?

Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Deri kanseri

Deri kanseri

Deride meydana gelen kanserler gözle görülebilen bölgelerde ortaya çıktığından genellikle daha erken devrelerde tanı konabilmekte ve tedavide başarı oranı dolayısıyla diğer kanserlere göre daha yüksek olmaktadır. şayet cildinizde gelişi hoş bir bölgede bir aydan fazla sürede iyileşmeyen yara fark ederseniz derhal hekiminize başvurunuz. bu tarz yaralardan küçük bir parça alınarak yapılacak olan radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi (ilaç tedavisi) gibi diğer yöntemlere başvurulur.

kaynak: estetik plastik cerrahi prof. dr. kutlu sevin

Ulser ile ilgili bilgi

Ülser ile ilgili bilgi

Dil ülseri

dilde görülen; etrafı kırmızı, içi su dolu ufak kabarcıklar, dil ülserinin belirtisi olabilir. derin ve sert kenarlı dil yaralarında, kesinlikle hekime başvurmak gerekmektedir. diğer dil yaraları, hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.



mide ülseri

midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması neticesi oluşan yaraya mide ülseri denir. sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, vaktinde ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun müddet kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. hastanın ağzına, sıkça ekşi su gelir. tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. baş dönmesi ve terleme de görülür. bu devrede, kusma ile biraz kan da görülebilir. bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. mide ülseri, özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. ağrı ve kanamalar çoğalır. mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. bu taktirde yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine tüm üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki konulara mutlaka uymak gerekmektedir. - tedavi süresince istirahat edin - yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin - bağırsaklarınızın tertipli bir biçimde çalışmasını sağlayın - sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın - diş sağlığına önem verin - süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.



onikiparmak bağırsağı ülseri

incebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. c harfi görünümündedir. onikiparmak bağırsağında oluşan ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla oranda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir biçimde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. bundan başka dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. midesinin üzerine basılınca, ağrı hisseder. yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da çoğalır. tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sıkça yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir.



ülser

deri ya da mukoza üstünde gelişerek altındaki dokularıda etkileyen açık yara.



ülseratif kolit

kalın barsakla rektumun, kronik iltihabı ve ülserasyonudur.



ülseratif kolitis

stres sonucuda ortaya çıkanbilen ve kalın bağırsakla rektumu kaplayan kanamalı yaralar.



varis ülseri

daha çok, bacağın alt kısmında görülen oval bir yaradır. sebebi, varisli yerde oluşan gelişi hoş bir yaralanmadır. hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde oval bir yara olarak ortaya çıkar. ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve zaman zaman de ağrı hissedilir. hekim tedavisi şarttır.

Mide kanseri

Mide kanseri

Mide, sindirim sisteminin bir parçasıdır ve karnın üst sol kısmında diyaframın altında bulunur. üst ucu yemek borusu ile bağlantılıdır, alt ucu ise, adına kapıcı dediğimiz, halka biçimindeki kapama kasları ile onikiparmak bağırsana bağlıdır.



midedeki kötü huylu tümörler genellikle mukoza zarında gelişir ve % 95 oranında bez epitelinden (adenokarsinom) yola çıkar. skuamöz epitel karsinomlar, lenfomlar yani lenf dokusunda gelişen kanserler ve kas yapısında gelişen sarkomlar daha ender görülür.



hastalığa yeni yakalananların yılda toplam olarak yaklaşık 20. 000 kişiyi bulduğu mide karsinomu, erkeklerde en sık görülen beşinci, kadınlarda ise en sık görülen dördüncü kötü huylu tümördür.



mide kanserinin nedenleri:



mide kanserinin oluşumunda beslenme alışkanlıkları önemli bir rol oynamaktadır.

beslenmeye dayalı iyi bilinen risk faktörleri; çok tuzlu yemeklerin sıklıkla yenilmesi ve taze meyve ve sebzenin az tüketilmesidir.

ızgarada pişirilmiş, tütsülenmiş ve tuzlu salamura gıdaların sıklıkla yenmesi de riskli olabilmektedir. ızgara ve tütsüleme anında tam olmayan yanma neticesi kanseri tetikleyen maddeler oluşmaktadır (kanserojenler). et ürünlerinin salamurası (tuzlama) yapılırken nitrat tuzları ve nitrit tuzları kullanılıyor. bunlar, ısıtma anında veya mide içerisinde nitrosaminleri oluştururlar ki, bunlarda güçlü birer kanserojendir. nitrosaminler gıdaların bakteri veya mantarlarla teması anında da oluşabilmektedir.



yukarıda bahsi edilen mide karsinomu vakalarındaki gerilemenin sebebi, soğutucu ve dondurucu araç ve gereçlerin (buzdolabı, derin dondurucu) genel olarak daha sık kullanılmaya başlanması ve taze meyve ve sebzenin daha kolay tedarik edilebilmesine dayandırılabilir. tuzlamak gibi konservasyon metodları (yiyeceklerin bozulmasını önlemek) son on yıllarda dondurucu ve soğutucular ve/veya vakumlu steril ambalajlar sayesinde geri planda kalmıştır.

mide kanseri, kronik bir mide mukozası iltihabı biçimi olan ve mide ülserinde sıklıkla ortaya çıkan helicobacter pylori bakterisinin sebep olabileceği atrofik gastritis ile bağlantılı olabilmektedir. helicobacter enfeksiyonu ile mide kanseri arasında yakın bir bağlantı olasılığının çok olduğu kabul edilmektedir. büyük bir ihtimalle midenin helicobacter ile uzun süreli bir istilası (enfeksiyonun çocuk yaşta gerçekleşmesi) daha yüksek bir risk oluşturmaktadır, dolayısıyla yetişkin yaşta bu bakterinin ortadan kaldırılması rizikonun azaldığı anlamına gelmemektedir.

sigara ve aşırı alkol tüketimi risk etkeni olarak kabul edilmektedir, çünkü bunların tüketimi büyük bir ihtimalle mide mukozası iltihabına yani gastrite neden olabilmektedir. adenomatöz mide polipleri de (mukoza bezlerinde başlangıçta iyi huylu oluşumlar) mide kanseri hastalığı için risk etkenleri arasındadır.

örneğin bir ülser hastalığı nedeniyle midenin kısmen alınması da (günümüzde ender olarak uygulanmaktadır) mide kanseri riskini arttırmaktadır.

kalıtım yoluyla alınan genler de mide kanserinin oluşmasını destekleyebilir. ancak burada iki tür mide karsinomu biribirinden ayrı tutulmalıdır: biri, ilk olarak sınırlı olarak büyüyen intestinal tür, diğeri ise difüz tür olanıdır ki, bu türü daha kötü huylu olup hızla çevredeki dokuları sarar. intestinal türde daha çok beslenme etkenleri ön planda olurken, difüz türde genetik etkenler sorumlu tutulmaktadır.



belirtiler

en sıklıkla,

hazımsızlık

iştahsızlık

yemeklerden sonra şişkinlik hissi

kusma

yorgunluk

bağırsak işlevinde kan yada siyah dışkı

kilo kaybı



teşhis



en emniyetli ve kesin netice veren muayene biçimi, mikroskop (histoloji) ile detaylı incelemenin yapılması için doku örneklerinin de alınmasını sağlayan, daha önce bahsi edilen, mide içinin gözetlenmesidir (gastroskopi). kuşkulu bölgenin derinlerinden ve kenarlarından alınan örnekler, mümkün kanserin mide duvarına ne kadar yayıldığını tespit etmeye yarar. kontrast maddelerle mide ve bağırsaklara uygulanacak ilave bir röntgen muayenesi, mide duvarının geniş alanlarını da inceleme imkanı verir.



tedavi



mide kanserinde ameliyat, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir. buna ilave olarak kemoterapi ve bazı durumlarda ışın tedavisi (radyoterapi) de uygulanmaktadır.



tedaviden sonra ne oluyor ?



tedavinin tamamlanmasından sonra, yani ameliyattan sonra, erişilebilecek en iyi sonuçta, hastalar tümörlerinden tamamen kurtulmuş olurlar. bundan sonraki tıbbi kontrolün hedefi, tedavinin istenmeyen neticeleri ile mümkün bir geri dönüşü yani hastalığın mümkün tekrardan nüksetme halini tespit etmektir. genelde tedavi sonrası kontroller ilk zamanlar 3 ayda bir yapılır, 2 yıldan sonra ise 6 ayda bir lazımdır. muayene normalde vücudun incelenmesini, laboratuar testlerini, röntgen ve ultrason muayenesini ve midenin bir bölümü alınmış ise bir de gastroskopiyi kapsar.

