?

Kulak burun boğaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kulak burun boğaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sinuzit

Sinüzit

Bu hastalar sinüzit, burun etrafı kemik boşluklarının (paranazal sinüsler) iltihabıdır. dört çift kemik duvarlı boşluk sağlı sollu olarak buruna açılır. en büyükleri üst çene (maksilla) sinüsleridir; bunlar yanakların altındadır. kalbur kemik (etmoid) sinüsleri, burunla gözler arasında sağlı sollu dört veya daha fazla boşluktur. alın kemiği (frontal) sinüsleri alında kaşların üstündedir. kaması kemik (sfenoid) sinüsleri gözlerin arkasında, kafanın derinlerindedir. tüm bu sinüsler, " ostia" denilen deliklerle buruna açılırlar, bu deliklerin çapı, bir saman çöpünün çapından daha küçüktür. bu küçücük delikler burun iç zarının şişmesiyle veya koyu sümükle basitçe tıkanır; bakteriler, sinüsleri döşeyen ıslak ve sıcak zarda basitçe artar.

Disfaji (yutma guclugu)

Disfaji (yutma güçlüğü)

Yutma güçlüğüne (disfaji) bilhassa yaşlılarda olmak üzere bütün yaş gruplarında yaygın olarak rastlanır. disfaji terimi yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında güçlük hissetmeyi ifade eder. bu duruma çoğu tehlikeli olmayan ve geçici olan pekçok faktör sebep olabilir. yutma güçlüğü nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli patolojiye işaret eder. kısa bir müddet içinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmez ise kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

nasıl yutarız ?

insanlar katı yiyecekleri yemek sıvıları içmek ve vücudun ürettiği tükürük ve mukusu yutmak için günde yüzlerce kez yutma işlevini gerçekleştirirler. yutma işlevinin dört fazı vardır:

1) birinci faz yiyecek ve içeceklerin çiğnenerek yutmaya hazır hale getirildiği dönem.

2) ağız fazı boyunca, dil yiyecek ve içecekleri ağızın arka bölümüne iterek yutma yanıtını başlatır.

3) yutak fazında yiyecek ve içecekler çabucak yutaktan yemek borusuna geçer.

4) son faz olan yemek borusu fazında yiyecek ve içecekler yemek borusundan mideye geçer.

birinci ve ikinci fazlar istemli kontrol altında oluşurken,üçüncü ve dördüncü fazlar kendiliğinden oluşur.

yutma hastalıklarının nedenleri nelerdir ?

yutma fonksiyonu sırasındaki gelişi güzel bir kesinti yutma güçlüğüne sebep olabilir. yutma güçlüğü sağlıksız dişler, ideal olmayan takma dişler veya soğuk algınlığı gibi basit nedenlere bağlı olabilir. yutma güçlüğünün en yaygın nedenlerinden biri mideden yemek borusuna geri kaçıştır. bu durum mide asitinin yemek borusundan yutağa doğru yukarı hareketinin neticesi oluşur. diğer nedenler arasında cerrahi operasyonlar sayılabilir.

yutma hastalıklarını kim değerlendirir ve tedavi eder ?

yutma güçlüğü inatçı ise ve sebebi bilinmiyor ise bir kulak burun boğaz uzmanı, söz konusu hastanın hikayesini ele alarak muayenesini yapacaktır.

bu muayene, aynalar veya özel optik sistemle görüntüleme sağlayan endoskoplar kullanarak dilin arka bölümünün, boğaz ve larenksin incelenmesi yoluyla yapılır. şayet gerekli ise yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağı incelemesi, kulak burun boğaz uzmanı veya mide ve barsak hastalıkları uzmanı tarafından yapılır.

bunun sonucuna göre baryumlu yemek borusu geçiş filmi ile yutma mekanizması işlevlerinin değerlendirilmesi gerekebilir.

eğer özel patolojiler söz konusu ise,üst mide- barsak sistem filmi veya videofloroskopi ile beraber radyologla temasa geçilebilir. böylece yutmanın her dört fazınında değerlendirmesi yapılır. farklı kıvamda yiyecek ve içecekler kullanarak ve hastaya farklı pozisyonlar verdirerek, yutma kabiliyetini değerlendirilebilir. şayet yutma güçlüğü felç veya ilerleyici nörolojik hastalıklara bağlı ise nörolog tarafından değerlendirilmelidir.

semptomları nelerdir ?

yutma güçlüğünün semptomları şunlardır.

ağızda tükürük artışı

yiyecek ve içeceklerin boğaza takılması hissi

boğaz ve göğüste rahatsızlık hissi( mideden yemek borusuna kaçış var ise - reflu)

boğazda yabancı cisim veya parça hissi

uzamış veya belirgin yutma güçlüğüne bağlı yetersiz beslenme ve kilo kaybı

yutma sırasında basitçe geçmeyen yiyecek parçaları sıvı ve tükürüğe ve bunların akciğerlere aspire edilmesine bağlı olarak gelişen öksürük ve boğulma hissi.

tedavi yolları nelerdir ?

neden belirlenebilmişse, yutma güçlüğü tıbbi tedavi, yutma tedavisi veya cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilir.

bu hastalıkların pekçoğu tıbbi tedavi ile tedavi edilebilir. mide asit salgısını engelleyen ilaçlar kas gevşeticiler ve asit gidericiler var olan ilaçlardan birkaçıdır. tedavi yutma hastalığının nedenine göre düzenlenir. mideden yemek borusuna kaçış sıklıkla beslenme ve hayata alışkanlıklarını değiştirerek tedavi edilebilir. örneğin:

hazmı kolay yiyeceklerden meydana gelen bir rejim ile sık aralıklarla ve az oranlarda beslenmek

alkol ve kafeinden uzak durmak

kilo ve stresi azaltmak

uyku zamanından önceki üç saat boyunca yemek yemekten sakınmak

geceleri yatağın başını yükseltmek.

