?

Kimya sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kimya sözlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ametist

Ametist

Mor renkli kıymetli bir taş. aslı kuvarstır, mor rengi içerisindeki mangan oksitten ileri gelir. kuyumculukta, bir sustası olarak kullanılır. sibirya, seylân, almanya, ispanya'da bulunur.

Asbest

Asbest

Lifli, yumuşak, ateşte meziyeti değişmeyen madensel bir madde. bir silikat olan tremilit'in bozulmasından ileri gelmektedir. tel tel ayrılabilir. basitçe eğilip bükülebilen elâstik olmayan cinsi vardır.



ateşe dayanıklılığı nedeni ile, ısı ve elektrik yalıtma işlerinde kullanılır, ipliklere ayrılabilmesi özelliğine de dayanılarak, çeşitli işlerde kullanılan yanmaz elbiseler yapımında kullanılır. asbestlin amyant denen başka bir cinsi de, aynı işlerde kullanılıyor.

Albumin

Albümin

Suda eriyen bir cins protein. insan vücudunun en önemli maddeleri arasındadır. kanın serumunda bulunduğu gibi, bazı bitkilerin özsularında, yumurtanın beyazında bulunur.



kimyasal bileşimi bakımından karışık bir teşekküldür. albüminde karbon, hidrojen, kükürt, oksijen, nitrojen vardır.



en önemli albüminler, kan albümini, süt albümini ve yumurta albüminidir albüminler çürüyünce kükürtlü hidrojen çıkarırlar. çürümüş yumurtanın kokusu da, kükürtlü hidrojen yüzünden meydana gelir.

Atom enerjisi

Atom enerjisi

Atom çekirdeklerinin parçalanmasından ya da hafif atomların kaynaşmasından oluşan büyük enerji. einstein'in relativite teorosinin ilk neticesi olarak madde ile enerji bir biri ile eşdeğerlidir. bir kilogram maddenin enerjiye değişmesi ile 25-10 kilovat saatlik bir enerji (türkiye'nin 30 yıllık elektrik enerjisini karşılayacak kadar enerji) açığa çıkar. bu enerji, atom bombasında olduğu gibi, bölünebilen çekirdeklerden elde edilir. u-235 gibi bir çekirdek, bir nötron alırsa oluşan yüksek enerji yeni çekirdeklerin bölünmesine, yeni nötronliarm açığa çıkmasına neden olur. bu yeni çıkan nötronların da başka çekirdekler tarafından alınması ile sürekli çekirdek bölünmesi olur ve çok büyük ölçüde bir enerji açığa çıkar.

Atom bombasi

Atom bombası

Çekirdek bölümlerinde maddenin enerjiye değişmesinden hasıl olan enerjinin çok kısa bir zamanda ve pek yoğun bir halde serbest hale gelmesi esasına dayanan bir bomba. atom bombası fikri öncelikle 1939 yılında amerika'da bulunmakta olan avrupacı bilginler tarafından ortaya atılmıştır. dört yıl süren araştırmalar ve 2 milyar dolar masraf neticesi meydana getirilen ilk atom bombası 16 temmuz 1945 te tecrübe edilmiş ve öncelikle 6 ağustos 1945 te japon şehirlerinden hiroşima'ya atılmıştır. bu bomba yaklaşık olarak 20 bin ton trinitrotoluen kadar tahrip kudretinde bulunuyordu ve 6. 000 insanın ölümüne sebep olmuştur.



atom bombası, bölünebilen maddelerin bir nötron yakalayarak iki çekirdeğe bölünmesi esasına göre yapılmıştır. bu bölümlerden yeni nötronlar çıkar ve bunlar geri kalan çekirdekler tarafından yakalanır; böylece bölünebilen çekirdeklerin sayısı mütemadiyen çoğalır çok kısa bir zamanda sınırlı bir bölgede çok büyük oranda bir enerji serbest hale geçer. atom bombası bu sebeple çok müthiş tahrip edici bir kudrettir.