Meme kanseri

Meme kanseri

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. hayat boyunca her on kadından birinde meme kanseri gelişmektedir. yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en fazla ölüme neden olan kanser meme kanseridir.



meme hücrelerinden kaynağını alan kötü tabiatlı bir tümördür. meme kanseri bilhassa bayanların hastalığıdır. ancak erkeklerde de meme kanseri görülebilir. meme kanserli yüz kadın hastaya karşılık, meme kanserli bir erkek hastaya rastlanmaktadır.



erken devrede teşhis ve tedavi edilen meme kanserli hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma oranı çok yüksektir (%95).



meme kanseri belirtileri nelerdir ?



meme kanserinin belirtileri her hastada aynı değildir. bazı kadınlarda görülebilen hiç bir belirti olmayabilir. her kadında hastalık aynı seyri göstermeyebilir. zaman zaman hastalık hakkında belirtiler; kendi memelerini muayene eden kadınlar tarafından bulunamaz ve doktor kontrolünde saptanabilir. bunun için muntazam doktor kontrolü ve mammografi çektirilmesi mühimdir.



meme kanserinde; gözle ve elle yapılan muayenede tespit edilebilecek belirtiler şunlardır:



şişlik - meme kanseri; hastaların büyük bir kısmında, memede çok defa ağrısız, ufak bir şiş biçiminde ortaya çıkar. hastalık ilerledikçe şiş büyür.

memede büyüme, küçülme veya büzülme



meme cildi hakkında belirtiler:



meme cildinde kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar

meme cildinde çöküntü (retraksiyon)

meme cildinde portakal kabuğu görünümü (ödem)

meme cildinde yara (ülserasyon)

meme cildinde ufak şişler



meme başı ve onun etrafındaki renkli kısımla (areola) ilgili belirtiler:



meme başının etrafındaki renkli kısımda (areola) biçim, büyüklük ve renk bakımından değişiklik

meme başında: genişleme, düzleşme, içe doğru çökme, yön değiş¬tirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık ve yara

meme başından akıntı

? koltuk altında şiş



belirtilen bu meme farklılıkları ile birlikte ağrı olabilir veya olmayabilir. memesinde yukarıda belirtilen belirtilerden birini veya bir kaçını fark eden bir kadın, paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden derhal hekimine başvurmalıdır.



meme kanserine risk faktörleri:



otuzbeş yaş altı dönemde son derece seyrek olarak rastlanan meme kanserine yakalanma riskinin yaşla birlikte arttığı bilinmektedir. çoğu meme kanseri 50 yaşın üzerinde ortaya çıkmaktadır. araştırmalar aşağıdaki durumlarda meme kanseri riskinin yükseldiğini ortaya koymaktadır: daha önce meme kanseri geçirmiş kişiler. bu kişilerde tekrardan kansere yakalanma riski yükselmektedir.



aile öyküsü. anne, kız, ya da kız kardeşte bilhassa de genç yaşta meme kanseri öyküsü olan kişilerde meme kanserine yakalanma riski artmaktadır.

memelerde ortaya çıkan belirli farklılıklar. meme dokusunda "atipik hiperplazi" ve "insitu lobuler karsinom" gibi tanı alan farklılıkların bulunmakta olan kadınlarda meme kanseri riski yükselmektedir.

genetik. brca ve brca2 gibi meme kanseri ile ilişkili olduğu gösterilmiş bulunmakta olan belirli genlerdeki farklılıkların kanser oluşumuna yol açtığı bilinmektedir. bazı durumlarda ilgili genleri inceleyen genetik testlerden tarama amacıyla yararlanılabilmektedir.



meme kanseri ile ilişkili bulunmakta olan diğer bazı etkenler de şunlardır:



östrojen. bilimsel kanıtlar, bir kadının östrojene maruz kalma müddeti uzadıkça meme kanserine yakalanma olasılığının da artığını göstermektedir. bu östrojen beden kaynaklı olabileceği gibi, dışardan da veriliyor olabilir. erken dönemde adet görmeye başlayan (12 yaşından önce), ya da 55 yaşından daha sonra adetten kesilen kadınlarda, hiç çocuk sahibi olmayan kadınlarda, uzun süreli "hormon replasman tedavisi" alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı bilinmektedir.



bütün bu durumlar, östrojen maruziyetinin arttığı durumlardır.



geç çocuk sahibi olma. ilk doğumunu 30 yaşının üstünde yapan kadınlarda meme kanserine yakalanma riski yükselmektedir.

meme dokusu yoğunluğu. meme dokusunda daha fazla oranda lobül ve kanal bulunması, mamografilerde meme dokusunun daha yoğun görünmesine sebep olmaktadır. meme kanserinin yağ dokusunda değil lobül ya da kanal yapısında ortaya çıkması nedeniyle, bu yoğun görünüm veren memelerde kanser riskinin arttığı öne sürülmektedir. bundan başka yoğun görünüm veren memelerde, kanserli oluşumların saptanmasının güçleşmesi de bu tür durumlarda bilhassa dikkatli olunmasını gerektirmektedir.

radyasyon tedavisi. meme dokusu radyasyona maruz kalan kadınlarda, bilhassa de hodgkin's hastalığı için radyasyon tedavisi alan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı saptanmıştır. bu maruziyet ne kadar erken gerçekleşirse, yaşam boyu mem kanserine yakalanma riski o kadar yükselmektedir.

alkol. bazı çalışmalarda alkol kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin hafifçe yükseldiği iddia edilmektedir.

meme kanseri gelişen çoğu kadında yukarda sıralanan riskler bulunmamaktadır. ancak yaşlandıkça meme kanseri riskinin çoğalmakta olması en önemli risk etkeni olarak öne çıkmaktadır.

Kolon kanseri

Kolon kanseri

Bağırsak kanseri kanserden ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen hastalık bilhassa 50 yaş ve üzerindekileri tehdit ediyor. bugün yalnızca amerika bitişik devletleri'nde kadın ya da erkeklerde yaşam boyu kolon kanserine yakalanma riski yüzde 6 civarında.



nedenleri



genetik bir rol oynasa da bağırsak kanserinin tam olarak sebebi bilinmemektedir.



bu kanserin ailede görülüp görülmediği mühimdir. şayet 45 yaşın altında bu teşhisin konulduğu birinci dereceden bir yakınınız ya da etkilenen iki tane birinci dereceden yakınınız varsa risk altında olup olmadığınıza dair doktorunuzdan bir tarama talebinde bulunun.



yaşınıza bağlı olarak bağırsak kanserinde taşıdığınız risk: teşhisteki ortalama yaş 70 dir. fakat genç insanlarda da rastlanmaktadır.



herkes kolon kanseri riski altındadır ancak 50 yaş ve üzerindeki kişiler için risk çoğalır. 50 yaşın üstündekiler alkol alıyorsa, kırmızı et yemeyi tercih ediyorsa, sigara kullanıyorsa ve şişmansa onlar açısından tehdit daha da büyür. genetik olarak bağırsak kanserine eğilimli olanların yüzde 75'i riskli grubuna girer.



doktorunuza danışın



" bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltmak için akıllıca bir rejim nasıl yapılır ?"

" eşim son zamanlarda çok fazla oranda kan kaybetti, buna sebep olan nedir ?"

" kız kardeşime bağırsak kanseri teşhisi kondu, bu konuda beni bekleyen güçlükler nelerdir ?"



korunma



bağırsak kanserinde rejimin önemli bir rolü olduğuna inanılır.

her gün en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketimi, içerdikleri antioksidan vitamin ve mineraller sayesinde koruyucu rol üstlenir.

ideal seviyedeki egzersiz de bağırsak kanserine karşı koruyucu meziyet taşır.

folik asit, selenyum, kalsiyum ve d vitamini kullanmak, günde 1200 mg kalsiyum almak,

yağlı gıdalardan kaçınarak liften zengin besinler, sebze; meyve tüketmek kolon kanserini engelleyici etkenler arasındadır.

sigara barsak kanseri riskini arttıran etmenlerin başında gelir. bu açıdan riski azaltmak adına sigara içilmemelidir.



belirtiler



aşağıdaki durumlardan gelişi güzel biriyle karşılaşırsanız doktorunuz ile görüşün



dışkıda kan.

tertipli bağırsak hareketlerinde iki yada daha fazla süredir duyduğunuz kabızlık yada ishal gibi bir değişim.

karın ağrısı yada iki yada daha fazla süredir duyduğunuz bir rahatsızlık.

açıklanamayan kilo kaybı



bazı insanlarda baş dönmesi, yorgunluk hissi, nefes almada güçlük görülür.



teşhis ve tedavi doktorunuz sizi tedavi için hastaneye sevk etme gereksinimi duyar.



hastanede uzman size kolonoskopi gibi çeşitli testler önerir. bir video kamera içeren, uzun duyarlı bir tüp rektum ve kolona kadar ilerletilir. kalın bağırsağın bütününün incelenmesini içeren bir yöntemdir. hasta bu işlem sırasında uyutulduğu için sanıldığının aksine korkulacak bir işlem değildir. polip saptandığında işlem sırasında çıkartılır ve incelenmek üzere patolojiye gönderilir. bir kez polip alınan kişinin daha sonra kolonoskopi ile tertipli olarak izlenmesi gerekmektedir.



eğer teşhis kanserse ana tedavi ameliyattır.

genellikle kanserli kısım alınır ve kalan kısmın iki ucu birleştirilir.



ameliyat kadar kemoterapi ve radyoterapi de öneri edilir.



göğüs ve kolon kanseri üstüne kaliforniya üniversitesinde yapılan çalışma neticeleri tartışılmaz görülmektedir; buna göre tertipli egzersiz yapan kadınlarda göğüs kanseri riski anlamlı olarak azalmaktadır. haftada tertipli olarak 1 3 saat arasında egzersiz yapan bayanların göğüs kanseri riski % 30, 4 saatten fazla egzersiz yapanlarda % 55 oranında azalmaktadır.

Akciger kanseri

Akciğer kanseri

Akciğer kanseri avrupa da günde ortalama 92 kişinin ölümüne neden olan ölümcül bir kanserdir. kanserler genellikle ilk ortaya çıktığı dokuya göre adlandırılır. akciğer kanseri her şeyden önce akciğerde başlar. akciğer kanseri bir enfeksiyon değildir ve bir insandan diğerine geçemez.



her yıl yeni ortaya çıkan hasta sayıları tüm dünyada artmaya devam etmektedir. 2006 yılında dünyada 2 milyon yeni akciğer kanseri saptanacağı, bunların %60 ının gelişmekte olan ülkelerde olacağı hesaplanmaktadır. artış hızı bilhassa kadınlarda daha belirgindir.



nedenleri



sigara kullanımı yaklaşık olarak bütün akciğer kanserlerinin sebebidir.

sigara kullanan insanlar kadar içmeyenlerde inhalasyon yoluyla sigaradan etkileniyorlarsa risk altındadır.

asbest, uranyum, krom ve nikel gibi kimyasallara bağlı olarak da akciğer kanseri ortaya çıkabilir.

geçirilmiş tüberküloz (verem) nedbe dokusu üstünde akciğer kanserleri gelişebilir.

ailede akciğer kanseri olması akciğer kanserine yakalanma riskini arttırmaktadır.



akciğer kanserinin başlıca sebebi sigaradır. bütün akciğer kanserlerinin %80-90 ı yalnız olarak sigaraya bağlıdır. risk sigara içme müddeti, toplam içilen sigara, başlama yaşı ve içilen sigaranın tipine göre değişir.



