?

Dil bilgisi sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dil bilgisi sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Noktalama isaretleri

Noktalama işaretleri

Yazıda kullanılan işaretlerdir. nokta lama işaretleri şunlardır:



1 - (.) nokta veya durak; 2 - (,) virgül, 3 - (;) noktalı virgül, 4 - (:) iki nokta, 5 - (... ) sıra noktalar, 6 - (!) nida ya da ünlem sinyali, 7 - (?) soru sinyali, 8 - (-) çizgi, 9- (" ") tırnak sinyali, 10 - () parantez ya da ayraç, 11 - () köşeli parantez, 12 - ($) paragraf ya da çengel.



bunların başlıca kullanılan yerleri: nokta (.) a - anlam tamam olan bir cümlenin sonuna konulur. bundan sonra yeni başlayan cümlenin ilk harfi büyük yazılır, b - bir ya da bir kaç kelime kısaltma durumunda yazılırsa bu kısaltmalardan sonra konur, c bahis başlarına konulan rakamlar ve harflerden sonra konur, rakamdan sonra



(-nci) anlamını gösterir, d - günü belirten tarih işaretlerinde gün, ay, yıl sayılarını işaret eden rakamları ayırır.



virgül (,) a - cümlede birbirleri ardınca sayılan isimler, sıfatlar, zamirler, birbirine bağlı fiiller v. b. arasına b - cümlede özne olan kelime kendinden sonra gelen sözlere karışabilecek halde ise, bu kelimeden sonra, c - mektuplarda hitap sözlerinden sonra, cümle içerisinde ayrı bir varlık anlatan kelime grubunun başına ve sonuna konulur.



noktalı virgül (;) a -birbirine bağlı, fakat her biri kendi içerisinde yarı müstakil ihtimalleri; b - içerisinde virgüllerle ayrılmış parçalar bulunmakta olan iki takım veya cümleyi ayırmağa yarar.



iki nokta (:) a - bir cümlede ifade edilen hükmü örneklerle göstermek üzere cümlenin sonuna, b - bir sözde birkaç ihtimal olduğu halde, bu olasılıkları saymak veya sıralamak lâzım geldiği vakit, bu sayma veya sıralamadan önce c - söz arasında bir yerden veya bir kimseden nakledilen ve tırnak içerisine alınan sözden önce kullanılır.



sıra noktalar



1 - üç nokta (..) cümle bitmeden sözün manalı bir kesilişini göstermek, yahut birtakım kısımlar veya örnekler sayıldıktan sonra, bunların başka benzerlerinin de o hükme sokulacağını anlatmak için kullanılır.



2 - sıra noktalar, bir bahisten başka bir bahse geçişi yahut söylenmeden geçilen birtakım şeyleri belli etmek üzere ayrı ayrı veya iki satırın nokta ile geçilmesinde kullanılır.



söz arasında bir ismi söylemeden işaretlemek için birkaç nokta veyahut bir harfle birkaç nokta kullanıldığı gibi, bu hallerde nokta (*) yıldız konulduğu da vardır.



nida veya ünlem sinyali (!) nidalardan ve şaşırma acınma, heyecan, gibi duyguları belirten sözlerden sonra konulur.



söz arasında () parantez içerisinde (!) nida sinyali konulursa söylenilen lâkırdıya inanılmadığını, şaşılmadığı anlatır.



söz arasında () parantez içerisinde (?) soru sinyali konulursa söylenilen lâkırdının şüpheli göründüğünü, ne demek istenildiğinin anlaşılmadığını gösterir.



beğenilmeyen, şaşılan, ne demek istenildiği sorulan yerlerde bu gibi duyguların aşırıldığını göstermek üzere birkaç soru ve nida sinyali konulduğu da vardır.



çizgi sinyali üç türlüdür:



ı. ufak çizgi veya birleştirme çizgisi (-) satır sonunda tam bitmeyen kelimenin öteki satıra geçen kısmının birleşeceğini anlatmak üzere satır sonundaki parçanın sonuna konulur.



bu gibi ayırmalarda satır sonunda hecenin tam bitmesine dikkat edilmelidir.



iki millet veya iki tarih arasında veya iki şeyin ortaklığını göstermek üzere de birleştirme çizgisi kullanılır.



ıı. büyük çizgi (-), cümle içerisinde bundan başka bir anlamı ifade için araya sokulan sözlerin iki tarafına konulur.



karşılıklı konuşma veyahut birinin ağzından bir söz nakletme hallerinde bu çizgi, tek olarak konuşma sözlerinin başına konur.



konuşmada karşılıklı konuşmaların isimleri veya isimlerin bazı harfleri gösterilirse çizgi bu isimlerden veya harflerden sonra gelir.



tırnak sinyali (" "), bir başkasının yazısından veya sözünden nakledilen kısımların başına ve sonuna konulduğu gibi, cümle arasında geçen ve başında ayrı bir punto ile belli edilmeyen kitap ve makale başlıkları ve cümlede dikkati çekmesi istenilen sözler de bu işaret içerisinde yazılır.



bir yerden nakledilen uzunca ibarelerin başına ve her satırına tırnak işaretinin açma biçimi () konulup en sonuna kapama biçimi () konulduğu da vardır.



