabilir.

akne yalnızca yüzde değil bundan başka göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilir. yüz bölgesinde meydana gelen sivilceler ağrılı kaşıntılı olabilir.

fiziksel görüntünün bozulması psikolojik stres ve gerginliklere yol açabilir. toplumdan uzaklaşma, mutsuzluk, hatta depresyon gelişimi bile gözlenebilir.

akneli kişilerin birtakım kozmetik kremlerden, losyonlardan ve hoşluk salonlarından çare arayışları ise hastalığın büsbütün kötüleşmesine,

tedavinin zorlaşmasına sebep olur. bu merkezlerdeki uygulamalar kalıcı izlere dahi yol açabilir ve hasta iyileşmediğini düşünerek yanlış bir inanışa kapılabilir.

akne tertipli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekmektedir. ilk olarak hafif

formlarda yalnızca lokal tedaviler yeterli olabilir. bu tedavi iyi bir temizleyici jel ile kombine edilir. daha yoğun sivilcelerde ise antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir. inatçı, şiddetli hastalarda ise a vitamini türevleri olabildiğince başarı gösteren neticeler verir. hastaları psikolojik olarak da yıkan bu hastalık başarı gösteren bir biçimde doğru bir takiple düzeltilebilir.

Roseola infantum

Roseola infantum

Herpesvirus tip 6' nın sebep olduğu, iyi huylu, yaklaşık 3 gün süren ateşin arkasından ortaya çıkan pembe, makülopapüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır. hastalık solunum yolu sekresyonları ile bulaşır. dört yaşına kadar çocukların neredeyse tümü hastalığı geçirmekte ve ömür boyu bağışıklık kazanmaktadır. en sık ilk yaşın ikinci yarısında ve, ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür.

klinik : yaklaşık 3 günlük ateşli bir dönemden sonra ateşin normale dönmesinden derhal sonra makülopapüler veya eritematöz döküntü ortaya çıkar. döküntü gövdeden başlar, boyun ve ekstremitelere yayılabilir, 2 gün içinde, iz bırakmadan kaybolur. kaşıntı yoktur, basmakla solar. vakaların bir kısmında ishal görülebilir. yüzde 14 vakada huzursuzluk ve irritabilite biçiminde prodromal semptomlar olabilir. fontanel belirginliği (% 26), nagayama lekeleri (yumuşak damak ve uvulada eritematöz papüller - % 65), periorbital ödem (ateşli dönemde, % 30), servikal, postaurikular ve postoksipital lenfadenopati (% 31) bulunabilecek diğer bulgulardır. nadiren splenomegali, ensefalopati ve konjunktival eritem görülebilir. inkübasyon müddeti ortalama 9 (5-15) gündür.

komplikasyonlar : hastalığın en önemli komplikasyonu ateşli dönemde görülebilen febril konvülsiyondur (% 6-15). ensefalit, fulminan hepatit, hemofagositik sendrom ve dissemine enfeksiyon herpesvirus tip 6' nın nadiren sebep olduğu klinik tablolardır.

tanı : rutin tanı testleri luzumsuzdur. kesin tanı gerekirse, virus periferik kandan izole edilebilir veya serolojik olarak herpesvirus tip 6 ıg m pozitifliğine konvelasan serumda akut döneme göre herpesvirus tip 6 ıg g' nin en az 4 kat artışına veya negatifken olumlu oluşuna bakılabilir. lökosit düzeyine bakılırsa, lökopeni bulunabilir.

ayırıcı tanı : enfeksiyöz mononukleoz, febril konvülsiyon, eritema infeksiyozum, kızamık, menenjit, rubella, ilaç erüpsiyonu.

tedavi : spesifik tedavi yoktur. ateşli dönemde ateşin antipiretikler ile ve ılık banyolarla düşürülmesi tavsiye edilir.

korunma : izolasyon önerilmez. aktif bir aşı bulunmamaktadır.