sigara içen bir kadının akciğer kanserine yakalanma riski içmeyen bir kadına göre 1,5 153 kat daha fazladır. bundan başka, aynı miktar sigaraya maruz kalan bayanların erkeklere göre 1,5 3 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma riskleri olduğu hesaplanmıştır.



aktif sigaradan sonra akciğer kanserinin en önemli ikinci risk etkeni pasif sigara maruziyeti veya diğer isimler olarak çevresel sigara maruziyeti veya dumanaltı olmaktır. pasif sigara maruziyetinin yalnız olarak ortalama 1. 2-1. 3 kat riski arttırdığı bildirilmektedir.



ailede akciğer kanseri olması akciğer kanserine yakalanma riskini arttırmaktadır. ailede akciğer kanseri olan ve hiç sigara içmemiş bir kadının akciğer kanseri riski 2. 8 kat artmış iken; ailede akciğer kanseri olmayan ve sigara içen bir kadında bu risk 11. 3 kat artmıştır; ailede akciğer kanseri olan ve sigara içen bir kadında ise bu riskin 30 kat arttığı gösterilmiştir.



ayrıca asbestos denen tozlarla uğraşan işlerde çalışan kişilerde, çeşitli kimyasal maddelerle çalışılan iş kollarında çalışanlarda, daha önce akciğerden hastalık geçiren ve akciğerde nedbe dokusu gelişen kişilerde akciğer kanseri riski artmaktadır.



bazı beslenme özelliklerinin de akciğer kanseri riskini etkileyebileceği bilinmektedir. bundan başka motorlu taşıtlara, fabrika bacalarına bağlı hava kirliliklerinin, evlerde ideal olmayan biçimde odun-kömür yakarak ısınmanın kanser yapıcı maddelerin oluşmasına sebep olduğu gösterilmiştir. hava kirliliğinin akciğer kanseri riskini arttırabileceği düşünülmektedir ancak riskin derecesi belirlenememiştir.



çevresel radon maruziyetinin de akciğer kanseri gelişimi ile ilişkili olabileceği, coğrafi olarak akciğer kanseri yüksekliğine yol açabileceği bilinmektedir. ufak hücreli akciğer kanseri genellikle sigara içen veya içmiş olan kişilerde bulunmaktadır. bu birliktelik bazı araştırmalarda %98 lere kadar çıkmaktadır.



hızlandıran etken



eğer bir insan sigarayı bırakırsa akciğer kanserine yakalanma riski de azalır dolayısıyla taşıyacağı risk, yaklaşık 15 yıl içerisinde sigara kullanmayanlarla aynı orana ulaşır.



belirtiler



eğer aşağıdaki ya da benzer belirtilere sahipseniz doktorunuzla görüşün.



uzun süreli ve geçmeyen öksürük

kısa soluk alıp verme

kanlı balgam

göğüste rahatsızlık

iştahsızlık ve kilo kaybı

öksürük, balgam, kanlı balgam, göğüs ağrısı, akciğer iltihabı, göğüs kafesi içerisine sıvı birikmesi, ses kısıklığı, tümörün damar basısı nedeniyle göğüs üst bölümünde boyunda ve başta ortaya çıkan ödem (şişlik)

kemiğe yayılım sonrası kemik ağrıları, kanda kalsiyum artışı ve buna bağlı belirtiler

karaciğere yayılım sonrası, karaciğer büyüklüğü, ağrı ve ateş,

beyne yayılım sonrası, bazı nörolojik belirtiler ve nöbetler,

bazı hormonların tümör tarafından anormal salgılanması nedeniyle çeşitli hormonal bozukluklar



teşhis



göğüs kanseri için etkili bir tarama henüz bulunmamaktadır.



akciğer kanserini teşhis etmek için pekçok test yapılır.



bunlar:



göğüs röntgeni (akciğer grafisi), bilgisayarlı tomografi

balgam sitolojisi (hücre incelenmesi)

bronkoskopi (hava yollarına özel aletle bakılması)

biopsi (incelenmek üzere parça alınması)

diğer organ metastazlarına (organ yayılması) yönelik ileri tetkikler sonrası akciğer kanseri tanısı konur.



tedavi



tümörün büyüklüğüne, yayılımına ve patolojik tipine bağlı olarak tedavide:



cerrahi

kemoterapi (ilaç tedavisi)

radyoterapi (ışın tedavisi) önemli yerler tutmaktadır.



akciğerlerde başlayan kanserler 2 tipe ayrılırlar.



mikroskop altında hücrelerin görüntüsüne göre ufak olmayan hücreli akciğer kanseri ve ufak hücreli akciğer kanseri. her tip akciğer kanseri değişik biçimde büyür, gelişir ve tedavi edilir.

Rahim kanseri

Rahim kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır. en sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. genellikle 40-60 yaşları arasındaki kadınlarda görülür.



rahim kanseri denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan (rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. endometrium kanseri de bir diğer adıdır. rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. her şeyden önce rahim ağzı (serviks) ve tüplere ve yumurtalıklara doğru yayılır. daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar.



risk faktörleri:



60 yaş üzerinde olmak,

şişmanlık,

progesteron içermeyen, yalnızca estrogenleri içeren hormon ilaçlarının uzun müddet kullanımı,

adet kanamalarının ufak yaşlarda başlayıp ileri yaşlarda menopoza girilmesi,

doğum yapmamış olmak,

kendisinde veya ailesinde kalın barsak kanseri veya meme kanseri öyküsünün varlığı

tamoksifen (meme kanseri tedavisinde kullanılan bir hormon ilacı) kullanımı,

diyabet (şeker hastalığı),

hipertansiyon (tansiyon yüksekliği),

adet düzensizlikleridir.



şikayetler:



rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası vajinal kanamadır. hala adet görmekte olan kadınlarda ise düzensiz adet kanamaları şeklindedir. menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış vajinal kanama şikayeti olan bütün bayanların rahim kanseri olma olasılığına karşı hekime başvurması gerekir. bundan başka periyodik jinekolojik muayeneler sırasında transvaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümüde rahim kanseri ile ilgili fikir verebilmektedir. menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium kanser açısından değerlendirilmelidir. pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir.



tanı:



rahim kanseri tanısı rahim içersinden parça alınması (probe küretaj veya fraksiyone küretaj) ve bu parçanın patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konur. patolojik değerlendirmede rahim kanseri tanısı konmuşsa, kanser hücrelerinin davranış potansiyelini belirten hücresel grade belirtilir. bu aşamadan sonra rahim kanserinin yayılma derecesini saptamak için ek tetkikler yapılabilir.



tedavi:



rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahmi almak (histerektomi) esas prensiptir. operasyon sırasında hastalığın yaygınlığını saptamak amacıyla karın içersinden örnek alınır. tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. bunlara ilave olarak alt karın bölgesi ve aort çevresindeki lenf bezlerinden örnekler alınır. ameliyat sonrasında çıkartılan bütün parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak hastalığın yaygınlığı tespit edilir.



eğer kanser rahim dışarısına yayılmamışsa histerektomi tam kür temin eder. ancak başka organlara veya lenf dokularına da yayılmışsa ek bir tedavi gerekecektir. ilerlemiş rahim kanserlerinde cerrahiden sonra radyasyon (ışın) tedavisi uygulanmaktadır. çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi (kemoterapi) rahim kanseri tedavisinde kullanılıyor.



rahim kanserine karşı en iyi savunma erken tanıdır.



rahim kanserinde erken tanı için öneriler;



1- 40 yaşın üzerindeki bir kadında rahim ağzı smear lerinde normal görünümlü bile olsa endometrial hücreler veya atipik glandüler hücreler tespit edilirse endometrial biopsi (kürtaj)yapılmalıdır.

2- menopoz sonrası gelişi güzel bir kanamada veya menopoz öncesi şiddetli veya düzensiz kanamada endometrial biopsi ve endoservikal küretaj yapılmalıdır.

3- yüksek riskli kadınlarda rutin endometrial sitoloji öneri edilmektedir.



korunmak için netice olarak;



aşırı kilo alımının engellenmesi, karşılıksız östrojen alınmaması ve kanserleşme potansiyeli olan rahim hastalıklarının ideal tedavi edilmesi gerekiyor.

Yumurtalik kanseri

Yumurtalık kanseri

Yumurtalık kanseri, kadın üreme organları kanserleri içerisinde en zor tedavi edilenidir. yaklaşık 1000 kadından 12'sinde bu kansere rastlanabilir. hastalar genelde 40 yaşından daha yaşlıdırlar. yumurtalık kanserinin bir kötü özelliği başladığında pek bir şikayete neden olmamasıdır.



her yaşta görülebilmesine karşın en çok 45 yaşından sonra rastlanır. 75-79 yaşlar arasında pik yapar.

ingiltere de her yıl 6. 800 civarındaki kadına yumurtalık kanseri teşhisi konur. bu gelişi güzel bir yaşta meydana gelebilir fakat en fazla görülen dönem menopoz sonrasıdır ve teşhisinin zor olduğu söylenmektedir.



yumurtalık kanseri nedir ?



yumurtalık kanserinin pekçok türü vardır fakat %90 epitelyal yumurtalık kanseri yada yumurta üst yüzey tabakası kanseri oluşturur.

yumurtalık kanseri teşhisi konmuş bayanların %40 50 si beş yıl sonra dahi hala hayattadır. erken teşhis halinde yaşamda kalanların oranı olabildiğince yüksektir.



nedenleri



yumurtalık kanserine neden olan faktörler tam olarak bilinmezken yakalanma riskini arttıran etmenler aşağıdaki gibi ifade edilebilir:

hatalı genler yumurtalık kanseri taşıma riskini arttırır.

diğer muhtemel risk etkenleri kısırlık tedavisi, ağır rejimler ve genital alanda talk pudrası kullanmaktır.

