?

Kısırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kısırlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gebelik testi

Gebelik testi

Yumurta toplama işleminden 14 gün sonra kanda hamilelik testi (kanda beta-hcg) yapılır. adet ile uyumlu olduğu düşünülen kanama olmuş olsa da hamilelik testi kesinlikle yapılmalıdır, çünkü zaman zaman hamilelik oluştuğu halda embriyonun rahim içerisine yataklanamasına bağlı vajinal kanama olabilir. 14. gün, hafta sonuna denk gelir ise, pazartesinin beklenmesinin sakıncası yoktur.

Embriyo transferi

Embriyo transferi

Döllenen yumurtaya embriyo denir. embriyo transferi çoğu zaman yumurta toplama işleminden 3 gün sonra yapılır. bazı özel durumlarda, yumurta toplama işleminden 5 gün sonra transfer edilir (blastokist transferi).

tüp bebekde transfer edilen embriyo sayısı ile klinik hamilelik elde edilmesi arasında doğrudan bir ilişki vardır. transfer edilen embriyo sayısı arttıkça hamilelik şanı çoğalmakta, bununla birlikte çoğul hamilelik ornaı da atmaktadır. çoğul gebeliklerde başta erken doğum olmakla birlikte çeşitli komplikasyonların oranı artmaktadır; dolayısıyla amaç çoğul hamilelik şansını arttırmadan, hamilelik şansını en yüksek elde etmektdir. çoğul hamilelik riski sebebi ile çoğu avrupa ülkseinde transfer edilen embriyo sayısı konusunda kanuni sınırlama vardır. ülkemizde sağlık bakanlığı tarafınca transfer edilen embriyo sayısında sınırlama yoktur. biz, ünite' mizde kadın yaşı, embriyo kalitesi ve daha önce tüp bebek uygulama sayısına göre, hastanın da bilgisi dahilinde trasnfer edilecek embriyo sayısını belirliyoruz. bilhassa 35 yaşı altında iyi kaliteli 2 embriyo transfer etmekteyiz; bu hasta grubunda 3 embriyo transfer edilmesi, hamilelik hızında ilave katkı sağlamaz iken, çoğul hamilelik ornaını arttırmaktadır.

bazı durumlarda 5. gün trasnfer (blastokist) transferi yapmaktayız. 3. günde en ez 3 adet grade ı embriyo (en iyi kalitede embriyo) varlığı halinde, çifti bilgilendirerek, blastokist trasnferi tercih ediyoruz. 5. gün transferde 1-2 blastokist transferi tercih ediyoruz. blastokist transferi ile elde edilen hamilelik miktarları, 3. gün transferi ile benzerdir. blastoksit transferinin, 3. gün trasnferine göre avantajı, çoğul hamilelik oranının daha düşük olmasıdır (1 en çok 2 blastokist transfer edildiği için).

embiyo transferi günü özel bir hazırlık yapmaya gerek yoktur. embriyo transferi genellikle çok basit bir işlem olup, hazırlık dahil, ortalama 5 dakika sürer. embriyo transferi için, önce bir spekulum vajene yerleştirilir, vajen ıslak bir gazlı bezle usulune ideal temizlendikten sonra özel kültür sıvısı ile rahim ağzı yıkanır. embriyolog transfer edilecek embriyoları katetere yükleyerek laboratuardan getirir ve transfer gerçekleştirilir. genellikle ağrısız bir işlem olsa da, nadiren hafif kramp stili ağrı olabilir. anestezi derhal hiç gerekmez. ünite' de 1 saatlik istirahat sonrası hasta eve dönebilir.

yumurta toplama işleminden 14 gün sonra kanda hamilelik testi (kanda beta-hcg) yapılır.

Embriyo kalitesi

Embriyo kalitesi

Embriyoların kalitesi döllenme sonrası bazı şekilsel (morfolojik) parametrelere göre değerlendirilir. diğer bazı etkenler yanı sıra, transfer edilen embriyo kalitesi, hamile kalma şansını önemli ölçüde belirlemektedir. bayan yaşı ve diğer bazı faktörlerin de embriyo kalitesi kadar hamilelik için önemli olduğunu unutmamak gerekmektedir. her bir embriyo mikroskop altında değerlendirilerek embriyo kalitesi belirlenir. her bir embriyo üç parametreye göre değerlendirilir:

1) hücre sayısı;

2) hücrelerin eşit büyüklükte olup olmaması;

3) " fragmantasyon" varlığı ve bunun embriyo hacmine göre oransal yüzdesi.

her bir embriyoda olabilecek hücre sayısı 1-12 arasıdır. embriyoda hücre sayısı arttıkça, embriyonun o nisbette hızlı bölündüğü, bu nedenle hamilelik şansının en yüksek olduğu düşünülür. yumurta toplama sonrası 3. günde, 6 veya daha fazla hücre sayısı varlığı iyi kaliteli embriyoyu gösterir. 4 veya daha az sayıda hücreli embryo transferi ile de, daha düşük şanslı da olsa, hamilelik elde edilebilir.

mükemmel kaliteli embriyoda hücrelerin büyüklükleri benzerdir ve fragmantasyon yoktur. " fragmantasyon", canlı olmayan hücre artıklarıdır. fragmantasyon arttıkça, embriyo kalitesi (grade) düşer ve hamilelik şansı azalır.

embriyo kalitesinin hamilelik başarısı için çok kaba bir gösterge olduğunu unutmamak gerekmektedir. iyi kaliteli embriyo, her zaman için sağlıklı bir bebek için uygun genetik ve biokimyasal içeriği göstermeyebilir. embriyo kalitesinin saatler içerisinde değişiklik gösterebileceğini de unutmamak gerekmektedir. dolayısıyla hastalarımızın embriyo kalitesi üstünde, gereğinden fazla durmamalarını (niçin grade 1 değil ama 2; niçin 8 hücre değil de 6 hücre gibi) öneriyoruz. unutulmaması gereken konu, embriyo kalitesinin en önemli göstergesi olan sağlıklı bir çocuk elde edilmesidir.

Dollenme (fertilizasyon)

Döllenme (fertilizasyon)

Mikroenjeksiyonu takiben 16. saatte yapılan mikroskobik değerlendirme ile başarıyla döllenen yumurtalar diğer yumurtalardan ayrılır. başarı ile döllenen yumurtalar mikroskop altında iki çekirdek (2pn) oluşturdukları gözlenir.

döllenme işleminin gerçekleşmediği yumurtalarda çekirdek gözlenmez (0 çekirdek; 0 pn)

hatalı döllenen yumurtalar mikroskop ile yapılan değerlendirmede tek çekirdek (1 pn) ve ya üç çekirdek (3 pn) olarak ayırt edilirler.

standart tüp bebek uygulaması sonrası ise ertesi gün 16. saatte yumurtayı çevreleyen hücreler mekanik olarak temizlendikten sonra yukarda belirtilen biçimde mikroskop yardımıyla değerlendirilir.

