?

Depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Depresyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Depresyon nasil tedavi edilir ?

Depresyon nasıl tedavi edilir ?

Antidepresan ilaçlar (depresyon tedavi edici ilaç) hastaların %60-80 inde düzelmeye yol açar.



tedavi uzun sürelidir ve ilaçların tertipli kullanılması gerekmektedir. ilaçların tesirinin ortaya çıkması birkaç haftayı bulur.



bu yüzden "bu ilaç bana yaramadı" diye düşünüp birkaç günlük kullanımdan sonra kesmek yanlıştır. ilaçların tesiri kişiden kişiye değişir. her ilaç her hastaya iyi gelecek diye bir kural yoktur.



yine her ilaca bağlı oluşabilecek yan tesirler de farklıdır. bir yakınınız depresyon geçirdi ve tedavi oldu ise aynı gruptan ilaçlar size de iyi gelebilir. bazı hastalarda birden çok ilaç kullanımı, psikoterapi (profesyonel kişiler tarafından özel teknikler kullanılarak yapılan konuşma tedavisi) ile ilaç tedavisinin birlikte kullanımı veya başka tedavi yöntemlerinin kullanımı gerekebilir.

hangi ilacın iyi geldiği ve hangi dozda kullanılması gerektiği genelde deneme yanılma yolu ile saptanır. dolayısıyla tedaviye başladıktan sonra doktorunuz ile bağlantıı kesmeyin, tertipli kontrollerinize gidin, sık hekim değiştirmekten sakının ve tedavinin uzun süreli olduğunu unutmayın.



yapılan araştırmalar çoğu hastada yalnız olarak antidepresan ilaç kullanımından ziyade ilaç ve psikoterapinin birlikte kullanımında daha iyi neticeler alındığını ortaya koymuştur.



depresyon tedavisinde kullanılan yöntemler kısaca şu biçimde özetlenebilir:



1. antidepresan ilaçlar

2. farklı psikoterapi yöntemleri

3. grup tedavileri

4. elektro konvulsif tedavi (elektro şok tedavisi)

5. fototerapi (özel bir ışık tedavisi)

6. diğer yöntemler



son grup içerisinde pratikte kullanımda olan ancak bilimsel olarak yararlı olup olmadığı henüz ispatlanmamış olan yöntemler yer almaktadır.

bunlar arasında b grubu vitaminler ve folik asit içeren vitamin preperatları kullanmak, akapunktur, müzikle tedavi, bitki özleri ile tedavi ,egzersiz, masaj vb. teknikler yer almaktadır.

bu tekniklerin yararlı olup olmadığı henüz bilinmemektedir.

bu nedenle depresyon hastalığı olan kişilerin direk bu yöntemlerle tedavi olmayı tercih etmek yerine ilk olarak bir psikiyatriste başvurmalarında fayda vardır.



yine yeni bir tedavi tekniğinin denenmesi düşünülüyorsa kesinlikle bir uzman tavsiyesine başvurulmalıdır. luzumsuz yere kullanılan bir yöntem vakit ve para kaybına yol açmasının yanısıra kişiye zarar verici de olabilmektedir.

Diger depresyon siniflari

Diğer depresyon sınıfları

Depresyon sınıfları



diğer depresyonlar



önceki yazılarda anlatılan depresyonlardan başka iki uçlu mizaç bozukluğunda, uzun zamandır devam eden hastalıklara bağlı olarak veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak depresyon gelişebilir. bazı ruhsal hastalıklar da depresyonla sıklıkla bir arada olabilir örneğin anksiyete bozukluğu olan hastalarda sıklıkla depresyon da vardır.



yine bazı psikiyatrik hastalıkları takiben depresyon olabilir, örneğin geçirilmiş şizofreni atağından sonra depresyon gelişebilir. tüm depresyonları ayrı ayrı anlatmak yer ve vakit açısından imkansızdır.



neden ne olursa olsun ortaya çıkan belirtiler genelde aynıdır.