Atom

Atom

Maddenin elektrikçe nötral en ufak parçacığı olup yalnız bulunabileceği gibi kendinin aynı ya da değişik diğer atomlarla birleşmiş halde de bulunabilir.



etrafımızda gördüğümüz şeylerin özünün bünyesinin ne olduğu çok uzun zamanlar, bilim ve fen adamlarının zihnini yormuş bir meseledir. m. ö. beşinci yüzyılda eski yunan filozofları, maddenin atom esasını kabul etmişlerdir. demokritus, leusippus ve lukresius'un temellerini atmış oldukları atom teorisi, maddenin, bölünmesi, parçalanması olası olmayan küçük zerrelerin bir araya gelmesinden meydana geldiği esasına dayanmaktadır, îşte bu bölünmez parçacığa atom (atomos; kesilemez, bölünemez demektir) denmiştir.



fakat, klâsik fizik ve kimyanın kabul ettiği anlamda atomların varlığı fikri ilk defa ingiliz kimyacısı ve fizikçisi dalton (1766 - 1844) tarafından ileri atılmıştır. atomu aynı yunan filozofları gibi maddenin bölünemeyen en küçük parçacığı olarak kabul eden dalton, kimyasal elemanlarının gözle görülemeyen, düşünülmesi bile zor olan ufak parçacıklardan meydana geldiğini ileri sürmüştür. her kimyasal elemanın atomları birbirlerinin aynı olup karakteristik bir kütleye maliktir. fakat ayrı ayrı elemanların atomlarının farklı karakterleri vardır. kimyasal bir birleşmenin temeli, iki ya da daha fazla elemanın atomlarının hareketsiz miktarda birleşmeleridir. böylece, kimyasal bir bileşiğin en ufak parçacığı olan moleküller meydana gelir.



dalton'dan sonra italyan kimyacısı avogadro, molekül nazariyesinin; isveçli bilgin berzelius atomların remz sisteminin milletlerarası olmasını sağlamışlar, mendeleef in yaptığı kimyasal elemanların tablosu ile atom araştırmaları daha sağlam esaslar üstünde kurulmuştur.



xıx. yüzyılın sonlarında atom üstündeki araştırmalar yeni bir alana yönelmiştir. crooks, lenard ve özellikle thomson gibi fen adamları, iki bin yıldır parçalanmayacağına inanılan atomun da parçalanabileceğim kabul etmişler ve araştırmalarına bu görüş altında devam etmişlerdir. thomson, araştırmalarında, atomun elektrik yüklü olduğunu görmüş; becquerel'in, karı ve koca curielerin, rutherford ve lawrence'in araştır. protonların sayısı o atomun atom numarasına eşittir. çekirdekte bulunmakta olan nötron ve proton sayılarının toplamı ise atomun kütle numarasını meydana getirir. çekirdek içerisindeki taneciklerin (proton, nötron) kütleleri, çekirdeğin dışındaki elektronların kütlelerinden ağır oldukları için bir atomun kütlesi pratik olarak çekirdeğin kütlesine eşittir.



elektronlar, çekirdek çevresinde çeşitli yörüngeler üstünde dönerler. çekirdeğe en yakın olan yörünge üstünde en çok 2; ondan sonra gelen yörünge üstünde en çok 8 en dış yörünge üstünde en çok 8 kadar elektron bulunur. atomların denge hali, dış yörüngede bulunmakta olan elektronların 8 tane olmaları ile mümkündür.. bu yüzden dış yörüngelerinde 8 elektron bulunduran elemanlar, kolaylıkla kimyasal değişikliğe uğramazlar.



bilinen 101 çeşitli eleman vardır. bu elemanların birbirinden ayrılığı çekirdekteki (proton-nötron) sayılarının değişik olması ve bunların çevresinde dönen eletkronların çeşitli biçimde dağılmasından ileri gelir.



bir elemanın olumlu ve olumsuz değerliliği de bu sebeplerle elektronların verilmesi ve alınması hakkındadır. bir yada iki elektron veren bir atom'un elektrik dengesi bozulur ve o atom, verdiği elektron sayısı kadar olumlu değerlilik kazanır. elektron alması durumunda de elektrik dengesi bozulacağından, aldığı elektron sayısı kadar olumsuz değerlilik kazanır. kimyasal değişmeler, dış yörüngelerde bulunmakta olan elektronların değişmeleri île ilgilidir.

Asit

Asit

Pozitif (artı) yüklü hidrojen iyonları verebilen bileşikler. asitlerin sulu eriyikleri turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirir. bileşimindeki hidrojen yerine tuz meydana getirirler. genel olarak asit elde edilecekse o asidin tuzu elde edilecek asitten daha az uçucu olan bir başka asitle muamele edilir.

Asfalt

Asfalt

Büyük moleküllü hidrokarbonların karışımından ibaret koyu renkli bir madde. içerisinde az oranda oksijen, kükürt ve azot bileşikleri bulunur. tabiatta tabiî olarak bulunur. ham petrol asfaltı ile maden kömürü katranının damıtılmasından elde edilen zift. özellik bakımından asfalta benzer. yol yapımında ve siyah lâk yapmakta kullanılır.

