?

Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kayak yapmanin puf noktalari

Kayak yapmanın püf noktaları

Adrenalini yüksek sporlardan biri olan kayak, günümüz gençliğinin büyük ölçüde ilgisini çekiyor. ancak pek çok spor dalında olduğu gibi kayak sporuna da başlamadan önce birtakım bilgilerin alınması gerekiyor.



kayak yaparken dikkat edilecek konular şunlar:



- kayakta bacak kaslarınızın yeterli güce sahip olması ve denge yeteneğinizin bulunması lazım. şayet kayağa yeni başlıyorsanız, kayak eğitimcisiyle beraber esas bir eğitimden geçmeniz kaçınılmaz. böylece kendinizi hem daha güvende hissedecek hem de bilinçli ve seri bir şekilde kayabileceksiniz.



- diğer dikkat etmeniz gereken noktaysa, seviyenize ideal bir pist seçimi yapmak. bütün sporlarda olduğu gibi kayakta da ısınma önemli. kayak merkezine gitmeden 10 gün önce günde 10 dakika ip atlamanız, bacak kaslarınızı güçlendirmek için yeterli olacaktır.



- kayak süresince, düzgün ve oval dönüşler yapmaya ve vücudunuzun hareketlerinde de çok dikkatli davranmaya çalışmalısınız. uzmanlar yeni başlayanların dengelerini kaybettirecek ani hareketlerden ve zorlamalardan kaçınmalı gerektiğini belirtiyor.

Kayak yaparken uyulmasi gereken kurallar

Kayak yaparken uyulması gereken kurallar

Ekipmanlar kayak yaparken çok mühimdir, kendinize ilişkin malzemeler kullanın.



kiralamak zorunda kalırsanız malzemenin kendinize ideal olup olmadığını kontrol edin kayak yaralanmaları sonrasında en sık rastlanılan travmalar düşme anında kayakların ayakkabıdan çıkmadığı durumlar neticesi gelişmektedir. kiralık malzeme kullanıyorsanız en küçük bir rahatsızlık ve güvensizlik durumunda kiraladığınız yere gidip değiştirmekten üşenmeyin. ufak ya da büyük ayakkabı size o anda önemsiz gibi gözükebilir ancak tatilinizi zehir edecek kadar önemli sonuçlara yol açabilir.



vücut ağırlığı ve tecrübe durumunuza göre kayak ekipmanı seçilmeli ve ayarlamalar kişiye özel yapılmalıdır.



soğuktan korurken hareketinize engel olmayan elbiseler seçiniz.



gözlerinizi güneşten korurken görüşünüzü etkilemeyen gözlük ve maskeler seçiniz.



kalabalık pistlerde dikkatli olmak gerekmektedir zira kaza olasılığı daha fazladır.



gereksiz ve erkenden kendine fazla güven bilhassa acemilerde sık sakatlanma neden olur.



kaymaya başladığınız ilk bir saat daha az riskli yollar ve manevralar seçin. bu müddet içerisinde hem vücut ısınacak hem de kısa bir alıştırma dönemi sonrasında kayak aktiviteniz daha iyi olacaktır.



snowboard yapanların özel koruyucu bileklikler takmalı tavsiye edilir.



alkollü olarak kayak yapmak kaza ve sakatlanma riskini arttıracaktır.



yorulduğunuzda kesinlikle ara verin, kayağın verdiği zevk her zaman sizi bir miktar daha kaymaya zorlayacaktır.



başkalarını tehlikeye atacak hareketlerden kaçınmalıdır.



güvenli ve daha sakin yolları tercih edin.



birisini geçerken, tahmin edilmeyen hareketlere karşı yeterli mesafe bırakın.



özellikle dar geçitlerde durmayın. durmak zorunda kalırsanız iyice kenara yanaşın.



her türlü uyarı levhasını dikkate alın. unutmayın, bu uyarılar uzun süren tecrübeler neticesi ortaya çıkmıştır.



hangi kayak boyu en uygundur ?



yüksek hızlarda dönüşler yapmaya başladıkça, daha uzun kayaklar kullanmak isteyebilirsiniz. uzun bir kayak daha fazla denge temin eder ve kenarları daha iyi kavrar. yüksek hızlarda kaymak için en uygun kayak dev bir slalom kayağıdır. ancak biçimli kayak teknolojisinin ortaya çıkması ile birlikte genel kayak boylarında kısalma olmuştur. örneğin, daha önceleri kayaklar boyunuzdan yaklaşık 30- 40 cm daha uzun seçilirken, yeni teknoloji ile birlikte boyunuzdan yalnızca 10- 15 cm uzun olan kayaklar kullanılıyor. kısmen daha yavaş hızlarda kaymak ve dönüşlere basitçe alışmak için, kendi boyunuz ile aynı ölçüde biçimli bir kayak deneyin.

Kayak yaralanmalari

Kayak yaralanmaları

Kayak yaralanmaları ise sportif etkinlikler sırasında meydana gelen travmalardır. meydana gelen travma genelde iskelet sistemini, kemik, yumuşak doku ve iç organları içermektedir. bunlar, doğrudan veya endirekt mekanizmalarla meydana gelmekte ve farklı biçimlerde kendisini göstermektedir. bu tür yaralanmalar spor yaralanması olarak kabul edilmektedir.



kayak sporuna ilgi duyanların bazı kurallara uymalarının şarttır.



her sporda olduğu gibi kayak sporunda da bazı sakatlıkların oluşabildiğini unutulmamalıdır. kayak yapanlarda en sık yaralanma görülen bölgenin diz, snowboard yapanlarda ise el bileği bölgesinde meydana gelmektedir.



kayak ve diğer kış sporu yaralanmalarını omuz bölgesindeki yaralanmalar, kolun yukarı bölümündeki yaralanmalar, dirsek yaralanmaları, ön kol yaralanmaları, el bileği yaralanmaları, el ve parmak yaralanmaları, sırt yaralanmaları, kalça ve eklemi ve kasık yaralanmaları, uyluk yaralanmaları, iz yaralanmaları, ayak ve ayak bileği yaralanmaları biçiminde bölgelere göre sınıflamak olası.



kaymaya başladığınız ilk bir saatlerde daha az riskli yollar ve manevralar tercih etmek lazımdır.

Yuzme teknikleri, sirtustu stili

Yüzme teknikleri, sırtüstü stili

Arkaya kol atarak yüzme stili denilir veya (sırtüstü yüzme), serbest yüzüş stilinin tam tersi bir yüzüşde denir halk dilinde. vakit içerisinde yüzücüler birbirlerini takip eden, su üstündeki tamamlayıcı kol hareketleriyle ve kurallara uyarak daha hızlı yüzeceklerini fark ettiler. bu yüzme tarzına elverişli olan ayak çırpma hareketlerinin uygulanmasına da başlandı, çünkü böylesi eski ayak vuruşundan daha hızlıydı.



su altı kol yüzüşü su yüzeyinin derhal altında ve yana doğru düz bir kolla yapılıyordu. bunun gibi hareketin tamamlanışı da alçak ve düz bir kolla yanlamasınaydı. su altı kameralarının kullanımı yaygınlaşmaya başladıkça konunun uzmanları, antrenörler, hareket bilimi bilim adamları, o günün en başarı gösteren sırtüstü yüzücülerinin s tipi çekiş hareketlerini kullandıklarını gördüler. yüzücülerin kollan yüzerken önce bükülüyor, sonra açılıyordu. hareketin tamamlanışı ise yandan ziyade, dümdüz baş üstünden yapılıyordu. bu günkü sırtüstü yüzme, kuralların izin vermesiyle ve hızı arttırıcı yeniliklerle daha iyi bir duruma gelmiştir denebilir.



- çift ayak vuruşları diğer adıyla dolfin ayak vuruşları

sırtüstü yüzmede çift ayak vuruşu yada dolfin ayak vuruşunu pekçok yüzücü yüzmelerini hızlarını arttırıcı olarak kullandılar. bu teknik yüzücülere avantaj sağladığı gerekçesiyle, fina kuralları günümüzde bir yüzücünün depar ile birlikte siyin altında 15 m. dolfin ile gitmesine ve her dönüşte 15 m. dolfin ayak ile yüzmesine izin vermekte. yüzücü depar ve dönüşlerde kısa bir mesafe kaydıktan sonra suyun 80 cm. ve l m. derinlikte hareket etmesi suyun dışındaki ters akıntılardan vücut suyun altında olduğu için etkilenmemekte ve sürtünme azalmaktadır. dolayısıyla yüzücülerin su altındaki dolfin hareketine dikkat etmeleri gerekmektedir. dolfin ayağa yatkın olan yüzücülere kurallar çerçevesinde bu tekniği kullanmaları tavsiye edilir.



- yeni dönüş tekniği

yüzücülerin duvara el dokundurmadan yapıkları dönüşlerin avantajlı olduğu bilinmektedir. bu dönüş tekniği yüzücülerin dönüşe erken başlamalarına olanak verir ve hiç şüphesiz daha çabuk takla atmalarını temin eder, bu sebeple rakiplerine oranla avantaj sağlamaktadır. yüzücü duvara bir kulaç kala yüzüstü pozisyona gelip bir kol çekişiyle serbest takla atar, sırüstü pozisyonda ya serbest ya da dolfin ayakla su yüzeyine tekrar çıkar ve yüzme uzaklığına devam eder.