parantez sinyali (), cümle içerisinde geçen bir sözün, o cümleye bağlı olmayan bir izahını veya başka bir dilden karşılığını içerisine alır.



misal gibi kullanılan ve göze çarpması istenilen bazı kelimeler de parantez içerisine alınabilir.



birtakım maddeler sayıldığı sırada ,1, 2, 3.. gibi rakamlar veya a, b, c. gibi harfler konuldukça onlardan sonra yalnız parantezin kapalı biçimi () konulur.



köşeli parantez (), cümleden tamamıyla ayrı bir söz veyahut haşiyeye müracaat için konulan rakam, harf, yıldız gibi işaretleri çerçeveler.



parantez ve köşeli parantez, birbirleri yerinde de kullanılabilir.



paragraf sinyali ($) ayrı maddeleri az çok farklı olan hususları veya örnekleri birbirlerinden ayırmak için kullanılır.

Nesir

Nesir

Dil kurallarından başka hiç bir ölçüye bağlı olmayan düz ve tabu anlatma yolu.



eski nesir, sade nesir ve süslü nesir olmak üzere başlıca iki koldan yürümüştür. sade nesir, konuşma dilinde yazılan, açık, tabiî nesirdir. bu nesirle halkla ilgili eserler ve bazı tarihler yazılmıştır. süslü nesir ise, yabancı kelime ve dil kurallarıyla yüklü, çeşitli söz sanatlarıyla ve kelime oyunlarıyla süslü nesirdir. bu nesirle, aydın kimselere hitap eden eserler yazılmıştır. yeni nesir'de, yazı dili konuşma dili ile birleştirilmeğe çalışılmıştır. yazı dilinin konuşma dili durumuna getirilmesi hareketi, 1911 de selanik'te çıkarılmaya başlanan genç kalemler dergisinde, ömer seyfettin, ziya gökalp gibi sanatçılar ve fikir adamları tarafından ileriye sürülmüş ve bu hareket, bugünkü yazı dilinin ayırıcı vasfı olmuştur. yeni nesrin başlıca özellikleri şu noktalar üstünde toplanabilir. konuşma dilinde karşılığı bulunmakta olan yabancı kelimeler dilden atılmıştır.



bütün yabancı dil kuralları bırakılmış, türk diline türk grameri hâkim kılınmıştır.



eski nesir, çok kere, iç içe girmiş cümleciklerle uzatılan bileşik cümlelerle yazılırdı; yeni nesir ise, çok kere, kısa cümlelerle yazılmaktadır. eski nesirde söz hüneri göstermeye çalışılır, cümle sonlarında seciler kullanılır, bunu sağlamak için de doldurma sözlere yer verilirdi; yeni nesirde ise seçici kullanılmaz, yalnızca düşünceleri anlatmaya yetecek kadar kelime kullanılır doldurma sözlere yer verilmez.

Kompozisyon

Kompozisyon

Okul dilinde, bir miktar uzunca, bir miktar kişilik isteyen öğrenci ödevi. başka deyimle, bir konunun çeşitli bölümler bir araya getirmek çatısını kurmak anlamına gelir. bir kompozisyonun, bir ortası, bir sonu olur. bir kompozisyon yazabilmek için husus hakkında maddeleri toplamak, (buluş), bunları bir araya koymak (düzenleyiş), bunlara bir yazı biçimi vermek ve başına, ortasına, sonuna dikkat etmek, (anlayış)gerektir.



kompozisyonda, ana fikirden ayrılmamak (birlik), ana fikir bakımından elemanların bütüne göre tam bir orantıda olmasına dikkat etmek (denge), anlatımın ilgi uyandıracak biçimde sürükle bir dille yazılmasını sağlamak (canlılık) gerektir.

Kelime

Kelime

Cümlede bir anlamı olan hecelere ya da hece birliklerine verilen ad. türkçe'de kelimeler, yazıldıkları gibi okunurlar. ancak yabancı dillerden kendi imlâsıyla alınmış kelimeler yine kendi imlâlarıyla okunurlar.



türkçede kelimeler, a - büyük sesli uyumu kuralı, b - ufak sesli uyumu kuralı olmak üzere iki kurala uygunluk gösterirler. büyük sesli uyumu kuralı, kelimelerin, tüm hecelerindeki seslerin kalınlık ya da incelik bakımından uygunluğudur. fakat, bazı türkçe kelimeler, yabancı kelimeler, bazı bileşik kelimeler kelimelere yapılan bazı eklerle temel kelime sesleri, bu kurala uymayabilirler. ufak sesli uyumu kuralı, türkçe kelimelerde düz seslilerden sonra düz sesliler, oval seslilerden sonra geniş düz ya da dar oval seslilerin gelmesi ile olur. fakat, türkçe kelimelerden den bazıları ile yabancı dillerden alınan kelimeler bu kurala uymayabilirler.

