?

Romatizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Romatizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Behcet hastaligi

Behçet hastalığı

Tanımı



ilk defa1937 yılında bir türk hekimi olanhulusi behçet tarafından teşhis edilen ve dolayısıyla uluslararası tıp camiasında behçet hastalığı ya da behçet sendromu olarak isimlendirilen hastalık; bilhassa deri altı, göz, beyindekikan damarlarının iltihaplanmasına yol açan, nedeni bilinmeyen. nadir görülen, bağışıklık sistemi hakkında bir hastalıktır.

daha çok 30-40 yaşlarında ve erkeklerde görülür. behçet hastalığı baştatürkiye olmak üzereçin' e kadar uzanan ipek yolu üstündeki ülke insanlarında diğer ülkelere kıyasla daha sık sık rastlanmaktadır, fakat yine de dünyanın her yerinde behçet hastalığı görülmektedir. dünya'da en çokjaponya, türkiye veisrail'de görülür. abd' de de yaklaşık 20. 000 kişi behçet hastasıdır. bu yüzden hastanın ırkına ve bulunduğu ülkeye bakılmaksızın behçet hastalığı olasılığı mutlakadeğerlendirilmelidir.

behçet hastalığı bulaşıcı değildir. her ne kadar hastalığın kalıtımsal olduğuna dair şüpheler olda da bu sav ispatlanmış değildir.

iki kardeşten biri behçet hastası iken diğeri gayet sağlıklı olabilir.

behçet hastalığının teşhisi

behçet hastalığı belli spesifik semptomların (rahatsızlıkların) varlığı ile teşhis edilir. semptomların bütününün aynı anda ortaya çıkması koşul değildir. bazı semptomlar hastalığın ilk yıllarında yok iken bir kaç sene sonra ortaya çıkabilirler. dolayısıyla semptomlar ortaya çıktıkça bir yerlere yazılması ve dökümante edilmesi mühimdir. bir hekimin görmesi için örneğin deride çıkan yaraların polaroid resmi çekilebilir. behçet hastalığında görülen bazı semptomlar aynı zamanda lupus, lyme ve crohn gibi hastalıklarda görülebilmektedir. behçet hastalığı teşhisi konmadan önce diğer hastalık olasıklıklarını dikkate almak ve değerlendirmek için kan testleri ve/veya biyopsiler yapmak gerekmektedir. teşhiste yararlı olan fakat behçet hastalığının ölçütü olarak kabul edilmeyen diğer semptomlar ise;





subcutaneous thrombophlebitis (deri yüzeyinin altındaki bir damarın enflamasyonu)

derinin iyice altında yer alan bir damarın thrombosisi (kanın pıhtılaşması)

epididymitis (testislerde enflamasyon)

arterial oklüzyon

merkezi sinir sisteminin tutulumu (harekette veya konuşmada zorluk yaşanması)

şiddetli baş ve boyun ağrısı (aseptik menenjit ihtimali)

eklem ağrıları veya artirit

hastanın ailesinden gelişi güzel birinin behçet hastası olması

bunların yanında aynı zamanda aşırı yorgunluk hissedebilirsiniz- yorgunluk bir çok bağışıklık sistemi hastalığında sorun olabilir.

belirti ve bulguları :

behçet hastalığı kendine özgü belli bulguların varlığı ile teşhis edilir. majör ölçütler denenve bu hastalıkta görülen belirti ve bulgular şunlardır:

- ağızdaki tekrarlayan aftlar (aftöz ülserler)

- göz belirtileri: iritis, iridosiklitis, hipopiyon

- genital bölgedeki yaralar ve nongonakoksik üretrit

- deri lezyonları: eritema nodosum, yüzeyel tromboflebit,deride püstüller, deride paterjik reaksiyon

behçet hastalığı temel olarak bir damar iltihabıdırbu nedenledir ki bulgular, damar iltihabının olduğu yere göre ortaya çıkar.

bulguların bütününün aynı anda ortaya çıkması koşul değildir. bazı bulgular hastalığın ilk yıllarında yok iken birkaç sene sonra ortaya çıkabilir. dolayısıyla bulgular ortaya çıktıkça bir yerlere yazılması ve dökümante edilmesi mühimdir. bir hekimin görmesi için örneğin deride çıkan yaraların fotoğrafı çekilebilir. behçet hastalığında görülen bazı bulgu ve belirtiler aynı zamandalupus, lyme ve crohn gibi hastalıklarda da görülebilmektedir. behçet hastalığı teşhisi konmadan önce diğer hastalık

olasıklıklarını dikkate almak ve değerlendirmek için kan testleri ve/veya biyopsiler yapmak gerekmektedir. teşhiste yararlı olan fakat behçet hastalığının ölçütü olarak kabul edilmeyen diğer belirti ve bulgular ise şunlar olabilir;

- subkutanöz tromboflebit

(deri yüzeyinin altındaki bir damarın enflamasyonu)

- arteriel tromboz

(derinin iyice altında yer alan bir damarın trombozu;

bunun sonucunda kanın pıhtılaşması)

- epididimit (testisin üzzerinde yer alan epididim'in iltihabı)

- arterial oklüzyon

- merkezi sinir sisteminin tutulumu

(harekette veya konuşmada zorluk yaşanması gibi bulgular)

- şiddetli baş ve boyun ağrısı (aseptik menenjit ihtimali)

- eklem ağrıları veya artirit

- hastanın ailesinde de behçet hastalığının olması

bunların yanında aynı zamanda aşırı yorgunluk hissedilebilir; yorgunluk bir çok bağışıklık sistemi hastalığında olduğu gibi hastalığın bulgularını ağırlaştırabilir.

teşhiste kullanılan testler :

günümüzde behçet hastalığı için kabul görmüş tek test paterji testidir. steril saline çözültesinin deri altına enjekte edilmesinden

24-48 saat sonra bir papül yada püstül oluşması testin pozitifolduğunu gösterir. testin sağlıklı olması için paterji testinin

aktif behçet semptomları görüldüğü vakit yapılması gerekmektedir. yine de etkin semptomlar görülmesine karşın paterji testinin neticesi olumlu olmayabilir. paterji testinin olumlu çıkması yalnız olarak behçet teşhisi konması için yeterli değildir ve kesinlikle diğer

belirtilerle birlikte değerlendirilmelidir. test olumsuz çıksa bile, bir çok behçet hastasında enfeksiyon sahasında enflamasyon

reaksiyonu görülebilir. teşhis için kullanılan bir başka araç ise kan alınarak bakılan hastanın hla doku tipinin araştırılmasıdır. bazı hla doku tipleri behçet hastalarında daha sık görülmektedir. bu tarzlar hla-b5 ve hla-51 dir (ve diğer çok görülen alt gruplar); fakat behçet teşhisi konmasıiçin bu hla tiplerinin olması koşul değildir. yeni yapılan çalışmalar mıca geninin (a6 allele) teşhis için hla doku tiplerin daha da yararlı olduğunu ortaya koymuştur.

şu an için behçet teşhisi için özgül olarak kullanılan bir laboratuvar testi yoktur. rutin (her hastaya yapılan) tahlillerden sedimantasyon (kanın çökme hızı) bazı hastalarda hastalığın alevlendiği dönemlerde artmaktadır fakat bu durum bütün hastalar için genellenemez. bazı enzim seviyeleri de değişikliğe uğramaktadır. bir çok hastanın test neticeleri gayet normal çıksa da hastada ağır semptomlar görülebilir.

nedenleri :

behçet hastalığının kesin ve belirlenmiş bir sebebi henüz bulunamamıştır. ancak bir çok uzman hastalığa yatkın insanlarda hastalığı başlatan (daha doğrusu tetikleyen) bir dış etki ya da virüslerden şüphelenmektedir.

tedavi :

hastalığın şu anda kesin bir tedavisi yoktur fakat çeşitli semptomları iyileştirmek için tedaviler bulunmaktadır. örneğin ağızda çıkan yaraları iyileştirmek için kullanılan merhemler gibi. siklofosfamid, klorambusil, azotiopirin gibi bazı immunosupressif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaçlar tedavide denense de toksik (zehirli) tesirleri nedeniyle sürekli kullanılamazlar.

behçet hastalığına karşı takınılacak genel tavır...