eğer bunlar yardımcı olmazsa yemekler arasında ve uyku zamanından önce asit giderici kullanmak rahatlama sağlayabilir.

birçok yutma hastalığı yutma tedavisinden yarar görebilir. yutma kaslarının beraber çalışmasını sağlayan ve yutma refleksinin oluşmasını sağlayan sinirleri uyaran özel egzersizler yaptırılabilir.

hastalara bundan başka yutma işleminin başarı belirten biçimde yapılmasına yardım edecek vücut ve baş pozisyonlarını öğretebilir.

yutma güçlüğü olan hastalardan bazıları yetersiz beslenme sorunu ile karşılaşırlar. mesleki terapist beslenme teknikleri ile ilgili hasta ve ailesine yardımcı olabilir. bu teknikler hastayı oldukça bağımsız kılar. diyetisyen veya beslenme uzmanı hasta için lazım olan yiyecek ve içecek miktarını ve ek besinlerin lazım olup olmadığını belirler.

cerrahi tedavi belirli bazı problemlerin tedavisinde kullanılır. darlık veya yapışıklık varlığında söz konusu alanın genişletilmesi lazım olabilir. kasların ileri derecede kasılması varlığında ilgili kasların genişletilmesi ve hatta serbestleştirilmesi lazım olabilir. bu yöntem kas kesilmesi olarak adlandırılır ve kulak burun boğaz uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

yutma güçlüğünün pekçok nedeni vardır. şayet inatçı bir yutma güçlüğünüz varsa bir kulak burun boğaz uzmanına gitmeniz gerekir.

Agiz boslugu kanseri

Ağız boşluğu kanseri

Dudak, dil, ağız döşemesi, tükrük bezleri, yanak iç kısımları, diş etleri ve damağı etkileyen rezeksiyon

rezeke edilemeyen lezyonlar palyasyon amacıyla radyasyon tedavisi ve / veya kemoterapi ile tedavi edilirler.

cerrahi gereken hastalarda beslenme normal yara iyileşmesi için en mühimidir. oral almak imkansızsa nazogastrik ve / veya gastrostomi ile beslenme gerekebilir.

hastanın nutrisyon ve fizik durumu tolere edebildiği kadar etkin. diyet; hastalığın yayılımına ve çiğneme veya yutma yeteneğine bağlıdır.

tütün içilmesi veya dumansız tütün kullanılmasının önlenmesi

alkol kullanılmasının engellemesi

Kulak akintisi ve orta kulak iltahabi

Kulak akıntısı ve orta kulak iltahabı

Otitis media nedir ?

kelimelerin anlamına bakmak otitis mediayı tanımlar. ot=kulak, itis=iltihap ve media ise orta ya da daha doğru söylemle orta kulak anlamındadır. böylece otitis media orta kulak iltihabı olarak söylenebilir. bir veya iki kulakta meydana gelebilir. otitis media daha çok ufak çocuklarda görülmesine karşın erişkin insanları da etkileyebilir. en sık kış aylarında ve ilkbaharda görülür.

önemli midir ?

evet mühimdir. işitme kaybına yol açtığı için çocuğun öğrenme kapasitesini bozabilir. konuşma gelişimini tesirler. bundan başka ciddi kulak ağrısına ve kulağa komşu yapılara iltihap geçmesine sebep olabilir.

acilen ve etkili biçimde tedavi edilirse problem büyümeden düzelir, işitme derhal normale döner. dolayısıyla otitis media belirtilerini tanımak ve başlangıçta tıbbi girişimde bulunmak çok mühimdir.

orta kulak nasıl görev yapar ?

orta kulak bir bezelye büyüklüğünde havayla dolu boşluktur. dış kulak yolu ile kağıt kalınlığında olan kulak zarı ile ayrılmıştır. kulak zarına üç adet ufak kulak kemikçiği tutunmuştur. ses dalgaları kulak zarına çarptığı vakit titreşir ve kemikçikleri harekete geçirir. kemikçiklerin hareketi iç kulağa iletilir, bu hareketle oluşturulan sinir uyarıları beyine gönderilir. sağlıklı bir orta kulak, kulağın dışındaki hava ile aynı basınçta olmalıdır. ancak bu taktirde serbestçe titreşim oluşabilir. hava orta kulağa östaki borusu denilen dar bir tüp yoluyla girer. cerrahi olarak oluşturulan açıklık, iltihabi olay tam iyileşmeden kapanabilir. seröz otit denilen kulakta su birikiminde bu problemle baş etmek için kulak zarına içi boş bir tüp yerleştirilebilir. buna havalandırma tüpü denilir. orta kulakta hava basıncının atmosfer baskısı ile eşitlenmesini temin eder. orta kulakta sıvı birikimini engeller. çocuğun işitmesini düzeltir.

tüp orta kulak iltihabının tamamen düzelip östaki borusunun normal çalışmaya başladığı zamana kadar yerinde bırakılır. bu müddet bir kaç haftadan bir kaç aya kadar değişebilir. bu müddet içerisinde çocuğun kulağına su kaçmaması temin edilmelidir. aksi taktirde iltihabi olay tekrardan tekrarlar. bu tedbir dışında tüp bir problem yaratmaz. tüp takıldıktan sonra çocuğun işitmesinde belirgin bir düzelme olduğunu ve kulak enfeksiyonlarının sıklığındaki azalmayı fark edeceksiniz. orta kulak iltihabı kronik olarak iltihaplanmış geniz eti ve bademcikler sebebi ile bazen tekrarlayabilir. şayet böyle bir sorun varsa geniz eti ve bademciklerin alınması gerekebilir ve aynı anda kulağa tüp takılabilir. alerjiler de kontrol altına alınmalıdır.