Istiare

İstiare

Bir sözün benzetme hedefi güdülerek başka bir söz yerine kullanılması.



istiare, bir çeşit benzetmedir. yalnız, benzetme ile ayrıldığı noktalar vardır. benzetmede, benzeyenle kendisine benzetilenin birlikte söylenmesi şarttır. istiarede ise benzeyen ya da kendisine benzetilenden bir tanesi söylenir, öbürleri söylenmez.



yüce dağ başında siyah tül vardır mısrasında, siyah tül, kara bulut anlamında, bir med vakti gökyüzü kurşunla örtülü mısrasında kurşun, bulut anlamında kullanılmıştır.



yalnız benzeyeni söylenip, kendisine benzetilen söylenmemek suretiyle kurulan istiarelere kapalı istiare; bir konunun, kendisiyle benzeme alakası bulunmakta olan başka şeylerle anlatılmasına temsilî istiare" denir.

Imla kurallari

İmla kuralları

İmlâ, kelimelerin yazılışında kullanılması kabul edilmiş olan harf dizimidir. türkçenin imlâ kuralları şunlardır:



1 - imlâda ilke:



türk dilinin imlâsında ilke, genel kültür türkçesinin her sesini kendi harfiyle yazmaktır.



genel kültür türkçesi, yurdumuzda nice yüzyıllardan beri sürüp giden kültür akışlarıyla, bölge ağızlarının üzerinde olarak, yerleşmiş olan konuşma dilidir.



2 - türk harfleri:



sekiz sesli (a, e, ı, i, o, ö, u, ü,) ve yirmi biri sessiz (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, 1, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z) olan türk harfleri büyük ve ufak olmak üzere iki biçimde yazılır.



3 - büyük harflerin kullanılışı: tamamlanıp bir durakla bitirilen cümlelerden sonra gelen kelimelerin ilk harfi büyük yazılır.



özel adların, soyadlarının; özel ad meydana getiren kelimeler birden çok olursa her birinin; dil, ulus, din ve bunlara benzer toplulukların adları ile bunlardan olan kimseleri belirten adların ilk harfi büyük olarak yazılır. ancak ulus, dil, din ve benzerlerinin adları sıfat olarak kullanıldığı veya fiil biçimine girdiği zamanlar büyük harf alması gerekmez.



kısmen olarak kullanılan ve bir makamı veya bir unvanı belirten tek harfler veyahut birden fazla harfli kısaltmaların ilk harfi büyük yazılır.



kitap, dergi, gazete, yazı başlıklarıyla imzalarda, ilânlarda, kurum ve mağaza adı unvanlarında süs için kelimelerin hepsini veya bazılarını hep büyük harfle yazmak veya edat niteliğinde olmayan kelimelere büyük harfle başlamak olabilir.



bunlardan başka saygı göstermek için söz arasında geçen bir kelime büyük harfle başlıyabilir.



sayılan bu durumlar dışında hep ufak harf kullanılır.



4 - iki imlâ işareti:



türkçenin kendi sesleri dışında olarak genel kültür dilinde henüz kullanılmakta bulunmakta olan yabancı dillerden gelme ses özelliklerine ve daha bazı halleri belirtmek üzere iki imlâ sinyali kabul edilmiştir.



5 - ses değişmeleri:



her sesi kendi harfleriyle göstermek ilkesi kelimelerin her türlü çekimin de oluşan ses değişmelerinde de yürür. fakat yan yana gelen kelimelerin son veya ön seslerindeki değişmeler imlâda gösterilmez.



6 - benzeşmeler:



kelime ile ek arasındaki ses benzeşmesi, kelimelerin son seslisiyle ekin seslisi arasında sesli benzeşmesi biçiminde olduğu gibi, kelime sonundaki sert sessizin yumuşaması veya ek başındaki yumuşak sessizin sertleşmesi biçiminde sessiz benzemesi de olur.



seslisi açık (a, e) olan ekler, son seslisi kalın olan kelimelere geldiği zaman a ile, ince olan kelimelere geldiği zaman e ile seslileşir.



seslisi kapalı (ı, i, u, ü) olan ekler a ve ı dan sonra ı; ve i den sonra i; o ve u'dan sonra u; ö ve ü'den sonra ü ile seslileşir.



yok -ken ve ımtırak'ın -trak kısmı ses benzeşmesine uğramaz.



için edatı ek gibi kelimeye katıldığı zaman, kelime seslisinin açık veya kapalı olduğuna göre çin ve -çün biçimlerini a-alır, fakat kalınlaşmaz.



ek zamir olan -ki eki ancak birkaç kelimede -kü halini alır, başkaca değişmeye uğramaz.



fiil çekimlerinde a veya e ile biten fiil gövdelerinden -yor eki veya kaynaştırıcı sesi (y) almış -e,. en -ecek, -erek gibi bir ek gelirse, fiil gövdesinin sonun, daki geniş a ve e darlaşarak ı ve i olur.



bu seslilerden önce ve sonra gelen seslilerin ikisi de oval olursa ı ve i yerine u ve ü gelir.



emir kiplerinde ve isim çekimlerinde bu değişme yazıda gösterilmez.



kelimelerin sonunda bulunmakta olan sert sessiz p, ç, k harflerinden sonra sesli ile başlayan bir ek gelirse, bunlar bir çok kelimede yumuşayarak b, c, d, ğ'ye çevrilir.



7 - ayrı da, birleşik de yazılabilen sözler: idi imiş, ise, iken, için, ile sözleri kendilerinden önce gelen kelimeden ayrı y azıtabildikleri gibi birleşik de yazılabilirler.



