?

Hormon sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hormon sistemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seker hastaligi ve komplikasyonlari

Şeker hastalığı ve komplikasyonları

" insülin & acute; in ortaya çıkması sayesinde diyabetik koma çağından, diyabetik komplikasyonlar çağına ilerledik. "

bu sözler, şeker hastalığı konusunda zamanının önemli uzmanlarından olan e. p. joslin & acute; e ilişkin. insülin & acute; in keşfini izleyen dönem içerisinde bundan yaklaşık 70 yıl kadar önce söylenmiş bu sözler, tıp dilinde tip 1 diabet olarak isimlendirilen insüline bağımlı şeker hastalığı için söylenmiş olmakla beraber, bu gün için, insülin & acute; e bağımlı olmayan yani tip 2 diabet için de geçerlidir.

bu sözlerle ne denilmek istendiğini belki anladınız. şeker hastası olarak yaşanan yıllar çoğaldıkça, bu hastalığın sebep olduğu ek problemler (komplikasyonlar) da artmaktadır.

diabetin tipleri nedenleri ?

diabet denilince, kandaki glukoz metabolizmasının bozulmasına yol açan birbirlerinden ayrı iki tablo anlaşılır.

juvenil diabet olarak da isimlendirilen tip 1 diabet, genellikle çocukluk yaşlarında ortaya çıkar. sebebi, pankreasın beta hücrelerinin yeteri kadar insülin üretememesidir. bilindiği üzere insülin, sindirim sisteminin gıdalardaki unlu, şekerli, nişastalı maddeleri işleyerek oluşturduğu ve kana karışmasını sağladığı glukozun, hücrelere girip kullanılmasını yani enerji üretilmesini sağlayan bir hormondur. yeterli insülin bulunmadığı durumda, kanda bol oranda bulunmakta olan glukoz hücrelere giremez, hücreler açlık çekerler. bunun aşırı olması, hücrelerin ve bu nedenle hastanın ölümüne yol açabilir. dolayısıyla tip 1 diabeti olan hastaların, glukoz metabolizmasını düzen vermek için, ömür boyu, insülin desteği yapmaları gerekmektedir.

tip 2 diabet yaşamın daha geç dönemlerinde ortaya çıkar. pankreasın yeterli insülin üretememesinin yanında, vücut hücrelerinin insülinden etkilenmelerinde de bozukluk vardır. yani kanda yeterli. hatta çoğu zaman fazla, glukoz ve insülin bulunmasına karşın hücreler glukozu alıp kullanamaz yani açlık çekerler. diğer bir söylemle tip 2 diabetiklerde insülin, & acute; glukozun kapı bekçisi & acute; olma görevini yapamamaktadır, bu nedenle hücrelerin glukoza kapısı kapalıdır. vakit içerisinde hastaların çoğunda insülin üreten beta hücrelerinde ilerleyici bir fonksiyon kaybı da olur. böylece, başlangıçta şeker düşürücü haplarla (oral antidiyabetik) idare edebilen hastalar da insülin takviyelerine gereksinim duyar hale gelirler.

şeker hastalığı (diabet) başlıca iki tip olmakla beraber, bilhassa erişkin kişilerde görülebilen & acute; glukoz tolerans bozukluğu) olarak isimlendirilen başka bir tablo da bulunur. bu da vakit içerisinde tip 2 diabetin oluşacağının bir göstergesidir.

gelişmiş ülkelerde erişkinlerin yaklaşık %6 ila 10 kadarında tip 2 diabet. %15 kadarında da & acute; glukoz tolerans bozukluğu & acute; görülmektedir. bu oranın gelişmiş ülkelerde artmış olmasının sebebi daha sabit bir yaşam ve şişmanlığın artmasıdır. gelişmekte olan ülkelerde de refah seviyesi arttıkça daha önceleri düşük olan bu oran, gelişmiş ülkelerdeki düzeye doğru artmaktadır.

nasıl teşhir edilir ?

diabet teşhisi kandaki glukoz düzeyinin ölçümü ile yapılmaktadır. şüpheli durumlarda, halk arasında & acute; şeker yükleme & acute; olarak bilinen oral glukoz tolerans testi yapılmaktadır. şayet kandaki glukoz seviyesi açlıkta 125 mg. ın veya 75 gr glukoz içirildikten 2 saat sonra. 200 mg. ın üstünde ise diabet tanısı konulabilir.

komplikasyonları

insülin & acute; in ilaç olarak üretilip piyasaya verilmesinden önceki dönemlerde tip 1 diabet hastalarının yaklaşık %75lik kısmı çok erken dönemde, diabete bağlı komplikasyonlardan (ek sorunlar) ölmekteydi. diabetin komplikasyonları atardamar sisteminin en ince dallarını tesirler. mikrovasküler sistem denilen bu damar sistemi kılcal kademedeki damarlardır. diabet mikrovasküler sistemdeki damarları hasarlandırdığı için, çeşitli organlar da bu mikrovasküler sistemdeki hasarlar nedeniyle etkilenirler. etkilenen organlar arasında ilk sıraları alanlar, gözün retina tabakası, sinir dokusu ve böbreklerdir. dolayısıyla diabetik retinopati, diabetik nöropati ve diabetik nefropatiden bahsedilir. bunlar en korkulan komplikasyonlar olan körlük, böbrek yetersizliği ve sinir sistemi hasarlarına bağlı olarak duyu ve hareket bozukluklarına yol açarlar.

karbonhidratlı gıdaların sindirilmesiyle oluşarak kana verilen glukoz, pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun etkisiyle hücrelere girerek, yaşaması için lazım enerjiyi temin eder.

glukoz hücreye hayat verir ancak, glukozun kandaki seviyeleri uzun süreler boyunca yüksek kalırsa, atardamarların iç çeperlerini kaplayan endotel hücreleri için ölüm anlamına da gelir. ince atardamarlarda (mikrovasküler sistem) meydana gelen hasar, glukoz düzeyinin yükseklik miktarı olduğu kadar yüksek kaldığı sürenin uzunluğuna da bağlıdır.

önceleri ince damarları tutan bu hasar giderek daha büyük damarları da tutabilir. bunun sonucunda ateroskleroz (damar sertliği), kalp damarlarının hastalıkları, miyokard infarktüsü, inme gibi ciddi problemler görülebilir.

işte tüm bu problemler, diabetin çok titiz bir biçimde takip edilmesinin önemini ortaya koyar. gelişmiş ve dolayısıyla diabet sıklığı artmış ülkelerde körlüklerin büyük sebebi diabettir. ayağa giden damarların tıkanmasına bağlı olarak ayak kesilmeleri, diabetli hastalarda çok sıktır. miyokard infarktüsü ve kalp krizi nedeniyle ani ölüm şeker hastalarında 6 kat daha sık görülür.

eşlik eden hastalıklarda önemli



diabetik hastalarda komplikasyonlara yol açan en önemli etken, kandaki glukoz oranının yükselmesidir. tip 1 yani insüline bağımlı diabette esas problem pankreasın yeterince insülin salgılayamamasıdır. tip 2 diabette ise hücrelerin insüline cevaplarında bozukluk yanısıra pankreasın insülin salgılama fonksiyonunda da ilerleyici bir fonksiyon bozukluğu bulunur. şayet tip 1 diabette kandaki glukoz düzeyini düzenleyici tedavi iyi düzenlenirse komplikasyonlardan büyük ölçüde korunmak olası olabilir. halbuki tip 2 diabette daha hastalık teşhis edildiği anda bile tansiyon yüksekliği, kan yağları yüksekliği ve miyokard infarktüsü gibi problemler bulunabilir. dolayısıyla tip 2 diabetlerde komplikasyonların görülme sıklığı çok daha fazladır. dolayısıyla tip 2 diabetlerde kandaki glukoz yüksekliğinin kontrolunun yanında, kandaki yağların (kolesterol vb.) ve kan basıcının (tansiyon) da normal düzeylerde tutulmasının önemi büyüktür. tüm bunların yanında aspirin gibi koruyuculuğu kesinleşmiş ilaçların tedaviye katılması mühimdir.



hasta uyumu



diabet yaşam boyu süren bir hastalıktır. bir insana bütün hayatı boyunca uyması gereken katı kuralları kabul ettirmek çok kolay değildir. üstelik yüksek kan şekerinin başlangıçta hastaya zarar vermemesi, hastalığın hafife alınmasına da yol açar. & acute; & acute; benim şekerim 400 & acute; e bile çıktı bana bir zarar vermedi & acute; & acute; ya da & acute; & acute; ne yaparsam 200 den aşağı indiremiyorum, benim bünyem buna alışık artık bana bu normal geliyor & acute; & acute; gibi konuşmalara çok şahit oluruz. halbuki bunların hiçbiri doğru değildir. önceleri çok bir belirti vermeyen hastalık, damar sisteminde ciddi bozuklukları sinsi sinsi hazırlamaktadır. komplikasyonlar belirti vermeye başladığı vakit hasar çok ilerlemiş ve çoğu zaman geri döndürülemez noktaya gelmiştir.

komplikasyonlar kadar diabetin de başlangıçta kendini göstermemesi, bilhassa tip 2 diabette sık karşılaşılan bir durumdur. glukoz tolerans bozukluğu aşamasından belirti veren diabet durumuna geçiş, çoğu zaman 8-10 yıllık bir vakit alır. bu müddet zarfında da bazı hasarlar oluşmaya başlamıştır. dolayısıyla hastalanmadan önce yapılan sağlık kontrolları (check-up) sırasında şeker hastalığı açısından titiz davranmak ve şüpheli hallerde glukoz tolerans testi yapmak mühimdir.

hekimlerin sorumluluğu

hasta uyumunda doktorların tutumunun da önemi büyüktür. uygulanması derhal hemen olası olamayacak kadar katı rejimler önerilmesi, hastanın rejimi ve zaman zaman tedaviyi de tümden reddetmesine yol açabilir.

ayrıca bazı hekimlerde, çok ileri düzeylerde olmayan tip 2 diabeti çok önemli bir hastalık gibi görmemek eğilimi de vardır. halbuki kandaki glukoz miktarı aşırı düzeylerde olmayan şeker hastalarında bile komplikasyonlar sık görülmektedir.

hiçbir rahatsızlık hissetmeyen bir insanın muhtemel sorunlara karşı tedbir alması, ilaçlar kullanması ve yaşamında kısıntılar yapması zor gibi gözükmekle beraber, ileride bekleyen tehlikeleri iyi öğrenmiş olmak uyum sağlama açısından mühimdir. unutmayın ki, tüm zorluklarına karşın diabetin komplikasyonlarından korunmak, onları tedavi etmekten çok daha kolaydır.