kaynağı ile ilgili bir takım ipuçları olmasına karşın, bilim adamları yumurtalık kanserinin nedenleri ile ilgili henüz yeterli bilgiye sahip değillerdir. yakın bir akrabada bu hastalığın görülmesi, kanserin oluşma riskini artıran faktörlerden biridir. uzmanlar, genetik yatkınlığa sahip kadınlara kanserin teşhisi için lazım olan görüntüleme, kan ya da ultrason gibi testleri hayatlarının belli dönemlerinde rutin olarak yaptırılması gerekliliğini vurguluyorlar. hiç çocuğu olmamış bayanların doğum yapmış kadınlara oranla daha fazla yumurtalık kanseri riski taşıdığı ve yine 50 yaş üstündeki kadınlarda yumurtalık kanserinin daha sık görüldüğü gösteren uzmanlar yaşı ilerlemiş kadınların genç bayanlara oranla yumurtalık kanseri açısında daha fazla risk taşıdıkları belirtiliyor. yine daha önce meme kanseri geçirmiş bayanların ileride yumurtalık kanserine de yakalanma ihtimalleri, hiç meme kanserine yakalanmamış kadınlara kıyasla riskin iki kat daha fazla olduğu belirtiliyor.



belirtiler



belirtiler bilhassa ilk safhalarda genellikle anlaşılmaz. bazı kadınlarda hiçbir evrede bir belirtiye rastlanmaz. fakat ilk belirtiler karnın alt ya da yan kısmında ağrı ve şişkinlik hissidir.

ileriki safhalarda iştahsızlık, mide bulantısı, kilo kaybı, yorgunluk ve kısa soluk alıp verme gözlenebilir.



teşhis



yumurtalık kanserinin teşhisi olabildiğince kolay değildir ve pekçok kadın belirtileri için değişik ifadeler kullanırlar.



tedavi



yumurtalık kanserine yakalanmış pekçok kadın için tümörü uzaklaştırmak amacıyla ameliyat öneri edilir. bazıları ise kemoterapi ve/veya radyoterapi görebilmektedir. öneri edilen tedavi yumurtalık kanserinin türüne, yayılma hızına ve sağlık durumunuza göre belirlenir.

Testis kanseri

Testis kanseri

19-44 yaşları arasındaki genç erkekleri etkileyen en sık rastlanılan kanserdir. erken teşhis tedavi için büyük önem taşır. erkeklerde görülen kanserlerin %1 ini oluşturur. her yıl 100. 000 kişiden 3 ünde testis tümörü tespit edilir. 20 40 yaşları arasında ise bu oran 100. 000 de 6 ya çıkar. kafkasyalı erkeklerde görülme sıklığı diğer erkeklere oranla daha fazladır. olguların yaklaşık % 95 inde tümör direkt sperm üreten dokudan kaynaklanır.



nedenleri



bu kanserin nedenleri bir erkeğin diğerine göre neden daha fazla risk taşıdığı tam olarak bilinmemektedir. kalıtsal olabilir. her ay kontrol ediniz.



sıcak bir banyo ya da duştan sonra kontrol etmeniz gerekenler:



testislerinizi bir veya iki elinizle birer birer muayene edebilirsiniz. skrotumu tümüyle avucunuza alın ve bir değişiklik var mı kontrol edin. baş parmak üstte olmak üzere testisinizi baş ve işaret parmağınızın arasına alın, yumuşak hareketlerle testisi parmaklarınızın arasında yuvarlayın, içerisinde veya yan tarafında gelişi güzel bir kitle elinize geliyor mu diye bakın. testisin üst tarafında epididimis vardır, elinizi üste kaydırarak bu bölgede şişlik var mı diye bakın.



bir testisin diğerinden hafif büyük olması normaldir. testisin düzgün ve sıkı olması gerekmektedir. kenarlarında tümsekler, kitle hissi var ise hekiminize başvurun. muayene için en ideal vakit duş veya banyo sırasıdır. ılık su skrotum üzerindeki deriyi gevşetir, muayene kolaylaşır.



testiste şişlik

testis üstünde bezelye biçiminde şişlik

şiddetli bir ağrı

testis ya da testis torbası etrafında ağrı hissi



alınabilecek önlemler



en uygun tedbir her ay kendi kendine yapılan kontroldür. öncelikle, testislerinizde bir anormallik hissettiğinizde hekiminize danışın. kontrolü banyo ya da duştan sonra yapmak en doğrusudur. ereksiyon sırasında yapılacak bir kontrol ideal olmayacaktır.



belirtiler



herhangi bir testiste kitle veya büyüme

skrotumda ağırlık duygusu

karında veya karında ağrı

skrotumda sıvı birikmesi

testislerin birinde veya skrotumda ağrı

seyrek olarak human chronic gonadotropin (hcg) artışına bağlı olarak göğüslerde büyüme ve duyarlılık.



eğer bunlardan gelişi güzel biriyle karşılaşırsanız ya da endişelenir her şeyin yolunda olduğuna dair birilerinin güven vermesine gereksinim duyarsanız kontrol edilmek üzere doktorunuzla görüşün.



teşhis ve tedavi



doktorunuz testis kanserini teşhis etmek için testislerinizi kontrol eder ve gelişi güzel bir şişlik olup olmadığını tespit eder. doktorunuz tedavi için sizi bir hastaneye gönderir, ultrason taraması ile testislerinizdeki gelişi güzel bir değişiklik ortaya çıkar.



eğer size testis tümörü tanısı konursa üroloji uzmanı orşiyektomi (testisinin çıkartılması işlemi) ye başvurulur. testisiniz doku testi yapılmak üzere laboratuara gönderilir. şayet tümör düşük dereceli ise gözetim altına alınırsınız. şayet tümör ilerlemişse kemoterapi yada zaman zaman radyoterapi kullanılabilir.



testislerin temizlenmesi ne seks yaşantısını nede baba olma olasılığını etkilemez.

Prostat kanseri

Prostat kanseri

Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar.



prostat kanseri erkeklerde en sık tanı konulan kanserler arasında ikinci sırada (deri kanserinden sonra) yer almaktadır. kanserin yol açtığı ölüm nedenleri arasında da prostat kanseri ikinci sıradadır (akciğer kanserinden sonra). ancak bu hastalık yalnızca son zamanlarda toplumun dikkatini çekmiştir.



prostat kanseri ileri yaştaki erkeklerde çok sık görülür. erkeklerin daha uzun yaşaması ve prostata özgü antijen (prostate-specific antigen: psa) gibi yeni saptama yöntemlerinin uygulanması daha fazla prostat kanseri vakasının belirlenmesini sağlamaktadır



prostat bezi erkeğin üreme sisteminin bir parçasıdır. asıl fonksiyonu spermi taşıyan semen için sıvı üretmektir. prostat kanseri çoğunlukla prostat bezinin dış bölümünde ortaya çıkan habis bir tümördür. vakit geçtikçe prostat içerisinde yayılabilirve vücudun başka bölümlerine metastaz (yayılma) görülebilir.



risk etmenleri:



yaş: prostat kanseri riski elli yaşın üzerindekilerde hızla artmaktadır. prostat kanseri vakalarının % 80'i 65 yaşın üstündeki erkeklerdir.

ırk: beyaz ırktan amerikalılar'a göre afrika kökenli amerikalılar'da prostat kanseri riski daha yüksektir.

aile öyküsü: prostat kanserine ait aile öyküsü (prostat kanseri olan bir baba ya da kardeş) hastalık riskini artırır.



prostat kanserinin nedenleri nelerdir ?



prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel etkenlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. sebebi ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk etkeni yaşlanmadır. prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.



belirtileri



prostat kanserinin çoğunlukla belirtisi yoktur fakat meydana geldiğinde içeriği:

olabildiğince sık tuvalete gitmek

sıklıkla tuvalete gidildiğinden uykuda rahatsızlık

gereksinim giderilirken zorlanmak ya da acı duymak

gereksinim giderilmede gecikme ya da kararsızlık

mesanenin tamamen boşalmadığı gibi bir his



ilerlemiş prostat kanserinde meydana gelenler:



kilo kaybı

kemik ağrısı

bel, pelvis ya da sırt ağrısı

idrarda ya da menide kanama



prostat kanserinin saptanmasında ve saptandıktan sonra kanser gelişiminin izlenmesinde, doktor tarafından yapılan rektal muayene ve bir kan testiyle prostata özgü antijen ölçümünden yararlanılabilir. psa seviyesi prostat kanseri olasılığını belirler, ancak yalnız olarak psa seviyeleri ile kesin tanı konulamaz. bunun için prostat bezine biyopsi uygulanması gerekmektedir.



kim etkilenir ?



prostat kanseri avrupa ülkelerinde erkeklerde en sık rastlanılan kanserdir.



prostat kanserine yakalanma riski 50 yaş dolaylarında fazladır fakat daha ileriki yaşlarda da görülebilir. prostat kanseri olan baba yada erkek kardeş varlığı, yakalanma riskini arttırır.



tedavi ve önlem



prostat kanseri olan erkekler için tedavi seçiminde, kanserin aşaması ve yaygınlığı; hastanın yaşı; başka tıbbi sorunların bulunma ihtimali ve tedavinin kısa ve uzun dönemdeki istenmeyen etkileri dikkate alınmalıdır. her zaman olduğu gibi tedavi seçeneklerini doktorunuzla birlikte dikkatle gözden geçirin.



e vitamini, selenyum ve lykopene (domates) prostat kanserine karşı koruyucu özellikte olduğu düşünülmektedir. tedavi prostat kanserinin türüne, yayılma hızına ve tedavinin yan etkilerinin ne biçimde hissedildiğine bağlıdır. öneriler:



"izleyerek bekleme": kanser çoğunlukla yavaş büyür ve erkeğin yaşamında önemli sorunlara yol açmayabilir. dolayısıyla derhal tedavi etmemek, zaman zaman tercih edilen bir seçenek olabilir. ideal olduğunda seçilen diğer tedaviler uygulanmalı ve bunların yanı sıra kanser yakından izlenmelidir. çok saldırgan bir tedavi, 75 yaşın üstündeki erkeklerde önerilmeyebilir ve lazım olmayabilir.



