?

Kuş bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kuş bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Muhabbet kusu

Muhabbet kuşu

Muhabbet kuşunuzun yaşı



Yavru muhabbet kuşunun başındaki çizgiler belirgindir. Erginde kaybolmuştur.



Boynundaki yamalar küçüktür, ayakları daha temiz, çatlaksız, pürüzsüz olur.

Bundan başka göz etrafındaki beyaz halka yavrularda olmaz, bazı mutasyonlarda ise göz halkası hiç oluşmaz.



Şayet kuşunuz bilezikli ise bileziğine bakarak doğum yılını öğrenebilirsiniz.





Çizgili kafa - 4 aylıktan daha küçük



Temiz alın - 4 aylıktan daha büyük



0-4 aylık - siyaz göz



4-6 aylık - koyu gri iris



6-8 aylık - açık gri iris



8 aylıktan büyük - beyaz iris













Bir muhabbet kuşunun cinsiyeti nasıl saptanır ?



Birçok kuş sahibi kuşunun dişi veya erkek olup olmadığını öğrenmiş olmak isteyebilir.



Yetişkin bir kuşun cinsiyet tayini gayet basittir.



Renk ve mutasyonlara göre ve hormon dengelerine göre cere renklerinde çeşitlilik olabilir ve değişiklikler ortaya çıkabilir.





Cere ismi verilen gaga üzerindeki et parçasının rengine bakmak cinsiyeti belirlemekte mühimdir.



Sağlıklı kuşlar tipik cere renkleri sergiler.











Üreme ayındaki dişi kuşların ceresi



Yetişkin ve sağlıklı dişi kuşlarda genellikle kahve rengine bakan bir cere rengi bulunur.



Şayet bir dişi üremeye hazırsa cere rengi koyulaşır ve cerenin derisi çatlak ve kuru bir görüntü alır.











Üreme vaktinde olmayan bir dişi ceresi



Cere dokusu daha pürüzsüzdür ve bej rengindedir.



Şayet açık mavi bir renge dönüştüyse bu mutlaka üremeyemeyecek taktirde olduğunu gösterir.



Dişi hasta olduğunda cerenin rengi beyaza ya da açık maviye kadar renk değiştirebilir. hastalıktan kurtulduğu an cere tekrar kahverengiye dönüşecektir.

















Üreme vaktinde erkek kuşlar



Erkek kuşlar, koyu mavi renkte bir cereye sahiptir.



Rengin durumu sağlık ve hormon haline göre çeşitlilik gösterebilir.



Bir erkek kuşun eşleşme vakti cere rengine gore kesin belirlenemez, onların rengi her zaman parlak maviye yakındır.











Eşleşme vaktinde olmayan bir erkek kuş ceresi



Hasta ve eşleşmek istemeyen bir erkek kuşun ceresi rengini kaybeder ve koyu dipli bir renk alır.









Hasta erkek kuşlar



Rahatsızılık belirtisi olarak ve hormon değişimi sonucunda koyu kahve renge dönüşen cere, üreme organlarında tümör belirtisi olabilir.



Yalnız her testis tümöründe cere kahveye dönüşmeyebilir.



Cerenin rengi,üreme sezonundaki dişilerin ceresiyle karıştırılabilir.











Tahmini zor durumlar



Özel mutasyonlarda ve bazı renklerde cinsiyet tespiti yapılması kolay değildir.





Zor mutasyonlar, albino, lutino, ve üremeye hazır olmayan kuşlar, erişkin olmayan kuşlar. Özellikle erkek kuşlar böyle durumlarda çok zor seçilir.



Cere renkleri pembeden lilaya doğru değişebilir. Zaman zaman da beyaz olabilir.



Uzman olmayan bir kimse için bunları ayırt etmek kolay değildir.



İlk bakışta iki resimdeki kuşun aynı cinsiyetten olduğu düşünülebilir. Fakat daha detaylı incelendiğinde güç algılanan farklar görebilirsiniz.



Genç erkekler pembe ya da mor cereye sahiptir, burun delikleri çevresinde beyaz halkalanmalar vardır ve cerenin geri kalanı beyazımsı mavi renkte.













Yeni muhabbet kuşu alırken



Kafes ve aksesuar



Kafes - muhabbet kuşlarının sayısına göre ideal ölçülerde bir kafes seçin.

Tek bir muhabbet kuşu için en az 45cm x 45cm ölçülerinde bir kafes.



kafes enine veya boyuna ne kadar geniş olursa o kadar iyidir.





Yemlik ve suluk - şayet kafesle birlkte gelmiyorsa satın alın veya daha büyüklerini alın.





Tünekler - kafesi çeşitli biçimlerde ve boyutlarda tünekler yerleştirin ve bunlardan en az biri ağaç dalından doğal tünek olsun.





Yem - muhabbet kuşları için üretilen kaliteli ve ambalajlı yemlerden satın alın.





Gaga taşı - mürekkep balığı kemiği veya alçıdan yapılmış gaga taşı





Oyuncaklar - kafes için çeşitli oyuncaklar seçin.



Basit ziller, halkalar ve plastic toplar hem ucuz hem de favori oyuncaklardır. (kesinlikle ayna kullanmayın)







Siyah & beyaz gazete - kafes zemine koyabilirsiniz, olasıysa mürekkepsiz kağıt örneğin saman teksir kağıdı kullanın.





İnce bir örtü - geceleri kafesin üzerini örtmek için.























Eve getirmeden önce hazırlıklar



Araştırma - acil durumlarda muhabbet kuşunuzu kotrole götürebileceğiniz çevredeki veteriner poliklinklerini ve hayvan hastanelerini araştırın.



Kontrol - kuşunuzu eve getirdikten sonra veterinerinize kotrole götürebilirsiniz.



Temizlik - kafes de dahil bütün yeni ve eski aksesuarları yıkayın.



Düzenleme - muhabbet kuşunuzun duracağı odayı düzenleyin, kuşunuzu saldığınızda onun için tehlikeli olabilecek şeyleri ortadan kaldırın.



Stresten arındırma - muhabbet kuşunun yeni bir ortama gelmesi kuşunuz için stresli bir durumdur bu sebeple stress öğelerini ortadan kaldırmalısınız, örneğin klimayı kapatın, ortama alışana kadar onu kendi durumuna bırakın.



Yerleştirme - kafesi bütün aksesurları ile birlikte odadaki daimi yerine yerleştirin. kafesi oyuncaklarla doldurmayın ki muhabbet kuşunuza rahatça dinlenebileceği bir alan bırakın.















Muhabbet kuşunuzu seçerken





Evcil hayvan mağazası / üretici



- Evcil hayvan mağazası veya üreticinin ortamı temiz ve tertipli olmalı.



- Bütün muhabbet kuşları temiz su ve yemle besleniyor olmalı. (yosun tutmuş suluklar, kirli yem kapları olmamalı)



- Kümesdeki kuşları canlı, hareketli olmalı.



- Kümeste hiç hasta kuş bulunmamalı











Hastalık belirtileri



- Kabarık tüyler



- Burun delikleri etrafındaki tüylerde bozukluk



- Uyuşukluk



- Kusma



- Denge sorunu



- Kanat ve kuyruk tüylerinde eksiklik



- Gözler, cere, gaga ve ayaklarda pullanmalar



- Poposuna yapışık dışkı













Sağlıklı muhabbet kuşu



Sağlıklı ve canlı - muhabbet kuşunuzu seçerken dikkat etmeniz gereken en önemli faktöler.









Sağlıklı muhabbet kuşu:



- Canlı, oyuncu ve kümesteki diğer kuşlarla iletişim halindedir



- Ağırlığı iyi olmalı (elinize aldığınızda göğüs kemiğinin her iki tarafı da dolgun olmalı)



- Temiz ve parlak gözleri olmalı



- Yukarıdaki listedeki hastalık belirtilerinden hiç birini taşımamalı









Yaş - şayet evcilleştirmek istiyorsanız 4 aylıktan daha ufak bir muhabbet kuşu seçin.



4 aylık veya daha ufak muhabbet kuşu:



- Normal mutasyonlarda koyu siyah gözler



- Normal mutasyonlarda yine kafada çizgiler











Karakter - muhabbet kuşlarını seyredin ve onlarla iletişim kurmaya çalışın.



Arzu edilen karakter özellikleri:



- Meraklı



- Oyuncu



- Evcilleştirilebilir, parmağınıza aldığınızda orada bir sure kalıyor olmalı.







Renk tercihi - bu tamamen size bağlı.

















Muhabbet kuşlarında banyo



- Bir muhabbet kuşu ne kadar sıklıkta banyo yapmalıdır ?



Bu soruyu kesinlikle her kuş bakıcısı kendisine sormuştur, fakat bunun için uygun bir cevap bulunabilmiş değil.



Önemli bir nokta da her kuşun gerçekten banoya gereksinim duyuduğu ve banyo yapmanın onun sağlığı için önemli olduğudur.



Bu sorulara cevap vermeden önce kuşların neden banyo yaptığını incelememiz gerekmektedir.



Doğada yaşamda kalabilmek için tüylerin temiz ve bakımlı olması lazımdır. Temiz olmazsa onu soğuktan veya sıcaktan koruyamaz ve uçmasına engel olur. İnsanların bakımındaki kuşlar bu kadar çok kirlenmez, ve fazla engel yaratmaz ve böylece insan tarafından hazır yem alan kuş yaşamda kalmayı başarır çünkü yem bulabilemk için gün içerisinde kilometrelerce uçmak zorunda değildir.

Yani bu demek oluyor ki, ille de hergün banyo yapmak zorunda değildir, ama banyo yapmak kuşlara yine de iyi gelir ve eğlendirir.









Muhabbet kuşları ne sıklıkta banyo yapabilir ?



Bunun için de verilmiş katı kurallar bulunmamaktadır.



Bu daha çok kuşunuzun banyo yapmayı sevmesine ve isteklerine bağlıdır.



Fakat bir kuş sahibi kuşunu şayet suluğun daracık ağzında yıkanmaya zorluyor ve inatla bir banyoluk veya çanak koymuyorsa, bence kendinden utanmalıdır.

Çünkü ona yetersiz banyo imkanı sağlamıştır.











Muhabbet kuşları nasıl yıkanır ?



- Yıkama işlemi kuştan kuşa göre değişir.



Bazı muhabbet kuşları çanağın kenarına tüneyerek bazılarıda çanağın içerisinde yatarak yıkanmayı sever.



Kuşunuzun nasıl yıkanmayı sevdiğini kendiniz bulacaksınız.



Bazıları geniş kaplara bayılır, bazılarıda etrafı korunaklı bir banyoluğu sever...











Yeşillik banyosu



Bazı kuşlar marul yaprakları arasında yıkanmayı severler ve yıkanırken taklalar atarak kendilerini ıslatmaya çalışırlar.



Dışarda toplayacağınız otlar hafifçe ıslatılarak da aynı görevi görebilir.



Bu kuşların sabah neminde çimenlerdeki çiğlerde yıkanmasına yakın bir ortam oluşturur.









Tam banyo



Bazı kuşlar tam bir banyodan hoşlanır.



Bunun için plastik bir banyoluk uygundur.



Bu banyolar kafesin dışına asılabilir fakat çoğu yine de büyük kapları ve açık alanı tercih edecektir.



Banyo suyuna eklenecek mineraller gerekli değildir, temiz ve ılık bir su yeterlidir.









Duş altında banyo



Akan su altında banyo yapmak da muhabbet kuşlarının sevdiği bir yöntemdir.



Bunun için sahibinin eline oturur ve akan musluk altında yıkanabilir.



Bu yöntem de de kuş etrafın ne kadar ıslandığı ile ilgilenmez ve yanlızca keyfine bakar.



Suyun çok sert akmadığına dikkat edin, ve kuşu zorla elinizle tutarak suyun altına sokmayın.



Suyu sıcak yapmayın ama buz gibi de olmasın.











Yağmur yöntemi



Kuşların en sevdiği yöntemdir.



Kuşları kafesin tel kısmıyla birlikte küvete koyunuz, sonra duş başlığını hafif yağmur çiselemesi gibi akacak biçimde ayarlayınız, sıcak olmasın.





Unutmayın ! "kuşların kaçacak yeri yok sıcaklığı iyi ayarlayın ki kuşunuzu haşlamayın."



Daha sonra kenardan yavaşça akıtmaya başlayın.



Kendisi gelecektir, veya hafifce üstüne tutarak bunun zevkini çıkarmasını sağlayabilirsiniz.







