?

Yalıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yalıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yalitim puf noktalari

Yalıtım püf noktaları

Yangın kaçınılmazdır, kaçılmaz değil!



yangın yalıtımı; yapı içinde yangının yayılmasını, bu nedenle zehirli gazların çıkışını geciktirerek yangın mahallinden kaçılması için lazım vakti kazandırır. yangını engellemez.



malzemeleri ayırın



yapılarda kullanılan malzemelerin ısı iletkenlik sayıları birbirlerinden farklıdır. ama yalnızca ısı iletkenlik değeri (λ) 0. 060kcal/mh°c değerinin altında olanlar ısı yalıtım malzemesi dir.



pencerelerdeki ısı kayıplarını azaltmak için:



- pencerelerin duvar ile birleştiği yerlerdeki boşluklar, silikon ve benzeri sızdırmaz malzeme ile kapatılmalıdır.

- iyi kapanmayan kanatların çevresine bir yanı yapışkan sünger şeritler yada özel plastik fitiller çekilerek hava kaçakları önlenmelidir.

- pencerelerde tek cam yerine çift cam kullanılmalıdır. ısı kayıpları, çift camlı pencerelerde tek cama göre yarı yarıya azdır.



ev alırken çatıya dikkat !



almak ya da kiralamak istediğiniz ev çatı katı olmasa dahi sızıntı, küf ve koku ara katları da etkileyeceğinden çatıyı kesinlikle gözden geçirin. eski ya da yeni olması, kullanılan malzemeler ve tahliye borularının durumu size genel bir bilgi verecektir.



baktığınız kadar koklayın !



sahip olmayı ya da oturmayı düşündüğünüz evi gezerken ilk olarak koklayın. küf ve rutubet kokusu evin su yalıtımı hakkında ciddi bir ipucudur.



dokunarak bakın !



ev seçerken tavanları, pencere kenarlarını hem gözle hem elle kontrol edin. rutubetten kaynaklanan kabarmalar gözle olmasa da elle belli olacaktır. bu arada boyadaki sararma sızıntıya işarettir.



bodrum'u ihmal etmeyin.



evinizin bodrumunu belli periyodlarda ziyaret edin. perde duvar, kiriş ya da kolonlarda nemden kaynaklanan siyah lekeler ya da pamukçuklar su yalıtım problemini gösterir.



faturalarınızı kontrol edin.



oturduğunuz evin ya da oturmayı düşündüğünüz evin faturalarını gözden geçirip başka faturalarla kıyaslayın. sapmalar evinizde çeşitli kullanım hatalarına ve yalıtım gerekliliklerine işaret eder.



marka görmek iyidir.



evlerin pencere ve kapılarında kullanılan ürünler üstünde marka arayın. marka çoğu zaman kalite ve satış sonrası hizmet anlamı taşır.



tesisatınıza bir göz atın.



tesisat yalıtımı enerji kayıp veya kazançları dışında, hattı oluşturan boruların terleme sebebiyle korozyona uğramasını ve ileride daha büyük bir soruna yol açmasını engeller.



yangına karşı



evinizde yangın merdiveni ve merdivene bakan pencereler olmalı. ama birde genel kullanılan malzemeleri kontrol edin. yanıcı ve zehirleyici özelliği olan ürünlere dikkat!







gürültüye dikkat !



evinizde pencereler kapalıyken çevre gürültüsü içeri giriyor mu ? alt, üst ve yan dairelerden konuşma ve ayak sesleri duyuluyor mu ? makine dairesinden gürültü geliyor mu ? birine bile cevabınız evetse yalıtımsız bir binadasınız.

Isitma hakkinda pratik bilgiler

Isıtma hakkında pratik bilgiler

Doğalgaz nasıl verimli kullanılır ?

çatı izolasyonunuz yetersiz ise izolasyonunuzu ideal bir biçimde yaptırınız. çatınızdaki ısı kaybınız %20 civarındadır. bu şekilde ısıtma maliyetinizi azaltabilirsiniz vizyon dekorasyon dergisi



evimin yerleri parke kaplı. yerden ısı kaybetmeyi önlemek için ne yapmalıyım ?