ameliyat: radikal postatektomide prostat bezi tamamen alınır. bezin dışına yayılmamışsa tümör bu işlemle tamamen çıkarılır. ancak bir kaç ani risk ve idrar kaçırma (üriner inkontinans) ile empotans da dahil, uzun süreli istenmeyen etkilerin görülme ihtimali söz konusudur.



kemoterapi: kanser prostat bezinin dışına yayıldığında ve hormon tedavisiyle başka tedaviler başarı gösteremeyen olduğunda tercih edilen bir seçenektir.



radyasyon tedavisi: ameliyatın alternatifi olan bu tedavide kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili radyasyon kullanılır. bu tedavi bilhassa, tümörün prostat bezi boyunca yayıldığı, ancak hâlâ komşu dokularla sınırlı olduğu durumlarda yarar sağlayabilir. mümkün yan etkileri, idrar yaparken rahatsızlık hissi, sık idrara çıkma ya da kanamalı ya da kanamasız ishaldir; ancak bunlar birkaç ay sonra kaybolmaktadırlar. prostat kanseri için radyasyon tedavisi uygulanan erkeklerin çoğunda empotans görülür.



hormon tedavisi: erkek cinsiyet hormonlarıyla kanser hücrelerinin yok edilmesi prostat kanserinin büyümesini yavaşlatır. bu tedavide ya ameliyatla testisler alınır ya da ilaç uygulanır. kanseri iyileştirmez, ancak büyümesini yavaşlatır ve genellikle kanser, prostat bezinin dışına yayılana kadar uygulanmaz. tedavi kızarma, cinsel istek kaybı ve empotansa yol açabilir.

Girtlak kanseri

Gırtlak kanseri

Gırtlak kanserinin nedenlerinin bilinmemesine karşın, yaşam stilinin büyük rolü olduğu gözlemlenmektedir. baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. baş boyun kanseri erken belirti vermesi özelliği erken tanı konulabilmesini temin eder. muhtemel uyarıcı işaretleri öğrenmiş olmalı ve doktorunuzu olası olan en kısa zamanda uyarmalısınız.



baş boyun kanserlerinin başarı belirten tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunu unutmayın. uyarıcı bir takım belirtilerin öğrenmiş olunması baş boyun kanserinde yaşamınızı kurtarır.



erken tespit edilmeli ve tedavi edilmeli!



nedenleri



gırtlak kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. fakat en sık karşılaşılan durumlar:

baş ve boyun kanserlerinin %30 kadar bir kısmı sigara kullanımı ve alkol gibi spesifik etkenlere uzun müddet maruz kalmayla yakın ilişkilidir. sigara ve içki kullanmayan erişkinlerde ağız ve boğaz kanserine derhal hemen hiç rastlanmaz.

erkek olmak

55-65 yaşları arasında

sigara kullananlarda

alkol bağımlılarında.



belirtiler



çoğunlukla ses tellerinde ve ses kısıklığı biçiminde seste gözlenen değişikliklerdir.



diğer belirtiler ses tellerinin altında ya da üzerinde kendini gösterebilir ya da ses tellerinden yayılabilir:



geçmeyen bir boğaz ağrısı

kulak ağrısı

yutkunmada zorluk

nefes almada güçlük

boyunda bir şişlik

acı veren yutkunma

boğazda bir şişlik hissi

geçmeyen bir öksürük



eğer kanser gırtlaktan yayılırsa, boyundaki lymph bezleri büyüyebilir.



teşhis şayet gırtlak kanserinden şüphelenildiyse boğaz, ufak uzun boyunlu bir ayna yada fiber-optik lambalı bir laringoskop ile muayene edilir. şayet anormal olan yerler tespit edilirse, lokal yada genel anestezi altında bir biyopsi alınır. bu gırtlak kanserini tamamıyla tedavi etmek için tek yoldur.



eğer kanser saptandıysa, tümörün büyüklüğünü ve hatta yayılıp yayılmadığını belirlemek için radyolojik tanı röntgen, bir tomografi (yada cat taraması) yada manyetik rezonans taraması (mrı) kullanılabilir.



gırtlak kanserinin tedavi yöntemleri:



radyoterapi kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili x-ray ışınları kullanılır. cerrahi müdahale -lenf bezleri alınabilir. gırtlak kanserinin ilk evrelerinde, lazer terapisi kullanılabilir.



kemoterapi, kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanılır.



bir uzman grup gırtlak kanserli bir kişinin bakımından sorumlu tutulur. bu takımda bir kulak, bir burun, bir boğaz (ent) uzmanı; bir kanser uzmanı, bir radyoterapi uzmanı, bir kanser hemşiresi, bir diyetisyen, bir dişçi ve bir de konuşma terapisti yer alır.



izlenen tedavide, bilhassa tüm gırtlak temizlendiyse konuşma ve nefes alma konusunda bir uzman yardımı ve tavsiyesine gereksinim duyulur. konuşmasına yardımcı olmak, ses oluşturmak için yemek borusuna özel bir elektronik alet kullanılması gerekmektedir.



teşhis ve tedavide manevi yardıma da gereksinim duyulur.



hatırla !



baş boyun kanserlerinin erken teşhisi ile tedavinin başarısı arasında çok büyük bir ilişki vardır. buradaki tıbbi önerilerin çok sayıda insana ulaşmasıyla tedavi miktarlarının yükseleceğine inanıyoruz. baş boyun kanseri hakkında bir belirtinin varlığından şüpheleniyorsanız derhal bir hekime gidin.

Cilt kanseri

Cilt kanseri

Cilt kanserleri bilhassa erkeklerde en sık karşılaşılan kanser türüdür.



cilt kanseri her yıl sayılarda görülen artışla beraber ingiltere de en sık rastlanılan kanser çeşitlerinden biridir.



cilt kanserinin temel sebebi genellikle güneşten gelen ultraviole ışınlarıdır. mor ötesi ışın veren elektrik lambaları ve bronzlaştırıcı suni ışık kaynakları da cilt kanserlerine sebep olabilir.



ultraviole ışınlarına karşı dünyayı koruyan ozon tabakasının incelmesinin de cilt kanserlerinde ciddi bir artışa sebep olduğu bilinen bir gerçektir.



en çok risk altında olanlar



açık tenliler,

ciltlerinde basitçe çillenme olanlar,

çok fazla sayıda - beni - olanlar ve bunların farklı biçim ve boyutta olması,

ailesinde cilt kanseri bulunmakta olanlar,

açık havada çalışmak ve eğlenmek için çok fazla vakit geçirenler,

ekvatora yakın, yüksek rakımlı veya yıl boyunca şiddetli güneş ışığına maruz kalanlar. bunların dışında,

gelişi güzel bir sebeple radyoaktif ışın tedavisi (radyoterapi) uygulamaları,

uzun yıllar iyileşmeden kalan açık yaralar,

katran, zift, arsenik vs. gibi kimyasal karsinojen maddelere kronik biçimde maruz kalma,

kronik mikro travmalara maruz kalma gibi nedenlerle de deri kanserleri gelişebilir.



tipleri nelerdir ?



1. epidermisteki bazal hücrelerden kaynaklanan bazal hücreli kanser (bcc)

2. skuamöz hücrelerden kaynaklanan skuamöz hücreli kanser (sec)

3. melanin hücrelerinden kaynaklanan malign melanoma (mm)



bcc; en sık karşılaşılan cilt kanseridir. yavaş seyreder. nadiren başka bölgelere yayılır. şayet tedavi edilmez se cilt altına ilerleyip kemik ve diğer dokulara atlayabilir. bu açıdan en tehlikeli olanları göz çevresindekilerdir. bcc nadiren hayatı tehdit eder.



scc; sık karşılaşılan diğer bir cilt kanseri türüdür. dudaklar, yüz ve kulaklarda sık rastlanır. lenf bezlerine zaman zaman de iç organlara yayılabilir. sce şayet tedavi edilmez se hayatı tehdit eder duruma gelir.



cilt kanserlerinin üçüncü tipi olan malign melanomalara daha az rastlanır. ancak bilhassa güneşli bölgelerde yaşayanlarda sıklığı giderek artmaktadır. cilt kanserlerinin en tehlikeli türüdür. ancak erken teşhis edilirse tam olarak tedavi edilebilme şansı vardır. teşhis ve tedavide gecikme genellikle ölümcül olmaktadır.



önlemler



en iyi korunma yöntemi güneş ışığına uzun müddet maruz kalmamaktır.

bronzlaşana kadar güneşlenmek zorunda değilsiniz. yürüyüş yaparken, alışveriş anında ya da camların açık olduğu anda araç kullanırken yeteri kadar güneşten faydalanabilirsiniz.

günün hangi saatinde nerede olduğunuz da mühimdir. nisan la ekim arasında günün belirli saatlerinde uv radyasyon yoğunluğunda artış gözlenir.

kendinizi ve çocuklarınızı korumanız için yapmanız gerekenler:

11. 00 ile 15. 00 saatleri arasında dışarı çıkmaktan kaçının

geniş gölgelikli bir şapka ve güneş gözlüğüyle dışarı çıkın

tertipli olarak yüksek faktörlü koruyucular kullanın

yüksek ateşi önlemek için bol oranda su için

güneş lambaları ya da yatakları kullanmaktan sakının.



tedavi tedavi kanserin tipine, büyüme evresine, yerleşim yerine göre değişmektedir.

eğer kanser ufak ise işlem ayaktan, lokal anestezi altında basitçe yapılabilir. bu ufak ve az tehlikeli tiplerde kazıma (küretaj) veya elektrik akımı ile kanser hücrelerini yoketme (dessikasyon) işlemleri de yapılabilir. ancak bu metotların tedavi açısından güvenilirliği az, iz bırakma ve deformasyon yapma olasılıkları fazladır.

kanser büyükse, lenf nodlarına veya vücudun başka bir bölgesine yayılmışsa büyük cerrahi işlemlere gereksinim duyulabilir.

cilt kanserlerinde muhtemel diğer tedavi seçenekleri kriyoterapi (kanser hücrelerinin dondurularak tahrip edilmesi), radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi (antikanser ilaçların verilmesi)'dir.



tedaviye başlamadan önce bu yöntemleri doktorunuzla beraber değerlendirmeli ve aşağıdaki sorulara yanıtlar aramalısınız.



tümörün yok edilmesi açısından hangi tedavi yöntemi daha güvenlidir ?

hangi seçenek size daha uygundur ?

sizdeki kanser tipi için ne kadar etkilidir ?

mümkün riskleri ve yan tesirleri nelerdir ?

beklediğiniz fonksiyonel ve kozmetik neticeler ne kadar elde edilebilir ?