Yuzme teknikleri, kelebek stili

Yüzme teknikleri, kelebek stili

1930'lu yılların başından başlayarak kelebek tarz yüzmede çeşitli gelişmeler oluşmaya başladı. sadece kulaç atmaya dayalı yüzmeden nefes kontrollü kulaç atma stiline yavaş yavaş geçildiği görüldü. bazıları bunu suyun yüzeyinde yaparken bazıları da suya dalma aşamasında yapmayı tercih ediyordu. kelebek - serbest yüzen yüzücüler yunus vuruşunu yaptıklarında daha da hızlandıklarını anladılar. yunus vuruşu o tarihlerde serbest yüzme kurallarına da uygundu. çünkü her iki ayak aynı anda aynı düzlemde hareket ediyordu. yunus vuruşu (dolfin) ile kelebek yüzme o kadar hızlandı ki yeni bir kategori oluştu (1955). kelebeğin mucidi olarak yüzücü jack sieg ve antrenör david armbruster olarak bilinir.



- kol çeşitleri

kelebek stilde kol çekişleri şu safhalardan oluşur.

1) dışa süpürme,

2) içe süpürme,

3) yukarıya süpürme,

4) geriye alış, gevşeme, dinlenme.



- dışa süpürme

kol hareketinin bu ilk aşamasında eller omuz genişliğinde veya bir miktar daha geniş olarak avuç içi bir miktar dışa gelecek biçimde suya girer. ellerin suyu kolay yarması için ilk olarak kenarlarının suya dik olarak girmesi gerekir. daha sonra öne ve dışa doğru omuz genişliği aralığı sağlanana kadar eller açılır. eller omuz genişliğinde açıldığında resim 114 e'de görüldüğü gibi vücut ileri doğru atılmaya hazır konuma gelmesi gerekir. bu konumda kollar yaklaşık 30-40 derecelik bir açı altındadır.

sonraki aşama olan içe süpürme hareketi için hazır taktirde bulunmaladır. dolfin hareketi dışa süpürme hareketini kolaylaştırmakta, ona yardımcı olmaktadır. bu iki hareketin uyumlu olması halinde meydana gelen dalgalanma yüzücülerin kol hareketlerini daha kolay ve daha kuvvetli yapabilmesine olanak sağlamaktadır. kollar suya girdiğinde dirseklerden başlayarak bir miktar gevşek tutulursa kollar daha kolay yön değiştirme özelliğine sahip olur. kollar suya girdikten sonra dirseklerden başlayarak ileriye doğru uzatılırsa meydana gelen ivme nedeniyle toparlanmadaki hız kaybı daha az olmaktadır. toparlanma hareketinde dirseklerin gevşek tutulması yüzücülere öneri edilmektedir. kolların suya girdikten sonra ileriye uzatılması daha sonrası içerisinde daha az efor sarfedilrnesini gerektirdiğinden tercih edilmektedir.

Yuzme teknikleri, kurbagalama stili

Yüzme teknikleri, kurbağalama stili

Kurbağalamanın zengin bir yarışma tarihi vardır, îlk çağlarda yanşmalarda yer alan ilk yüzme tarzıdır.



bir zamanlar yüzücülerin kurbalağama yarışlarında su altında yüzmeleri tehlikeli olduğu gerekçesi ile, kurallarla yasaklanmıştı. çünkü bir çok yüzücü suyun altında uzun müddet kalmayı deneyerek baygınlık geçiriyordu. kurallar 1950'lerin sonlarında yarışların büyük kısmının yüzeyde gerçekleşmesini sağlayacak biçimde değiştirildi. günümüzde yüzücüler yalnızca starttan ve her dönüş sonrasında bir çekiş ve bir ayak vuruşu dönemince suyun altında kalabilirler. bu dönem sonrasında vücutlarının bir kısmı bilhassa başları her vuruş döneminde suyun normal düzeyinin üstünde görünmelidir. kurbağalama stilinde yüzücüler yan-dairesel kol çekişleri ve pekçok adı olmasına karşın çoğunlukla "kamçı"olarak isimlendirilen ayak hareketlerini kullanırlar.



kurbağalama, yüzme stillerinin en yavaş olanıdır.



yüzücüler, ayak vuruşu döneminde itici kuvvetin evrelerinde büyük bir güç meydana getirselerde bacakları çekerken bu gücün büyük kısmını harcarlar. bu da onların diğer stillere oranla ortalama hızlarını olabildiğince düşürür. ileri dönük hızda büyük devirsel değişimler kurbağalamayı diğer yüzme sitilleri içersinde en yavaş kılar.

günümüze değin, pekçok uzman kurbağalamanın düz vücut pozisyonunda yapılması gerektiğine inandı. 1970'lerde vücudu yunus gibi dalgalandırılan kelebeğe benzer bir tarz gündeme geldi. bu stile "dolfin"ya da "avrupa stili" kurbağalama adı da verilir. ancak en fazla "dalgalı kurbağalama" olarak anılır. bu stili yakalamak uzun çalışma ve vakit alacaktır. bununla beraber yüzücülerin, ayak vuruşu sırasında, başlarını kollarının arasından aşağı doğru indirmeleri sayesinde, vücutlarına aerodinamik bir görüntü verebilirler. bundan başka bacaklar yerine gelirken baş tekrar yükselebilir. bu bölümün ilk alt başlığı dalgalı ve düz stillerin karşılaştırılmasıdır. " bundan sonraki bölümleride aynı başlıklar altında inceliyeceğiz.



- düz ve dalgalı stillerin karşılaştırılması

düz tarz sol, dalgalı tarz ise sağ tarafta yer almaktadır. düz stilde vücut yatay pozisyonda ve kalça su yüzeyinin derhal altındadır. nefes alma işlemi, vücuda yatay pozisyonu bozulmadan, başın hafifçe suyun üstüne çıkarılmasıyla yapılır. dalgalı stilde ise nefes alma işlemi yapılırken, baş omuzlarla beraber suyun dışına çıkar. bacaklar gövdeye çekilirken, kalça alçalır.



düz tarz kurbağalamada bacaklar çekilirken vücudun yataylığı korunur ve kalça su seviyesinin derhal altında kalır. kıyaslarsak dalgalı stilde omuzlar suyun dışında, kalça aşağıda ve vücut omuzlardan dizlere doğru eğiktir. vücut pozisyonlan diğer bütün safhalarda her iki tarz içerisinde birbirlerinin çok benzeridir. her iki yüzücüde kol çekişini ileri atılma safhasında, çok yatay ve elverişli pozisyonda kalmaktadır. bundan başka ayak vuruşlarında birbirine çok benzemektedir.

Yuzme teknikleri, serbest stil

Yüzme teknikleri, serbest stil

Serbest tarz, dört müsabaka tarzı içerisinde en hızlı olanıdır. çekiş mekaniği, bir sağ-bir sol kol çekişi ve değişken sayıda yapılabilecek ayak vuruşundan oluşmaktadır.



serbest yüzmeyi anlatmak için bu bölümde aşağıdaki başlıklar kullanılmıştır.

1. kol çekişi

2. çekiş şekilleri

3. ayak vuruşu

4. kollar ve bacakların zamanlaması

5. vücut pozisyonu ue nefes alma-verme

6. kol ve vücut hızı için şekiller

7. genel hatalar

8. driller

9. nefes alma şekilleri



- kol çekişi

su altındaki kol çekişi, 3 süpürme hareketinden oluşur. bunlar aşağı, içeri ve yukarı süpürme hareketleridir. bu bölümde bahsedilecek olan kol çekişinin diğer bölümleri, suya giriş, uzanma, sudan çıkış ve kol devrinin önde tamamlanması şeklindedir.



- suya giriş ve uzanma

suya giriş başın önünde, alnın ortası ile suya giriş tarafından omuz başının arasında orta bir noktadan olmalıdır. yüzücünün kolu az oranda ileri uzatılmış olmalı ve el suya girer girmez avuç içi dış yana doğru çevrilmelidir. elin girişinden sonra kol da sanki el su yüzeyinde bir delik açmışçasına aynı noktadan suya girmelidir.

kolun suya girişinden sonra kol su yüzeyinin derhal altında olası olduğu kadar ileri uzatılmalı, bu esnada avuç içi de uzanma safhası tamamlandığında tam aşağı bakacak konumda olmak üzere çevrilmelidir. kol çekişinin bu safhasına uzanış safhası tamamlandığında tam aşağı bakacak konumda olmak üzere çevrilmelidir. kol çekişinin bu safhasına uzanış safhası adı verilir. yüzücünün eli- uzanış sırasında, uzanış yönüne doğru düz bir konumda ileriye doğru uzatılmalıdır.



yüzücü, kolu suya girer girmez suya gelişi hoş bir kuvvet uygulamaya çalışmamalı, o sırada itiş hareketini tamamlamakta olan diğer kolun hareketini etkilememek için çekiş hareketine başlamamalıdır. bu yüzden kol suya girdiğinde baş ile omuz arasında orta noktadan ileri uzanma hareketine devam etmeli harekete omuz başının ileri uzatılışı destek vermelidir. böylece bir teknenin burnu gibi bir biçim alan vücut, arkadaki kolun itiş hareketini rahatça tamamlamasına izin vermiş olur. aşağı süpürme tam bu noktada başlar.