behçet hastalığı teşhisi konmuş konmuş kişiler yaşamlarının artık normal olmayacağı kaygısına kapılırlar. hastalığınızın şiddetine yaşamınız eskisine göre muhakkakki değişik olacaktır fakat pekçok insan iş ve aile yaşamlarını azalmış olsa da devam ettirmektedirler.

behçet hastalığı geleceği belirsiz bir hastalıktır ve semptomların ne biçimde gelişeceğine dair kesin bir şema yoktur. hastalık bağışıklık sisteminizi fazlası ile aktif hale getirir dolayısıyla bağışıklık sisteminizi güçlendiren şifalı otları almayın çünkü semptomlarınızı daha da kötü yapabilir. bazı hastalarda ciddi göz ve merkezi sinir sistemi tutulması hiç görülmeyebilir. behçet hastalığında kesin olan tek şey hastalığın çeşitli şiddetlerdeki dönemsel "alevlenme" lerle kendini göstermesidir. semptomların görülmediği ve müddeti bir kaç günden bir kaç aya kadar uzayan dinginlik dönemlerini müddeti yine çok uzun yada kısa olabilen alevlenme dönemleri takip eder. bazı hastalarda kendiliğinden iyilişme bile görülmektedir. sonuçta hastalığın gelecekte nasıl bir seyir izleyeceğini söylemek olası değildir fakat genellikle ilerleyen yaşla birlikte görülen genel eğilim semptomların şiddetinin azalması yada ortadan kaybolmasıdır.

vücudunuzu dinlemeyi öğrenin ve gelmekte olan bir alevlenme dönemini yada hastalığın atak yapma sinyallerini dikkate alın. şayet olasıysa fiziksel ve zihinsel etkinlik düzeyinizi azaltın ve dinlenme sürelerini artırın. bu dönemlerde vücudunuzu zorlamayın. fiziksel ve duygusal stres bir çok hastada hastalığı alevlendiren bir tetik görevi görmektedir. stresin kötü (işten atılma, bir yakının ölümü) yada iyi (evlilik yada buna benzer bir pozitif gelişme) olması farketmez, netice olarak her ikiside sağlığınız üstünde aynı etkiyi yaratacaktır. bazı hastalarda belli mevsimler kötü geçmekte, bazılarında ise aşırı soğuk yada sıcak hastalık üstünde negatif etki göstermektedir. hastalık pek sık görülmediği için kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. behçet hastalığının yol açtığı rahatsızlıkların çoğu dahili olduğu için dışardan gayet sağlıklı görünebilirsiniz. bir çok insan probleminizi anlamayabilirler.



tedavi ve ilaçlar

behçet hastalığını kesin olarak tedavi eden bir ilaç şu an için yoktur. herkesin belli bir ilaca olan tepkisi farklıdır. kiminde etkili olan bir başkasında hiç etkili olmayabilir. örneğin colchicine bazı hastalarda ağız yaralarına yardımcı olurken bazılarında ishal yada mide ağrısı gibi yan tesirler gösterebilmektedir. ideal ilaç kombinasyonlarını bulmak için deneme-yanılma metodu kullanmak gerekebilir. behçet hastalığında, keskin olmayan trental (ülserasyonda, yorgunluk ve eklem ağrılarında yararlıdır), (abda'nın sayfasına bakabilirsiniz), prednisone gibi anti-enflamasyon steroidlerden, imuran ve cytoxan, leukeran ve methrotrexate gibi bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlara kadar farklı ilaçlar kullanılıyor. cyclosporine (organ nakillerinde nakledilen organın vücut tarafından reddedilmemesi için bağışıklık sistemi baskılayan bir ilaç) göz tutulmalarında (üveit) tedavisinde ve thalidomide ise şiddetli ülserasyonlarda kullanılıyor. şiddetli baş ağrılarının tedavisi için ağrıyı azaltan narkotik yapışkan bantlar veya ımitrex yada toradol gibi ilaçların ağız yada enjeksiyon yolu ile alınması gerekebilir. prednisone kullanımı nedeniyle oluşan mide ağrıları ve kemik kaybı için yan tedaviler mevcuttur. ilacın tesiri ve yan tesiri arasında dikkatli bir fayda/zarar analizi yapmak gerekmektedir.

şu an için bir çok araştırma yapılmaktadır. ingilterede şiddetli vakalar için campath tedavisinin klinik deneyleri ümit vericidir.

Polimiyozit

Polimiyozit

Kas dokusunda inflamasyon ve kas lifi hasarına yol açan otoimmün bir hastalıktır. viral nedenlerin ve genetik yatkınlığın hastalığın oluşumunda etken olduğu söylenmektedir.

her yaşta ortaya çıkabilir fakat sıklıkla çocukluk çağı ve orta yaşlarda görülür. insidansı 100 000' de 5-10' dur. kadınlar hastalığa daha fazla yakalanmaktadır. hastalığın şiddeti olgudan olguya değişir.

semptomlar akut veya subakut başlar. boyun kasları, ekstremitelerin proksimal kasları ve kuşak kaslarında tutulum belirgindir. hastalar başını dik tutmakta, saçını taramakta, kollarını kaldırmakta, oturduğu yerden kalkmakta, merdiven çıkmakta zorlanır. farenjeal kasların tutulumuna bağlı yutma güçlüğü olabilir. tutulan kaslarda ağrı (myalji) vardır ve dokunmakla hassastırlar. solunum güçlüğü olabilir. artralji, raynaud fenomeni, malazi, kilo kaybı ortaya çıkabilir. dermatomyozitte polimyozit semptomlarına ek olarak yüzde, burun çevresinde, elde eritematöz döküntüler vardır. yanında polimyozit ile dermatomyozitin otoimmün patolojisi farklıdır.

polimyozit skleroderma, lupus eritematosus, romatoid artrit, sjogren sendromu gibi kollajen doku hastalıkları seyrinde ortaya çıkabilir. dermatomyozitle kanser arasında da bir ilişki vardır. dermatomyozitli hastaların %30' unda kanser saptanmıştır.

ck seviyesi yüksek bulunur. akut dönemde sedimantasyon artmıştır ve myoglobinüri tespit edilir. emg' de myojenik ünit farklılıkları ve spontan etkinlik (fibrilasyon, olumlu keskin) belirlenir. kas biyopsinde perivasküler inflamatuvar farklılıklar ve kas lifi dejenerasyonu görülür.

tedavi edilebilir bir kas hastalığı olduğu için diğer kas hastalıklarından ayrılmalıdır. ayırıcı tanıda kas distrofileri, myastenia gravis, kollajen doku hastalıkları ve diğer inflamatuvar ve toksik kas hastalıkları düşünülmelidir.

tedavisinde immün sistemi baskılayan ilaçlar kullanılır. steroidler ilk seçenektir. prednisolon günlük 60-80 mg dozunda başlanır ve semptomlarda gerileme olana kadar bu dozda devam edilir. daha sonra tedricen doz azaltılarak, semptomların basınç altında tutulduğu en az dozda tedaviye 1. 5-2 sene devam edilir. azothioprin ve methotreksat gibi sitotoksik ilaçlar diğer seçenek ilaçlardır. plazmaferez, immünglobulin ve radyasyon tedavisi de denenmektedir.

Raynaud fenomeni

Raynaud fenomeni

Raynaud (reyno) fenomeni soğukta bilhassa ellerde sararma, morarma ve kızarma ile karakterize bir lokal arteriel dolaşım bozukluğudur. bu bulgular raynaud için karakteristiktir ve tanı için başka bir tahlile gerek yoktur, fakat doppler ile de teyid edilebilirse de pratikte pek kullanılmamaktadır. (raynaud hastalığı)

bu bulgular yalnız olarak mevcutsa hastalık raynaud " fenomeni" adını alır. başka bir hastalık da eşlik ediyorsa, buna da raynaud " sendromu" denir. sendromda bilhassa bağ dokusu hastalıkları (romatizmal hastalıklar) (skleroderma, sle, ara sendrom, dermatomyozit-polimyozit,romatoid artrit) eşlik eder. en sık (%90) eşlik eden hastalık skleroderma'dır.

olay yalnızca fenomen ise korkacak birşey yoktur, tedavisi de yoktur; yalnızca soğuktan korunmak gerekmektedir. bu hastaların ılıman iklimde yaşaması gerekir. sendrom ise (eşlik eden romatizmal hastalığın) kesinlikle tedavisinin yapılmasıgerekir.

sendrom olup olmadığını anlamak için de eşlik eden bir romatizmal hastalığın olup olmadığının tahlillerle araştırılması gerekir bu hastalıkta soğuktan kaçınmalı, stresten olası olduğunca uzak durmalıdır, sigara kullanmamalıdır. gerekirse medikal tedavi uygulanır. soğuğa çıkmadan önce cilde nitrogliserin içeren merhem sürülür. kalsiyum kanal bloker ve bazı alfa blloker ilaçlar da yararlı olmaktadır.