Tiroit hastaliklari hakkinda on bilgiler

Tiroit hastalıkları hakkında ön bilgiler

Kaç türlü tiroit hastalığı mevcuttur ?

iki türlü tiroit hastalığı mevcuttur:


. fonksiyonel

. yapısal (anatomik)

fonksiyonel hastalık nedir ? kaç türlü fonksiyonel hastalık mevcuttur ?

tiroidin normal hormon yapımı dışında az veya çok hormon yapımı neticesi vücut fonksiyonlarında görülen bozukluklardır. normal tiroit hormonu olanlara ötiroit denir. gelişi güzel bir nedenle tiroit hormon üretiminde azalma olması hipotiroidi, aşırı hormon üretimi ise hipertiroidi denilen hastalıkları oluşturur.

hipotiroidi'nin sebepleri nedir ?

hipotiroidi erişkinlerde aşağıdaki durumlarda görülür:

. cerrahi tedavi sırasında lüzumundan fazla doku çıkarılması,

. hipertiroidinin radyoiyot ile tedavisi neticesi geri kalan tiroit dokusunun tiroit hormonlarını yeterince salgılayamaması halinde

. nadir olarak hipofiz yetersizliğinde (tsh yokluğunda).

hipertiroidinin sebepleri nedir ?

hipertiroidi erişkinlerde aşağıdaki durumlarda görülür:

& gt; tiroidin aşırı uyarılması

. graves hastalığı

. fazla oranda hcg

. hipofiz tümörü

. aşırı iyot alımı

& gt; tiroit nodülleri

. toksik otonom fonksiyone eden tiroit nodülü

. toksik multinodüler guatr

& gt; tiroid glandının destrüksiyonu

. subakut tiroidit

. postpartum tiroidit

. radyasyona bağlı tiroidit

. ağrısız veya sessiz tiroidit

. akut supüratif tiroidit

& gt; fazla oranda tiroit hormonu alımı

& gt; struma ovari

tiroidin yapısal hastalığı ne demektir ?

tiroidin normal yapısını bozan bazı hastalıklar neticesi oluşur. bunlar içerisinde en sık görülen hastalık guatrdır. guatr, daha önce de belirtildiği gibi tiroidin büyümesine verilen isimdir.

kaç türlü guatr mevcuttur ?

guatr farklı biçimlerde bulunabilir.

. diffüz guatr: her iki lob simetrik olarak büyümüştür. muayenede tiroidin yüzü ele düz ve yumuşak olarak gelir. zaman zaman tek bir lob büyümüş olabilir. normalde sağ lob soldan daha büyük olabilir.

. multinodüler guatr. her iki tiroit lobu büyümüştür. yüzü boğum ve tümseklerden oluşmaktadır. içinde birden çok nodül mevcuttur.

. soliter tiroit nodülü. tiroit içerisinde bir tek nodül bulunur.

nodül ne demektir ?

bir kısım tiroit hücrelerinin uyarılmasıyla diğer hücrelere kıyasla daha süratli çoğalması ve büyümesi neticesi tiroit glandı içerisinde meydana getirdikleri kitlelerdir.

yapısal hastalıkların nedeni nedir ?

gerek diffüz, gerekse nodüler tiroit hastalıkları, tiroit fonksiyon bozuklukları neticesi oluşur.

diffüz guatrın sebepleri nelerdir ? nasıl oluşur ?

diffüz guatr, tiroit glandının vücut için yeterli oranda tiroit hormonu üretmemesi neticesi oluşur. tiroit hormonlarındaki düşme hipofiz tarafından algılanarak tsh'nın yükselmesine sebep olur. tsh yeterli tiroit hormonu yapılması için tiroit hücrelerini uyarır. uyarılan tiroit hücreleri daha fazla hormon yapımını sağlamak için artar ve büyür. bu duruma kompanse guatr denir.

tiroit hormon yetersizliği çok fazla olur ve tiroidin kompansatuvar büyümesi ile bu ihtiyaca cevap veremezse hipotiroidi ortaya çıkar.



kompanse guatrın sebebi olan tiroit hormon yetersizliği hangi durumlarda görülür ?

. tiroit operasyonu ve radyoiyot tedavisi dışında, tiroit hormon yetersizliği farklı tiroit hastalıklarında ortaya çıkar.

. tiroiditler. en sık tiroit hormon yetersizliğine neden olan tiroit hastalığıdır.

. iyot yetersizliği. daha önce iyodun tiroit hormonları yapısına girdiği belirtilmişti. iyot yokluğunda tiroit hormon yapımı azalır, tsh salgısı çoğalır. bu da tiroidin büyümesine sebep olur.

. iyot fazlalığı. fazla oranda iyot alımı tiroit hormon yapımını durdurur ve tiroit depolarında bulunmakta olan hormonların kana karışmasına sebep olur. yine hamilelerin fazla oranda aldığı iyot plesantayı geçerek çocukta guatr oluşmasına sebep olur. dolayısıyla fazla iyot içeren bilhassa astım ilaçları gibi ilaçların aşırı oranda alınmasından sakınılmalıdır.

. tiroidin kalıtımsal hastalıkları. tiroit hormonları farklı basamaklardan geçerek bireşim edilir. her basamakta farklı proteinlere ihtiyaç vardır. bu proteinlere enzim denir. bu enzimlerin birinin yokluğu yetersiz oranda hormon yapımına sebep olur. enzim yetersizliği bazı hastalarda olduğu gibi bütün aile fertlerinde de görülmekte ve şiddeti hastalara göre değişmektedir. orta şiddetteki enzim defektlerinde normal şartlarda yeterli oranda tiroit hormonu bireşim edilmekte, ancak puperte ve gebelik gibi durumlarda artmış hormon gereksinimi karşılanamadığından geçici guatra neden olmaktadır.

. tiroit hormonu üretimini bloke eden ilaçların alınması. hipertiroidi tedavisinde kullanılan propycil ve thyramazol tiroit hormon yapımını bloke eder. fazla oranda alınan bu ilaçlar guatra sebep olur. yine depresyonda kullanılan lithium ilacı da guatra sebep olur. bu durumlarda tiroit hormonları vücut ihtiyacına cevap veremezse hipotiroidi ortaya çıkar.

hipertiroidi

diffüz guatr hipertiroidili hastalarda da görülebilir. hipertiroidi'deki guatr oluşumu tsh uyarısına bağlı değildir. burada hipofiz -tiroit ilişkisi bozulmuştur. tiroit kendi başına (otonom olarak) kandaki tiroit hormonu seviyesi ile ilişkisiz sürekli ve vücut gereksinimden çok fazla tiroit hormonu üretir. buna bağlı olarak tiroit de büyür. tiroidin büyüklüğü ve sertliği kompanse guatrdan farklılık gösterir. bu nedenle, yalnızca guatra bakarak her iki durumu birbirlerinden ayırmak olası değildir. ileride bu iki hastalığın birbirlerinden nasıl ayrılacağı anlatılacaktır.

tiroiditler

diffüz guatrın üçüncü tipi inflamasyon (iltihaplanma) neticesi ortaya çıkan tiroiditlerdir. inflamasyon reaksiyonu, vücudun kendisini gelişi güzel bir zarardan korumak için ortaya koyduğu birtakım mekanizmalardır. mesela bir parmakta görülen kızarıklık, şişme ve iltihap toplanması o bölgedeki inflamasyonu gösterir. bu durum, o bölgenin mikroplar tarafından istila edilmesi neticesi ortaya çıkar. inflamasyonlar zaman zaman bilinmeyen nedenlerden de ortaya çıkabilir. burada da şişme ön plandadır. tiroit enflamasyonlarına da ise guatr ortaya çıkar. tiroidi iltihaplarına tiroidit denir. tiroiditler çok farklı nedenlerden meydana gelir ve çok çeşitlidir. bu için tiroiditler konusuna bakınız.

multinodüler guatr

kompanse guatr, tiroidit ve hipertiroidide en sık karşılaşılan guatr tipini homojen olarak büyümüş diffüz guatr oluşturur. zaman zaman, bu durumlarda muayenede ele kitleler gelir. ele gelen kitle tekse bu tiroit tipine nodüler guatr, birden çok ise çok nodül manasına gelen multinodüler guatr denir.

nodüler guatr nasıl oluşur ?

kompensatuvar guatr, daha önce de anlatıldığı gibi, yetersiz üretilen tiroit hormonlarının normal kademede tutulması için hipofizde salgılanan tsh hormonunun tiroidi uyarması neticesi ortaya çıkar. tiroit hormonlarına olan gereksinim yaşam boyunca (örneğin buluğ çağında ve hamilelikte olduğu gibi) değişir. bu ise, tiroit glandının vakit içinde tsh uyarısına bağlı olarak büyüyüp küçülmesine sebep olur. zaman zaman bu uyarılar bazı hücreler tarafından daha fazla algılanır ve bunun neticesi olarak diğer hücrelere kıyasla daha fazla artar. çoğalan bu hücreler nodül dediğimiz tiroit içerisindeki kitleleri oluşturur. bu taktirde elle muayenede tiroidin üstü düzensiz ve boğumlu olarak hissedilir.

multinodüler guatr birtakım proseslerin ortaya çıkardığı bir dejenerasyondur. dejenerasyon, eskime neticesi ortaya çıkan bir durum olarak düşünülebilir. sürekli olarak büyüyen nodüllerde çok defa hücreleri besleyen kan damarları aynı hızda çoğalmaz. bu durum beslenme yetersizliği neticesi hücrelerin ölümüne sebep olur. zaman zaman, kılcal damarların yırtılması neticesi kanama ve bunun sonucunda kistler ortaya çıkar. yıllar sonra bu bölgelerde kitleler, nedbe dokuları, kalsiyum birikintileri ve kistler bir arada görülür. multinodüler guatr oluşumu uzun vakit aldığından daha çok yaşlılarda, daha az orta yaşlılarda görülür. çocuklarda ise derhal hemen hiç görülmez.

tek tiroit nodülünün önemi nedir ? dominant tiroit nodülü nedir, önemi nedir ?

tek nodülde akla ilk gelen tiroit kanseridir. bilhassa ufak bir nodülün giderek büyümesi, sert ve çevre dokusuna yapışık olması kanser kuşkusunu daha da artırır. multinodüler guatrda zaman zaman bir nodül diğerlerine kıyasla daha sert ve daha büyüktür. bu nodüle dominant tiroit nodülü denir ve kanser olma riskini taşır. ancak unutmamak gerekmektedir ki bu tarz tiroit nodüllerine çok rastlanır. bunların ancak %4-20'si tiroit kanser riski taşır.