Yuzme, solunum sistemi

Yüzme, solunum sistemi

Yüzmenin solunum sistemi üstündeki tesirleri...



temel görevi, kana oksijen vermek ve kandaki karbondioksiti almak olan solunum sistemi, ağızdan ve burun dan itibaren akciğerde sonlanır. ağızdan ve burundan alınan hava "trakea" adı verilen ve havanın iletilmesini sağlayan boru yoluyla akciğerlere gelir. akciğerlere gelen ve akciğerlerin yapısında bulunmakta olan "alvoel"lere (hava kesecikleri) yerleşe havada % 14-15 oksijen ve % 4. 9-6. 9 oranında karbondioksit vardır. çevresi kılcal damarlarla sıkı bir biçimde çevrilmiş ola alveollerle kılcal damarlar arasında gaz alış verişi olur. gaz değişimi diffüzyonla meydana gelir. örneğin, vennler (toplara mar) içerisinde akciğerlere gelen karbondioksitten zengin kan, akciğer yapısındaki alveol keselerine geçerken burada bulunaı oksijen de kana geçer.



eritrosit içerisinde dokulara gelen oksijen il bağlanmış hemoglobin molekülü, oksijenini etkin dokulara verir. bu alışveriş ise aşağıdaki biçimde belirtilmiştir. antrenmanlar sırasında organizmanın oksijen ihtiyacı ortar. bu artışa paralel olarak, bu ihtiyacı karşılayacak dolaşım ve solunum sistemlerinin de bu duruma fizyolojik bir uyum göstermesi gerekmektedir. dokuların oksijene olan ihtiyacı arttıkça, solunum sisteminin organizmaya soktuğu oksijen miktarı ve bu oksijeni dokulara taşıyacak olan dolaşım sisteminin faaliyeti çoğalır.

dinlenme halinde bir kişi dakikada 12-16 kez soluk alırken, atrenmanlar sırasında solunum frekansı 40-50'y kadar çıkabilir.



kişinin bir dakikada aldığı hava miktarı ise o kişinin dakika başına solunum volümünü hacmini meydana getirir.



dakika başına solunum volümü= (bir solukta alınan hava miktarı) x (bir dakikadaki solunum sayısı)



dinlenme halindeki bir kişinin dakika başına solunum volümü 5-8 litre/dk. civarındadır. bu miktar, yük altında 120 ıt. /dk. 'ya, bazı durumlarda da 140 ıt. /dk. 'ya kadar yükselebilir.



fiziksel çalışmalarda bir taraftan solunum volümü, diğer taraftan da solunum frekansının artırılmas ile solu-num-dakika volümü artırılmış olur.

Yuzme, kalp ve dolasim sistemi

Yüzme, kalp ve dolaşım sistemi

Yüzmenin kalp ve dolaşım sistemi üstündeki tesirleri...



antrenmanlar ile kalbin dakika volümünü arttırmak mümkündür.. bu artışın gerceleşmesi maximal ve submaximal yapılan yüklenmelerle mümkündür.. yapılan araştırmalar kalbin dakika volümünü arttıran en iyi yolun submaximal (%70 ve altı) yüklenmeler olduğunu ortaya koymuştur. kalbin dakika volümünün artması, dokuların oksijen gereksiniminin karşılanması bakımından çok mühimdir. bu yüzden orta ve uzun mesafe yüzücülerin bu özelliğini geliştirmeleri mühimdir.



bilindiği gibi, kalbin dakika volümünün artması, ilk olarak atım volümünün (her atımda pompalanan kan miktarı) ve de kalp atım sayısının artırılması ile olanaklıdır. su içerisindeki yatay pozisyon, kalbin atım volümünün ayakta duruşa oranla daha iyi olmasını temin eder. çünkü, bu pozisyonda, kalbin kan ile doluşu daha iyi olur. su içerisinde, suyun kaldırma kuvveti yerçekimine karşı koyar. bu konumda kalp, kanı yer çekimine karşı atmak zorunluğunda kalmaz. bundan başka, suyun kaldırma kuvvetinin yer çekimini karşılanması ve suyun alt ekstremitelere uyguladığı hidrostatik baskı, havada dik taktirde iken rastlanan "kanın alt ekstremitelerde toplanma eğilimini" elemine eder. diğer taraftan, su içerisinde kalp, ısı düzenlemesine yardım amacıyla deriye fazla kan göndermek zorunda kalmaz. bu kan çalışan kaslara aktarılır.



özetlersek, yüzücülerdeki dolaşım diğer spor dallarındaki sporculara oranla değişiklikler gösterir. bu durum, su içerisindeki vücudun yatay pozisyonda olmasına bağlıdır. bu pozisyonda kalp kan ile tamamen dolar ve netice olarak kalbin tek bir kasılışında daha fazla kan vücuda pompalanır.



- tertipli antrenmanların kalp üstüne yaptığı pozitif tesirler şunlardır.

1. antrenman ile kalp odacıklarının hacmi büyür. kalp odacıklarının büyümesi ile kalbin içerisine aldığı kan miktarı artarken, dakika volümü çoğalır. iyi antrene edilmiş sporcularda kalbin yük altında bir dakika içerisinde pompalandığı kan miktarı 35-40 litreye kadar çıkabilmektedir.

2. antrenman sonucunda, kalp kaslarında "hipertrofi" denilen gelişme, kalınlaşma, kuvvetlenme meydana gelir. bu gelişmelerle kalbin pompalandığı kan daha kuvvetli bir biçimde organizmaya dağılır.

Yuzme, kas ve iskelet sistemi

Yüzme, kas ve iskelet sistemi

Yüzmenin kas ve iskelet sistemi üstündeki tesirleri...



kas gerilebilme ve kasılabilme yeteneğine sahip liflerden oluşur.



kas dokusu üç'e ayrılır.



1- iskelet kasları (istemli kaslar)

vücudu harekete geçiren kaslara iskelet kasları denir. antrenman yolu ile meydana gelen farklılıklar en belirgin biçimde iskelet kaslarında görülür. iskelet kasları hareket için güç temin ederler ve vücut kaslarının 7/8'ini oluştururlar. genel olarak bir kasın % 75-80'i sudan, % 18-20'si proteinden, geri kalan bölümü ise karbonhidrat, lipit (yağ), mineral ve non-proteik azottan oluşmuştur. kasta % 0. 5-1. 5 oranında glikojen biçiminde bulunmakta olan karbonhidrat, bilindiği üzere, organizmanın en önemli enerji kaynaklarından biridir.



iskelet kasları, beyaz ve kırmızı kaslar olarak iki gruba ayrılırlar. beyaz kaslar (fast-twitch muscle fibers ya da kısaca ft), kırmızı kaslara (slow-twitch muscle fibers ya da kısaca st) oranla daha çabuk kasılırlar ve uzun müddet iş yapmayı gerektirmeyen görevlerde yer alırlar. st-liflerinin çevrelerinde kılcal damar çoktur. aerob metabolizmayı kullanırlar.



2- düz kaslar (istemsiz kaslar)

iç organlarının yapısında yer alırlar ve uzun süreli tertipli faaliyette bulunurlar. isteğimiz dışında çalışırlar.



3- kalp kasları (istemsiz kaslar)

kalpte bulunmakta olan ve uzun süreli tertipli faaliyette bulunmakta olan kas türüdür. isteğimiz dışında çalışırlar.



- kasların yapısı ve bazı özellikleri

1. kasın başlangıç noktası olan "origo" sabittir. bir kas, kasın sonlandığı nokta olan "instersiyo"yu kendine doğru çekerek hareket eder.

2. kasın gövdesi, kas liflerinin demetler durumunda "sarkolemma" adı verilen zarlar tarafından sarılması ile oluşur.

3. tendon, kasın kemiğe yapıştığı bölümdür.

Yuzmenin onemi

Yüzmenin önemi

Form tutmak ve estetik bir vücuda sahip olmak isteyenler için yüzme ayrı bir önem taşır. yüzme sırasında nefesin bir müddet tutulması zorunluluğunun kişinin nefesini açtığı, bu durumun ise vücudun bütün organlarının etkin hale geçmesini sağladığını belirtilmektedir.



yüzme aynı zamanda vücuda bir orantı, simetri kazındırır. bu da estetik açıdan büyük önem taşır.

yüzmenin sağlı sollu simetrik olarak yapılması gereken hareketlerden oluştuğu için vücut gelişimi açısından mühimdir. buna akciğer kapasitesinin gelişmesi de eklendiği vakit, form tutmak isteyen bayanlar için yüzme olabildiğince tercih edilir bir branştır.



yağ dokusunu enerjiye çeviriyor



uzmanlar yüzme sporunun vücudun hem yağ dokusunu yakıp enerjiye çevirdiğini, hem de kişiyi estetik yapıya sahip hale getirdiğini vurgulamaktadırlar.



sporcu olmayan, sıradan bir günlük hayata sahip kişi için günde 1. 5-2 saat olmak üzere haftada 2-3 kez yapılacak antrenmanların yeterli geleceği, ancak uzman gözetiminde yüzülmesi halinde, gelişmenin daha erken ortaya çıkacağı söylenmektedir.



yüzme, estetik açıdan bilhassa bayanlar için önemli kazanımları da beraberinde getirmektedir. yüzme göğüslerin dikleşmesini ve diriliğini temin eder. omzu yüzme sırasında yukarı kadar kaldırıyorsunuz, böylece göğüs dokuları da gelişmiş oluyor. bilhassa sarkık göğüslü kadınların, göğüslerini dik hale getirmeleri için yüzmenin önemi büyüktür.