Spreyleme yöntemi



Spreyden uçuşan ufak damlacıkları kuşların pek hoşuna gitmeyebilir, çünkü su zerrecikleri çok ince olmakta ve nefes almalarını zorlaştırmaktadır.



Şayet spreylenmeyi seven bi kuşunuz varsa, bu hedefle aldığınız bir spreyi kullanınız, içerisinde daha önce tarım ilacı böcek ilacı gibi şeyler bulunmamış olsun.



Suyu içerisinde bırakmayınız, çünkü bakteri oluşumu sağlanmış olur, her defasında taze su kullanınız.











Islak kuş kurutulmalı mıdır ?



Hayır, kuşları kendi kendini kurutur.



Islak olan kuşları mutlaka havadar bir yere koymayınız ve korunaklı bir biçimde kurumasını sağlayınız. aksi durumlarda banyı onları hasta edebilir, bu yanlızca banyo vakti için değil herzaman geçerlidir, cereyanda kalmamasını sağlayınız.



Duyarlı ve yaşlı kuşları ısıtıcı bir lambanın yanına koyabilir ve ısınmasını sağlayabilirsiniz.

Kanarya

Kanarya

Kanaryalarda beslenme



· kanaryanın beslenmesi



· kanaryaya verilecek besinler



· kanaryaya verilecek karma yemler



· tohumlar-yemler (kanarya ve diğer kuşlar için)



· mamalar



· vitaminler











kanaryanın beslenmesi



doğada yaşayan her canlı gibi kanaryada tertipli ve dengeli beslenmeden yoksun bırakılırsa bunun tesirleri görülür. kanaryalarımızın sağlıklı uzun ömürlü olmaları için vücut ihtiyaçlarına ve alışkanlıklarına ideal olarak yeterli oranda ve temiz beslenmesi gerekmektedir.



doğada yaşayan kuş mevsimlere göre bulduğu yiyeceklerle beslenir, gereksinimi olan şeyi yer, istemediğini yemez yani bir seçme özgürlüğü vardır. ama evde beslediğimiz kuş için aynı şeyler geçerli değildir. biz önüne ne koyarsak onu yemek mecburiyetindedir. işte bu sebeple dolayı kuşun ihtiyaçlarını çok iyi öğrenip ne tür besinlerle ne biçimde,ne kadar besleyeceğimizi bilmemiz gerekmektedir. bütün besinler iyi,taze ve kokuşmuş olmamalıdırlar. kötü yemler kuşun sağlığını bozacağı gibi ötüşlerinide tesirler.



ayrıca kafese hapsettiğimiz kanaryalara doğada bol oranda tükettikleri taze yeşillik ve meyvalardan da verilmelidir. kanaryalara dönüşümlü olarak bir hafta 2 defa yeşillik (kıvırcık, marul, kara lahana, semizotu, ıspanak, hindibağ, tere, havuç, pazı vs. ), bir hafta da 2 defa mevsimine ideal meyva (elma, şeftali, muz, portakal, karpuv vs.) vermek gerekmektedir.













kanaryaya verilecek besinler



bu besinler 3 grupta toplanır: tohumlar-yemler vitaminler mamalar









kanaryaya verilecek karma tohum yemleri genel formül:



kış karması: (kışı soğuk yerde geçiren kanaryalar için)



şalgam tohumu 4 ölçek



irmik 2 ölçek



nijer tohumu 2 ölçek



kenevir tohumu 2 ölçek



marul tohumu 2 ölçek



hindiba tohumu 2 ölçek



kuşyemi 1 ölçek



keten tohumu 1 ölçek









yaz karması: (kışı ılık yerde geçiren kanaryalar ve yaz mevsimi için}.



şalgam tohumu 4 ölçek



yulaf bulguru 1 ölçek



kuşyemi 1 ölçek



marul tohumu 1 ölçek



hindiba tohumu 1 ölçek



keten tohumu 1 ölçek



kenevir tohumu 1 ölçek



bundan başka, ötüş kanaryaları, renk kanaryaları ve tüy kanaryaları için ayrı ayrı karma yem formülleri geliştirilmiştir.









bunları da şu biçimde sıralayabiliriz:









ötüş kanaryaları için karma yem:



şalgam tohumu 4 ölçek



kuşyemi 2 ölçek



kolza 1 öiçek



keten tohumu 1/2 ölçek



sağlık tohumları



karması 1/2 ölçek



hindiba tohumu 1/2 ölçek



beyaz marul tohumu 1/2 ölçek









renk kanaryaları için karma yem:



şalgam tohumu 3 ölçek



kuşyemi 4 ölçek



kolza 1 ölçek



beyaz darı 1 ölçek



keten tohumu 1/2 ölçek



kenevir tohumu 1 /2 ölçek



yulaf bulguru 1/2 ölçek



sağlık tohumları



karması 1 /2 ölçek



özel renk mamaları (tarife göre)









kıvırcık tüylü kanaryalar için karma yem:



kuşyemi 4 ölçek



kenevir tohumu 2 ölçek



şalgam tohumu 2 ölçek



kolza 2 ölçek



hindiba tohumu 2 ölçek



yulaf bulguru 1 ölçek



keten tohumu 1 ölçek



yukarda adı geçen ve bazı karma yemlere konulmasında yarar olan sağlık tohumları karması, aşağıdaki maddelerden, belirtilen miktarlarda koyularak elde edilir.

bunların yem katışıklarına % 5 oranında konulmasıyla bazı yararlar sağlanmakla birlikte, hiçbir vakit % 5 oranından fazta kullanılmamalıdır.



bunun pek çok sakıncası vardır.







sağlık tohumları katışığı:



anason tohumu 1 ölçek



susam tohumu 1 ölçek



niger tohumu 1 ölçek



gri haşhaş tohumu 1 ölçek



devedikeni tohumu 1 ölçek



hardal tohumu 1 ölçek









tohumlar-yemler



tohumlar kanaryaların ana gıdalarını oluştururlar. her tohumun özelliği farklıdır. tohumların bir kısmı yağlı, bir kısmı unlu, bir kısmıda mülayim tutucudur. yapılacak karışımlardaki oranlar çok mühimdir. ama artık bu işe uzun yıllar vermiş yemcilerin hazırladığı yemleri piyasada bulabiliriz. sıcak iklimli bir yerde yaz aylarında turp, kenevir, keten, susam verirsek kuşu şişmanlatır veya vakitsiz kızgınlaşmasını sağlarız.

yulaf gibi güçlü tohumların sade ve fazla olarak verilmesi kuşun vakitsiz tüy dökümüne sebebiyet verir.



türkiye koşulları için aşağıdaki yem karışımı uygulamak iyi olur. %40 şalgam tohumu,%40 kuş yemi, %20 çeşitli tohumlarsıcak zamanlarda nişastalı tohumlar, hububatlar, soğuk zamanlarda yağlı tohumlar, çiftleşme mevsimlerinde kızıştırıcı tohumlar daha fazla oranlarda verilebilir.









şalgam tohumu:

kanaryada beslenmenin esasını oluşturan tatlı bir tohumdur. iyi sindirim için gereken yağı içerisinde bulundurur,oval siyaha yakın koyu kırmızı ve koyu mor renktedir.







yabani şalgam: y

uvarlak mora yakın kırmızı renkli acı lezzette tatlısından daha ufak boydadırlar. kuş için yararlı olmayan bir besindir. kanaryaya vermekten uzak durulmalıdır. rapiska adıylada satılır.







kuş yemi:

şalgamdan sonraki besindir. saman sarısı renginde unlu bir tohumdur,azot ve kireç yönünden zengindir.







niger: uzun oval siyah renkte yağlı,çok güçlü bir tohumdur,kızıştırıcı özelliği fazladır. afrika'da yetiştirilir,kuşa çok az oranlarda verilmelidir. fazla verilirse kuşu çok çabuk yağlandırır ve vakitsiz kızışmasına sebebiyet verir.



yulaf bulguru: unlu uzun bir hububattır. kuşa verilirken kabuğu arınmış,bulgur durumunda kırılmış olması gerekmektedir. serinletici bir tohumdur,güçlü besinlerden olduğundan fazla verilmesi zararlıdır.



kolza: yuvarlak siyaha yakın mor renktedir. şalgam gibi özellikleri vardır tadı daha acıdır ve yağlıdır.



sıhhat tohumları: anason,kimyon,haşhaş,lahana,salata,hardal, semizotu tohumlarıdır. faydalı besinlerdir ama kuvetli oldukları için az oranlarda verilmelidirler.



keten tohumu: uzun yassı kahve renkli yağlı besindir. kuşun bağırsaklarını çalıştırarak kabızlığı engeller.



turp: iri kırmızı renkte besleyici,lezzeti acı bir tohumdur. kızıştırıcı olduğu için kanaryaya fazla verilmemelidir.



akdarı: kanaryalar için



japondarısı: kanaryalar için



incidarı: kanaryalar için



horozibiği: kanaryalar için



kenevir: kanaryalar için



perilla: kanaryalar için



kahverengidarı: diğer kuşlar için



arpa: diğer kuşlar için



aspur: diğer kuşlar için



esmerbuğday-arapdarısı: diğer kuşlar için



panicum: diğer kuşlar için



pirinç-çeltik: diğer kuşlar için







mamalar



kanaryanın beslenmesine ceşitlilik katmak,diğer besinlerden sağlayamadıklarını vermek ,kanaryada istenilen farklılıkları sağlamak amacıyla çeşitli mama karışımları oluşturulmuştur. bunlar kuvvet mamaları ve renk mamaları olarak ikiye ayrılır.







kanarya kuvvet maması



bir yumurta katı hale gelinceye değin haşlanır. soğuduktan sonra sarısı çıkartılarak ezilir. buna biraz pişmiş yumurtanın beyazından da koymakta fayda vardır. iki bisküvi kuru olarak ezilerek, toz durumuna getirilir ve yumurtanın içerisine dökülerek karıştırılır. bu karışıma yarım çay kaşığı bal, iki damla balıkyağı, bir miktar bira mayası ve bir oran da süt ilâvesiyle kuşun iştahla yiyeceği ve iyi bir gelişim sağlayacağı bir mama elde edilir. bu mamaların içerisine, çiftleşme ve tüy dökümü sıralarında yumurta kabuğu tozu veya mürekkepbalığı kemiği tozu karıştırılabilîr. bu ilâve, kuşun kalsiyum gereksinmesini karşılayacaktır.







renk mamaları



doğadaki yabanıl kanarya çeşitlerinin belirli renk özelliklen göstermesine rağmen evcil kanarya türleri arasında pek çok alımlı renkte kanarya bulma olanağına sahibiz. bu olanağı bize tanıyan, kanarya yetiştiricilerinin bu yoldaki araştırıcı çaba ve emekleridir. bu çalışmalar, değinildiği üzere iki esas yönlenme göstermiştir.



bunlardan birincisi, mendel'in "kalıtım kuralları" çerçevesi içerisinde, belirli bir renkte kanarya elde edebilmek için ideal özellikler belirten dişi ve erkek kanaryaların çiftleştirilmesi düşüncesine dayanır. bu çabalar sonunda elde edilen seçkin nitelikli kanaryaların renk özellikleri kalıcıdır ve kalıtımla yine kendi döllerine aktarılabilir.



ikincisiyse, bilhassa ingiltere'de, kanaryaların renkleri üstüne yapılan kimyasal çalışmalar yönünden olmuş ve bazı özel meşinlerle çok farklı, alımlı renkte kanaryalar elde edilebilmiştir. ancak bunlar, besin diyetlerin özelliklerini veren maddeler çıkartıldığında, tekrar gerçek renklerine dönerler. bundan başka, suni olarak kazandıkları bu renk özelliklerini, kendi döllerine sadece kalıtım yoluyla geçirebilme özelliğine sahip değildirler.



renk mamaları adıyla anılan, kuşların tüy diplerinde bulunmakta olan renk verici maddeleri istenilen yönde etkileyen, vitamince zengin, kuş sağlığına zararsız, renklendirici bu mamalar, kanaryalara iki aylık olduklarında, her gün kanarya başına bir çay kaşığı olmak üzere verilmeye başlanır. renk mamaları tüy dökümü sırasında artırılabilir, ancak çiftleşme müddeti içerisinde, kuluçka



kanaryaların tüylerinde koyu sarı,kırmızı,tarçıni,portakal renklerini yapay olarak oluşturmak mamalar sayesinde olası olmaktadır. hazırladığımız yumurta mamasına 4-5 damla zeytinyağı,makinada ince çekilmiş kırmızı taze kayın biberinden bir çay kaşığı eklenerek kuşa verilir.



