?

Cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsel sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cinsel yolla bulasan hastaliklardan korunma

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (cybh), bilhassa nüfusu kalabalık olan şehirlerde daha önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. çok çeşitli şehirlerden ve hatta ülkelerden, çeşitli kültürlerden gelen insanların fazlaca yaşadığı yerlerde elbette kaçınılmaz olarak bu tür hastalıklar daha fazla görülür.

korunma yollarına girmeden önce bu hastalıkların çok kısa bir özetini yapmakta fayda var:

cybh başlığı altında toplanan hastalıklar hayatı tehdid eden hastalıklar olabileceği gibi (aıds ve sistit çeşitleri gibi).

cybh'ler kadının anatomik özellikleri nedeniyle erkekten kadına daha kolay bulaşırlar. hayatı tehdid eden enfeksiyonlar hariç, diğerleri genellikle kadınlarda daha kolay kalıcı hasar bırakırlar ve daha şiddetli belirtilere sebep olurlar. cybh'lerin önemli bir kısmı kronik seyirlidir, yani bir kez bulaştıktan sonra hiçbir belirti vermese de vücutta enfeksiyon etmeni yaşamaya devam eder. cybh'ler arasında virüslere bağlı oluşanlar için henüz kesin etkili bir tedavi biçimi geliştirilememiştir.

tüm bu özellikleri nedeniyle cybh'ler önemli bir sağlık sorunudur ve bu konuda bilgisi olmayanları daha kolay " vurur".

korunma

cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel kademede korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.

ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. o yüzden ikinci basamak, ile ilgili bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar " temiz" görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.

prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları devre dışı hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete konularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.

prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. son yıllarda ise bayanların kullanımına ideal olarak geliştirilen prezervatifler amerika'da ve bazı avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır. ülkemize de girmiş olan bu ürünlerin çok yakında yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum.

ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından mühimdir. her bireyin cybh grubunda yeralan hastalıkların genel belirtilerini öğrenmiş olması ve aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası olduğunda çekinmeden hekime başvurması mühimdir.

Genital kondilomlar (genital sigiller)

Genital kondilomlar (genital siğiller)

Human papilloma virus (hpv) adı verilen virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi neticesi meydana gelen farklı sayı ve büyüklükte kitlelerdir. virüs vücuda yerleştiğinde bazen tekrarlayıcı enfeksiyonlara ve yeni kitlelerin oluşmasına sebep olur. kadında erkeğe göre daha sık belirti verir. kitleler mikroskopla tanınabilecek kadar küçük olabilecekleri gibi, çok sayıda kitlenin yanyana gelmesiyle adeta karnıbaharı andıran bir biçim alabilirler. hpv olağanüstü bulaşıcı bir virüstür ve gerçek cinsel birleşme olmaksızın yanlızca genital bölgelerin yakın teması ve hatta umumi tuvaletlerden bile bulaşabilir.

kondilomların tedavisinde kitlelerin penis kanseri oluşma riski, kadınlarda da serviks (rahimağzı) kanseri oluşma riski artmıştır.





en sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen tesirleri olmayan ve daha çok kitle oluşumu biçiminde belirti veren 6 ve 11 tipleri olmasına rağmen hpv tanısı konmuş bir bireyde diğer alttiplerin de sessiz bir biçimde bulunma riski yüksektir. bu sebeple bu enfeksiyonu taşıyan erkeklerin üroloji uzmanlarının tavsiyesine göre hareket etmelerini, bayanların ise yıllık pap-smear incelemesine ek olarak serviksin mikroskop altında incelenmesine olanak veren kolposkopik incelemeden de geçmelerini ideal buluyoruz.

Sifiliz (frengi)

Sifiliz (frengi)

Sifiliz faktörü olan bakteri (treponema pallidum) vücuda ilk girdiğinde kendini şankr adı verilen düzgün kenarlı ağrısız bir genital ülser biçiminde gösterir. bu dönem hastalığın tedavisi için en ideal dönemdir. tedavi edilmezse bu ülser 6-8 haftada kendiliğinden kaybolur ancak hastalık ilerlemeye devam eder ve belli bir müddet sonra kendini çeşitli cilt döküntüleri, iç organ bozukluklarıyla gösterebilir. bu dönemde de tedavi edilmezse bu belirtiler 4-12 hafta gibi bir zamanda kaybolur ve hastalık " iyileşmiş" izlenimi verir. ancak belirtisiz geçen yaklaşık bir on yılın peşinden hastalık kendini ciddi kalp-damar hastalıkları, nörolojik hasarlar ve diğer iç organ tutulmalarıyla gösterir.

hastalığın her dönemde tedavisi olası olmakla beraber, ne kadar erken tedavi edilirse sekel ve organlarda kalıcı bozukluk bırakma riski o kadar düşer.

kadınlar açısından sifilizin diğer önemli bir yönü erken hamilelik döneminde hastalığa yakalanıldığında enfeksiyonun plasenta yoluyla bebeğe bulaşma ve doğacak olan bebekte çok ciddi anomalilere yolaçabilme riskidir.

Herpes simpleks enfeksiyonu (genital bolgede ucuk hastaligi)

Herpes simpleks enfeksiyonu (genital bölgede uçuk hastalığı)

Dudaklarda ve dudak etrafında görülen uçuğa benzer lezyonların çok sayıda ve gruplaşmalar biçiminde ve çok daha şiddetli belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır. dudak uçuğuna yolaçan tip 1 simpleks virüsü (hsv 1) tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla geçen hsv 2 tarafından oluşturulur.

virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yolaçar. ilk enfeksiyon olabildiğince ağrılı ve kaşıntılıyken, ikinci ve sonraki enfeksiyonlarda daha hafif belirtiler gözlenir.

bu enfeksiyonun kadın açısından en önemli özelliği hamilelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında doğum kanalından bebeğe bulaşarak bebeğin yaşamını tehdideden enfeksiyonlara yolaçma riski olması ve dolayısıyla sezeryan ile doğum gerektirebilmesidir.