Raynaud hastaligi

Raynaud hastalığı

Raynaud hastalığı bölgesel (lokal) kılcal damarların büzülmesi (spazm)ne bağlı olarak bilhassa parmaklarda, bazan da burun, dil gibi organlarda aralıklı olarak derinin solukluğu veya morarması ile karekterize olan durum. nedeni bilinmeyenler en fazla görülen biçimi olup daha çok sinirli genç kadınlarda görülür. ayrıca; atardamar tıkanmasına bağlı olarak bağ dokusu hastalıklarına, ilaç zehirlenmelerine, protein metabolizması bozukluklarına bağlı olarak da görülebilir.

parmaklarda nöbet nöbet olan solukluk veya morarmalar, soğuğa veya sinir gerginliğine bağlı olarak hızlanır ve çoğalır. renk değişikliği genellikle üç devrede olur. önce solukluk, sonra morarma, en sonra da kızarma görülür. hastalığın etkin devresinde ağrı olması pek sık değildir. ancak uyuşuklukla birlikte, hissizlik, sızlama veya yanma sıktır.

sebebi bilinmeyen raynaud hastalığı ikincil olarak meydana gelenlerden, iki taraflı olmasıyla, belirtilerinde hiçbir ilerleme olmaksızın en az iki yıldan beri bulunmasıyla ayrılır.

diğer hastalıkların üstüne eklenen tipin tedavisi, altta yatan nedenin tanınıp tedavi edilmesiyle mümkündür.. nedeni bilinmeyenler, vücudu soğuktan koruyarak ve hafif müsekkinler (yatıştırıcılar, sakinleştirici ilaçlar) kullanılarak kontrol edilebilir. nikotinin damarları büzücü hassasından dolayı bu hastalara sigara yasaktır.

Romatoid artrit ve tedavisi

Romatoid artrit ve tedavisi

Romatoid artrit (ra), en sık görülen iltihabi eklem hastalığıdır. eklemlerin iç yüzünü döşeyen " sinovyum" adlı dokunun iltihabı ile başlar ve kıkırdak, kemik, tendon ve bağlarda harabiyet yapabilir. giderek ilerleyen hastalık, eklemlerin yanısıra iç organları da etkileyebilir. genellikle birden çok eklemi tutar uzun sürelidir (kronik) ancak ataklar arasında uzun süreli sessiz dönemler de görülebilir. sebebi tam olarak bilinmeyen bu hastalık, kişiden kişiye de büyük değişiklikler gösterebilmektedir. genellikle genç-orta yaşlı erişkinlerin hastalığıdır ve kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülür.

diğer eklem hastalıklarından nasıl ayrılır ?

romatoid artriti diğer eklem romatizmalarından ayıran en önemli özellik bazı laboratuvar testleri ve hangi eklemleri tuttuğudur. ra genellikle el bileği ve elin bir çok eklemini tutar, ancak tırnaklara yakın uçtaki eklemler (baş parmak hariç) çok etkilenmez. osteoartritte (kireçlenme) ise tam tersine tırnağa yakın bu eklemler hastalanır.

ra'da dirsek, omuz, boyun, çene, kalça, diz, ayak bileği ve ayak eklemleri de tutulabilir. boyun dışında omurganın diğer bölgelerinde tutulum nadirdir. genellikle, vücudun her iki yanındaki eklemler birlikte hastalanır. yani sağ elde birkaç eklem şişerse, büyük olasılıkla sol el eklemlerinde de şişlik ve hareket kısıtlılığı olacak demektir.

romatoid artritin sebebi nedir ?

ra'da bağışıklık sistemi bozulmuştur ve vücüdun kendi dokusunu yabancı gibi algılayıp buna karşı savaş başlatır. eklemlerde iltihap hücreleri toplanır ve bu hücrelerden dokulara zarar verecek maddeler (enzim, antikor, sitokin) salgılanır.

genlerin rolü var mı ?

ra doğrudan olarak anne-babadan çoçuğa geçen genetik bir hastalık değildir. ancak ra'ya yatkınlık hali genlerle geçiş gösterebilir. ra'lı pekçok hastada hla-dr4 adı verilen belirli bir genetik belirleyicinin bulunduğu gösterilmiştir.

enfeksiyon, romatoid artriti başlatır mı ?

birçok araştırmacı ve doktor ra'nın başlangıcında enfeksiyonun rolü olabileceğini düşünmektedir, ancak ıspatlanmış değildir. ra bulaşıcı bir hastalık değildir. ortamda çok yaygın olarak bulunmakta olan bir mikrobun, ra'ya yatkınlığı olan kişilerde bağışıklık sistemini bozarak hastalığa sebep olduğu varsayılmaktadır.

ra'nın belirtileri nelerdir ?

ra kişiden kişiye büyük değişiklikler gösterebilir. derhal hemen hastaların tamamında, eklem bulguları dalgalanmalar göstermekle beraber kronik bir biçimde devam eder. bazı kişilerde hastalık daha hafif seyreder; yalnızca zaman zaman ataklar olur. bazılarında ise daha ağır seyrederek vakit içerisinde ilerleyici harabiyet yapar.

eğer ra hastalığınız varsa, tutulan eklemlerinizde ısı artışı, şişlik, duyarlılık, kızarıklık ve ağrınız olacaktır. bilhassa sabah saatlerinde belirgin olan eklem hareketlerinizde zorluk, tutukluk hissedebilirsiniz. hastalığınızın uzun sürmesi halinde eklemlerinizde biçim bozuklukları oluşabilir.

ra bilhassa ataklar sırasında genel bir halsizlik yapabilir. iştah azalması, kilo kaybı, zaman zaman hafif ateş, enerjide azalma, kansızlık görülebilir. hastaların yaklaşık %20'sinde basınca maruz kalan bölgelerde cilt altında, " nodül" adı verilen sertlikler gelişebilir. sıklıkla dirsekte olabilirse de vücudun diğer bölgelerinde hatta iç organlarda da görülebilir.

ra tanısı nasıl konur ?

ra'nın tanısının erken dönemde konulabilmesi çok mühimdir çünkü bu dönemde tedaviye başlanması, kalıcı eklem hasarını en azda tutar. ra tanısı için, doktor tarafından ayrıntılı öykünüzün alınması ve fizik muayenenizin yapılması lazımdır. belirli laboratuvar testleri ve röntgen incelemeleri istenebilir. " romatoid faktör" adı verilen testin pozitifliği tanıyı destekler. yüksek eritrosit sedimentasyon hızı, düşük hemoglobin (kansızlık) diğer laboratuvar bulguları arasındadır. unutulmaması gereken bu testlerin yalnızca yol gösterici olduklarıdır. kesin tanı ancak hastanın doktor tarafından bir tüm olarak değerlendirilmesi ile konur.

ra nasıl tedavi edilir ?

halen ra'nın kesin tedavisi yoktur. kullanılan yöntemler ağrıyı gidermeye, iltihabı ve eklem hasarını azaltmaya ya da durdurmaya ve hastanın işlevleri ile yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir.

ra'da ilaç tedavisi 2 grupta incelenebilir;

1. şikayetleri gidermeye yönelik kısa etkili ilaçlar; aspirin, steroid olmayan anti-romatizmal ilaçlar, ağrı kesiciler, gerektiğinde kortizon.