Sigiller

Siğiller

Siğil bir çeşit virüsün neden olduğu bulaşıcı deri hastalığı. virüsün hastalık h & acirc; lini hus & ucirc; le getirebilmesi için şahsın veya hastalığın yerleşme yerinin predispoze olması (meyletmesi) l & acirc; zımdır. siğiller iki çeşittir:

a) verruca vulgaris: çok def & acirc; deri renginde, b & acirc; zan sarı veya sarı esmerimtrak, üstü girintili çıkıntılı, karnıbahar manzarasında, sert, pürtüklü, derinin kornium tabakasının aşırı kalınlaşmasından hasıl olan ufak urlardır. b & acirc; zan birkaç adedi birleşerek pl & acirc; klar meydana getirirler. kişide belli bir şik & acirc; yet hus & ucirc; le getirmezler. bununla beraber tırnak kenarlarında, el parmaklarının oynakları üzerinde olanlarla tabanda yerleşenler ağrılı olur. adetleri çok def & acirc; birkaç t & acirc; nedir. bunların içerisinde birisi büyük olup, buna "ana siğil" denir.

siğiller çok def & acirc; el sırtında, ön kolda, bacak ve yüz gibi açık bölgelerde yerleşirler. ayak tabanında yerleştiği vakit epidermisin kalın olmasından dolayı dışarıya doğru büyümeyerek derinlere doğru ilerler. ilk bakışta nasırı andırır. ikinci tarak kemik, ikinci ayak parmağı arası mafsalında ve topuk kısmında yerleşir. derinin epidermisinde yerleştiği için iyileşince skatris (iz) bırakmaz.

b) verruca plano juvenilis: gençlerde ve çocuklarda görülür. deri renginde veya hafif sarı kahve renginde, düz, yaygın urlardır. toplu iğne başından mercimek büyüklüğüne kadar çeşitli irilikte olurlar. gruplaşmaya meylederler. traş ve kaşınma ile hastalık derinin diğer kısımlarına yayılır. en fazla yüzde ve elde yerleşir.

tipik siğilleri teşhis etmek kolaydır. tabandakiler nasırlarla karışır. siğillerin üstündeki kalınlaşmış cornium tabakası (hiperkeratoz) kaldırılırsa nokta biçiminde kanamalar görülür.

ted & acirc; vi: çok def & acirc; müd & acirc; halesiz iyileşir. du & acirc; okunarak iyileşenler pekçoktur. elektrokoter ile tahrip edilebilir (yakmak). y & acirc; hut "pate oxyde de zinc" il & acirc; ç, siğilin etrafına sürülür, böylece sağlam deri kısımları korunur. siğilin üstüne de % 30' luk triklor asetik asit solüsyonundan sürülür.

Pisik

Pişik

Pişik bilhassa vücudun eklem yerlerinde, deri kıvrımları arasındaki sürtünmeden veya cildin gelişi güzel tahriş edici bir maddeyle temasından oluşan kızarıklık. en çok tenasül organları etrafında, koltuk altlarında, meme altlarında, ayak parmakları arasında ve altında görülür.

konuşma dilinde pişik kelimesiyle daha ziyade bebeklerde ciltte görülen ve önem verilmeyen kızartı ve kabarcıklar ifade edilir. bu tarif yanlış olup, pişikler büyüklerde de sıklıkla görülebilir ve bundan başka yalnız büklüm yerlerinde değil, tahrişe maruz kalmış olan her yerde ortaya çıkabilir. bilhassa yaz aylarında naylon çorap giyenlerde, ayak parmakları arasında pişik çok görülür.

bebeklerde cilt çok duyarlı olduğu için aşırı sıcak, ter, idrar veya başka bir şeyle tahriş olabilir. şayet önlem alınmazsa oluşan pişikler, zaman geçtikçe açık yara durumuna dönüşebilir ve mikrop kapabilir.