Yumurta toplama

Yumurta toplama

Ovulasyon uyarımı ile belirli büyüklüğe ulaşmış folliküller (ultrasonografide gözlenen içi sıvı dolu yumurta içeren yapılar) elde edildiğinde, çatlatıcı iğne (hcg; profasi veya pregnyl) yapılır ve 36 saat sonrasında yumurta toplama işlemi uygulanır.

günümüzde yumurta toplama işlemi daima vajinal ultrasonografi eşliğinde yapılır. hasta jinekolojik muayene pozisiyonunda yatar iken, üzeri steril örtüler ile örtülür, spekulum uygulaması sonrası vajinal lokal saha temizliği uygulanır. yumurta toplama işlemi için damar yolundan ağrı kesici ve sakinleştirici ilaç ve rahim ağzına (serviks) lokal anestezi yapılır. ağrı eşiği çok düşük olan bayanlar, arzu ederler ise yumurta toplama işlemi genel anestezi altında da yapılabilir. peşinden vajinal ultrasonografiye geçilir. vajinal ultrasonografi üstünde bulunmakta olan kılavuz içerisinden geçirilen bir iğne ile overlere ulaşılır. her bir folliküle birer birer girilerek içeriği özel bir aspiratör yardımı ile ısıtılmış steril bir tüpe boşaltılır. tüp içeriği derhal laboratuara geçirilerek yumurta içerip içermediği mikroskop altında incelenir. vakit vakit, follükülden ilk çekmede (aspirasyon) yumurta elde edilemez ise, follükül içi özel bir sıvı ile yıkanır ve kalmış olabilecek yumurta alınmaya çalışılır. bu şekilde bütün folliküler içerisinden yumurta toplanmasına çalışılır.

yumurta toplama işlemi yaklaşık 15-20 dakika sürer. bir saat istirahat sonrası, hasta evine gidebilir. şayet bay arzu eder ise, yumurta toplama işlemi anında eşine refakat edebilir.

oosit toplama işleminin komplikasyon oranı çok düşüktür. en sık rastlanan komplikasyon vajen duvarından iğnenin girdiği yerden olabilecek kanamadır ki bu derhal daima basit tamponaj ile kontrol edilir. enfeksiyon oranı ise ihmal edilebilecek düzeydedir.

genel olarak lokal anestezi altında yumurta toplama, hastalar tarafınca çok iyi tolere edilen emniyetli bir işlemdir.

yumurta toplama işlemi öncesi

yumurta toplama öncesi aşağıdaki konulara uymaya itina gösteriniz:

1. aspirin veya benzeri (apranax vs) ilaçlar kullanmayınız. bu tür ilaçlar pıhtılaşmayı etkileyerek, işlem anında kanama riskini arttırabilirler.

2. genel anestezi çok nadir durumlarda kullanılırsa da, yine de hazırlıklı olmak için, işlemden 1 gece öncesi saat 24. 00' den sonra ağızdan hiç bir şey almamak (yemek ve içecek) gerekmektedir.

3. kıymetli eşyalarınızı (mücevher, para, kredi kart, vs) evde bırakınız; evlilik yüzüğünüz kalabilir.

yumurta toplama işlemi sonrası

genellikle bir saat sonrasında hasta hastaneden ayrılabilir ve 24 saat evde istirahat etmesi istenir. aşağıdaki konulara dikkat etmek gerekir:

1. 24 saat içerisinde araba kullanmayınız ve işinize başlamayınız.

2. evde istirahat ediniz; hareket (ekzersiz) için kendi sınırınızı kendiniz çiziniz.

3. yiyecek ve içecekde gelişi güzel bir sınırlama yoktur; sigara ve alkol kullanmayınız.

4. duş, banyo 24 saatden sonra alınabilir.

5. cinsel ilişkide bulunmayınız.

6. parasetomol (parol) benzeri ağrı kesici kullanılabilir.

7. progesteron (proluton) kullanmaya yumurta toplama işleminden 1 gün sonra başlayacaksınız. progesteron kullanmaya hamilelik testi yaptırdığınız güne dek devam edeceksiniz. hamilelik testi sonucuna göre, doktorunuz devamı veya kesilmesi konusunda sizi bilgilendirecektir. hamilelik oluştuğunda, progesteron 10-12 hamilelik haftasına dek devam edilir. hamilelik olmaz ise kesilir.

8. aşağıda anılan durumlardan gelişi güzel birisi olur ise saatden bağımsız olarak size verilen acil numaradan doktorunuzu arayınız:

a. ölçmekle 38 & deg; c' den yüksek ateş

b. aşırı vajinal kanama (bir miktar kanama olması normaldir)

c. çok şiddetli ve devam eden ağrı (bir miktar ağrı olması normaldir)

d. ardışık iki günde 1 kilodan fazla kilo artışı

e. işlemden 8-10 saat sonrasında, artan ağrı ile birlikte, idrar yapamama

Yumurtaliklarin uyarilmasi

Yumurtalıkların uyarılması

Tedavinin ilk aşaması yeterli sayıda döllenme yeteneğine sahip yumurta elde edebilmektir. bu hedefle yumurtalıklar çeşitli ilaçlar ile uyarılırlar. insanda ilk tüp bebek hamileliği, doğal bir adet döneminde elde edilmiş tek yumurta döllenmesi ile elde edilmiş olsa bile, birden çok sayıda embriyo transfer edilmesi, başarı olasılığını arttırmaktadır. gerektiği kadar fazla sayıda embriyo elde etmenin tek yolu gerektiği kadar fazla sayıda yumurta elde etmektir. günümüzde dünyadaki neredeyse tüp bebek merkezlerinde yumurtalıkların uyarılması uygulanmaktadır.

ünitemizde her olguya, kendi özelliklerine göre, bireyselleştirilmiş, yumurta uyarım protokolu uygulanır.

gnrh analoğu

gnrh analogları, yumurtalıkları uyarım protokollerinin çok önemli bir kısmını oluşturur. bazı özel durumlarda protokole bir doğum kontrol hapı da eklenebilir.

a. lucrin

üç protokol olarak kullanılabilinir: 1) uzun protokol (luteal protokol); 2) stop-protokol ve 3) mikrodoz flare-up protokol.

1. luteal long protokol: en sık kullanılan protokoldur. adetin 21. günü (veya beklenen adetden bir hafta önce) başlanır. günlük doz, aksi belirtilmediği takdirde, 10 ünite' dir. gonadotropin iğnelerine başlandığı gün, lucrin dozu 5 ünite' ye düşürülür. günde bir kez, günün aynı vaktinde, cilt altı olarak yapılır. lucrin, profasi/ pregnyl gününe kadar devam edilir.

2. stop-protokol: bilhassa kötü over cevabı olan veya öngörülen hastalarda tercih edilir. kötü over cevabı olabilecek olan hastalar: 1) daha önceki tüp bebek uygulamasında 3' den az yumurta toplanmış ve/veya pregnyl/profasi gününde bakılan e2 seviyesi 500 pg/ml altında olan bayanlar; 2) 3. gün fsh değeri 10 ıu/l üstünde ve/veya e2 değeri 60 pg/ml üzeri olanlar; 3) ileri bayan yaşı ( & gt; 39), tek over varlığı (daha önce diğer overin cerrahi olarak çıkartıldığı olgular), daha önce kist ameliyatı olan olgular, ileri evre endometriozis varlığı. anılan bu durumlardan gelişi güzel birisinin varlığında, ünitemiz, size stop-protokol kullanılmasını ideal görebilir.

stop-protokolda adetin 21. günü (veya öngörülen adetden 7 gün önce) lucrin günde-tek doz 10 ünite, cilt altı olarak başlanır. adetin 2. -4. günü sabah 08. 30' da hastanemize başvurarak kanda e2 ve vajinal ultrasonografi yapıldıktan sonra yüksek doz gonadotropin injeksiyonlarınıza (genellikle günde 6 veya 8 ampul) başlanır. gonadotropin injeksiyonlarına başlandığı gün, bir daha kullanılmamak üzere, lucrin kesilir. günde 5 tozdan daha yüksek olan gonadotropin dozlamasında, sabah ve akşama bölme yapılır (örneğin günde 5 toz uygulamada, sabah 2 toz + 1 su, akşam 3 toz + 1 su; sabah injeksiyonu e2, lh için kan vermeden sonra).

stop-lucrin protokolunda gonadotropin injeksiyonu takibinde e2 ile birlikte daima lh takibi de beraberinde yapılır.

3. mikrodoz flare-up protokolu: stop-protokol' a benzer biçimde bilhassa kötü over cevabı olan veya öngörülen hastalarda tercih edilir. bu protokolde, daima lucrin öncesi, bir doğum kontrol hapı (örneğin lo-ovral) kullanılır. adetin başladığı gün 1. gün kabul edilecek olur ise, 3. gün günde tek doz lo-ovral kullanılır. lo-ovral kullanımı için hastanın sigara içmemesi ve yüksek tansiyon sorunu olmaması gerekir.