Aseton

Aseton

Güzel kokulu, renksiz su ve alkolle her miktarda karışabilen bir sıvı. 56 derecede kaynar. odunun kuru kuruya damıtılmasından meydana gelir.



teknikte dumansız barut yapmak, fotoğraf plâkalarının ve filmlerin rötuş edilmesini temin etmek maksadıyla kullanılır.

Asetilen

Asetilen

Renksiz, sarımsak kokusunda, hidrokarbonlu bir gaz. havagazında serbest halde bulunur. suda az asetonda çok erir. -80 derecede sıvı durumuna gelir. çok isli bir alevle yanar. oksijeni fazla ocaklarda ise, parlak bir alev verir. bu özelliğinden faydalanılarak, aydınlatmada kullanılır.

Asetik asit

Asetik asit

Yağ asitleri sırasında ve etan'dan türeyen bir organik asit. bazı bitki özsularında ve hayvani sıvılarda (ter gibi) bulunur, sirkenin tesirli kısmını meydana getirir. keskin ekşi kokulu, renksiz bir sıvıdır. kaynama noktası 118 derece dir. buhar mavi alevle yanar, deriyi yakarak tahrip eder.



asetik asit teknikte, boyacılıkta, ilâç yapmakta, parfümcülükte kullanılır.

Asetat

Asetat

Asetik asidin tuzları. asetatlar, ya metal oksitlerin, ya hidroksitlerin, ya da karbonatların bazı hallerde seyreltik asetîk asitte erimeleriyle meydana gelir.



en önemli asetatlar şunlardır: alüminyum asetat (boyacılıkta ve hekimlikte kullanılır.) kurşun asetatlar (boyacılıkta ve yanıkların tedavisinde kullanılır), çinko asetat (hekimlikte teskin edici, kusturucu olarak kullanılır).

Arsenik

Arsenik

Kimyasal bir eleman. sembolü as, atom numarası 33, atom ağırlığı 74. 91 dir. tabiatta az oranda serbest halde bulunur. başlıca bileşikleri demir, kükürt gümüş ve nikelle olan bileşikleridir.



arsenik elde etmek için, arsenopirit (demir arsenik, kükürt), löllingit (demir, arsenik ile kömür karışımı ateşe dayanıklı kilden yapılmış kaplarda ısıtılır. çıkan arsenik buharları demir toplama kaplarında gri renkli billurlar durumunda yoğunlaşır.



pek az oranda insan ve hayvan vücudunda bulunmakta olan arsenik, teknikte fişek saçması yapımında kullanılır.



arsenik bileşikleri asıl hekimlikte kullanılıyor. bunların derhal hepsi çok zehirli cisimlerdir, ancak çok küçük dozlarda kullanılır (0,05 gramdan fazla alınırsa zehirlenme olur).

Areometre

Areometre

Sıvıların yoğunluğunu ölçmeye yarayan âlet. camdan yapılmış bir hazne ile silindir biçiminde bir borudan meydana gelmiştir. hazne kısmına civa gibi ağır bir cisim konarak ağırlık merkezinin olası olduğu kadar aşağıda olması sağlanır. silindir biçimindeki borunun ü-zerinde cetvel bölümleri vardır.



yoğunluğu ölçülmek istenen sıvıya batırınca, archimedes prensibi'ne göre kendi ağırlığı kadar bir sıvı ile yer değiştirir. yoğunluk, bu ağırlığın (p), sıvının hacminin (v) bölümüne eşittir. bölümlü cetvel kısmı, hiçbir hesaba lüzum kalmadan direkt doğruya yoğunluğu gösterir. areometre ne kadar çok derine inerse, yani çıkan sıvının hacmi ne kadar büyük olursa yoğunluk da o kadar ufak olur. katı maddelerin yoğunluğunu ölçebilmek için nicholson areometresi kullanılır. bunun da temeli, katı cisimlerin yoğunluğunun sıvılar yolu ile ölçülmesine dayanır.

Antimon

Antimon

Kimyasal bir eleman. sembolü sb, atom ağırlığı 121. 8, atom numarası 51 dir.



tabiatta çok az oranda serbest halde bulunur. daha çok antimonit durumunda ve çok defa gümüş ve altın ile beraber bulunur. saf antimon, mavimtrak beyaz renkte, metal parıltılı ve billur



yapılıdır. kolaylıkla toz durumuna getirilir. havada ısıtılırsa, mavi bir alevle yanarak antimon trioksit verir.



saf halde antimon, antimonitten elde edilir. yalnız, kolay kınlan bir eleman olduğundan saf halde çok kullanılmaz. teknikte, daha çok alaşımları kullanılır. bazı bileşikleri de hekimlikte ilaç olarak kullanılır: kusturma ilâcı olarak kullanılan potasyum antimonu tartarat gibi.