tedavisi iki yönlü olmalıdır: birincisi pişiğin meydana gelmesini önlemek, ikincisi de pişiğin iyileşmesi ve enfeksiyona mani olunmasıdır. pişiğin meydana gelmesini önlemek için, gerek bebeklerde, gerekse büyüklerde sentetik çamaşır kullanılmasını engellemelidir. vücudun kıvrım yerleri nemli tutulmamalıdır. bebeklerin altı sıkça temizlenmeli, bir müddet oda havasında açık bırakılmalıdır. bebeklerin kıvrım yerlerine ve tenasül organları çevresine talk pudrası serpilmelidir. pişiği iyileştirmek için yukarıdaki tedbirlere ilaveten pomadlar kullanılabilir. enfeksiyon meydana gelmişse, hekim önerisi üstüne antibiyotik kullanılabilir. basit pişiklerde zeytinyağı da sürülebilir.

Guneslenmenin zararlari

Güneşlenmenin zararları

Güneş ve solaryum kaynaklı ultraviyole (morötesi) radyasyonun zararları bağışıklık sistemini baskılayan ve erken yaşlanmayı tetikleyen etkileri de vardır. uv radyasyon kırışıklıkları arttırarak, kaba bir deri görüntüsü oluşmasına sebep olur.

fakat güneş ışığı insan sağlığı için faydalı değil midir ?

insanlar genellikle bronz tenin bir sağlık belirteci olduğunu düşünür. gerçekte vücudun d vitamini sentezleyebilmesi için çok az miktar güneş ışığına gereksinim vardır. vücudun gereksinimi olan d vitamini miktarı bronzlaşma ile elde edilenin çok altındadır.

gerçekten insanlar güneş ışığından zarar görmekte midirler ?

evet. deri kanserlerinin sayısı gün geçtikçe çoğalmakta ve uzmanlar bu artışın güneş ve solaryum kaynaklı uv radyasyona bağlı olduğunu söylemektedir.

güneş ve solaryumun sebep olduğu deri kanseri çeşitleri tedavi edilebilir mi ?

ne yazık ki hayır. melanom (uvb radyasyon arasında bir ilişkiden şüphe edilmektedir) denilen deri kanseri erken yakalanmazsa sıklıkla öldürücüdür. melanom vakalarının sayısı gittikçe artmaktadır.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Gunes ve cildimiz

Güneş ve cildimiz

Ultraviyole radyasyonun zararları anlaşılmadan önce güneş ışığının sağlıklı yaşam için lazım olduğu bilinirdi. gerçekten güneş ışığının bazı hastalıkları tedavi edici özelliği vardır. fakat güneşe fazla maruz kalmaktan uzak durulmalıdır. fazla güneş, yanık, kırışıklıklık, çil, kılcal damar genişlemesine ve zona ve nadir karşılaşılan bir hastalık olan lupus eritematozus güneşle tetiklenebilir. ultraviyole ışınları gözde de katarağa kadar gidebilen hasara sebep olur.

güneşten korunma önerileri

en az 15 faktörlü geniş spektrumlu güneşten koruyucular dudak da dahil olmak üzere, bütün güneş gören alanlara, bulutlu havalarda bile uygulanmalıdır.

suda iken veya terli iken güneşe maruz kalırsanız suya dayanıklı güneşten koruyucu kremler kullanınız.

güneşten koruyucunuzu 1. 5 saatte bir uygulayın.

geniş şapka ve gözlük kullanın.

gölgede kalmaya çalışın.

güneşten koruyan sıkı dokumalı giysiler giyin.

saat 10. 00- 16. 00 saatleri arasındaki açık hava aktivitelerinizi daha erkene veya geç saate alın.

herkes güneşli günlerden hoşlanır. bu önerilere uyarak güvenli bir biçimde açık havada kanser ve yaşlanma endişesi olmadan çalışabilir ve vakit geçirebilirsiniz.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Dermoskopi