hatırlayınız

orta kulak iltihabı vakit geçirilmeden ve ideal biçimde tedavi edilirse ciddi problem değildir. doktorunuzun yardımıyla çocuğunuzun daha iyi hissetmesini ve daha iyi duymasını sağlaya-bilirsiniz. tedavi planına uymaya dikkat ediniz. hastalığın tam olarak düzeldiğini söyleyinceye kadar kontrollerinizi yaptırınız.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Agrisiz bademcik ameliyatlari

Ağrısız bademcik ameliyatları

Bademcikler boğazımızın her iki yanısıra yer alan ve dışarıdan gelen mikroplara karşı savunma sistemimizin bir parçası olan organlarımızdır. savunma görevi sırasında bademcik iltihabı dediğimiz operasyon sırasında meydana gelen açık yara ise yutkunurken ağrıya neden olmaktaydı.

endoskopik cerrahilerde ve damar cerrahisinde uzun süredir kullanılan ısı ve baskı ile dokuların kanamasız ayrılmasına dayanan teknolojinin bademcik ameliyatlarında kullanılabilmesi için geliştirilen thermal welding yöntemi sayesinde bademcik ameliyatlarında çok büyük kolaylık sağlanmaktadır. ameliyat sonrasında ağrı çoğu zaman hiç olmamakta ya da olabildiğince hafif hissedilmektedir. yeni teknik ile ameliyat sırasında kanama olmamakta ve ısı-basınç tesiri ile damar uçları kapanarak ameliyattan sonra da kanama ihtimali minimuma indirilmektedir.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Agiz kokusu

Ağız kokusu

Ağız kokusu sosyal yaşantımızı negatif etkileyen, karşımızdaki kişiye daha ilk tanıştığımız anda tatsız mesaj veren bir rahatsızlıktır. kötü agız hijyeninin kaçınılmaz neticesi olsa da zaman zaman ne yaparsak yapalım kurtulamadıgımız bir hastalik olarak bizi rahatsız ediyor. pekçok kişi kendi ağız kokusunun farkına varıp hekime gitse de, bazılarımız bunun farkına varmadan yaşıyoruz. çevremizdeki insanların bu durumu utanılacak bir sey olarak algilayıp uyarmaması neticesi belki de kendi ağız kokumuzun bilincine hiç varamayacağız.

ağız kokusundan yakınan kisi dişlerini daha sık fırçalamaya ve ağız hijyenine daha çok itina göstermeye başlar. kötü ağız hijyeninin yol açtığı hastalıklara bağlı olan ağız kokusu geçici bir müddet için geçse de ana neden ortadan kalkmadan kesin netice elde edilemez.

hastalar sıklıkla diş doktoru ya da kbb hekimine başvururlar. gerçekten de ağız kokusuna yol açan en sık neden kötü ağız hijyeni, dişler üstündeki gıda birikimleri, diş çürükleri, bademcikler üstündeki iltihaplar ya da bademciklerin üstündeki ceplere yerleşen besin artıklarıdır. diş eti iltihapları, ağız içerisindeki objektif değerlendirilebilmesi için bir başkasının bu konuda yorum yapması gerekir. bu konuda objektif ölçümler yapabilmek için gaz monitörleri de kullanilabilmektedir.

ağız içerisinden kaynaklanan, bilhassa diş çürüğü, bademcik iltihabı gibi nedenleri olan durumlarda tedavi olabildiğince yüz güldürücüdür. ılaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda dişe yönelik müdahale ya da bademciklerin alinmasi gerekebilir. sebebi ne olursa olsun en önemli husus ağız hijyeninin iyi olması gerektiğidir. bu soruna yol açan ana neden yeterli ve gerektiği gibi ağız sağlığına önem vermemek ya da sigara içilmesi gibi nedenlerse, bunlar düzeltilmediği durumda tedavi sonrasi aynı sorunlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. bilhassa ağız kokusu olan kişilerin yalnızca dişlerini değil dillerini de fırçalaması kokuyu giderme konusunda daha etkili olacaktır.

bütün bunların yanısıra türkiye gerçeğini görmezden gelemeyeceğim. ülkemizdeki diş fırçası satışlarına bakıldığında diş fırçalama oranının yüzde 8 civarında olduğuna dair bir yazı okudum. hele hele diş ipi kullanma alışkanlığı hemen hemen hiç yok diyebilirim. ağız kokusu bir yana ağız içi kanserlerinin en büyük sebebi sigara, alkol tüketimi ve ağız hijyeninin kötü oluşudur. bunun yanısıra ağız hijyeni görüntü olarak da günlük yaşamınızda sizin hakkınızda ipuçları verir. dolayısıyla ağız sağlığına yalnızca estetik açidan değil ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini bilerek önem vermeliyiz. bütün bu kurallara uymamıza ragmen bu rahatsiz edici kokudan kurtulamıyorsak kesinlikle hekiminize başvurmalısınız.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Girtlak kanseri ve sigara bagimliligi

Gırtlak kanseri ve sigara bağımlılığı

Erken yaşlanmaktan korkuyoruz, kanserden korkuyoruz, kalp-damar hastalıklarından, cildimizin bozulmasından korkuyoruz. kimimiz erken ölmekten, kimimiz yaşlılıkta çekmekten korkuyor. şu bir gerçek ki sigara bütün bunlara neden oluyor.

kendimizi kandırmayalım. şayet sigara içiyorsak bütün bunları bilerek içiyoruz. başımıza sigara nedeniyle bir hastalik geldiginde nereden de çikti deyip şaşırmaya pek de hakkımız yok. bu gerçekleri artık sigara sirketleri bile yadsımıyor.