24. gün (lo-ovral' in başlandığı gün 1. gün olarak kabul edilir ise), anatolia tüp bebek laboratuvar' ında sulandırılarak hazırlanmış olan lucrin' e başlanır. sulandırma yalnızca anatolia tüp bebek laboratuar' ında yapılır. sulandırılmış lucrin kullanılarak başlama dozu, sabah 10 ünite, akşam 10 ünite' dir. lucrin kullanımı, çatlatıcı iğne profasi/pregnyl yapıldığı güne kadar devam edilir.

25. veya 26. gün (lo-ovral' in başlandığı gün 1. gün olarak kabul edilir ise) bazal e2, lh bakılır (sabah 08. 30-09. 00; androloji ünitesi) ve aynı gün bazal ultrasonografi yapılır (6 no' lu oda, sabah 09. 00-10. 00). mikrodoz flare-up protokolunda gonadotropin injeksiyonu takibinde e2 ile birlikte daima lh takibi de beraberinde yapılır. 26. gün yüksek doz gonadotropin injeksiyonlarına (genellikle günde 6 veya 8 ampul) başlanır. günde 5 tozdan daha yüksek olan dozlamada, sabah ve akşama bölme yapılır (örneğin günde 5 toz uygulamada, sabah 2 toz + 1 su, akşam 3 toz + 1 su; sabah injeksiyonu e2, lh için kan vermeden sonra).

b. suprecur / suprefact

uzun protokol (luteal long protokol): adetin 21. günü (veya beklenen adetden bir hafta önce) başlanır. doz günde 600 mikrogramdır. suprecur' ün her bir pufu (burun fıs fısı) 150 mikrogramdır; bu nedenle günde toplam 4 puff (6 saatde bir) kullanılmalıdır. suprefact' ın her bir pufu 100 mikrogramdır; bu nedenle günde toplam 6 puff (4 saatde bir) kullanılmalıdır.

suprecur/suprefact son enjeksiyon olan çatlatıcı iğne (profasi veya pregnyl) kullanılana dek devam edilir.

suprecur/suprefact olası olduğu ölçüde buzdolabında (buzluk değil) muhafaza edilmelidir. her ne kadar oda sıcaklığında da muhafaza edilebilir ise de ışık ve ısıdan uzak muhafaza edilmelidir.

suprecur/suprefact kullanımına bağlı olarak sağlıklı bayanlarda ciddi ilaç yan tesiri bildirilmemiştir. şayet gelişi güzel bir yan etki hisseder iseniz, lütfen bizleri bilgilendiriniz. açıldıktan sonra 30 günden fazla şişede kalan ilacı artık tekrar kullanmayınız. ilaç son kullanım tarihine de lütfen dikkat ediniz.

gonadotropin injeksiyonları

gonal-f, puregon, metrodin-hp, follegon, menogon, humegon ve pergonal kullanılan gonadotropin iğnelerinin piyasa isimleridir. bu iğneler çok sayıda follikül elde etmek için kullanılırlar. aktivite ve emniyetlilikleri aşağı yukarı benzerdir. şu iğneler kalça içi injeksiyon (intramusküler) olarak yapılırlar: menogon, humegon ve pergonal. şu iğneler ise kalça içi injeksiyon yapılabildikleri gibi, cilt altı (subkütan) da yapılabilirler: gonal-f, puregon ve metrodin-hp. cilt altı yapılmasının aktivitesi kalça içi yapılım ile benzerdir. cilt altı yapılmasının avantajı, hastanın, bir sağlık görevlisine gereksinim duymaksızın, kendisinin veya eşinin injeksiyonu yapabilmesidir.

yukarıda adı geçen bütün gonadotropin iğnelerinin en iyi muhafazası buzdolabında (buzluk değil; +4 & deg; c' de) olur. bununla birlikte, adı geçen bütün gonadotropin ampulleri oda sıcaklığında da uzun müddet muhafaza edilebilirler. oda sıcaklığında muhafazanın, bilhassa sıcak havalarda ilacın bozulması ve etkinliğnin azalmasına neden olabileceğini unutmayınız.

ilk injeksiyon genellikle adetin 2. -4. günleri arası başlanır. şayet ilk başlama hafta sonuna geliyor ise, hafta başı pazartesi başlamanın (adetin 4-6. günü başlamanın) bir sakıncası yoktur (suprecur/suprefact veya lucrin kullanımına bağlı esneklik sebebi ile).

gonal-f, metrodin-hp, follegon, menogon ve humegon ampullerinin her birinin içerisinde 75 ünite fsh bulunur. puregon ampulünün içerisinde ise 50 ünite fsh bulunur.

aşağıda belirtilen gonadotropin iğnelerin bir kutusunda 1 ampul toz ve 1 ampul çözücü su bulunur: gonal-f, puregon, metrodin-hp, follegon ve pergonal. pergonal' in bir kutusunda 10 toz ve 10 çözücü su içeren formu da vardır. humegon' un 1 kutusunda 10 ampul toz ve 10 ampul çözücü su bulunur. menogon' un 1 kutusunda 5 ampul toz ve 5 ampul çözücü su bulunur.

kas içi enjeksiyon için kalça üst-dış yanı tercih edilirken, cilt altı enjeksiyon için ön karın duvarı, veya uyluk ön kısmı (ön kısmının üçde bir orta kısmı) tercih edilir.

gonadotropin kullanımın yan etkilerinden bir tanesi, yumurtaların aşırı uyarımına bağlı, overyan hiperstimülasyon sendromudur (ohss). bu taktirde, vücudta aşırı su tutulması, buna bağlı kilo artışı olur. ohss, gelişecek ise, embriyo transferinden sonra günler içerisinde ortaya çıkar.

ohss hakkında aşağıda belirtilen bulgulardan bir veya daha fazlası görülebilir:

1. karında aşırı şişlik hissi

2. alt karın ağrısı: karında aşırı şişlik, gerginlik hissi ve ağrı (bir miktar, abartılı olmayan karında şişlik hissi ve ağrı normal olarak olabilir). zaman zaman beraberinde bulantı, kusma, ve/veya ishal olabilir.

3. kilo alımı: iki ardışık günde ani, hızlı ve 1 kilodan fazla kilo artışı

4. idrar çıktısı: dikkati çeken idrar çıktısında azalma veya artma

5. bulantı, her zamanki yemek ve içecekleri yiyememe veya içememe

6. nefes darlığı

antagonist protokol

gnrh agonist ilaçlarından değişik olarak tesiri çok kısa sürede başlar. cetrorelix ve ganirelix adında iki ürün kullanılıyor. tek doz ve çoklu doz uygulamaları vardır. tekli dozun (3mg) lh yükselmesini önleme müddeti 96 saattir. şayet 3 mg doz sonrası 4 gün içerisinde hcg verilmez ise günlük 0. 25mg. lık ek dozlar yapılması gerekmektedir. çoklu doz protokolde ise gnrh antagonisti siklusun 7. gününde( gonadotropin şayet siklusun 2. gününde başlanır ise gonadotropin uygulamasının 5. gününde) 0. 25 mg /gün başlanır ve her gün yapılarak hcg gününe kadar devam edilir. son zamanlarda, gerek çoklu doz gerekse de tek doz şemalarında, esneklik sağlanması için dominant folikül 14 mm çapa ulaştığında antagonist başlanması öneri edilmektedir.

yumurtalık kanseri üstüne bir bilgi

yumurtalık kanseri, kısır veya hiç doğurmamış bayanlarda daha sık görülür. bazı geriye dönük çalışmalarda yumurtlatma ilaçlarının yumurtalık kanseri riskini arttırdığı bildirilmişse de, günümüzdeki mevcut bilgiler dahilinde bu şekilde ilaç kullanımının yumurtalık kanseri riskini arttırdığına dair neden-sonuç ilişkisi kesin olarak gösterilememiştir.