Analiz

Analiz

Bileşik veya karışımların çeşitli faktörler yardımı ile (ısı, elektrik gibi) kendini meydana getiren bileşimlerini aydınlatmaya yarayan işlemlere verilen ad. analiz, sentezin karşıtıdır.



bileşik ve karışımdaki maddelerin yalnız cinsi aranıyorsa kalitatif (nitel) analiz, bu maddelerin miktarı da aranıyorsa kantitatif (nicel) analiz yapılır.



kalitatif analizde bileşik veya karışık cisim, ilkin ideal bir biçimde eritilir. bundan sonra her bir element ayrı ayrı çökelekler durumunda çöktürülür. bu suretle cismin bileşimi anlaşılmış olur.



kantitatif analizde başlıca iki metot kullanılır: gravimetri ve volumetri metotları.



1 -gravimetride, analiz yapılacak cisimden biraz alınarak tartılır ve eritilir. miktarı aranılan madde bir çöktürme ayırıcı ile bileşimi bilinen bir bileşik durumunda çöktürülür. çökelek süzülür, kurutulur ve sonra tartılır. bulunmakta olan ağırlıktan aranılan maddenin miktarı hesap edilir.



2 -volumetride, analizi yapılan madde eritilir, su eriyiğin içerisine dereceli bir cam borudan belli bir konsantrasyonda bir ayıraç eriyiği akıtılır. bu suretle madde belli bir kimyasal değişmeye uğratılır. bu olay sonunda harcanan ayıraç eriyiğinin hacminden aranılan maddenin miktarı hesap edilir.

Amyant

Amyant

Ateşe dayanıklı liflerden meydana gelmiş, basitçe bükülür bir çeşit ak asbest. aslı kalsiyum magnezyum silikattır. güçlükle erir ve sıcaklığı geçirmez. bu özelliğinden istifade edilerek, teknikte çok kullanılır.

Amonyak

Amonyak

Keskin kokulu, renksiz bir gaz. azotla hidrojenin birleşmesinden meydana gelmiştir. suda kolaylıkla erir. 10 derecede ve 6-7 atmosfer baskı altında sıvı durumuna gelir. sıvı amonyak çelik şişeler içerisinde ve baskı altında saklanır.



evlerde ilâç ve temizleyici madde olarak kullanılması yüzünden herkes tarafından tanınan amonyak, eski çağlardan beri insanlar tarafından bilinmektedir. ilk defa 1774 yılında serbest olarak elde edilmiştir.



asitlerle birleşince amonyak tuzu meydana gelir. amonyak tuzu fabrikalarda, eczacılıkta, patlayıcı maddeler sanayiinde, sunî gübre yapımında kullanılır.

Aluminyum

Alüminyum

Kimyasal bir elemandır. sembolü al, değerliliği 3, atom ağırlığı 26. 97 ve atom numarası 13 tür.



gümüş gibi beyaz renkte ve hafif bir elemandır. demire göre 8 defa hafiftir. 1800 derecede kaynar. dış yüzeyi, hava ile temasta olduğu için hafif bir oksit tabakası ile kaplıdır. yüzeyinin, mavimtrak beyaz bir renk almasını sağlayan bir tabaka sayesinde havaya karşı dayanıklılığı fazladır. nitrik asitten başka tüm anorganik bazlar etki yapar: organik asitlerin derhal hiç tesiri yoktur. ısı ve elektriği iyi iletir.



alüminyum yer kabuğunun yapısında % 8 oranında oksit ve silikat bileşikleri durumunda bulunur. miktar bakımından oksijen ve silisyumdan sonra üçüncü gelir.



alüminyum boksitten elde edilir. boksit, kırılıp parçalandıktan sonra küreli değirmenlerde öğütülür, kireç taşı ve soda ile karıştırılarak akkor durumuna getirilir. bu kütle dışarıya çıkarılarak soğutulur ve ince toz durumunda öğütülür. bundan sonra sıcak su ile muamele edilir. bu esnada sodyum aluminat suda erir. eriyik kırmızı çamur adı verilen kalıntıdan süzüldükten sonra karıştırıcıya gönderilir. süzülme sonunda elde edilen alüminyum hidroksit, kalsinasyon fırınında saf, beyaz alüminyum oksit durumuna getirilir. ergimiş olan alüminyum oksit'in yüksek fırınlarda elektrolizi ile alüminyum elde edilmiş olur.



ilk defa 1827 de friedrich wöhler tarafından alüminyum klorürün potasyum ile muamelesinden gri bir toz durumunda elde edilen, teknikte çok kullanılan bir eleman olmuştur. fakat saf halde fazla dayanıklı olmadığı için, teknikte kendisi kadar hafif alaşımları kullanılıyor, îlk defa alaşımları 1890 da zeplin yapılmasında, 1916 da uçakların yapılmasında kullanılmıştır. bugün alüminyum alaşımları, uçak, otomobil, vagon ve ulaştırma tekniğinin en çok kullanılan bir elemanıdır.