Agiz kanseri

Ağız kanseri

Ağız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üstünde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma ihtimali kadınlara oranla 2 kat fazladır.



ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak devamlı ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi olası olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere sebep olabilir. diş hekimine tertipli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da mühimdir.



dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın türleridir.



nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içerisine alır. tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi ağız etrafındaki bölgelerden ağıza yayılmış olabilir.



kanserin pekçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en çok faydayı sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde oluşabilecek biçim bozuklukları ile konuşma zorluğunu önlenmek amacıyla erken teşhis mühimdir.



kanser araştırma kurumları tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış insanlarda görülme ihtimali da daha fazladır. ancak son zamanlardaki araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır.



ingiltere de teşhis edilen 4. 300 ü aşkın yeni ağız kanseri vakası vardır ve her yıl bu hastalıktan yaşamını kaybeden 1. 700 den fazla insan bulunmaktadır.



belirtiler



uzun süredir ağızda bulunmakta olan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya lekeler bir hekim (genel cerrah, diş doktoru veya sağlık uzmanı) tarafından kontrol edilmelidir. aynı biçimde ağız içi veya dudaktaki ağrı vermese de iyileşmeyen gelişi güzel bir çatlak, şişlik veya ülser muayene edilmelidir.



gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir biçimde sert ve bükülmez olmasına sebep olur. düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.



ağız içerisinde devamlı beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser şartları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden hekim veya diş doktorlarının dikkatine sunulmaları gerekmektedir.







nedenler



ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı hakkındadır. sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün riski azaltmaz. katran miktarı daha düşük olan veya light sigaralar da işe yaramaz. biraz tütünü ağızda bir noktada uzun müddet tutmak da çok tehlikelidir. bu durum çoğunlukla öncü kanser şartı olarak kabul edilen lökoplakiye sebep olur (bakınız semptomlar). ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer etkenler arasında:



bilhassa sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,

alkol ve sigarayı bir arada kullanma,

yerine oturmayan takma dişler,

bilhassa dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,

dişteki gelişi güzel bir keskin kenardan ötürü dilin devamlı tahriş olması ve

arek (betel) cevizi veya betel yaprağı (felfelek) çiğnemek bangladeş gibi belirli kültür grupları arasında olabildiğince yaygın bir alışkanlıktır.



sigara dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.



teşhis



bir ay içinde geçmeyen ağızdaki gelişi güzel bir şişlik veya doku değişikliği hekime bildirilmelidir. tertipli kontroller anında dişçiler de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.



görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun peşinden hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser yada çatlak gibi öteki sıra dışı belirtiler yoklanır. örneğin gelişi güzel bir şişlik veya ülserin ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma veya konuşmada zorluk yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız sağlığı geçmişi ile ilgili kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.



küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az oranda doku almak) teşhisi doğrulayabilir. kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere röntgen ve ct taramaları da faydalı olabilir.



tedavi



tedavi genelde bütün kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, ışın tedavisi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. bazı ağız kanseri çeşitlerinde foto dinamik terapi (pdt) denilen yeni bir tedavi de kullanılıyor. bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa hassas bir ilaç kullanılır.



ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme ihtimali yüksektir. ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler (yapay yedek parçalar) ile değiştirmek lazım olabilir. tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı dişçilik, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler ve yahut da tedaviyi bilhassa stresli bulan kişiler için psikolojik destek de lazım olabilir.

Losemi ile ilgili bilgiler

Lösemi ile ilgili bilgiler

Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik iliği) etkileyen kanserlerdir. lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme eğilimindedirler.



akut lösemiler

akut lösemide, kemik iliğinde olgunlaşmamış kan hücreleri hızlı bir biçimde üretilmekte, ve sonuç olarak sağlıklı-normal kan hücrelerinden sayıca daha fazla hale gelmektedirler. bu anormal hücreler diğer organlara da yayılarak, organı işlevlerini yapamaz hale getirebilirler. akut lösemilerin sınıflandırılması esas olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleir temel alınarak yapılır:



- akut lenfoid lösemi (all) : normalde lenfosit adı verilen olgun kan hücresi tipine dönüşmesi gereken lenfoblast isimli olgunlaşmamış kan hücrelerin artması ile karakterizedir. bu lenfoblastlarin sayıları çaok oranda çoğalır ve genelde lenf düğümlerinde birikirek şişliklere sebep olurlar. all, en sık gözlenen çocukluk çağı kanseridir, ve 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilern %80 i all dir. zaman zaman yetişkinlerde de görülebilmekle birlikte, 50 yaşın üstünde all son derece nadirdir.



- akut myeloid lösemi (aml) : myeloblast adı verilen ve normal kan hücrelerine dönüşmesi gereken olgunlaşmamış kan hücrelerlinin üretimi ile karakterizedir. olgunlaşmamış bu hücreler kemik iliğinde çok yüksek sayılara ulaşırlar ve normal kan hücrelerinin üretimini azaltırlar. sonuç olarak anemi (kansızlık - kırmızı kan hücresi üretiminde azalma) ve sık enfeksiyona yakalanma (beyaz kan hücresi üretiminde azalma) durumu ortaya çıkabilir. ergenlik çağında ve 20 li yaşlarda saptanan lösemilerin %50 sini, yetişkinlerdeki lösemilerin de %20 sini aml oluşturur.



kronik lösemiler

kronik lösemi, görünüşte olgun ancak normal olgun kan hücrelerinin yaptıklarını yapamayan kan hücrelerinin aşırı üretimi ile karakterizedir. kronik lösemi daha yavaş ilerler ve neticeleri daha az dramatiktir. esas olarak iki alt grubu vardır:



- kronik lenfoid lösemi (kll) : olgun görünüşe sahip lenfositlerin kemik iliğinde aşırı üretimi ile kendini gösterir. bu anormal hücreler tam olarak olgunlaşmış normal lenfositler gibi görülürler, ancak normal lenfositler gibi vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyamazlar. kllde, kanser hücreleri kemik iliğinde, kanda ve lenf nodlarında bulunurlar ve lenf düğümlerinde şişmeler meydana gelir. kll bütün lösemilerin %30unu oluşturur. 30 yaşın altında nadiren görülürler, ancak görülme sıklığı yaşla birlikte çoğalır ve en sık olarak 60-70 yaş arasında gözlenir. saçlı (hairy) hücreli lösemi; lenfosit kaynaklı bir kronik lösemidir ancak kllden farklıdır. kllden değişik olarak, saçlı hücreli lösemi ilaç tedavisi ile sıklıkla tedavi edilebilmektedir.



- kronik myeloid lösemi (kml) : bu lösemi, olgun görünüşlü ancak fonksiyon kaybı bulunmakta olan myeloid hücrelerin (beyaz kan hücreleri gibi) aşırı üretimi ile kendini gösterir. bu aşırı üretim hiç normal hüre kalmayana kadar devam eder. kml hastası olanlarda sıklıkla philadelphia kromozomu denilen kromozom anomalisi ortaya çıkar. bu kromozom anomalisinde bu hastalığa neden olan bir enzimin üretilmesine neden olan bir genin olduğu düşünülmektedir. kml yetişkinlerde gözlenen lösemilern %20-30 unu meydana getirir ve 25-60 yaşları arasında gözlenir. bazı hastalarda kemik iliği nakli ile bu hastalık tedavi edilebilir.



genel olarak lösemiler bütün kanserlerin %2 sini oluştururlar. erkeklerde lösemi daha sık gözlenmektedir. bundan başka beyaz ırkta da daha sıktır. yetişkinlerde lösemi tanısı konma sıklığı çocuklardan 10 kat daha fazladır ve risk yaşla birlikte çoğalır. çocuklar arasında ise 4 yaş altında daha sık gözlenir.



löseminin kısmen de olsa ailevi olabileceğine dair bulgular vardır; bilhassa kll gibi belirli çeşitlerinde, bazı ailelerde yoğunlaşma gözlenmektedir. belirli genetik hastalıklarda (down sendromu gibi) da bazı lösemi tiplerinin daha sık gözlendiği bilinmektedir. bununla birlikte, kesin bir genetik ve ailevi risk henüz saptanmamıştır. myeloid lösemi olgularında, iyonize edici radyasyona ve benzene (kurşunsuz benzinde bulunur) maruziyetin hastalığın gelişmesinde etkili olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır.



belirtiler



erken döneme ilişkin belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya diğer sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer.



- ateş, halsizlik, kemik ve eklemlerde ağrılar, baş ağrıları, deride kızarıklıklar,



- lenf düğümlerinde şişlikler



- sıkça enfeksiyona yakalanma



- nedeni bilinmeyen kilo kaybı



- dişeti ve burun kanamaları



- karaciğer veya dalakta büyüme veya karında şişkinlik hissi



- ciltte sıkça çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin çok güç durması



tanı



öncelikle şikayetlerinizden ve muayene bulgularınızdan şüphelenilmesi gerekmektedir, daha sonra kan testleri ile tanı netleştirilebilir. daha sonra yapılacak kemik iliği biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler yapılabilir.



genel olarak kronik lösemi akut lösemiden dah yavaş ilerler. kml hastaları tipik olarak 3-5 yıl boyunca normaldirler daha sonra aml benzeri bir tablo meydana gelir.