Ruzgar sorfu ekipmanlari

Rüzgar sörfü ekipmanları

Rüzgar sörfü bineği (board)



rüzgar sörfü bineği, genellikle polietilen veya polipropilenden imal edilmiş, kullanım amacına göre 265 cm-400 cm uzunluğuna sahip, rüzgar sörfçüsünün üstünde durduğu parçadır.



başlangıç rüzgar sörfü bineği (beginner board)



başlangıç rüzgar sörfü bineği, rüzgar sörfünü yeni öğrenenler için imal edilmiş, boyu 350 cm- 400 cm olan ve 7-10 deniz mili hızla esen rüzgarlarda kullanılan bineklerdir.



orta boy rüzgar sörfü bineği (mid-length board)



orta boy rüzgar sörfü bineği, rüzgar sörfü tekniklerini ilerletmeye yönelik olarak kullanılan, hafif ve orta rüzgarlarda en ideal teknik performansı elde etmek için imal edilmiş, boyu 320 cm-350 cm arasında olan bineklerdir.



yarış rüzgar sörfü bineği (raceboard)



yarış rüzgar sörfü bineği, çok iyi derecede rüzgar sörfü teknik becerisine sahip kişilerce, kuvvetli rüzgarlarda da kullanılabilen, profesyonel hedefli, boyu 320 cm ?den ufak bineklerdir.



rüzgar sörfü yelkeni (sail)



rüzgar sörfü yelkeni, rüzgar şiddetine ve kullanan kişinin becerisine göre genellikle plastik malzemeden imal edilmiş, 3 m 2- 9 m 2 ebadında olabilen aerodinamik ve raf (rotating asymetric foil) sistemler dikkate alınarak imal edilmiş, tirizlerle (batten) esnekliği ayarlanabilir duruma getirilmiş yelkenlerdir.



yelken direği (mast)



yelken direği, yelkenin takıldığı direkdir.



yelken direği yuvası (mast track)



yelken direği yuvası, rüzgar sörfü yelken direğinin, ayarlanabilir biçimde takılması için tasarımlanmış yuvadır.



yelken direği ayağı (mast foot)



yelken direği ayağı, yelken direğinin, yelken direği yuvasına geçmesini sağlayan ara parçadır.



yelken direği başı (mast head)



yelken direği başı, yelken direğinin en üst uç noktasıdır.



yelken-direk geçişi (luff of the sail)



yelken-direk geçişi, yelken ve direğin bağlantı noktalarıdır.



yelken başı (head of the sail)



yelken başı,yelkenin en üst uç kısmıdır.



yelken sonu (foot of the sail)



yelken sonu, yelkenin yelken direğinin altı ile buluştuğu kısımdır.



yelken çekme ipi (uphaul)



yelken çekme ipi, yelkeni sudan kaldırmak için kullanılan ipdir.



yatay gergi makarası (outhaul fixing)



yatay gergi makarası, yelkenin yatay düzlemde gerginliğini sağlayan makara düzeneğidir.



alt gergi makarası (downhaul)



alt gergi makarası, yelkenin dikey anlamda alt gerginliğini sağlayan makara düzeniğidir.



seren (boom)



seren, yelken direğinin üstüne monte edilen ve rüzgar sörfcüsünün yelkeni yönlendirmesini sağlayan parçadır.



seren mengenesi (boom clamp)



seren mengenesi, sereni yelken direğine sabitlemek için kullanılan parçadır.



seren kesiği (boom cutout)



seren kesiği, yelkenin, yelken direğine geçişinde seren takabilmek için bırakılmış boş kısımdır.



tirizler (battenes)



tirizler (battenes), yelkenin bir düzlem oluşturması ve gerginliğinin ayarlanmasına yardımcı olan, yelkene yatay konumda geçirilmiş çubuklardır.



yüzgeç (fin)



yüzgeç, rüzgar sörfü bineğinin arka alt bölümüne sabitlenmiş, yelkenin itme gücünü dengeleyerek ilerlemeyi sağlayan araçdır.



yüzgeç pimi (finbolt)



yüzgeç pimi, rüzgar sörfü bineğine yüzgeçi bağlamaya yarayan pimdir.



yüzgeç kutusu (fin-box)



yüzgeç kutusu,r üzgar sörfü bineğine yüzgeçin takıldığı yuvadır.



kama (rectable daggerboard)



kama, başlangıç ve orta boy bineklerde, yüzgecin sağladığı denge gücüne ek güç sağlayan hareketli parçadır.



kama girişi (daggerboard)



kama girişi, rüzgar sörfü kamasının ana giriş yuvasıdır.



kama yuvası (daggerboard casette)



kama yuvası, rüzgar sörfü kamasının gerektiği takdirde, içe ve geriye doğru hareket etmesi için dizayn edilmiş yuvadır.



kama yarığı (daggerboard slot)



kama yarığı, kama ?nın rüzgar sörfü bineğine takılıp çıkarılabilmesi için kullanılan yuvadır.



kanca takımı (harness)







kanca takımı, rüzgar sörfçülerinin vücut ağırlıkları ile yelkenin gücünü karşılamalarını sağlayan, bu sayede kol ve sırta binen yükü azaltmaya yarayan, göğüs bağlantılı (chest), bel bağlantılı (waist) ve kalça bağlantılı (seat) olmak üzere üç farklı tipi bulunmakta olan parçadır.



ayak kayışı (footstraps)



ayak kayışı, rüzgar sörfü kullanıcılarının dalgalı sularda, binek ile ayak temaslarını sağlamlaştırıcı kayışlardır.



güverte ıstampası (decpads)



güverte ıstampası, ayak kayışlarının altına yerleştirilmiş, rüzgar sörfçüsünün tutunmasını arttırıcı zemin kaplamasıdır.



kuyruk (tail)



kuyruk, rüzgar sörfü bineğinin arka kısmıdır.



burun (nose)



burun, rüzgar sörfü bineğinin ön kısmıdır.



yedekte çekme deliği (towing eye)



yedekte çekme deliği, rüzgar sörfünü yedekte çekmek için ucuna ip bağlanan kancadır.



çocuk donanımı (children ?s rigs)



çocuk donanımı, çocukların rüzgar sörfünü öğrenmelerine yönelik olarak, belirli miktarlarda küçültülmüş ve daha hafif malzemelerden imal edilmiş donanımlardır.



yarı ıslak kıyafet (wetsuits)



yarı ıslak giyisi, sörf yapan kişinin hipotermia, güneş yanıkları, boğulma ve darbelere karşı korunma maksadıyla giydiği, sörf yapılan suyun sıcaklığına göre; 2mm-5 mm kalınlığında olan, genellikle oluklu neopren kauçuktan imal edilmiş özel giyisidir.

Ruzgar sorfu nerede yapilir ?

Rüzgar sörfü nerede yapılır ?

Üç tarafı denizlerlerle çevrili olan ülkemizde rüzgar sörfü yapmak için uygun sahillerimiz bulunmaktadır.



kuzey sahilleri



mimarsinan: istanbul da olup da güneylere inemeyen rüzgar sörfü meraklıları için 6-7 sene önce keşfedilen, büyükçekçece gölü kıyısında bir mekan. temmuz dan ekim e kadar rüzgar ideal. kendinize ilişkin malzemeniz yoksa buradan temin etmeniz bir miktar zor.



saros: haziran dan eylül e kadar saros körfezinin pekçok noktasında rüzgar sörfü yapılabiliyor, bilhassa de gelibolu ya 12 kilometre mesafedeki güneyli köyü epey bilinen bir sörf alanı. bu bölgede de malzeme temin etmeniz zor olabilir.



gümüşdere: istanbul a bir saat mesafede, karadeniz kıyısındaki gümüşdere plajı istanbul un meşhur rüzgarlarıyla sörf için uygun bir alan oluşturuyor. yine bu sahilde yer alan boğaziçi üniversitesi mezunları derneği nin burcbeach isimli plajında malzeme temin edebilirsiniz.



tuzla: nisan dan kasım a kadar elverişli rüzgarlar esen fakat en elverişli rüzgarın haziran-temmuz aylarında yakalanabildiği bir rüzgar sörfü alanı. yeni başlayanlar için uygun. mercan sahilinde iki yıldır hizmet veren mercan sörf kulübü nde eğitim almak olası.



güney sahilleri



alaçatı: çeşme merkeze yaklaşık karayoluyla yaklaşık 10 dakika mesafede olan alaçatı plajı sadece türkiye nin değil dünyanın da en iyi rüzgar sörfü alanlarından biri. sörf için müthiş elverişli rüzgarı olan bu plajın uzun bir mesafe boyunca derinleşmemesi yüzme bilmeyenlerin bile sörf yapabilmesine olanak sağlıyor. plajdaki tesislerden malzeme temin edebiliyor, özel ders alabiliyorsunuz.