Genital ulser hastaliklari

Genital ülser hastalıkları

Bu grupta yeralan hastalıklar cinsel yolla bulaşan ve erkek ve kadında genital bölgede ülser (yara biçimindeki lezyon) oluşumuyla belirti veren hastalıklardır. bu grupta en sık behçet hastalığı, kanser, ilaç alerjisi gibi nedenlere bağlı olarak da görülebilir.

Cybh basligi altinda toplanan hastaliklar

Cybh başlığı altında toplanan hastalıklar

Gonore ve klamidyalara bağlı jinekolojik enfeksiyonlar: gonore ve klamidya adı verilen iki ayrı kısırlık sebebi olabilmektedir. kadınlarda da tüplerin tıkanması ve genital organlarda meydana gelen tıkanıklıklar kısırlığa ve dış hamilelik riskinin artmasına neden olmaktadır. kadınlarda tüplerin tıkalı olması en önemli kısırlık nedenlerinden biridir ve en önemli sebebi cinsel yolla bulaşan bakterilere bağlı olarak gelişmiş pelvik enfeksiyonlardır. kadında pelvik enfeksiyonlar belirtisiz seyredebileceği gibi sıklıkla akıntı ve kasıkağrısı biçiminde belirti verirler. bayanların bu belirtiler konusunda hassas olmaları ve erken tedavi şanslarını yitirmemek için hekime başvurmaları mühimdir. bu muayene kasıkağrısı ve akıntının pelvik enfeksiyona bağlı olup olmadığının saptanmasında ve erken tedavisinde mühimdir.

Cinsel yolla bulasan hastaliklar (cybh)

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (cybh)

Bu başlık altında toplanan hastalıklar iki insan arasında meydana gelen cinsel nitelikli yakın temasla bulaşan mikrobik (bakteri, virüs, parazitlere bağlı) hastalıklardır. önceleri zührevi hastalıklar olarak anılan bu hastalıkların bir kısmı yanlızca genital bölgede belirtilere neden olurken (kadında vajinal akıntı, erkekte üretradan akıntı, heriki cinste genital bölgede ülser gibi), diğer bir kısmı bütün vücudu etkileyen genel belirtilere sebep olurlar (frengi, herpes simpleks ve hepatit b gibi, aile içerisinde günlük yaşam şartlarının paylaşılması neticesi bulaşan hepatit b gibi).

bu gruptaki hastalıkların bulaşması için heteroseksüel ilişki (kadın-erkek cinsel ilişkisi) şart olmadığı gibi, bulaşma için gerçek cinsel ilişki olmaksızın enfeksiyonu taşıyan birinin genital bölgesiyle yakın temas bile hastalığı almak için yeterli olabilmektedir (genital siğil gibi). cinsel yolla bulaşan hastalıklar bütün diğer bulaşıcı hastalıklar gibi bildirimi zorunlu hastalıklar grubunda yeralırlar.

aşağıda anlatılacak hastalıkların çoğu için cinsel ilişki dışında da çeşitli bulaşma yolları mevcuttur. bu sebeple bu hastalıklardan birine yakalanan kişinin partnerini, ya da partnerin hastalığa yakalanan kişiyi sadakatsizlikle itham etmesi haksızlık olabilir. dahası cybh'larda görülen belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir ve yanlızca belirtilere dayanarak, tanı konmadan karşı tarafı suçlamak anlamsızdır.

cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın varolduğu vakit dilimi içerisinde ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, hekimin belirlediği müddet içinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da hekimin izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.

Alopesi

Alopesi

Saçların kısmen veya tamamen dökülmesidir. genetik etkenler, yaşlanma veya lokal ya da sistemik hastalıklar neticesi meydana gelebilir.



belirtileri nelerdir ?

saç kaybı

tinea kapitis'te; kellik kalıcıdır.

anajen dökülme: başlatan olaydan bir kaç gün veya bir kaç hafta sonra dökülme başlar, sebebin ortadan kalkmasını takiben iyileşme gerçekleşir, nadiren kellik kalıcıdır.

skatrisyel alopesi: kıl folikülleri geri dönüşümsüz hasara uğrar. tek etkili tedavi; cerrahidir. greft transplantasyonu, flep transplantasyonu veya skatrisli bölgenin eksizyonu gibi yöntemler tatbik edilebilir.

androjenik alopesi: 12 ay topikal minoksidil kullanımı ile, kullananların % 39 unda ve belirgin derecede saç çıktığı bildirilmektedir. androjenik alopesinin diğer tedavileri cerrahidir; saç transplantasyonu, saçlı derinin redüksiyonu, transpozisyon flep ve yumuşak doku ekspansiyonu gibi.

alopesi areata: genellikle tedavisiz olarak 3 yıl içerisinde hastalık iyileşir. ancak tekrarlama sıktır.

traksiyon alopesisi: yalnız saç çekmenin bırakılması ile gerileyecektir. psikolojik veya psikiyatrik müdahale lazım olabilir. başarı gösteren terapötik yaklaşımlar içerisinde ilaç, davranış modifikasyonu ve hipnoz sayılabilir.

tinea kapitis: sıklıkla 6-8 haftalık tedavi gerekmektedir.



tedavi yolları nelerdir ?

androjenik alopesi: topikal % 2 minoksidil

tinea kapitis: çocuklarda griseofulvin 10 mg/kg/gün, ketokonazol 200 mg/gün tedavinin 6-8 hafta devamı gerekebilir.

griseofulvin: hamilelik, porfiri, hepatosellüler yetmezlik, griseofulvine karşı hipersensitivite

varsa kontrendikedir.