Yas haline bagli depresyon

Yaş haline bağlı depresyon

Depresyon sınıfları



yaş haline bağlı depresyon



günlük yaşantıda birşeylerin veya birilerinin kaybında bir yas süreci gelişir. bu süreçte uykusuzluk, iştahsızlık, üzüntü, öfkelenme, kaybedilen kişi hakkında yoğun ve karışık düşünceler başlangıçta ortaya çıkan normal tepkilerdir.



zamanla bu duygu ve davranışların azalmasını ve kaybolmasını bekleriz. vakit içerisinde bu belirtiler azalmıyor veya belirtilerde artma meydana geliyorsa normal olarak kabul edilemez değerlendirilmesi gerekmektedir. bir yakınımızı kaybettiğimizde üzüntü bir yıl devam edebilir, sevgiliden ayrılma halinde bir kaç hafta veya ay üzülebiliriz. ancak vakit uzuyorsa bu normal bir yas süreci değildir.



bu dönemde depresyondan şüphelenmek ve araştırmak gerekmektedir. bir de zamana bağlı olmaksızın şiddetli yas tepkisi olabilir. bu taktirde normal kabul edilemez. örneğin yakınını kaybeden bir kişi günlerce yataktan çıkmıyor, yemek yemiyor kendisini öldüreceğini ifade ediyorsa bunun normal olmadığını söylemek için bir yıl beklemek gerekmez, derhal hekime başvurmalıdır.



depresyon ve yas birbirlerine çok benzerler ancak yas halinde kişinin kendine olan saygısı genelde kaybolmaz ve intihar düşüncesi genelde yoktur. yas sürecinin ne zaman bittiğine ve depresyon olup olmadığına dikkat etmek gerekmektedir.

Uyum bozukluguna bagli depresyon

Uyum bozukluğuna bağlı depresyon

Depresyon sınıfları



uyum bozukluğuna bağlı depresyon



bu tür depresyonda genelde ortaya çıkarıcı bir neden vardır. sıklıkla yeni bir duruma uyum sağlamak gerektiğinde ortaya çıkar.

yaşam değişikliklerle doludur ve çoğumuz sıkça değişen durumlara ayak uydurmak zorunda kalırız.

örneğin yeni bir şehire taşınmak, yeni evlenmiş olmak, yeni boşanmış olmak veya yeni bir işe başlamak gibi olaylar kişinin sosyal çevre ve konumunu değiştiren olaylardır. bu farklılıklar hayatımızı önemli ölçüde tesirler ve zaman zaman bu farklılıklar üstesinden gelelmediğimiz bir gerginliğe neden olabilir. zaman zaman mücadele gücümüzün tükendiğini hissederiz.

bu dönemde depresyon ortaya çıkabilir ve bu da uyumumuzu daha çok bozan bir tablo ortaya çıkarır. bu dönemde tıbbi destek alma işe yarayabilir.

belki var olan problemleri ortadan kaldırmayacaktır ama kişi eski mücadele gücünü kazanarak problemleri ile daha iyi baş edebilir hale gelecektir.

Mevsimsel depresyon

Mevsimsel depresyon

Depresyon sınıfları



mevsimsel depresyon



bazı hastalarda depresyon mevsimsel bir seyir izler. tekrarlayan depresyon atakları hep aynı mevsime denk gelir.

ataklar arası dönemde yılın diğer mevsimlerinde hastalar tamamiyle düzelir. bütün depresyon belirtileri burada da geçerlidir.



tek farkı belli dönemlerde görülmesidir. genelde havanın kapalı olduğu sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkar.

bu hastalarda özel lambalarla yapılan ışık tedavisinin önemi büyüktür.

Distimi (hafif ve suregen depresyon)

Distimi (hafif ve süregen depresyon)

Distimi (hafif ve süregen depresyon)



en az iki yıldır süren ve ağır olmayan depresyon belirtileri içerir. arada bir iki gün süren iyilik dönemleri olabilir ancak çoğu zaman depresyon belirtileri hakimdir. ağır depresyonda görülen belirtiler olabilir ancak daha hafiftir.



kişi devamlı kendini çökkün hisseder, kendine olan saygısı azalmıştır. sebebi bulunamayan bedensel ağrılar, sızılar, halsizlik ve isteksizlik sıktır. zaman zaman ortaya çıkarıcı bir neden bulunsa da genelde sebepsiz ve kendiliğinden ortaya çıkar.



bu tür depresyonun en önemli özelliği uzun zamandır devam ediyor olmasıdır.