sigara tiryakileri arasında yapılan bir araştırmada yüzde 80' inin sigarayı bırakmayı diledikleri, üçte birinin en az üç kere ciddi birakma deneyimi yaşadıkları ortaya çıkmıstır. ancak 60 yaşından önce sigaradan kurtulma oranı yüzde 50' nin altındadır. kurtulamayanların yarısı da sigaraya bağlı nedenler yüzünden ölmektedir.



doğrusu sigarayı bırakmak istemeyen yüzde 20' yi anlamakta gerçekten zorlanıyorum. ancak insanoğlunun geliştirdiği ve vakit geçtikçe gerçekten inandığı savunma mekanizmalarının gücü tartışılmaz. geçirdigimiz kazada genellikle kaşıdan gelen dikkatsizdir. şu taşı kim koymuştur ayağımızı vurup acıtalım diye... yağmur yağıp mazgallar tıkandığında sokaklara eline geçeni atan bizler degil, her zaman belediye suçludur.

işte sigara konusunda da insana özgü savunma mekanizmasi devreye girer ve; ya biz içiyoruzdur ve bakin bir şey olmuyordur ya da hastalığın sebebi sigara değil üzüntüdür... ne yazik ki yapılan arastırmalar göstermektedir ki 25-69 yaş grubunda ölen insanlar yaşamlarının 20-25 yılını bu alışkanlık nedeniyle yitirmektedir. yani bu insanlar 20-25 yıl erken ölmektedir.

tüm bu çalışmalar göstermektedir ki sigara bağımlıları bu alışkanlığın etkisinden ve sonuçlarindan kurtulabilmek için daha ciddi biçimde çaba göstermelidirler. elbette psikolojik olduğu kadar fiziksel bağımlılığı da olan nikotinden kurtulmak için ilk olarak karar vermek gerekiyor.

- neden sigarayı bırakmak istediğinizi maddeler durumunda notlar alarak sıralamak,

- sigarayı bırakmak için kesin bir tarih belirleyip bunu çevrenizdekilerle paylaşmak,

- daha önceki sigara bırakma deneyimlerinde neden başarı belirten olamadığınızı irdeleyerek aynı hataları yapmamak,

- ilk günlerin zor geçeceğini baştan kabullenerek kendinize sigarasız yeni bir yaşam ortamı hazırlamak,

gibi önlemlerle sigaradan kurtulmak daha kolay hale getirilebilir.

nikotinin fiziksel bağımlılığı nedeniyle yoksunluk belirtileri arasında gerginlik, ses kısıklığı gibi bir bulguya yol açtığından kişiyi hastalık ilerlemeden hekime götürür. dolayısıyla erken tanı ve erken tedavi imkanı girtlak kanserlerinde son derece büyük yüzdeyle yaşanır. bu nedenle gırtlak kanseri tedavisi diğer kanser tipleriyle karşılaştırıldığında son derece yüz güldürücüdür.

tümör en sık ses telleri üstünde oluşmasına karşın zaman zaman gırtlaktaki diğer yapılardan ve kıkırdaklardan kaynaklanabilir. bu durumlarda şikayet nadir de olsa ses kısıklığından çok yutma güçlüğü ya da yalnızca kulağa vuran agrıi biçiminde olabilir. bilhassa sigara içimi gibi çok ciddi bir risk etkeni olan insanların bu stil şikayetleri önemseyip kesinlikle hekime başvurmaları gerekir.

sigara bırakma konusunda en önemli faktör sizsiniz. ancak siz bu kararı verdikten sonra elbette doktorunuzdan ve çevrenizden destek almanız size bu bağımlılıktan kurtulmada yardımcı olacaktır. hep sigaranın kişinin kendi sağlıgına ne kadar zararlı olduğundan bahsettim. unutulmamalıdır ki pasif sigara içiciliği de göz ardı edilemeyecek riskler içermektedir. dolayısıyla sigara bağımlılğının yalnızca bireysel değil sosyal bir hastalık olduğunu unutmayalım ve çevremizdeki bağımlılara sigarayı bırakmaları konusunda yardım edelim.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Dis gicirdatma

Diş gıcırdatma

Stresle diş sağlığı arasındaki negatif ilişkinin özünde bruksizm yani yorgunluk ve yutkunma güçlüğüne bile sebep olabilir. bilhassa sakak ve yanak bölgesindeki kasların aşırı çalışması neticesi kas ağrıları ve baş agrısına sebep olabilir.

çene ekleminde ağrı duyan ve hatta bu ağrıyı kulağında hisseden bir çok kişi esasında gece diş gıcırdatma sorununun mağdurudur. dişleri sıkma surasında çene eklemindeki yastıkçıklar ezilerek zedelendiğinden ağri ve işlev bozuklukları ortaya çıkar. kişi bilhassa ısırarak bir şey yemeye çaıştığında daha fazla ağrı hisseder.

elbette bruksizmin tedavisinde neden olan stresin tedavisi son derece mühimdir. etken ortadan kaldırıldığında problem kendiliğinden çözümlenecektir. ancak vakit içinde dişlerde kalıcı problemlere yol açmamasi için uykuda kullanılacak silikondan yapılan gece plagı diş doktorları tarafından uygulanmaktadır. bu arada kas gevşetici ilaçlarin da tedavide önemli bir yeri vardır.

diş gıcırdatmanın sebep olduğu saglık problemleri genellikle bruksizmin erken evrelerinde değil, ilerleyen vakit içinde ortaya çıkmaktadır. bulguların ortaya çıkması hastalığın ilerlediğini ve kişinin uzun zamandır bu problemi yasadığını göstermektedir. diş hastalıklarının bütün vücut sağlığımızı etkilediğini göz önüne alarak yakınmalarımız kalici sorunlara dönüşmeden bir diş hekimine başvurmalıyız.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Siz ve tikali burnunuz