Dermoskopi

Dermoskopi yöntemi nedir ?

dermoskopi (derinin yüzeyel mikroskopik incelemesi) başlıca derideki koyu renkli lekelere tanı koymak amacıyla kullanılan bir dermatolojik muayene yöntemidir. tecrübeli bir uzman bu yöntem ile melanomları kolaylıkla tanıyabilir.

dermaskopi için yüksek kaliteli büyütücü bir merceğe ve de güçlü bir ışık sistemine gereksinim vardır. bu yöntemle derinin yapısı ve dokusu büyütülerek daha rahat algılanabilir. bu hedefle hazırlanmış bir çok cihaz vardır. bazı aletler ile incelenen bölgelerin fotoğraflarını da çekmek mümkündür..

bu sistemin avantajları nelerdir ?

bu cihazlarla kombine edilen bilgisayar programları muayene görüntülerini arşivlemeyi, uzmanın tanısını ve rapor çıkarabilmesini temin eder. hastaların eski benlerinin fotoğrafları arşivlenebildiğinden, takip döneminde benlerde değişiklik olup olmadığı kontrol edilebilmekte, şayet riskli bir değişiklik varsa bunu erkenden tedavi edebilme şansı doğmaktadır.

Gunesten koruyucular

Güneşten koruyucular

Her yaşta güneşten korunmak güneş ışınlarının erken ve geç dönem zararlı etkilerini önler. güneşten koruyucuların kullanımı güneşten korunmanın en önemli parçalarından biridir ve diğer güneşten koruma tedbirleri ile bir arada uygulanmalıdır.

güneşte fazla kalma neticesi ağrılı kırmızı güneş yanığı ve hasarı meydana gelebilir.

kumsal şemsiyeleri güneşten korunmak için iyi bir fikir olarak gözükebilir, fakat kum, sudan yansıyan ışık nedeniyle uv ışınlarından tam koruma sağlamaz. elbiselerin çoğu güneş ışınlarını emer veya yansıtır. fakat gevşek dokunmuş kumaşlar ve ıslak giysiler deriyi güneşe karşı koruyamaz. sıkı giysiler daha iyi koruma temin eder.

güneşten korunma kışın da lazımdır. kar güneş ışınlarının %80 ini yansıtır ve deri yanığı ve hasarına sebep olabilir. yüksek rakımda, güneş ışınlarını bloke eden atmosfer daha ince olduğu için, kış sporları yapanlarda güneş hasarı riski çoğalır.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Deri kanseri

Deri kanseri

Bütün kanser çeşitleri içerisinde kaşıntı, duyarlılık ve ağrı hissedilmesidir.

cilt kanserlerine nasıl tanı konulur ?

deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.

dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için şahsi cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir.

derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, biçim ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. gelişi hoş bir değişiklik saptadığınızda cildiye uzmanına başvurunuz.

melanoma ilişkin bulgular

asimetri - benin bir tarafının diğer tarafından değişik olması. benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı biçimde mi ? melanomda genellikle asimetri vardır.

sınır düzensizliği - melanomun limiti veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

renk - iyi huylu benler gelişi hoş bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. melanom ise sıklıkla birden çok rengi içerisinde barındırır.

büyüklük - iyi huylu benler ufak kalırken melanom büyümeye devam eder. genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en kuvvetli silahtır. melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan bütün deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna önünde muayene edin.

kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.

sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.

boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Bazal hucreli karsinoma

Bazal hücreli karsinoma

Önerdiği yara bakım önerilerine uyulur. yara beş yedi günde iyileşir. bazal hücreli karsinomanın bir çok tipi vardır. biyopsinin hedefi hem bazal hücreli karsinoma tanısı koymak, hem de tipini belirlemektir. tümör olabildiğince ince ve yüzeysel ise doktorunuz biyopsiyi hem tanı hem de tedavi hedefli olarak planlayabilir.