takipde kullanılan testler

kan testleri

estradiol (e2)

kanda e2 ölçümü yumurtalık işlevi ve follikül gelişiminin çok iyi bir göstergesidir. dolayısıyla takip anında sıklıkla kanda e2 tetkiki yapılır. e2 bakılması için aç olunması gerekmemektedir,. ilk e2 adetin 2. -4. günleri ilk gonadotropin iğnesine başlamadan bakılır ve gerektiği kadar ünite tarafınca planlanır.

luteinize edici hormon (lh)

lh, beyinde pitüiter bezden salgılanan ve yumurtlamayı (ovulasyon) sağlayan bir hormondur. stop-lucrin ve mikrodoz flare-up protokollarında kanda, e2 ile birlikte lh seviyesine de daima birlikte bakılır.

vajinal ultrasonografi

kanda e2 ile birlikte kullanıldığında vajinal ultrasonografi, folliküler büyüme ile ilgili çok değerli bilgi verir. vajinal ultrasonografi öncesi mesanenin tümü ile boş olması arzu edilir.

hcg (profası veya pregnyl) injeksiyonu

kan e2 düzeyi 500 pg/ml üstüne çıktığında ve vajinal ultrasonografide 3 veya daha fazla 15-20 mm çapdan büyük follükül geliştiğinde, hcg injeksiyonu yapılır. olgun yumurta elde etme şansı, en çok, 15-20 mm çaplı folliküllerdendir. profasi veya pregnyl enjeksiyonu, yumurtaların son olgunlaşmasını sağlayarak döllenme için ideal hale dönüştürür. 15 mm çapdan ufak folliküllerden de, ihtimal düşük olmakla birlikte, olgun yumurta elde edilebilir.

pregnyl ve profasi, 5,000 ünite içeren toz ve çözücü su' dan oluşurlar. profasi' nin bir kutusunda 1 toz ve 1 su bulunur. pregnyl' in bir kutusunda 3 toz ve 3 su veya 1 toz ve 1 su vardır.

pregnyl / profasi' nin en iyi muhafazası buzdolabında (buzluk değil; +4 & deg; c' de) olur. bununla birlikte, her iki ilaç da oda sıcaklığında uzun müddet muhafaza edilebilirler. oda sıcaklığında muhafazanın, bilhassa sıcak havalarda ilacın bozulması ve aktivitesinin azalmasına neden olabileceğini unutmayınız.

tedavi planı değiştirilmesi

1. yaklaşık %15 olguda, tedavi, hcg (pregnyl veya profasi) verilmeden iptal edilir. tedavi iptalinin en önemli sebebi yetersiz yumurtalık yanıtıdır. 15 mm çapdan büyük 3 follükülden az follükül gelişmesi ve/veya yetersiz e2 cevabı en sık iptal sebebleridir. böyle bir taktirde, bir sonraki tedavi ayında, ilaç protokolunda değişiklik yapılabilir ve mikrodoz flare-up/stop-protokol tercih edilebilir ve gonadotropin dozu arttırılabilir. böyle bir taktirde doktorunuz size ayrıntılı olarak durum bilgilendirmesi yapacaktır.

2. bazı olgularda gonadotropin iğnesine başlamadan önce gnrh analoğu ile arzu edilen tam baskılanma sağlanmayabilir (e2 yüksek ve/veya yumurtalık kisti olabilir). böyle bir taktirde ünitemiz, o ay için iptal kararı alabilir ve bir sonraki ay doğum kontrol hap eklenmesini ideal görebilir. alternatif olarak, kistin vajinal ultrasonografi eşliğinde aspirasyonu ve/veya gonadotropine başlamadan önce gnrh analog müddetinin uzatılmasını ideal görebilir.

3. vakit vakit, e2 aşırı yükselebilir (4,000-5,000 pg/ml üzeri durumlar) ki bu arzu edilmeyen overyan hiperstimülasyon sendromu (ohss) riskini arttırabilir. böyle bir taktirde, drift denilen, iğne (gonadotropin) yapmaksızın, günlük e2 ve ultrasonografi ile takip edilir. e2 bu şekilde takip sonrası düştüğünde (genellikle 5,000 pg/ml altı) hcg (profasi veya pregnyl) verilir ve yumurta toplama işlemi planlanır.

Mikroenjeksiyon nedir ?

Mikroenjeksiyon nedir ?

Yumurta kültürü ve sperm hazırlanması tamamlandıktan sonra döllenme safhasına geçilir. döllenme standart tüp bebek (in vitro fertilizasyon; ıvf) veya mikroenjeksiyon (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu; ıcsı) ile sağlanır. ıvf ve ıcsı' nin tek farkı dölleme safhasıdır; bunun dışında bütün basamaklar tamamıyla aynıdır. ıvf görünür sperm sorunu olmayan olgularda tercih edilir. ıcsı ise sperm sorunu olan ve izah edilemeyen infertilite olgularında tercih edilir. ıvf' de yıkanan sperm yumurta yanına konur ve sperm kendisi döllemeyi gerçekleştirir. ıcsı' de ıvf' den değişik olarak ilk olarak, yumurta çevresindeki hücreler eritilir ve bu şekilde yumurta mikroenjeksiyona hazır hale getirilir. yumurta çevresindeki hücreler eritildikten sonra, yumurtanın olgunluğu değerlendirilir. üç tip olgunlukta yumurta vardır: metafaz-2 yumurta (olgun yumurta) (şekil 1); metafaz-1 yumurta (orta derecede olgun yumurta) (şekil 2); germinal-vezikül yumurta (olgun olmayan yumurta) (şekil 3). yalnızca metafaz-2 yumurtalara mikroenjeksiyon yapılır. germinal vezikül yumurtalar kullanılamaz; metafaz-1 yumurtaların ortalama %20' si metafaz-2 yumurtaya gün içerisinde dönüşebilir ve mikroenjeksiyon için kullanılabilir.

Hamile kalamamak nedir ?

Hamile kalamamak nedir ?

Kısırlık tanım olarak tertipli cinsel ilişkiye karşın 1 yıl içerisinde hamile kalamamaktır. toplumda kısırlık sorunu ile karşılaşma oranı %15 civarındadır. doğada hamile kalmanın verimliliği düşüktür. daha önce çocuğu olan bir çiftin, hamile kalmak hakkında erkeğe ve kadına ilişkin gelişi güzel bir sorunu olmadığı halde, tertipli ilişkiye karşın her ay hamile kalma şansı ancak %25 civarındadır. bir yılın sonunda toplumda çiftlerin %85' i hamile kalabilmekte, fakat %15' i infertilite (kısırlık) tanımı içerisine girmektedirler.

genel olarak, kısır çiftlerin %40' ında erkeğe bağlı faktör sorumludur. %15 çiftde kadına ilişkin yumurtlama, diğer %15 çiftte rahim-tüp hakkında sorunlar sorumlu olmaktadır. %30-40 çiftde hem erkeğe hem kadına ilişkin sorunlar birlikte katkıda bulunmaktadırlar. %15 çiftde ise mevcut tanısal testler normal olup, görünür bir sorun saptanamaktadır; bu duruma izah edilemeyen infertilite denir.

kısır hastaların tanı ve bilhassa tedavisinde son 10 yıl içerisinde baş döndürücü hızla gelişmeler elde edilmiştir. tüp bebek ve ilgili tekniklerde sağlanan gelişmeler ile daha önce ümitsiz olan çoğu çifte günümüzde çocuk sahibi olma şansı doğmuştur.