betonla parke amasına zift yapmak izolasyon için idealdir. birinci kat kuruduktan sonra ikinci bir kat zift daha sürülebilir vizyon dekorasyon dergisi



doğalgazla ısınmak için alınacak pratik önlemler

# evinize ısı yalıtımı yaptırın.

# pencerelerinizi çift camlı, doğramalarınızı kaliteli ve yalıtımlı yaptırın.

# pencerelerdeki hava kaçaklarını engelleyin.

# radyatör ile duvar arasına ısı yalıtım levhaları yerleştirin.

# radyatör vanalarını, termostatik vanalarla değiştirin.

# radyatör önünü perde veya oturma grubu gibi mobilyalarla kapatmayın.

# radyatör üstünü ısı geçişini engelleyen (mermer, ıslak çamaşır vb.) malzeme ya da ev eşyalarıyla kapatmayın.

# oda sıcaklığında 1 santigrad derecelik azaltma, aylık %5 tasarruf temin eder igdaş



ısı yalıtımının faydaları nelerdir

ısı yalıtımı, binadan dışarıya olan ısı kaybını azaltır; bu nedenle ısınma için harcanan yakıt miktarı da azaltılmış olur. ısı yalıtımı sayesinde hem doğalgaz konforundan daha fazla faydalanır, hem de tasarruf sağlarsınız.

ısı yalıtımlı duvarların iç yüzeylerinde terleme neticesi küflenme ve siyah lekeler oluşmaz, sıva ya da boyalar kabarmaz.

mekanda dengesiz bir ısı dağılımı (pencereye yakın yerler soğuk, iç taraflar daha sıcak) olmaz. böylece daha sağlıklı bir ortam oluşur. doğalgazdan elde ettiğiniz verim çoğalır.

ısı yalıtımlı perde duvarların içerisinde difüzyon neticesi su yoğuşması oluşmayacağı için duvardaki malzemeler hasara uğramaz. (örneğin inşaat çelikleri paslanmaz. )

yazın soğutma giderleri azalır. izoder



konforlu yaşam için nasıl bir ısıtma sistemi gereklidir ?

konutların bütün enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla tasarlanan "merkezi enerji sistemi" türkiye'de ilk kez aygaz tarafından uygulandı. merkezi enerji sistemi, ısınma, sıcak su, pişirme gibi konutlarda enerjiye gereksinim duyulan bütün alanlar için global ve konforlu bir çözüm.

özellikleri

"merkezi enerji sistemi" tek tip yakıtla pek çok çözüm sağlayan, tüketicisine doğalgaz rahatlığını sunan bir sistem. yakıt olarak kullanılan "propan", problem yaratan motorinin çağdaş bir alternatifi. kazan dairesinin temiz kalmasını sağlayan propan, koku yapmayan, çevreyle dost bir enerji kaynağı. yandığında azot oksit, kükürt gibi çevreye zararlı maddeler açığa çıkarmaz. havayla karıştığında tam olarak mavi alevle yanar, kurum ve is bırakmaz. ısıl kapasitesi ve yanma verimi yüksek olması nedeniyle propan diğer yakıtlara göre daha ekonomik.

aygaz merkezi enerji sistemi'nde tüketim miktarı daha az. en düşük sıcalıklarda bile sıvılaşmayan propan kullanıldığı için sistemde ek bir buharlaştırıcı ünitesine gerek duyulmuyor.

propanın 1 kg'ı yandığında yaklaşık 11. 100 kcal'lik ısı verir. bu ısı 2,86 kg kömür, 1,35 m3 doğalgaz, 1,25 kg fuel-oil ve 1,16 kg motorinin vereceği enerjiye denktir. "merkezi enerji sistemi"nde kullanılan ufak boy lpg tankları bahçede toprakaltına gömülebildiği gibi topraküstüne de monte edilebilir.

Cati cesitlerine gore isi yalitim uygulamalari

Çatı çeşitlerine göre ısı yalıtım uygulamaları

Eğimli çatı



geometrik yönden çatının eğim düzleminde ısı ve ses yalıtımı yapılması halinde düz çatılara göre yalıtılacak alan daha fazla olmaktadır.



mertekli çatı



döşeme üstü ısı yalıtımlı çatı



soğuk çatı olarak tanımlanan bu çözümde çatı hacmi ısıtılmadan, ısı yalıtımı döşeme üstüne serilir. saçak (ve mahya) boyunca devamlı havalandırma sağlanması gerekmektedir. eğim azaldıkça havalandırma aralığı alanının büyümesi beklenir. uygulama kolaylığı bulunmaktadır.



mertek arası veya altı ısı yalıtımlı çatı



her iki konumda da havalandırma mertekler arasından gerçekleştirilmiş olur. ısı yalıtımının mertek arasında bulunması halinde çatı kesitinin kalınlığı azalmış olur. yalıtımın mertek açıklıklarının tam olarak doldurulabilmesi amacıyla mertek uzaklıkları yalıtım modülüne ideal olmalıdır. ısı yalıtımı ve mertek üst kenarı arasında havalandırma sağlanabilecek en az 5 cm boşluk kalmalıdır.