Siz ve tıkalı burnunuz

Burun tıkanıklığı, nefes almada güçlük çekme insanoğlunun en eski şikayetlerinden biridir. bazıları için bu çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok güçlük çeker.

doktorlar burun tıkanıklıklarının nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında zaman zaman benzer noktalar da olabilmektedir. bilhassa şikayetlerine birden çok şeyin sebep olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır.

yapısal

bu sınıf içerisinde, burun ile ince bir kıkırdaktan meydana gelen ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği gelişi hoş bir kaza neticesi oluşmaktadır. kaza çocukluk çağında olmuş olabileceği gibi unutulmuş da olabilir. yenidoğan bebeklerin yüzde yedisinde doğum anında burun zedelenmesi olabilmektedir. şu bir gerçektir ki, insan yaşamı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. şayet bunlar soluk almayı güçleştirirse dekonjestan ilaçların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir. tüm bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelecektir. üstelik şayet olay yeterince uzun sürerse kan damarları elastikiyetini kaybeder ve olay geri dönülmez bir duruma dönüşür. varisleşmiş damarlara benzerler. hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde aşağı kısımlar kanla dolar.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Grip-soguk alginligi ve antibiyotikler

Grip-soğuk algınlığı ve antibiyotikler

Soğuk algınlığı ve bakteri enfeksiyonları nedeniyle antibiyotik önerebilir. ancak bu tarz bir tedavi kesinlikle gerek olduğunda ve hekim tarafından başlanmalıdır. hem kendi sağlığımız hem de gelecek nesillerin sağlığı için reçetesiz antibiyotik kullanmamalı, maddi ve işgücü kaybına yol açan gripten korunmak için önlemimizi almalıyız.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Endoskopik goz nezlesi

Endoskopik göz nezlesi

Gözyaşı kesesi ve göz yaşı kanalı tıkanıklıklarına bağlı göz nezlesinin tedavisi cerrahidir. uzun yıllar bu ameliyatlar göz doktorları tarafından gözün buruna birleştiği bölgede bulunmakta olan göz yaşı kesesinin buruna ağızlaştırılması biçiminde ciltten girilerek yapıldı ve halen de yapılmakta. kulak burun boğaz alanında endoskopik cerrahinin gelişmesiyle birlikte burun içinin rahat görülebilmesi nedeniyle dışarıdan yapılan ve birtakım problemleri da beraberinde getiren bu klasik ameliyat yöntemine alternatif endoskopik gözyaşı kesesi ameliyatları gelişmiştir. endoskopik ameliyatlarda dışarıda herhangibir iz kalmaksızın tüm işlem burun içerisinden gerçekleştirilir ve gözyaşı kesesinin buruna bağlantısı sağlanır.

lakrimal sistem dediğimiz gözyaşını buruna ileten drenaj sistemi herhangibir nedenden dolayı tıkandığında kişide göz yaşarması şikayeti olur.



gözyaşı kanalı neden tıkanır ?

gözyaşı kanallarındaki herhangibir enfeksiyona bağlı, taş oluşması, yapışıklık oluşması gibi çeşitli nedenleri vardır

bulguları nelerdir ?

gözde yaşarma. zaman zaman iki taraflı da olabilir. göz burun arasındaki kesede şişlik ve kızarıklık. sabahları aşırı çapak ve anestezi altında yaklaşık 20dk lık bir sürede endoskopik teknikle bu tıkanıklık açılmakta ve bu müdehale sonrasında diğer klasik ameliyat tekniklerinde sık rastlanan ameliyat sonrası göz etrafında morarma ve şişlik, ağrı ve yara izi olmamaktadır. bütün bu üstünlükler nedeniyle endoskopik gözyaşı kesesi ameliyatları klasik cerrahiye tercih edilmekte ve her geçen gün yaygınlaşmaktadır.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Burun kanamalari

Burun kanamaları

Kişinin vücudunun gelişi güzel bir yerinden kan geldiğini görmesi son derece tedirgin edici ve paniğe sürükleyici bir durumdur. hele hele tam yüzümüzün ortasından, en görünür yerden yani burundan kan gelmesi ve bol orandaki kanamalar gerçekten korkutucudur.

birçok nedenden dolayı burnumuz kanayabilir. basit bir gribal enfeksiyon sırasında, burnumuza aldığımız bir darbeden dolayı, alerji nedeniyle burnunu kaşıyan çocuklarda da kronik tahrişe bağlı kanamalar olabilir.

araştırmalar sonrasında önemli bir hastalığa bağlı olmadığı saptanmış burun kanamalarından korkmayın. unutulmamalıdır ki burun kanamalarının yüzde 95' i burun ön bölgesinden kaynaklanmaktadır. önemli olan böyle bir taktirde nasıl müdahale edebileceğimizi bilmemizdir.

- ilk olarak başımızı dik tutmalı ve kalp düzeyinden yüksekte olmasına dikkat etmeliyiz.

- burnumuza olasıysa buzlu su yoksa musluktan bol su çekerek burun içini temiz ve soğuk hale getirmeliyiz.

- kanama hala durmamışsa burun deliklerimizi sıkabildiğimiz en kuvvetli biçimde sıkarak 5-10 dk. beklemeliyiz (yeterli basınçla sıktığımızı elimizi bıraktığımızda burun derisinin beyazlamasından anlayabiliriz).

- gazlı bez ya da pamuk tamponlarla kanama bölgesine baskı uygulayabiliriz. ancak kanama hangi tarata olursa olsun bu tamponu çift taraflı yapmakta fayda vardır.

