?

Tansiyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tansiyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Esansiyel (primer) hipertansiyon

Esansiyel (primer) hipertansiyon

Hipertansiyonun bu en yaygın biçimi, bilinen nedenlere bağlı değildir. bu hipertansiyonun ortaya çıkış etkenleri ile ilgili kesin bilgimiz mevcut değildir. bundan başka hipertansiyonun başlangıcında rolü olan ailesel etkenlerin sayısı da çoktur. hipertansiyon, kalp dolaşım sistemini, sinir ve hormon sistemlerini, böbrekleri içeren birden çok sistemi etkileyen bir bozukluktur ve kuvvetli genetik etkenleri içerir. bu faktörlerden birine ya da bir başkasına değişik derecelerde önem veren çok sayıda ve değişik ailesel geçiş teoriler öne sürülmüştür.



esansiyel hipertansiyon bundan başka bazı risk etkenleri ile de ilgidir. bu etkenler hipertansiyonu daha yaygın ve/ya da daha şiddetli yapmaktadır. sıvı ve hacim kontrolünde değişiklikle sonuçlanan böbrek işlev değişikliği

böbreklerden tuz ve su atılmasını kontrol eden, sistemde anormallik

kılca damar duvarlarında artmış sodyum ve tuz

basınç kontrolü yapan organların tekrardan düzenlenmesi

diyetteki tuz miktarının yüksek olması

anormal psikolojik uyarı

ırk

cinsiyet

yaş

şeker hastalığı

aile hikayesinde hipertansiyon

hiperlipidemi (hiperkolesterolemi)

sigara içimi

obesite (şişmanlık)



hipertansiyonun derecesi



hipertansiyon az ya da çok bilinen nedenlere dayanan sınıflandırılmasına ek olarak şiddet derecesine göre de sınıflandırılabilir.

Sekonder hipertansiyon

Sekonder hipertansiyon

Bu tipte yüksek kan baskısı, bilinen bir etiyolojiden (nedenden) kaynaklanmaktadır. neden olan hastalık tedavi edildiğinde renal hipertansiyon olarak adlandırılır. varolan bir böbrek hastalığı kan basıncının yükselmesine sebep olur.



endokrin hastalıkları: endokrin sistemi etkileyen hastalıklar kan basıncını da tesirler, çünkü adrenal bezler çeşitli kan basıncını kontrol eden mekanizmaları düzenler.



i laçlar: bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, oral kontraseptifler (aldosteron sekresyonu ve plazma reninini arttırarak), nazal dekonjestanlar, amfetamin, tiroid hormonları, nsaıd, soğuk algınlığı ilaçları, siklosporin, eritropoetin, iştah kesiciler, trisiklik antidepresanlar, mao inhibitörleri, alkol (günde 70-100 ml civarında alkollü içki alınması hipokalemik alkalozla birlikte hipertansiyona neden olur) kan basıncının yükselmesine sebep olurlar. bu ilaçların bırakılması ile kan baskısı normale döner.





diğer sebepler



aort koarktasyonu: aortun doğuştan dar olması gebelik toksemisi: hipertansiyon, albuminüri, ödem ile karakterize, gebeliğin ikinci yarısında meydana gelen bir hastalık. beyin tümörü ya da lezyonu: intrakraniyel basınca yol açarak kan basıncının hızla yükselmesine sebep olur.

Hipertansiyonun siniflandirilmasi

Hipertansiyonun sınıflandırılması

Hipertansiyon, sıklıkla, nedenine göre sınıflandırılır. buna göre iki tip vardır. esansiyel (primer - birincil) hipertansiyon

sekonder (ikincil) hipertansiyon

hipertansiyon vakalarının yaklaşık %90'ı, neden (etiyoloji) bilinmediğinden primer ya da " esansiyel" hipertansiyon olarak adlandırılır.



hipertansiyon vakalarının geriye kalan bölümüne, yani yaklaşık %10'una bu durumun sebebi bilindiğinden " sekonder " hipertansiyon denir. böbrek kökenli olan (renal) hipertansiyon bunların en yaygın olanıdır.

Hipertansiyon riskleri

Hipertansiyon riskleri

Hipertansiyon ciddi bir durumdur. hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun neticeleri öldürücü olabilir. hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine sebep olabilir. bunun yanında ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle meydana gelen geçici kansızlık neticesi dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. hipertansiyon bundan başka koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun neticeleri olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.

Hipertansiyonun yayginligi nedir ?

Hipertansiyonun yaygınlığı nedir ?

Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. limitte hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.



kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı ilk olarak damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. bu durum bilhassa de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. bu taktirde etkili etkenin " uygarlaşma" ve bununla bağlantılı yaşam şekli olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, sabit yaşam, stres, vs.