2. uzun etkili ilaçlar; metotreksat, klorokin-hidroksiklorokin, altın tuzları, siklosporin, sülfasalazin, d-penisilamin, azatiopürin, etanersept, infliximab gibi.

bu ilaçların bütününün belli aralıklarla izlenmesi gereken kan hücrelerinde düşüklük, böbrek ve karaciğer farklılıkları gibi yan tesirleri mevcuttur. bu tesirlerin çoğu ilaç cinsini ve dozlarını ayarlayarak kontrol edilir. hastanın bu konuda bilinçli olması büyük önem taşır.

tedavi hastaya özel planlanır; bunda da hastalığın şiddeti, eşlik eden sağlık sorunları ve bireysel gereksinimler ön planda tutulur. istirahat ra hastalarının tedavisinin en önemli parçasıdır. bilhassa akut alevli dönemlerde ilgili eklemlerin istirahati tavsiye edilir. akut dönem dışında, hastanın kendini iyi hissettiği zamanlarda dengeli olarak verilmiş egzersizler hastaya yarar temin eder.

yine eklemlerin işlevlerinin korunmasında, deformitelerinin engellenmesinde " splint" adı verilen bazı basit cihazlardan yararlanılabilir. splintler deformiteleri önlemekte olabildiğince etkilidirler. bundan başka bazı kuralları uygulayarak da deformiteleri önlemeye yardımcı olabilirsiniz:

a. iş yaparken ufak eklemlerden çok büyük eklemlerinizi kullanmaya dikkat edin. örn; kapı açarken elinizle değil kolunuzla itin, ya da kavanoz açarken parmaklarınızla değil elinizle açın.

b. yükü tek bir eklem yerine birden çok ekleme dağıtmaya çalışın. örn; bir kitabı kaldırırken bir değil iki elinizle tutup kaldırın.

c. eklemlerinizi en " doğal" pozisyonunda kullanmaya çalışın. aşırı bükme ve zorlanmalardan sakının.

bazı hastalarda deformiteleri düzeltmek, ağrıyı azaltmak ya da eklemleri kullanabilir duruma getirmek için cerrahi gerekebilir.

tedavi kararlarının bütün aşamalarında doktor ve hasta arasında sıkı bir işbirliğine gereksinim vardır.

Karpal tunel sendromu

Karpal tünel sendromu

Karpal tünel sendromu (kts) median sinirin bilek seviyesinde sıkışması ile ortaya çıkan semptom ve bulgular topluluğuna verilen isimdir.

karpal tünel bilek seviyesinde yer alan ve median sinir ile birlikte çok sayıda tendon ve damarın geçtiği fonksiyonel bir kanaldır.

median sinir önkol boyunca uzanır ve bilek düzeyinde karpal tünelden geçerek ele girer. elde ilk 3 parmağın tümü (başparmak, işaret ve 3. parmak) ve 4. parmağın bir kısmının duyu ve motor sinir iletisini temin eder.

kts elin ilk üç parmağında uyuşma, karıncalanma ile ortaya çıkar.



parmaklarda ve elde hissizlik veya yanma duygusu, el bileğinde öne doğru çıkan veya avuç içerisine yayılan ağrı takip edilebilir.

hissizlik veya ağrı gece daha kötü olabilir ve uyandırabilir.

sıklıkla, bu durum elin veya bileğin zorlayarak kullandığı bir günün sonrasında olur ve eli sarsmak veya kalkıp bir miktar dolaşmakla rahatlar.

ilerleyen vakalarda dirseğe ve hatta omuza kadara uzanan ağrılar hissedilebilir.

yumruk yapma gücünde azalma, elinden taşıdığı nesneleri düşürme motor gücün azaldığını ve hastalığın ilerlediğini gösterir.

kts' e neler sebep olur ?

kts' nin en sık nedenlerinden biri el bilek, tendonlar ve ligamentlerin devamlı irritasyonuna bağlı ortaya çıkan "tekrarlayan stres injürileri" dir.

kts tekrarlanan zorlamalara maruz kaldığı bilhassa bilek eğik tutularak kavrama hareketi yapılan belirli mesleklerde yaygındır. demir işçileri (demirci, nalbant), daktilo yazanlar, marangozlar, tezgahtarlar, fabrika işçileri, et kesme işleri yapanlar, viyolonistlerde sık görülmektedir.

fakat sorun her zaman yalnız olarak görülmez. sıklıkla diğer hastalık veya olaylarla birlikte görülür. bazı gebe kadınlarda hormonal değişikliğe bağlı su toplanması veya kilo almadan dolayı bu sendroma ilişkin bulgular ortaya çıkabilir. fakat doğumdan sonra belirtiler kaybolur.

şeker hastalığı gibi bazı hastalıklar ve ender olarak hipotiroidizm (guatr bezinin az çalışması) ve akromegali (büyüme hormonu fazlalığı) gibi bazı hormonal bozukluklarda bu sendrom görülebilir.

romatoid artritte olduğu gibi genelde en sık, orta yaşa yaklaşan kadınlarda görülür.

kts' i nasıl teşhis ederiz ?

uyuşma, karıncalanma, yakınmaların gece artması, parestezi, yumruk sıkma gücünde azalma, yakınmaların ellerin sallanması ile azalması kts' nu akla getirir.

tinel, falen ve dua belirtileri tanıda kullanılan başlıca testlerdir.

karpal tünelden geçen median sinir boyunca elektriksel uyarıların taşınıp taşınmadığını belirten bir elektromiyogram (emg) gerekebilir; uyarıların yavaşladığının ortaya konması sinire bası olduğunu gösterir.

kts' i nasıl tedavi ederiz ?

tedavi kararı problemin derecesine, sinir harabiyeti ve kas atrofisi olup olmamasına bağlıdır.

semptomları giderici tedaviler arasında, eklemi dinlendirmek ve bileği sabit bıraktığı halde elin hareket etmesine olanak veren ve normal faaliyetlere devam etmeyi sağlayan araç takılması bulunur. bundan başka ultrasound ve elektriksel stimulasyon gibi fiziksel metodlarda kullanılabilir

ilaç tedavisinde; bölgesel kortizon, yangıyı baskılayan ilaç ve b vitaminleri kullanılıyor.

karpal tünel sendromunun ağrısı geçmiyorsa ameliyat en ideal seçim olabilir. bu işlem, sinire basınç yapan bağ dokusunu kesmeyi içerir. nekahat devresinden sonra genellikle birkaç hafta veya bir kaç ay içerisinde bilek ve el normal kullanılmaya başlanabilir.

kts' den nasıl korunuruz ?

kts' den korunmak veya kts' e ilişkin bulguların azaltılması amacıyla aşağıdaki uyarıları unutmayınız:

uzun müddet bilgisayar çalışmalarında en az saat başlarında kısa aralar veriniz

elbileğinin üstüne doğrudan basınç oluşturacak hareketleri yapmayınız (masa, sandalye gibi sert nesneleri taşırkan bileğe yaslanması gibi)

elbileğinin aşağı yukarı ve sağa sola doğru aşırı hareketlerinden kaçınınız

el bileğini sıkacak giysi, saat, bilezik ve bileklikleri kullanmayınız

bahçe makası gibi kuvvetli tekrarlayayıcı tarzda yumruk sıkmayı gerektiren aktivitelerden kaçınılması. şayet olası değil ise kullanılan eldivenlerin veya cihazın sapının pamuk vb maddeler ile desteklenmiş olmasına dikkat ediniz

elleriniz şiştiği vakit, avuç içerisinde bileğe doğru masaj yaparak şişliği azaltınız

tüm yumruk sıkma etkinlikleri anında kas gerginliğinin şiddetini azaltınız. (örneğin bazı kişiler yazarken gereğinden fazla kalemi sıkarlar)

belirgin vibrasyona neden olan aletleri kullanmayınız

rahatlamak ve gerilimi azaltmak için el ve elbileklerinizi çabucak sallayınız

el parmaklarınızda uyuşma ve karıncalanma hissettiğinizde kesinlikle hekiminize başvurunuz.

Osteoporoz ve beslenme

Osteoporoz ve beslenme

Osteoporoz nedir ?

osteoporoz,kemiğin mineral yitirmesi ile kütlesinin azalmasıdır.

osteoporotik kemikler daha zayıf ve kırılgandırlar.

osteoporoz oluşumundaki başlıca etkenler; en başta menopoz olmak üzere,kalıtım,yapım sürecinde maksimum kemik kütlesinin az oluşu,

kalsiyumun vücuttan çok atılmasına neden olan haller, ırk, kalsiyumun diyette yetersiz alımı,aşırı tuz ve kafein tüketilmesi,sigara,diyetle alınan kalsiyumun emilimini azaltan hastalıklar (hipertroidi,diabet,böbrek yetmezlikleri vs),bundan başka yaş ve cinsiyette önemli faktörlerdendir.

genellikle osteoporoz oluşmadan önce beslenme biçimine dikkat edilerek osteoporoz riski minumuma indirilebilir.