biyopsi neticesi bazal hücreli karsinoma olarak gelirse ne yapılmalıdır ?

doktorunuz sizle tartışarak en ideal radyoterapi veyalaser tedavisidir. bazı durumlarda mohs mikrocerrahisi denilen özel bir cerrahi yöntem doktorunuz tarafından öneri edilebilir. bu yöntem bilhassa tekrarlayan, geniş alana yayılan tümörlerde ve de kozmetik açıdan önemli olan yüz gibi bölgelerde uygulanır.

bu tedavi yöntemleri ile yara izi kalır mı ?

tümör genellikle yüz gibi kozmetik açıdan önemli alanlarda görüldüğünden, hastaların pek çoğu yara izi konusunda kaygılıdır. şayet tümör küçükse klasik tedavi yöntemleri olabildiğince başarı gösterendir. hastanın estetik beklentisi fazla ise mohs cerrahisi öneri edilir.

bazal hücreli karsinoma diğer kanserler gibi kan yoluyla diğer organlar yayılmadığı halde neden tedavi edilmelidir ?

bazı kişiler bazal hücreli karsinoma diğer kanserler gibi kan yoluyla diğer organlara yayılmadığı için tedavinin luzumsuz olduğunu düşünmektedir. unutulmamalıdır ki; bazal hücreli karsinoma bir kanserdir ve tedavi edilmezse çevresindeki dokulara yayılır. bazal hücreli karsinoma kendi kendine iyileşmez. göz, kulak, burun gibi önemli organlar ve sinirlerin yoğun olduğu bölgelerdeki tümör tedavi edilmezse ileride sorun oluşturabilir.

bende bir kez bazal hücreli karsinoma oldu. yenisinin gelişme ihtimali var mı ?

bu taktirde beş yıl içerisinde yeni bir bazal hücreli karsinomaya yakalama ihtimaliniz %40 tır. dolayısıyla dermatologunuza belli aralıklarla muayene olunuz ve iyileşmeyen yaralarınız olduğunda derhal doktorunuzla temasa geçiniz.

ben bazal hücreli karsinoma hastasıyım. melanom gibi diğer deri kanserlerine yakalanma riskim var mı ?

çok sayıda bazal hücreli veya squamöz hücreli karsinoması olan hastalarda melanom görülme ihtimali daha fazladır. dolayısıyla melanoma olup olmadığını araştırmak için yılda bir kez bütün cildin muayenesi yapılmalıdır. fakat bilinmelidir ki bazal hücreli karsinoma melanoma dönüşmez.

bazal hücreli karsinomadan korunmak için neler yapabilirim ?

güneşin yaydığı ultraviyole radyasyon kanserin nedeni olarak görüldüğünden, güneşten korunmak bazal hücreli karsinoma gelişimini azaltmaya yardımcı olabilir.

güneşe maruziyetin %85i çocukluk çağında meydana geldiğinden, ilerde bazal hücreli karsinoma gelişmemesi için çocuklar güneşten korunmalıdır. dışarıda kalınan zamanlarda 15 veya üzeri koruma etkeni olan güneşten koruyucular kullanılmalı, geniş şapka ve güneşten koruyan elbise giyilmeli, saat 10. 00 ile 16. 00 arasında güneşte kalınmamalıdır. dışarıda kalınan zamanlarda bir buçuk saatte bir güneşten koruyucu uygulanmalıdır. şayet tertipli güneşten koruyucu kullanır ve uygunsuz saatlerde güneşte kalmaktan kaçınırsanız, bazal hücreli karsinoma olma riskinizi azaltırsınız.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Vitiligo

Vitiligo

Vitiligo deriyi boyayan maddenin (pigment) kaybı nedeniyle, cildin beyazlaşması ile seyreden bir hastalıktır. bağışıklık sistemini düzenleyen maddeler içeren kremlerin kullanımı vardır. güvenli olduğundan çocuklara ve göz kapağına da tatbik edilebilir. excimerlaser de tedavi de denenebilir.