insanda ilk tüp bebek (louis brown) 1978' de dünyaya gelmiştir. 1992' de menideki sperm kullanılarak yapılan mikroenjeksiyon sonrası ilk hamilelik rapor edilmiştir. menide hiç sperm olmaması olarak tanımlanan azospermi olgularında, testisden sperm elde edilerek (tese) mikroenjeksiyon sonrasında ilk hamilelik 1995' de bildirilmiştir. tıkayıcı olmayan azospermiye bağlı kısır olan çiftlerde, 1995 öncesi tek çocuk sahibi olma şansı evlat edinme iken, tese' de sperm çıktığı takdirde %40-45' ler civarında hamile kalma şansı sunmak inanılması güç bir gelişmedir. elbette bu konuda devam eden gerek esas gerekse de klinik çalışmalar, tüp bebek uygulamalarında kısa gelecekte başarı şansını arttıran yeni uygulamaların ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

mikroenjeksiyon, erkeğe bağlı kısırlık tedavisinde bir devrimdir. mikroenjeksiyon, bir spermin bir yumurta içerisine yerleştirilmesi esasına dayanır. sperm canlı olduğu takdirde, sperm biçimi, hareketliliğinde olan sapmalar, mikroenjeksiyonda by-pass edilmekte ve önemini yitirmektedir.

kısır çiftlerde tüp bebek uygulaması en yeni tedavi seçeneği olarak görülmelidir. kısırlık nedenine göre değişmekle birlikte öncelikli olarak standard tedavi metodları denenmelidir. standard tedavi metodları ile yanıt alınamıyan olgularda tüp bebek tercih edilmelidir. bu bağlamda kadın yaşının son derece önemli olduğu hiç bir vakit göz ardı edilmemelidir. bayan yaşına bağlı bilhassa 38 yaş sonrasında hamile kalma potansiyeli azalmaktadır. ileri kadın yaşı varlığında tüp bebek dahil her türlü tedavide başarı şansı azalmaktadır. dolayısıyla, hamile kalmakta zorluk çeken çiftlere, ideal araştırma sonrası, tüp bebek öncesi tedavi seçenekleri ile başarı elde edilemiyor ise gecikmeden tüp bebek uygulamasına geçmelerini öneriyoruz.

sonuç olarak, kısır çiftlerin çocuk sahibi olmaları yolunda tıpda büyük uzaklıklar kat edilmiştir. tedavinin başarısını belirleyen en önemli öğe doğru tanı ve en aktif tedavinin seçilerek hızlı bir şeklide uygulanmasıdır.

Anti sperm antikor

Anti sperm antikor

Antisperm antikorlar kadında eşinin spermine karşı oluşturulmuş antikorlardır. vücudun bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan antikorlar normalde vücuda zarar verebilecek bakteri, virüs ve yabancı cisim gibi faktörleri vücuttan uzaklaştırmak için çalışırken burada kadının bağışıklık sisteminin kendi eşinin spermlerine " saldırması" söz konusudur. antisperm antikorlar,bayan vücuduna giren spermleri aynı bir yabancı madde gibi yok etmeye çalışır ve etkilidirler. erkekte de zaman zaman kendi spermlerine karşı antikorlar bulunabilmektedir. bu taktirde spermin döllemeyi gerçekleştirmesi kolay değildir,gerçekleştirse bile gebeliğin düşükle sonuçlanma ihtimali yüksektir.

antisperm antikorlar kadının serviksinde, endometriumunda ve kan serumunda bulunabilirler.

Yumurtlama tembelligi

Yumurtlama tembelliği

Yumurta tembelliği ya da yumurtlamanın olmaması nedir ?

yumurta tembelliği olarak bilinen polikistik yumurtalık hastalığı (polikistik over sendromu pcos), yumurtalık fonksiyon bozukluğudur.

hastalığın teşhisi nasıl konuluyor ?

yumurtalık fonksiyon bozukluklarını anlayabilmek için ilk olarak yumurtalığın normal işleyişi konusunda bilgi vermek yerinde olacaktır. kadın üreme sistemi içinde hipotalamus (beyinde hormon salınan bir adacık), yumurtalık ve rahim üç ayaklı bir denge oluşturarak çalışır. hipotalamustan gelen hormonal uyarı ile yumurtalıklar çalışmaya başlar ve o ay için döllenmesi planlanan yumurta büyür ve olgunlaşır. ideal şartlar sağlandığında döllenme olur ve hamilelik gerçekleşir.

yumurta tembelliği hamileliği tesirler mi ?

elbette. ideal koşullara karşın hamilelik oluşmadıysa o ay muhtemel hamilelik için kendisini hazırlayan ve yuva oluşturan rahim iç dokusu, hormonların geri çekilmesiyle kanar ve kadın adet görür. bu üç ayaklı sistemin bir ayağında bozukluk olduğunda hem hamilelik oluşması hem de adet düzeni bozulmaktadır. polikistik yumutalık hastalığı da hem hipotalamusu hem de yumurtalıkları ilgilendiren bir hastalıktır.









hastalığın oluşumunu anlatır mısınız ?

polikistik yumurtalık hastalığının oluşum mekanizmasında bildiğimiz ve bilmediğimiz pekçok etken var. genetik yatkınlık, çevresel şartlar gibi etkenlerin yanısıra bugün en fazla konuşulan mekanizma vücutta insülin hormonuna karşı direnç gelişmesidir. vücutta bulunmakta olan ancak kullanılamayan insülinin miktarı gittikçe çoğalır ve bu hipotalamus üstüne etkiyerek hormonal dengeleri değiştirir. bu değişimin neticesi olarak yumurtalıklarda bir çok küçük yumurtacık oluşur ancak bu yumurtalardan hiçbiri olgun büyüklüğe erişemez. dolayısıyla polikistik yumurtalık hastalarında döllenme gerçekleşemediğinden hamilelik geç ve güç oluşur. yine dolayısıyla adetlerde düzensizlik olur. polikistik yumurta hastalığı en fazla kimlerde görülüyor ?

hastalık, doğurganlık dönemindeki kadınlarda görülmektedir. toplumda görülme sıklığı yüzde 5-10 iken, infertilite (kısırlık) nedeniyle başvuran hastaların yüzde 25-35'i polikistik yumurtalık hastalığı tanısı almaktadır.

belirtileri nelerdir ?

polikistik yumurtalık hastalığında, hastanın doktora başvurma sebebi farklılık gösterebiliyor. bir grup hasta, bilhassa evlenmemiş olanlar adet düzensizliği, kıllanmada artış (özellikle erkek tipi kıllanma artışı- çenede, meme uçlarında, karın ve kasık bölgelerinde), sivilcelenme şikayetleriyle başvururlar. evli olan grup ise korunmasız ilişkiye girmelerine karşın hamile kalamamaktan yakınır.

pcos'nin tedavisi olası mü ?

pcos'nin tedavisi bitkisel özlü tedavi kullanılarak yapılmaktadır...

Adet duzensizligi

Adet düzensizliği

Polikistik over, yarattığı hormonal dengesizlikle yumurtlamanın etkisiz kalmasına neden olan bir durumdur. bu da yumurtlamayla üretilmesi gereken progesteron hormonunun olmaması neticesi kadının adet döngüsü düzeninin bozulmasına neden olmaktadır.

yumurtlama olduktan sonra salgılanan progesteron hormonu, yumurtlama öncesinde rahim iç tabakasını kalınlaştıran östrojen hormonunun burada yarattığı kalınlaştırıcı etkiyi karşılar ve hamilelik oluşması halinde bebek için elverişli bir ortam hazırlar. progesteron hormonu yaklaşık 14 gün salgılandıktan sonra hamilelik oluşmamışsa salgısı durur ve bu, kadının beklediği zamanda, tertipli bir adet kanaması görmesini temin eder. yumurtlama olmadığında östrojen hormonu rahim iç tabakasını devamlı kalınlaştırır ve genellikle gecikmeli bir müddet sonunda, beklenmedik bir biçimde ve genellikle normalden fazla oranda bir "adet kanaması" olur.