özellikle büyüme çağında kalsiyum ve ada vitamini yeteri kadar alınmalıdır.

hareketsizlikten kaçınılarak tertipli spor yapılmalıdır. kalsiyum dengesini + kademede tutmak için günlük kalsiyum alımı 1000 mg / gün olmalıdır.

diyette tuz alımı azaltılmalıdır.

aşırı protein alımı ve aşırı zayıflıktan da uzak durulmalıdır.

vücut kitle indeksinin 25 & ndash; 26 civarında tutulması tavsiye edilir.

kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve süt ürünleridir. günde içilen 2-3 bardak az yağlı süt ya da eş değer yoğurt kalsiyum ihtiyacının yarısını karşılamaktadır.

bunun dışında kuru baklagiller,pekmez ve yeşil sebzelerin tüketimine de ağırlık verilmelidir

Gut hastaligi

Gut hastalığı

" kralların hastalığı ve hastalıkların kralı" olarak bilinen gut hastalığının, en azından hipokrat vaktinden beri bir çok araştırmaya husus olduğu ve sayısız kişiyi etkilediği bilinmektedir.



gut bazı eklemlerde ağrı, hassasiyet, kızarıklık, şişlik ve ısı artışı ile ani olarak gelişen, şiddetli ataklarla seyreden bir hastalıktır. genellikle her keresinde bir eklemi tesirler ve bu eklem çoğunlukla ayak başparmak eklemi olmaktadır. diz, dirsek ve el bileği gibi diğer eklemler de etkilenebilir. ataklar çok hızlı olarak gelişir ve ilk atak genellikle gece olur. bütün böbrek taşı gelişirse ya da kan testlerinde ürik asit seviyeleri yüksek olarak tespit edilirse, doktorunuz kan ürik asit düzeylerini düşürecek ilaçlar önerebilir. bu yönde bir karar alınması, atağınız olsun veya olmasın her gün ilaç almanızı gerektirir. bu hedefle engelleyici tedavi olarak kullanılan çeşitli ilaçlar vardır. örnek olarak vücutta ürik asit oluşumunu bloke eden allopürinol ve böbreklerden ürik asit atılımını sağlıyan probenesid verilebilir. idrarınızdaki ürik asit miktarına bağlı olarak, bu iki tip ilaç arasından seçim yapılır. doğru tedaviyle, gut hastalığı neredeyse bütün olgularda çok iyi kontrol altına alınabilir.



unutmayınız!

önleyici tedavi yaşam boyu sürer.

bol sıvı almalısınız.

önleyici tedaviler yapılırken atak gelişirse, atak tedavisini bundan başka yapınız.



diyet

diyetin eskiden çok daha önemli olduğuna inanılıyordu; ancak etkili tedavilerin bulunmasından sonra bir çok gut hastası dilediklerini yemeye ve içmeye başlamışlardır. bazı yiyeceklerde hücre konsantrasyonu fazla olduğundan ve ürik asit de hücre yıkımı ile oluştuğundan karaciğer, böbrek gibi sakatatların tüketilmemesi ideal olur. protein kapsayan yiyecekler (özellikle et) aşırıya kaçmadan yenmelidir; bu yiyeceklerin belli oranlarda tüketilmesi zaten yalnızca gut hastaları için değil, herkes için faydalıdır. şayet kilo fazlalığınız varsa, kilo vermeniz yalnızca kandaki ürat seviyesinin düşürülmesinde değil kalbiniz için de yararlı olacaktır. ancak çok sıkı rejim ve açlık da atakları tetikleyebilir.



alkol

aşırı oranda alkollü içecek alınması gut hastalığının sebebi değildir; ancak bir atağı tetikleyebilir. hangi içeceklerin içilmesi, hangilerinin içilmemesi gerektiği üstüne çeşitli söylentiler vardır; bunları ciddiye almayınız. ancak zaman zaman hastalar belli tipte bir alkollü içeceğin ataklarını başlattığını belirtirler. bu taktirde, hastanın o tipte içeceği içmemesi öneri edilir.

Psoriyatik artrit

Psöriyatik artrit

Psöriyatik artrit, kronik bir cilt ve tırnak hastalığı olan sedef hastalığıyla (psöriyazis) birlikte görülen bir iltihabi artrit türüdür. bu hastalığın beş tipi vardır:



öncelikle el ve ayak parmaklarındaki ufak eklemleri tutan artrit

kol ve bacaklardaki eklemleri tutan asimetrik artrit

romatoid artrite (iltihaplı romatizmaya) benzeyen simetrik poliartrit (çok sayıda eklemi tutan artrit)

nadir fakat ekleme son derece zarar veren ve biçimini bozan bir tip olan artritis mutilans

sakroiliyak (omurgayla kalça kemiğini birbirine bağlayan eklem) eklemin ve omurganın artriti (psöriyatik spondilit)



bu artrit tiplerinin her birinin hangi sıklıkta görüldüğünü belirlemek kolay değildir. aynı hastada vakit geçtikçe artritin tipi değişebilir ve bazı hastalarda birden çok tip bir arada görülebilir. zaman zaman artrite ek olarak gözde ya da bağların ve tendonların (kasın kemiğe tutunduğu yapı) kemiğe yapıştığı yerde, örneğin topukta, iltihaplanma vardır, ikinci taktirde o bölgede ağrı ortaya çıkar.



nedeni

tam sebebi bilinmemektedir, fakat anemi ve kan ürik asit seviyesi yüksekliği bulunabilir. gut olmadığı kanıtlanmalıdır.



tedavi

psöriyatik artritin tedavisi başlangıçta steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlardan ibarettir, fakat artrit bu ilaçlara yanıt vermezse metotreksat kullanılması gekebilir. antimalariyal (sıtma tedavisinde kullanılan) bir ilaç olan hidroksiklorokin de etkili olabilir fakat bazı hastalarda bu ilaçla psöriyaziste alevlenme görülebilir. sulfasalazin adlı ilaç bazı psöriyatik artrit hastalarında çok faydalı olmaktadır. hastalığın ağır şekillerinde azatioprin kullanılabilir.



doğrudan eklemin için uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları faydalı olabilir. son zamanlarda siklosporin ile iyi neticeler alınmaktadır, fakat bu ilacın böbrek üstünde yan tesirleri olduğu için, diğer tedavilere cevap vermeyen ilerleyici hastalıkta kullanılmalıdır. ideal egzersizler çok mühimdir. eklem harabiyeti gelişen hastalarda cerrahinin faydası olabilir.

Romatoid artrit

Romatoid artrit

Romatoid artrit kronik bir eklem hastalıktır. eklemleri simetrik bir biçimde tutar. zaman geçtikçe eklemlere kalıcı hasarlar verir ve sakatlıklara yol açabilir.



romatoid artrit kötü neticeleri olan ve hafife alınmaması gereken bir hastalıktır. romatoid artritli kişilerin yaşam kaliteleri ciddi derecede düşer. en sık 35-50 yaşlarında, kadınlarda görülür.



en çok hangi eklemleri tutar ?



romatoid artrit en fazla el bileği ve parmaklardaki ufak eklemleri simetrik bir tarzda tutar. yani hem sağ hem sol el birlikte tutulurlar.



en sık tutulan eklemler " proksimal interfalangeal eklemler" dir. - bir odaya girmek üzere kapıyı çalarken kapıya vurduğumuz eklem- romatoid artrit de ilk olarak bu eklemle kapımızı çalar. etkilenen eklemler şişer, ağrır ve kızarır. zaman geçtikçe eklemlerde harabiyet başlar. el bileğinin biçimi bozulur. eklemlerin hareket aralığı giderek kısalır ve geri dönüşü olmayan bir biçimde elin işlevleri bozulur. el bileği ve parmaklar eski hareketlerini yapamaz h & acirc; le gelirler.



romatoid artritte omurgalar, diz, ayak bileği eklemleri de tutulur.



sabah tutukluğu nedir ?



sabah kalkınca bir müddet eklemlerde tutukluk hissedilmesi ve bir saat sonra açılmasıdır. romatoid artritin en önemli bulgularından biridir. sabah tutukluğu, mekanik kökenli değil iltihabi bir eklem hastalığının var olduğu anlamına gelir. romatoid artrit iltihabi bir eklem hastalığıdır.



eklem hasarı dışında nelere yol açar ?