Tuz ve kullanimi

Tuz ve kullanımı

Yemeklerde hangi tuzu kullanmalıyız ? iyotlu ve iyotsuz tuzu kimler yemelidir ?



türkiye'de bölgelere göre değişmek üzere % 5-45 oranında hipertiroidi dediğimiz tiroid bezinin aşırı çalışmasıyla karakterize olan hastalığın (halk arasında buna zehirli guatr da denmektedir) giderek artan sıklıkla karşımıza çıkmasıdır. tiroid bezi az çalışan hastalarda da (hipotiroidisi olanlarda) iyotlu tuz bu hastalığın daha da şiddetlenmesine neden olmaktadır. dolayısıyla yemeklerimizde kullanılan tuzun iyotlu veya iyotsuz olması bazı hastalar veya kişiler için büyük önem taşımaktadır.



1) kimler iyotlu tuz yemelidir ?



vücudumuzda boynumuzun ön tarafında bulunmakta olan tiroid bezinin yeterli hormon salgılayabilmesi için günlük en az 150 mikrogram iyotun gıdalar ve suyla alınması gerekmektedir. şayet yeteri kadar iyot alınmazsa guatr hastalığı oluşur. guatr hastalığını önlemek için önceden bilinen bir tiroid hastalığı olmayan çocuklar, erişkinler ve hamile kadınlar iyotlu tuz yemelidir. tiroid hastalığı şüpheniz varsa bunun için bir dahiliye veya endokrinoloji-metabolizma uzmanına başvurunuz ve ona göre hangi tuzu kullanacağınıza karar verilmelidir.



2) kimler iyotsuz tuz yemelidir ?



nodüler guatrı, hipertiroidisi (tiroid bezi çok çalışanlar veya zehirli guatrı olanlar), hipotiroidisi (tiroid bezi az çalışanlar) olan hastalar bilhassa iyotsuz tuz yemelidirler. bu tür hastalar iyotlu tuz yedikleri takdirde hastalıkları şiddetlenmektedir. iyotlu tuz yiyen nodüler guatrlı bir hastada alınan iyot, nodülün fazla çalışmasına neden olmakta ve hipertiroidi dediğimiz tiroid bezinin aşırı çalışmasıyla (terleme, çarpıntı, zayıflama, sinirlilik, ellerde titreme ile kendini gösterir) karakterize bir hastalığa neden olmaktadır. yine anti-tpo antikoru kanlarında yüksek olan hastalar iyotlu tuz yediklerinde tiroid bezinin az çalışmasına neden olmaktadır. bu tür hastalığı olanlar da bilhassa iyotsuz tuz yemelidirler. iyotsuz tuz, süpermarketlerde veya bakkallarda (billur tuz veya salina firmalarına ait) kendiliğinden tuzluklu bir biçimde satılmaktadır. bu tuzları bulamayanlar ise kaya tuzu yemelidirler. ailede bir kişi iyotsuz tuz yiyecekse yemekler tuzsuz pişirilmeli ve herkes kendi tuzunu kullanmalıdır

Gizli seker

Gizli şeker

Gizli seker veya tip dilindeki adiyla & lsquo; 'glukoz tolerans bozuklugu' toplumda seker hastaliginin iki kati miktarda yani %20-25 oraninda gorulur. bunun anlami her 4 kisiden birisinde gizli seker hastaligi oldugu anlamina gelmektedir. her yil bu hastalarin % 4-9'unda asikar seker hastaligi gelismektedir. gizli seker hastaligi olan hastalarin cogunda aclık kan sekeri normal olabilir. aclik kan sekeri bozuk veya hafif yüksek olanlarin (bozulmus aclik sekeri) cogunda gizli seker olmayabilirse de bu durum seker hastaligi icin bir risk olusturmaktadir.



aclik kan seker bozuklugu erkeklerde kadinlara gore 1. 5-3 kat daha fazla gorulmektedir. 50-70 yas arasinda bozuk aclik kan sekeri olan kisi sayisi çoğalır ve daha onceki yaslara gore 7-8 kat daha fazla gorulur. aclik kan sekerinin bozuk olmasi yani yuksek olmasi pankreasdaki beta hucrelerinin iyi calismadiginin bir gostergesidir.



gizli seker yani glukoz tolerans bozuklugu ise kadinlarda daha fazla gorulmektedir ve genellikle insulin direnci oldugunu gösterir.



gizli seker hastaligi koroner kalp hastaligi yapabildiğinden dikkat etmek gerekmektedir. gizli sekeri olan hastalarin % 7. 6'sinda hafif derecede retinopati yani göz hasari vardir. bu kisilerde tansiyon varsa goz hasari orani çoğalır. yasam tarzi degisikligi yani saglikli beslenme, egzersiz, sigaranin kesilmesi ve kilo verilmesi ile bu hastalarin % 50'sinde seker hastaligi onlenebilir.

Levotiroksin tedavisi

Levotiroksin tedavisi

Levotiroksin (tefor, levotiron, euthyrox,, l-thyroxine) tedavisi nedir ? hangi durumlarda uygulanır ?

levotiroksin, t4''''ün (tiroksin) kimyasal adıdır. iki biçimde elde edilir. sentetik ve biyolojik. memleketimizde sentetik preaparatları mevcuttur, biyolojik preparatları yoktur. sentetik preparatları: tefor, levotiron ve euthyrox. levotiron ve tefor''''un yalnızca 100ugm''''lık tabletleri olmasına karşın son zamanlarda üretilen euthyrox''''un 25, 50,150 ve 200ugm''''lık tabletleri mevcuttur. euthyrox''''un farklı orandaki dozları kutu üstünde farklı renklerle ifade edilmektedir. memleketimizde aynı zamnda almanya'dan ithal edilen l-thyroxine preparatları vardır. her 4 hormon preparatı emilim ve kompozisyonları açısından bir miktar farklılık göstermelerine karşın hasta sürekli kullandığı ilacı bulamadığı takdirde diğer bir ilaca geçebilir. amerika ve avrupa''''da farklı isimlerde fakat aynı içerikte çok sayıda levotiroksin preparatları bulunmaktadır. midedeki emilimleri güç olduğundan kahvaltıdan 20-30 dakika önce alınmalıdır. emildikten sonra etki etmeleri için t3 (triiyodotironine) dönüşürler. emildikten sonra kandaki yarı ömrü 8 gündür.

birçok biyolojik levotiroksin preparatları hormon içeriği açısından sentetik preparatlara eşit olmalarına karşın bazılarının hormon içeriği düşüktür. bu preparatların bazıları domuz tiroit ekstresinden elde edilmektedir. dolayısıyla pekçok doktor levotiroksin tedavisinde sentetik preparatları tercih etmektedir.

levotiroksin tedavisi aşağıdaki durumlarda uygulanır:

. kolesterol düşürücü bazı ilaçlar ve bazı mide ilaçları (kompensan, talcid, gaviscon)) levotiroksinin emilişini önlemektedir. dolayısıyla levotiroksin bu preparatlardan 2 saat önce alınmalıdır.

levotiroksin tedavisinde doktor hastayı nasıl takip eder ?

özellikle hipotiroidi hastalarında ufak dozlarla tedaviye başlanır ve 2-3 ayda bir hasta muayene edilerek doz ayarı yapılır. en ideal doz bulunduktan sonra hastanın haline göre daha uzun süreler ile (6-12 ay) hasta takip edilir. bilhassa östrojen preparatı alındıktan sonra (menopoz veya doğum kontrolü) ve gebelik sırasında t4 gereksinimi artacağından kontroller daha sık (3 ay aralıklarla) yapılır. yine doğumdan 1-2 ay sonra doz ayarlaması için hastanın kontrolü gerekmektedir.

hamilelikte levotiroksin tedavisi uygulanır mı ?

hamilelik sırasında levotiroksin tedavisi tatbik edilebilir. bilhassa hipotiroidi tanısı konan gebe hastalarda bu tedavinin uygulanması bebeğin gelişimi açısından çok mühimdir. yapılan çalışmalarda tedavi uygulanamayan hipotiroidili hanımlardan doğan bebeklerde beyin ve diğer organlarının tam olarak gelişmediği gösterilmiştir. dolayısıyla gebe hanımların bilhassa hamileliklerinin son 3 ayında kandaki tiroit hormon düzeylerinin normal olması bebeğin gelişimi açısından olabildiğince mühimdir.

levotiroksin tedavisi altındaki kadınlar çocuklarını emzirebilirler mi ?

levotiroksin süte geçen bir hormondur. buna karşın ideal dozlarda alındığında çocuğun emzirilmesinde bir sakınca yoktur.

levotiroksin tedavisnin (tefor, levotiron, l-thyroxine) yan tesirleri nelerdir ?

en sık sorulan sorulardan biridir. bunlar:

. geçici saç dökülmesi

. osteoporoz

. kalp ritminde bozukluk

levotiroksin tedavisinin kemik yoğunluğu üstüne tesiri var mı ?

birçok hasta levotroksin tedavisinin kemik yoğunluğunu çok etkilediğini ve dolayısıyla ilacı bırakmak istediğini söylemektedir. bunun sebebi de bazı doktorların levotiroksin tedavisinin mutlaka kemik erimesine neden olacağını söylemelerinden kaynaklanmaktadır. oysa bunun gerçekle alakası yoktur. levotiroksin tedavisi ile kemik erimesi arasındaki ilişki yapılan pekçok araştırma ile gösterilmeye çalışılmıştır. önceleri yapılan çalışmalarda fazla oranda tiroksin alan hastalarda kemik yoğunluğunun azaldığı gösterilmişse de daha sonra yapılan pekçok çalışmada bu bulgu teyit edilmemiştir. öte yandan hekim kontrolü altında uygulanan ve ideal dozlarda kullanılan levotiroksin tedavisinin böyle bir sonuca neden olması imkansızdır.

levotiroksin tedavisinin kalp üstüne tesiri nedir ?

levotiroksin dozunun aşırı verilmesi sıkıntı ve bazen çarpıntıya sebep olabilir. ancak yaşlı hastalarda aşırı doz aritmilere de sebep olabilir. hastanın aşı ve hipotiroidi derecesine göre ideal dozlar kullanıldığı takdirde bu neticeler ortaya çıkmaz.

Tiroit tumorlerinde radyoiyot (atom) tedavisi

Tiroit tümörlerinde radyoiyot (atom) tedavisi

Radyoiyot tedavisi dünyada ve türkiye'de ne zaman uygulanmaya başlandı ?