topikal minoksidil yan etkiler

gözlerde irritasyon ve yanma hissi

su ve tuz tutulumu

taşikardi

anjina

topikal steroidler yan etkiler

lokal yanma ve batma hissi

kaşıntı

deride atrofi

telanjiektazi

uzun müddet kuvvetli steroidler kullanılırsa hipotalamo-hipofizo-sürrenal supresyon

griseofulvin yan etkiler

fotosensitivite reaksiyonu

lupusa benzeri sendrom

oral kandidiyazis

granülositopeni

ketokonazol yan etkiler

anafilaksi

hepatotoksisite

oligospermi

nöropsikiyatrik bozukluk

jinekomasti

topikal minoksidil etkileşimler: guanetidinle verildiğinde ortostatik hipotansiyona sebep olabilir.

griseofulvin etkileşimler: warfarinin aktivitesini azaltır. barbitüratlar griseofulvinin aktivitesini azaltır

ketokonazol etkileşimler: warfarinin aktivitesini arttırabilir. izoniasid ve rifampin, ketakonazolun aktivitesini azaltır. fenitoinle aynı anda kullanımı her iki ilacın da metabolizmasını değiştirir. terfenadin ve astemizol ile beraber alındığında qt aralığı ve ventriküler fazda uzama olabilir. h2 blokerleri veya antasitler, ketokonazolun emilimini azaltır.

kullanımları gerekiyorsa h2 blokeri veya antasitleri ketokonazolden en az 2 saat sonra verilmesi gerekmektedir. proton pompa inhibitörü; omeprozol aynı nedenle kullanmaktan uzak durulmalıdır.

Akne rozase

Akne rozase

Yüzde, bilhassa burun ve yanaklarda ufak damarlarda genişleme ve kızarma ile birlikte görülen kronik deri erupsiyonudur.

açıklama

özellikle 40 yaşın üstündeki kadınlarda; sindirim sistemi bozukluğu, beslenme yetersizliği, endokrin ve immunolojik etkenlere bağlı olarak gelişen yüzün merkezi kısımlarındaki telanjiektazi, eritem, cerrahi tedavi

genişlemiş damarların aralıklı olarak elektrokoterizasyonu

aktivitede kısıtlamaya gerek yoktur.

yüzde kızarıklığa neden olabilecek yiyecekler, baharatlı yiyecekler ve alkol yasaklanmalıdır.

Testis urlari

Testis urları

Testis urlarının çoğu 20-30 yaşları arasında varlıklarını belli ederler. bunlar içerisinde, kötü tabiatlı olan urlar çoğunluktadır. erkeklerde görülen kanserlerin %0. 5'i testisten oluşmuş urlardır. bu urların meydana geliş sebebi mutlaka bilinmez. ancak çoğunlukla erkeğin cinsel yönden en etkin olduğu devrede görülmeleri cinsel faaliyet ve ona yol açan etkenlerle bu urlar arasında bir ilişki olabileceği düşüncesine yol açmıştır. bu ara, yerine inmemiş testislerde ur oluşumu olağanlığının da yerine inmiş testislere oranla daha yüksek olduğunu belirtmek gerekmektedir. testis urları, mikroskop altında incelendiklerinde ortaya çıkan görünümlere göre şu tiplere ayrılırlar:

teratoma:

bir insanda bulunmakta olan dokuların derhal hepsine benzer hücreler meydana getirme yeteneğinde olan testis hücrelerinden oluşurlar. teratomların farklı tip leri vardır.

intersisyel hücre urları:

bu urların %90'ı kanser tabiatlı değildir. erkeklik hormonu salgılamaları neticesi, zaman zaman erken ergenliğe yol açarlar. biraz kadınlık hormonu salgılayan tipleri zaman zaman erkekte memelerin büyümesine sebep olabilir.

sertoli hücreli urlar:

bu urlar nadir olup genellikle iyi tabiatlıdırlar. enteresan yönleri kadınlık hormonu salgılamaları ve dolayısıyla erkekte kadınlaşma belirtilerine yol açmalarıdır.

testis urlarının yaklaşık olarak %15'i gonadotropin hormonu salgılarlar. bu hormonun insan kanında ve idrarında yüksek değerlerde bulunmasının saptanması esasına dayanan hamilelik testleri dolayısıyla olumlu çıkabilir. erkeklere uygulanan hamilelik testinin olumlu çıkmasına yo! açan testis urları genellikle kötü tabiatlıdırlar.

testis urlarının belirtisi çok kere bu bölgede bir büyümeden ibarettir. hormon salgılayan urlar da bu belirtiye salgılanan hormonun tipine has belirtiler de eklenir. tedavisi testislerin çıkarılması, urlar kötü tabiatlı ise bu bölgeye sonradan ışın tedavisi uygulanmasıdır. son yıllarda bulunmuş olan methotraxate ve actinomycin-d gibi ilaçlar bu urların tedavisinde başarı oranını yükseltmişlerdir.

Kadinlarin ve erkeklerin erojen bolgeleri

Kadınların ve erkeklerin erojen bölgeleri

Sevgilinizin boynunuza yumuşak bir öpücük kondurduğunu düşünün... ya da kulağınıza aşk sözleri fısıldadığını... hatta gece yatakta ayaklarınıza masaj yapmaya başladığını hayal edin...





Her insanın fantazilerinin, cinsellikten aldığı zevkin değişik olması gibi uyarılma noktaları da birbirlerinden farklıdır...



Kimileri yumuşak okşayışlardan, kimileri daha sert ve tutkulu davranışlardan, kimileri ise öpülmekten hoşlanır.



Bunun yanında her insanın öpülmesini, okşanmasını istediği noktalar da değişik olabilir. Fakat sinir sisteminin herkeste aşağı yukarı aynı olduğu düşünülecek olursa, esasında ufak değişiklikler dışında vücudumuzun bazı bölgelerinin bu tür uyarılmalara son derece müsait olduğu görülür.