depigmentation tedavisi

vitiligosu çok yaygın olan olgularda deri renginin hidrokinon denen bir kimyasal ilaç ile tamamen açılması da alternatif bir yöntemdir. fakat tedavi bir yıl sürebilir ve netice kalıcıdır.

vitiligo kesin olarak tedavi edilebilir mi ?

günümüzde vitiligonun sebebi bilinmemektedir, bununla beraber hastalığın ailesel bir özelliği vardır. hastalığı tedavi edecek çeşitli yöntemler bulunmasına karşın, hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. vitiligo hakkında yapılan araştırmalar halen sürmektedir.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Urtiker (kurdesen)

Ürtiker (kurdeşen)

Ürtiker vücudun gelişi hoş bir yerinde gruplar halindeoluşan, soluk kırmızı renkli kabarıklıklardır. bu döküntü bir kaç saat içerisinde geriler. eski bir döküntü solarken yerine yenileri çıkabilir. boyutları bir kalem arkası büyüklüğünden, bir tabak büyüklüğüne kadar değişebilir ve birleşerek büyük alanlar oluşturabilirler. genellikle kaşıntılıdır, fakat yanma ve batma hissi de olabilir.



ürtiker kan plazmasının derideki ufak damarlardan dışarı çıkması neticesi oluşur. bu duruma histamin denen kimyasal maddenin salgılanması sebep olur. histamin mast hücresi dediğimiz hücrelerden salgılanır. alerjik reaksiyonlar, yiyeceklerin içerisinde bulunmakta olan bazı kimyasal maddeler ve bazı ilaçlar histamin salınımına sebep olabilir. zaman zaman ürtikerin neden oluştuğu saptanamayabilir.



ürtiker olabildiğince yaygındır. insanların % 10-20 si hayatı boyunca en az bir kez ürtiker atağı geçirir. bir çok atak bir kaç gün veya haftada geriler. zaman zaman de yıllarca sürebilir.



ürtiker göz çevresinde, dudakda, cinsel bölgede geliştiğinde aşırı bir şişliğe sebep olur. bu durum hastaları korkutmasına karşın, genellikle 24 saat içerisinde geriler. bununla birlikte nefes almakta ve yutkunmakta güçlük var ise acilen bir hekime başvurulmalıdır.

akut ürtiker

altı haftadan kısa süren ürtikere kabızlık ilaçları vajinal fitiller ürtiker sebebi olabilir. bu tarz bir döküntünüz olduğunda hekiminize kullandığınız ilaçları söylemek mühimdir.

enfeksiyonlar

bir çok enfeksiyon ürtikere sebep olabilir. çocuklarda soğuk algınlığı en sık rastlanılan nedendir.

kronik ürtiker

altı haftadan fazla müddet devam eden ürtikere kronik ürtiker denilir. bu tarz ürtikerin sebebini bulmak, akut ürtikere göre çok kolay değildir. kronik ürtilerli hastaların çok azında etken tespit edilebilir. doktorunuz ürtikerin nedenini bulmak için size bir takım sorular soracaktır. hastalığa ilişkin spesifik bir test bulunmadığından doktorunuz size soracağı sorular ve muayene bulgularına göre bazı testler isteyecektir.

fiziksel ürtikerler

ürtiker güneş ışınları, sıcak, soğuk, baskı, titreşim ve egzersize bağlı olarak gelişebilir. güneş ışınlarına karşı gelişen ürtikere solar ürtiker denilir. bu durum nadiren görülür ve güneşe maruz kalındıktan bir kaç dakika sonrasında gelişir ve bir iki saat içerisinde geriler. soğuğa karşı gelişen ürtiker daha yaygındır. bu tarz ürtiker soğuğa maruz kaldıktan sonra derinin ısınması ile ortaya çıkar. şayet soğuk vücudun geniş alanını etkilemişse, çok fazla histamin salgılanır ve bu durum nefes darlığı, yaygın kızarıklık, yaygın ürtiker ve bayılmaya sebep olabilir.