kasım ayından başlayarak hergün mamalığa bir kahve kaşığı koyularak tatbik edilir. mamanın yanısıra kuşa haftada bir defa kenevir,keten ve darıyı bir miktar fazlaca vermek gerekmektedir,bundan başka bolca yeşillik ve meyvada verilir.



renk mamasına yalnızca dişilerin yumurtlama döneminde ve yavrular 5-6 haftalık oluncaya kadar ara verilmelidir. daha sonra yavrularla birlikte kuşlara renk maması verilmeye devam edilmelidir. mamanın hergün tertipli olarak kuşa verilmesi gerekmektedir,bir gün dahi vermezsek bu kuşun renginde belli olacaktır.







yumurta maması



bir yumurta katı hale gelinceye kadar haşlanır. soğuduktan sonra sarısı çıkartılarak ezilir içerisine az oranda beyazı rendelenerek karıştırılır,iki adet bisküvi ezilerek toz durumuna getirilerek içerisine karıştırılır ,karışıma yarım çay kaşığı bal,iki damla balık yağı,bir miktar süt ilave edilir ve kuşa verilir. bundan başka bu karışıma elma,şeftali,muz gibi meyvalarda rendelenerek karıştırılabilir,fakat elma karıştırılacaksa mamaya balık yağı koymamalıyız çünkü elma ile balık yağı birleştiğinde mamayı bozar.



yumurta ezmesine dövülmüş haşhaş tohumu,kenevir tohumu,rendelenmiş havuç,mangal kömürü tozu,mürekkep balığı kemiği tozu,az oranda haşlanmış patetes,galeta unu,ezilmiş bisküvi,bal ve süt ,badem ezmesi karıştırılarak besleyici ve karışımı zengin bir mama yapabiliriz.



kanaryamıza kuru ekmeklerin üstüne şekerli sıcak süt dökerek yumuşayıp soğumasını bekledikten sonra meydana gelen karışımıda verebiliriz.



önemli: hazırladığımız bu karışımların kanarya tarafından taze olarak yenmesi mühimdir. mamaların kaplarda bir günden fazla tutulmaması gerekmektedir aksi halde bunlar bozularak yiyen kuşun hastalanmasına sebep olur.







vitaminler



vitaminler vücudun gelişmesini ve hastalıklara karşı direnç göstermesini temin eder. kanaryaya doğadaki çeşitli besinlerden vermek suretiyle her türlü vitamin ihtiyaçlarının giderilmesi gerekmektedir.



a vitamini: muz,portakal,domates,havuç,yeşil lahana,patateste bulunur. yumurta sarısındada vardır. yetersiz verilirse bünyenin gelişimi durur,hastalıklara karşı direnç azalır.



d vitamini: ıspanak,pancar,lahanada bulunur. vücuttaki kemiklerin gelişimini temin eder,kireç oranını ayarlar,yetersiz olursa kuşun kemikleri ve gagası kolay kırılır.



b vitaminleri: ıspanak,domates,lahana,dereotu,yeşil biber,yumrtada bulunur. yetersizliği halinde gelişme bozuklukları,kabızlık,sürgün,sinir sisteminde bozukluklar ortaya çıkar.



e vitamini: hurmada,marulda,galeta ununda,yumurta sarısında,ıspanakta bulunur. vücudun cinsiyet hormonlarını düzenler,canlılık,kudret ve üretimi temin eder.



c vitamini: yeşilliklerde ve turunçgillerde bulunur. vücudun hastalıklara karşı mukavemetini artırır,kuvvetlendirir.



k vitamini: lahanada,kenevirde,ıspanakta bulunur. kanda bulunmakta olan hemoglamin maddesini takviye eder,kansızlığı engeller.



u vitamini: lahanada bulunur. karaciğeri kuvvetlendirir.









kanarya beslemesinde su



her canlı gibi kuşlarında en büyük gereksinimidir. su verilecek sulukların kir ve pislik tutmayacak kalitede dıştan takılabilir özellikte olması gerekmektedir. su durmakla meziyetini yitirebilir,plastik suluklarda ışığın tesiri ile yosun tutabilir. dolayısıyla her gün suyu tazelenmelidir. bu su berrak,temiz ve içilebilecek nitelikte olmalıdır. hafta da bir kere içme suyuna 1/5 oranında maden suyu koymak, sindirim sisteminde pozitif etkiye neden olur. haftada iki kere banyo yapması için geniş bir kap içerisinde su koymalıdır. kus üzerindeki tozlardan ,ayaklarındaki pisliklerden arınır. yıkanma kabinin içerisine konan suya bir miktar yemek sodası konulursa tüy dipleri bakterileri için fayda temin eder ve tüylerini parlaklaştırır. kus yıkanmadan evvel sudan bir miktar içerek kontrol eder. yemek sodalı sudan içtiğinde bu su hazımsızlığa da iyi gelir.









kanarya beslenmesinde meyve ve yeşillikler



kafes hayatına alıştırılmış kanaryaların yeşillik ve meyveler de bulunmakta olan bol vitamin gereksinimini giderebilmesi bizlerin görevidir. yaz mevsiminde; marul,salata,semizotu,taze incir,kara lahana,havuç,elma. kış mevsiminde; kuru incir,elma,ıspanak,kara lahana,su teresi,hindi bağ,havuç,pazi,rokagibi yeşillikler ve meyveler verilmelidir. doğada bulunmakta olan farklı yeşilliklerde verilebilir. kanarya yem ve tohumlarından bahçenizde veya saksıda filizlendirip,taze yeşillik olarak kuşunuza sunabilirsiniz. saksılarda ve plastik kaplarda yetiştirilen yeşillikleri kafeslere veya salmalara kabı ile birlikte koyarsanız kanaryalar diledikleri kadar severek yerler,kalanlarda yeşil olarak diğer günlere taze olarak kalır. kanaryalar hıyarı severler,fazlası karin ağrısı yapar,vakitsiz tüy dökümüne neden olur. elma faydalı bir meyvedir. bağırsakları rahatlatır,idrar verici ve uyku vericidir. alkol ,asit ve seker ihtiva eder. vitamince zengindir. ancak kusun ishal zamanlarında verilmemelidir. limonun kusun ses telleri üstünde pozitif tesiri vardır. yağlı kusun yağını eritir. bir parça kafese asılabildiği gibi suluğuna birkaç damlada sıkılabilir. vücut kırıklığına iyi gelir.









kanarya mamaları



kanarya beslenmesine değişiklik katmak ve yediği tohumlardan alamadığı bazı vitaminleri takviye yapmak için mamalar hazırlanıp verilmesi büyük faydalar temin eder. kanarya mamalarını iki kısma ayirabiliriz. kanarya kuvvet mamaları ve kanarya renk maması diye. kanaryalar yumurtayı çok severler ve kusun beslenmesine yardımcı olur. özellikle yavru ve cifleştirmeğe hazırlık devresinde mamalar önemli rol oynar. mama hazırlamak elektrikli mikserler ile çok kolay ve çabuk olmaktadır. karışım tam sağlanır. karışımda dikkat edilecek bir hususta mamanın ne çok kuru ne de çok ıslak olmamasıdır. kıvamını iyi ayarlamak gerekmektedir. kuru olursa kuşlar severek yemez,çok yas olursa da çamur gibi olur kuşlar rahat yiyemez. yumurta ile hazırlanan mama sıcaklarda çabuk bozulur. kanaryalara verilen mamanın 2 veya 3 saat içerisinde tükenecek biçimde azar azar verilmelidir. mama fazla yapılmışsa buzdolabında muhafaza ediniz. verileceği vakit bir miktar dışarı çıkartıp soğukluğunun gitmesini bekleyiniz. mamalıkta fazla kalan yumurta bayatlayarak bakteri üretir.

kuşta mide rahatsızlığına ve zehirlenmelere neden olur.







aşağıdaki biçimlerde verebiliriz.



1. yumurtanın sarisi ve biraz beyazı rendeden geçirilip verilir.



2. yumurtanın sarisi ve biraz beyazı bisküvi ve galeta unu ile karıştırılıp verilir.



3. yumurtanın sarisi ve biraz beyazı bisküvi veya mısır unu ile karıştırılır bu karışıma balık yağı ,bira mayası konup verilebilir.



4-yumurtanın sarisi ve biraz beyazı bisküvi,mısır unu balık yağı,findik ezmesi ile karıştırılıp verilir.



5-yumurtanın sarisi ,beyazı,bisküviye ilaveten çekilmiş kenevir tohumu karışımı kisin iyi gelir,mamanın üstüne tuz serper gibi niger tohumu da verilebilir.



6-yumurtanın sarisi ,beyazı ,bisküvi,ve unlara ilaveten bir parça haşlanmış patates (kabuğu soyulmuş)karistirilip verilebilir.



7-yumurtanın sarisi ve beyazı bisküviye ilaveten pirinç unu, yulaf unu ve darı unu karışımı da verilebilir.



8-yumurtanın sarisi,beyazı,bisküvi,ve unlara ilaveten havuç karışımı da verilebilir.



9-kanaryanın yumurtlama devresinde yumurtanın sarisi,beyazı bisküviye ilaveten yumurta kabuğu tozu ve mürekkep baliği kemiği tozu karışımı da verilmelidir. yukarıda 9 grup mama anlatılmıştır. kanaryalara bu mama gruplarından istediğinizi hazırlayıp verebilirsiniz. bu grupların yalnız bir tanesini sürekli verirsek kuşta bıkkınlık yaratır,ara sıra bu karışımları yukarıdaki gibi uygularsak kus mamayı daha da iştahlı yiyecektir.









kanarya renk maması



kanaryalara renk maması hazır olarak satılanları da verebilirsiniz halk arasında ""salçalık biber"" adıyla anılan koyu kırmızı renkli kalın etli biber ,mikser de çekilip karıştırarak ta verebilirsiniz. hazır mamalar yemin içerisine karıştırıldığı gibi suyuna sıvı olarak dökülen mamalarda vardır. ebeveynlere tüy dökümü mevsiminde,yavrulara 2 aylıkken verilmelidir. dozunu iyi ayarlamak gerekmektedir fazla verildiği takdirde kusunuz zarar görebilir. biber kafese tüm olarak asılıp da verilebilir. biberin hiçbir yan tesiri yoktur, istediğiniz kadar verebilirsiniz. renk verme özelliğinin yani sıra vitamin bakımından da zengindir.









kanarya beslenmesinde kum ve mineraller



kanaryanın dişleri yoktur. yedikleri tohum ve hububatlar serttir. bunların sindirilmeleri için iyice öğütülmelidir. dişleri olmadığı için bu görevi kum yapar. kusun yuttuğu kum kursağına gider,ayni biçimde kursağına giden sert gıdalar kum tanelerine sürtünerek ufalanır,toz durumunda öğütülür ve böylece sindirim olayı rahatlamış olur. verilecek kumda toz seker büyüklüğünde köseli kirilmiş tas olarak ,temiz,kuru ve mikroptan arındırılmış olmasına dikkat edilmelidir. küçük bir kap içerisinde verilebilir. kafesin tabanına da taslı kum konursa ,kus tabana serilen kumdan da kum gereksinimini giderir ve ayak temizliğine de yararı olur. doğadaki kus yapısının gerektirdiği mineralleri doğadan sağlar kafesteki kusun gereksinimini bizim sağlamamız gerekmektedir. bu mineraller arasında en ön sırayı kuskusuz kalsiyum ve fosfor alır. mamasına konulacak un durumuna getirilmiş yumurta kabuğu ,kafese asılan mürekkep baliği kemiği ,az oranda suyuna karıştırılacak kireç tozu bu gereksinimi karsılar.



kus malzemesi satan dükkanlarda torba içerisinde hazırlanmış kum ve mineral karışımını bulabilirsiniz.

Kuslar nasil ses cikarir ?

Kuşlar nasıl ses çıkarır ?