şu an için lösemia hstalığından korunmanın kesin bir yöntemi bilinmemektedir. ancak ileriki yıllarda genetik testler, lösemi gelişme riski yüksek kişileri belirlemede kullanılabilir. o döneme kadar lösemi hastalarının birinci derece akrabaları tertipli oalrak doktorlarına muayene olmalı ve kan testi yaptırmalıdırlar.



tedavi



akut lösemiler



akut lösemilerde evreleme yapılamaz (kanserin ne kadar yayıldığına bakılmaz), ve tedavi hastalığın yaygınlığına göre değişmez. akut lösemilerin tedavisinde hastanın durumu ve yeni tanı konup konmadığına dikakt edilir.



all de tedavi genelde fazlar durumunda uygulanır ancak bütün fazlar bütün hastalara uygulanmaz:



faz 1: başlangıç tedavisi; hastayı remisyon dönemine sokabilmek hedefi ile hastanede ilaç uygulanır.



faz 2: konsolidasyon dönemi; faz 1 deki ilaçlara devam edilir, ancak hastalar hastanede kalmazlar.



faz 3: profilaksi (koruyucu) dönemi; değişik ilaçlar kullanılır ve radyasyon tedavisi de tatbik edilebilir. löseminin beyin ve santral sinir sistemine yayılması önlenmeye çalışılır.



faz 4: lösemi tedavi edildikten sonra, hasta tertipli olarak kontrole çağırılır ve lazım testler yapılır.



tekrar eden lösemi: bazı hastalarda tedaviden sonra lösemi tekrar ortaya çıkabilir. bu hastalara daha yüksek dozlarda ve değişik grup ilaçlarla tedavi verilir. ilaç tedavisinden sonra 4-5 yıl hastanın hastalıksız dönemde kalması gerekmektedir. bazı hastalarda allojenik kemik iliği nakli yapılabilir.



aml tedavisi genelde aml nin tipine, hastanın yaşına ve genel sağlık haline göre yapılır. genellikle hastaları remisyon (hastalıksız) dönemine sokmak için tedavi uygulanır.



kronik lösemiler



kll; tanı konduktan derhal sonra kanserin yaygınlığı saptanmalıdır. kll nin dört dönemi vardır:



dönem 0: kanda çok sayıda lenfosit vardır. genel olarak, başka her hangi bir lösemi bulgusu yoktur.



dönem 1: lenf düğümlerinde şişlik



dönem 2: lenf düğümlerinde, karaciğer ve dalakta büyüme ve şişlik



dönem 3: anemi (kansızlık) gelişmiştir



dönem 4: trombositler (pıhtılaşmayı sağlayan hücreler) çok azalmıştır. lenf düğümleri, dalak ve karaciğer büyümüş olabilir, kansızlık bulunabilir.



kll tedavisi, hastalığın dönemine, hastanın yaşına ve genel sağlık haline göre değişir. dönem-0 da tedavi gerekmeyebilir ve hasta tertipli olarak kontrol edilir. dönem-1 ve 2 de ilaç tedavisi değişik şekilllerde tatbik edilebilir. belirli hastalar kemik iliği nakli ile tedavi edilirler.



kml için, kemik iliği nakli en yaygın tedividir. belirli ilaçlar da tedavide kullanılır.



tüm lösemiler için ortalama 5 yıllık yaşamda kalma oranı %42 dir, ancak tiplerine göre farlılık gösterir:



all genel olarak all li çocukların %90 ı tamamen iyileşir ve bütün yaşlar için 5 yıllık yaşamda kalma oranı %80 dir. yetişkinlerde durum daha kötüdür, 5 yıllık yaşam oranı %25-35 dir.



aml ideal tedavi ile aml hastalarının %70-75 inde iyileşme beklenir. iyileşen hastaların bir kısmında hastalık tekrarlayabilir ve bu durum genel tedavi oranını %40-60 a düşürür.



kll kll hastaları için ortalama yaşam müddeti 9 yıldır, ancak bu sürenin 35 yıl olduğu hastalar vardır. dönem 1 ve 2 deki hastaların yaklaşık %70 inde iyileşme dönemleri sağlanabilir.



kml ortalama sağkalım müddeti hastaların yaşına, hastalığın yaygınlığına ve tedaviye göre değişir. 40 yaşın altında, hafif şikayetleri olan hastaların 3 yıl aşama miktarları kemik iliği naklinden sonra %50-60 civarındadır. bununla birlikte, kemik iliği nakli yapılmayan hastaların yalnızca %15-25 inde 5 yıldan fazla yaşam olası olmaktadır. az sayıdaki hastanın 20 yıl civarınd ayaşadığı bildirilmiştir.

Kanser taramasi - check - up

Kanser taraması - check - up

Yaş ilerledikçe kanser görülme oranı çoğalır. bilhassa 40 yaş üstündeki herkesin yılda bir kere kanser açısından kontrolden geçmesi ideal olur.



kanser tarama türleri aşağıdadır.



özel kanser taraması - kadın



* muayene

* akciğer grafisi

* abdominal ultrasonografi

* meme ultrasonografisi

* tit (tam idrar tetkiki)

* cbc (tam kan tetkiki)

* cea (karsiyoembriyojenik antijen)

* ca 15-13

* vaginal smear

* ca 125

* gastroskopi veya rektoskopi

* dışkıda gizli kan testi

* hbsag

* hcv



özel kanser taraması - erkek



* muayene

* akciğer grafisi

* abdominal ultrasonografi

* cbc (tam kan tetkiki)

* tit (tam idrar tetkiki)

* cea (karsiyoembriyojenik antijen)

* psa (prostat spesifik antijen)

* pap (prostatik asit fosfataz)

* gastroskopi veya rektoskopi

* dışkıda gizli kan testi

* hbsag

* hcv



ileri kanser taraması



* biyopsi

* ct

* mr

* pet



bir şişlik veya anormal dokunun kanser olup olmadığının doğru bir biçimde anlaşılması için tek yol biyopsidir. cerrah tarafından kitleden alınan parça mikroskop altında patolog tarafından değerlendirilir. şayet biyopsi pozitif ise, alınan kitle veya anormal doku kanser hücresi ihtiva eder ve tedavigerekir. kanserin yayılımı ve vücuttki tahribatı için ise ct yani bilgisayarlı tomografi tavsiye edilmektedir.

Kanserin erken belirtileri

Kanserin erken belirtileri

* vücudun gelişi hoş bir yerinde bir tümör (vücudun gelişi hoş bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler)



* ses kısıklığı veya belirli bir nedeni olmayan öksürük, geçmeyen öksürük



* göğüs ağrısı



* yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları



* kol ve omuz ağrısı



* kemik ağrısı



* kilo kaybı, ani zayıflama veya iştahsızlık



* başağrısı



* sarılık



* iyileşmeyen yaralar



* dışkılama alışkanlıklarında değişiklik (ishal veya kabızlık)



* vücut deliklerinden kan veya anormal sıvı gelmesi (makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar),



* ben ve siğillerde görülen anormal değişmeler, koyulaşma.



bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı, iki haftadan fazla devam ederse ve ailede kanserli hasta varsa, derhal kanser konusunda uzman bir doktora başvurmak gerekmektedir.



gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde meme kanseri, akciğer kanseri ve kalınbağırak kanseri, kanserden ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alır.

Kanserin en sik goruldugu yerler

Kanserin en sık görüldüğü yerler

Kanserlerin organlar içerisinde akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, kalınbağırsak, kan, mesane, meme, ve prostatta daha fazla görüldüğü söylenebilir.



kadınlarda en fazla meme, rahim ve kalın barsak kanseri; erkeklerde ise en fazla akciğer, prostat, mide ve kalınbarsak kanserleri görülmektedir. akciğer kanseri büyük ölçüde sigara kullanımı ile ilişkilidir.



kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği biçimde de yüzdelenebilir:



* beyin ve omurilik %1

* cilt %10

* genital bölgeler: erkeklerde %10, kadınlarda % 6

* meme %14

* sindirim sistemi %25

* solunum yolları, erkeklerde %2, kadınlarda %3

* karaciğer ve safra kesesi %3

* diğer organlar %8

Kanser ile ilgili 10 gercek

Kanser ile ilgili 10 gerçek

Dünya sağlık örgütü (who) tarafından yapılan kanser araştırmalarının neticeleri, kurumun resmi internet sitesinde " kanser ile ilgili 10 esas gerçek " başlığı altında toplandı.



kanser konusundaki bilgilerin artırılması ve bu hastalıkla mücadeleye dikkat çekilmesi amacıyla, kısa ve çarpıcı başlıklarla hazırlanan raporda, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere oranla tedavide daha başarı belirten oldukları neticesi ortaya çıktı. uzmanlar, bu neticesi gelişmiş ülkelerdeki erken teşhis ve tedavi olanaklarıyla açıklıyor.



who nun "kanser ile ilgili 10 esas gerçek" başlıklı çalışması şöyle:



1- vücudun çeşitli bölgelerini etki altına alan 100 den fazla kanser çeşidi bulunuyor.



2- 2005 yılında dünya genelinde yaşamını kaybeden 58 milyon kişinin yüzde 13 ü olan 7. 6 milyon insanın ölüm sebebi kanser.



3- kanser neticesi ölümlerin yüzde 70 ten fazlası, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde meydana geliyor.



4- erkeklerde ölümle sonuçlanan kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser çeşitleri alıyor: akciğer, mide, karaciğer, kolon ve yemek borusu.



5- kadınlarda ölümle sonuçlanan kanserlerde ilk beş sırayı şu kanser çeşitleri alıyor: meme, akciğer, mide, kolon ve rahim.



6- tütün ürünleri kullanımı, tüm dünyada en büyük ve önlenebilir kanser sebebi.



7- dünya genelinde kanserlerin beşte biri, rahim kanserine neden olan hpv virüsü ya da karaciğer kanserine neden olan hepatit b virüsü gibi kronik enfeksiyonlardan kaynaklanıyor.



8- doğru zamanda teşhis edilmesi ve ideal biçimde tedavi edilmesi halinde, kanserlerin üçte biri tedavi edilebiliyor.