" radyoiyot tedavisi" halkımız arasında " atom tedavisi" olarak da bilinmektedir. bu tedavi dünyada ilk kez 1942 yılında amerika'da uygulandı. türkiye'de ise ilk radyoiyot tedavisi türkiye'deki nükleer tıp'ın kurucusu da olan rahmetli prof. dr. suphi artunkal tarafından 1954 yılında cerrahpaşa tıp fakültesi'ne bağlı haseki tedavi kliniği'nde uygulanmaya başlandı. bu tarihlerden başlayarak dünyada ve türkiye'de milyonlarca tiroit hastası bu yöntem ile tedavi edildi ve edilmeye devam edilmektedir.





radyoiyot tedavisi hangi hastalıklarda uygulanır ?

radyoiyot tedavisi kısırlık, düşük yapma, erken doğum ve doğumsal anomali riski normal insanlarda görüldüğü kadardır.

radyoiyot tedavisinin size zarardan çok faydası olduğunu unutmayınız.



kullanılan tefor veya levotiron'un kemik erimesi üstüne tesiri var mı ?

hastalığınızın radyoiyot tedavisinden sonra nüksünü önlemek ve eksik olan tiroit hormonlarınızı yerine koymak için ömür boyu hergün doktorunuzun verdiği dozda tiroit hormonu (tefor, levotiron, l-thyroxine) almanız gerekir.

bu hormonların bilhassa menopoz sonrası kadınlarda kemik erimesini artırıcı tesiri vardır. dolayısıyla son zamanlarda bazı hastaların bu konudaki yetersiz bilgilerinden dolayı ilacı kullanmakta tereddüt ettiği hatta bazı hastaların kendi başlarına doz ayarlamasına gittiği gözlenmiştir. yüksek dozlar (özellikle menopoz sonrasında) kemik erimesine neden olduğundan doktorunuz size en ideal dozu verecektir. dolayısıyla size verilen dozu, doktorunuzun bilgisi dışında mutlaka değiştirmeyiniz.

kemik yoğunluğunuz, periyodik olarak yapılan kemik dansite ölçümleri ile kolaylıkla takip edilebilmektedir.





ilk radyoiyot tedavisinden 6 ay sonra hangi tetkikler yapılır ? bu tetkikler bize neyi gösterir ?

ilaçlar tamamen kesildikten 15 gün sonra:

boyun bölgesi muayenesi

boyun bölgesi ultrasonografisi

t3, t4, tsh,

tg ve anti tg,

5 uptake, tiroit sintigrafisi,

gerekirse 5 mci radyoiyot bütün vücut sintigrafisi yapılır.

bu tetkikler değerlendirilerek size tekrar radyoiyot verilip verilmeyeceğine karar verilir.

tiroit lojunda rayoiyot tutulması veya bazı kan değerlerinin yüksek çıkması tedavinin tekrarlanmasını gerektirir. bu taktirde gerektiği takdirde başka tetkikler de (mr,pet,bt, tc 99m mıbı bütün vücut sintigrafisi) yapılabilir. şayet tetkikler neticesi radyoiyot tedavisi için tekrardan hastaneye yatırılacaksanız tedaviden 6 ay sonra tekrar aynı biçimde değerlendirileceksiniz.

tiroit bölgesinde tutulum yoksa radyoiyot tedavisine son verilir ve tekrar ilaç tedavisine başlanır. ilaç tedavisi ömür boyu sürer ve tedavi sırasında periyodik olarak yapılan kan tahlilleri ve muayenede çıkan sonuçlara göre gerekirse tekrar radyoiyot tedavisi tatbik edilebilir.



radyoiyot tedavisi ile ilgili doğru bilgileri nerden alabilirsiniz ?

her konuda olduğu gibi zaman zaman radyoiyot tedavisi hakkında asılsız bilgiler etrafta dolaşmakta ve bu sebeple bazı hastalarımızın morali bozulmaktadır.

hastalığınız için en ideal tedavinin radyoiyot tedavisi olduğuna karar veren doktorunuz bu konudaki soru ve tereddütlerinizi gidermek mecburiyetindedir. bu husus ile alakası olmayanlara husus hakkında soru sormayınız ve kullaktan dolma bilgileri size aktaran kimselere mutlaka inanmayınız. unutmayınız bu hususu en iyi bilen bu tedavi ile uğraşan deneyimli hekimlerdir. husus hakkında doktorunuz dışında bundan başka nükleer tıp ve endokrinoloji doktorlara başvurabilirsiniz.

Tiroit glandinin yeri, yapisi ve fonksiyonlari

Tiroit glandının yeri, yapısı ve fonksiyonları

Tiroit glandı vücudumuzun neresindedir ?

tiroit glandı, boynumuzda adem elması denen kıkırdağın derhal altında ve soluk borusu önünde bulunur. kelebek şeklindedir. şeklinden dolayı kalkan bezi olarak da bilinir. sağ ve sol olmak üzere iki bölümü vardır. bunlara tiroit lobu denir. bu iki lob isthmus denen ince bir doku bandı ile birbirine bağlanır.





tiroit glandının yapısı nasıldır ?

tiroit glandı bir kas kadar serttir. dolayısıyla, hekim tarafından kolaylıkla elle muayene edilebilmektedir. ağırlığı 20 g kadardır. bazı durumlarda büyür ve normal ağırlığını aşar. bu duruma hipertiroidi nedir ?

tiroit hormonlarının az oranda salgılanması haline hipotiroidi, fazla oranda salgılanması haline ise hipertiroidi denir.





kaç çeşit tiroit hormonu mevcuttur ?

iki çeşit tiroit hormonu mevcuttur:

. tiroksin veya t4. her molekülünde 4 iyot atomu mevcuttur.

. triiyodotironin veya t3. her molekülünde 3 iyot atomu bulunmaktadır.

t4 tiroitten salgılandıktan sonra dokularda etkili olabilmesi için t3'e dönüşmektedir.





tiroit hormonları vücutta nasıl bulunur ?

tiroit hormonları vücutta iki biçimde bulunur.

. bağlı veya

. serbest.

tiroit de üretilen hormonlar kana geçtikten sonra yüzde 99''''''''u taşıyıcı proteinlere bağlanarak dolaşırlar. bu proteinlere tiroksin bağlayan globülinler (tbg) denir. ancak bu hormonların dokularda etkilerini gösterebilmeleri için serbest hale geçmeleri gerekmektedir. serbest hormonlar vücuttaki toplam hormonların yüzde 1''''ini oluştururlar. kanda tiroit hormonu ölçümlerinde genelde bağlı ve serbest hormonlar birlikte (total t-4 ve t-3) veya yalnızca serbest olarak (serbest t-4 vet-3)ölçülür.

Iyot ve tiroit

İyot ve tiroit

İyot vücutta ne işe yarar ?

iyot, tiroit hormonu yapımı için elzem olan bir maddedir. tiroit hormonları (t4 ve t3) pekçok hücrenin metabolik işlemlerini düzenler, pekçok organın bilhassa beynin erken büyümesi ve gelişmesininde rol oynar. insanlarda beynin büyüyüp gelişmesinin büyük bir kısmı gebelik sırasında ve doğumdan ilk 2-3 yıl sonra olur.

iyot nerede bulunur ? günlük iyot gereksinimi ne kadardır ?

iyot genel olarak yüksek oranda deniz ürünlerinde daha az oranda süt, yumurta ve ette, çok az oranda sebzelerde ve meyvelerde bulunur. pekçok insanın çok az oranda iyoda gereksinimi olur.

who (world health organization) tarafından belirlenen günlük iyot gereksinimi şöyledir:

0-59 aylık olan çocuklarda: 90 mikrogram/gün,

6-12 yaş arasında: 120 mikrogram/gün

genç erişkinlerde ve erişkinlerde: 150 mikrogram/gün

hamilelerde ve emzirme sırasında: 200 mikrogram/gün

hamilelerde ve emzirme sırasındaki iyot miktarı bazı kuruluşlara göre sırasıyla 220 ve 290 mikrogram/gün'e kadar çıkarılmaktadır.

tiroit glandı yetersiz olanlarda günlük gereksinim çok daha fazladır. yiyeceklerdeki iyot miktarının ölçülmesi olabildiğince kolay değildir. yeterli iyot alınıp alınmadığı iyot miktarının idrarda ölçülmesi ile ortaya çıkarılır. çünkü alınan iyodun çoğu idrar, çok az bir kısmı ise dışkı ile atılır. iyot eksikliği olmayan yerlerde idrardaki iyot atılımı en az 100 mikrogram/gün, iyot eksikliği olan bölgelerde ise 3-45 mikrogram/gün'dür. pratikte 24 saatlik idrar toplanması olabildiğince kolay değildir. dolayısıyla buna alternatif olarak iyot ve kreatinin arasındaki oran hesaplanır.

iyot eksikliğinde ne olur ?

yeterince iyot alınamadığı durumlarda (örneğin doğu karadeniz bölgesinde) tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkar. hormon yetersizliği feedback düzenleme mekanizması denilen bir mekanizma ile hipofizden tsh salgılanmasını temin eder. tsh yeterli oranda tiroit hormonu üretmesi için tiroidi uyarır. tsh'nın uzun müddet tiroidi uyarması tiroit hücrelerinin büyümesine ve çoğalmasına sebep olur. bu ise tiroidin hacminin büyümesine bu nedenle cerrahi girişim gerekebilir. ancak bu tedavi biçimini genel nufüsa uygulamak olası değilidr. en iyi tedavi biçimi endemik guatra ve diğer tiroit hastalıklara neden olan iyot yetersizliğini ortadan kaldırmaktır. bunun için iyot profilaksisi gerekir. iyot profilikasisinde tuza, ekmeğe veya suya iyot katmakla (iyot suplemantasyonu) mümkündür.. bunlar içerisinde en yaygın iyot profilaksisi metodu tuza iyodun (potasyum iyodür)katılmasıdır. iyotlu tuz 80 yıldan beri pekçok memlekette başarı belirten bir biçimde uygulanmaktadır. who (dünya sağlık teşkilatı), günlük gereksinim olan 150 mikro gram iyodun elde edilmesi için bir kilo tuza 20-40 mg iyot ilave edilmesini önermektedir. iyotlanmış tuzun üretiminden tüketiciye kadar sistemik olarak kontrol edilmesi gerekir.

memleketimizde tuzun iyotlanmasına sağlık bakanlığı tarafından 1994 yılında başlanmış ve 1999 yılında sofra tuzunun iyotlanması zorunlu hale gelmiştir. 13 ocak 2005 tarih ve 25699 sayılım kanun ile de iyotsuz gıda sanayi tuzunun direkt tüketiciye sunumu yasaklanmıştır.

iyot yetersizlği için uygulanan iyotlu tuzun (iyot suplemantasyonu) yan tesiri var mı ? nelerdir ?

iyot yetersizliği tiroit fonksiyon bozukluklarına sebep olduğu gibi fazlalılığında da tiroit işlevlerinin bozabilmektedir. bilhassa aşırı iyot suplemantasyonundan sonra (yerine koyma) tiroidde 4 hastalık ortaya çıkabilir:

. iyodun oluşturduğu hipertiroidi

daha fazla 40 yaşın üstünde ve multinodüler guatr olanlarda görülür. iyot suplemantasyonundan 1-10 yıl sonra hipertiroidi insidansı normale döner.

. guatr ve iyodun oluşturduğu hipotiroidi

sürekli olarak yüksek oranda iyot alımı neticesi ortaya çıkar. bunun sebebi muhtemelen iyodun otoimmun tiroit hastalıklarını artırması ve aşırı iyodun tiroit işlevlerini geçici olarak bloke etmesidir.