eklem dışı bulguları da vardır. örneğin romatoid artrit zemininde bağışıklık sisteminin vücudun sağlıklı eklem dokularına saldırmasıdır. bunun nedeni h & acirc; l & acirc; araştırılmaktadır. iltihap hücreleri eklem yüzeyini örten " sinovyal membran" da birikir ve ekleme hasar verirler. eklem hasarı ilerledikçe zaman geçtikçe iltihap bitişikteki kemik dokusuna da sıçrayabilir.



genetik yatkınlığı olan kişilerde romatoid artrit daha kolay ortaya çıkmaktadır.



nasıl teşhis edilir ?



romatoid artrit teşhisi için özel bir test yoktur. klinik değerlendirilmeyle ve muayene bulgularıyla teşhis konulur. ancak eşlik edebilecek diğer hastalıklar için tahlil lazım olabilir.



görüntüleme yöntemleriyle eklem hasarının derecesi belirlenebilir. röntgen filmi ve mr istenebilir.



tedavisi nasıldır ?



ilk önce hastaya hastalığıyla ilgili eğitim verilir. fizik tedaviyle birlikte eklemlerini en verimli biçimde kullanması ve günlük yaşam aktivitelerini yapması sağlanır.



romatoid artritin ilerlemesini önlenmek için bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanılır. kortizon ve metotreksattan yeni çıkan biyolojik ilaçlara kadar çok değişik türde ilaç seçenekleri vardır. tedavi hastalığın derecesine göre belirlenir. hepsinin yaptığı iş aynıdır: hastalığın ilerlemesini önlenmek.



eğitim, yaşam stili farklılıkları ve tertipli ilaç kullanımıyla olabildiğince başarı gösteren neticeler alınmaktadır. pek çok romatoid artrit hastası hiçbir ağrı duymaksızın veya sakatlık çekmeksizin yaşamlarını rahatça sürdürmektedir. en önemli nokta tedaviyi aksatmamak ve doktorunuzla iyi iletişim kurmaktır.

Kemik iltihaplari

Kemik iltihapları

Genellikle çocuklarda görülen ve tıpta cerrahi olarak iltihabın boşaltılmasını temin etmek yanısıra güçlü antibiyotikler vermek gerekmektedir. fakat müzminleşen kemik iltihabının tedavisi olabildiğince kolay değildir. yıllarca devam ederler ve genellikle deriye açılıp iltihabi akıntıya yol açarlar. müzmin kemik iltihabında organlarda, amiloit denen madde birikimi de sözkonusu olabilir ve neticede böbrek yetmezliği de yerleşebilir.

Romatizma ve diyet

Romatizma ve diyet

Bazı çalışmalarda yediklerimizin belirli artrit (eklem romatizması) çeşitlerini etkilediğine dair kanıtlar bulunmuştur ancak yediklerimizle yorgunluk ve depresyonun yoğun olduğu zamanlarda düzgün beslenme bozulabilir. ancak yiyecek hazırlarken bazı noktalar göz önünde tutulursa kolaylık sağlanabilir:

1. yemek hazırlama zamanları arasında istirahat edin

2. mutfakta çalışırken yorgunluğu önlenmek için ideal vücud pozisyonunda durun

3. mutfağınızı en ideal biçimde düzenleyin. örneğin en fazla kullanacağınız kap vb. gereçlerin ulaşılması en kolay yerlere yerleştirin

4. olasıysa elektrikli teneke kutu açacakları, elektrikli bıçak, mikrodalga fırın gibi kullanılması kolay cihazlar edinin.



besin piramidi: rejimin düzenlenmesinde kullanılmak üzere bir besin piramidi geliştirilmiştir. buna göre yiyeceklerin çoğu alt iki kattan seçilmelidir. üstteki katlardan ise olası olduğunca az gıda seçilmelidir. vücudun gereksinimi olan her maddeyi almak için bütün besin gruplarından seçilecek gıdalarla günlük yemekleri hazırlamak öneri edilmektedir.



sonuç olarak, rejim ve eklem romatizmaları arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik bir çok çalışma olsa da ıspatlanmış bir veri yoktur. bütün hastalara sağlıklı ve dengeli bir beslenme öneri edilmektedir. rejim farklılıkları ise hekime danışmadan yapılmamalıdır.

Romatizma ve yuruyus

Romatizma ve yürüyüş

Yürüyüş herkes için çok yararlı bir egzersizdir. yürüyüş bir dayanıklılık egzersizidir, yani kalbinizi güçlendirir, akciğerlerinizin daha iyi çalışmasına yardım eder, yorgunluğa karşı daha dayanıklı kılar. kemikler üstüne kuvvet uyguladığı için kemiklerinizi güçlendirir ve kemik erimesinin gelişimini engellemeye yardım eder.



yürüyüş kaslarınızı güçlendirir ve eklem esnekliğinizi korumanıza yardım eder. yürüyüşün, romatizması olan hastalarda kas ve ekleme yönelik faydaları çok mühimdir. çünkü romatizmaya bağlı hareketsizlik eklemlerde tutukluğa ve kaslarda da zayıflamaya yol açar. yürüyüş ile kaslar ve eklem etrafındaki yapılar güçlendikçe eklemler daha iyi korunabilir ve günlük yaşam aktivitelerinde daha problemsiz kullanılabilir. tüm bu fiziksel yararlara ek olarak yürüyüşün bir çok psikolojik faydaları da bulunur. tertipli yürüyüş daha iyi uyumanızı temin eder, kilo kontrolüne yardım eder ve moralinizi yükseltir. bundan başka eklem romatizmasına eşlik edebilecek yorgunluk gibi sorunlarla daha iyi başa çıkmanıza yardım eder.



nasıl başlayalım ?



yürüyüş çok basit bir egzersiz olduğundan, yararlı tesirleri genellikle göz ardı edilmektedir. esasında yürüyüşü pek çok insan için uygun bir egzersiz yapan işte bu basitliğidir. yürüyüş istediğiniz yerde, istediğiniz vakit, istediğiniz kadar yapabileceğiniz bir egzersizdir. özel bir kabiliyet, alet, cihaz gerektirmez ve ucuzdur. dünyanın dört bir yanındaki yürüyüş yapan insanlar grubuna katılmak istiyorsanız şu noktaları aklınızda tutmalısınız:



her egzersiz programında olduğu gibi kesinlikle hekiminize danışarak size ideal yürüyüş süresini ve dozunu belirleyin.

şoku iyi absorbe eden esnek tabanlı rahat yürüyüş ayakkabıları giyin. ayakkabınızda bundan başka ideal taban takviyeleri ve parmaklarınız için rahat bir boşluk bulunması gerektiğini aklınızda tutun.

ayakkabınızın ayağınıza iyi ve rahat oturduğundan emin olun, ayakkabı almaya giderken kullanacağınız çoraplarla gidin ki size en ideal ayakkabıyı seçebileseniz.

rahat ve bol kıyafetlerle yürüyün. nemi alacak kumaşlar seçin. bundan başka yürüyüş sırasında değişen sıcaklığa uyum sağlayabilecek biçimde giyinin.

yürüyüş yolunuzu önceden belirleyin ve tanıyın.

ailenizi yürüyüş yolunuzdan ve müddetinden haberdar edin.



daha eğlenceli ve sağlıklı bir yürüyüş için yapabileceğiniz bazı şeyler:



yürüyüş öncesi ve sonrası ısınma ve soğuma için birkaç dakika vakit ayırın. bu ısınma ve soğuma dönemlerinde germe haraketlerini uygulayın. her bir germe hareketini ısınma sırasında 20-30 saniye, soğuma sırasında ise 45-60 saniye yapın.

yürüyüşünüzü kolaylaştıracaksa ve daha uzun uzaklıkları daha problemsiz yürümenize yardım edecekse baston gibi yardımcı cihazlar kullanın.

herkesin kendine özgü bir yürüme hızı olacağını gözönüne alarak kendinizi en rahat hissettiğiniz hızı saptayın. bu hızın hastalığınıza bağlı olarak günden güne de değişiklik gösterebileceğini unutmayın. hızlı bir yürüyüş dizlerinize fazla yük bindirebileceğinden, bilhassa başlangıçta yavaş yürümeyi tercih edin.

başlangıçta yürüyüş mesafesini kısa tutun. yürüyüş süresini uzatabilmek için gün içerisinde tekrarlanan kısa yürüyüşler ile hazırlık yapabilirsiniz. bir kerede uzun uzaklıklar yürümeyin. unutmayın ki 3 kez 10 dakikalık yürüyüşten alınan faydalar tek bir 30 dakikalık yürüyüşle aynıdır.

düz ve sert zeminlerde yürüyün. düzensiz zeminler ve basamaklar kalça, diz ve ayak ağrılarına sebep olabilir.