Atipik depresyon

Atipik depresyon

Depresyon sınıfları



atipik depresyon



önceki yazılarda anlatılan depresyon belirtilerinden değişik seyreder.



eskiden maskeli depresyon olarak ta adlandırılırdı. duygulanım devamlı çökkün olmayabilir, zaman zaman yaşanan ortama ideal olarak duygulanımda dalgalanmalar, neşelenme görülebilir. hastada iştah artışı ve kilo alımı olabilir.

fazla uyuma görülebilir. bedensel uğraşılarda artma olabilir. bu hastalar devamlı ağrılarından sızılarından yakınırlar, hekim doktor dolaşır ağrılarının sebebini bir türlü bulamazlar.

ani bayılmalar olabilir, bayılmalar genelde uzun sürelidir ve sıklıkla kalabalıkta olur, sıkılınca bayılmalarda artma görülür. bu insanlar genelde reddedilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar ve reddedildikleri vakit şiddetli tepki gösterirler. dolayısıyla sıklıkla aile, arkadaş ilişkileri ve iş yaşamlarında problemler ortaya çıkar.



hastalar daha gençtir ve depresyona panik bozukluğu veya madde bağımlılığı gibi başka hastalıklar da eşlik edebilir.



aynen diğer depresyonda olduğu gibi ilaçla tedavisi gerekmektedir.

Post partum depresyon (dogum sonrasi depresyon)

Post partum depresyon (doğum sonrası depresyon)

Depresyon sınıfları



post partum depresyon(doğum sonrası depresyon)



kadınlarda doğum sonrası depresyon geçirme oranı %10-15 dolayındadır.

belirtiler genelde doğumdan sonra ilk 6 ayda ortaya çıkar. hastalar sıklıkla yoğun üzüntü hissetme, sık ağlama, uykusuzluk, gerginlik ve çabuk sinirlenmeden şikayetçidir. doğum sonrası depresyonun neden ortaya çıktığı tam bilinememektedir.

özellikle ilk kez annne olan kadınlarda yaşam biçimi tamamiyle değişmekte, sorumluluklar çoğalmakta kişinin kendisine ayırdığı vakit azalmaktadır. bilhassa bebeğin ilk yılı anne için çok zor geçer.

geceleri sıkça uykudan uyanıp bebeği beslemek gerekmektedir. bebeğin ihtiyaçlarını ifade demiyor oluşu tecrübesiz annenin işini daha da zorlaştırmaktadır. bir de doğum sonrası hormon seviyelerinde ani değişme olması depresyonun ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır. daha önce geçirilmiş depresyon öyküsünün olması yine daha önceki doğumları takiben depresyon geçirmiş olmak depresyon riskini artırmaktadır.



anneler bu dönemde bebeklerine zararlı olabileceği düşüncesi ile ilaç almak istemeyebilirler. ancak bu dönemde kar zarar hesabını iyi yapmak gerekmektedir. depresyondaki annelerin bebeklerinde uyku bozukluklarının sık görüldüğü bu bebeklerin diğer bebeklere göre daha fazla huzursuz oldukları ve kendilerini güvende hissetmedikleri, zihin gelişimlerinin de daha yavaş olduğu öne sürülmektedir. yine eşler arasındaki ilişki de bu durumdan negatif olarak etkilenmektedir.



her hastaya ilaç tedavisi uygulanacak diye bir kural yoktur. hastanın durumu değerlendirilir gerekirse başka tedavi yöntemleri gündeme gelebilir.



yeni doğum yapan bayanların 2/3 ü üzüntü ve gerginlik ile seyreden "baby blues" dönemini geçirir.

annede aniden hıçkırarak ağlama, çabuk sinirlenme, gerginlik, huzursuzluk gibi belirtiler olur. bu dönem genelde doğumdan iki üç gün sonra ortaya çıkar ve en fazla bir hafta içerisinde kendiliğinden düzelir.

ani hormon değişimi nedeniyle olduğu düşünülmektedir ve tedavi gerektirmez.

Melankolik depresyon

Melankolik depresyon

Depresyon sınıfları



melankolik depresyon



hastaların sosyal aktivitelere ve hobilerine olan alakaları çok azalmıştır.

arkadaş toplantılarına, aile ziyaretlerine katılmak istemez, daha önce zevkle yaptıkları işleri yapmak istemezler.



yaşamlarında iyi olaylar olsa bile bunlara mutlu olamazlar. mutluluk ve sevinç duygularını sanki kaybetmişlerdir. duygulanım bir yakının kaybından sonra duyulan üzüntüden tamamiyle farklıdır.



hastalar uyanmaları gereken saatten çok önce uyanır ve tekrar uyumakta zorluk çekerler. depresyon en yoğun olarak sabahları hissedilir. hastaların hareketleri normalden yavaş veya hızlı olabilir.



yavaşladığı taktirde ağır çekimdeymiş gibi hareket ederler. belirgin iştahsızlık vardır ve kilo kaybı olabildiğince fazladır.



hastalar genelde yoğun suçluluk duygusundan yakınır.

nedensiz yere suçlanır isteselerde bu duygudan uzaklaşamazlar.