mertek üstü ısı yalıtımlı çatı



ısı yalıtımı üstüne su kesici örtü ve üstüne su boşaltılmasını sağlayacak eğim yönünde latalar ve üstüne saçak yönünde kiremitlerin oturtulacağı latalar konulur. ısı yalıtımı lataların altında devamlı olabileceği gibi aralarına da boşluk bırakmamak şartıyla yerleştirilebilir. çatı düzleminde eğime paralel boşluk yapılması kiremitler arasına sızabilecek suların uzaklaştırılması açısından yarar temin eder. yoğuşma riskinin bulunduğu durumlarda ısı yalıtımının iç yüzünde buhar kesici örtü kullanılmalıdır.

Teras ve catilarda isi yalitimi

Teras ve çatılarda ısı yalıtımı

Çatı kaplamaları, yıl boyunca değişen atmosfer sıcaklık etkisinde değişik ısısal konfor karakteristiği sergilediği gibi, bir gün boyunca da önemli sıcaklık değişimlerine maruz kalabilmektedir.



çatı tavanı kışın, çatı tavanından geçerek yukarı doğru yönelik olan ısı ve su buharı akımları etkisindedir. buna rağmen, yaz mevsimlerinde ise çatıda yüksek sıcaklıklar oluşmaktadır. bu taktirde, yukarıdan aşağıya doğru ısı ve buhar akımı olur. bu fiziksel oluşumlar, sadece atmosfer ortamındaki sıcaklık değişimine bağımlı olmamakta, diğer taraftan çatı tavanında kullanılan malzemenin veya yapı elemanı tabakalarının ısı yalıtım karakteristiğine bağımlı olmaktadır. şayet ısı yalıtımı açısından pozitif malzeme kullanılmış ise, gerek yaz ve gerekse kış aylarında, yapı için sıcaklık değeri dengelenebilecek veya ayarlanabilecektir. yapılan inceleme ve irdelemeler göstermiştir ki, çatı konstrüksiyonu veya çatı örtüsünde hangi sıcaklığın meydana geleceği şu faktör ve parametrelere bağımlı olmaktadır:



* yapının bölgesel konumu,

* yapının yüksekliği,

* dış hava sıcaklığı ve güneş ışıması,

* yönlere göre konumu,

* çatı yüzeyinin eğimi ve rüzgar koşulları,

* çatı yüzeyinin yapısı ve rengi,

* ışık emme-yansıtma özelliği,

* ısı yalıtım tabakası,

* çatı tabakasının ısı depolama kabiliyeti veya ısı ışınlama kabiliyeti,

* çatı tabakasının kalınlığı,

* çatı tavanının tabaka sıralaması,

* çatı altındaki oda sıcaklığı vs 'dir.



yaz ve kış mevsimlerinin sıcaklık farkları, teras çatı konstrüksiyonlarını etki altına alarak konstrüksiyonlarda form değişikliğinin yanı sıra baskı ve çekme gerilmelerinin oluşmasına da sebep olabilir. meydana gelen bu iç kuvvetin büyüklüğü bazı etkenlere bağlıdır. buna örnek olarak;



* teras çatının uzunluğu,

* taşıyıcı beton döşemenin ısıl genleşme katsayısı ( & #945; ),

* çatının maruz kaldığı maksimum sıcaklık ve minimum sıcaklık değerleri,

* çatıda yer alan farklı yapı malzemelerinin elastikiyet modülü gösterilebilir.



çatı örtüsünde yalıtım hedefli olarak genelde kullanılan malzeme çeşitleri aşağıda sıralanmıştır. buna göre:



anorganik esaslı malzemeler



* anorganik sıkıştırılmış plaklar,

* yalıtıcı gazbeton plakalar,

* köpüklü iri taneli kum,

* camköpüğü plakaları,

* doğal bims dökme,

* perlit dökme,

* cüruf dökme.



doğal-organik esaslı malzemeler



* ahşapyünü hafif yapı levhası,

* şişirilmiş mantar plakalar,

* çok tabakalı plakalar,

* ahşap talaşlı plakalar,

* ahşap elyaflı plakalar,

* turp plakalar.



suni-organik esaslı malzemeler



* poliüretan köpüğü plakalar,

* polistren köpüğü plakalar,

* fenol köpüğü plakalar,

* sert cam köpüğü.