9- ağrı kontrolü ve destekleyici tedavi yöntemlerinin uygulanması halinde, bütün hastaların hastalık sürecinde ağrı çekmemeleri sağlanabiliyor.



10- yalnızca sigara kullanmamak, sağlıklı beslenme, fiziksel olarak etkin olmak ve enfeksiyonlara vaktinde müdahale edilmesiyle, kanserin yüzde 40 oranında engellemesi olası.

Bobrek kanserleri

Böbrek kanserleri

Erken saptanabilen böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı olabildiğince yüksek. dolayısıyla hastalığın belirtileri hakkında bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor.

böbreklerden köken alan pekçok kanser tipi bulunur. ancak erişkinlerde en sık görülen tür olan böbrek hücreli kanser tipi esas alınarak bilgi vereceğiz. bu kanser tipi böbreğin kanı filtre eden ve idrarı oluşturan dokularından kaynaklanmaktadır



belirtileri neler ?

böbrek kanserleri erken dönemlerinde sıklıkla gelişi hoş bir belirti veya şikayet oluşturmaz. böbrek kanserinin büyümesi ile birlikte bazı belirtiler ortaya çıkabilir. bunlar;

idrarda kan varlığı, gözle görülebilen kanama veya yalnızca idrar tahlilinde görülebilen mikroskobik kanama biçiminde olabilir.

böbrek bölgesinde muayenede ele gelen kitle

iştahsızlık

kilo kaybı

tekrarlayan ateş

sürekli olabilen yan ağrısı

genel halsizlik ve kendini kötü hissetme



tansiyon yükselmesi, kan değerlerinde normalin altına inme (kansızlık) de böbrek kanserlerinde görülebilir.



yukarda bahsedilen belirtiler böbrek kanseri dışındaki hastalıklarda da gözlenebilir. bu belirtileri olan kişiler doğru teşhis ve tedavi için en kısa zamanda bir üroloji uzmanına başvurmalıdır.



ancak unutulmamalıdır ki erken dönem böbrek kanserlerinde hiçbir belirti olmayabilir. dolayısıyla hekime başvurmak için yukarda bahsi geçen belirtilerin ortaya çıkması beklenmemelidir. zira erken dönemde yakalanan böbrek kanserlerinin tedavi başarısı ve buna paralel olarak da tedavi sonrası yaşam müddeti çok daha yüz güldürücü olur.



tanı nasıl konulmaktadır ?

doktorunuz ile görüşmenizde genel sağlık durumunuz ile ilgili sorular sorulacak, takiben fizik inceleme yapılacaktır. peşinden, genel sağlık durumunuzu değerlendirmek amacıyla sizden kan ve idrar örnekleri alınacaktır. böbrek ve çevre organların değerlendirilmesi amacıyla da çeşitli radyolojik tetkiklerden faydalanılmaktadır. bunlar arasında ultrasonografi, ivp, bilgisayarlı tomografi, mrı vb. tetkikler yer alır.



bir kez böbrek kanseri ön tanısı konulduktan sonra hastalığın yayılım derecesini anlamak amacıyla doktorunuz ek tetkikler isteyebilir.



böbrek kanserlerinde tedavi

böbrek kanserlerinde birinci basamak tedavi cerrahi yöntemle mevcut kanserli dokunun tamamen çıkarılmasıdır. ancak unutulmamalıdır ki cerrahi ile tam tedavinin sağlanabilmesinde kanserin derecesi ve evresi çok mühimdir. erken saptanabilen

böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı olabildiğince yüksektir.



ameliyattan sonra hastalığın derecesine göre gerekirse immünoterapi denilen ek bir tedavi yöntemine başvurulabilir.



kemik tutulumu olan hastalarda bölgesel ışın tedavisinden de (radyoterapi) aydalanılır.



kemoterapi ise yalnızca çocukluk çağında görülebilen wilm s tümöründe kullanılır, erişkinlerde görülen böbrek hücreli kanserlerde pek etkili olmaz.



akılda tutulması gereken önemli bir nokta da böbrek kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası uzun yıllar boyunca tertipli takiplerin hastalığın kontrolü açısından önemli olduğudur.



ayrıca, hastalığın ortaya çıkışındaki en önemli risk etkenlerinden birisi olan sigara içme alışkanlığının da kesinlikle terk edilmesi gerekliliği de unutulmamalıdır!

Radyoterapi tedavisi ile ilgili bilgiler

Radyoterapi tedavisi ile ilgili bilgiler

Radyoterapi tedavisi pekçok hastanın kafasında soru işaretleri yaratabiliyor. ancak sanılanın aksine radyoterapinin yan etkileri az, sağladığı yararlar ise çok fazla.



hastaların bazı ufak noktalara dikkat etmesiyle radyoterapi tedavisinin başarı oranı da artıyor.

radyoterapi, radyasyonla tedavi anlamına geliyor. 100 yıl önce radyoaktif ışınların keşfinden beridir radyasyon, tıpta tanı ve tedavi amacıyla, giderek yaygınlaşarak kullanılmaktadır. radyoterapi kanserli hastaların tedavisinde en etkili yöntemlerden biri. bu tedavi yalnız olarak yapılabileceği gibi, ameliyat öncesi, sonrası ya da kemoterapi ile birlikte de uygulanabiliyor. radyasyonun tehlikeleri hakkındaki yaygın endişelere rağmen günümüzde radyoterapi ile kanser vakalarının tedavisinde önemli başarılar elde ediliyor. radyoterapi konusunda yaşanan en büyük endişe radyasyonun sağlam dokulara da zarar vermesi yönünde. halbuki yeni teknolojilerle sağlam dokuları korumak olası.



radyoterapi nedir ve nasıl uygulanır ?

tümörlere tedavi amacıyla yüksek enerjili ışın uygulanması olan radyoterapi kanser tedavisinde kullanılan en aktif tedavilerden biri olarak kabul ediliyor. sadece kanserli tümörlere değil zaman zaman kanser olmayan iyi huylu tümörlere de uygulanabiliyor. kanserli hücrelerin büyümesini, üremesini engelleyerek ve normal dokulara yayılmasını önlüyor. radyoterapi zaman zaman kemoterapi ile birlikte, bazı hastalarda cerrahi müdahale öncesi tümörü küçültmek amacıyla, bazı hastalarda ise cerrahiden sonra kalan kanser hücrelerini yok etmek için kullanılmaktadır.



radyoterapi alacak hastalar için "üç boyutlu radyoterapi" ve "klasik radyoterapinin" farkı nedir ?

radyoterapide esas amaç, sağlıklı dokuları oldukça koruyarak, tümör ve hedef dokularda radyasyon dozunun artırılmasını sağlamak. son 10 yılda gelişen radyoterapi teknikleriyle tümör ve hedef dokularda radyasyon dozunun arttırılmasıyla tedavide de başarı oranının arttığı gözleniyor. üç boyutlu radyoterapi tekniğiyle tümör ve hedef dokulara seçici olarak yüksek doz ışın vererek hastalık tedavi edilirken normal sağlıklı dokuların maruz kaldığı radyasyon dozunun hasar görülmeyecek düzeye azaltılması sağlanıyor. klasik radyoterapiye oranla baş- boyun kanserleri, beyin tümörleri, meme kanserleri, prostat kanserleri, pankreas kanserleri gibi bir çok kanser tipinde tedavi başarısını arttırıyor ve yan etkilerini azaltıyor.



tedavi planlanması nasıl yapılır ?

planlamanın önemli bir kısmı simülatör olarak isimlendirilen bir cihaz yardımıyla yapılıyor. bu cihazda tedavi edilecek alanlar belirleniyor. hastalığın özelliğine göre uygulanacak bazı işlemler farklılık gösteriyor. tedavi sırasında, hastalık bulunmayan normal dokuları ve organları korumak amacıyla özel bloklar kullanılmaktadır. tedavi cihazları güvenli olup yalnızca çizimle belirlenen alana planlanan radyasyon uygulanıyor.



tedavi süreci ne kadar sürer ?

hastalığa göre değişmekle birlikte, radyasyon tedavisi genellikle birkaç hafta süresince ve haftada 5 gün veriliyor.



radyoterapi gören hastalar için önerileriniz nelerdir ?

tedavi süresince sağlığa özel bir önem göstermek gerekiyor. dikkat edilmesi gereken üç önemli nokta var:

beslenme:

dengeli beslenme tedaviye bağlı oluşabilecek halsizlik gibi yan etkileri azaltıyor. yüksek proteinli besinlerin tercih edilmesinde yara var. et, yoğurt, baklagiller, yumurta, süt, balık en değerli proteinli yiyecek kaynağı arasında yer alıyor.

dinlenme:

radyasyon tedavisi sırasında normal yaşantıyı olası olduğunca devam ettirilmeli. ancak hastaların dinlenmeye itina göstermesi gerekiyor.

ilaçlar:

hastaların devamlı olarak kullandığı ilaçlar varsa hekim bu konuda bilgilendirilmeli.



radyoterapinin en sık görülen yan etkileri nelerdir ?

radyoterapinin yan etkileri uygulandığı organ ve dokulara göre değişiyor. bununla birlikte en sık iştahsızlık, bulantı yan etkileri görülüyor. radyoterapi sırasında görülen yan etkilerin çoğu tedavi bitiminden kısa bir müddet sonra tamamen kayboluyor ya da çok azalıyor. sanılanın aksine radyoterapi ağrı vermeyen bir işlem. çevredeki insanlara ışın yaymak gibi bir durum söz konusu değil. başa ya da omuz bölgesine radyasyon uygulanmadıkça saç kaybı görülmüyor. tedavi süresince normal hayatın sürdürülmesinde bir sakınca yok.



radyoterapi tedavisi her hastaya tatbik edilebilir mi ?

radyoterapi tedavisinde en fazla karşılaşılan sorunlardan biri fazla kilolu hastaların radyoterapi tedavisi uygulanması. zayıf hastalar gibi kilolu hastalar da tedaviye alınabiliyor. kilolu hastalarda problem olan rahim, prostat, akciğer kanseri gibi türlerde de normal dokular korunarak tedavi uygulanabiliyor.