Major depresyon (agir depresyon)

Majör depresyon (ağır depresyon)

Depresyon sınıfları



majör depresyon (ağır depresyon)



ağır depresyon diyebilmek için aşağıdaki belirtilerden en az dördünün en az iki haftadır sürüyor olması gerekir:



* uyku bozuklukları sıktır. uykusuzluk, gece sıkça uykudan uyanma tekrar uykuya dalamama, sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama veya fazla uyuma biçiminde olabilir.



* yeme problemleri sıktır. az yeme ve buna bağlı kilo kaybı veya fazla yemeye bağlı kilo alımı olabilir.



* değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duyguları olur. hastalar genelde bir işe yaramadıklarını düşünürler. gelecek ümitsiz ve karanlıktır. hiçbirşey iyiye gitmeyecektir.



depresyona bağlı meydana gelen üzüntü ve umutsuzluk o kadar şiddetlidir ki hastalar hayata olan ilgisini kaybeder, hiçbir şeyden zevk alamaz olur. cinsel isteksizlik görülür ve hastalar çoğu zaman yataktan çıkmak ve yemek yemek istemezler hastaların kendini suçlama eğilimi yoğundur.



suçluluk duyguları genelde yersizdir. örneğin çok eskiden yaşanmış olaylar ve yapılan hatalar tekrar hatırlanır ve bunlara karşı suçluluk duyguları hissedilir. veya sebepsiz yere bir takım olaylardan kendisinin sorumlu olduğu ve suçun kendisinde olduğu düşünceleri gelişir.



hastalar genelde bu düşüncelerden uzaklaşamadıklarını beyinlerinin devamlı eski hatalarla meşgul olduğunu bunun çok saçma olduğunu bildiklerini ancak düşüncelerini frenleyemediklerini söylerler.



* konsantrasyon güçlüğü, karar verme güçlüğü vardır. işe veya derse konsantre olmak güçleşmiştir. örneğin hastalar ders çalışırken bir sayfanın sonuna geldiğinde dalıp gittiğini ve ne okuduğunu anlamamış olduğunu görür aynı sayfayı tekrar tekrar okurlar. en küçük hususlarda karar verme güçlüğü içerisinde olduklarını hissederler.



* enerji azlığı, devamlı yorgun hissetme, herşeye karşı isteğini kaybetme, duygusal olarak birşey hissedememe. genelde sabahları yataktan yorgun kalkılır. gün boyunca yorgunluk hissi devam eder. eskiden zevkle yaptıkları işleri yapmak istemez, yalnız kalmayı tercih ederler. hastalar zaman zaman çocuklarına ve eşlerine karşı birşey hissedemediklerini sanki duygularının öldüğünü söylerler ve bu durumdan dolayı suçluluk duyduklarını ifade ederler.



* ölme isteği olabilir. en hafif biçiminde hastalar "allahım canımı al da kurtulayım" diye düşünürler. intihar düşünceleri veya intihar girişimi olabilir. çoğu hasta intihar düşüncelerinin yoğun olduğunu ancak dini açıdan intiharın kabul edilemez olduğunu bildikleri için girişimde bulunmadığını ifade eder. veya ölürlerse çocuklarına kimin bakacağını bilmedikleri için yaşamak zorunda olduklarını ifade ederler. bazıları ne yolla intihar edeceğinin planlarını yapar. bazıları da ancak intihar girişiminde bulunduktan sonra tedaviye gelir.



bu hastalığa bağlı ortaya çıkan belirtiler genelde başka hastalıkları akla getirir ve çoğu kişi bu belirtilerin depresyona bağlı olarak ta oluşabileceğini düşünmez. sıklıkla bu hastalar psikiyatri dışında hekimlere başvururlar veya kendi başlarına tedavi etmeye çalışırlar.