pko' da yumurtlamanın etkisiz kalması ve progesteron hormonu salgısının olmaması kadının adet göreceği vakti algılayamamasına sebep olur. hemen hemen her kadın adet kanamasından birkaç gün öncesinde göğüslerinde, kasıklarında veya vücudunun diğer bölümlerinde bir takım belirtiler hisseder ve kanama göreceğini anlar. yine kanama olduğunda hemen hemen her kadın kanama anında kaybedilen kanı azaltmaya yönelik olarak meydana gelen rahim kasılmalarını az veya çok kasıklarında bir baskı, çekilme veya ağrı biçiminde hisseder. pko' da çoğu taktirde bu belirtiler kaybolmuştur.

pko' da yumurtlamanın tertipli olmaması nedeniyle rahim iç tabakası östrojen hormonu tarafından devamlı olarak uyarılır. bu uyarılma tabakanın kalınlaşmasına sebep olur. kalınlaşma belli bir limite geldiğinde tabakayı besleyen damarlar ve östrojen düzeyi artık kalınlaşmış olan tabakanın ihtiyaçlarına cevap veremez ve genellikle gecikmiş bir biçimde ve genellikle normalden fazla kanama ortaya çıkar.

adet döngüsünün, yani bir adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar geçen sürenin 21-35 günler arasında olması normal kabul edilir. ancak gerçek, yani yumurtlamalı bir adet döngüsü istikrarlı bir süreye de sahip olmalıdır. örnek olarak son 6 ay içinde görülen adet kanamaları arasındaki müddet, yani "döngü" 21-35 günlük normal limitler içerisinde görünmesine rağmen, detaylı inceleme döngülerin esasında düzensiz olduğunu (örneğin son 6 ayda 23, 32, 25, 30, 30 ve 34 günde bir adet görmüş olma gibi) gösterebilir. bu örnek 6 aylık döngüler normal süreler içinde görülmesine rağmen günlerin istikrarsız olmaları nedeniyle bir yumurtlama bozukluğuna işaret edebileceğini göstermesi açısından mühimdir.

Hormon bozuklugu

Hormon bozukluğu

Hormon bozukluğu nasıl gelişir ?

doğal dengeyi (beyin, yumurtalıklar ve rahim arasındaki uyum) sağlayan sistemde bir problem yaşanması, hormon bozukluklarına sebep olur. bu durumun oluşmasında genetik etkenler, yumurtalık kistleri gibi faktörler sebep olabilir. kimi vakit da beyinden salgılanan hormonlar faaliyete geçmez. bu durum, erken menopozun habercisidir. kızların normal adet görme yaşı 12-13 tür. 14-15 yaşında olmasına karşın h & acirc; l & acirc; adet görmemişse bir kızın kesinlikle bir jinekoloğa muayene olması gerekmektedir. hormon bozukluğunda bitkisel özlü tedavi uygulanır. bu ilaçlar verilmezse seconder seks gelişimleri (göğüs büyümesi, kadınlığa özgü gelişimi) ilerlemeyeceğinden durum fiziki görüntüsüne yansıyacaktır.

Tuplerin tikali olmasi

Tüplerin tıkalı olması

Fallop tüplerinin çok duyarlı ve ayrıntılı bir iç yapısı vardır. bu yapıdaki bir bozulma yumurtanın taşınmasını ve bu nedenle döllenme olayını engelleyebilir. şayet yumurtalığa yakın olan uç etkilenmişse yumurtanın yakalanıp tüp içerisine alınması bozulabilir, ancak en ağır durum tüpün tamamen tıkalı olduğu durumdur.

tüpteki tıkanıklık diğer genital organlardan tüpe ulaşan enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi batın içerisindeki enfeksiyonlar nedeniylede tüp hasar görebilir (ör. appendisit). bu tıkanıklık daha önce tüplerin bağlanma operasyonu veya batın içi cerrahi sonrasında da gelişmiş olabilir. üstelik dış hamilelik sonucunda hasta tüplerinden biri veya her ikisini de yitirmiş olabilir.

tüp tıkanıklığı bitkisel özler kullanılarak ortadan kalkar...

Varikosel

Varikosel

Varikosel testislerdeki kanı boşaltan venlerin (toplardamar) genişleyip varisleşmesidir.

toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar fonksiyonlarını yitirmiştir ve kanı boşaltamamaktadır. testisten çıkan toplar damarların aşırı ve anormal olarak genişlemiş olması, testiste ısı tesiri ve beslenme bozukluğu neticesi sperm üreten hücreleri toksik bazı maddelerle karşı karşıya bırakır. bu durum maddeler testis içerisinde etki yarattığı için sperm oluşumunu kötü tesirler. testislerin sonografik muayenesi ve damarsal araştırılması gerekmektedir. böyle durumlarda sağlıklı spermin testis içerisindeki geçiş yolu uzun ve zarar verici olacağından,spermin spermin canlılık ve haraketlilik oranı azalır,testislerdeki kılcal damarlarda kan ve sperm sıkışmasından dolayı bilhassa sol testiste ağrı yapar. bitkisel terapi ürünlerimizle ameliyatsız kalıcı iyileşmede büyük başarı sağlanmıştır.

Azosperm

Azosperm

Erkekte sperm hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı (astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri (aglütinasyon) gibi nedenler yalnız olarak olabileceği gibi tüm bu etkenler bir arada bulunabilir. vakit vakit, sperm hücresi, sperm kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı hakkında olan yapısal azospermi görülebilir.

sperm sayı ve kalitesini etkileyen nedenler: sperm yapımı ve olgunlaşmasına ilişkin sorunlar, erkek kısırlığı nedenleri arasında en geniş grubu oluşturur. sperm hücreleri, yeterli sayı, biçim veya hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı döllemeyebilirler.

spermatogenez (sperm yapım ve olgunlaşması) üstüne negatif tesiri olan birkaç faktör vardır.

- bazı enfeksiyon hastalıkları üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilirler. ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında infertiliteye sebep olması en iyi bilinen örnektir.

- hormonal eksiklikler: sperm yapımını sağlayan fsh ve lh hormonlarındaki düzensizlikler en sık görülen şeklidir.

- immünolojik bozukluklar: bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket kabiliyetini kaybetmesi) neden olabilirler.

- varikosel: testisler skrotum adı verilen torba yapıları içerisinde bulunurlar. skrotumdaki venlerin varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabilir. varikosel, erkek hastalarda %21-41 oranında görülür. benzer bir durum bacaklarda damarların genişlemesi ile olan varislere benzer. testiste olduğunda varikosel adını alır. ileri derecelerde ağrıya sebep olabilir.

- çevresel etkenler ve hayat stili sperm kalitesini etkileyebilir. çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma ve bazı kanser tedavileri de geçici veya kalıcı olarak sperm yapımını durdurabilir.

- genetik olarak bazı erkeklerin y kromozomunda bulunmakta olan gen farklılıkları, sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna sebep olabilir. sperm kanallarında tıkanıklıklar: sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra meydana gelen enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Polikistik over sendromu (pcos)

Polikistik over sendromu (pcos)

Genellikle genç kızlık dönemlerinde başlayan adet düzensizlikleri, sivilce, yağlı deri, saç dökülmesi ve kıllanma gibi deri bulguları, zaman zaman şişmanlık ve kilo verememe, evli kadınlarda çocuk sahibi olamama gibi bulgularla karşımıza çıkar.

ultrasonografide overlerde (yumurtalık) 8-10 mm çapındaki ufak kistçikler, kanda yüksek androjen (erkeklik hormonu) düzeylerinin saptanması ile tanı konabilir. bazı olgularda insülin direnci denilen şeker metabolizmasında bozukluk ve şişmanlık yaratabilen hormon bozuklukları mevcuttur. adetlerin düzenlenmesi ve deri bulgularının tedavisi amacıyla doğum kontrol hapları ve insülin direncini düzelten ilaçlar kullanılabilir. ovulasyon (yumurtlama) bozuklukları sonucunda infertilite (çocuk sahibi olamama) oluştuğunda ovulasyon indüksiyonu (yumurtlama tedavisi), intrauterin inseminasyon (aşılama) ve gerektiğinde tüp bebek uygulamaları yapılabilir.

ekibimiz, pcos tanı ve tedavisinde uluslararası kademede saygın çalışmaları olan deneyimli bir ekiptir.