Altin

Altın

Kimyasal bir eleman. lâtince adı aurumdur. sembolü au, atom numarası, atom ağırlığı 1972' dir.



parlak san renkte ve soy metallerdendir. olabildiğince yumuşaktır. ince teller durumuna getirilebildiği gibi, dövülerek ince yapraklar halline de getirilebilir. öyle ki bir gram altından 200 metre tel meydana getirmek kabildir. bu bakımdan işlenirken, saf olarak değil, gümüş veya bakır alaşımları durumunda işlenir. bu alaşımlardaki nispeti de karat ile ifade edilir. saf altın, 24 karattır. altını temiz olarak elde etmek, ya pek eski bir metot olan yıkama ile veya malgama metodu ile ya da siyanür metodu ile olur.



tabiatta element hallinde ve kuvarsla karışık halde bulunur. yeryüzünde özellikle güney afrika, avustralya, bitişik amerika, kanada, peru, hindistan ,sovyet rusya, alaska ve mançurya'da bulunur.



altın çok eski zamanlardan beri bilinen bir metaldir. en iyi mübadele vasıtası özelliklerini de taşıdığı için, para yapmakta faydalanılmıştır. on dokuzuncu yüzyıldan başlayarak pekçok büyük. memleketler tarafından para sisteminde bir ölçü olarak kabul edilmiştir. 1914 yılından beri altın para piyasada kullanılmamakla beraber, merkez bankalarınla, mahzenlerinde külçeler durumunda saklanmakta ve para ölçüsü olmakta devam etmektedir.



yeryüzünde altın:



altın pek eski devirlerden bert aranmakta olduğu halde pek az çıkarılabildiği için kıymetini her zaman muhafaza etmiştir. son zamanlarda altından daha değerli bazı maddeler bulunmuşsa da altın kıymetinden gene bir şey kaybetmemiştir. amerika'nın keşfinden beri bulunmakta olan altın miktarımın 40 milyar türk lirasını geçtiği tahmin edilmektedir. bu miktarın yarısından az para olarak bir kısmı da mücevherat olarak kullanılmıştır. fakat geriye kalan üçte birinin ne olduğu bilinmemektedir.



eski zamanlarda bulunmakta olan altın ispanya yarımadası, yunanistan, anadolu, hindistan ve rusya'nın ural dağlarından elde edilmiştir. yeni dünya'nın; keşfi üstüne pek çok maceraperest altın aramak gayesiyle amerika'ya göç etmiştir. fakat amerika'nın keşfinden: kaliforniya'daki attın madenlerinin keşfine kadar elde edilen altın toplamı bugün her yıl çıkartılan altından daha azdı. kaliforniya altın madenlerinin keşfi altın istihsalini tahmin edilemeyecek kadar yüksek bir seviyeye çıkarmıştır.



bugün en fazla altın çıkarılan yer güney afrika'da witwatersrand'dır. bundan başka gene güney afrika'da jonhannesburg civarında da çok altın çıkar. altın zenginliği itibariyle güney afrika'dan sonra kuzey amerika gelir. özellikle kaliforniya, colorado ve alaska bugün dünyanın sayılı altın çıkarılan yerlerindendir. son zamanlarda kanada'nın altın istihsali çok artmıştır. bundan başka rusya, meksika, avustralya, hindistan ve japonya'da da epey altın çıkar. hindistanda'ki mysore altın ocakları 1. 200 m. brezilya'da 1. 800 metre, güney afrika'da 2. 100 metre derinliğinde birer maden vardır.



deniz suyunda da altın bulunduğu anlaşılmıştır. bu altının nehir sularının sürüklediği alüvyonlarla deniz suyuna karıştığı sanılmaktadır. bir ton ağırlığındaki deniz suyunda 50 miligram altın bulunur. denizlerdeki suyun aşağı yukarı 14 milyar ton olduğu kabul edilirse, denizlerdeki altın dünyada yaşayan insanlara bölünseydi. herkesin milyoner olması işten bile değildi.