psikiyatriye başvuran hastaların çoğu başka bölümlerde çalışan doktorlar tarafından bize yönlendirilmiştir. çoğu hastada diğer doktorlar tarafından psikiyatriye yönlendirildikleri için öfkelidir. bazıları toplumsal baskıdan çekinip gelmek istemez, gelenler de bir an önce işini bitirip gitmek ister. ancak çağımızın en sık görülen hastalıklarından biri olan ve tedavi edilmediği durumda ölümle sonuçlanabilen bu hastalığın tedavisi için uzmana başvurmak şarttır.



uygun tedavi edildiği durumda tamamiyle düzelen bu hastalık uzun sürdüğü durumda kişinin aile, iş ve sosyal uyumunu bozmakta kişinin evliliğinin yıkılmasına, işinden ayrılmaya, arkadaş ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir. son yıllarda üstünde durulan bir başka konuda depresyon geçirmekte olan anne ve babaların çocuklarının bundan nasıl etkilendiğidir.



yapılan araştırmalar bu çocuklarda ufak yaşlarda kaygıda artma olduğunu ergenlik döneminde olan kız çocuklarında görülen depresyon oranında artma olduğunu gençlik dönemindeki erkek çocuklarda ise alkol ve madde kullanımına yönelme olduğunu göstermektedir.. bir an önce tedavi olmak çocukların maruz kaldıkları bu travmanın süresini kısaltacak ve dolayısı ile yaşamın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkan bu bozuklukların oranında düşme olacaktır.



yukarıda anlattığımız ağır depresyon her hastada aynı biçimde görülmez. bu da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmıştır.

bu gruplar şunlardır:



kronik seyirli depresyon



atipik depresyon



melankolik depresyon



doğum sonrası başlayan depresyon (post partum depresyon)

Depresyonun nedenleri nelerdir ?

Depresyonun nedenleri nelerdir ?

Depresyonun sebebi tam olarak bilinememektedir. neden olabilecek etkenler üç başlık altında toplanmaktadır:



1. biyolojik etkenler

2. genetik etkenler

3. psikososyal faktörler



aslında gruplanan bu faktörler birbirlerinden tümü ile bağımsız değildir.

hepsinin birbirleri ile ilişkisi vardır.



biyolojik faktörler:



yapılan araştırmalarda beyin hücrelerinde mevcut olan biyojenik aminlerin (homovalinik asit, 5-0h indol asetik asit, vb.) depresyon hastalarının kan, idrar ve beyin sıvılarında bulunmakta olan oranlarının normal değerlerin dışında olduğu görülmüştür. bilhassa norepinefrin ve serotonin olarak isimlendirilen nörotransmitterlerin üretim, salınım, geri alım vb. metabolizmalarında bozukluk ile depresyon ve diğer duygulanım bozukluklarının ortaya çıktığı düşünülmektedir.

bu konuda yapılan hayvan araştırmalarında bu maddelerin metabolizmalarını düzenleyen ilaçların kullanımı ile hayvanlarda depresyon semptomlarının bir müddet sonra ortadan kalktığı görülmüştür. depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar da bu maddelerin metabolizmalarını düzeltmeye yöneliktir.



bu maddelerden başka vücutta farklı organlardan salınan hormonlar da depresyon oluşumunda rol oynar.



örneğin böbrek üstü bezi, tiroid bezi veya hipofizden salgılanan hormonlar depresyon oluşumuna katkı sağladığı gibi bunların anormal olması halinde ilaç tedavisi ile depresyon düzelmeyebilir. bazı durumlarda bu hormonları düzenleyen ilaçları da tedaviye eklenmesi gerekebilir.



uyku düzeninin bozulması veya bağışıklık sisteminin de depresyona yol açtığını öne süren çalışmalar vardır. ancak bu hususlar henüz kesinlik kazanmamıştır.



genetik faktörler:



depresyonda genetik yatkınlığın olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. ancak bu husus bir miktar karışıktır. bazı hastalarda genetik yatkınlık olmaksızın çevresel etkenler depresyon yaratabilmektedir.

aile araştırmalarında ağır depresyonu olan kişilerin birinci derece yakınlarında depresyon normal topluma göre iki üç kat fazla görülmektedir. yine tek yumurta ikizlerinde birinin depresyon geçirmesi halinde diğerinin hastalanma oranı % 50 dir. bu çalışmalar da depresyona genetik yatkınlığın olduğunu göstermektedir.