8 - edatlar: gibi, beri, dolayı, dek, kadar gibi edatlar tamamıyla bağımsız birer kelime olduklarından ne katıldıkları kelimeyle birleşik yazılır, ne de benzeşmeye uğrarlar.



ilgi zamiri olan ki de öyledir; ancak oysa, mademki, oysaki gibi tek kelime halini almış birkaç sözde birleşik yazılır; yalnız çünkü sözünde benzeşmeye uğramıştır.



dahi anlamına olan de edatı ile soru edatı olan mi sözü sesli benzeşmesine uğrasa da imlâda ayrı gösterilir.



9 - birleşik yazılan kelime gurupları: her hangi bir gramer biçimi içerisinde yan yana gelip asıl kendi anlamından ayrı ve özel bir kavram anlatan kelime gurupları bitiştirilerek yazılır.



görünüşte isim değerinde olduğu halde sıfat olarak kullanılan sıfat takımları da birleşik yazılır.



eksiksiz olarak yan yana iki isim getirilerek yapılan yer adları, kurum adları ve terimler de bitiştirilerek yazılır.



sürerlik, tezlik, yaklaşma ve yeterlik fiillerini meydana getiren öğelerde bitiştirilir.



bunlardan başka yardımcı fiillerin başına gelerek bileşik fiil kuran kelimelerin son sessizi ikileştiği zaman birleşik yazılır.



10 - özel adlar: insanların adlarıyla soyadları, nüfus kütüğüne geçtikleri biçimde yazılır.



yer adları, birden fazla kelimeden yapılmış olsa da birleşik yazılır.



tarih ve coğrafyada geçen özel adlardan türkçede yerleşmiş biçimleri olanlar öylece yazılır.



bunların dışında kalanları kendi imlâlarıyla yazıp okunuşlarını ayraç içerisinde göstermek doğru olur.



1 - özel imlâ kuralları:



türkçede kullanılan yabancı kelimelerde türk ses düzenine uymayan bir takım özellikler vardır. her hangi bir karışıklığa meydan vermemek üzere bunların bazısını göstermek için iki imlâ sinyalli kabul edilmiştir.



1. sesli harf üstüne konulan ve düzeltme adı verilen işaret iki kelime, aynı harflerle yazıldığı halde bir veya daha çok sesli harfin üstüne konulur:



alem - âlem, milli - millî gibi.



bu işaret '-ı veya u'dan önce gelen k, g ve l'nin nin ince okunacağını göstermek üzere de bu a veya u'nun üstüne konur.



aynı harflerle yazılan iki kelimeden birinin bir seslisi uzun okunmakla ayrı bir anlam çıkıyorsa bu uzun sesliden önce gelen sessizin k veya g olması yüzünden düzeltme işaretinin konulması başka bir netice vereceği için, uzatma, uzun okunan sesliyi çift yazmak suretiyle gösterilir.



2. ikinci işaret (') kesme işaretidir. bu işaret beş çeşit iş görür:



a) - kelime içerisinde bir sessizden sonra gelirse bu sessizin kendinden sonraki sesliye bağlanmayarak kesik okunacağını gösterir.



b) - bir kelimeden bir harf düşürülürse onun yerini tutar.



c) - ek alınca başka bir kelime ile karışabilen kelimeler bu işaretle ekten ayrılabilirler.



d) - bir rakamdan veya simge halinde olan bir harften sonra bir- ek yazıldığı zaman bunun ek olduğunu belirtmeye yarar.



e) - özel adlar, eklerinden bir kesme ile ayrılabilir.

Hece

Hece

Bir kelimenin söylenişinde, zincirlenmiş seslerin kulağa göre ayrılan bölümlerinden her birine verilen ad. başka bir söylemle, konuşma sırasında, her nefes hamlesinde çıkan sese verilen ad.



heceler, içlerindeki seslerin sayısına göre çeşitlere ayrılır:



1 - tek sesli heceler; böyle hecelerde yalnız bir ses vardır.



2 - iki sesli heceler; iki ses olan hecelerdir. bunlar, ya bir sesli ile bir sessizden, ya da bir sesli ile bir sessizden yapılmışlardır.



3 - üç sesli heceler. bunlar da ya bir sessiz bir sesli, bir sessizden, ya da bir sesli iki sessizden yapılmışlardır.



4 - dört sesli heceler. bunlar bir sessiz bir sesli, iki sessizden meydana gelmiş hecelerdir.



bunların dışında yabancı dillerden alınan ve bu ayrımlara uymayan heceler de vardır.



heceler, sesli harfle ya da sessiz harfle bitişlerine göre açık hece, kapalı hece adlarını da alırlar.