ılıca: incecik kumu, uzun bir mesafe boyunca derinleşmeyen doğal termal suyu ve elverişli rüzgarlarıyla çeşme nin bu plajı da bir sörf cenneti; bilhassa yeni başlayanlar için.



pırlanta: çiflikköy de bulunmakta olan pırlanta koyu, sakız adası nın tam karşısında yer alıyor. iyi rüzgar alan sert dalgaları nedeniyle sörfçüler tarafından tercih ediliyor fakat yeni başlayanları zorlayabilecek bir alan.



akyarlar: bu bölgenin popülaritesi yeni açılan windsurf okulu sayesinde son yıllarda olabildiğince arttı, yine de alaçatı kadar kalabalık olduğunu söylemek zor. rüzgar burada da olabildiğince elverişli ancak bu bölge yeni başlayanlar için derinliği sebebiyle çok ideal değil.







bitez: bodruım un bir başka rüzgar sörfü merkezi. bodrum merkeze olabildiğince yakın. değişik işletmelerin açtığı tesislerden yılın her dönemi malzeme temin etmek olası.



datça: bilhassa temmuz ve ağustos aylarında güçlü rüzgarlar esen bu bölge marmaris ten 70 km mesafede. rüzgarlar çok şiddetli olabildiğinden yeni başlayanları zorlayabilir.

Ruzgar sorfu nasil yapiliyor ?

Rüzgar sörfü nasıl yapılıyor ?

1. kendinizi dengelemek için ayaklarınızı yelken direğinin her iki yanına koyun.



dizlerinizi kırarak yelkeni çekip sudan çıkarın.



2. yelkenin ipini sağ elinizle tutun.



3. sol elinizi sağ elinizin üzerinden geçirip çatalı tutun.



4. ipi brakıp sol elinizle yelken direğini denetleyin.



5. direği kendinize doğru çekerek dik durmasını sağlayın



6. aynı anda vücudunuzu tahtanın önüne doğru hafifçe çevirip ayaklarınızı rahat bir konuma getirin.



7. sağ elinizle de çatalı tutarak hafifçe içeri doğru çekin. rüzgarın yelkeni doldurduğunu hissedince yelkeni rüzgara doğru çevirin.



8. çatalı suya paralel ve direği suya dik tutmaya çalışın. işte rüzgar sörfü yapıyorsunuz.



rüzgar sörfü öğrenirken yapmanız gerekenler;



ders alın: windsurfing her ne kadar çok kolay gibi gözüksede pekçok spordan çok daha komplike bir su sporudur. şayet daha önce gelişi güzel bir tekne ile denizde yelken açmadı iseniz, windsurf yapabilmek için ilk olarak rüzgar ile ilgili bilgi edinmeniz, ve rüzgara göre vücudunuzu nasıl kullanacağınızı öğrenmeniz gerekmektedir. ders alarak başlamanız, saatlerce boşa emek harcamanızıda engelleyecektir. uzman kişinin yerini hiçbir şeyin tutmadığını unutmamak gerekmektedir.



mutlaka bir arkadaşınız ile windsurf e çıkın: bir arkadaşınız ile windsurf yapmak hem daha zevkli hemde çok daha emniyetli windsurf yapmanızı temin eder.



arkadaş edinin: şayet bir arkadaşınız yok ise, windsurf yapmayı planladığınız yerde, diğer windsurfçüler ile konuşarak bir arkadaş edinmenizde her zaman fayda vardır. o yöreyi iyi bilen birisi hem size güven verecektir, hemde mümkün bir ihtiyaçta size yardımcı olacaktır.



karadan denize esen rüzgardan uzak durun: rüzgarın sizi istediği yöne yönlendirme gibi kötü bir huyu vardır, hele hele öğrenme aşamasında iseniz, hiç farkında olmadan rüzgarın sizi açığa itmesi son derece olağandır. karadan esen rüzgarlar, ara ara sıkı estiğinden, çok kısa zamanda kendinizi kıyıdan uzak bir noktada bulabilirsiniz.



yoğun trafik olan alanlardan uzak durun: şayet yoğun deniz trafiği olan bir alanda iseniz, oradan uzaklaşmak sizin için faydalı olacaktır. windsurf öğrenirken kafanız öğrenmekle meşgul olacağından, etrafınızdaki diğer kişi veya teknelerle uğraşmak kolay olmayacaktır.



derin olmayan kıyılarda öğrenin: derin olmayan, boyunuzu geçmeyen kıyılarda öğrenmenin avantajını her zaman kullanın. düşünce ayağınızın yere basmasının size vereceği güven son derece mühimdir. ayağınızın yere bastığı yerde boardun üzerinden inerek dinlenebilirsiniz, başladığınız noktaya yürüyerek geri dönebilirsiniz veya bugünlük yeter dediğiniz an yürüyerek kıyıya çıkabilirsiniz.



wetsuit giyin: her ne kadar su sıcaklığı size üşüme hissi vermesede, her zaman wetsuit giymeyi ihmal etmeyin. azda olsa, wetsuitin kaldırma gücüne bile ihtiyacınız olabilir.



malzemenin taşınmasında yapmanız gerekenler;



malzemeyi taşırken kesinlikle malzemenin rüzgar üzerinde olun. bu kural, malzemenizin otoparkta, kıyıda veya suda olması durumunlarının hepsi için geçerlidir. rüzgar üzerinde olmak, rüzgarın yapacağı gelişi güzel bir ani hareketin sonuçlarından sizi korur.



kurulu bir yelkeni mutlaka gelişi güzel bir yerde boş bırakmayın. yelkeni kesinlikle bir şeye bağlayın, tabiki en doğrusu boardunuza monte etmek. boardunuza bağlı olduğu taktirde bile, direğin rüzgar esen yönde olmasına dikkat edin. ani rüzgar değişimleri kötü süprizlere yol açabilir.



eğer, gelişi güzel bir nedenden, yelken ve boardunuzu suya ayrı ayrı götürmeniz söz konusu ise, öncelikle kesinlikle yelkeni suya taşıyın, daha sonra boardunuzu taşıyarak suda monte edin. yelken suda bırakıldığı yerde dururken, board dalga ve rüzgarın tesiri ile hareket eder.



kıyıda yapmanız gerekenler;



hiçbir vakit yalnız olmayın. windsurf yaptığınız yerin emniyetli olmasına dikkat edin, etrafınızdaki iyi windsurfçüleri seyrederek onlardan birşeyler öğrenmeye bakın. başlayanlar kesinlikle emniyetli sularda olmalıdır.



bulunduğunuz yerdeki windsurf yapma kurallarına kesinlikle uyun, teknelerin yoğun olduğu yerlere mutlaka girmeyin. yüzücülerin olduğu yerlerin yakınından bile geçmeyin. suyun altında dalan birisinin olma ihtimalini asla göz ardı etmeyin. uzun ve keskin bir fin in yüzen birisine neler yapabileceğini asla unutmayın.



iyice tecrübe kazanmadan, karadan denize esen rüzgarlarda suya çıkmayın, şayet orsa çekemiyorsanız çok kısa bir sürede problem yaşayabileceğinizi unutmayın.



herhangi bir problemde şahsi olarak neler yapabileceğinizden iyice emin olun, gerekirse üzerinizde ilk yardım malzemelerinden taşıyın.



düzgün giyinin wetsuit giymek size yalnızca yardımcı olur. suda uzun kalacak iseniz, şapka, güneş önleyici krem, uzun kollu wetsuit her zaman yardımcınız olur.



su kaybedeceğinizi düşünerek bol bol su için.



her zaman cankurtaran yeleği gibi vücudunuzu yüzdürecek bir şeyler giyin.



vücudunuzun limitlerini çok iyi bilin ve kendinizi hiçbir vakit zorlamayın, şayet kafanızda o an için gelişi güzel bir soru sinyali var ise, hiçbir vakit suya çıkmayın.







suda yapmanız gerekenler;



kıyıdan çıkarken veya kıyıya dönerken fazla süratten mutlaka sakının, bu hem sizin hemde etrafınızda olabilecek diğer kişilerin emniyeti için çok mühimdir.



kıyıdan gerekenden ve sizin fiziksel durumunuzun elvermesinden fazla açılmayın.



her ne olursa olsun, diğer kişiler ile çarpışmaktan kesinlikle sakının.



dönüş(jibe) atarken kıyıdan en az 50 metre uzaklıkta olun.



mümkün olduğu her taktirde diğer windsurfçüler ile aranızda enaz 2 direk boyu mesafe bırakın.



diğer windsurfçüleri, bilhassa tehlikeli hareket yapanları özellkile gözlemleyin ve gerekirse uyarın, önemli olan bir kazayı oluşmadan önlemektir.



her ne kadat tecrübeli olursanız olun, mafsal kırılması veya yelken yırtılması gibi durumlar ile karşılaşabileceğinizi hiç bir vakit unutmayın ve bu durumlara göre hazırlıklı olun.



her ne olursa olsun, boardunuzu mutlaka bırakmayın. şunu unutmayınki, boardunuz sizin için en güvenli can kurtaran simididir. şayet yardıma ihtiyacınız var ise, uluslararası kabul edilen yardım işaretini kullanın, ellerinizi sürekli biçimde tekrarlayarak, her iki yanınızda kaldırıp indirin.



üşüme halinde sudan derhal çıkarak, hipotermiya (titreme, el ve ayaklarda uyuşma ve zayıf yön algılama) durumunun oluşmasını engelleyin.

Ruzgar sorfu nedir ?

Rüzgar sörfü nedir ?