- bütün bunlara karşın durmayan burun kanamalarında kesinlikle bir sağlık kuruluşuna başvurmalıyız.

sonuçta bizi sıklıkla korkutan burun kanaması çoğunlukla kolayca tedavi edilen ve kimi vakit yaşamımızı daha büyük tehditlere karşı koruyan bir hastalıktır. vaktinde ve doğru önlemlerle bu kanamalardan kurtulabilir ve tansiyon konusunda daha uyanık olarak vücudumuzu tehlikelerden korumuş oluruz.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Burun damlasi bagimliligi

Burun damlası bağımlılığı

Doktorların burun tıkanıklığı gibi problemlere karşı daha dayanıklı olacaksınız. unutmayalım ki burun damlalarına bağımlı olmamanın en kolay yolu hekime danışmadan bu tür ilaçları kullanmamak.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Cocuklarda sinuzit ve alerji

Çocuklarda sinüzit ve alerji

Çocuklardaki kulak burun bogaz hastalıklarıyla ilgili problemlerin çok büyük bir bölümü doğrudan ya da indirekt olarak alerji hakkındadır. çocukların %10' unda alerjik cerrahi yöntemle solunum yolunun açılması gerekebilir. hatta kronik sinüzit tanısı koyduğumuz hastalarımızda pediatrik grupta da endoskopik sinüs cerrahisi uygulamaktayız. endoskopların tıp alanında yaygın kullanımıyla birlikte burun cerrahisinde yeni bir dönem başladı ve eskiden uyguladığımız pekçok cerrahi tekniği artık kullanmaz olduk. eger medikal tedaviyle sinüzit iyi edilemiyor ise ve çekilen filmlerle de ameliyat gerekliliği saptanmış ise endoskopik sinüs cerrahisi çocuk hastalarda da başarıyla uygulanabilmektedir.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Cocuklarda isitme azligina dikkat

Çocuklarda işitme azlığına dikkat

Çocuğumuz seslendiğimizde birkaç defa tekrarlatıyor ve derslerde başarısında azalmalar olup televizyonun sesini çok açıyor yada yakından izliyorsa işitmesinde bir azalma olup olmadığı yönünde uyanık olmakta fayda var! bilhassa televizyonu yakından izleyen çocuklar ilk olarak göz hekimlerine başvuruyor. televizyonu yakından izlemenin ana sebebi olabilecek işitme azlıkları gözden kaçabilir. sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren, genellikle alerji yönünden değerlendirilmeleri ve gerekirse alerji testlerinin yapılması da düşünülmelidir. orta kulakta sıvı toplanması nedeniyle kulak zarına yerleştirilen havalanma tüpü ameliyatları sık yapılan ve işitmeyi düzelten bir operasyondur. yerleştirilen tüp 6 ay gibi bir müddet sonunda sıklıkla kendiliğinden çıkmaktadır. ileride kalıcı bir işitme bozukluğuna yol açmamak ve bilhassa bilgi topladığı eğitim yıllarında çocuklarımızı yaşıtlarından geri bırakmamak için işitme konusunda uyanık olmalı ve geç kalmadan hekime başvurmalıyız.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Kulak kiri bir hastalik mi ?

Kulak kiri bir hastalık mı ?

Birçoğumuz kulağımızda bazen biriken kirlerden şikayetçiyizdir. hele bazılarımız bu birikintileri temizlemeyi takıntı durumuna getirip her fırsatta pamuklu çubuklarla gayretli bir temizliğe kalkışmaktayız. hiç düşündünüz mü madem devamlı temizlenecekti acaba bu kulak kiri dediğimiz salgı neden var diye ?

dış kulak yolu

gerçekten de dış kulak yolu dediğimiz yani kulak kepçesinden kulak zarına kadar uzanan kanalın yaklaşık üçte birlik dış kısmında, tüylerle örtülü bölümde bizim kulak kiri olarak tanımladığımız ve esasında kulağın mikrop kapmaması, kendini dış etkenlerden koruyabilmesi için ürettiği ve serumen adını alan salgı bulunur.

buradaki salgının mikropları öldürücü ve dışarıdan gelen yabancı maddeleri tutucu yapışkan bir tesiri vardır. aynı zamanda normal bir insanda buradaki tüyler üretilen bu salgıyı dışarıya doğru atma hareketiyle temizler ve yeni salgı üretimine olanak verirler. olabildiğince dar olan bu kanalın içerisindeki salgıyı temizlemeye çalışırken kulağın kendi kendini temizleyemeyeceği derin bölgeye iterseniz burada buşon dediğimiz gerçek kulak kirlerinin oluşmasına neden olursunuz. işte bu taktirde artık sizin temizlik dediğiniz işlem tıbben bir hastalık olan buşona sebep olur ki bu birikintinin kesinlikle hekim tarafından temizlenmesi gerekir.

kulağı temizletmek zararlı mı ?

en sık sorulan sorulardan biri de & lsquo; kulağımı hekime temizletmeli miyim ?' sorusudur. elbette sağlıklı bir kulağın hekim tarafından temizlenmeye gereksinimi yoktur. baştan beri anlattığım gibi kulak zaten kendi kendini temizleyebilen bir organdır. ancak dış kulak yolunu tamamen tıkamış ve artık kulağın kendi başına temizleyemeyeceği bölgede ve miktar olarak fazla sert bir kirin oluşmuş olması elbette temizlenmesini gerektirecektir. işte bu noktada bir kısır döngü başlamaktadır.

bu kire neyin sebep olduğu çözümlenmezse elbette tekrardan oluşacak ve tekrardan temizlik gerekecektir. yani kulağın tekrardan temizlenmesinin sebebi bir kere arınmış kulağın bu temizliğe alışması ve tekrardan temizlenmeye ihtiyaç duyması değil, neden ortadan kaldırılmadığından dolayı tekrardan temizlik gerekmiş olmasıdır.