İşte yukarıdan aşağıya doğru kadın ve erkeklerin erojen noktaları...





Kulak: bayanların büyük çoğunluğu kulağın ve kulak çevresinin erojen olduğunu ifade ediyor.

Erkekler de kadınlar da bilhassa seks sırasında kulaklarına fısıldanmasından, kulaklarının öpülmesinden hatta ısırılmasından hoşlanıyor.



Bundan başka yine her iki cins de partnerlerinin nefesini kulaklarında hissetmenin kendilerine çok büyük haz verdiğini belirtiyorlar fakat işin sırrı yumuşak davranmakta. Aksi halde karşı taraf tahrik değil rahatsız oluyor.





Boyun: sinir sistemi gelişmiş olan boyun bölgesi hem erkeklerin hem de bayanların erojen noktalarından. bu yüzden gerek kadınlar gerekse erkekler boyunlarının öpülmesi, okşanması, yalanması ya da hafifçe ısırılmasından beğeniyorlar.



Kadınlar boyun temasını ön sevişmenin vazgeçilmez etaplarından biri olarak görüyor, boyunlarına yapılan temasın, hatta masajın ön sevişmenin başlangıç noktası olduğunu ifade ediyor.



Erkekler de kadınlar gibi boyunlarına masaj yapılmasının cinsel arzuyu arttırdığı görüşünde.





Ağız: ağız için söylenebilecek pek bir şey yok esasında.



Siz öpüşmekten zevk almayan kadın ya da erkek gördünüz mü ?

Hayır değil mi ?



Fakat unutulmaması gereken bir şey daha var.



Erkekler dudaklar ve öpüşme konusunda kadınlara oranla bir miktar daha şiddetten hoşlanıyor.



Kadınlar french kiss'i ya da masumane öpücükleri tercih ederken, erkekler kadının öpüşürken dudaklarını sıkıştırmasından ya da ısırmasından zevk duyuyor.





Sırt: kadınlar ense kökünden başlayarak omurgaları boyunca partnerlerinin yavaşça aşağı kaymasından çok hoşlanıyor.



Partnerlerinin ellerini, parmaklarını, dillerini ya da dudaklarını kullanarak ufak dokunuşlarla yukarıdan aşağıya inmesini tahrik edici buluyor.



Aynı şey erkekler için de geçerli.



Onlar da birlikte oldukları kadının göğüslerini, yüzünü, nefesini sırtında hissetmekten hoşlanıyor.





Göğüsler: bayanların en erojen noktalarından olan göğüsler, hem kadının tahrik olup cinsel doyuma ulaşmasına yardımcı oluyor hem de onun cinsellikten ne kadar zevk aldığını gösteriyor.



Hemen her erkek göğüslerin, kadının erojen noktalarından biri olduğunu bilse de bazı yanlışlar yapabiliyor.



- Örneğin kadınlar göğüslerinin okşanmasından çok fazla tahrik olmuyorlar.

Kadınlar, erkeğin eliyle göğüslerini okşaması yerine parmakla, dudakla, dil ya da cinsel organlarıyla göğüslerine dokunmasından zevk duyduğunu ifade ediyor.



Erkekler bu konuda kadınlar kadar görüş birliğine varabilmiş değil.



Kimi erkekler kadının göğüslerini sıkması, ısırması ya da yalamasından zevk aldığını söylerken kimileri bundan nefret ediyor.



İyisi mi, siz siz olun erkeğinize bu konuda ne düşündüğünü sorun...







Karın: son derece duyarlı ve yumuşak bir bölge.



Sevişme esnasında kadınlar göbek deliklerinin ellenmesinden, yalanmasından, okşanmasından tahrik olabiliyor.





Erkeklere gelince... erkekler de en az kadınlar kadar bu bölgenin kendilerini tahrik ettiğini ifade ediyor

fakat erkekler bu konuda bir miktar daha yaratıcı. Partnerlerinin dilleri ya da dudaklarının yanı sıra saçlarının, göğüslerinin bu bölgeye temas etmesinden çok büyük haz alıyorlar. Fakat bu bölgeye dokunurken ya da okşarken, nazik davranmak gerekiyor. Aksi halde sevgilinizin canı yanabilir...







Popo: bayanların erojen bölgelerinden biri de kalçalarıdır.



Neredeyse her kadın, popolarının okşanmasından, öpülmesinden, yoğurulmasından, hafifçe vurulmasından ve partnerlerinin parmaklarının popo çizgisi boyunca gezinmesinden hoşlanır. fakat daha fazlasını istiyorsanız dikkatli olmalısınız çünkü bazı kadınlar anüslerinin ellenmesinden zevk alırken, bazıları bunu tiksindirici buluyor...



Bunu deneyerek veya konuşarak çözümleyebilirsiniz.







Erkekler de popolarının okşanmasından, öpülmesinden, ısırılmasından zevk alıyor.

Fakat nazik olmanız kaydıyla.



Penisle anüsleri arasındaki bölge son derece hassas olduğundan en küçük bir darbe bile çok büyük ağrıya sebep olabilir.





Bazı uzmanlar kadınlarınki gibi ereklerin de g noktası olduğunu ve bunun anüsün 3-5 santim içerisinde olduğunu belirtiyor.



- Bu varsayıma göre erkekler henüz bunu keşfetmemiş olsalar dahi, yalnızca bu bölgelerinin okşanmasıyla orgazm olmaları mümkün görünüyor.

Fakat bazı erkekler bu konuda çok hassaslar ve böylesi dokunuşlardan nefret ediyorlar.



O yüzden bu bölgelere dokunmadan önce mutlaka onun fikrini almalısınız.