dermografik ürtiker

deride yapılan bir ovuşturma veya bir gelişi hoş bir cisim ile bastırıldığında bu alanda ürtiker gelişmesi dermografizm olarak bilinir. bu durum toplumda % 5 oranında görülür. bilhassa genç bayanlarda aylarca hatta yıllarca devam edebilir.

tedavi

en iyi tedavi faktörün saptanması ve bu etkenden sakınılmasıdır. bu kolaylıkla yapılmaz ve zaman zaman olası değildir. doktorunuzun yazacağı antihistaminik dediğimiz ilaçlar genellikle ürtikerde iyileşme temin eder. ürtikerin oluşmaması için en iyi yol anthistaminiklerin tertipli bir biçimde alınmasıdır. doktorunuz size en ideal olan bir veya birden çok antihistaminik seçeneğini reçeteleyebilir. şiddetli olgularda epinefrin veya kortizon enjeksiyonuna gereksinim duyulabilir.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Sivilce (akne vulgaris)

Sivilce (akne vulgaris)

Akne tıkalı gözenekler (siyah ve beyaz noktacıklar), kırmızı kabarcıklar, iltihaplı kabarıklıklar ve derinin derin tabakalarında kistlerle seyreden bir hastalıktır. hastalık genellikle yüzde, boyunda, göğüste, sırtta, omuzlarda ve hatta kolların üst bölgesinde görülebilir. ergenlik döneminde bir çok kişide kist dediğimiz deri altında ağrılı kitleler var ise cildiye uzmanınız bu kistlere kortizon enjeksiyonu yapabilir.

doktorunuz sivilcelerinizin içini boşaltabilir ve siyah ve beyaz noktalarınızı temizleyebilir. kendi kendinize sivilcelerinizi patlatmayın veya sıkmayın. sivilceler sıkıldıklarında daha kırmızı ve şiş hal alırlar ve iz bırakırlar.

ağız yolu ile tetrasiklin, doksisiklin ve eritromisin içeren antibiyotikler sıklıkla orta veya şiddetli akne hastalarında bilhassa sırt ve göğüs bölgesinde çok sayıda aknesi olanlarda kullanılır. antibiyotikler yağ bezindeki bakteri sayısını ve derideki kızarıklığı direk olarak azaltır.

doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda sivilceler anlamlı miktarda iyileşir, dolayısıyla doğum kontrol hapları akne tedavisinde kullanılabilir. doğum kontrol haplarının antibiyotiklerle birlikte kullanımının, doğum kontrol haplarının etkinliğini azalttığı bilinmelidir. doğum kontrol hapları nadiren ara kanamalara sebep olabilir. şayet hamile veya emzikliyseniz veya hamile kalmak istiyorsanız bu durumu hekiminize bildiriniz.

daha şiddetli olgularda diğer ilaçlar kullanılabilir. kadınlık hormonu içeren ilaçların kullanımı erkeklik hormonlarının tesirini azaltır. diğer bir ilaç ise, diğer tedavilere cevap vermeyen şiddetli sivilce olgularında kullanılan isotretinoindir. hastalar bu ilacın yan tesirleri konusunda bilgilendirilmelidir. gebelerde ve bebekte önemli sakatlıklara yol açabildiğinden tedavi anında hamile kalınmamalıdır.

akne izlerinin tedavisi

akne izleri çeşitli biçimlerde tedavi edilebilir. laserle cilt soyma, dermabrasyon, kimyasal peeling ve elektrocerrahi çukurcuk biçiminde olan sivilce izlerini tedavi etmek amacıyla kullanılabilir. bundan başka bu tarz izler kollajen, hyaluronik asit veya yağ gibi maddelerle doldurulabilir.