Fiil

Fiil

Bir iş, bir hareket ya da bir oluş bildiren kelimelere fiil adı verilir.



fiil, tarifinden de anlaşıldığı gibi, bir hareketi, bir oluşu bildiren kelimedir. bu bakımdan, dilbilgisindeki öbür kelimelerden ayrılır. bildiğimiz isim gibi, zamir gibi kelimeler, duran şeyleri tanımlayan kelimelerdir. fakat, yeryüzünde, gerek cisimlerde, gerekse tabiatın kendisinde süreli bir hareket, süreli bir oluş vardır. vakit içerisinde bu hareket ve oluşlar, devam edip gider. işte, fiiller, vakit içerisindeki bu hareket ve oluşları bize bildiren, bunları bildirmemizi sağlayan kelimelerdir.



ahmet kelimesi bir kimseyi anımsatır. ahmet geldi cümlesi de, ahmet'in bir hareket içerisinde olduğunu, yer değiştirdiğini, bizim bulunduğumuz yere doğru yöneldiğini gösterir. bu yönelmeyi, bu hareketi belirten ahmet geldi cümlesindeki geldi kelimesidir. geldi kelimesi, bir fiildir. fiilde özne:



bir iş, bir hareket, bir oluş, kendiliğinden yapılamaz. o işi bir yapan ya da olan vardır. yapan bir insan, bir hayvan bir şey olabilir. işte, bir fiilin bildirdiği hareketi ya da iş yapanı ya da bir şey olanı belirten kelimeye fiilin öznesi denir. özne, isim soyundan kelimelerdir.



örnek olarak ahmet geldi cümlesinde ahmet özne, geldi fiildir.



özneler, ya şahıs zamirleri ya da isimlerle gösterilir. fiiller, şahıs zamirlerine uyarlar. bir fiil şahıs zamirsiz olsa bile, fiilin sonuna eklenen ekler, fiilin o şeklinin, hangi şahsı gösterdiğini belli eder.



ben eve gidiyorum. cümlesinde, onlar, üçüncü şahıs zamiri tekil durumudur. gidiyorum da, birinci tekil şahsa ilişkindir.



sen eve gidiyorsun cümlesinde sen, ikinci şahıs zamirinin tekil hali, gidiyorsun da, ikinci tekil şahsa ilişkindir.



o eve gidiyor cümlesinde o, üçüncü şahıs zamirinin tekil hali, gidiyor da, üçüncü tekil şahsa ilişkindir.



biz eve gidiyoruz cümlesinde biz, birinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyoruz da, birinci çoğul şahsa ilişkindir.



siz eve gidiyorsunuz cümlesinde siz, ikinci şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorsunuz da, ikinci çoğul şahsa ilişkindir.



onlar eve gidiyorlar cümlesinde, onlar, üçüncü şahıs zamirinin çoğul hali, gidiyorlar da, üçüncü çoğul şahsa ilişkindir. fiillerin adları:



fiiller, şahıs zamirlerinin haline göre aldıkları çekim biçimleri ile bilinmezler. bunlar, fiil köklerine eklenen -mek, -mak ekleri ile aldıkları şekillerle söylenirler. bu kelimelere mastar denir.



gidiyor fiilinin mastarı, yani adı git-mek tir -mek kaldırılınca da kalan git kısmı, fiilin köküdür. fiillerde çekim:



bir fiil, bir işin, kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterir. bunun için, bu işlemi gösterecek biçimlere girer. fillerin bir işin kimin tarafından, nasıl ve ne zaman yapıldığını gösterecek biçimlere sokulmasına fiilin çekimi denir.



fiillerde vakit:



fiiller, zaman geçtikçe ilgili, vakit belirten kelimelerdir. bunlar da, fiilin köklerine eklenen eklerle belirtilir: fiillerde vakit, ikiye ayrılır;



1 - basit zamanlı şekilleri



2 - bileşik zamanlar.



3 - basit zamanlı biçimler: bunlar, da üç vakit ayırt edilir: a - geçmiş vakit, b - şimdiki vakit, c - gelecek vakit.



geçmiş vakit: geçmiş zamanda yapılmış ya da olmuş olan işler anlatılır. bu da iki türlü olur a) -di'li geçmiş vakit: işlerin yapıldığını görmüşsek, ya da onların yapıldığından eminsek, fiilleri bu zamana göre söyleriz: geldi, okudu, yazdım gibi. b) -miş'li geçmiş vakit: işlerin yapıldığını başkasından duymuşsak, ya da işler, biz, farkına varmadan yapılıp olmuşsa, bu zamana göre söyleriz: okumuş, görmüş, yazmış, gitmiş gibi.



şimdiki vakit: bulunduğumuz zamanda yapılan işleri göstermek için kullandığımız fiillerle bildirilir: geliyor, okuyor, yürüyor, bağırıyor gibi.



gelecek vakit: gelecek zamanda yapılacak işleri göstermek için kullanılır: görecek, okuyacak, yazacak, yürüyecek gibi.



geçmiş vakit: fiillerin hem geçmişi, hem şimdiyi, hem gelecek vakti içerisine alan şekillerine denir: gidiyor, okuyor, geliyor gibi. ,



2 - bileşik zamanlar: türkçede, gelişi güzel bir kipteki basit zamanlı fiili, geçmiş zamana göre de söyleyebiliriz. örnek olarak: okudum fiili, basit zamanlı bir fiildir. bu fiilde, geçmiş vakti belirten durum parçasıdır. geliyordu fiilinde, hem şimdiki vakti belirten -yor parçası, hem geçmiş vakti belirten durum parçası vardır. ikisi de aynı fiil kökünde kullanılmıştır. böyle fiillere bileşik zamanlı fililer denir.