çevrenizi rahatça gördüğünüz aydınlık ortamlarda yürüyün.



yürüyüşün basit olması nedeniyle herkes için ideal bir egzersiz olduğunu belirtmiştik. ancak bu basitlik bir biçimde renklendirilmezse sürekliliğini sağlamak güç olabilir. yürüyüşünüzü eğlenceli kılmak için farklı şeyler deneyebilirsiniz:



yürüyüş yolunuzu değiştirebilir, eğlenceli ve enteresan yollarda yürümeyi planlayabilirsiniz.

bir arkadaşınızla birlikte yürüyebilirsiniz. hatta gruplarla yürümek hem eski arkadaşlarınızla birlikte olmak açısından hem de yeni arkadaşlar edinmek açısından eğlenceli olabilir.

yürüyüş gerçekten de herkesin rahatlıkla uygulayabileceği çok basit egzersizlerden biridir ve romatizmalı hastalar için de faydaları açıktır. ancak romatizmal hastalıklar kalça, diz ve ayak eklemlerini etkilemişse, bu hastalıkların akut yani alevli dönemlerinde yürüyüş zararlı olabilir. iyileşmenin hızlandırılması ve eklem hasarının engellenebilmesi için belirli müddet istirahat daha ideal olabilir. dolayısıyla, sizin için en ideal egzersizi ve yürüyüşün yararlı olup olmayacağını hekiminizden öğreniniz.

Romatizma hastaliklari

Romatizma hastalıkları

Romatizma nedir ? vücudumuzun hareket etmesini sağlayan kaslar, kemikler, eklemler ve bu yapıları birleştiren bağlarda ön planda ağrı ve hareket kısıtlılığına zaman zaman de şişlik ve biçim bozukluğuna neden olan hastalıklara genel olarak ankilozan spondilit adını alır. genç erkeklerde daha sık görülür. tedavi edilmemesi omurga hareketlerinde kısıtlanmaya yol açabilir.

Romatoid artrit hastaliginin tarifi

Romatoid artrit hastalığının tarifi

Romatoid artrit (artrit = eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0,5 inde görülmektedir. hastalığın nedeni henüz tam olarak açıklanamamıştır, ancak genetik etkenler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. tipik semptomlar arasında, geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik olarak, meydana gelen ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. devamında başka eklemlere de sıçrama gerçekleşir. eklemler deforme olur. ender olarak organlara da sıçrar (gözlere, tükürük ve göz yaşı bezlerine, cilde, kalp ve akciğerlere).





teşhisin konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri belirleyici olmaktadır. laboratuar değerleri yalnızca fikir vermektedir. hastalığın yol açacağı zararları önlenmek veya geciktirmek için ideal tedavinin zaman geçirilmeden başlaması mühimdir. bu tedavi, esas ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle methotrexat) ve gerekirse iltihap engelleyici başka ilaçların kombinasyonu ile yapılmaktadır. tamamlayıcı olarak fizik tedavi, ergoterapi, hasta jimnastiği ve bağışıklık sisteminin derhal hemen bütün hücreleri ile bağ dokusunun sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. bu iltihap, hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi maddeleri, yani sitokinler tarafından yönetilmektedir. bir verici hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. bu maddeler hedef hücreye ulaşır. hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. sitokin molekülleri bu reseptörlere kilit - anahtar misali yanaşabilmektedirler. böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına sebep olurlar. romatoid artritin oluşumunda en önemli sitokinler tümör nekrose etkeni - alpha (tnf - alpha) ve interlökin - 1 (ıl-1) sayılmaktadır.



sitokinlerin tesiri ile sinovyalden yumru biçiminde bir doku oluşur. pannüs denilen bu doku belli bir müddet sonra kıkırdak, kemik, tutucu aparatlar ile söz konusu ekleme ilişkin diğer yapıları bozmaktadır. bu yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak tnf-alpha görülmektedir. bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı, tnf-alpha' nın hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir tnf-reseptörleri ile bloke edilmesidir.



ınterlökin-1 (ıl-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını bozan hücreleri, yani osteoklastları, etkin hale getirir. bu etki organizmada normal olarak ıl-1 reseptör antagonisti ıl-1ra tarafından düzeltilmektedir. ıl-1ra, hücre zarındaki reseptörleri karşıt oyuncular ile, yani reseptör antagonistleri ile bloke ederek hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini önler. ıl-1ra, reseptörün kilidine ideal ama " kör" bir anahtar sunar. ıl-1' in yanaşabileceği kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. hücre içine bir sinyal verilmemiş olur. hücrenin korkunç yanıtı gelmez. romatoid artrit hastalığında, yeterli sayıda ıl-1 reseptör antagonisti bulunmadığından, bu denge bozulmuştur.

Yagmurun romatizmaya etkisi

Yağmurun romatizmaya etkisi

Romatizma veya benzer eklem rahatsızlıkları olanlar hava koşulları değiştiğinde kemiklerinde ve eklem yerlerinde ağrılarının arttığından şikayetçi olurlar. hava halindeki farklılıkların bazı kronik hastalıkları etkilemesi 2400 yıl önce tıbbın babası hipokrat'ın da ilgisini çekmiş ve bu konuda bazı çalışmalar yapmıştır.



değişen hava şartlarında veya yağmur yağacağı vakit hastaların duyduğu ağrı, mutlaka psikolojik değildir ama hekimler da bu konuda bir görüş birliğine varmış değillerdir. hastaların şikayetçi oldukları hava şartlan da çok çeşitli ve birbirleriyle çelişkilidirler.



romatizma, en fazla kol ve bacak eklemlerinde, sırt ve boyun kaslarında ya da vücudun başka bölgelerinde kendini belirten, ağrı ve sızıları tanımlamak için kullanılan genel ve belirsiz bir terimdir.



tedavide hastalığın özüne inilmek istenilir ama hasta için öncelik ağrının giderilmesindedir. 1950 yılından sonra gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde romatizmanın anatomik ve klinik şekilleri sınıflandırılmış ve o zamana kadar pek aktif olmayan tedavide ilerlemeler görülmüştür.



romatizma hastalarının şikayetçi oldukları hava şartlan değişiktir. bir kısmı hava değişmeden önce ağrıları hissettiklerini, bir çeşit hava tahmini yapabildiklerini söylerlerken bir kısmı da hava değiştikten sonra ağrılarının arttığını söylemektedirler.



hava şartlarındaki farklılıklar de farklıdır. kimi hava baskısı, kimi sıcaklık kimi de nem miktarındaki değişiklikten, kimi artıştan kimi de azalmadan şikayetçidir. bir kısmı farklılıkları evin içerisinde hissettiklerini bir kısmı da açık havaya çıkınca ağrılarının arttığını söylemektedirler.



en çok şikayetçi olunan durum, hava baskısı düşerken nem oranının da beraber değişmesi yani yağmur gelmeden önce olan değişikliktir. hava koşulları ile kemikler, eklem yerleri, buralardaki elemanlar ve sıvılar arasında bilimsel bir ilişki halen kurulamamıştır ama bunca hastanın şikayetini de göz ardı etmek imkansızdır.



sırları daha yeni çözülen ve çok geniş bir alanı kapsayan romatizma hastalığından muzdarip ve hava koşullarının ağrılarını arttırdığından şikayetçi olan hastalara, hekimlerin şimdilik önerdikleri tek bir tedavi yöntemi var. havası daha kuru ve bol güneşli bir yere yerleşmek.

Wegener granulomatozu

Wegener granulomatozu

Wegener hastalığı, ya da tıptaki adıyla wegener granulomatozu bir çeşit vaskülittir (damar iltihabı). bilhassa cidarları kas tabakası ile çevrili ufak ve orta boy atardamarların hastalığıdır. üst ve alt solunum yollarında granulamatöz nodül veya infltratlar) klinik belirtilerine göre konulur. diğer organ sistemler de bundan başka eşzamanlı olarak tutulabilir.



tedavi:



uygulanan en son tedavi yöntemi kemoterapidir. tercih edilen ilaç siklofosfamid'dir. bu ilaç hastanın durumu düzelinceye kadar damardansonra da ağızdan (tablet olarak) verilir.



sadece kortikosteroidler ile yapılan tedavi, hastalığın gidişatını kontrol altına almak ve düzelme sürecini başlatmak için yetersiz kalmasına rağmen, bu ilaçlar bilhassa göz, deri ve serozadaki iltihap sekellerini önlemede yararlı olmaktadır.