Bacaklar: ayak bileğinden başlayın ve yavaşça yukarıya çıkın. avuç içiniz ya da parmaklarınızla dairesel hareketler yaparak baldırlarını bilhassa de en erojen nokta olan baldırların iç taraflarını okşayın. bayanların bu dokunma işlemine bayıldığını göreceksiniz.



Erkekler de en az kadınlar kadar baldırlarının içinin okşanmasından tahrik oluyor.







Ayak: yine tam olarak fikir birliğine varılamayan bir nokta.



Kimi kadınlar erkeklerin ayaklarını öpmesini, parmaklarını yalayıp emmesini tahrik edici bulurken kimileri bunu çok pornografik ve iğrenç buluyor.

Aynı şey erkekler için de geçerli.



Bunun yanında erkeklerin büyük çoğunluğu parmaklarının okşanmasından, öpülmesinden nefret ediyor.





Partnerinizin bu konudaki tutumunu değiştirmek veya değiştirmemek size kalmış.





Bu hususlarda fazla ısrarcı olmamakta da fayda var...

Genital tuberkiloz

Genital tuberkiloz

Tüberküloz yani rahim alınabilir. genital tüberküloz tedavisi güç ve yüz güldürücü olmayan bir hastalıktır.

Meni kanali

Meni kanalı

Meni kanalları iki ince, aşağı yukarı 4,5 cm uzunluğunda borucuktur. bunlar sağ ve sol epididymisden yukarı doğru, karın boşluğuna çıkarlar. meni kanallarının iç duvarları halka biçiminde kaslarla donatılmıştır; bunlar aşağıdan yukarıya doğru kasılabilir ve bir emme-basma tulumba gibi iş görür.

tohum hücreleri epididymisin iç kısmında oluşur ve epididymis kanalcıklarından salgılanan sıvıyla birleşir. bunun içerisindeki spermler henüz tamamıyla hareket etme yeteneğinden mahrumdur. " emme-basma tulumba etkisi" ile sıvının ölçüsü gittikçe çoğalır ve meni kanalından yukarı doğru yükselir.

meni kanalının kendisi de tohum sıvısına depo görevi görür. meni kanallarının uç kısımları geniştir. doldukları vakit tohum sıvısı (spermler) ek depoya (meni kesecikleri) dökülür. bunlar meni kanallarının iki yanına yerleşmiştir. meni keseciklerinin temel faaliyetleri, spermlerin hareket kabiliyetlerini artıran sarımsı kaygan bir sıvı salgılamaktan ibarettir.

meni kesecikleri sidik torbasının arka alt kutbuna rastlayan bölgede bulunur. bunların çıkış yolları, meni kanallarının uç kısımlarıyla birlikte, prostat bezinin ortasından geçer ve sidik borusuna açılır.

Cinsellik yogasi

Cinsellik yogası

Cinsel enerji, en yaratıcı enerjidir. şayet derinliklerine bakarsanız, büyük ve yaratıcı olanaklarını görebilirsiniz. cinselliğin yalnızca ufak bir yanı çocuklarınızı size sağlamış olmasıdır. öteki, yani daha yüksek yanı, sizin sonsuzlukta yaşayabilmenize imkan oluşturmasıdır. cinsel enerji, yaşam enerjisidir. bedenin gerçeğini kavrayan kişi, evrenin gerçeğini de kavrayacaktır. " uzakdoğu kökenli " cinsellik yogası" olan " tantra" nın felsefesini özetleyen bu cümleler uzakdoğulu bilge bhagwan shree rajneesh'e, takipçileri tarafından kullanılan adıyla osho'ya ilişkin, " okşanırken tatlı prenses, sevişmeye ebedi yaşam gibi katıl", " öteki sadece bir kapıdır. bir erkekle sevişirken esasında varoluşun kendisiyle sevişiyorsun", " cinsellik sadece başlangıçtır, son değildir. ama başlangıcı kaçırırsan, sonu da kaçırırsın". bu cümleler de cinselliği esas enerji olarak alıp, onu dönüştürme ve yaşamı daha doyumlu bir hale getirme yöntemlerini içeren cinsellik yogasının özünü anlatıyor.





zamanımızda cinselliğimizle yüz yüze gelmek konusunda önceki dönemlere nazaran daha çok ilerleme kaydediyoruz. sigmund freud ve takipçilerinin çalışmaları, " cinsel tabu" cular ve toplumsal hayatın " gönüllü ahlak polisleri" gibi, insanların cinsel yaşamlarının karanlık köşelerde, utanç içerisinde yerine getirilmesi gereken müstehcen, onur kırıcı ve önemsiz bir şey olarak tanımlama eğiliminde olanları, yollarından döndürdü. batı'da cinsellik ancak freud'dan sonra daha rahat bir biçimde açığa çıkabildi. halbuki binlerce yıl önce uzakdoğu, cinsellik konusundaki kompleksleri aşmış ve onu yaşamın bir parçası olarak kabullenmişti.

cinsellik yogasında, kadın ve erkeğin cinsel ilişkisi, insan yaşamının tamamlayıcı bir parçası ve daha gelişmiş bir insan ırkına doğru evrimsel gelişmenin bir parçası olarak algılanıyor. sevgi, şefkat, saygı, onur ve kutsallık, insanın daha göze görünür olan diğer fiziksel nitelikleri kadar, onun bir parçası olarak görülüyor. cinsellik yogasında dişi, erkekten daha aşağı değil, biri diğerine zıt değiller; fakat her ikisi de yaşamın daha yüksek, daha tam ve daha derin zevklerini yansıtan bir birliği arıyor ve buna ulaşıyorlar. cinsellik yogası, bu birliğe hazırlanmak için eğitim ve disiplin sağlıyor. bu bilgi, kadim tantra bilgeliğine' dayanıyor. " tantra yoga", insan cinselliğiyle ilgilenen tek yoga türü. karmaşanın yerine zevk, çaresizliğin yerine umut sunuyor. hem de izlediği yöntemler ve öğrettiği adımlarla yalnızca yatakta değil; hayatın her alanında.