bileşik zamanlı fiillerde iki çeşit vardır: a - hikâye biçimi, b - rivayet biçimi. hikâye şeklî, bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin geçmiş zamana göre ve görülüp bilinmiş olarak anlatılmasını sağlar: gidiyordu, gelecekti, okumalıydı, gitseydi gibi. rivayet sekli bir işin yapılışının ya da yapılması istenişinin, geçmiş zamana göre, fakat, başkasından duyularak anlatılmasını cağlar: çalışılmış, gidermiş, okumalıymış, gitmeliymiş gibi.



fiillerde kipler:



fiiller zamandan başka, işlerin yapılım stilini da gösterirler. bu bakmadan, fiillerde, işlerin bildiriliş tarzlarını bildiren fiil biçimleri de vardır. bunlara kip adı verilir: gitse, okusa, çalışsa, okumasa, gelmese gibi, bunlar, dileklerimizi bildiren fiillerdir.



fiil kipleri iki türlüdür: a - haber kipleri, b - dilek kipleri.



haber kipleri: bir işin, bir hareke, tin yapıldığını, bir şeyin olduğunu haber vermek için kullanılan kiplerdir. yukarda görülen beş zamanın de (yani -di'li geçmiş vakit kipi, miş'li geçmiş vakit kipi, şimdiki vakit kipi, gelecek vakit kipi, geçmiş vakit kipi) kipleri olur.



dilek kipleri: dilek kiplerinde fiil ler, işlerin yapılması ya da olması yolundaki dileklerimizi bildirmek için kullanılır.



dört türlü dilek kipi vardır: 1 - dilek-şart kipi, 2 - istek kipi, 3 - gereklik kipi, 4 emir kipi.



1 - dilek-şart kipi: bir fiilin dilek koşul kipine sokulması için, o fiilin köküne se, -sa parçasını takmak gerektir: görse, gitse, alsa gibi. bu çeşit fiiller; o işin yapılması yolundaki dileğimizi bildirdiği gibi, başka bir işin yapılmasına gark koşmak hizmetini de görür. örnek olarak, sınıfımı bir geçsem cümlesin, de, sınıfı geçmeyi diliyoruz. ahmet bey bize gelse konuşurduk cümlesinde, gel se fiili konuşurduk fiilini koşul koşmaktadır: ahmet beyle konuşmamız, onun bize gelmesine bağlı kalmış demektir.



2 - istek kipi: bir fiilin istek kipi olması için, o fiilin köküne -e, -a, (fiil kökünün sonu sesli harfle bitiyorsa -ye, -ya). okuya, gide, otura, yürüye gibi.



3 - gereklilik kipi: bir fiilin gereklilik kipi olması için, o fiilin köküne meli, ,malı parçasını takmak gerekmektedir. okumalı, gelmeli, gitmeli, yazmalı gibi



4 -emir kipi: bir fiilin emir kipi olması için, o fiilin kökünü kullanmak yeter. bu kök, emir yerine geçer: oku, yaz, gel, git gibi.



fiillerde olumluluk, negatiflik:



bir iş, pozitif ya da negatif olabilir. o işi belirten fiil de, pozitif ya da negatif olur. bir fiil, her iki halde de olabilir, yani, bir fiil, pozitif olabildiği gibi, negatif da olabilir.



örnek olarak, okudum kalktı, geldi fiiller pozitifdir. okuma gelme, isteme, gelmedim fiilleri negatifdir.



fillerin, olma bildirişlerine olumluluk, olmama bildirişlerine negatiflik denir.



olumlu bir fiili, negatif şekle sokmak için, o fiilin köküne -me, -ma parçası eklenir: gelme, okuma, yatma, gitme gibi.



olumsuz fiillerin çekimi de, yukarıdaki parçalar takıldıktan sonra, pozitif fiiller gibidir.



fiillerde soru:



bir işin yapılıp yapılmadığını, olup olmadığını anlamak, fiillerin sorulu biçimini meydana getirmekle yapılır. bu da, o fiil çekimine mi parçasının takılmasıyla yapılır: geldi mi ?, duydun mu ?, gitti mi ?, geldiniz mi ? gibi.



bileşik fiiller:



iki ayrı kelimeden yapılmış olduğu halde, tek anlamı olan bileşik isimler ve sıfatlar vardır. fiiller de, isim ve sıfatlar gibi, iki ayrı fiilin birleşmesi ile ve bir tek anlamda kullanilabilir: görebilmek, yapabilmek, okuyabilmek, gidivermek, gülüvermek gibi. bileşik fiillerin çekimi öbür fiiller gibi olur.



ek. fiiller: bazı cümlelerde, isim ya da sıfat olan kelimeler, fiil gibi iş görürler. bunun nedeni, o kelimelerin sonuna takılan parçalardır. böylece isim soyundan kelimeler, fiilleşirler ve fiilin türlü çekimlerine girerler. isim sonundan kelimelerin fiil gibi görev almasını sağlayan ek. ler -dir,. di, -mış, -se parçalarıdır: öğrencidir, görüşse, hastaysa, güzelmiş, gibi.