Hipertansiyon nedir ?

Hipertansiyon nedir ?

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan baskısı demektir. kan baskısı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan baskısı, hastaya ilişkin özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. dolayısıyla de normal kan baskısı değerlerini belirlemek gerçekte olabildiğince güçtür.



bugün kabul edilen kan baskısı değeri istirahat durumundaki normal bir yetişkinde 120/80 mmhg'dır (milimetre civa). gelişi güzel bir kişide kan baskısı uyku sırasında kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. şayet tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa neden olur. bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan baskısı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Tansiyona etkileri tartisilan diger seyler

Tansiyona etkileri tartışılan diğer şeyler

Tansiyona etkisi en çok tartışılan şeylerin başında bazı minrealler gelmektedir. üzerinde en fazla durulanlar potasyum, kalsiyum ve magnezyumdur. ama tuzdan yani sodyum mineralinden değişik olarak, bu minerallerin azaltılması değil, arttırılması önerilmektedir.

bunlardan potasyum, daha iyi bir tansiyon yüksekliği görüldüğü bildirilmiştir. buna karşılık bir çalışmada günde 3,7 gr balık yağının yaşlılarda, hafif bir tansiyon düşmesi sağladığı yayımlanmıştır. kimileri kahve gibi, kafeinli içecekleri de az tüketmeyi önermektedir.

Tansiyonu olanlar alkollu ickileri de azaltmalidir

Tansiyonu olanlar alkollü içkileri de azaltmalıdır

Az oranda alkol almanın tesiri konusunda, tıp dünyasında değişik görüşler vardır. kimileri diğer her şey aynı olduğunda, az alkol almanın, daha az kalp hastalığına yol açtığını söyler. bu, genelde kabul edilen bir düşüncedir. tansiyonda da benzer düşünceler varsa da kalpte olduğu kadar taraftar bulmamaktadır. ama ortak kanı, bu görüşler doğru bile olsa, başka zararları nedeniyle, içmeyen birine, daha az kalp hastası olacağı düşüncesiyle, alkol almasını teşvik etmenin doğru olmadığıdır. buna karşılık hem tansiyon, hem de kalp için, kadınlarda 1-2, erkeklerde 2-3 kadehin üzerindeki alkolün, zararlı olduğu ve miktar arttıkça bu zararın da giderek arttığı, herkes tarafından kabul edilmektedir.

Tansiyon kontrolunde tuzun azaltilmasi cok onemlidir

Tansiyon kontrolünde tuzun azaltılması çok önemlidir

Tansiyon konusunda en fazla konuşulan mineral sodyum yani sofra tuzunun temelidir. hem tansiyonu yüksek birinde tansiyonun düşmesi, hem de tansiyonu normal birinin daha kalp yetmezliği varsa, bu yarı yarıya azaltılır.

tuzu azaltmak için, tabii ki, en başta yapmamız gereken şey, yemeklerin daha az tuzla yapılması ve sofrada yemeklere tuz eklemekten kaçınılmasıdır.

bazı doktorlar, yemeğin tuzsuz yapılıp, sofrada tuz eklemenin daha az tuz almaya yardım edeceği kanısındadır. bilhassa sıcak yenen tahıllarda (pilav, makarna... ) bu çok işe yarayabilir.

tuzluğun deliğinin ufak olması da yardımcıdır.

tuz yerine, tatlandırıcı olarak baharat, limon, sirke, yoğurt kullanılabilir.

hazır yiyeceklerde sodyumu (tuzu) azaltılmış veya tuzsuz ürünler tercih edilebilir.

et olarak konserve ve tütsülenmiş (füme) ürün tüketiminden kaçınmalı; yeniler yeğlenmelidir.

tuzlanarak hazırlanan salam, jambon gibi besinler, konserveler, hazır çorbalar, hazır karışımlar, salamuralar (turşu, zeytin vb), hardal, ketçap gibi çeşnilerden oldukça uzak durmalıdır.

ancak herkes tuz kısıtlamasına aynı ölçüde yanıt vermemektedir. tuz kısıtlamasına yeterince yanıt vermeyenler hayli fazladır. bu durum, " tuza direnç" olarak adlandırılır. tuza direnç, yüksek tansiyonluların %30-50'sinde, normal tansiyonu olanların %15-25'inde görülmektedir. bunun yanısıra bunlarda tuzu artırmak da tansiyonda yükselme yapmamaktadır.