dermatoloji uzmanınız hangi tedaviyi önerirse önersin, bu tedaviye akne tümü ile ortadan kalkana kadar devam edilmelidir. aknede kesin kür yoktur, fakat ideal tedavi ile izlerin gelişmesi engellenebilir.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Sedef (psoriasis)

Sedef (psoriasis)

Psoriasis yunanca kaşınmak anlamına gelir. böbrek ve kan hücrelerine olan yan tesirleri nedeniyle tertipli kan tahlilleri ile sıkı takip yapmak gerekmektedir.

yukarıda bahsedilen tedaviler psöriasisde büyük miktarda iyileşme sağlamalarına karşın, kalıcı bir tedavi sağlamazlar. yeni ilaçlar üstünde yapılan çalışmalar halen devam etmektedir.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Seboreik keratoz

Seboreik keratoz

Seboreik keratozlar sıklıkla siğillerle karıştırılmalarına karşın siğillerden olabildiğince farklıdırlar. seboreik keratoz derinin üst kısmının kanser dışı büyümesidir. bir tane olabildiği gibi gruplar durumunda de bulunabilir. genellikle kahve renkli olmakla birlikte, açık kahve renkten siyaha kadar değişebilirler. büyüklükleri çok değişken olabilir. üzeri mumumsu görünümdedir. zaman zaman kahve renkli bir mum deriye damlamış gibi bir görüntü verirler.

seboreik keratozun nedeni nedir ?

seboreik keratozun gerçek sebebi bilinmemektedir. bununla birlikte herkes de bu oluşumdan birkaç adet bulunabilir. yaş ilerledikçe daha sık olarak görülmeye başlarlar. bazı kişilerde vakit içerisinde çok sayıda seboreik keratoz gelişirken, bazılarında daha az oranda oluşur. seboreik keratozlar gebelikte, östrojen tedavisi alanlarda veya bazı medikal problemlerle bir arada görülebilir.

nerelerde görülürler ?

seboreik keratoz saçlı kaşıntı olması veya üstünde gelişi hoş bir tahriş bulunması halinde cildiye uzmanı tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. deri kanserleri erken evrede yakalanırsa daha iyi bir biçimde tedavi edilebilir.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Seboreik dermatit (seboreik egzema)

Seboreik dermatit (seboreik egzema)

Seboreik salisilik asit içeren şampuanlar ve kremler kullanılabilir. kuvvetli ilaçların yoğun kullanımı yan etkilere yol açabildiğinden hekimlerin tavsiyelerine uyulmalıdır.



kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş

Sebase hiperplazi (sebase adenom)

Sebase hiperplazi (sebase adenom)

Sebase adenom veya sebase hiperplazi yağ bezlerinin genişlemesi için kullanılan bir terimdir.

sebase hiperplazi kimlerde, ne biçimde görülür ?

genellikle yaşlılarda alın ve çenede görülürler. genellikle 3 mm boyutunda sarımsı kabarıklıklar biçiminde görülür. dikkatle bakıldığında ortada kılın deriye açıldığı nokta görülür. sıklıkla üstünde belirgin kan damarları bulunur. vakit vakit bu bulgular cilt kanseri ile karıştırılabilir.

sebase hiperplazi nasıl tedavi edilir ?

sebase adenomda gelişi hoş bir tedaviye gerek yoktur ve zararı da yoktur. bununla beraber, tedavi gerekirse koter, laser ve krioterapi yapılabilir.

şikayetler çok büyük olduğu vakit, ağızdan isotretinoin denen ilaç, bayanlarda antiandrojen (erkeklik hormonuna karşı etki belirten tedaviler) durumun düzelmesine sebep olur.





kaynak: dermatoloji uzmanı dr. şafak metekoğlu güneş