. iyodun oluşturduğu tiroidit (hashimoto tiroiditi)

yüksek orandaki iyot tiroglobulin immunitesini artırarak otoimmun reaksiyonunu tetikler veya meydana gelen serbest radikaller tiroit hücrelerine zarar verir. ilk defa amerika''da 1962 yılında tuza katılan iyodun cerrahi neticesi çıkarılan guatırlarda hashimoto tiroiditine sebep olduğu gösterilmiştir. daha sonra iyot suplemantasyonu neticesi hashimoto tiroiditindeki ortaya çıkan artış, yunanistan italya, ingiltere ve danimarka''da da dikkati çekmiştir. 2002 yılında batı afrika''da yapılan bir çalışmada suya iyot katıldıktan 30 hafta sonra yüzde 40 vakada hashimoto tiroiditinin geliştiği ve iyot miktarının azaltılması ile bunun azldığı gösterilmiştir.

. okült papiller tiroit kanserlerinde (mikro kanser) artış

iyot suplemantasyonundan sonra ökült tiroit kanserlerinde (1. 5 cm'nin altında olan tiroit kanserler)artış olmuştur. buna karşın iyot suplemantasyonu neticesi tiroit kanser sıklığında ve daha agresif (kötü) tiroit kanserlerde (folliküler ve anaplastik)azalma görülmüştür.

sonuç olarak, yeterli iyot suplemantasyonu yukarıda belirtilen yan tesirleri azaltmakta ve iyot eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkacak istenmeyen tesirleri ortadan kaldırmaktadır. bunun için tuza katılan iyot miktarının ve kalitesinin tertipli olarak kontrol edilmesi gerekmektedir.

Hipotiroidi nedir ?

Hipotiroidi nedir ?

Hipotiroidi nedir ?

tiroit hormonlarının kanda çok az bulunması haline hipotiroidi veya hipotiroidism denir. kadınlarda erkeklere kıyasla çok daha sık görülür.

kaç çeşit hipotiroidi mevcuttur ?

hipotiroidinin oluş yerine göre dört türlü hipotiroidi mevcuttur.

primer hipotiroidi: en sık görülen hipotiroidi tipidir. bu türdeki hipotiroidide hastalık tiroit glandındadır. kanda t3 ve t4 kabızlık vardır. kasık fıtığı ve kafa kemiklerinde açıklık görülür. kemik yaşı normal yaşından geridir. dişler vaktinde çıkmaz ve çocuk vaktinde yürüyemez. zeka geriliği vardır.

pendred sendromu ve kreten nedir ?

pendred sendromu, işitme ve konuşma özürlü olan doğumsal hipotiroidilere verilen isimdir. zeka ve gelişme geriliği belirten ve özel bir yüze sahip konjenital hipotiroidilere kreten denir.

doğumsal (konjenital) hipotiroidinin tanısı nasıl konur ? tedavisi nasıl yapılır ?

yeni doğanlarda tiroit hormonları ve tsh ölçümleri yapılarak tanı kolaylıkla konur. bu hastalıkta tsh yüksek, tiroit hormonları düşüktür.

tedavi doğumdan derhal sonra tanı konar konmaz yapılmalıdır. aksi halde kalıcı zeka geriliğine sebep olabilir. tedavide levotiroksin kullanılır. doz çocuğun yaşına göre ayarlanır. tedavi sırasında hasta kısa aralıklarla takip edilir. tsh seviyesi tedavinin takibinde mühimdir. ilk yıl tsh 10uü/ml altında olmalıdır. daha ileri yaşlarda ise 3'ün altında tutulması gerekmektedir. hormon seviyeleri yanısıra çocuğun organ gelişmeleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

çocuklarda ve gençlerde görülen hipotiroidilerin nedeni nedir ? klinik ve laboratuar bulguları nedir ? nasıl tedavi edilir ?

genelde erişkinlerde görülen hipotiroidi nedenleri burada da rol oynar. bunun yanısıra hafif konjenital hipotiroidiye neden sebepler de burada etken olabilir.

klinik olarak boy kısalığı, zekada ve kemik yaşında gerilik ve seksüel gelişmede duraklama görülür. primer hipotiroidiye bağlı geliştiği takdirde tiroit hormonları düşük, tsh yüksektir. sekonder hipotiroidide ise tsh normal veya hafifçe yüksektir. hashimoto tiroiditine bağlı olarak gelişmişse tiroit antikorları yüksek olabilir. hashimoto tiroiditinde guatr sert ve elastik kıvamındadır

tedavi olarak levotiroksin kullanılır. t3 ve t4 hormonlarının birlikte olduğu kombinasyonlar da kullanılabilir. uzun süreli hipotiroidilerde tedaviye kısa bir müddet için kortizon da eklenir. tedavi hayat boyu devam eder ve hasta belirli aralıklarla kontrol altında tutulur.

Keto-acidosis

Keto-acidosis

Keto-acidosis (vücutta tehlikeli kimyasal madde birikimi)

1. tip şeker hastalarında keto-acidosis, kanda aşırı miktarda glikoz (şeker) veya hastalıkla ilgili olarak ciddi bir durum olup, birkaç saat veya birkaç günde gelişir.

bu yetersiz bir insülin belirtisidir. yeterli oranda insülinsiz, vücut hücreleri glikozu enerji olarak kullanamaz ve bunu karşılamak üzere vücut hücreleri, yağları enerji olarak yakmaya başlar. bu, idrarda da görülmek üzere ketones denen tehlikeli kimyasal madde birikimine yol açar.

keto-acidosis'in belirtileri

kanda yüksek miktarda glikoz ve idrarda orta ile ileri derecede ketones*

nefes sıklığı

yanakların kızarması

karın ağrısı

nefeste tatlı asiton kokusu

kusma

susuzluk

iyi tedavi edilmediği takdirde bunun hayati tehlikesi olabilir. bu taktirde doktorunuzla temasa geçin veya hastahaneye gidin.

Diyabetlide gebelik

Diyabetlide gebelik

Gebeliğin fizyolojisinin gereği bazı hormonlar gebelikte bebeğin gelişimi için normalden daha fazla salgılanır. bu hormonların salgılanması kan şekerinin yükselmesine sebep olur. bu etki bilhassa gebeliğin 24. haftasından sonra hızlanarak çoğalır. dolayısıyla diyabetli anne adaylarının karşılaşacağı zorluklar ile ilgili hamilelik öncesinde ve hamilelik süresince bilgilendirilmesi ve her aşamada diyabet uzmanı, doğum hastalıkları uzmanı ve rejim uzmanından meydana gelen bir ekip tarafından tertipli ve dikkatli izlenmesi gerekmektedir.



özellikle son 3 ayında daha belirgin olmak üzere, bütün hamilelik süresince vücut tarafından üretilen hormonlar ve enerji gereksinimindeki artış nedeniyle vücudun insülin ihtiyacı çoğalır. bu dönemde diyabetli annede şeker hastalığına bağlı olarak gözlerin, böbreklerin ve kalbin hasar görmesi hızlanır, doğum sırasında karşılaşılabilecek problemler bir miktar daha çoğalır ve bu anneler çoğu kez sezaryen ile doğum yapar. bebek açısından en büyük riskler ise bu bebeklerde doğuştan bazı sakatlıkların ortaya çıkabilmesi ve bunların birkaç organda olabilmesi, doğum sırasında bu bebeklerde ağır kan şekeri düşüklüğü, solunum bozuklukları ve çok iri doğmaları neticesi bebek ölümlerinin normallere oranla 3 misli fazla olmasıdır. hamilelik sırasında kan şekerlerinin açlıkta 60-80 mg, toklukta 120-150 mg düzeyini aşmaması hedeflendiğinden, artmış insülin ihtiyacını karşılamak amacıyla verilmesi gereken insülin dozları da artırılmalı. hamilelik süresince hatta gebelikten 6-8 hafta önce kan şekeri değerlerinin bu düzeylerde tutulması anne ve bebekte gelişebilecek problem olasılığını azaltacaktır. dolayısıyla anne olmak isteyen bir diyabetli bu düşüncesini doktoruyla paylaşmalı. sıkı bir tedavi ile hastanın kan şekeri arzu edilen düzeylere getirildikten sonra gebe kalmasına izin verilmeli. gebelik sırasında hastaya diyabetolog, rejim uzmanı ve obstetrisyen tarafından çok yakın bir takip ve tedavi yazılımı uygulanmalı, gebelik süresince şekerinin belirtilen düzeylerde tutulması temin edilmeli, doğum anından başlayarak de çocuk hastalıkları hekimi, çocuğu yakın takibe almalıdır.



gebelik öncesi kontroller



çocuk sahibi olmak isteyen bir diyabetli, bebeğinin sağlıklı doğabilmesi için, ilk önce kendisinin sağlıklı olması gerektiğini unutmamalıdır. kan şekeri normal sınırlarda seyreden bir diyabetlinin hamileliği için hiçbir engel bulunmaz, ancak ilk şart iyi bir hazırlık dönemi geçirilmesi ve gebeliğin planlı olmasıdır. diyabetli anne adayı, gebeliğe hazırlanmalı ve hamilelik takipleri bir ekip anlayışı içerisinde gerçekleştirilmelidir. anne adayı bu ekibin en önemli üyesidir. bir diyabet uzmanı, kadın doğum uzmanı (pediatrist), diyetisyen ve diyabet eğitim hemşiresi ise ekibin diğer bireyleridir.



gebelikten en az 6 ay öncesinden itibaren hba1c seviyesi kontrol edilmeli ve hba1c'nin bu süreç içinde yüzde 6,5'in altında olması, hamilelik öncesi dönemde açlık kan şekerinin 80-120 mg/dl, 2. saat tokluk kan şekerinin ise 80-140 mg/dl arasında seyretmesi lazımdır. bu seviyeleri sağlayabilmek için iyi bir beslenme planı yapılmalı ve insülin oranları her öğünden önce ölçülen kan şekerine göre ayarlanmalıdır.



tip 1 diyabetlilerin her biri günde 3 kez kesinlikle yapılan kısa etkili (kristalize) ve 1-2 kez yapılan orta etkili (nph) insülinle tedavi edilmelidir. günde en az dört kez kan şekeri ölçümü yapılması zorunludur. şayet anne adayı tip 2 diyabetli ise, kullandığı şeker düşürücü ilaçlar kesilip benzer biçimde bir insülin tedavisi planlanmalıdır.



gebelik annedeki diyabete özgü komplikasyonları ağırlaştırabilir. bunun yanı sıra bazı komplikasyonların varlığı fetusun sağlığını risk altına sokabilir. dolayısıyla, gebelikten önce göz dibi muayenesi, böbrek, kalp ve dolaşım sistemi kontrolleri yapılmalı, sinir sistemi tutulumu (nöropati) varlığı araştırılmalıdır.



eğer diyabetik göz tutulumu (retinopati) varsa, hamilelik sırasında ilerleyebileceği düşünülerek takipler sıklaştırılmalı ve zaman geçirmeksizin lazer tedavisi uygulanmalıdır. gebelikte meydana gelen farklılıklar diyabetik böbrek hastalığının ilerlemesine ve yüksek guatr (tiroid) işlevi da ölçülmelidir.





hamile kalınan vaktin tayini



diyabetlilerden menstrüel döngülerinin (adet dönemlerinin) kayıtlarını tutmaları istenir. bu kişiler erken gebelik testleri uygulamalı ve olumlu netice alır almaz diyabet tedavisiyle ilgilenen hekimine haber verilmelidir.