cinsellik ayininden utanmayalım

20 yıldan uzun bir müddet jinekoloji ve psikosomatik tıp konusunda çalışmalar yapan, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık gibi pek çok konuda araştırmaları bulunmakta olan omar carrisun, " tantrik düşünce ve yöntemler, doğru eşle, doğru zamanda ve doğru bir zihin halinde yapılan cinsel birleşme, hayatta yeni bir boyuta giden kapıyı açmanızı sağlar" diyor ve şu biçimde devam ediyor: " günümüzde çok fazla erkek ve kadın kendilerini esasında hoşlanmadıkları kişilerle cinsel birleşme yaşamak zorunda hissediyorlar. bu deneyimi, asgari bir zevk, azami bir yetersizlik ve hüsran duygusu hissederek aynı kişiyle ya da değişik eşlerle tekrarlıyorlar. halbuki cinselliğin bir zorunluluk değil de seçim olduğunu, eşlerin de utanç verici, yavan bir süreçteki bir piyondan daha değerli ve arzulanabilir olduğunu düşünselerdi, ıstırapları sona ererdi. "







cinsellik yogası öğrencileri olan guruların söylediklerine göre, tantranın cinsel prensiplerini içten bir biçimde inceleyip uygularsanız, cinsel birleşmenin tacı olan kendinden geçme anını, şimdi bildiğiniz gibi kısacık birkaç saniyeden bir saat ya da daha fazla bir zamana yayabilirsiniz. bu esasında uzatmadan da öte. " tantrik cinsellik ", afrodizyak kokular

tantraya göre koku, insanın en eski içgüdüleri olan cinselliği ve dini güdüleri etkilemenin en kadim yolu. hoş kokuların gizli gücünü bilen eski uygarlıklardaki rahipler ve büyücüler bedene sürülen yağları ve değerli merhemleri öyle kuvvetli bir biçimde hazırlamışlar ki, bunların bir kısmının kokusu binlerce yıl dayanmış. kokunun gücünün en büyük ispatı tanınmış fahişelerin ve büyüleyici bayanların tarihlerinde yer alıyor. hem kutsal, hem de din dışı edebiyat, erkekler üzerindeki garip güçlerini çoğunlukla sihirli parfüm sanatına borçlu olan israil kralı ahab'ın karısı izabel, samson'un delilah'sı, kleopatra, kraliçe josephine gibi bayanların hikayeleriyle dolu. shakespeare, " antomus ve cleopatra" adlı oyununda nil kraliçesinden şu biçimde bahsediyor; " o kadar parfüm sürmüştü ki, rüzgarlar sevdalanmıştı".





örneğin cinsellik açısından en tanınmış kokulardan ve afrodizyak yönü çok kuvvetli olan tek bir misk tanesi bile, hacminde dikkate değer hiçbir eksiklik olmadan birkaç milyon küp havayı kokutabiliyor. ama tek damlası bir odayı uzun müddet kokutan miskin yarım kilosu 40 bin dolara satılıyor. her zaman misk kokusuyla dolu dantel bir mendil taşıyan kraliçe josephine'in de en sevdiği kokuymuş bu. söylentilere göre napolyon'un tutkusunu alevlendirmek için bunu o kadar çok kullanırmış ki, dairesinin duvarlarından yıllar sonra bile bu koku yayılıyormuş.

sesk yogası uzmanlarının da bilhassa kullandığı kokular var. onlar kokulardan, kundalini enerjisinin çöreklendiği kuyruk sokumunu uyarmak için yararlanıyorlar. cinsellik ayinlerinde daha çok misk, yasemin, paçuli, hint sümbülü, sandal ağacı ve safran kullanıyorlar. bazı tantracılar cinsel ritüeller sırasında partnerlerinin bedenlerinin değişik bölümlerini değişik parfümlerle sıvıyorlar. eller için yasemin yağı, yanak ve göğüsler için paçuli, kasıklar için misk, uyluklar için sandal ağacı ve ayaklar için de safran. siz de bunu sevişirken deneyin; ancak sentetik kokulardan sakının.





bu yöntemleri iyi bilmenin ötesinde iyi bir cinsellik yogası uygulayıcısı olmak istiyorsanız, tutkuları, tembelliği, asılsız bilgiyi ve öfkeyi de aşmış olmanız gerekiyor. benzer biçimde zeki, duyularını kontrol edebilen, bütün varlıkları incitmekten kaçınan, her zaman ve herkese karşı iyi olan, saf ve inançlı olanlar tantra eğitimine kabul ediliyorlar. obur, aşırı derecede cinselliğe düşkün, arsız, açgözlü, cahil, ikiyüzlü, zevk düşkünü ve ayyaşlar özel olarak reddediliyorlar. cinsel birleşme yani cinsellik ayini, ancak ideal bir hazırlanma döneminden ve yeterliliğin ispatlanmasından sonra gerçekleşiyor. bu süreç genellikle bir yıl alıyor.

cinsellik yogasının cinsel birleşme aşamasına ancak bundan sonra geliniyor. bu noktada, şayet bu aşamayı birlikte kat ettiğiniz bir eşiniz yoksa kendinize sizin gibi tantrayı öğrenmiş bir partner seçmeniz gerekiyor. farklı sevişme pozisyonları, orgazm olmamak için kendini tutma yöntemleri ve saatler sürebilen bir teslimiyet, yani asıl eğlence ve gelişim ise bundan sonra başlıyor. çünkü bu noktadan sonraki birkaç yıl süren deneyim süresince kuyruk sokumundaki kundalininin yılankavi gücü, doğal bir biçimde yukarıya doğru hareket etmeye başlıyor. bu durum astral bedendeki bütün çakralarınızı harekete geçirse de, en kuvvetli etki cinsel organlarda yoğunlaşıyor ve bir dereceden sonra tamamen sizi sarmalayan güç ve eylem alanınız olan auranıza boşalıyor.





bu konuyla ilgileniyorsanız osho'nun okyanus yayınları' ndan çıkan " tantra öğretisi" ve omega yayınları'ndan çıkan " tantra, spritüellik ve cinsellik" isimli kitaplarıyla, omar garrison'un okyanus yayınları'ndan çıkan " tantra/cinsellik yogası" adlı kitabına göz atabilirsiniz.