Kuşlar, insanlardaki gibi bir gırtlağa sahip değildir. bunun yerine onlarda "syrinks" adı verilen bir organ vardır. syrinks, kuşun göğsünün derinliklerinde, trakelerinin (nefes borularının) iki kola ayrıldığı yerde çift olarak bulunur. bilim adamları; kuşların boğazlarına fiber optik kablolar yerleştirerek, ortamlarına helyum ve oksijen verip veya gagaları açıkken öttürüp, kızıl ötesi ve x ışını kameralarıyla izleyerek, bu harikulâde enstrümanın nasıl çalıştığı konusunda bilgi elde edinmeye çalışmaktadır.





syrinkslerin bir parçası dinlenirken diğer parçası ses çıkarabilecek biçimde tanzim edilmiştir. bir kuş, aynı anda iki değişik ses çıkarabilir, hatta kendisiyle düet yapabilir.







kardinal kuşları, bronşlarını bir taraftan diğer tarafa kapatabilir.

kanaryalar, bir taraftan öterken diğer taraftan da nefes alabilir. sığır kuşları, her saniyede 30 ayrı notayı çıkarabilecek biçimde yaratılmıştır.







insan seslerini taklit etmek çok kolay değildir. papağanlar, muhabbet kuşları, sinek kuşları, yaratıcı'nın onlara ilhâm ettiği farklı teknikleri kullanarak o'nun isimlerine tercüman olmaktadır. papağanların pekçok kuştan değişik olarak, insanlar gibi, kalın dilleri vardır.

bundan başka, bu kuşlara, insandaki gibi olmasa da, sevk-i ilâhî ile seslerine değişik mânâlar yükleme yeteneği de verilmiştir. kuşlar, syrinkslerinden basit sesler çıkarır. sonra bu ham sesler, ağız, boğaz ve dil vasıtasıyla şekillendirilir. muhabbet kuşu (melopsittacus undulatus) çeşitleri, syrinkslerinde iki-üç kilohertz frekansta sesler üretir ve bundan başka bu seslere özel titreşimler ekler. bu işlem, çok iyi bilinen a-m radyolarının dayandığı sisteme dayanır ve frekans modülasyonu olarak adlandırılır. muhabbet kuşlarının bunu nasıl yaptığı hâlâ sırrını korumaktadır.





bütün kuşlar ses çıkarır; ancak kuşların çıkardığı her ses, şarkı olarak adlandırılmaz. şarkı söylemek, yalnızca passeriformes (ötücü kuşlar) takımına ilişkin bir özelliktir. bu, kuşların hemen hemen yarısının şarkı söylemediği anlamına gelir. kuşların çoğu, şarkı olarak adlandırılamayacak sesler çıkarır. bu seslerin işlevleri ve çağrı özellikleri göz önüne alındığında gerçek şarkılardan ayrıldıkları görülür.

Kus seslerindeki mesaj

Kuş seslerindeki mesaj

Her kuş ötüşü; tehlike, bölgesini belirleme, toplanma, beslenme ve hoşlanma gibi pekçok mesaj ihtiva eder. kuşlar, bu mesajların hepsini kullanmaz; ama bu kategorilerden birini kesinlikle kullanır.



kuşlardan bazıları, değişik çevre şartlarında yaşamalarına karşın aynı çağrıları kullanabilir. bununla beraber, kuşlara 5-15 arası ayrı mesaj taşıyan ses çıkarabilme yeteneği verildiği kuş bilimciler (ornitologlar) tarafından saptamıştır.



anne, baba ve yavru kuşların birbirlerini tanımasında, sesin, görmekten daha tesirli olduğu bulunmuştur. sağır bir hindi, yavrularını; tavuklar, sessiz civcivlerini tanıyamaz. sümsük kuşu çeşitleri (sula sp. ), koloni durumunda üreyen türlerdir ve yuva yaptıkları alan binlerce kuşun gelip geçtiği, gürültülü bir ortam olmasına karşın bu kuş kendi eşini binlerce hemcinsi arasından saniyenin onda biri kadarlık bir ötüşle derhal bulur.



araştırmalara göre koloni durumunda üreyen fertlerde, yavru ebeveynini yalnızca sesiyle tanıyabilmektedir.



kuşlar, hayatlarının çok erken safhalarında, hatta yumurtadan çıkmadan evvel seslerini kullanabilme yeteneği ile donatılmıştır. meselâ bıldırcın yavruları birbirleriyle ve anneleriyle haberleşmeye yumurta içindeyken başlar. bu sâyede yavrular, yumurtadan eş zamanlı çıkar. pelikan yavrusu, annesine yumurta içinin çok sıcak veya soğuk olduğunu bildirebilir.

bu yolla, daha yumurtadan çıkmadan ebeveyniyle iletişim kurması sağlanır. anne, yumurtadan çıkan yavrulara kendi yanından fazla uzaklaşmamaları konusunda uyarıcı ötüşler yapar.

Kus sarkilari ve anlamlari

Kuş şarkıları ve anlamları

Kuş şarkıları'nın her biri değişik melodiye sahiptir. kuşlar bir taraftan kendi zikirlerini yaparken, bir taraftan da insanlara huzur veren melodiler sunarlar.



en meşhur ötücü kuş, bülbüldür. bu kuş ile ilgili "dünyada hiçbir müzik âleti yoktur ki, şu kuşun ağzından çıktığı kadar hoş ses çıkarsın." denmiştir.



onların ufak cüsselerinden çıkartılan bu ses inanılmazdır. avrupa çalı kuşları (troglodytes troglodytes) 740 değişik notanın bulunduğu bir şarkıyı bir dakikadan daha kısa sürede söyleyebilir ve sesini 500 metre mesafeye duyurabilecek biçimde ötebilir. bu kuşlarla insan vücudu ölçüleri karşılaştırıldığında, insanın, sesini 6-8 km öteye duyurması gerekirdi.





bazı kuşlar, pratikte üreme sezonu boyunca durmaksızın öter. avrupa'da yaşayan embreliza citrinella (sarı kiraz kuşu), şarkısını günde 3. 000 seferden fazla tekrar etmektedir. amerika'da yaşayan ve iyi bir şarkıcı olan kırmızı gözlü vireonun, (vireo olivaceus) şarkısını günde 22. 197 kere söylediği saptamıştır.



bazı çalı kuşları (thryothorus ludovicianus), diğer erkek türdeşinin ne kadar uzakta bulunduğunu, ses hacmine bakmadan, yalnızca sesin geldiği kaynaktan azalma değerine bakarak ve sesi duyduğu noktayı tespit ederek sesin uzaklığını hesaplayabilir.



çalı kuşları üstüne yapılan çalışmalarda, dişilerin, daha kompleks nota düzeninde şarkı söyleyen erkekleri tercih ettiği görülmüştür. erkeğin şarkısı, karşısındakine şunu söylemektedir:













" bu evin bir sâkini vardır ve sahibi evdedir. "







çalı kuşunun bu ötüşü iki mânâya gelir:



1- diğer erkeklere orasının kendi meskeni olduğunu ilân etmek.



2- yeni nesil vermek için dişi kuşu davet etmek.





ormanlık arazideki kuşların ötmesi için seher zamanı çok ideal bir zamandır. çünkü ortalık sâkindir. bundan başka ses, net olarak iletilebilmektedir. öte yandan bu zaman, yırtıcı kuşların daha az göründüğü bir vakittir. üçüncü olarak; böcek yiyen kuşlar için, henüz böcek gibi uyarıcılar ortaya çıkmadığından avlanma vakti değildir. dördüncüsü; pekçok dişi kuş için sabahın bu zamanı, yumurtaların üstüne yatmadan önceki en iyi vakit dilimidir. son olarak; bir erkeğin bir dişiyi iyi öterek davet edebileceği en ideal zamandır. bu, dişi için olabildiğince mühimdir. çünkü erkeğin ötüşündeki hoşluk, onun bir gün önceki beslenme durumuyla alâkalıdır. dişiler, nesillerinin devamı iyi beslenen erkekleri tercih eder.



ornithologlar bir çalışmada, 200'ün üstünde kuş türüne ilişkin ötüşleri kaydedip farklılıklarını tespit etmiştir. kuşlar, çeşitlerine ilişkin ortak şarkıları söyleyip aralarındaki sosyal münasebetleri kuvvetlendirmektedir. bu hâdise, göçmen olmayan kuşlarda daha yaygındır ve bunlar mahallî lehçelere sahiptir.



mahallî lehçelere sahip olmalarının hikmeti, dişilerin lehçesi iyi olan erkekleri tercih etmesidir. bu sebeple erkekler arasında, şarkıları öğrenmek, söylemek ve mükemmelleştirmek için üstün bir gayret görülür.





bazı kuşlar, basit, bazıları nispeten kompleks şarkılar söyler. fringilla coeleps (ispinoz) gibi türler, genelde beş farklı şarkı söyler. üreme sezonunda eşini erken bulan erkekler, daha kompleks şarkı söyler. eşi erken bulmak, erkek açısından çok mühimdir. şu biçimde ki, erken eş bulan fertler, daha erken yavru sahibi olur.

Kuslarda ses cikarma teknikleri

Kuşlarda ses çıkarma teknikleri

Kuşlarda, ötme dışında başka ses çıkarma teknikleri de vardır. bazı kuşlar, ayağını yere vurarak veya uzun kanatlı deniz kuşlarında olduğu gibi (meselâ; albatroslar) ağızlarını açıp kapayarak ses çıkarır.





bundan başka kuşlar, ses çıkarmak için kanatlarını da kullanabilir. meselâ çulluk türü kuşlar, kanatlarını hep birlikte açıp kapatırlar ve ses çıkaracak vasıfta yaratılmış olan bazı tüylerini ortaya çıkarıp titretebilirler.









kanatlarıyla ses çıkaran kuşlara sessiz kuğuları örnek olarak verebiliriz. her ağaçkakan türü, ağaçlara değişik biçimde vurur. böylelikle ağaçlar oyulurken, erkek ve dişi kuş da birbirini seslerinden rahatlıkla tanıyabilir.











arakakadu (probosciger aterrimus) türü, dallardan kendine iki tane davul sapı yapar ve bunları birbirine vurarak dişiyi etkilemeye çalışır. mağarada yaşayan kuşlar, birbirini bulmak için yarasaların kullandığı metodu kullanır. bu yolla sayıları saniyede 25-60 arasında değişen ses dalgaları kullanılır. bu dalgalar etraftaki cisimlere ve canlılara çarpıp hayvana geri döner. geri dönen bu dalgalar yorumlanarak, çevre ile ilgili teferruatlı bilgiler kazanılır.

Kuslarda duyma

Kuşlarda duyma

Kuşların ses çıkarabilmesi, işitebildikleri mânâsına da gelir. fakat kuşlar, dıştan görülebilecek biçimde bir kulak kepçesine sahip değildir ve kuşlara insanlardan değişik işitme mekanizmaları verilmiştir. kuşlar, sesi ve sesin geldiği yeri harika bir şekilde hatırlayabilir. bazı alanlarda ses belli bir oktavdan çıkar; ama insanlar onu değişik bir oktav ("x" frekanslı bir sesle, "x/2″ frekanslı bir ses arasındaki uzaklık.



bu iki sese, "aynı notanın değişik oktavları" denir veya müzikte sekiz seslik aralık) olarak algılar. ama kuşlarda bu durum yoktur. kuşlar, "tını" yı (harmonilerle kombine edilmiş ara nota, sesin rengi, sesin ton kalitesidir ve sesin yumuşak veya sert olduğunu belirten bir terimdir) algılayarak yanılmazlar. kuşlar, insanların fark edemeyeceği kısa notaları da fark eder. bunun mânâsı, insanın bir notayı ayırt ettiği vakit zarfında, kuşların on ayrı notayı ayırt edebilmesidir.





kuşların duyma aralıkları insanlarınkiyle karşılaştırılmıştır. insanlar 20 ilâ 20. 000 hertz arasındaki sesi duyabildikleri halde, kuşlarda bu aralık 100-29. 000 hertz arasında değişir. bu da kuşların, insanların duyduğundan daha ince sesleri duyabildiğini gösterir.





baykuşlar, başlarına asimetrik yerleştirilmiş kulaklar sayesinde çok düşük sesleri duyacak biçimde yaratılmıştır. bir kaynaktan gelen ses, kulağa farklı zamanlarda ulaşır. bu da onlara dürbüne eşdeğer bir duyma yeteneği kazandırır. böylelikle onlara sesin kaynağını net bir biçimde tespit imkânı sağlanmıştır.



peçeli baykuşlar (tyto alba), tamamen karanlık ortamda ufak memelileri, yalnızca duyma yeteneklerini kullanarak yakalayabilmektedir. "büyük kulaklı baykuş" ve "küçük kulaklı baykuş" olarak isimlendirilen türlerdeki kulağa benzer tüy biçimindeki uzantılar, kulak değildir; ama sesin yönlendirilmesinde dolaylı olarak iş görmektedir.