kulak kaşıntısı ve kulak kiri

bazı bünyelerde kulak salgısı üretimi daha fazladır. bilhassa yağlı ciltlerde bu salgı daha yoğun bir biçimde üretilir. kuru ciltlilerde ise salgı daha az ancak kuru bir biçimdedir. alerjik insanlarda, şampuan ve sabunlu suyun kaşıntıya neden olmasına bağlı daha fazla kulak kiri oluşması ve daha sık dış kulak yolu enfeksiyonları gözlenir. kaşıma sırasında çok ince olan kulak yolu derisinde çizilmeler olup mikroplara davetiye çıkartılır. dolayısıyla kulak kaşıntısı olan kişiler problemi kaşıyarak değil hekime başvurarak çözümlemelidirler. detaylı bir kulak muayenesi neticesi doktorunuz size tedavi konusunda yardımcı olacaktır.

elbette kulağınızı hiç temizlemeyin demiyorum. ancak kulak kanalına temizlik amacıyla pamuklu çubukları sokmayın diyorum. dış kulak yolundaki doğal temizlik sisteminin görünür bölüme ittiği salgıyı ve banyo sonrasındaki ıslaklığı fazla derine ilerlemeden temizlemekte elbette bir sakınca yoktur. ancak bunu bir takıntı durumuna getirmemeli ve haftada iki defadan fazla yapmamalıyız. unutmamalıyız ki kulak kiri dediğimiz salgı esasında kulağın kendini korumak için ürettiği doğal bir koruyucudur.

kaynak: op. dr. abdülkadir göksel

Kulaginizi karistirmayin

Kulağınızı karıştırmayın

Kulak kaşıntısı birçoğumuzu rahatsız eden tatsız bir durum. bilhassa yaz aylarında sıcağın da tesiri ile aşırı terleme ve netice olarak alerji yaptığını bildiğiniz gıdalardan uzak durun (domates, çikolata, kızartma gibi)

- banyo yaparken kulaklarınıza bilhassa sabunlu ve şampuanlı su kaçmamasına dikkat edin.

- olasıysa havuza, denize girerken kulak tıkacı kullanın.

- açıldıktan sonra 15 gün geçen kulak damlalarını tekrardan kullanmayın.

- kulağınızı kaşımış iseniz peşinden suyla temas etmeyin.

bazı vücut direncini düşüren hastalıklar kulak enfeksiyonlarına yatkınlık oluşturabilir. (diabet gibi) bu durumlarda kesinlikle alttaki ana hastalığın da beraberinde kontrol altına alınması gerekmektedir.

basit gibi görünen kulak kaşıntısı yaşamı bir çoğumuza zehir edebilir. alınacak tedbirler ve bir miktar irade bu durumdan kurtulmak için yeterli. tehlikeli neticeler doğurmadan ve ciddi tedaviler gerektirmeden bilhassa yaz aylarında kulak bakımımıza dikkat etmeliyiz. unutmayın kaşıntı hissi siz üstüne gittikçe artan bir algıdır. yani siz kaşıdıkça kulağınız daha çok kaşınacaktır.

Saman nezlesi

Saman nezlesi

Saman nezlesi nedir ?

saman nezlesi tanımı yanlış adlandırılmaktadır. çünkü saman bu olaya neden olmaz. hastalık; akan / kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısı ve burun, boğazda çok oranda akıntıdan oluşmaktadır. havayla solunan parçaçıklara karşı gelişen alerji buna neden olmaktadır.

yaz gribi ise bilinen dekonjestan kullanın.

7. yatağınızın baş tarafı yukarı kaldırılmış bir biçimde uyuyun. bunun için yatağınızın baş tarafındaki ayakların altına birer tuğla koyabilirsiniz.

8. genel sağlık kurallarına uyun.

hergün egzerzis yapın.

sigarayı bırakın ve diğer hava kirliliğine neden olan şeylerden uzak durun.

dengeli beslenin karbonhitratları aza indirin.

dietinizi vitaminler ve özelliklede c vitaminiyle destekleyin.

10. doktorunuzun tavsiyelerine uyun

kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. çünkü kuru ev içi havası pekçok alerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.

doktorunuz sizin için ne yapabilir ?

kulak burun boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muayenesi yapacaktır. dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetlerinize gelişi güzel bir enfeksiyonun yada yapısal bir bozukluğun yol açıp açmadığına ve bunlara yönelik ideal tedaviye karar verecektir.

alerji tedavisinde bir çok ilaçtan yararlanılmaktadır ve dokturunuz bunlar arasından size en ideal olanını seçecektir. bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar vardır. şüphelenilen bir alerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmalığınıda kapsamaktadır. sonuçta ayrıntılı bir hikaye ve iyi bir muayeneden sonra doktorunuz hangi maddeye karşı alerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir.

solunum havasındaki alerjenlerin tek tedavisi spesifik olarak o alerjene karşı antikor oluşturacak enjeksiyonlar yapmaktır. bundan önce hassasiyetinizin gerçek sebebi bulunmalıdır. alerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. modern testler yalnızca hangi maddeye karşı alerjiniz olduğu değil bu alerjinin seviyesi de ortaya çıkmaktadır. bu, şayet enjeksiyon gerekiyorsa başlanabilecek en yüksek dozla itibaren tedaviye yanıtı en kısa zamanda almamızı temin eder.