Vajinismus ve erkekler

Vajinismus ve erkekler

Vajinismus problemi erkekte de problemlere sebep olabilir mi ?

sorunun tedavisi süreci uzadıkça erkekte kendine güvensizlik, cinsellikten soğuma, ereksiyon sorunları gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalma riski de doğabilmektedir.

ayrıca cinsellik gibi insan fizyolojsi ve aile içi bağlarda önemli bir role sahip doğal bir sürecin yaşanamaması psikolojik sorunlarla beraber aile içi sosyal sorunlara da neden olabilmektedir.

Orgazm olamama

Orgazm olamama

Kadınlarda orgazm çoğunlukla doğrudan klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma doğrudan klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen bayanların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. dolayısıyla kadında orgazm olamama durumunu ilk olarak " hiç orgazm olamama" ve " cinsel ilişkide orgazm olamama" biçiminde ayırmak gerekmektedir.

orgazm olamayan bir kadın ilişki anında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. bunu yapmasının sebebi eşine onun " yetersiz" olduğu duygusunu yaşatmamak ve diğer yandan da yine eşinde kendisinin " yetersiz olduğunu" kanısını uyandırmayı engellemektir. bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine sebep olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı farklılıklar sözkonusuyken, böyle bir taktirde bunlar gündeme gelmez ve erkek " herşeyin normal gittiğini" düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür farklılıklar yapılabilir ?

öncelikle şunun vurgulanması gerekmektedir. ilişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. temel olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. erkek orgazm olduğu andan başlayarak refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir müddet erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir müddet gerektirir. bu müddet erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun müddeti de uzar. bu erkeklerin bir gerçeğidir. kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.

buradan çıkan netice, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için lazım şartları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler

erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi olası olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme müddeti çok daha uzundur. bu müddet bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, diğer yandan ilişkide kadının hassas bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

çoğu kadında orgazm için doğrudan klitoris uyarısı gerekmektedir. her kadının anatomik yapısı değişik olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekmektedir. klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüz yüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en kuvvetli pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. bu sebeple kadın eşine en fazla hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da doğrudan söylemelidir.

" önsevişme döneminin" uzun tutulması: kadınlar için " ön sevişme dönemi" çok mühimdir. bayanların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar zordur. yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek de bu mesajı alabilmelidir.

burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise ön sevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini negatif etkilediğidir.

erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. kadın eşine ön sevişme dönemi boyunca ve bütün ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek de bu konuda hassas olmalıdır. erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanısıra orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm tipidir ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin gelişi güzel bir vaktinde kadının doğrudan klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. bu o kadar da anormal bir durum değildir.

" penis boyu nevrozu (takıntısı)" terk edilmelidir. vajinanın üst 2/3 lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3 lük bölümünden çok daha değişik bir bölgeden gelişmektedir. dolayısıyla bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirlerinden olabildiğince farklıdır. en bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. alt 1/3 lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3 lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. dolayısıyla alt 1/3 lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının " tatmin olmasıyla" hiçbir ilişkisi olamayacağının da göstergelerinden biridir bu. penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en fazla vajinanın alt 1/3 lük kısmını uyarmaktadır.

ben kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olmam nedeniyle bu yazıyı daha çok kadının anatomik ve fizyolojik özellikleri üstünde odaklaştırdım. bazı okuyucular " erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı" gibi bir düşünceye kapılabilirler. ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu hususa odaklandırıyorum ve dolayısıyla de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama sorunu giderilemediğinde yapılması gereken bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.

Varikosel

Varikosel

Testisin komşusu bulunmakta olan ve " pampiniform pleksus" adı ile anılan toplar damarların genişlemesidir. aynı bazı insanların bacaklarında meydana gelen varisler gibi, bu bölgedeki damarların da genişlemesi ağrıya ve sancıya yol açabilir. sol taraftaki toplar damar topluluğu giderek böbrek toplar damarına döküldüğünden yaşlı bir kişide birdenbire ortaya çıkan bir sol testis varikosel 'i bir böbrek urunun oluşup, böbrek toplar damarına basınç yaptığı anlamına gelebilir.

bu damarların genişlemesi yalnızca ağrıya yol açtıklarından değil, testis dokusuna basınç yapıp körelmesine yol açabildiklerin den tehlikelidir. skrotum {testis torbalarını) taşıyıcı (suspansuar) giyilmesi geçici bir çare olabilir. bu durumun tedavisi, bu damarların kasık kanalı iç ağzı çevresin do bağlanmasıdır.

Evlenmeden once neler yapilmali ?

Evlenmeden önce neler yapılmalı ?

Niçin evleniriz; esasda hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. almakta vermekte sevginin vazgeçilmez bölümleridir. biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. evlenmenin esas nedenlerinden bir tanesi beraberlik,birine sahip olmak ve birine ilişkin olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. bunlar olmazsa olmaz duygusal öğelerdir. yine bunlar cinselliği sadece fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.

özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik hoş duyguların yanı sıra pekçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. bunu ilk günden tüketebilir ve ya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. cinsellikte bu beraberliğin olmazsa olmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.

beraberlikte ilk cinsel ilişkinin hatasız geçmesi gerektiğine inanmışızdır. halbuki bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içerisinde geçer. yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım negatif duygular içerisinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.

yetersiz cinsel eğitim, daha önceden bilinmeyen ama evlilik müddetinde ortaya çıkan çeşitli sağlık problemleri zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. bu sebeple evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır.

bunlar nelerdir ;

en önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelliyecek sorunları var mı, varsa ve olasıysa bunun düzeltilmesi.

herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı (sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi) varsa lazım tedbirleri alınıp, tedavi edilmesi.

ileride problem olabilecek gelişi güzel bir sağlık sorunu var mı. (gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )

bebek sahibi olmayı engelliyecek bir sebep var mı ? erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi.

gebelik anında problem yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma( çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.

kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki rh etkeni hakkındadır. sadece kadının rh olumsuz, erkeğin ise rh olumlu olduğu durumlarda oluşabilir.

kadın rh olumlu, erkek rh olumsuz uyuşmazlık yok

kadın rh olumsuz, erkek rh olumsuz uyuşmazlık yok

kadın rh olumlu, erkek rh olumlu uyuşmazlık yok

kan uyuşmazlığının varlığının öğrenmiş olunması hamilelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında lazım önlemlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları önler.

çiftlerin ailelerinde ve ya kendilerinde kalıtsal (doğumla geçen) bir hastalık ve ya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması, değerlendirilmesi şayet riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması (bunu hekiminizin öneri ettiği bir yerde ve ya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz )

akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının sebebi basit olarak şu biçimde izah edilebilir;

her insanın yapısında var olan ama bulunduğu biçimi ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır (teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma ihtimali fazladır. doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma ihtimali yüksektir. ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.

teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.

Miyom ve kisirlik

Miyom ve kısırlık

Myomlar rahim içini döşeyen tabakanın gelişmesini önler. endometrial dokunun gelişememesi implantasyonu yani embryonun rahme tutunmasını zorlaştırarak hamileliği engeller ve düşüklere sebep olur.

myom çok büyük boyutlara ulaştığında yumurtalık kanallarının içerisindeki hareketide zorlaştırarak dış gebeliğe sebep olabilir.

serviksin (rahim ağzının) pozisyonunu bozarak spermin ilerlemesini ve döllenmeyi engelleyerek hamileliği engeller.

rahimde biçim bozukluklarına yol açarak implantasyonu önler.

gebelik sırasında artan östrojen seviyeleri ufak myomların büyümesine yol açarak düşüklere ve erken doğuma yol açabilir.

myomların üreme sağlığına zarar vermemeleri için erken teşhis ve tedavileri çok mühimdir. myomların boyutuna göre tedavi biçimi belirlenir. son zamanlarda geliştirilen embolizasyon gibi tedavi yöntemleri oluşturabilecekleri nedbe dokusu yüzünden çocuğu olmayan kadınlara önerilmez.

Jinekolojik muayene

Jinekolojik muayene

Çok kısa bir vakit almasına yalnızca 1-2 dakika sürmesine karşın jinekolojik muayene pek çok kadında heyecan ve korku uyandırır. bu endişeler bilhassa ilk defa muayene olacak kişilerde doruk noktasındadır. tertipli jinekolojik muayene kadın sağlığının olmazsa olmaz bir öğesidir. gelişi güzel bir şikayeti olsun yada olmasın cinsel yönden etkin olan her kadının yılda bir defa muayene olması son derece mühimdir. bu sayede kanser dahil pek çok hastalık erken devrelerde fark edilebilir ve çok kolay yöntemler ile tedavi edilebilir.

muayeneden önce hastadan iç çamaşırlarını çıkartması jinekolojik masaya uzanması ve bacaklarını masanın bacaklıklarına yerleştirmesi istenir. bu aşamada hastaya bir hemşire yada bayan hastabakıcı eşlik etmelidir. bu çoğu hastada endişe ve korkuyu azaltır. bu muayene pozisyonuna " jinekolojik pozisyon" yada " lithotomi pozisyonu" adı verilir. bu pozisyon hem fiziksel hem de ruhsal açıdan gerçekten de rahatsızlık verici bir pozisyondur ancak jinekolojik muayene için en ideal yöntem budur.

yıllık muayenenin hedefi dış genital organlarla birlikte üreme sistemini oluşturan bütün organların pozisyon ve sağlık durumlarını değerlendirmektir. muayene anında aklınıza takılan yada merak ettiğiniz soruları hekiminize yöneltmekten çekinmeyin.

jinekolojik muayene 3 adımdan oluşur. bunlar sırası ile dış genital organların muayenesi, spekulum incelemesi ve bimanuel muayenedir.

dış genitallerin muayenesi

bu aşamada doktor eldivenlerini giyerek dış geniatl organları inceler. kızarıklık, irritasyon, akıntı, kist veya kitle, genital siğil (kondilom) ya da gelişi güzel başka bir anormallik olup olmadığını araştırır. muayenenin bu kısmı birkaç saniye alır. bu aşamada ağrı duyacak gelişi güzel bir işlem olmaz.

dikkat edilmesi gereken noktalar

muayenenin hatalı netice ve yorumlara mahal bırakmaması açısından, vajinal kayganlaştırıcıların, spermisidlerin, fitillerin 1-2 gün öncesinden başlayarak kullanılmaması lazımdır. şayet cinsel ilişkide bulunulacak ise kondom kullanılmalıdır.

menses anında ve bilhassa ilk gününde muayene mecbur olmadıkça muayene yapılmamalıdır.

menses anında ya da kanama varsa smear alınamaz.

muayene sırasında sakin ve gevşek olmaya gayret edin.

muayene öncesinde ve sırasında aklınıza takılan her soruyu hekiminize problem