Mimar kuslar ve kus yuvalari

Mimar kuşlar ve kuş yuvaları

Bütün yuva yapan canlıların içerisinde, yüksek bir mimarî değerlere sahip yuva inşa eden kuşlar, biyologlar arasında bir hayli ilgi uyandırmıştır. hatta bir fransız atasözünde; insanların kuş yuvaları haricinde her şeyi yapabileceği sözü edilir.



kuşlar, kayalık bir zemine yalnızca tükürükleriyle, adeta beton gibi yapıştırdıkları minicik zarif yuvalardan tutun da, dokumacı kuşların teşkil ettiği muazzam büyüklükteki toplu yuvalara kadar uzanan, en hoş tabii yapılan en harika bir plân dahilinde inşa eden varlıklardır.



kuşların yuvalarını inşa ederken kullandıkları vasıtalar, yalnızca ayak ve gagalarıdır. en nazik ve en ufak kuş yuvalarından biri, amerika'da yaşayan sinek kuşları (trochilus) tarafından inşa edilir. kuşların bizzat kendileri kadar ufak olan bu yuvalar, yosun, liken, kıl, tüy, yapraklar dahil en hafif materyallerden teşkil edilir. ve çoğu defa malzemeler yapışkan örümcek ağlarıyla birleştirilir. meselâ batı hint adalarında yaşayan ve dünyanın en ufak kuşlarından biri olan (trochilidae) familyasına mensup cüce-kolibri (messigua minima) nin yuvası takriben bir ceviz kabuğunun yarısı kadardır.







salıncaklı yuvalar



afrika'da yaşayan (apodidae) familyasına mensup kırlangıca benzeyen bir kuş olan ebabil kuşu (apus apus), sallanabilen palmiye yapraklarının alt tarafına yapıştırılmış ve tüylerden oluşan ufak yastık biçiminde, son derece nazik ve narin yuvalar inşa eder. şiddetli rüzgarlarda bu yuva o kadar sallanır ki, yumurtalar ve kuluçkaya yatmış kuş, zaman zaman ters dönebileceğinden yumurtalarını yuvaya yapıştırır. avrupa ve asya'da yaşayan uzun kuyruklu baştankara (parus majör) hassasiyetle meydana getirdiği şişe biçimindeki yuvasını, yosun ve likenlerden inşa eder. ve bunları fevkalade bir meharetle örümcek ağıyla birleştirir. yuvanın içini ise, 2000 kadar tüy ile dekore eder. normal olarak yuvayı kurma üç hafta sürer. bazan 10 gün gibi kısa bir vakit içerisinde kurduğu da olur.



güneydoğu asya'da yaşayan ufak ötleğengiller (sylviidae) iki komşu yaprağı mükemmel bir biçimde adeta bir terzi gibi diktikleri için kendilerine terzi kuşları adı verilmiştir. bu kuşlar iplik olarak örümcek ağlarını ve bitki liflerini; yapraklarda delik açmak ve ipliği geçirmek için de gagalarını kullanırlar. bu şekilde meydana getirilen boşluk içerisine, çeşitli bitki materyallerini koyarak da süslerler.



orta ve güney amerika'da yaşayan oronendolas kuşları, mimar kuşların en meharetlilerinden biri olup, iki metre uzunluğuna varabilen ve yukarıda bir giriş deliğine sahip, çanta biçimli yuvalar inşa ederler. ağaç dallarına asılmış bu yuvalar, çamaşır telindeki çorapların rüzgarda sallanmasını anımsatır.







ekmek fırını biçimindeki yuvalar



tropikal amerika'ya sehayat ettiğinizde karşılaşacağınız göz alıcı manzaralardan biri de, şüphesiz (furnariidae) familyasından çömlekçi kuşlarının (furnarius rufus) yuvaları olacaktır. pek cazip bir görünüşe sahip olmayan bu ufak kuşlar, güneşte yanmış kilden veya sertçe bir çamurdan son derece sağlam ve büyük hacimli yuvalar inşa ederler. bu yuvalar, karşıdan bakıldığında adeta bir ekmek fırınını andırır. bunun için yuva sahibi kuşlara "fırıncı kuşları" adı verilmiştir. fırıncı kuşların çoğu çok uzun kuluçka müddetine sahip olduklarından, yaklaşık dokuz ay kadar yuvalarını çeşitli malzemeler ilâve etmek veya dışarıya atmak suretiyle koruyup kollarlar. buna karşın yine de her yıl fırın biçiminde yeni bir yuva inşa ederler.



en câzip ve insanı büyüleyen kuş yuvalarından biri de çoğu afrika'da yaşayan (ploceidae) dokumacı kuşları tarafından yapılanlarıdır. serçe gibi ufak olan bu kuşlar ot, çimen, saman parçalarını, palmiyenin uzun ince sürgünlerini, yapraklarını gaga ve ayaklarıyla bükerek, düğüm atarak, örerek geniş ve çok duyarlı bir biçimde plânlanmış yuvalar inşa ederler. yüzbinlerce yıldan beri bu kuşlar tarafından meydana getirilen bu kompleks desenlerin "içgüdü" ile meydana getirildiğine inanmak çok kolay değildir. aynı tüm hayvanların yapmış oldukları mimari yapılar gibi... işin daha da ilginç tarafı, insanları hayrette bırakan bu yuvaların, yalnızca bir günde tamamlanabilmesidir.





güneybatı afrika'da toplu halde yaşayan bu dokumacı kuşlar, ağaçlara yahut telgraf direklerine, yuvalarını yan yana gelecek biçimde bir tüm olarak inşa ederler. bu toplu yuvalardan bazıları bir harman yığını görünüşünde ve büyüklüğünde olup her bir yuvaya giriş alt tarafından sağlanır. bazan da yuvalar o kadar ağır olur ki, yuvaların asıldığı dalları ve direkleri kırabilirler.







süslenmiş kur evleri



gine ve avustralya'da yaşayan (ptilonorhynchus) türüne mensup olan ipekyaprak kuşlarıının erkekleri fevkalade kompleks ve son derece süslü kur evleri inşa ederler. bu evlerde, çiftleşmeden önce, eşlerine karşı davet dansı yapmaktadırlar. bazı türleri, bu davet dansını yapmak için, büyük yapraklar, ağaç kabukları, böcek artıkları ve reçinelerden hususi salonlar yaparlar. diğer türleri ise, tavanları çeşitli meyveler, mantarlar ve yanmış odun kömürleriyle süslenmiş, yosunla kaplı odalar inşa ederler. altunî kadife kuşu (sericulus chrysocephalus) etrafı ufak kuleler ile çevrili ve yosun, kabuksuz meyve ve çiçekler ile süslenmiş iki metre kadar yüksekliği olan bitki parçalarından müteşekkil uzun kule inşa ederler. mavi atlas kuşu (ptilonorhynchus violaceus) ise mavi çakıl taşlan, kuş tüyleri ve diğer maddelerle süslenmiş, odun parçalarından müteşekkil çatısız sağlam kur evleri inşa eder. zaman zaman de çeşitli meyve sularından elde ettiği mavi boya ile yuvasını boyar.

boyama için de fırça olarak gagasında tuttuğu bir ağaç kabuğunu kullanır.

Agackakanlar

Ağaçkakanlar

Ağaçkakanlar'ın gagaları ve kafatası kemiklerinin çok sert darbelere karşı koyabilme kabiliyetine sahip oldukları araştırmalar neticesinde ortaya çıkarılmıştır. asrımızdaki süspansiyon teknolojisinin çok üzerinde bir şok absorbe edici (darbe emici) sisteme sahip olarak yaratıldıkları anlaşılmıştır.







bir ağaçkakan, yuvasının deliğini kazmak için, günde 5-6 saat bıkıp usanmadan gagasıyla oymacılık yapar durur. çiftleşme mevsimi boyunca bildiği tek şarkıyı söylemek için ağaç gövdelerinde 500 e yakın delik açmasını ve muntazam bir biçimde bunları yontarak kendine yuva yapışını hiç hayalinizden geçirdiniz mi ?





birkaç kuş üreme vaktinde şarkı söylemesine karşın, ağaçkakan, diğerlerinden farklı olarak bundan başka kuru ağaç dallarına ve gövdelerine gagasıyla vurarak, ormanda yankılanan bir davul sesiyle şarkısına eşlik eder. üreme vaktinde bir ağaçkakanı ağaç gövdelerine yuva oyarken seyretme imkanını elde edenler, onun fevkalade darbe hızını anlayabilirler.











avrupa ve asyada yaşayan büyük benekli ağaçkakan, ağaçlarda oyma işini yaparken saniyede 8-10 darbe indirir. daha ufak ağaçkakan çeşitleri ise, çok daha süratli darbeler indirebilirler. bu kuşun özellikle beyninin, günümüze kadar ciddi bir hasar görmeden nasıl olup da yaşamını idame ettirdiği "ornitholog"ların (kuş alimleri) alakasını çeken bir mevzudur.



ağaçkakanlar ağaç kabukları altındaki böcek ve larvaları yiyerek beslenirler. tabiat kitabının bu usta marangozları, ağaçların sert olan gövdelerini yontarak 10 kadar yuva odası yaparlar.





ilim adamları ağaçkakanın başının ve gagasının anatomik yapısından pekçok ilerlemelere yön verebilecek bilgiyi elde edebilmişlerdir. kuşların çoğunda kafatası kemikleri birleşmiş ve yekpare olarak birbirine kaynaşmış olup, gagaları da alt çenenin hareketiyle açılıp kapanır. ağaçkakanlar ise, yaptıkları işe ideal olarak, gagaları ile kafatası arasında süngerimsi dokudan müteşekkil bir şok absorbe edici sisteme sahip olarak yaratılmışlardır. bu elastik doku arabalardaki süspansiyonlardan çok daha harikadır. zira, bu süngerimsi doku, çok kısa bir vakit aralığında çok sayıdaki vuruşlara karşı koyabilecek yapıdadır.







kuş, kuru dal üstünde şarkı söylerken, bu doku her vuruşun darbe gücünü emer. böylece darbeler zararsız hale getirilerek, saniyede 10 veya daha fazla olan karşı darbelere, kafatasının eşine ender rastlanır bir düzen alması temin edilir. kuş yuvasını yapmak için ağaçları oymaya başladığı andan başlayarak, beynin gagadan geriye doğru hareketi sağlanır. böylece beyine gelen çok güçlü şok dalgası bir saniye içerisinde emilerek tesirsiz hale getirilir.

Kuslar ile ilgili gercekler

Kuşlar ile ilgili gerçekler

Kuşlar nereden geldiler ?





kuşlar, arka bacakları üstünde koşan, ufak, hafif kemikli, sıcak kanlı sürüngenlerden, dinozorlardan evrildiler.

kuşlar, sürüngenler gibi yumurtlarlar ve bacakları pullu olur. tüyleri, kendilerini sıcak tutmak üzere pullardan gelişmiş olabilir.





archaeopteryx adlı tanınmış fosil, yarı kuş yarı sürüngen gibi görünüyor. bundan 130 milyon yıl önce yaşamış olan archaeopteryx, yaklaşık 100 milyon yıl önce, kretase (cretaceous) adı verilen yerbilimsel çağda ortaya çıkan gerçek ilk kuşların atasına benziyor.









kuşlar nerelerde yaşarlar ?





kuşlar, yeryüzünde, kutuplar'dan ekvator'a, en sıcak çöllerden antarktika'nın soğuk buzullarına, ücra adalardan şehir merkezlerine kadar derhal hemen her yaşam ortamında yaşarlar. dünyanın bütün okyanuslarını, bu arada elbette havayı da yurt edinmiş durumdadırlar.















kuşlar neden uçarlar ?





kuşlar, yırtıcılardan kaçmak, yaşayıp yiyecek bulabilecekleri yeni yerler bulmak için uçarlar. bazı kuşlar, bunları yapmak için uçmaya gerek duymadıklarından uçma kabiliyetlerini yitirmiş durumdadırlar. yırtıcıların bulunmadığı galapagos adalarındaki uçamayan karabataklar, bir zamanlar uçabilmekte olan kuşlardan evrilmiş olsalar bile buna artık gerek duymuyorlar.





devekuşu gibi başka kuşlar, çok ağır olduklarından herhalde hiç uçamadılar. bu kuşların çoğu, yırtıcıların sinsice yaklaşıp üzerlerine atlayamayacakları açık yerlerde yaşarlar. bunlar, büyük koşuculardır.









kuşlar nasıl uçarlar ?





kuşların uçabilmelerinin tek sebebi, cüsselerine göre çok hafif olmaları. kemiklerinin içlerinin boş olması, dişlerinin ve idrar keselerinin bulunmaması, ağırlıktan tasarruf etmelerini temin eder. bunlara karşılık tüyleri, kanatları ve kendilerine güç veren çok büyük kasları bulunur.









kuşlar iyi görebilirler mi ?





kuşların görüşleri çok iyi, gözleri iri olur. çoğu, renkli olarak görür; renkli tüyleri ise, üreme hedefli gösterilerinde büyük önem taşırlar. baykuş gibi gececi kuşlar, son derece loş ışıkta çok iyi görürler, fakat renkleri çok iyi göremezler.