Embriyo dondurma

Embriyo dondurma

İnsan gamet, yumurta dokuları (kadın over, erkek testis) ve embriyolarının dondurularak saklanmasının tüp bebek uygulamalarında önemli bir yeri vardır. tüp bebekde hamilelik şansını azaltmadan, çoğul hamilelik riskini en aza indirgemek için aktif bir embriyo transferi politikası izlemek gerekmektedir. bilhassa 35 yaş altında, ilk uygulamada, en çok 3 embriyo transfer edilmelidir. elde edilen kaliteli, iyi, fazla embriyolar ise dondurularak saklanmalıdır. embriyoların dondurularak saklanmasının hem ekonomik hem de psikolojik yararları vardır. dondurulan embriyoların çözülerek transferi uygulamasında, hastaya minimal ilaç kullanımı ve takiple transfer gerçekleşebilmektedir; gonadotropin kullanılmayacağı için maddi yarar sağlanmakta, fazla uyarıma ikinci overyan hiperstimülasyon sendromu riski ortadan kalkmaktadır. dondurulup çözülme sonrası hastaya yaklaşık %20-25 civarında başarı şansı sunulabilmektedir. netice olarak embriyo dondurulmasının iki önemli faydası vardır: 1) çoğul hamilelik riski azalır, 2) bir gonadotropin uyarımı ile taze siklus yanı sıra dondurma-çözme ile birden çok embriyo transferi gerçekleşebilir, bu da nihai hamilelik şansını arttırır.

embriyo dondurma ve çözme işlemi, embriyoların kimyasal maddeler (kriyoprotektan) ile dengelendikten sonra kontrollü olarak soğutulması ve & ndash; 196 & deg; c' de sıvı nitrojen içerisinde depolanması, çözüldükten sonra da kriyoprotektan ortamından uzaklaştırılarak özel kültür ortamına alınması esasına dayanır.

dondurma, döllenmenin derhal sonrasında (yumurta toplama gününden 1 gün sonra döllenme olan 2-pronükleus safhasında) veya 3. günde yapılabilir. çalışmalarda 1. gün ve 3. günde embriyo dondurulması-çözülmesi sonrası benzer başarı miktarları bildirilmiştir. ünitemizde 3. gün dondurma tercih edilmektedir.

iyi dondurma çözme protokolu yanı sıra, dondurmada başarıyı etkileyen en önemli faktör embriyo kalitesidir. biz ünitemizde dondurma için en düşük embriyo kalitesini 6 hücre ve %10 fragmantasyon varlığı olarak kabul ediyoruz.

çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan embriyolar, türkiye' de sağlık bakanlığı tarafınca hazırlanan ve yürürlüğe giren bir yasa ile 3 yıl boyunca sıvı nitrojen içinde saklanabilmektedir.

sperm

bazı durumlarda daha sonra tüp bebek tedavisi için kullanılmak üzere meni sperminin dondurularak saklanması gerekir. bu durumlar: a) erkek üreme organı tümörlerinde cerrahi/radyoterapi/kemoterapi öncesi; b) diğer sitem tümörleri için sperm yapımını etkileyebilecek radyoterapi/kemoterapi öncesi; c) ağır sperm bozukluğu varlığı (daha ileride hiç sperm bulunamaması riskini önlemek için); d) mastürbasyon ile sperm vermede psikolojik zorluk; e) özel istek

yukarıda adı geçen durumlarda ilk olarak tanısal sperm değerlendirmesi yapılır. peşinden sperm sayısında göre 2-4 değişik günde mastürbasyon ile meni elde edilir ve olası olduğu kadar fazla tüpde örnek dondurularak saklanır.

sperm saklanması müddetinin üst limiti hakkında ülkemizde yasal bir sınırlandırma yoktur. bununla birlikte ünitemizde saklama 3 yıl ile sınırlandırılmıştır.

tese

tese' de sperm çıktığı takdirde tese sperminin saklanması daha ileri tarihlerde mikroenjeksiyon uygulamalarında önemli avantaj sağlamaktadır. bu şekilde saklama ile ileri mikroenjeksiyon uygulamasında tekrar cerrahi müdahale ile tese gereği ortadan kalkmaktadır.

sperm saklanması müddetinin üst limiti hakkında ülkemizde yasal bir sınırlandırma yoktur. bununla birlikte ünitemizde saklama 3 yıl ile sınırlandırılmıştır.

Tekrarlayan dusukler

Tekrarlayan düşükler

Fark edilen bütün gebeliklerin %15 - 20'si düşükle sonuçlanmakla beraber daha önce hiç canlı doğum yapmamış ve 2 veya daha çok hamilelik kaybı yaşamış kadınlarda bu olasılık %40'a yaklaşmaktadır. tekrarlayan düşükler klasik olarak 3 veya daha fazla ardışık hamilelik kaybı olarak tanımlanmış

olmakla beraber bilhassa kısırlık tedavisi sonrası elde edilen iki gebeliğin kaybedilmesi de lazım incelemelere başlanması için yeterli görülmektedir. genel olarak toplumdaki bayanların %0. 5 - %'i tekrarlayan düşük problemi ile karşı karşıyadır.

tekrarlayan düşüklere anatomik, genetik, hormonal, mikrobik ve çevresel faktörlerin veya bağışıklık sistemi ve pıhtılaşma sistemindeki kusurların neden olabileceği öne sürülmüş ve araştırılmıştır.



rahimdeki doğuştan biçim bozuklukları (septum, çift rahim gibi) kadar myomlar ve polipler gibi edinsel hastalıkların ve bilhassa kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıkların embriyoların yerleşmesine, gelişmesine veya yeterli kanlanmasına engel olarak hamilelik kaybına neden olabildiği bilinmektedir. ültrasonografi ve histeroskopi ile bu problemleri tespit etmek ve lazım cerrahi girişimlerle gidermek mümkündür..



erken hamilelik kayıplarının yarısından fazlasında neden genetik sorunlardır. genetik sorunların çoğunluğu anne veya babadan aktarılmamakta hamilelik sırasında fetüste oluşmaktadır. ancak tekrarlayan düşüklerin %2-4'ünde kalıtsal genetik kusurlar bulunmaktadır. dengeli translokasyonlar en sık görülen anomalilerdir, bunları mikrodelesyonlar, robertsonyan translokasyonlar ve yapısal kromozom kusurları izler. sperm analizinde problem olan erkeklerden meydana gelen gebeliklerde bu problemler daha sık görülmektedir. düşük materyalinin ve ailenin genetik incelemesi tanıda yardımcı olabilmektedir. tekrarlama ihtimalleri ile ilgili bilgi verebilir. bundan başka tüp bebek yöntemiyle meydana gelen ebeliklerde preimplantasyon genetik tarama (pgd) ile normal genetik yapılı embriyolar seçilerek transfer edilebilmektedir ancak henüz hamilelik olasılığını rutin olarak artırdığı kanıtlanmamış olmakla beraber bazı hasta gruplarında faydalı olabileceği düşünülmektedir.



embryoların implantasyon ve gelişim sürecini etkileyebilen çeşitli hormonal sorunlar vardır. kontrol altına alınamamış diyabet, tiroit hastalıkları, prolaktin yüksekliği, veya kadınlardaki diğer sistemik hastalıklar yumurta gelişimi ve endometriyum gelişimini bozarak hamilelik kayıplarına neden olabilmektedir. bilhassa polikistik over sendromlu hastalarda daha sık görülen düşüklerin sebebi androjen düzeylerinin yüksekliği altta yatan neden olabilmektedir. yeni bir gebelikten önce her kadının kendi klinik haline göre lazım incelemeler yapılarak hamilelik öncesinde bu sorunların giderilmesi veya kontrol altına alınması hamilelik neticelerini iyileştirebilmektedir.