Dil

Dil

Bir arada yaşamaya başlayan ilk insanlar için bir anlaşma gereksinimi kendini göstermiş ve bu hedefle engelleyici yüz, vücut ve ses işaretlerinden faydalanılmıştır. böylece insanların düşünüp duyduklarını anlatmak için kullandıkları diller tabiî işaretlerin, yavaş yavaş yapma işaretler durumuna gelmesinden meydana çıkmıştır. tabiî işaretler, seslerden ve hareketlerden ibarettir. seslerin ve hareketlerin zaman geçtikçe gelişmesinden söz dili ve hal dili doğmuştur. ses ve hareketin birleşmesi, ifadeye daha çok kuvvet verdiği için insanların ilk dilleri hem sesli hem de hareketli diller olmuştur. fakat, zaman geçtikçe, hareketlerin her şeyi anlatmağa yetmemesi, seslerin, hareketlere üstün tutulmasını sağlamış, böylece, insan zekâsının en karakteristik buluşunu ve insanin hayvana üstünlüğünü belirten en önemli meziyeti olan sesli diller gelişmeğe başlamıştır. dillerin gelişmesi ile yapma kelimelerin nispeti artmış; insanların çok çeşitli yerel gruplar meydana getirmeleri ile de, yeryüzünde sayılmayacak kadar çok diller meydana gelmiştir.



konuşulmakta olan çeşitli diller incelendiğinde aralarında, ses, kelime yapısı ve söz dizimi bakamından ayrılıklar göze çarpar. en önemli ayrılık, kelime yapılarına göre üç tipe ayrılırlar:



1 - tek heceli diller: bu dillerde kavramlar, tek heceli kelimelerle bildirilir. bu kelimelerden eklerle başka anlamda kelimeler türetilemez, bu kelimeler cümlede bir değişikliğe uğratılamaz (çin'ce, tek heceli bir dildir).



2 - bitişkin diller: bu diller de eklerin gelişi ile köklerin biçimleri değişmez. köklere tamamıyla kaynaşmadan pekçok ekler ilâve edilmekle yeni kelimeler üretilebilir ya da kelimeler arasında ilgi sağlanabilir (macarca-türkçe, bitişkin dillerdendir).

Cumle

Cümle

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi, bir dileği bildiren sözlere cümle denir. arkadaşımı severim, sınıfı kapısı açıldı, ne mutlu türküm diyene sözleri, ayrı yarı birer cümledir. cümlelerde, uzunluk ve kısalık, belirli değildir. bir cümle, uzun da olabilir, kısa da olabilir. önemli olan, cümlelerde, isteklerimizi tam olarak anlatabilmiş olmamızdır. cümleye başlarken, ilk kelimenin ili harfi, daima büyük harflerle yazılır cümlenin sonuna da nokta konur. böylece, her cümlenin, bir tüm olduğu belirtilmiş olur.



cümleler, kelimelerden meydana gelir. fakat, bir cümle meydana getirmek için, kelimeleri yan yana sıralamak ye ter değildir. anlatmak istediğimiz her hangi bir düşünce için lazım kelimeleri bulduktan sonra, bunları cümle içerisinde aldıkları yerlere göre sonlarına eklemeler yaparak düzenlememiz gerektir.



bir kelimenin, başlı başına bir anlamı vardır. bir cümle için lazım kelimeleri yan yana getirdiğimizde, bunların ayrı ayrı anlamları vardır. fakat, bu kelimelerin, kendi aralarında bir düzene getirerek, isteklerimizi anlatabilecek duruma gelmeleri için, anlatabilecek ferle değişiklik yapmak lazımdır.

Cekide

Çekide

Türk basınında, belli vakit aralıkları ile çıkan yayınlara verilen eski ad. bugün gazete denmektedir. arap dilinde de aynı anlamda kullanılan bu kelime, dilimizde gazete anlamında xıx. yüzyıldan başlayarak kullanılmağa başlanmıştır. özel olarak yayınlanmış olan ilk gazete olan ceride-i havadis ten sonra bu kelime, çoklukla resmî ya da yarı resmî özelliği olan ve belli vakit aralıkları içerisinde yayınlanan yayınlar için kullanılmıştır: zabıt ceridesi, resmî ceride gibi...

Baglac

Bağlaç

Cümle içerisinde eş vazifeli kelimeleri,ya da anlamca ilgili cümleleri birbirine bağlayan kelimelere bağlaç denir.



bağlaçların, kendi başına anlamı olmadığı halde, cümle kuruluşlarında işe yararlar.



dilimizde kullanılan bağlaçlar çoktur. bunların başlıcaları şunlardır.



ile (-le, -la), ve, de... de, ıem... hem; ya... , ne... ne, ya da, ama, lâkin, fakat, oysa, çünkü, zira bari hiç olmazsa, ki.



bunlar, cümle içerisinde kullanılan ve edat soyundan yapılmış bağlaçlardır. bunlardan başka, fiillerden yapılmış bağlaçlar da vardır ki, bunlara bağ fiiller denir.

Turkce dil bilgisi 18-02-2012

Türkçe dil bilgisi 18-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





çapak, -ğı (I) isim 1. Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. 2. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. 3. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz.