Sörf, uzun bir tahtanın yardımıyla dalgaların üstünde kıyıya doğru kayarak yapılan ve çok sevilen bir spordur. yelkenli olan rüzgâr sörfü ise, sörf gibi büyük dalgaların kırıldığı özel kumsallar gerektirmez; dolayısıyla de çok yaygın olarak yapılır. 1970'lerde bir spor olarak kabul edilen rüzgâr sörfünü ilk kez kimin bulduğu bilinmiyor. ama, bu heyecanlı ve hareketli sporun öncülüğünü 1968'de california'da henry hoyle schweilzer ve jim drake yapmıştır.



rüzgâr sörfü pekçok nedenle yaygın bir spor olmuştur. sörf tahtasına çıkıp düşmeden yelkeni kaldırarak rüzgârla kaymaya başlamak, bu spora yeni başlayanlar için çok heyecan vericidir. ne var ki, kolay görünen bu sporda ilerlemek çok çalışma ve sabır gerektirir. yeni başlayanlar düşmekten yılmamalıdır. deneyim kazandıkça dengenin ve ustalığın devamlı olarak artması bu sporun heyecanının sürmesini temin eder. büyük bir hızla dalgaların üzerinde uçar gibi gitmek çok zevklidir.



rüzgâr sörfünde, sörf tahtasına takılan yelken üç ana bölümden oluşur: bunlar yelken direği, yelken ve tutma çataldır. sörf tahtası polyester ya da polietilen gibi sert bir maddeden yapılır. plastik bir köpükle doldurularak suda yüzecek şekilde hafif ve kuvvetli olması sağlanmıştır. tahtanın üst yüzü sörfçünün ayağının kaymaması için pürüzlü, arka yüzü ise suda hızlı gidebilmesi için pürüzsüz bir yapıdadır. tahtanın altında ortada, denge kanatçığının takıldığı bir yarık vardır. tahtanın arka tarafında da sörfü yönlendirmeye yardımcı olan dümen kanalcığı bulunur. sörf tahtasının üst yüzünde ise yelken direğinin girdiği bir delik vardır.



genellikle alüminyumdan ya da camyününden yapılan yelken direği çok esnektir. içerisine su girmemesi için üst ucu kapalı olan direğin alt ucunda direğe çok büyük hareketlilik veren eklemli bir ayak vardır.







genellikle 5-6 m2 büyüklükteki yelken sert polyesterden yapılır. güneş ışığına ve neme karşı dirençlidir. bazı yelkenlerde, yelkeni güçlendirmek için içerisine çubuklar geçirilen cepler vardır. alüminyumdan yapılan tutma çatalı, kaygan olmaması için kauçukla kaplanmıştır. çatalı oluşturan iki kıvrık çubuk, uçlarından yelkene tutturulmuştur. suya yattığı vakit yelkeni çekip kaldırmaya yarayan ip, çatalın önüne bağlıdır.



rüzgâr sörfünü öğrenmenin en iyi yolu bir sörf okuluna gitmektir. bu sporun geliştiği ülkelerdeki okulların çoğunda, karada bulunmakta olan ve özel bir sistemin yardımıyla su yüzündeymiş gibi kullanılan sörf donanımı vardır. bunların yardımıyla, ıslanma korkusu olmadan sörf öğrenilebilir. öğrencinin yanısıra bulunmakta olan öğretmen kuralları öğretir ve yapılan yanlışları derhal düzeltir. böylece rüzgâr sörfü-nün kuralları hızlıca öğrenilir.



rüzgâr yönü, akıntı, ağırlık kullanımı konularındaki kurallar yelken sporundaki gibidir. dolayısıyla bir miktar yelken bilgisi rüzgâr sörfünü öğrenmekte çok yardımcı olur.



rüzgâr sörfünün esas kurallarını öğrenen ve ustalaşan sörfçü, sörf tahtasının üzerinde akrobatik hareketler denemeye girişebilir. bu, yapması gibi seyretmesi de çok zevkli bir gösteridir.



günümüzde olimpiyat sporları arasına girmiş olan rüzgâr sörfü, ilk kez 1984 los angeles olimpiyat oyunları'nda yarışma kapsamına alınmıştır.

Trekking hakkinda onemli bilgiler

Trekking hakkında önemli bilgiler

İşte unutmamanız gereken birkaç şey:



#



yürüyüş ayakkabılarınızı ve çantanızı unutmayın. çantanıza su, yağmurluk, yedek çorap ve giyisi koyun. untmayın ki doğayla başbaşasınız yağan yağmur ya da bir dere geçişi sizi tahmininizden çok daha fazla ıslatabilir. bundan başka çantanızda, size dağıtılan ve mola yerlerinde yiyeceğiniz yiyeceklerinizi taşıyacaksınız.



#



üzerinize rahat şeyler giyin. rahat edemeyeceğiniz kıyafetlerle uzun müddet yürümek sizi sıkabilir. fakat bunu yaparken hava koşullarını da göz önünde bulundurun. kışın yanınıza kazak, yazın kesinlikle şapka alın.



#



katılacağınız geziyi piknikle karıştırmayın. uzun müddet yürüyeceksiniz. bu yürüyüş daha önceden planlanmış bir yürüyüştür. yani rehberler gideceğiniz noktaya ulaşan en kısa yolu değil sizin daha fazla doğa güzelliği göreceğiniz ve bu geziden daha fazla zevk almanızı sağlayacak yolları tercih ederler.



#



gruptan kopmayın. bu konuda rehberlerin talimatlarına uymaya itina gösterin. kimsenin sizi göremeyeceği biçimde değişik yollara sapmayın. şayet gruptan kısa süreli ayrılacaksanız (örn: su içmek ya da çiçek toplamak vb. şeyler için) kesinlikle gruptan bir kişiye bu durumu bildirin.



#



yanınıza fotoğraf makinesi almak ve böyle farklı ve hoş bir günde fotoğraf çekmek isteyebilirsiniz. fakat makinenizin yağmur neticesi ya da bir dere geçişi sırasında zarar görebileceğini unutmayın.



#



dere içerisinden ya da kaya üstünde yürürken çok dikkatli olun. dere içerisindeki taşlar yosun tuttuklarından kaygan olur. yavaş ve emin adımlarla yürüyün. böyle durumlarda ayağınızdaki yürüyüş ayakkabısının önemi daha da artıyor. rahat ederim düşüncesiyle altı düz spor ayakkabılardan sakının. altı girintili çıkıntılı ve kaymayan yürüyüş ayakkabılarını tercih edin.



#



yanınıza kullanmayacağınız malzeme almayın. aşırı yükten sakının. yürüyüş uzun olduğundan aşırı yük sizi normalden daha fazla yoracaktır. kullanmayacağınıza inandığınız malzemeleri yürüyüşe başlamadan önce arabada bırakın.







#



dönüş saatinde rötar olabilir. bunun en önemli nedenlerinde biri aynı parkuru ayrı grupların değişik sürelerde yürümeleri. dönüş saati konusunda esnek ve hoşgörülü olmayı unutmayın.

Trekking parkurlari

Trekking parkurları

Türkiye'de trekkinge ideal pekçok bölge bulunuyor. genel olarak baktığımızda trekking turları üç ana güzergahta toplanıyor: toroslar, kaçkarlar ve kapadokya. fakat bu üç ana güzergah dışında ege, akdeniz ve marmara'da da pekçok yere günübirlik trekking turları düzenleniyor.



özellikle marmara etrafında haftasonu düzenlenen trekking turlarından birine katılmak, sizi kentin kalabalık ve gürültüsünden uzaklaştıracak; doğada yapacağınız birkaç saatlik yürüyüşler yeni bir haftaya daha dinç başlamanızı sağlayacaktır.



trekking parkurlarını bölgesel olarak kısaca tanıtacak olursak, en yakından, marmara'dan başlayalım.



marmara bölgesi ve çevresi



marmara bölgesi ve etrafında günübirlik trekking turlarına ideal sayısız parkur vardır. trekking turları düzenleyen acenteler, derhal hemen her yeni gün bir parkur daha keşfedip tur seçenekleri arasına katarlar. şayet doğa yürüyüşlerinden zevk alıyorsanız kendi arkadaş grubunuzu oluşturarak bu bölgeleri kendi başınıza keşfedebileceğiniz gibi, düzenlenen turlardan birini seçebilir ve yeni dostluklar kurabilirsiniz.



marmara bölgesi civarındaki trekking parkurlarını genel olarak üç ayrı bölgede toplayabiliriz. bunlar adapazarı-izmit, yalova-iznik ve trakya bölgeleridir.



adapazarı civarında sülüklügöl, maden deresi, kazankaya, sapanca-şahinkaya ve çiğdem yaylası ilgi gören parkurlardandır. sülüklügöl istanbul'a yaklaşık 3,5 saatlik mesafede ve toplam yürüyüş müddeti 5 saati bulan zorlu bir parkurdur. daha çok tecrübelilere öneri edilir. maden deresi ise istanbul'a en uzak parkurlardan biridir ve adapazarı'nın karasu ilçesinde bulunur. olabildiğince zorlu bir parkurdur. dere içi yürüyüşleri vardır. çiğdem yaylası istanbul'dan 4-4,5 saat mesafede ve bölgedeki diğer parkurlara oranla nispeten kolay olan, yaklaşık 5 saat uzunlukta bir parkurdur.