çoğu kuşun gözleri, kafalarının yan taraflarında yer alarak çevrelerini iyice





görebilmelerini temin ederler. bu, yaklaşan tehlikeleri görmelerine yardımcı olurken dünyayı çok yassı biçimde görmelerine yol açar. avcı kuşların ileriye bakan gözleri, nesneleri üç boyutta görebilmelerini sağlayarak hızlı hareket eden avları yakalamalarına yardımcı olur. bu kuşların görme duyuları, bizimkilerden 10 kat keskin olabilir.





çoğu kuşun işitme duyusu da harika olur. kulakları, insanlarınki gibi çıkıntılı olmaz. gözlerinin tam arkasında yer alan kulak delikleri, tüylerle kaplı olur.









kuşlar neler yerler ?





kuşların çoğu, enerjisi yüksek yiyeceklerden tohum, tane, kurtçuk, böcek, balık, memeli, hatta başka kuşları yer. daha azı ise ot gibi enerjisi düşük yiyeceklerden yemekle birlikte pekçok ördek, kaz ve kuğu, otlarla iyi beslenirler.





kuşların her bir türü, belli bir yiyecekten yemeye uyum sağlamışlardır. bazılarının gagası, yapraklardaki böcekleri toplamak için ufak, nazik yapıda olurken bazılarınınsa, yumuşak çamuru kazıp kurtçukları çıkartmak için uzun, diğerlerinin ise etleri parçalamak için kıvrık olur.









kuşlar neden tüylü olurlar ?





tüy, sadece kuşlarda bulunur. saçlarımız ve tırnaklarımız ile aynı maddeden yapılmış olan tüyler, içlerinde bir hava tabakası tutarak kuşları sıcak ve kuru olarak muhafaza ederken renkleri, yırtıcılardan gizlenmelerine ve rakiplerine gösteriş yapmalarına yardımcı olur. tüyler, hepsinden çok, uçmak için lazım geniş fakat hafif yüzeyleri (kanatları ve kuyruğu) temin ederler.









kuşlar nasıl ürerler ?





tüm kuşlar, yumurtlar. albatros, ancak her iki veya üç yılda bir yumurta yumurtlarken tavuskuşları, bir kuluçka döneminde 20 veya daha fazla yumurta yumurtlarlar.





yumurtaların kuluçka müddeti farklı olmakla birlikte, genellikle, kuş ile yumurtası ne kadar büyükse yumurtaların kuluçkadan çıkmaları o kadar uzun, ebeveynlerinin göstermesi gereken dikkat ise o kadar fazla olur.





kuşların çoğu, yuvasında yumurtlar; fakat bu yuva, deniz papağanı için eski bir tavşan kovuğu ile gök doğan için çıplak yar çıkıntısı arasında her şekilde olabilir. buna karşılık, çulhakuşları, birbirine örümcek ağıyla tutturulmuş 3. 000 kadar tüy ile yosun parçasından meydana gelen, bütünüyle kapalı, hoş yuvalar yaparlar.









kuşlar ne kadar yaşarlar ?





kuşların çoğu, çeşitli sebeplerden dolayı bir yıldan az yaşar; fakat ilk kışlarını





atlatabilen şanslı bireyler, 20 yıl veya daha uzun müddet yaşayabilir. deniz ve kıyı kuşları, genellikle daha uzun yaşarlar: 35 yaşında olduğu bilinen bir poyrazkuşu var.





kızılgerdan gibi yaygın bahçe kuşları, genellikle iki-üç yıl yaşarlar.

Kus rekorlari

Kuş rekorları

-dünyada yaklaşık 9. 700 türden toplam 100. 000. 0000. 000 (yüz trilyon) kuş bulunuyor olabilir.





-en büyük kuş, 2,74 m yüksekliği, yetişkin bir insanın iki katı olan 156,6 kg ağırlığı ile devekuşu. uçamıyor olmalarına şaşmamak gerek!



-uçan en ağır kuş, 18 kg'ye ulaşan ağırlığıyla afrika'dan kori toy kuşu ile bizdeki toy.



-kanat açıklığı en uzun kuş, 3,63 m'ye ulaşan kanat açıklığıyla gezgin albatros.



-en ufak kuş, 1,6 g ağırlığı ve gaga-kuyruk uçları arasında toplam 58 mm boyu ile kuba'dan arıkuşu.



-türkiye'deki en ufak kuş, 3,8-4,5 g ağırlığı ve 90 mm uzunluğu ile çalıkuşu.



-türkiye'deki en bol kuş: yaklaşık 15 milyon çift serçe, 10 milyon çift tarla çintesi, önceki kışın soğukluğuna, besin haline bağlı olarak her bahar çiftleşirler.



-türkiye'de en ender üreyen kuş: türkiye, telli turna, çöl koşarı, doğu kamışçını, ulu doğan, şah kartal, yeşil arıkuşu, çizgili ishakkuşu gibi çeşitlerin ürediği önemli bir coğrafyadır. değişik yaşam ortamlarında üreyen bu kuşlar türkiye'de değişik yerlerde çok az sayıda üremektedirler.







-dünyadaki en hızlı uçan kuş: rusya'dan kılçık kuyruklu sağan, saatte 171 km hıza ulaşır.



-dünyadaki en büyük yumurta: ağırlığı 1,78 kg olan devekuşu yumurtası, 24 tavuk yumurtasına denk.



-dünyadaki en ufak yumurta: ağırlığı 0,3 g veya daha az olan arıkuşu yumurtası.



-türkiye'deki en ufak yumurta: ağırlığı 0,7 g olan çalıkuşu yumurtası.



-türkiye'de görülen kuş çeşitlerinin sayısı: 456, bunun 304 ü türkiye'de üremektedir, 152 kuş türüyse yazlayan ya da kışlayan konuk türlerdir.

Atmaca

Atmaca

Accipiter



atmaca



bayağı atmaca (accipiter), accipitridae familyasından yırtıcı kuşları içeren cinstir.



kanatları geniş ve kısa, bacakları ve kuyrukları görece uzundur. accipiter cinsinin üyeleri dünyanın tüm ormanlık bölgelerinde bulunur. büyük ağaçlara, dallardan, içi yumuşak bir astarla kaplanmış yuvalar yaparlar. dişi, kahverengi lekeli beyaz yumurtalarının üzerinde dört ile beş hafta kuluçkaya yatar. yavruları beş ya da altı hafta sonra tüylenir.



koyu kurşuni ve kahverengi tüylü olup, göğsü beyaz kahverengi çizgilidir. kısa, yuvarlanmış kanatlı, yelpaze gibi açılan uzun kuyruklu olduğundan ağaçlar arasında rahatlıkla manevra yaparak avını takip eder. kıvrık, kısa gagalı olup, ince, uzun, yırtıcı pençeleri ile fare, kuş ve sincapları kapar. bodur ağaçlıklı ormanlarda barınır. çit ve yol kenarlarında gündüz avlanır. ağaçlar üstünde yuva kurar. yuvasının içini saç, kıl ve kök püskülleri ile döşer. senede 3-5 yumurta yumurtlar. erkeği dişisinden küçüktür. eşlerin her ikisi de yavrularına yiyecek taşırlar. türkiye'de yaşayanları, kış mevsiminde kuzey afrika ve hindistan'a göç ederler.











türler



accipiter albogularis



accipiter badius



accipiter bicolor



accipiter brachyurus



accipiter brevipes - yoz atmaca



accipiter butleri



accipiter castanilius



accipiter chionogaster



accipiter cirrocephalus



accipiter collaris



accipiter cooperii



accipiter erythrauchen



accipiter erythronemius



accipiter erythropus



accipiter fasciatus



accipiter francesii



accipiter gentilis - bayağı çakırkuşu



accipiter griseiceps



accipiter gularis - japon atmacası



accipiter gundlachi



accipiter haplochrous



accipiter henicogrammus



accipiter henstii



accipiter imitator



accipiter luteoschistaceus



accipiter madagascariensis



accipiter melanochlamys



accipiter melanoleucus



accipiter meyerianus



accipiter minullus



accipiter nanus



accipiter nisus - bayağı atmaca



accipiter novaehollandiae



accipiter ovampensis



accipiter poliocephalus



accipiter poliogaster



accipiter princeps



accipiter rhodogaster



accipiter rufitorques - fiji çakırkuşu



accipiter rufiventris



accipiter soloensis



accipiter striatus



accipiter superciliosus



accipiter tachiro



accipiter toussenelii



accipiter trinotatus



accipiter trivirgatus



accipiter ventralis



accipiter virgatus

Guguk kusu

Guguk kuşu

Guguk kuşun'un başka kuşların yuvalarına yumurtlayıp, yavrularını bu yuvalardaki ebeveynlere baktırdığını biliyor muydunuz ?...



dişi guguk, yumurtlama zamanı geldiğinde adeta vakit geçtikçe yarışır. sürekli uyanık ve dikkatli olan kuş, yapraklar arasında gizlenerek, yuva yapan çiftleri gözler. daha önceden iyi tanıdığı bir kuş türünün yuva yaptığını görünce ne zaman yumurtlaması gerektiğine karar verir. artık, yavruya bakacak kuş belirlenmiştir.



guguk, bakıcı kuşun yumurtlamaya başladığını görür görmez harekete geçer. kuş yumurtladıktan sonra yuvadan ayrılır ayrılmaz, hiç zaman kaybetmeden yuvaya gider ve kendi yumurtasını bırakır. ama burada çok akıllıca bir şey daha yaparak, yuvanın gerçek yumurtalarından birini aşağı atar. bu, yuvanın sahibi olan kuşun şüphelenmesini engelleyecektir.



dişi guguk kuşu, yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. bunun için seçtiği bir yuvayı uzun müddet gözetler. yuvanın sahibi uzaklaşınca, derhal yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de aşağı atarak durumun farkedilmesini engeller.











anne guguk kuşu, yavrusunun güvenilir bir yaşama atılması için şaşılacak kadar harika bir strateji ve zamanlama yapmaktadır. çünkü dişi guguk bir mevsimde 1 değil tam 20 tane yumurta yapar. buna ideal olarak, çok sayıda bakıcı ebeveyn saptayıp, bunları gözetlemesi ve yumurtlama zamanlarını iyi ayarlaması gerekir. anne gugukların iki günde bir yumurtlamaları ve her yumurtanın yumurtalıkta beş günde oluşması bu nedenle, kuşun kaybedecek bir dakikası yoktur.



on iki günlük bir kuluçka devresi geçirip yumurtadan çıkan guguk yavrusu, 4 gün sonra gözlerini ilk kez açtığında, ona çok müşfik davranan -ama esasında kendisinin olmayan- ebeveynleri ile karşılaşır. yumurtasından çıkar çıkmaz ilk işi de, ebeveynlerin olmadığı bir zamanda, yuvadaki diğer yumurtaları aşağı atmaktır. bakıcı ebeveynler kendilerinin sandıkları yavruyu büyük bir itinayla beslerler. yavrunun yuvadan ayrılacağı 6. haftaya doğru karşımıza küçük iki kuşun (ebeveynin) doyurduğu koca bir kuşun, yani guguğun enteresan görüntüsü çıkar.







dişi guguk kuşu, yumurtalarını başka bir kuşun yumurtalarının yanına bırakır. bunun için seçtiği bir yuvayı uzun müddet gözetler. yuvanın sahibi uzaklaşınca, derhal yuvaya gizlice bir yumurta bırakır. bu arada yuvadaki yumurtalardan birini de aşağı atarak, durumun farkedilmesini engeller.







yavru hangisi ?



bakıcı kuş, 6 hafta geçmesine ve guguk kuşu yavrusu kendisinin birkaç misli büyüklüğe ulaşmasına karşın annelik vazifesini itinayla sürdürür.



yavru guguk kuşunun yumurtadan çıkar çıkmaz yaptığı ilk iş yuvadaki diğer yumurtaları sırtlayarak yuvadan aşağı atmaktır. böylece yuvadaki bakıcı ebeveynler sadece kendisini besleyecektir.