embriyonun babadan kaynaklanan antijenlerinin annenin bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak tanınıp gebeliğin tahrip edilmesini önlemek için hamilelik sürecinde annenin bağışıklık sisteminde bazı farklılıkların gerçekleştiği düşünülmektedir. rahme yerleşen trofoblastların bağışıklık sistemini uyaran mhc ıı antijenleri üretmemesi veya baba kaynaklı antijenleri kaplayarak annenin bağışıklık sistemi ile temasını önleyen blokan antikorların gelişimi gibi. hamilelik sırasında anne bağışıklık sisteminde farklılıklar yapan pekçok madde üretilmektedir. bunların bazıları hamilelik lehine etkinlik gösterirken (th2, ıl-3, ıl-4, ıl-5, ıl-10, ıl-13 gibi) bazıları da hamilelik için zararlı olabilmektedir (th1, tnf-alfa, tnf-beta, gamma-interferon, ıl-2 gibi). bilhassa th1 sitokinlerin plazentaya doğrudan zarar verebildiği düşünülmektedir. üreme problemleri yaşayan bayanların kanlarında " natural killer" hücrelerin düzeyinin yüksek olduğu gösterilmişse de hamilelik kayıplarındaki rolleri henüz tartışmalıdır. netice olarak erken gebelikte bağışıklık sisteminin durumu tam olarak açıklığa kavuşmamıştır ve günümüzde buradaki mümkün sorunlara karşı aktif bir tedavi olmadığından rutin bağışıklık sistemi testleri yaptırmak önerilmez. babanın veya üçüncü kişilerin lökositlerini ile aşılama veya intravenöz gammaglobulin (ıvıg) tedavileri eskiden beri denenmekte olan tedaviler olup büyük ölçekli çalışmalarda henüz bir faydaları gösterilmiş değildir. dolayısıyla amerika ve avrupa'daki üreme tıbbı dernekleri rutin test ve tedavilerini desteklememektedir.



pıhtılaşma ve fibrinoliz (oluşan pıhtıların eritilmesi) insan vücudunda eş zamanlı meydana gelen süreçlerdir. aralarındaki sağlıklı denge hem fazla pıhtılaşmayı (trombozis) hem de kanamayı önlemektedir. dengeyi pıhtılaşma lehine bozan çeşitli doğumsal ve edinsel kusurlar mevcuttur. hamilelik sırasında pıhtılaşma eğilimi plasenta damarlarının tıkanmasına ve düşüklere neden olabilmektedir. doğuştan gelen kusurlar içinde faktör v leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu ve hiperhomosisteinemi en sık görülenlerdir. daha nadir olanlar protein c, protein s ve antitrombin ııı eksiklikleridir. pıhtılaşma eğilimi artışı ile seyreden başka bir hastalık da hamilelik kaybı ve hamilelik sırasında gelişme geriliği, erken doğum gibi sorunlara neden olabilen antifosfolipid sendromudur. bu durumlar için lazım testlerin yapılması ve tanı koyulmasını takiben hamilelik sırasında heparin gibi kan sulandırıcı maddeler ile hamilelik neticeleri iyileşebilmektedir.



enfeksiyöz faktörlerin erken hamilelik kayıplarıyal ilişkisi olabildiğince zayıf olup tekrarlayan düşüklere neden oldukları gösterilmiş değildir. ancak mümkün bir gebeliğin devam etmesi halinde oluşabilecek zararlardan dolayı taranmaları ve gereğinde tedavi edilememeleri göz önüne alınabilir.



tüm bunların yanısıra fazla kilolu veya çok düşük kilolu olmak hamilelik seyrini etkilemektedir beden kütle endeksi 19 - 25 kg/m2 aralığının dışındaki kadınlar yeterli folikasit de içeren dengeli bir diyetle normal vücut ağırlığına ulaştıktan sonra hamile kalmaya çalışırsa daha iyi olacaktır. sigara, kafein, alkol kullanımı hamilelik kaybıyla ilişkili bulunduğundan bu maddelerden uzak durulmalıdır. kullanılan ilaçlar gözden geçirilerek ideal olmayanlar değiştirilmelidir.

Vucut isisi takibi

Vücut ısısı takibi

Bir adet dönemi (siklus) ortalama 28 gündür. bir siklusta ovulasyon ortalama olarak beklenen adetten 14 gün önce görülür. eger adet dönemi daha uzun veya kisa ise ovulasyon günleri degisicektir. örnegin siklus 35 gün ise (35-14=21) 21. gün,eger siklus 25 (25-14=11) gün ise 11. gün yumurtlama günüdür.

bbt takip etmekle ovulasyonun olup olmadigini ve ovulasyon gününü kestirmek mümkündür.. bbt takibi iliski gününü tahmin için de kullanilabilir. bbt ile siklusun 13. günü yumurtlama oldugu tespit edilmisse bir sonraki siklusta adetin 12. günü en uygun iliski zamanidir.

düzenli yumurtlamasi olan bir kadinda 28 günlük bir siklusun ilk 14 gününde vücut isisi (bbt) 36-37 derece civarindadir. ovulasyondan (yumurtlamadan) kisa bir müddet sonra bbt 37 derecenin üzerine çikar.

vücut isisi (bbt) yükseldiginde hamile kalmak için genellikle vakit geçmistir. cinsel birlesme bbt yükselmeden önceki 5 gün içerisinde olmalidir. ovulasyon (yumurtlama) sonrasi luteal faz denilen siklusunun 2. yarisi baslar. bu dönemde hormonlarin etkisiyle bbt 37 derecenin üzerinde kalir. sonraki adetinin ilk gününden başlayarak bbt düser. eger hamilelik olursa bbt düsmez ve doguma kadar 37 derecenin üzerinde kalmaya devam eder.

Servikal yumusama ve pozisyon

Servikal yumuşama ve pozisyon

Serviks (rahim ağzı) rahminin vagina içerisndeki giriş bölümüdür. bir adet dönemi boyunca rahim ağzı değişik pozisyonlar alır. serviksin pozisyonunu tespit etmekle ovulasyon gününün yaklaşık olarak tahmini mümkündür.. ancak çok pratik,güvenilir ve sik kullanılan bir yöntem değildir. elle muayene sırısında eller temiz, tırnaklar kısa olmalıdır. serviksin (rahim ağzı) elle muayene sırasında sert veya yumuşak olmasına göre karar verilir. yumurtlama sırasında serviks daha yumuşak olarak ele gelir.

servikal mukus

rahim agzindaki hücreler tarafindan yapilan sümüksü maddeye servikal mukus denir. yumurtlama ve yumurtalik hormonlarinin etkilerini izlemenin en iyi yollarindan biri de servikal mukustaki degisikliklerdir. ancak bu yöntem de sik uygulanan, pratik ve güvenilir bir yöntem degildir.

banyoda iken vaginaya parmak sokularak rahim agzindan bir parça mukus alinarak, iki parmak arasinda yogunlugu ve uzama miktari kontrol edilir. siklusunun basinda mukus kalin ve mat uzamasi azdir. yumurtlamadan 1-2 gün önce berrak,kaygan ve elastik bir mukus olusur. kadin mukusu parmaklari arasina aldiginda kayganligi hisseder. ısaret ve bas parmaklari arasinda mukus varken parmaklarini açtiginda mukus (5-10 cm kadar) uzayacaktir.

sperm bu mukus içinde beslenip korunarak yumurtaya ulasabilir. bu mukus olmadan spermler vaginal kanal içerisinde uzun müddet yasayamazlar. yumurtlamadan sonra servikal mukus kaba ve hamur gibi yapiskan hale gelir. beklenen adetten derhal önce çok az mukus vardir ve rahim agzi hemen hemen kurudur. servikal mukus degismelerini bbt takip kartina not edebilirsiniz.