Cocukluk doneminde diyabet ve ozellikleri

Çocukluk döneminde diyabet ve özellikleri

Diyabet çocukluk çağında görülen kronik hastalıkların başında gelmektedir. bu çağdaki diyabet vakalarının %98'inden fazlasını insüline bağımlı diyabet(ıddm) vakaları oluşturur.



bilindiği gibi ıddm, otoimmün veya tip 1 diyabet terimleri ile eş anlamlı kulanılmakta ve pediatrist

diayabet eğitimcisi

diyetisyen

psikolog/sosyal hizmet uzmanı

diyabet eğitiminin önemi



diyabet eğitimi diyabet tedavisinin en önemli bileşenidir. yakın zamandaki yayınlar diyabet eğitimine insülin tedavisine eşdeğer bir önem verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. bunun sebebi diyabet bakımını, bu nedenle metabolik kontrolün iyileştirilmesini etkileyen en önemli etkenin hastaların kendi kendine bakım becerileri olduğunun gösterilmesidir. çok ufak yaştaki çocuklar dışındaki her yaştaki çocukların kendi yaşlarına ideal gereksinimleri ve sorunları dikkate alınarak eğitilmeleri lazımdır. zaman zaman yapıldığı gibi ailenin eğitilmesi yeterli görülmemeli, diyabet bakım bilincinin ufak yaşlardan başlayarak geliştirilebileceği unutulmamalıdır.

Diyabet ve alkol

Diyabet ve alkol

Biz diyabetlilerde alkol alımının tamamen yasaklanmasını önermiyoruz. bununla birlikte, alkolün etki mekanizmasını bilerek, kararında içmek, sarhoş oluncaya kadar içmemek mühimdir. henüz kanunen alkol alacak yaşta değilseniz, alkol alıp almamanız konusunda son söz her zaman anne-babanızındır. alkol satın alabileceğiniz yaş limiti ülkeden ülkeye değişmektedir. biz diyabet kliniğinde ne gelişi hoş birşeyi yapmanıza izin vermek ne de yasak koymak durumundayız. biz size yalnızca etki mekanizmalarını anlatarak bilhassa nelerin farkında olmanız gerektiğini söyleyebiliriz.



karaciğerde tıkanma

alkol, karaciğerdeki enzimleri alkolün yıkılması ile meşgul ederek karaciğerin yeni glukoz üretimini (glukoneogenezis) devre dışı hale getirmektir. karaciğer yine de glikojen depolarından glikoz açığa çıkabilir fakat depolar boşaldığında hipoglisemi ortaya çıkacak ve alkol alımından sonra kanda kortizon ve büyüme hormonu konsantrasyonu azalacaktır. her iki hormonun salınımından 3-4 saat sonra ortaya çıkan kandaki glukoz seviyesinin arttırıcı tesirleri bulunmaktadır. bu durum alkol alımından saatler sonra hipoglisemi riskinin artması riskini açıklamaktadır. karaciğerin serbest yağ asitleri üretme kabiliyeti de azalacaktır. bu biyolojik etkenlerin birlikteliği hipoglisemi riskinin alkol alımından sonra önemli ölçüde artmasına sebep olur.



alkolün karaciğerdeki glukoz üretimini bloke ettiği çok iyi bilinen bir gerçektir. bu yemek yemeden önce bir kokteyl alınması geleneğini açıklamaktadır. alkol karaciğeri bloke edecek, kan glukoz düzeyi hafif düşecek ve bu durum iştahın artmasına neden olacaktır.



diyabet hastalığında kan şekerinin çok düşük düzeylere düşme riski bulunmaktadır. alkolün bu tesiri vücudunuzdaki alkolün karaciğerde parçalanması için geçen müddet kadar devam eder. karaciğer, kg başına vücut ağırlığına göre, saatte 0. 1 gr (1. 5 grains) saf alkolü parçalamaktadır. örneğin vücut ağırlığınız 70 kg (155 pound) ise, bir şişe az alkollü biradaki alkol bir saatte, 4 cl likörde 2 saatte ve bir şişe şarapta 10 saatte parçalanacaktır. dolayısıyla, şayet akşam alkol alırsanız, tüm gece ve kısmen ertesi gün hipoglisemi riskiniz olacaktır.



diyabette alkollü olmak neden tehlikelidir ?

diyabetiniz varsa, insülininizi vaktinde ve doğru dozda almak ve insülin eksikliği yada hipoglisemide kendinizi iyi hissetmediğinizi anlamanız gibi çoğu zamanda berrak düşünebilmeniz lazımdır. şayet alkollü iseniz alkol aldıktan sonra güvenli olarak araba kullanamassınız. alkol alımından sonra gelişen ağır hipogliseminin diyabetli gençlerde ölüme yol açtığı görülmüştür.



yakın zamanda yapılan çalışmalar, alkolün hipoglisemideki rolünün, karaciğerin glıkoz üretim kabiliyetinin kısıtlanmasından daha çok hipogliseminin saptanabilirliğinin azalmış olmasıyla ilgili olduğunu göstermektedir.



yapılan bir çalışmada yetişkin diyabetlilere yemekle birlikte 1 g/kg (34 grains/pound) vücut ağırlığına eş değer alkol (yemekle birlikte aparatif alkol 4 cl votka, & frac12; şişe şarap ve kahve ile birlikte 4 cl konyak) verilmiştir. bir yetişkinde bu orandaki alkolün yıkılması için yaklaşık 10 saat gerekir. bu yetişkinlerde kandaki alkol yoğunluğu en çok yaklaşık & permil; 1 (22 mmol/l)'e ulaşmıştır. ertesi sabah saat 10'a kadar yinelenen kan glukozu değerleri aynı kişilerin aynı oranlarda maden suyu içtikleri kontrol günündeki ölçümlere yakın değerlerde bulunmuştur. bu kişilerin hiç birinr hipoglisemi bulguları görülmemesine rağmen açlık kan glukozu seviyeleri alkol alımından sonraki sabah yapılan ölçümlerden ortalama 0. 7 mmol/l (13 mg/dl) daha düşüktü.



temel kurallar

alkol alırken her zaman bir şeyler yiyin. ertesi günde hipoglisemi risk olacağından yediklerinizin " uzun etkili" karbonhitratlar olması gerektiğini hatırlayın. şeker içeren alkollü içecekler (likör gibi) başlangıçta kısa bir müddet kan glukoz düzeyinin yükselmesine daha sonra hipoglisemi riskinin ortaya çıkmasına sebep olur. bir kadeh biradaki karbonhidrat oranı yaklaşık bir bardak sütteki ile aynıdır.



diyabetli bir yetişkin şayet aynı zamanda yemek yiyorsa ılımlı oranlarda alkol alabilir. yemekle birlikte alınan 1-2 kadeh şarap ya da 6-8 cl (1/5-1/4 sıvı ounce) likör ertesi geceki hipolisemi riskini artırmaz.

Turner sendromu

Turner sendromu

Hastalarda normal bir dişide bulunması gereken 46 xx kromozomu yerine, sadece 46 x kromozomu vardır. bu nedenle, bir x kromozomları eksiktir ve bu anormallik bir yumurtalık oluşum bozukluğuna yol açar.



turner sendromu ya da yumurtalık gelişim bozukluğu, cüceliğe ilave edilmiş çeşitli oluşum bozuklukları bütünüyle nitelenir. kötü oluşmuş ve yumurta oluşumuna varacak olgun folikül yapma yeteneğinden yoksun bir yumurtalık varlığına bağlıdır.



bu oluşum bozukluğunun kökeni aydınlatılmıştır. bir kromozom kusuruna bağlıdır. hastanın kromozom yapısı (karyotip) incelendiğinde, taşıması gerektiği x kromozomlarından birinin eksik olduğu görülür. normal bir dişinin kromozom formülünün 44 xx olduğu bilinmektedir. turner sendromunda formül 46 x o'dır. çocuk, doğduğunda belirgin olarak kızdır ve aile ancak ergenliğe doğru kaygılanmaya başlar. gerçekten, yıllar geçmekte ve ergenlik olmamaktadır.



15-16 yaşlarında boy son derece kısadır (ortalama 1,40 m). çocuksu görünümünü korur. memeler gelişmemiş, kıllarıma belirmemiştir. kadın dış üreme organı çocuksu kalır. dölyolunun yukarısında dölyatağı fındık kadar küçüktür. dikkatli muayeneyle az ya da çok belirgin bir oluşum bozuklukları bütünü tespit edilir. çok belirgin olmaları, bazı hastaların görünümlerini olabildiğince biçimsizleştirir ve toplumsal hayata uyumlarını güçleştirir. bazı hastalardaysa bu oluşum bozuklukları daha gizlidir.



en özel belirti, boynun tepesinde omuzlan birleştiren üçgen şeklinde, enine 2 etli kanatçık varlığıyla nitelenen, perdeli kısa boyundur. göz ve alt-çene oluşum bozuklukları da vardır. elde 4. tarak kemiğinin kısalığı, kaval kemik düzlüğünün örs şeklinde olması gibi bu sendroma özgü çeşitli kemik oluşum bozukluklarına da rastlanır. bundan başka kalp, böbrek oluşum bozuklukları gibi çeşitli iç organ bozuklukları görülür.



dolayısıyla, bu gibi anormallikleri sistemli olarak aramak için tam bir bilanço gerekmektedir. biyolojik bilançoda, adet kanamaları kesilmiş kadınlarınkine benzer bir hipofiz salgılamasıyla birlikte toptan yumurtalık yetmezliği tespit edilir. karın içerisine bakma muayenesinde, üzerinde ne bir olgunlaşan folikül, ne de sarı cisim nedbesi bulunmakta olan, parlak sedefimsi iki şeride dönüşmüş, gelişmemiş yumurtalıklar gözlenir. kromozom yapısının incelenmesi. 44 x o formülü şeklinde bir x cinsellik kromozomunun eksik olduğunu gösterir.



tedavi, bu oluşum bozukluklarını önleyebilmekten uzaktır. ama ergenlik yaşı olan 12-13 yaşından başlanarak verilen östrojenlerin, aktivitesi olmayan yumurtalıkların yerini doldurmasına ve belirli bir boy uzamasına, bilhassa bir kız ergenliğine, yani memelerin, kadın tipinde kıllanmanın, kadın dış üreme organının, dölyolunun ve dölyatağınm gelişmesine, & acirc; det kanamalarının başlamasına olanak sağlaması açısından, tedavi enteresandır. böylece, bu kadınlar evlenebilecekler ve normal bir cinsel hayatları olabilecektir. ama çok özel birkaç kuraldışı durum bir yana bırakılırsa, yumurtalıklarının yumurta üretmekten yoksun olması nedeniyle kısır kalacaklardır.