Dokumaci kus

Dokumacı kuş

Yeşil ve taze yapraklardan ince uzun şeritler keserek, son derece sistemli hareketlerle, buldugu çatallı dallarda birbirine geçmis örgülerden meydana gelen sapasaglam yuvalar kuran bir canlı ıçın "bunları tesadüfen ögrenmiştir" demek olası müdür ?



elbette ki böyle bir kabiliyet karşısında "tesadüfen ögrenmiş" iddiası son derece yersiz bir açıklama olur.







dokumacı kuş ilk iş olarak kullanacağı malzemeyi toplar. ya yeşil ve taze yapraklardan kendine ince uzun şeritler keser ya da yaprakların orta damarlarını kullanır.



özellikle taze yaprakları seçmesinin ise elbette ki bir sebebi vardır.



kuru yapraklardan alacağı malzemeyi kontrol edebilmesi ve bunları dokumada kullanması çok kolay değildir, ancak taze yaprak lifleri ile bu işlemler çok kolay gerçekleşir. kuş ilk olarak çatallı bir dala, bir yapraktan kopardığı uzun bir lifin ucunu sararak işe başlar. bir ayagı ile lifin ucunu dalın üstünde tutarken, diğer ucunu gagasıyla idare eder.







liflerin düşmelerini önlenmek için onları düğüm atarak birbirlerine bağlar. öncelikle bir çember oluşturur; bu yuvasının girişidir. daha sonra ise gagasını mekik gibi kullanarak yaprak liflerini diğer liflerin üstünden ve altından sırayla geçirir. dokuma işlemi sırasında her lifin ne kadar çekilmesi gerektiğini de hesaplayabilmelidir. çünkü eger dokuması gevşek olursa yuva derhal çöker. bundan başka yuvanın son halini zihninde canlandırabilmelidir ki, duvarların ne zaman kavisleneceiğine veya dışarı doğru çıkıntı verileceğine karar versin.



girişi dokuduktan sonra yuvanın duvarlarını dokumaya başlar. bunun için baş aşağı durur ve içeriden çalışmaya devam eder. gagasıyla bir lifi diğerinin altına sokar ve sonra duyarlı bir biçimde dışarıda kalan ucunu tutar ve sıkıca çeker. böylece son derece muntazam bir dokuma oluşturur.



görüldügü gibi, dokumacı kuş yuvasını yaparken hep birkaç aşama sonrasını hesaplayarak hareket etmektedir. önce yuvası için en ideal malzemeyı toplar, yuvayı dokumaya rastgele bir yerden başlamaz. önce girişi oluşturur ve oradan duvarlara devam eder.

Kus yumurtalarindaki gizem

Kuş yumurtalarındaki gizem

Kuşlardaki olağanüstü tasarımlardan biri de yumurtalarında ortaya çıkar.



bize çok basit gibi görünen tavuk yumurtası'nın kabuğunda, golf topu girintilerini andıran 15 bin kadar gözenek bulunur. daha ufak bazı kuşların yumurtaları ise, ancak mikroskop altında görülebilen süngersi bir kabuğa sahiptir. bu girintili-çıkıntılı yapılar, kuş yumurtasına büyük bir esneklik kazandırmakta ve darbelere karşı direncini artırmaktadır.



yumurta tam bir paketleme harikasıdır. gelişmekte olan civcivin ihtiyaç duyduğu bütün besin ve suyu temin eder. yumurtanın sarısı, protein, yağ, vitamin ve mineraller içerirken, akı da bir su deposu işlevini görür.



gelişmekte olan civcivin besine ve suya olduğu kadar oksijen almaya ve karbondioksitini dışarı atmaya da gereksinim duymaktadır. civcivin bundan başka bir ısı kaynağına, kemiklerinin gelişmesi için kalsiyuma, suyunun korunmasına, bakterilerin bulaşmasına ve mekanik darbelere karşı bir koruma sistemine gereksinim duymaktadır. bütün bu ihtiyaçları yumurta kabuğu karşılar. civciv, kabuk zarlarının iç yüzeyinde bulunmakta olan bol damarlı bir katman aracılığıyla oksijen alır ve karbondioksitini atar. gaz alıp verme, erişkin hayvanlarda olduğu gibi akciğerlerle değil, kabuktaki ufak gözenekler yoluyla olur.









yumurta kabukları, şaşırtıcı ölçüde sağlam olmalarına rağmen, çok da incedir. bu özellik, kuluçkadaki ana ya da babanın ısısının, yumurtanın içerisine kadar basitçe iletilmesini temin eder.





gerekli bir kayıp



kuluçka dönemi sırasında, yumurtadaki suyun ortalama %16'sı gözeneklerden dışarı buharlaşarak kaybolur. biyologlar eskiden bu su kaybının, yumurta kabuğunun hava geçirebilen yapısı nedeniyle zorunlu, ama zararlı bir kayıp olduğunu düşünüyorlardı. halbuki son araştırmalar, bu su kaybının civcivin yumurtadan çıkması için lazım olduğunu göstermiştir. civcivin yumurtadan çıkarken gagasındaki yumurta dişini kullanarak kendisine bir delik açtığı ilk aşamada, fazla oksijene ve başını oynatacak kadar bir boşluğa gereksinim duymaktadır. bu ihtiyaçlar, yumurtadaki suyun kaybedilmesi, bu nedenle yer açılması ve bu açılan yerde daha çok oksijen bulundurulmasıyla karşılanır.



konunun daha da enteresan olan yönü, değişik yumurta kabuklarının su kaybetme miktarlarının da, uygun olan % 15-20 lik su kaybını sağlayacak biçimde ayarlanmış olmasıdır. örneğin, dalgıç kuşu yumurtasının su kaybetme oranı, daha kuru ortamda kuluçkaya yatırılan aynı büyüklükteki bir başka yumurtadan üç kat daha fazladır.







yumurtadaki dayanıklılık tasarımı



bir yumurta kabuğunun, gaz, su ve ısı işlemini düzenlemesi gerektiği kadar sağlam da olması gerekmektedir. kabuk, gelişmekte olan civcivi dış darbelere karşı koruyacak ve kuluçkaya yatan annenin ağırlığını kaldırabilecek kadar dayanıklı olmalıdır.



nitekim kuş yumurtalarına baktığımızda, son derece dayanaklı bir şekilde tasarlandıklarını görürüz. büyük kuşların yumurtaları genellikle sert ve esnek olmayan bir yapıya sahiptir. daha ufak kuşların yumurtaları ise yumuşak ve esnektir.



yumurta, civcivi 20 günlük kuluçka dönemi boyunca koruyacak kadar sağlam, ama dışarı çıkmasına imkan sağlayacak kadar da kırılgandır. pek çok kuşun yumurtası gizleme olmalarını sağlaycak renklerde yaratılmıştır. deniz kuşunun yumurtaları ise armut biçimindedir. bu, sarp kayalıklar için tasarlanmış uygun bir şekildir. darbe çemberler çizenbir yörünge izler.







tavuk yumurtaları nın kabukları sert ve gevrektir ancak yuvada birbiri üstüne yuvarlandıklarında kırılmaz. bu tür kabuk, esasında bütün iri yumurtalarda bulunmaktadır. bu sağlamlık, yumurtayı saldırganlardan korumaktadır. şayet bu sert ve gevrek kabukları ufak yumurtalarda olsaydı çok çabuk kırılırlardı. araştırmalar, ufak yumurtalardaki kabukların gevrek değil, ama dayanıklı ve esnek olduğunu göstermektedir. mümkün bir darbede esneyebilmeleri onları kırılmaktan kurtarır.



bir kabuğun gevrek ya da esnek yapıda olması, yalnızca civcivi korumak açısından değil, onun dünyaya geliş şekli açısından da belirleyici rol oynar. sert ve gevrek bir kabuktan çıkacak olan civcivin, kafasını ve bacaklarını çıkarmadan önce yumurtanın basık ucunda yalnızca bir-iki delik açması yeterlidir. böylece delikleri birleştiren bir takım çatlaklar oluşur ve civciv şapka şeklinde bir kapağı kaldırmakla özgürlüğüne kavuşabilir.

Ordeklerin enteresan ozellikleri

Ördeklerin enteresan özellikleri

Ördekler beslenirken iki teknik kullanırlar: bazıları yüzerken, dibe dalmadan böcekler ve bitkilerle beslenirler. bunları sıkça, başları ve gövdelerinin ön bölümü suya gömülü, kuyrukları kalkık şekilde yiyecek ararken görürsünüz. ördeklerin bazı çeşitleri ise suya dalarak besinlerinin derhal hemen tamamını suyun altından temin ederler. iri perdeli ayakları suya dalmalarına yardımcı olur, fakat bu sebeple karada yürümeleri zor olur. zaten üreme mevsimi dışında da sudan çıkmazlar.





ördek gibi su kuşları havayı vücutlarının içerisinde taşırlar.

bu, suyun üzerinde kalmalarını sağlayan sebeplerden biridir. bir ördeğin vücudunda ufak balonlara benzeyen hava kesecikleri vardır. bu kesecikler havayla dolduklarında ördeğin suyun içerisinde kalabilmesine yardımcı olurlar. ördek dalmak istediğinde hava keseciklerindeki havayı dışarıya pompalar. vücudunun içerisinde daha az hava kaldığı için kolaylıkla suyun içerisine batar.



ayrıca su kuşlarının çoğu çok iyi birer yüzücüdürler. iyi yüzmelerinin bir sebebi de ayak parmaklarının arasındaki ağlardır. bir ayaklarını geriye ittiklerinde bu ağlar onlara daha fazla itme kuvveti verebilmek için genişler.







erkek ördekler her zaman dişi ördeklerden daha parlak tüylere sahiptirler. yuvasında kuluçkaya yatmış dişiler için bu önemli bir korumadır. çünkü soluk renkleri sayesinde düşmanları onları göremediği için dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar. dişilerdeki ortama ideal soluk renkler ve kamuflaj biçimleri onları yakın uzaklıkta bile görebilmeyi olabildiğince zorlaştırır. erkek ördekler de yuva yapan dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine çekerler. bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek derhal havalanarak, çok fazla gürültü yapar ve düşmanı yuvadan uzaklaştırabilmek için elinden gelen bütün çabayı sarfeder.



kafile durumunda gezen ördeklerin erişkinleri yavrularla ender olarak ilgilenirler. erkekler kuluçkaya yatmaz ve yavrular yumurtadan çıktıktan birkaç saat sonra koşup yüzmeye, kendi başlarına beslenmeye başlarlar.



ördekler uçarken saatte 50 km. hızın üzerine çıkarlar. çevrelerindeki vahşi hayvanlara yem olmamak için de uçarken durmadan yön değiştirirler.