psikososyal etkenler:



araştırmalar stresli yaşam olaylarının genelde depresyonun ilk kez ortaya çıkışında etkili olduğunu daha sonra görülen ataklarla bir ilişkisinin bulunmadığını ortaya koymuştur. öne sürülen teoriye göre ilk atağa eşlik eden stres beyinde kalıcı farklılıklar yapmakta ve bu da hastalığın tekrarlamsına sebep olmaktadır.



zaman içerisinde stres yaratan durum ortadan kalksa da hastalık kendiliğinden tekrar ortaya çıkabilmektedir. ufak yaşta anne ve babasını kaybedenlerde yaşamın ileri yıllarında depresyon ortaya çıkma şansı fazladır. eşini kaybeden kişilerde depresyon ortaya çıkma oranı en fazladır.



aile içerisinde problemler olması direk depresyona yol açmasa da iyileşme süresini ve hastalık sonrası hastanın uyumunu tesirler.



depresyona yol açan direk bir hastalık öncesi kişilik tanımlanamamıştır. belli durumlar ortaya çıktığında herkes depresyona girebilir. stres yaratan durum kişiye göre değişmektedir.

sizi hiç etkilemeyen bir durum bir başkasında ağır stres yaratabilir. kişinin benlik saygısını zedeleyen durumlar en fazla depresyona yol açan stresörlerdir. psikanalistler depresyonu değişik dinamiklerle anlatmaktadır.

onlara göre genelde kendisinden beklentisi yüksek olan ve ideallerini gerçekleştirememiş insanlarda depresyon fazladır,bu kişiler kendi isteklerini gerçekleştirmekten ziyade başkalarını mutlu etmeye çalışırlar veya yaşamdan beklentileri fazladır ve bunu gerçekleştiremeyeceklerini anlamışlardır.



öğrenilmiş çaresizlik teorisine göre kişi hayatının kontrolünü kaybettiğinde depresyona girer. yine kişinin yaşama karamsar bakması, kendisinin hep negatif yönlerini görmesi, yaşamış olduğu tecrübelerini hep negatif olarak değerlendirmesi depresyon geçiren kişilerde sık görülen özelliklerdir.

Depresyona yakalanma riskiniz nedir ?

Depresyona yakalanma riskiniz nedir ?

Yaşam boyu depresyon geçirme riski %15 dolayındadır. kadınlarda bu oran %25 e kadar çıkmaktadır.

hemen derhal bütün toplumlarda depresyon kadınlarda iki kat daha fazladır. gebelikte, doğum sonrası dönemde ve menopozda depresyon geçirme riski çoğalır. bunun sebebi tam olarak bilinmemektedir, ancak bayanların hormonları bundan sorumlu olabilir.. devamlı bedensel hastalığı olanlarda daha fazla görülür.



örneğin infertilite(kısırlık) tedavisi gören kadınlarda normal kadınlara göre iki üç kat fazla depresyon görülmektedir.



hastaların %50 si 20-50 yaş arasındadır. bununla birlikte çocuklarda ve yaşlılarda da depresyon görülür.

boşanmış, ayrı yaşayan veya yalnız yaşayanlarda evlilere göre daha sıktır sosyal çevre veya ekonomik düzey ile depresyon geçirme oranı arasında ilişki yoktur. kütürel etkenlerle depresyon arasında ilişki yoktur.

yakın akrabalarda depresyon geçiren birilerinin olması depresyon geçirme riskini artırır.

Depresyon belirtileri nelerdir ?

Depresyon belirtileri nelerdir ?

Depresyon farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:



* bazısında neden olmaksızın aniden ortaya çıkar

* bazısında stresli bir yaşam olayından sonra başlar

* zaman zaman tek atak olarak yaşam boyu sürebilir

* zaman zaman tekrarlayan ataklar halindedir

* zaman zaman semptomların şiddetli olması ile hastalar iş yapamaz hale gelebilir

bazıları ise iş yapabilir ama devamlı mutsuzluk hissederler



aşağıdaki belirtilerden bazıları aynı anda sizde bulunuyorsa depresyon geçiriyor olabilirsiniz:



*

* kendini üzüntülü, değersiz, umutsuz, çaresiz, hissetme, içerisinde boşluk duygusu olması

* karar verme güçlüğü, konsantrasyon zorluğu, bellek bozukluğu

* daha önce zevk alınan iş ve aktiviteleden zevk alamama (cinsel isteksizlik dahil)