Tiroit yetmezligi yapan hashimato hastaligi

Tiroit yetmezliği yapan hashimato hastalığı

Hashimoto tipi tiroit bezi iltihabı veya tıptaki adıyla " hashimoto tiroiditi" hipotiroidizm nedeniyle tefor veya levotiron ilacını 1 yıldan fazla kullanan hashimoto tiroiditli olguların çok azında hastalık kendiliğinden düzelebilir. bilhassa aşırı iyot kullanımı sonrası hipotiroidi gelişenlerde, ve doğumdan sonraki bir yıl içerisinde hastalığı ortaya çıkanlarda ilaç dozu azaltılarak hastalığın düzelip düzelmediği kontrol edilir. bezi küçülmüş hastalarda hastalığın düzelme ihtimali yoktur.

hashimoto tiroiditi olan hastaların dikkat etmesi gereken hususlar: 1) iyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu kullanmayınız. 2) selenyum takviyesi alabilirsiniz. kanda selenyum ölçümü yaptırıp eksiklik varsa günde 100-200 mikrogram selenyum hastalığınız için faydalı olabilir3) tiroit hormon ilaçlarını (tefor veya levotiron) aç karna içiniz. midenizde ağrı yapıyorsa tok karna alın, ancak en iyisinin aç karna alınması olduğunu unutmayınız. aç karna alınan ilacın emilimi daha iyi olur. 4) ilacınızı her zaman aldığınız öğünde almayı unutursanız bir sonraki öğünde alın, bir gün önce almayı unutmuşsanız ertesi günü sabah ve akşam 2 kez alın. 5) ilacı aldığınız öğünde başka ilaç almamaya çalışın. bilhassa kalsiyum, demir ve mide ilaçları tiroit ilacının emilimini bozar. 6) hamile kalmayı düşünen kadınlar doktoruna kesinlikle ilaç konusunda danışmalıdır. hamile kalınca da tiroit ilaçları alınacaktır. çocuğa zararı yoktur. tiroit ilacı almazsanız düşük riski çoğalır. doğum sonrası da kontrollerinizi yaptırınız.

kaynak: prof. dr. metin özata, tiroit hastalıkları ile ilgili bilmeniz gereken herşey, epsilon yayınevi, 2004 (baskıda)

Tiroit

Tiroit

Tiroit, boyun kısmında adem elmasının altında bulunmakta olan kelebek kanadını andıran endokrin bir bezdir. 30 gramdan daha hafif olan bu bezin görevi; kalori yakılması,kalp atışları gibi metabolik faaliyetlerin düzenlemesinde rol alan hormonların salgılanmasını sağlamaktır. zaman zaman tiroit bezi bir veya daha fazla cerrahi yöntemlerle alınması gerekir. incelemeler yapıldıktan sonra iyi huylu bir tümör olduğu kanısına varılırsa bu işlemin iyi netice verdiği söylenebilir.

Tiroid hastaliklari

Tiroid hastalıkları

Tiroidin fazla çalışması (hipertiroidizm; tirotoksikoz ya da zehirli guatr)



eğer tiroit fazla çalışıyorsa, diğer bir söylemle t3 ve t4 hormonlarını çok oranda üretip kana salıyorsa hipertiroidizm (toksik nodül daha önceden bilinen bir nodül olmayabilir. ikinci durum daha ziyade gribal bir enfeksiyonu takip eden dönemde ortaya çıkabilir. tiroit tek veya iki taraflı şişmiştir. subakut tiroidit denilen bu hastalıkta veya nodül içerisine kanamada en önemli yakınma boyunda ve tiroit bölgesinde hissedilen ve çoğu zaman şiddetli olan ağrıdır. bu gibi durumlarda doktora başvurulmalıdır. çünkü tanıları kolay konur ve tedavileri fazla karmaşık değildir.





kaynak: tiroit hastalıkları bölümü doç dr. adnan işgör

Noduler guart

Nodüler guart

Nodül nedir ?

tiroit bezinin içerisinde normal tiroit dokusundan faklı bir yapıdaki yumru biçiminde ve leblebi, nohut veya zaman zaman de ceviz veya portakal büyüklüğünde olabilen anormal doku büyümelerine hipertiroidi hastalığı gelişme olasılığı yüksektir. dolayısıyla çapı 2. 5 cm'den büyük sıcak nodüller aşırı hormon salgılamasa bile radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat ile tedavi edilmelidir.



sıcak nodüllerde tiroit hormon ilacı (tefor veya levotiron) ile tedavi yapılmaz. bu hastalarda tiroit hormon ilacı alınırsa kandaki tiroit hormonları çoğalır ve nodül çok çalışmaya başlar.



sıcak nodülü olan bir kişi yaşlı veya kalp hastalığı varsa hormonları normal olsa bile radyoaktif iyot tedavisi yapılır. çünkü sıcak nodül gelişi güzel bir anda aşırı tiroit hormonu salgılamaya itibaren kalp hastalığını kötüleştirebilir.



yaşlı ve tsh hormonu kanlarında düşük olan yani başlangıç durumunda tiroit bezi fazla çalışması (hipertiroidi) olan hastalarda ise propycil veya thyramazol gibi ilaçlar verilir ve arkasından radyoaktif iyot ile tedavi yapılır.



tiroit bezinde birden çok nodül olması (multinodüler guatr)

tiroit bezinde birden çok nodül olmasına tıp dilinde & lsquo; 'multinodüler guatr & lsquo; 'denir. & lsquo; 'multi'' kelimesi çok anlamına gelmektedir. tiroit bezinde birden çok nodülün olduğu multinodüler guatr bilhassa iyot yetmezliği olan bölgelerde ve genellikle ileri yaştaki kişilerde tespit edilir. bu hastalarda da nodüllerin sıcak mı soğuk mu olduğunu anlamak için tiroit sintigrafisi yapılabilir. zaman zaman nodüllerin hepsi soğuk nodül olabildiği gibi biri sıcak diğerleri soğuk olabilir. t3, t4 ve tsh hormonları yapılarak hormonlar kontrol edilir. tiroit bezinde birden çok nodülü olan kişilerde tiroit hormonları normal ve nodüllerin çapı küçükse bu hastaların çoğunda gelişi güzel bir şikayet olmaz. eskiden içinde nodül olmayan bir guatrda yıllar geçtikçe yeni nodüller ortaya çıkar ve multinodüler guatr gelişebilir.



tiroit bezinde tek nodülü olan hastalar gibi, bezde birden çok nodülü olan hastalarda da nodüllerden kesinlikle iğne biyopsisi yapılmalıdır. nodülü çok olan bu hastalarda da kanser oranı tek nodülde olduğu gibi % 5 civarındadır. tiroit bezindeki bütün nodüllerden biyopsi yapılmaya çalışılır. biyopside kanser şüphesi veya kanser çıkarsa derhal ameliyat yapılır. biyopsi iyi huylu ise izlenebilir.



bu hastaların bir kısmında tiroit hormonları normaldir. iyotlu tuz yerlerse nodüller aşırı hormon salgılamaya başlayabilir; dolayısıyla iyotsuz tuz yemelidirler. hormonları normal olan hastalar 4-6 ayda bir tiroit hormonları ve tiroit ultrasonu yapılarak takip edilir. bezinde birden çok nodülü olan kişilerin çoğunda tefor veya levotiron gibi ilaçlarla yapılan tedavi kanda tiroit hormonlarının artmasına neden olabildiği için pek tercih edilmese de, genç, ufak guatrı olan ve tsh hormonu normal seviyede olan hastalarda bir müddet levotiron veya tefor ilacıyla tedavi yapılabilir. nodüllerin çapı ufak (2. 5 cm'den küçük) ise genellikle ilaç vermeden 4-6 ay aralarla takip yapılır. bu takiplerde nodüller büyürse ameliyat edilir. şayet hastanın tsh hormonu düşük ise (0. 1'den küçük) tefor veya levotiron ilacı verilmez, çünkü zararlı olur. dolayısıyla ameliyat tercih edilen tedavi şeklidir.



multinodüler guatrlı hastalarda tsh hormonu düşük seyrediyorsa, yani bez fazla çalışıyorsa propycil veya thyromazol gibi tiroit hormon yapımını engelleyen ilaçlar verilir ve daha sonra ameliyat yapılır. zaman zaman bu hastalarda tiroit hormonları yüksek yani tiroit bezi aşırı çalışıyor olabilir. o vakit propycil veya thyromazol gibi ilaçlarla hormonlar normale getirilir ve arkasından radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat yapılır.



hangi nodüller ameliyat edilmelidir ?

tiroit iğne biyopsisi sayesinde ameliyata verilecek hasta sayısında büyük azalma olmuştur. nodül var diye derhal ameliyat olmak gerekmez. nodül ufak (çapı 2. 5 cm'den küçük) ve biyopsi iyi huylu çıkmış ise bu hastalar ameliyat yapılmadan izlenebilir. bir endokrinoloji uzmanına başvurarak nodülünüzü kontrol ettirmenizde fayda vardır. ameliyat edilmesi gereken nodüller ise şunlardır:



1. yapılan biyopside kanser çıkan veya kanser yönünden şüpheli nodüller.

2. biyopside folliküler tümör olduğu saptanan nodüller.

3. biyopside hurthle hücreli tümör olduğu saptanan nodüller

4. tefor veya levotiron ilacı kullanıldığı halde büyümeye devam eden nodüller ile bu ilaçlar kullanırken tekrardan ortaya çıkan nodüller.

5. 4 cm'den büyük kistik nodüller.

6. iğneyle içerisindeki sıvı boşaltılmasına karşın tekrar içerisine sıvı biriken kistik nodüller.