Ucuk ve aft

Uçuk ve aft

Ağzınızda; konuşmanıza ve yemek yemenize engel olacak kadar şiddetli ağrıya yol açan bir yaranız varsa bilin ki yalnız değilsiniz. pek çok sağlıklı insan tekrarlayan ağız yaralarından şikayetçidir.

en sık karşılaşılan tekrarlayan bakteri ya da bir virüs olmadığı için lokal yayılımı ya da bir başkasına bulaşması söz konusu değildir.

tedavi

tedavi doğrudan olarak az önce bahsedilen rahatsızlık verici durumların ortadan kaldırılması ve enfeksiyondan korunma ile olur.

triamkinalon gibi haricen kullanılan bir kortikosteroid ilacı da yardımcı olur. günümüzde kesin tedavisi bulunamamıştır.

diğer yaralar:

iki haftadan uzun süren iyileşmeyen ağız yaralarında hekiminize ya da diş doktorunuza başvurmalısınız.

Alerji

Alerji

Alerji, tedavisi uzun süren bir kulak burun boğaz hastalığıdır. atopik dermatit (egzema)

. alerjik rinit

. alerjik astma

alerjik rinit çoğunlukla göz alerjisi (konjunktivit) ile birlikte olabilir. atopik kişiler genetik olarak ige tipi antikorlar üretme eğilimindedir. bu ige antikorları da çevrede bulunmakta olan ve normalde zararsız olan alerjenlerle (polenler, ev tozları vb) etkileşime girerek alerjik reaksiyonu başlatır.

kalıtım alerjiyi nasıl etkiler ? bir çocuk şayet bir ebeveyni alerjikse %30 alerjik olma riski taşır. şayet her iki ebeveyni de alerjikse alerji gelişme riski %60 dır. bununla birlikte alerjiler ikinci nesilde görülmeyebilir.

solunumsal alerjenler

ev tozları: ev tozlarının miktarı evin yerine, bulunduğu yerin iklimine, deniz düzeyinden yüksekliğine göre büyük miktarda değişir. evden eve (bir çiftlik evi ile apartman dairesi aynı değildir.) veya bir evin değişik odalarında da değişkenlik gösterebilir(banyo ile yatak odası bir değildir). fakat değişmeyen bir şey vardır ki ev tozları bir alerjen deposudur. ev tozları içerisinde alerjiye sebep olan etken mite (akar) dediğimiz ev tozu böceğidir.

mite (akar) lar: akarlar ufak örümcek benzeri canlılardır ve gözle görülemezler. ortalama 0. 3 mm. uzunluğundadırlar. ev tozları içerisinde yaşayan ve solunum yolu alerjileine neden olan iki önemli akar türü vardır. dermatophagoides pteronysinnus ve dermatophagoides farinea bunların latince adlarıdır. akarlar insanların deri döküntüleri ile beslenirler. başlıca yatak içerisinde (yastıklar,yatak,yorgan vs.) yaşarlar, çünkü deri döküntülerinin en fazla bulunduğu yer buralarıdır. depo, silo gibi yerlerde de yoğun olarak bulunurlar. akarların dışkılarıda alerjiktir. yataklardan alınan bir gram tozda 2000 ile 15000 arasında akar bulunabilir. ev tozu akarlarına karşı olan alerji; astma ve rinit, nadirende konjonktivite yol açar. yakınmalar bilhassa uykudan uyanınca başlar. belirtiler yıl boyu sürer ancak sonbahar ve kışın kötüleşme gösterebilir.



polenler: polen bitkilerin erkek tohumudur. bitki çeşitlerine bağlı olarak çok değişik biçimleri olan ince taneciklerden meydana gelir. ortalama boyutu 0. 05 mm'dir. bu da çıplak gözle görülemeyeceği anlamına gelir. polen tanecikleri pekçok alerjik protein içerirler. bu taneciklerin ufak ve ince olanları rüzgar yolu ile dağılırlar. (anemophilus polenler), daha büyük olanları ise böceklerle taşınırlar. (entemophilus polenler) rüzgarla dağılan polenler daha alerjeniktirler ve geniş alana yayılabilirler. dolayısıyla bu polenlere karşı alerjisi olan kişilerin çevrelerinde bitkiler olmadığı halde şikayetleri ortaya çıkabilir.

böceklerle dağılan polenler parlak renkli ve hoş kokulu (böcekleri cezbetmek için) çiçekleri olan bitkiler tarafından ufak oranlarda üretilirler. dağılım yolu sebebiyle atmosferde bulunmazlar ve ufak oranda üretildiklerinden bu polenlere karşı az sayıda insan alerjiktir. polen alerjisine yol açan başlıca üç bitki ailesi vardır. bunlar çayır otları, ağaçlar, yabani otlardır. alerji hastaları havadaki polen konsantrasyonunun belli bir seviyesi geçmesinden sonra alerjik belirtiler gösterirler. bu polen konsantrasyonu türlere göre değişmekle beraber havada her metreküp te 10-20 tanecik olarak hesaplanmıştır.

ağaçlar ocak-mayıs arası, çayır otları mayıs-temmuz arası, yabani otlar temmuz-ekim arası polen verirler. polenlere karşı olan alerji alerjik rinit, alerjik konjunktivit, alerjik astma ve akut ürtiker biçiminde ortaya çıkabilir. yakınmalar yalnızca yılın belli zamanlarında olur ve diğer aylarda kişi tamamı ile sağlıklıdır.

küf mantarları: küf mantarları gözle görülmeyen alerjik tesiri olan sporlar üretirler. renkleri türden türe değişir. ev dışında (çürüyen bitkiler üstünde veya havada) bulunabilecekleri gibi ev içerisinde (evin güneş görmeyen nemli yerlerinde) de bulunabilirler. polenler gibi atmosferdeki spor sayısı hava koşullarına bağlıdır. havanın sıcak ve nemli olduğu zamanlarda, örneğin yazın sonlarına doğru ve erken sonbaharda en fazladır.