* işte, okulda, aile ve arkadaş arasında sorunların ortaya çıkması

* diğer insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği

* enerji azlığı, yorgunluk hissi ve çabuk sinirlenme

* uyku bozukluğu (uykuya dalamama,uykuyu sürdürme güçlüğü, sabah erken uyanma veya fazla uyuma biçiminde olabilir)

* yeme bozukluğu (iştahta azalma veya artma),

* sebebi belli olmayan baş, boyun, sırt ağrısı gibi vücudun farklı yerlerinde devamlı ağrılar hissetme

* son zamanlarda fazla alkol almaya başlama veya yatıştırıcı ilaçları kullanma gereksinimi hissetme

* kendine zarar verme, intihar planları yapma, intihar girişiminde bulunma veya kendi cenaze merasimini düşünme



depresyon tanısı almak için bu belirtilerin hepsinin birden sizde olması gerekmez.



bu şikayetlerin birkaçı aynı anda sizde bulunuyorsa hekime başvurmanız gerekmektedir. en sık görülen belirtilerden biri uyku ve iştah bozukluğudur. bu belirtilerin çoğu aynı anda bulunuyorsa ağır depresyondan söz edilir. depresyon ciddi bir hastalıktır. kendi durumuna bırakıldığında vakit içerisinde düzelebileceği gibi genelde uzun müddet devam eder veya ağırlaşır.

ağır depresyonda kişi iş güç yapamaz hale gelebilir ve bu taktirde intihar riski yüksektir.



uyku bozukluğu bir hastalık değildir başka hastalıklarda görülebilen bir belirtidir. nedeninin araştırılması gerekmektedir. bedensel hastalıklar (astım, kalp hastalığı v. b.) nedeniyle olabileceği gibi psikiyatrik hastalıkların (depresyon, mani v. b.) çoğunda görülebilir. depresyon hastaları sıklıkla uyku bozukluğundan yakınırlar. dolayısıyla uykusuzluk şikayetiniz varsa ve bir süredir devam ediyorsa çevrenizdeki insanların önerdiği ilaçları veya kendi başına eczaneden alınan uyku ilacını kullanmak yerine bir uzmana başvurarak altta yatan sebebi araştırmanızda fayda vardır.



abd de depresyon hastalarının 2/3 ü çeşitli nedenlerle tedavi görememektedir. türkiyede bu konuda yapılmış araştırma yoktur ancak benim kanıma göre bu oran yurdumuzda çok daha yüksektir.



psikiyatriste başvurmama nedenlerinden bazıları şunlardır: hastalık bilinememekte, hastalar çevresi tarafından zayıf oldukları gerekçesi ile suçlanmakta, hastalık dolayısı ile iş güç yapamaz taktirde olan hastalar yardım isteyecek enerjiyi kendilerinde bulamamakta bazende yanlış tanı konup tedavi yanlış uygulanmaktadır.



depresyon hastalarının yardım istemek için genelde yardıma gereksinimi vardır. depresyonun doğası gereği hastalar genelde kendiliğinden yardım istemezler. hastalar sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar.

bu nedenle depresyonu olan hastaların aileleri, arkadaşları veya diğer doktorları tarafından psikiyatriste yönlendirilmeleri gerekmektedir. intihar düşüncesi varsa acilen psikiyatriste başvurmak gerekmektedir.



halk arasında yaygın olan inanışa göre intihar düşüncesini ifade eden kişiler pek intihar etmezler. ancak yapılan araştırmalar bu inanışın doğru olmadığını göstermiştir. dolayısıyla bir yakınınız intihar düşüncelerini sık söylüyorsa bunu önemseyin ve en yakın zamanda bir uzmana başvurmasına yadımcı olun.



depresyona yakalanmak sizin seçiminiz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.

Depresyon nedir ?

Depresyon nedir ?

İnsanlar zaman zaman kendilerini üzüntülü ve mutsuz hissederler.



işinden ayrılmak, sevdiğini kaybetmek veya başarı gösteren olamamak üzüntüye yol açan yaşam olaylarındandır. kısaca üzüntü normal yaşamın bir parçasıdır.

ancak bu üzüntülü durumun uzaması ve sebepsiz ortaya çıkması ruh sağlığı sorunudur ve depresyon olarak tanımlanır.



depresyon duygu düşünce ve davranışı tesirler. tedavi edilmediği durumda aylar yıllar zaman zaman de ömür boyu sürebilir.