tablo: çeşitli besinlerdeki sodyum (tuz) miktarı

Daha iyi tansiyon icin, daha cok hareket gerekmektedir

Daha iyi tansiyon için, daha çok hareket gerekmektedir

Daha çok hareket, hem kiloyu azaltmamıza katkı sağladığından, hem de, kiloyla alakası olmadan, direkt doğruya, tansiyonun düşmesine ve yükselmemesine yardım eder. bu hedefle, hem günlük yaşantımızda daha hareketli olmalyız. mesela, asansör yerine merdiveni kullanmak, uzak olmayan yerlere araba yerine yürüyerek gitmek, evde televizyon karşısında pineklemek yerine parkta gezinmek gibi.

hem de, tertipli spor veya egzersiz yapmalıyız. her sporun tansiyona faydası aynı değildir. hatta bazıları zarar da verebilir. mesela tansiyonu olanların ağırlık kaldırmadan kaçınmaları gerekmektedir. herkesin basitçe yapabileceği şey, tempolu yürümektir. bunun yanısıra hekim kontrolü bile olmadan yapılabilir. aksi halde, sağlık problemleri olanların hekim kontrolünden sonra spor yapmaları ve vücutlarını alıştırarak, kısa süreli ve hafif egzersizlerden uzun süreli ve yoğuna geçmeleri önerilir.

Kilo arttikca, tansiyon hastaligi riski artar

Kilo arttıkça, tansiyon hastalığı riski artar

Gerçekten de, kilo ne kadar fazlaysa, tansiyon da o kadar artmaktadır. hekimlerin, araştırma laboratuarı gibi kullanıp, yıllardır izledikleri framingham kasabasındaki araştırmalarına göre, kiloda her yüzde 10'luk artış, tansiyonu 7 mmhg artırmaktadır. jnc dediğimiz örgütün 1993'te yaptığı çalışmalara göre, balıketi ya da toplu dediklerimizde risk, normal kilolu olanların 2 ile 6 katı daha fazladır. nıh denilen örgütün 1998 yılında yaptığı çalışmada ise, normal kilolu erkek ve kadınlarla, şişman erkek ve kadınlardaki yüksek tansiyonlular karşılaştırılmış ve şişmanlarda daha çok tansiyon hastası olduğu görülmüştür.

bu yüzden yüksek tansiyon sorunuyla karşılaşmamak ya da varsa yoluna koyabilmek için, belki de ilk yapılması gereken şey, insanların kilo almamaları ya da kilosu fazla olanların zayıflayabilmeleridir. bunu nasıl başarabileceğiniz, dr pozitifin esas uğraşı alanıdır.

Tansiyon sorunuyla nasil basetmeli ?

Tansiyon sorunuyla nasıl başetmeli ?

Tansiyonu normal bile görünse herkesin dikkat etmesi gereken şeyler var. çünkü, daha önce de söylediğim gibi, tansiyon ne kadar düşükse, tansiyonun yol açtığı sorunlarla karşılaşma riski o kadar azalıyor.

burada sayacaklarımız, tansiyonu yüksek olanların da dikkat etmesi gereken şeyler. çünkü, bunlara dikkat edilirse, tansiyon hastası birinin ilaç kullanmasına gerek kalmayabilir. ya da ilaç kullansa bile, daha az ilaç yeter hale gelebilir ve tansiyonu daha iyi düşürmek olası olabilir.

Tansiyonun normal degerleri nedir ?

Tansiyonun normal değerleri nedir ?

Nasıl herkesin boyu değişik farklıysa, tansiyonu da farklıdır. nasıl, kısa birine ya da uzun birine " anormal" demek zorsa, normal tansiyonu tarif etmek de kolay değildir. bunun yanısıra yaşa ve kiloya göre de çok büyük farklılıklar gösterir. yaş ve kilo arttıkça, genelde şeker hastalığı ve böbrek hastalığı gibi damar sertliği için riskli hastalıkları olanlarda, bu limitler şimdiden aşağı çekildi. bu tür riskli hastalıkları olanlarda tansiyonun 130/85'in altına inmesi isteniyor.

önlemeyi önemseyenler, bununla da yetinmiyorlar. haklı olarak, tansiyon ne kadar düşükse, damar sertliği ve buna bağlı hastalıkların daha az görülmesi gerçeğine bakıp, tansiyonu normal limitte gözükenlerin bile, tansiyonlarının daha da düşürülebilmesini tartışıyorlar.

Tansiyonun ne onemi var ?

Tansiyonun ne önemi var ?