Sjogren sendromu

Sjogren sendromu

Sjogren (şögren) sendromunun amerika bitişik devletlerinde 1 milyon ile 4 milyon insanı etkilediği tahmin edilmektedir ve çoğu zaman çok sık görülen, kuru gözler ve ağız kuruluğu gibi çok sık görülen iki belirtisi ile tanımlanmaktadır.



ancak, sjogren sendromu yalnızca birkaç adet belirtiden ibaret değildir. bu otoimmün bir hastalık olup genellikle romatoid artrit, lupus, mukoza membranları ve ağız ve gözünüzün nem salgılayan bezleri öncelikle etkilenerek gözyaşı ve tükürük yapımını azaltmaktadır. bu yutma güçlüklerinden (disfaji) diş çürüklerine, ışığa duyarlı gözlerden, kornea ülserlerine kadar bir dizi probleme sebep olmaktadır. akciğer, böbrek ve karaciğerlerinizdeki dokularda da harabiyet olabilir.



sjogren hastalığı her yaşta meydana gelebilirse de, teşhis konulan insanların çoğu 40 yaşından büyüktür. bu rahatsızlığın kadınlarda, erkeklerden dokuz misli daha fazla meydana gelme olasılığı vardır. sjogren in kesin tedavisi yoktur, ancak çeşitli tedavi yöntemleri belirtilerin çoğunu giderebilir.

Sistemik lupus eritematozus

Sistemik lupus eritematozus

Sistemik lupus eritematozus (sle), nedeni bilinmeyen cilt, eklem, böbrek, kalp zarı, akciğer zarı gibi bir çok doku ve organ iltihabına bağlı çok sayıda bulgularla giden, farklı seyir belirten ve çeşitli cerrahi müdahale, enfeksiyon, doğum, düşük yapma, psikolojik baskılar hastalığı alevlendirir. sle iyileşme ve alevlenme dönemleriyle seyreden bir hastalıktır. alevlenme dönemlerinde kortizon dışı antiromatizmal ilaçlar, sıtma ilaçları, kortizon ve immunsupresif (bağışıklı sistemini baskılayıcı) ilaçlar kullanılabilir.



hastalığın gidişi



son yıllarda gelişen teknoloji ile hastalığın erken tanınması, tedavinin daha hızlı olması hastalığın gidişini iyi yönde etkilemiştir. beş yıllık yaşam %97, 10 yıllık yaşam %93, 15 yıllık yaşam %83 bildirilmiştir. hastaların %2-10'unda tam iyileşme olabilir.

Fibromiyalji

Fibromiyalji

Fibromiyalji yaygın ağrıya neden olan ve çok sık görülen bir romatizmadır. temel olarak kasları ve kasların kemiğe yapıştığı bölgeleri etkilemektedir. bir eklem hastalığı değildir, eklemi tutmaz ve biçim bozukluğu yapmaz. bir çeşit iltihaplı olmayan yumuşak doku romatizmasıdır. kadınlarda erkeklere göre 7 kat daha fazla görülür. daha çok erişkinlerin (35-60 yaş) hastağıdır.

ağrı fibromiyaljinin en önemli belirtisidir. omuz, boyun gibi tek bir bölgede olabildiği gibi yaygın olarak da hissedilebilir. fibromiyalji ağrısı hastalar tarafından yanma, acıma, duyarlılık, karıncalanma, üşüme ya da kemirici ağrı gibi farklı biçimlerde tarif edilebilir. ağrıya el ve ayaklarda şişlik hissi eşlik edebilir. ağrı gün içerisinde, hava şartlarına, uyku bozuklukları ve strese bağlı olarak değişiklik gösterebilir. ağrı, zaman zaman vücudun bir yarısında daha yoğun hissedilebilir.



çoğunlukla genel fizik muayene normal ve hastalar sağlıklı görünümde olsa da kasların detaylı muayenesi ile belli noktalarda bu hastalık için tipik duyarlı noktalar bulunur.



yorgunluk hissi, fibromiyaljinin diğer önemli bir belirtisidir ve hastaların yaklaşık %90'nında gözlenir. hastaların bir kısmı da genel dayanıklılıkta azalma ve çabuk yorulmadan yakınırlar. hastaların çoğunda uyku bozuklukları ve sabahları yorgun kalkma görülebilir. uykuya dalmada zorluk olmasa da derin uyku kısmı bozulmuştur ve gece sıkça uyanma olabilir.



hastaların yaklaşık dörtte birinde yorgunluk yapan diğer hastalıklardan ayrılmalıdır.



fibromiyaljinin sebebi nedir ?

nedeni kesin olarak bilinmemektedir. fibromiyalji ile uyku bozuklukları arasında bir ilişki olabileceği düşünülmektedir.



bir çok faktör, ayrı ayrı ya da bir arada fibromiyaljiyi başlatabilir. örneğin hastalıklar (grip gibi enfeksiyonlar başta olmak üzere), ruhsal travmalar, fiziksel travmalar, beyinde biyokimyasal farklılıklar (serotonin düzeylerinde bozukluk gibi) ve hormonal bozukluklar, yaygın ağrı, yorgunluk ve uyku bozukluğu yaparak fibromiyaljiyi tetikleyebilir. son zamanlarda fibromiyaljili hastalarda kaslarda basit incinmelere karşı duyarlılık olduğu gözlenmiştir. dolayısıyla, ideal olmayan egzersizler ya da kötü duruş pozisyonunun bu hastalığı artırabileceği unutulmamalıdır.



fibromiyalji nasıl tedavi edilir ?

fibromiyaljili hastalarda;

1. ağrıyı azaltmak ve uykuyu düzen vermek için ilaç tedavisi

2. kas germe ve kardiovasküler uyumu artırma egzersizleri

3. kas spazmını azaltmaya yönelik gevşeme egzersizleri

4. hastalığı anlamaya ve başetmeye yardımcı eğitim yazılımları yararlı olmaktadır.



bazı hastalarda fibromiyalji çok hafif seyreder ve tedavide yalnızca hastalığın anlatılması ve kaygıların giderilmesi bile yardımcı olabilir. ancak çoğu hastada ayrıntılı bir tedavi yazılımı planlamak gerekecektir.



ilaç tedavisi: romatizmal hastalıklarda ağrı tedavisinde sıklıkla steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçların fibromiyaljide pek yeri yoktur. bunun yerine, derin uykuyu sağlamaya ve kasları gevşetmeye yönelik ilaç tedavisi daha faydalıdır. bu ilaçların çoğu depresyon tedavisinde kullanılıyor. ancak, fibromiyalji tedavisinde kullanılan dozlar depresyonda gerekenden çok daha düşüktür. gün içerisinde devam eden uyku hali, kabızlık, ağız kuruluğu gibi yan tesirleri olabilen bu ilaçların kesinlikle doktor kontrolünde kullanılması gerekir.



fizik tedavi ve egzersiz tedavisi: fibromiyaljide tedavinin 2 temel hedefi gergin ve ağrılı kasları gevşetmek ve kalp damar uyumunu artırmaktır. sıcak uygulamalardan neredeyse bütün hastalar yararlanmaktadır. çoğu hasta dayanıklılığı artırmaya, ağrıyı azaltmaya yönelik egzersiz programından ve yüzme-yürüme-bisiklet gibi aerobik egzersizlerden büyük fayda görmektedir. ancak fizik tedavi ve egzersiz tedavisinin çeşidi, müddeti, dozu, hastadan hastaya değişebildiği için kesinlikle doktor kontrolünde yapılması önerilir.



tanı konduğunda hastanın ve yakınlarının öğrenmiş olması gereken, her ne kadar fibromiyalji sendromu diğer iltihaplı eklem romatizmaları gibi hayatı tehdit eden, sakatlık yapan bir hastalık olmasa da, ağrı ve yorgunluk nedeniyle yaşam kalitesini bozabilen, iş gücünü azaltabilen gerçek bir hastalık olduğudur.