Devekuslarinin enteresan ozellikleri

Devekuşlarının enteresan özellikleri

Devekuşları dünyadaki en büyük kuşlardır. bir devekuşu yaklaşık 2,5 metre uzunluğunda ve ortalama 120 kilo ağırlığındadır. orta afrika'da gruplar durumunda yaşayan bu kuşlar uçma kabiliyetine sahip değildirler. uzun bacaklarıyla çok hızlı koşarlar, o kadar hızlıdırlar ki, hiçbir insan koşarak onlara yetişemez. devekuşu hayvanlar alemindeki en hızlı koşan iki bacaklı hayvandır ve 1 saatte yaklaşık olarak 70 kilometrelik bir hıza ulaşabilmektedir. devekuşunun her bir ayağında yalnızca iki parmağı vardır. bunun yanısıra bu parmakların biri diğerinden çok daha büyüktür. ve devekuşları sadece bu büyük parmaklarının üstünde koşarlar.



ayrıca, devekuşları hızlı koşmalarını sağlayan uzun bacakları sayesinde usta bir dövüşçüdürler. ayaklarıyla tekme atarlar ve pençeleriyle düşmanlarına karşı rahatça kendilerini savunurlar.









dünyanın bu en büyük kuşunun yumurtası da kuş yumurtalarının en büyük olanıdır. bu dev yumurtalar için kumda geniş bir çukur kazar ve buraya bütün yumurtaları yerleştirirler. fakat 10-12 tane yumurtladıklarında çukurun büyüklüğünü de ona göre ayarlamaları gerekmektedir. şayet devekuşu, çukuru, kumda değil de toprakta açsaydı, bu çok vakit alırdı ve kuşun çok fazla enerji harcamasına sebep olurdu. devekuşları kazmak için toprağı değil de en az emek harcadıkları kumu tercih ederler. sonra da yumurtaların üstünü basitçe yine kumla örterler.







devekuşları hakkındaki bir diğer enteresan bilgi de sürüdeki tüm yumurtaların bakımını tek bir dişinin üstlenmesidir. ancak yuva belli sayıda yavruyu barındırabildiği için bu dişi önceliği kendi yumurtalarına verecektir. devekuşları kendi yumurtalarını kabukların üstündeki hava delikleri sayesinde ayırt ederler.



yumurtadan çıkan yavrular savunmasızdır. her an yırtıcı bir kuşa yem olabilirler. ancak, yavrular bir tehlike ile karşılaştıklarında kendilerini korumak için yere yamyassı serilerek ölü taklidi yaparlar. bu şekilde, düşmanları onların ölü olduğunu düşünerek onlara saldırmaz. bu taklidi tüm yavrular aynı biçimde uygular.

Kugularin enteresan ozellikleri

Kuğuların enteresan özellikleri

Masmavi suların üstünde zarif ve uzun boyunları, iri gövdeleri ile bembeyaz kuğular gururlu bir şekilde yavaş yavaş süzülürler. görünüşteki bu asillik herkesin onlara hayranlık duymasını temin eder.







böylesine hoş ve estetik yaratıldıklarından, süs kuşu olarak bilinirler.



kuğu yavruları yumurtadan çıktıklarında çok çirkindirler. kahverengi ya da krem rengindedirler. kısa boyunlu ve sık tüylerle kaplı olarak yumurtadan çıkan yavrular birkaç saat içerisinde koşabilecek ve yüzebilecek duruma gelirler. anne ve babaları yavrularına birkaç ay boyunca itinayla bakarlar. sonunda çirkin yavru muhteşem bir kuğuya dönüşür. kuğuların 'trumpeter' adı verilen bir türü, gelişmekte olan yumurtalarının sıcak kalmalarını sağlamak için, yumurtaların üstüne otururlar. yalnızca bazen ayağa kalkarak yumurtaları çevirirler. böylece ısının her yere eşit dağılmasını sağlamış olurlar.







kuğular, hem su üzerinde hem de havada en hızlı ilerleyen su kuşlarıdır. suda karadan daha rahat yaşayan kuğular perdeli ayakları sayesinde çok hızlı yüzerler.







havalar soğuduğunda uçarak göç eden kuğular çok yüksekten ve çapraz bir hat biçiminde dizilerek uçarlar. bu esnada karşılaştıkları kuvvetli rüzgar akımını delmek için "v" şeklinde yol alırlar. bu akıllıca formül çok daha hızlı uçmalarını ve yolculuk süresince yorulmadan ilerlemelerini temin eder.







kuğular bataklıkların, derelerin, gölcüklerin dibinde buldukları bitkilerle beslenirler. uzun boyunları yiyeceğe ulaşmalarını kolaylaştırır. ördekler gibi suya dalabilirler ve kısa dalışlarında hiçbir güçlükle karşılaşmazlar. kuğuların bitkileri koparmasının yararlı bir yönü de vardır: bazı bitkiler toprak kabartıldıkça büyürler ve olgunlaşırlar.



işte kuğu yiyecek bulmak için dibi karıştırdıkça bitki örtüsünün gürleşmesini temin eder. böylece kendilerinden sonra yaşayacak hayvanlar için bol bol bitki yetişmesine neden olurlar.

Leyleklerin enteresan ozellikleri

Leyleklerin enteresan özellikleri

Leylekler, 1-1,5 m. boylarında, büyük bembeyaz kanatları, uzun siyah kuyrukları olan iri, göçmen kuşlardır. gagalarının ve uzun bacaklarının kırmızı olması leyleklere ayrı bir özellik katar.





leylekler her yıl kalabalık sürüler durumunda göç ederler. bunun nedeni soğuk bölgelerde yaşayamamalarıdır. göç eden leylekler bize yazın sıcak günlerinin müjdesini verirler. leylekler, yaz mevsiminde avrupa'dan kuzey afrika'ya, türkiye'den japonya'ya kadar uzanan ılıman alanda yaşamlarını sürdürürler. havalar soğumaya başlamadan güney yarımküre'ye, tropikal afrika'ya ve hindistan'a göç ederler.





leylekler bir yıl önce yaptıkları yuvalarını bulup tekrar oraya yerleşirler.





bir de leylekler deniz aşırı yolculuklara çıkmazlar. bunun sebebi yorulduklarında dinlenecekleri bir kara parçası bulamamaktan endişe etmeleridir. bu sebeple istanbul boğazı, cebelitarık ve süveyş kanalı gibi karaya yakın denizler üstünden seyahat etmeyi tercih ederler.











insanlardan kaçmayan leylekler yuvalarını binaların, ağaçların, odun yığınlarının ve bacaların tepelerine yaparlar. genellikle bütün leylek sürüleri beraber göç ederler. avrupa'ya ulaşınca belli bir müddet burada kalırlar. bir müddet sonra, çoğunlukla da nisan'ın ilk haftasında, erkek leylek dallardan hoş bir yuva yapar. az önce de söylediğimiz gibi her yıl aynı yeri seçer. yuvayı titizlikle korur ve sadece yiyecek aramak için, kısa sürelerle yuvadan ayrılır. leyleklerin bazı çeşitleri de bataklıklarda, ağaç tepelerinde yuva kurar ve topluluklar durumunda yaşarlar. aynı selvi ağacında, 12 büyük leylek yuvasına rastlayabilirsiniz.





leylekler farklı sesler çıkartarak değil de, gagalarını tıkırdatarak birbirleriyle anlaşırlar. bize sanki birbirlerinin aynısıymış gibi gelen 'tık tık'' sesleriyle pekçok şeyi anlatabilirler.





erkek leylek ve eşi bir araya gelince gagalarını tıkırdatıp, kanat çırparak dans ederler. bu dansın en büyük özelliği erkek leyleğin, dişinin dikkatini çekmeye çalışmasıdır.





leyleklerin hepsi aynı boyda olmaz. en ufak leylek türü, asya ve afrika'da yaşayan açık gagalı leyleklerdir. gagasını kapattığı vakit gaganın sadece başı ve sonu kapanır, ortası açık kalır. bu gaga leyleğin salyangoz ve midye kabuklarını daha kolay yiyebilmesini temin eder.

Kus tuylerinin yapisi

Kuş tüylerinin yapısı

Kuşların sürüngenlerden evrimleştiğini iddia eden evrim teorisi, bu iki ayrı canlı sınıfı arasındaki dev farkları hiçbir zaman açıklayamamaktadır.



kuşlar; içi boş hafif kemiklerden meydana gelen iskelet yapıları, kendilerine özgü akciğer sistemleri, sıcakkanlı metabolizmaları gibi özellikleriyle sürüngenlerden çok farklıdır. kuşlarla sürüngenlerin arasına aşılmaz bir uçurum koyan bir başka özellik ise, tamamen kuşlara has bir yapı olan tüylerdir.





tüyler kuşları bu kadar enteresan kılan estetik unsurlardan en mühimidir. "tüy gibi hafif" sözü tüyün o zarif yapısındaki kusursuzluğu açıklar niteliktedir.



temelde protein yapısına sahip olan tüyler keratin adı verilen bir maddeden yapılmıştır. keratin, derinin alt tabakalarındaki yaşlı hücrelerin besin ve oksijen kaynaklarından uzaklaşarak ölmesi ve yerlerini genç hücrelere terk etmesi neticesi meydana gelen sert ve dayanıklı bir maddedir.





kuş tüylerindeki harika yaratılış hiçbir evrimsel süreçle açıklanamayacak kadar komplekstir. tanınmış kuş bilimci alan feduccia, "tüylerin her özelliği aerodinamik işleve sahiptir. hafiftirler, kaldırma kuvvetleri vardır ve kolaylıkla eski biçimlerine dönebilirler" der.













feduccia, evrim teorisinin çaresizliğini ise şu biçimde kabul eder:



uçmak için böylesine tasarlanmış bir organın, nasıl olup da ilk başta başka bir hedefe yönelik olarak ortaya çıktığını anlayamıyorum.



tüylerdeki bu yaratılış, charles darwin'i de çok düşündürmüş, hatta tavus kuşu tüylerindeki harika estetik kendi ifadesiyle darwin'i "hasta etmiş"ti. darwin, arkadaşı asa gray'e yazdığı 3 nisan 1860 tarihli mektupta "gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. ama kendimi vakit geçtikçe bu probleme alıştırdım" dedikten sonra şu biçimde devam ediyordu:



şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. örneğin bir tavus kuşunun tüylerini görmek, beni hemen hemen hasta ediyor.









tüycükler ve çengeller



eğer bir kuş tüyünü mikroskop altına alır ve incelersek, karşımıza olağanüstü bir yaratılış çıkar. tüylerin ortasında hepimizin bildiği uzun ve sert bir boru vardır. bu borunun her iki tarafından yüzlerce tüy çıkar.



boyları ve yumuşaklıkları değişik olan bu tüyler kuşa aerodinamik özellik kazandırır. ancak daha da enteresan olanı, bu tüylerin herbirinin üstünde de, "tüycük" denilen ve gözle görülemeyecek kadar ufak olan çok daha ufak tüylerin bulunmasıdır. bu tüycüklerin üstünde ise "çengel" adı verilen minik kancalar vardır. bu kancalar sayesinde her tüycük birbirine sanki bir fermuar gibi tutunur. bu muhteşem yaratılışı daha yakından görmek için turna kuşunun tüylerinin sadece birisini ele alalım. bu tek tüyün üstünde, tüy borusunun her iki yanısıra uzanan 650 tane incecik tüy vardır. bunların her birinde ise 600 adet karşılıklı tüycük bulunur. bu tüycüklerin her biri ise, 390 tane çengelle birbirlerine bağlanır. çengeller bir fermuarın iki tarafı gibi birbirine kenetlenmiştir. birbirine çengellerle kenetlenen tüycükler, o kadar bitişiktir ki, duman üflendiği takdirde bile aralarından geçemez. çengeller gelişi hoş bir biçimde birbirlerinden ayrılırsa, kuşun bir silkinmesi veya daha ağır hallerde gagasıyla tüylerini düzeltmesi tüylerin önceki durumuna dönmesi için yeterlidir.



kuşlar hayatlarını devam ettirebilmek için tüylerini daima temiz, bakımlı ve her an kullanıma hazır tutmak mecburiyetindedir. tüylerin bakımı için kuyruklarının dibinde bulunmakta olan yağ keselerini kullanır. gagalarıyla bu yağdan biraz alarak, tüylerini temizler ve parlatır. bu yağ, yüzücü kuşlarda, suyun içerisinde veya yağmur altındayken suyun deriye ulaşmasına engel olur.



dahası kuşlar tüylerini kabartarak, soğuk havalarda vücut ısılarının düşmesini önler. sıcak havalarda ise tüylerini vücutlarına yapıştırarak, vücutlarının serin kalmasını temin eder.







tüy tipleri



vücudun çeşitli yerlerinde bulunmakta olan tüylerin her birinin görevi farklıdır. kuşun karnındaki tüyle kanat ve kuyruk tüyleri birbirlerinden değişik özellikleri mevcuttur. büyük tüylerden oluşan kuyruk tüyleri dümen ve fren görevini yerine getirir. kanat tüyleri ise, kanat çırpma anında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma kuvvetini artıracak bir yapıdadır. kuşun kanadını aşağı doğru çırpması sırasında, tüyler birbirlerine yakın duruma gelerek, aralarından hava sızması engellenir. kanatların yukarıya doğru kalkışı anında ise tüyler iyice açılarak aralarından havanın geçmesine elverişli bir pozisyon alır. kuşlar, uçabilme kabiliyetlerini koruyabilmek için belirli dönemlerde tüy döker. yıpranmış ya da yırtılmış büyük tüyler, görevlerini tam olarak yerine getiremedikleri için hızla yenilenir.