istanbul'a doğru yaklaşacak olursak, izmit civarında meşhur pekçok parkurdan sözedebiliriz. bunların arasında aytepe, menekşe yaylası, serindere, kandıra ve inönü yaylası, ballıkayalar kanyonu sayılabilir. ballıdere kanyonu, gebze tavşanlı köyü yakınlarındadır; bu bölge 1995 yılında tabiat parkı ilan edilmiştir. aytepe, menekşe yaylası, inönü yaylası ve serindere, yuvacık civarında olan parkurlardır. yuvacık istanbul'dan yaklaşık 2 saat uzaklıktadır. tem otoyolundan izmit'e doğru yol alırken bursa girişinden saptığınızda birkaç kilometre sonra kime sorsanız size bu yaylaları tarif edebilir. bu bölge doğa yürüyüşleri için her mevsim değişik seçenekler sunar. yazın serindere veya sıcakdere kollarında yürünebileceği gibi, orman içi parkurlarda bir müddet devam ettikten sonra da derelere girilebilir. bölge parkurları yaklaşık 4-4. 5 saat uzunluktadır.



yalova ve iznik civarına geldiğimizde yürüyüş parkurları olarak erikli yaylası, sudüşen, iznik gölü ve sansarak kanyonu'ndan sözedebiliriz. istanbul'dan yalova'ya feribotla geçtiğinizde, çınarcık'tan sonra erikli yaylası parkuruna ulaşabilirsiniz. sudüşen ise gemlik yakınlarında, istanbul'dan gemi dahil 3. 5 saat uzaklıktadır. sudüşen parkuru olabildiğince zorlu bri parkurdur. şayet yazın geliyorsanız yanınıza mayo almanızı öneri ederiz. gelmişken yalova termal tesisleri'ni ziyaret edebilirsiniz. sansarak kanyonu istanbul'dan araba vapuru geçişi dahil 4 saat uzaklıktadır. eskihisar-topçular vapur hattını kullanabilirsiniz. bu parkur, olabildiğince zorludur ve daha önce trekking yapanlara öneri edilir. burası için de yanınıza mayonuzu almanızı öneririz. parkur üstünde doğal havuzlara rastlayacaksınız.



tekirdağ civarında ilk akla gelen parkurlar uçmakdere ve kıyıköy'dür. kıyıköy istanbul'dan 2. 5 saat mesafede, kırklareli sınırlarındadır. olabildiğince hafif ve kolay bir parkurdur. yazın yapacağınız yürüyüşlerinizi denize girerek sonlandırabilirsiniz. uçmakdere ise tekirdağ'da ganos dağı eteklerinde bir köydür. muhteşem bir marmara denizi manzarası eşliğinde zevkli bir yürüyüş yapabilirsiniz. şayet mayıs-haziran ayları arasında burada olursanız, kiraz mevsimine denk gelir, enfes kirazlardan bol bol tadabilirsiniz. bundan başka bölgede rumlardan kalma 100 yıllık tarihi evler, kiliseler ve şaraphaneler bulunmaktadır. uçmakdere, hem kültürel hem de doğa yürüyüşlerinden hoşlananlar için uygun bir parkur.



marmara bölgesi civarında daha pekçok parkur vardır. dediğimiz gibi, her geçen gün yeni bir keşifle yeni bir seçenek eklenmektedir bunlara..



toroslar



toros dağları, rodos adasından suriye sınırına kadar uzanan bir dağ zinciridir. en yüksek noktası aladağlar bölgesi olan toroslar'da bahar aylarında yapacağınız bir trekking turunda yörük obalarına rastlayabilirsiniz. çünkü havaların ısınmasıyla yörede bulunmakta olan yörükler yaylalara göçmeye başlarlar. yörükler son derece misafirperver olurlar. bir yörük obasına rastladığınızda grubunuzla birlikte bir müddet burada konaklarsanız, sizi büyüleyecek geleneklere tanık olabilirsiniz.



kaçkarlar



karadeniz'in güneydoğusunda yer alan kaçkar dağları, yeşilin yüzlerce hatta belki binlerce tonuyla, yöre halkının değişik yaşam tarzıyla, iklimiyle sizi büyüleyeceğine emin olduğumuz bir bölgedir.



kaçkarların güney eteklerinden kuzey eteklerine uzanan gezi boyunca, yöre halkının yaylalara çıkmak için geçtiği yolları izlersiniz. daha sonra yaylalar gelir. yükseldikçe inanılmaz manzaralar sizi büyüler. ve en sonunda zirveye ulaşırsınız: sonra kaçkar dağı !.



bu bölgede, trekking parkurları olarak çamlıhemşin, ikizdere, uzungöl, fırtına vadisi ve borçka'yı sayabiliriz.



fırtına havzası türkiye'nin en çok yağış alan bölgesidir. tropikal bölgelerle kıyaslanabilecek yoğunluk ve çeşitlilikteki bitki örtüsünü bu iklim şartlarına borçlu olan fırtına havzası, yukarı bölümlerde,ayder ve çat havzası olmak üzere ayrılır. bu havzaların daha üst kesimlerinde ise kaçkar dağlarını oluşturan ayder, aşağı ve yukarı kavran, palavit, aşağı ve yukarı ceymakcur, hazindak, pokut, tirovit, balakçur yaylaları bulunur.







çamlıhemşin sınırları içerisindeki ayder ve ikizdere yaylalarında her yıl yaz aylarında birtakım yöresel şenlikler yapılmaktadır. yaz aylarında bir trekking turuna katılacak olursanız çamlıhemşin yaylalarında ağustos ayında yapılan vartevor şenliğini kaçırmamalısınız. yöre halkının yöresel kıyafetleriyle katıldıkları, tulum ve kemençe eşliğindeki bu şenlik görülmeye değer!

Trekking nasil yapilir ?

Trekking nasıl yapılır ?

Trekking etkinlikleri düzenleyen pekçok acente bulunmaktadır. trekking turları günübirlik olduğu gibi, daha uzun süreli de olabilmektedir. doğu ve güneydoğu anadolu'ya, karadeniz'e düzenlenen turların süreleri kimi vakit bir haftayı bulmaktadır. acentelerin bünyelerindeki rehberler sizin bütün danışmanlık ihtiyaçlarınızı karşılayacaklardır. günübirlik parkurların istanbul'a yaklaşık olarak 1,5-2 saat mesafede olmaları bu tür turların tercih edilme oranını arttırmaktadır.



yolculuğa genellikle sabah çok erken çıkılır. günübirlik gezilerde, gezi bir günün içerisine sığdırılacağından amaç güne erken itibaren vakti oldukça iyi kullanmaktır.







yolculuk sırasında rehberlerden programla ilgili bilgi almalısınız. unutulmaması gereken en önemli nokta turu satın almadan önce parkurun güçlük derecesiyle ilgili bilgi almaktır. çünkü ilk defa böyle bir tura katılıyorsanız nispeten kolay ve sizi çok zorlamayacak bir parkurla başlamalısınız. vakit geçtikçe tecrübe kazandıkça parkurların güçlük derecesini arttırabilirsiniz.

Trekking nedir ?

Trekking nedir ?

Doğayla kucaklaşarak spor yapmak mı istiyorsunuz ?



trekking doğa sporlarının en hafif kollarından biridir. uzun ve yorucu yürüyüş anlamına gelir. hiking ise günübirlik doğa gezisi anlamına gelir. dilimize ingilizce'den geçen "trekking" sözcüğü ingilizce'de "doğal engellerle dolu bir arazi parçasını gelişi hoş bir ulaşım aracı kullanmaksızın yürüyerek aşmak" anlamına geliyor. asıl anlamı ise" güney afrika'da kağnı ya da yaya olarak göç" demek.



her yaştan insan trekking ve hiking yapabilir. ülkemizde trekking ve hikinge ideal pekçok bölge bulunuyor. seyahat acenteleri akdeniz, ege ve marmara bölgesi başta olmak üzere pekçok ufak yöre, dağ köyü, yaylalara turlar düzenliyor.







trekking ve hikingde yürüyüş müddeti parkurun güçlük derecesine göre değişiklik gösterir. orta dereceli bir parkur yaklaşık olarak 5-6 saat sürer. kalabalık ve gürültülü şehir hayatından bir an olsun uzaklaşmak, doğayla başbaşa bir gün geçirmek ve doğadaki güzellikleri grup arkadaşlarıyla paylaşmak isteyenlerin uğraştıkları bir spor aktivitesidir. amaç şehirde özlenen doğal hayata bir gün olsun ayak uydurabilmektir. tabii bunu yaparken belli bir miktarda yorgunluğu göze almalısınız.



bu etkinlik için yürüyüşünüzü kolaylaştırması ve tatsız sürprizlerle karşılaşmanıza engel olması için bir yürüyüş ayakkabısı ve orta boy bir sırt çantası dışında teknik bir malzemeye ihtiyacınız yoktur. bundan başka grup rehberlerinin parkurun güçlük derecesine göre verecekleri ufak ipuçları dışında teknik bir bilgiye sahip olmanıza da gerek yoktur. fakat son zamanlarda bu tür organizasyonlar yapan acenteler macerayı sevenleri de göz önünde bulundurarak teknik malzeme ve bilgi gerektiren zorlu parkurları da programlarına dahil ettiler.

Infilak eden bir dalis tupunun anatomisi

İnfilak eden bir dalış tüpünün anatomisi

Scuba diving makaleler



infilak eden bir dalış tüpünün anatomisi




yazan: ümit sakmar - caddebostan balıkadamlar kulübü teknik komite başkanı



dalıcıların dikkatine ! ,



6351-t6 alaşımında olan bir dot-3al aluminyum tüpünüz varsa kullanmayın 18 yaşındaki amerikalı genç chrıs hawkıns'ın başına gelenler bir daha yaşanmasın.