(II) isim hayvan bilimi Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





atraksiyonFransızca attraction "Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca eğlendirikarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Para ile ilgili işlem ve senet, çek vb. ticari belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır: 650,35 (altıyüzelliTLotuzbeşkr).







Günün atasözü/deyimi





komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür

Başka bir kimsenin malı bize olduğundan daha değerli görünür.

Atasözü

Turkce dil bilgisi 17-02-2012

Türkçe dil bilgisi 17-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





KervankıranFarsça + Türkçe özel isim (kerva'nkıran) gök bilimi Merkür'den sonra Güneş'e en yakın gezegen, Çoban Yıldızı.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





autİngilizce out "spor Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca dışkarşılığı önerilmiştir.









Bir yazım kuralı



Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş.







Günün atasözü/deyimi





bir dikiş kaldı

Nerede ise, az kaldı.

Deyim

Turkce dil bilgisi 16-02-2012

Türkçe dil bilgisi 16-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





kerpiç, -ci isim 1. Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. 2. sıfat Bu tuğladan yapılmış: "Kerpiç evler, ipe serili çamaşırlar gibi ay ışığında sallanıyorlar." -Peyami Safa.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





demografikFransızca démographique "Nüfus bilimiyle ilgili." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca nüfus bilimselkarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Sayılara getirilen ekleri ayırmak için kesme işareti kullanılır: 1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65'lik, 9,65'lik.







Günün atasözü/deyimi





can bostanda bitmez

İnsan, canının değerini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.

Atasözü

Turkce dil bilgisi 15-02-2012

Türkçe dil bilgisi 15-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





turneFransızca tournée isim Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro veya müzik sanatçılarının gezisi: "O günlerde Anadolu'ya turneye çıkmak üzere hazırlanıyorduk." -Sait Faik Abasıyanık.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





demografiFransızca démographie "İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca nüfus bilimikarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: yolda (yol-da) kalmak.







Günün atasözü/deyimi





gölgesine yatmak

Daha önce elde edilen para, makam, ün vb.ne sığınarak zaman geçirmek veya bundan yararlanmak.

Deyim

Turkce dil bilgisi 14-02-2012

Türkçe dil bilgisi 14-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





müzeFransızca musée isim (mü'ze) Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı, halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı: "O devirlere ait yatağanlar, baltalar paslanmamış çelikleriyle müzelerimizdedir." -Orhan Seyfi Orhon.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





feminenFransızca féminin "Kadınsı özelliklere fazlasıyla sahip olan (kadın)." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca kadınsıkarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Bağlaç olan ki ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.







Günün atasözü/deyimi





boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım

Bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uygun olanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz.

Atasözü

Turkce dil bilgisi 13-02-2012

Türkçe dil bilgisi 13-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





çörten isim halk ağzında Dam çevresindeki yağmur sularını oluklardan alıp duvar temelinden uzağa akıtan, saçak kenarlarından dışarı doğru uzanmış ağaç oluk.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





fenolojiFransızca phénologie "Bitkilerin yıl içinde büyüme ve gelişmelerinde görülen değişikliklerle iklim olayları arasında ilgi kurarak bundan sonuç çıkaran bilim." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca belirti bilimikarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Hayvanlara verilen özel adlara gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır: Sarıkız'ın, Karabaş'a, Pamuk'u, Minnoş'tan.







Günün atasözü/deyimi





yerini bulmak

1. Uygun olan yerde olmak. 2. Kendine yakışan makamı, durumu bulmak.

Deyim

Turkce dil bilgisi 12-02-2012

Türkçe dil bilgisi 12-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





şırıngaİtalyanca siringa isim (şırı'nga) 1. Havayı, sıvıları emmeye veya itmeye yarayan alet. 2. tıp Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç, iğne.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





koronaİtalyanca corona "gök bilimi Güneş atmosferinin yoğunluğu çok düşük ve çok sıcak en dış katmanı." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca Güneş tacıkarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





Belli bir kanun, tüzük, yönetmelik kastedildiğinde büyük harfle yazılan kanun, tüzük, yönetmelik sözlerinin ek alması durumunda kesme işareti kullanılır: Bu Kanun'un 17. maddesinin c bendi... Yukarıda adı geçen Yönetmelik'in 2'nci maddesine göre... vb.







Günün atasözü/deyimi





birlikten kuvvet doğar

Topluca ve birlikte davranmak daha büyük güç sağlar.

Atasözü

Turkce dil bilgisi 11-02-2012

Türkçe dil bilgisi 11-02-2012

Türkçe Sözlük'ten günün sözü





çıkarım isim 1. Çıkarma işi. 2. mantık Belli önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarından, yanlışlıklarından, başka önermelerin kabul edilen veya gerçek olan doğruluklarını, yanlışlıklarını çıkarma, istidlal.







Yabancı sözlere TDK'nin önerdiği Türkçe karşılık





korneaLatince "anatomi Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca saydam tabakakarşılığı önerilmiştir.







Bir yazım kuralı





"Ya da" sözü ancak cümlede "ya" kullanımı varsa kullanılabilir, "veya" sözü yerine kullanılamaz.







Günün atasözü/deyimi





(birinin) hatırı kalmak

Gücenmek, kırılmak.

Deyim