7. yemek borusu veya soluk borusuna basınç yapan iyi huylu büyük nodüller

8. graves hastalığı ile birlikte nodül varsa

9. sıcak nodüllerden çapı 2. 5 cm'den büyük olanlar

10. çapı 3 cm'den büyük olan iyi huylu sert nodüller

11. nodülün göğüs kafesi içerisine girmesi halinde (dalan guatr)



nodüler guatrda ameliyat

nodüler guatrda ameliyatta alınacak bez miktarı nodül sayısına, nodülün iyi veya kötü huylu olmasına göre değişmektedir. dolayısıyla ameliyat öncesi kesinlikle biyopsi yapılmalıdır.



ameliyat sırasında frozen tetkiki yapmak ameliyatta alınacak bez miktarı konusunda faydalı olmaktadır. frozen işlemi ameliyat sırasında alınan nodülün derhal yakında bulunmakta olan patolog tarafından incelenerek iyi huylu veya kanser olup olmadığını ameliyat eden hekime ameliyat sırasında bildirmesidir. şayet frozen incelemesinde nodülün iyi huylu olduğu tespit edilirse ve tek nodül ise nodülün olduğu tiroit lobu ve karşı lobun az bir kısmı alınır. yani geriye normal tiroit dokusu bırakılır. şayet frozen incelemesinde nodülün kanser olduğu rapor edilirse tiroit bezinin hepsini almak gerekmektedir. dolayısıyla frozen tetkiki yapılan bir hastanede ameliyat olmak daha avantajlıdır.



ameliyat öncesi yapılan tiroit biyopsisinde nodülün kanser olduğu saptanmışsa tiroit bezinin tümü çıkarılır. tiroit kanserli bir hastada tiroit bezinin bir kısmını bırakmak yanlış bir ameliyat şeklidir.



aynı hastada ikinci ameliyat ne zaman yapılır ?

ameliyat edilen nodüler guatrlı bir hastada önceden yapılan biyopside nodülde kanser olmadığı saptandığı halde patolojik incelemede tiroit bezinde nodülün olmadığı başka bir alanda milimetrik çapta, yani ufak bir kanser odağı çıkarsa, biz hastayı tekrar ameliyat ettirip geri kalan tiroit dokusunu da aldırıyoruz ve arkasından radyoaktif iyot tedavisi yapıyoruz. çünkü biz küçük kanserlerin de yayılabileceğinden (böyle hastalarımız var) endişe ederek tekrar ameliyatı tercih ediyoruz. bazı merkezler ise çapı 1 cm altında kanser çıkarsa ve bu kanser iyi sınırlı ve tek odak ise ve hasta 45 yaşın altındaysa tekrar ameliyat yaptırmadan tiroit hormon ilacı ile hastayı takip etmekte ve hastayı tekrar ameliyat ettirmemektedir.



nodül için ameliyat olan hastada ameliyat sonrası kontrol

ameliyat geçiren kişilerin % 30'unda 3 yıl sonra tekrar nodül gelişebildiğinden tekrar nodül gelişimini önlemek için tefor veya levotiron ilaç tedavisi almaları ideal olur. son yapılan bir çalışmada ameliyat olan nodüler guatrlı hastalardan günde 1 tablet tefor veya levotiron ilacı kullananlarda % 5 oranında tekrar nodül geliştiği saptanmışken ilaç almayanların %42'sinde tekrar nodül ortaya çıkmıştır. dolayısıyla biz ameliyat olan hastalara ilaç tedavisi yapıyoruz.



ameliyat olan kişilerde ellerde uyuşma ve kasılma oluyorsa kesinlikle kalsiyum ölçümü yapılmalıdır. bu belirtiler kanda kalsiyumun düştüğünü düşündürür. ameliyat olan kişiler belirli aralıklarla tiroit hormon tetkikleri ve kalsiyum ölçümleri yaptırmalılardır. tiroit hormonlarında düşme varsa buna ideal olarak doktorunuz ilaçlarınızı ayarlayacaktır.



ameliyat sonrası belirli aralıklarla (6 ayda bir veya yılda bir) tiroit ultasonu yapılması da yararlıdır. ameliyat olsanız bile zaman zaman tekrar nodül oluşabilir. diğer önemli bir nokta ameliyat olduktan sonra kontroller için endokrinoloji uzmanına gitmeniz gerektiğidir. sizin hormonlarınızı ve ilacınızı ameliyat sonrası endokrinoloji uzmanı ayarlayacaktır.



ameliyat olan bir hastada tekrardan nodül oluşursa nasıl tedavi edilir ?

önceden ameliyat geçirmiş nodüler guatrlı hastaların % 2. 5-20'sinde tekrar nodül gelişebilir. yeni nodül oluşumu genellikle ameliyattan 3-6 yıl sonra olur. bazı araştırmalarda ameliyattan 3 yıl sonra % 25-30 oranında tekrar nodül oluştuğu saptanmıştır.



tekrar nodül oluşmasının bir sebebi ilk ameliyatta fazla doku bırakılmasıdır. bilhassa birden çok nodülü olan (multinodüler guatrlı) hastalarda ameliyat sonrası tekrar nodül oluşması sıktır. dolayısıyla multinodüler guatrlı hastalarda tiroit bezinin tümü ameliyatta alınmalıdır.



diğer bir neden ameliyat sonrası tefor veya levotiron ilaç tedavisinin verilmemesi veya iyot yetmezliğinin devam etmesidir. ülkemiz gibi iyot yetmezliğinin olduğu bir ülkede ameliyat sonrası ilaç tedavisi faydalı olur. şayet kişide iyot eksikliği varsa (idrarda iyot bakılarak anlaşılır) iyotlu tuz kullanımı da nodül gelişimini bu tür hastalarda engeller. tekrar nodül oluşmasının bir önemli sebebi genetik olarak nodül oluşumuna eğilimli olmaktır. ailesinde guatr olan hastalarda ameliyat sonrası nüks daha fazla görülmüştür. dolayısıyla ailesinde guatr olan hastalarda ameliyat sonrası tefor veya levotiron ilacı kullanmak yararlıdır.



ameliyat sonrası tekrar nodül meydana gelen hastalarda yapılacak işlem ilk defa nodül saptanan bir hasta gibi iğne biyopsisi yapmak ve hormon tetkikleriyle inceleme yapmak ve ona göre tedaviyi düzenlemektir.



nodülü olan bir hastanın beslenmesinde dikkat edeceği hususlar:

nodülü olan kişiler iyotsuz tuz yemelidir. iyotsuz tuz bazı firmalar tarafından üretilmektedir. iyotsuz tuz bulunamaz ise kaya tuzu yenmelidir. bundan başka içinde iyot bulunmakta olan öksürük şurupları içilmemeli ve röntgen çekilirken kullanılan ilaçlardan içinde iyot olanlar olasıysa kullanılmamalıdır. alınan fazla iyot nodülün aşırı çalışmasına ve fazla tiroit hormonu üretmesine sebep olabilir. diğer besinlerden yenmemesi gereken gıda, sebze veya meyve yoktur.



kaynak : prof. dr. metin özata, tiroit hastalıklarına güncel yaklaşım, epsilon yayınevi, istanbul 2004 (baskıda).

Guatr

Guatr

Guatrı olan bir hastanın ortaya çıkan belirtilerini göz ardı etmemek gerekmektedir. hastalık nedeniyle parmak ve dil ucunda titreme, sinirlilik, sıcağa dayanamama, zayıflama ve bazı çeşitlerinde boyunda şişlik görülür. iyileşmesi olası olan bir ses kısıklığı ise, anestezin sırasında boğazın tahriş olmasına bağlı 1-2 gün süren ses kısıklığı olabilmektedir. yutkunmadaki 1-2 günlük ağrı ile birlikte ameliyat çok rahat geçmektedir. 1 gün hastanede yatıp ertesi gün taburcu olan hastanın 4. gün dikişleri alınmaktadır.

erken teşhis önemlidir! guatrda erken teşhis çok mühimdir. geç kalınması halinde hastalık ilerleyecek, tedavi zorlaşacak, sistemlerde yaptığı hasarlar geri dönmeyecektir. en önemli ameliyat nedeni olan kanser gelişmesi varsa tedavi çok pahalıya mal olabilecektir.

Diyabet tedavisi

Diyabet tedavisi

Tip 2 diyabet tedavisi

diyabet tedavisinin hedefleri:

diyabet semptomlerını gidermek

hiperglisemi ve hipoglisemi epizodlerını önlemek

uzun dönem komplikasyonları engellemektir.

tip 2 diyabetin uygun tedavisi, hastalığın ilerlemesini erteleyeceği ve kardiyovasküler riskleri azaltabileceği için, insülin direncini azaltarak ve b-hücresi fonksiyonunu düzelterek, diyabetin altta yatan patofizyolojisine yönelik etki göstermelidir.

tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar

tip 2 diyabetin ilk tedavisi genellikle rejim ve egzersizi içermektedir. ancak, hastaların büyük çoğunluğunda bu yaklaşım uzun sürede hiperglisemiyi yeterli derecede düşüremez ve sonuç olarak ilaç müdahalesi gerekmektedir. geleneksel oral antidiyabetik ajanlarla monoterapi, uzun süreli glisemi kontrolü sağlamadığı için, hastaların çoğuna kombinasyon tedavisi uygulanmaktadır ve sonuç olarak insüline gereksinim duyulabilmektedir.

günümüzde, plazma glukoz düzeylerini düşüren değişik oral antidiyabetik ilaç sınıfları vardır: sulfonilüreler, biguanidler, alfa-glukozidaz inhibitörleri, meglitinidler ve tiazolidindionlar (tzd). bu ilaç sınıfları, glukoz düşürücü etkilerini değişik etki mekanizmalarıyla göstermektedirler.

mevcut tedaviler

sülfonilüreler

sulfonilüreler ve meglitinidler, primer olarak pankreastan insülin salınımını arttırarak etki ederler.

biguanidler (metformin)

metformin, karaciğerde glukoz üretimini azaltarak etki eder.

alfa-glukozidaz inhibitörleri (akarboz)

alfa-glukozidaz inhibitörleri, karbonhidrat emilimini geciktirerek etki ederler.

yeni seçenekler

tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan pekçok mevcut ilaç olmasına karşın, mevcut tedaviler, uzun süreli glisemi kontrolünü sağlayamamakta ve beta-hücresi yetmezliği gelişimini engelleyememektedir.

tip 2 diyabetteki başlıca erken defekt olan insülin direncini hedefleyen yeni bir ilaç sınıfıdır. hastalığın ilerlemesini önleme potansiyeline sahip olduğundan, tip 2 diyabet tedavisinde önemli bir gelişme sunmaktadır. tzd ler, çeşitli hedef organlarda (karaciğer, iskelet kası ve yağ dokusu) insülin duyarlılığını arttırarak glisemi kontrolünü düzeltir ve pankreastaki b-hücrelerinden artmış üretim olmadan,dokuların endojen insüline yanıt vermesini temin ederler.

tzd sınıfının 3 üyesi vardır: troglitazon, roziglitazon ve pioglitazon. tzd sınıfı üyelerinin kimyasal yapılarındaki farklılıklar troglitazon, roziglitazon ve pioglitazonun profilleri arasında saptanmış değişikliklerin temelini oluşturmaktadır