1 şubat 1998 günü amerika'nın gözde dalış bölgelerinden florida'nın riviera beach bölgesinde bulunmakta olan force-e dalış malzemeleri satış mağazasına bir müşteri girdi. elindeki walter kıddıe marka 80 cubic feet (yaklaşık 11 lt su hacimli) alüminyum tüpü 18 yaşındaki mağaza görevlisi chris hawkins'e vererek doldurmasını istedi. tankın üstündeki test etiketini inceleyen chris, tüpün her yıl yapılması lazım olan gözle muayenesinin yapıldığını belirten tüpe yapışık etiketi kontrol etmiş ve 6 ay önce ağustos 1997'de bu kontrolün yapıldığını gördükten sonra tüpü dolum kısmına almıştı. chiris'in arkasından tüpün sahibi ile mağazanın diğer bir çalışanı olan paul de içeri geçip bağlantıları yapan chris'in 2 m kadar arkasında konuşmaya başladılar. mağazanın dolum sistemi ştandro diye bilinen daha önce doldurulmuş yüksek hacimli ve yüksek basınçlı tüplerden hızlı bir biçimde yapılan aktarma dolum sistemiydi. bugün ülkemizde de pek çok dolum merkezinde fazla beklemeden dolum yapmak için bu sistem kullanılıyor.



chris, tüpün manifoldunu dolum sistemi ile irtibatlandırıp ştandro'nun valfını açmadan önce bir tıslama duyar bu arada tüpün valfını açmıştır. sesin tüpün valfından mı geldiğini anlamak için tüpü kaldırıp dolum yaptıkları geniş ve içi su dolu varilin içerisine sokarak manifoldu da suyun içerisine girsin diye hafifçe yana yatırır. tıslama sesi artmaya varilde kabarcıklar görülmeye başlarken saniyelik bir an içinde tüp infilak etmiş chris daha kendini yana atmaya fırsat bulamadan tüpten blok durumunda kopan yaklaşık 20 cm eninde 50 cm boyunda bir parça ile beraber tüpün manifoldu chris'in parmakları ile yüzünün bir yanını parçalamış, patlamanın yarattığı hava baskısı ile chris'in iki metre arkasındaki müşteri ve iş arkadaşı paul 5-6 metre arkaya savrulmuşlardı. ortalık tam bir harp yerine dönmüştü. varilin içerisindeki sular tüple beraber varil de patlayınca etrafa saçılmış chris'in yüzünden ve ellerinden akan kanı her tarafa yaymış ve korkunç bir görüntü yaratmıştı. patlama anında chris'in yanısıra bulunmakta olan henüz doldurulmamış başka müşterilere ilişkin boş tüpler de paul ve müşteri ile beraber 5-6 metre geriye savrulmuştu. daha sonra olay yerinde inceleme yapan florida riviera beach itfaiye teşkilatı ve dot-department of transportation-rspa (ulaştırma-taşıma federal kontrol teşkilatı tehlikeli maddeler, teknoloji araştırmaları ve özel yazılımlar danışma bölümü) çok enteresan bulgularla karşılaşmıştır. öyle ki bu bulguları teknik olarak bilgisayarlara yüklediklerinde patlama şiddetinin bir santimetre kareye 635 kg gibi çok yüksek seviyede olduğunu, dolum bölümünden mağaza bölümüne geçen bir tüp parçasının mağazanın hırsızlıktan korunmak için pencerelerine taktığı kare kare demir parmaklığı dahi tahrip ettiğini görmüşlerdir.



bir diğer enteresan bulgu ise dolum sisteminin vanalarının kapalı olmasıdır. yani tüp dolarken patlamamıştır. böyle bir ihtimal çok uzak görünse de daha sonra da tespit edildiği üzere tüpün imal edildiği alüminyum alaşımı olan 6351-t6'da belli bir müddet içinde erken malzeme yorulması nedeniyle önce kılcal çatlamalar başlıyor daha sonra ise baskı oynamaları ile bu çatlama kırılmaya dönüşebiliyordu. tüpün içindeki baskının standart çalışma baskısı olan 3000 psı(204 bar) değerine ulaşmasına gerek bile kalmadan bunun dörtte biri kadar bir baskı bile tüpü bir bomba durumuna getirebiliyor.



chris bu patlamadan sonra aylarca hastanede kaldı, hayatı kurtuldu fakat elinde ve yüzünde yaşamı boyunca kaybolmayacak izler ve zihninde çok kötü bir anıyla yaşayacak.



daha sonra yapılan teknik çalışmalarda 6351-t6 alüminyum alaşımından yapılan tüplerin pek çok patlama olayına neden olduğu yalnızca dalış tüplerinde değil, yangın söndürme tüplerinde ve itfaiyecilerin yangına müdahale anında içeri girerken kullandıkları solunum aparatlarında da hava tüpü olarak kullanıldıkları, texas da deerpark da itfaiyenin tüp dolum istasyonunda da doldurulurken henüz 2216 psig (150 bar)e gelmeden infilak ettiği saptamıştır. haberin gazetelerde yer almasından sonra chris'i hastanede arnie hubber isimli bir dalış mağazası tüp dolum teknisyeni ziyaret etmiş ve aynı alaşımdan yapılma bir tüpün 4 sene önce kendi dolum istasyonunda da patladığını, el ve ayak parmaklarını kopardığını söylemiştir.



bu alaşımdan tüp imalatı 1979 yıllarında başlamış ve 1994 yılına kadar piyasaya verilen yaklaşık iki milyon alüminyum dalış tüpü bu malzemeden yapılmıştır. patlayan tüpler genelde 10 yılını dolduran tüplerdir.



alüminyum tüplerinizi her yıl yetkili servislerde göz kontrolüne götürün. özel ışık ve ayna sistemi ile tüplerdeki ince kılcal çatlaklar tespit edilebilmektedir. eğer exper size bu tüpü kullanmayın diyorsa sakın kullanmayın. canınızı kaybetmektense tüpünüzü kaybedin.



amerika'da devlet teşkilatı olan dot'un yayınladığı güvenlik alarmı bülteninde 6351-t6 alüminyum alaşımı ile yapılan ve patlama riski taşıyan tüplerin listesi aşağıdadır. elinizde bu tüplerden varsa bunların hidrostatik testlerini ve gözle muayene testlerini kesinlikle yaptırın hatta daha da iyisi bunları kullanmayın.



6351-t6 alaşımdan imal edilen riskli alüminyum tüpler;



· luxfer markalı 1987 mayıs öncesi imal edilen tüm (s80. 8) 80. 8 cubic feet dalış tüpleri



· luxfer markalı 1987 ağustos öncesi imal edilen tüm (s72,s100) 72 ve 100 cubic feet dalış tüpleri



· luxfer markalı 1988 ocak öncesi imal edilen tüm (s80) 80 cubic feet dalış tüpleri



· luxfer markalı 1988 nisan öncesi imal edilen tüm (s50,s92) 50 ve 92 cubic feet dalış tüpleri



· luxfer markalı 1988 mayıs imal edilen (s30,s63) 30 ve 63 cubic feet dalış tüpleri



· luxfer markalı 1988 haziran öncesi imal edilen (s40) 40 cubic feet dalış tüpleri



· walter kıdde markalı dot-3al dalış tüplerinin tamamı



· clıff ımpact markalı 1990 temmuz öncesi imal edilen tüm dot-3al dalış tüpleri



yukarıdaki listeye bakınca derhal hemen 1990 yılından önce amerika bitişik devletlerinde imal edilen catalına markalı tüplerin haricindeki tüm alüminyum tüplerin bu riski taşıdığını görmekteyiz.



bu anlattığımız olaydan çıkarılacak bir değil pekçok ders var. tüpler geçerli süreler içinde denenmiş dahi olsalar, önceden hiçbir belirti ortaya çıkmadan infilak etme tehlikesi yaratabilirler. bunun için bilhassa tüp dolumu yapan dalış merkezleri, dalış kulüpleri ve mağazalarda yetkili kişiler literatürü takip etmeli, tüp imalatçıları ile irtibatta olmalı, bilhassa internetin bilgilere ulaşım kolaylığını kullanmalıdırlar.



dalış tüpü imalatçılarının bir diğer önerisi ise alüminyum tüplerin dakikada 300-600 litre maximum hava basma kapasitesi olan kompresörlerden doldurulması ştandrodan yani daha hacimli yüksek baskı tanklarından aktarma metodu ile 1-2 dakika içerisinde çok hızlı doldurulmamasıdır. baskının çok ani yükselmesi bilhassa çok zor farkedilen kılcal çatlakları olan alüminyum tüplerin, aniden patlamasına sebep oluyor.



bir diğer faktör ise tüpleri rastgele sert bir zemine atmanın yada düşürmenin bu mikroskobik kılcal çatlakları tetiklediği ve patlama riskini arttırdığıdır. dolayısıyla tüplerin dolum mahalline veya dolum mahallinden dalış mahalline taşınmasında son derecede dikkatli olunmalıdır.



dalış, yalnızca sualtında kurallara uymamakla değil su üzerinde de malzemelerimize itina göstermediğimiz, onların itina ile bakım ve kontrollarını yapmadığımız, kötü kullandığımız takdirde de riskli olur.