Tansiyonu, kanın damar duvarını zorlaması diye tarif etmiştik. gangren " denilen ve tıkanan yerde çürümeye neden olan, o yüzden de kesip çıkarılmalarını gerektiren hastalık gelişir.

damar sertliğinin çokça etkilediği ve bizim için önemi fazla olan iki organ daha vardır. bunlar göz ve böbrektir. ilki körlüğe, ikincisi idrarın atılamamasına kadar gidebilen kötü neticeler doğurabilir.

yukarıda sıraladığımız hastalıklar, günümüzde insanların ölüm nedenlerinin yarısını oluşturmaktadır. yani, günümüzde, her iki kişiden biri, damar sertliği yüzünden ölmektedir. bu sebeple, son zamanlarda tıp, damar sertliğine bağlı hastalıklar konusunda seferber olmuştur. bu hastalıkların nasıl önlenebilecekleri ve bu hastalıkların nasıl daha iyi tedavi edilebilecekleri son zamanların en önemli çalışma konusudur.

tansiyon, zarar vermek için zaman zaman yıllarca damarların bozulmasını beklemeyebilmektedir. damarda önceden var olan bir baloncuk (anevrizma), tansiyon yükselince patlayıp, an & icirc; ölüme neden olabilmektedir. ya da, kalp pompası bir başka nedenle bozulmuşsa, yükselen tansiyon, kalp yetmezliğini ölüme götürebilecek kadar kötüleştirebilmektedir.

ama tansiyonun zararı, başta da söylediğimiz gibi, daha çok damarları bozması yoluyladır. tansiyon, damarı, yıllar içerisinde yavaş yavaş ama kararlı bir biçimde bozar. sonunda, yukarda saydığımız kötü sonuçlara ve ölüme kadar götürür. bu sebeple tansiyona " sinsi katil" denmektedir. sinsi katil denmesinin bir sebebi de, farkına varılmayabilmesidir. tansiyonu olanların çoğunun hiç bir şik & acirc; yeti yoktur. farkına bile varmazlar...

Tansiyon nedir ? nasil olculur ?

Tansiyon nedir ? nasıl ölçülür ?

Bedenimizde trilyonlarca hücre vardır. bunlar harika bir işbölümüyle çalışırlar. ama çalışabilmeleri için yakıta ve oksijene ihtiyaçları vardır. bu yakıtı, hücrede oksijenle yakıp, çalışabilmeleri için lazım enerjiyi temin ederler. sonra bu yanmadan arta kalan artıkların ve açığa çıkan karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması gerekmektedir. işte hücrenin gereksindiği yakıt ve oksijenin hücreye taşınması, meydana gelen artık ve karbondioksitin hücreden uzaklaştırılması işini kan üstlenir.

kanla hücre arasında az önce söylediğimiz alışverişin yapılabilmesi için, bütün hücrelerin kanla temas etmesi gerekmektedir. bu sebeple, nasıl ki, dallar incele incele bütün yapraklara kadar ulaşıyorlarsa, kan damarları da benzer şekilde damarlarla bütün hücrelere kadar uzanırlar.

ne var ki, kanın hücrelere kadar bir kere gitmesi yetmez. devamlı yeni yakıtın, taze oksijenin hücrelere taşınması, artıkların da devamlı uzaklaştırılması gerekmektedir. yani bunun için kanın devamlı hareket etmesi gerekmektedir. bu işi, doğumdan ölüme kadar hiç durup dinlenmeden kalp üstlenir. bir kaç dakika bile dursa, bizim için tam bir felaket olur.

kalp, akciğerden gelen arınmış, bol oksijenli kanı hücrelere kadar, atardamarlarla pompalar. kirlenmiş kan ise toplardamarlarla tekrardan kalbe taşınır. yani kalp her atımda, önce kanı pompalar, sonra da kanın tekrardan kalbe dolması için istirahate geçer. bu durmadan tekrarlanır. öyle ki, kalp her dakikada 70-80 kere pompalar bekler; pompalar bekler...

tansiyon dediğimiz şey, kanın damar duvarını zorlamasıdır. kalp kanı pompaladığında, atardamarların duvarı daha fazla gerilir; bekleme sırasında ise bu gerginlik daha azdır. yani iki değişik düşük olanı. buna da ufak ya da diastolik tansiyon diyoruz.

kanın damar duvarına ne kadar baskı yaptığı, bir civa sütununu ne kadar yükseltebildiğiyle ölçülür. diyelim ki 120 mm yükseltebiliyorsa 120 mmhg ya da 12 cm hg olarak söylenir. hg, civanın kimya dilindeki kısaltımıdır.

kan baskısı çeşitli aletlerle ölçülür. en bilinenleri civa sütunlu olanlardır. ama yay sistemli ölçümler de geliştirilmiştir. son yıllarda, elektronik ölçme tekniğinin kullandığı araçlar, basit kullanımları nedeniyle, çokça satılır olmuştur.