teras çatılarda yapılan ısı yalıtım yalnızca ısı tasarrufu ve iç iklimsel konforu sağlamak, kondensasyona (terlemeye) engel olmak için değil, aynı zamanda beton çatı döşemesinin maruz kalacağı sıcaklık farklarının azalmasına ve konstrüksiyonun form değiştirmesini önleyerek yapının sağlamlığını korur.



teras çatılar doğrudan güneş sıcaklığı altında olduğundan çatının ısınması bundan başka şu etkenlere bağlıdır;



* çatı örtüsünün asorbsiyon kabiliyeti,

* yapının bulunduğu iklim bölgesi, deniz düzeyinden olan yüksekliği, güneş ışınlarının şiddeti ve bazı atmosferik özellikler (kar, buz, ani sağanak, rüzgar vs). çatı örtüsünün ısı absorbsiyon kabiliyeti prensip olarak koyu renkler ısıyı çok, açık renkler ise daha az yutar.



bina ısısının dışarıya bir hava boşluğundan geçmeksizin, direkt çatı örtüsünden çıkan çatılara "sıcak çatılar" denir. eğimi 15° 'ye kadar olan düz teras-çatılarda, bilhassa üstünde gezinme ve soğuk-sıcak tesirleri gibi fiziksel olaylar dikkate alınmalıdır. dolayısıyla ısı yalıtımı biçim ve gereçlerin iyi seçilmesi, bu nedenle ısının çatı döşemesine intikali önlenmelidir. üstünde yürünen teras çatılarda, kaplamanın ısı değişikliklerinden etkilenmemesi için, olası olduğunca ufak alanlara bölünmesi ve aralıkların elastik bir dolgu gereciyle doldurularak, genleşmeye ideal duruma getirilmesi gerekmektedir. düz ve az eğimli teras çatılarda ısı yalıtımından başka, kar ve yağmur sularının, ısı yalıtımı gereci ve çatı konstrüksiyonuna inmesini önlemek için, su ve nem yalıtımının da yapılması gerekmektedir. çatı arasının kullanılmasına veya kullanılmamasına göre kapalı çatılar için iki türlü uygulama söz konusudur.

Pencerelerde isi yalitimi

Pencerelerde ısı yalıtımı

Pencereler yapıda kullanıldıkları günden günümüze kadar yüklendikleri işlevler

açısından çeşitli değişimler göstermişlerdir. ilk uygulamalarda yapıya yalnızca hava

ve ışık sağlayan pencere, cam ile kullanılmaya başlamasıyla koruma işlevlerini

da yerine getirmeye başlamıştır. günümüzde malzemelerin geliştirilip detaylandırılması

ile pencere saydam bir cephe elemanı olarak görev yapmaktadır.



bilindiği gibi, doğrama çeşitlerine göre pencereler ısı geçirme katsayıları

açısından farklılık göstermekte ve doğrama türüne göre ahşap, plastik ve metal doğramalı

pencereler olarak ele alınmaktadır. ülkemiz genelinde halen pencerelerde tek cam

kullanılmaktadır. 1970 li yıllarda yapılan binalarda da bilhassa ön cephelerin

tamamen cam yapıldığını görüyoruz. son 10 yıl içerisinde çift cam (ısıcam) olabildiğince yaygınlaşmış

olup hatta yansıtmalı çift camlar da kullanılmaya başlanmıştır. pencerelerde basit

yani tek cam uygulaması durumunda ısı kaybı 100 ise çift cam kullanılması durumunda

yaklaşık 50, yansıtmalı çift cam kullanılmasıyla da 25 değerine kadar düşürülebilmektedir.



yansıtmalı çift cam kullanılması durumunda oda içerisindeki ısı kaynaklarından

olan uzun dalga boylu ısı ışınımı camdan tekrar içeriye yansımakta ve ışınımla ısı

kaybı azalmaktadır. kısa dalga boylu güneş ışınımı ise oda içerisine girebilmektedir.



kasa ve doğramaların ısı kaybına etkisi



kasa ve doğramaların genellikle fırınlanmış keresteden yapılmaları gerekmekle

beraber, ülkemizde fırınlamaya itina gösterilmediği için çok kısa sürede biçim bozuklukları

(deformasyonlar) olmakta, bu nedenle hava kaçakları artmaktadır.



alüminyumdan yapılan kasa ve doğramalar bir ara yaygınlaşmasına rağmen

alüminyumun ısı iletim katsayısının çok yüksek olması nedeniyle ısı köprüsü tesiri

büyük olmaktadır. ısı köprüsü tesirini azaltacak konstrüksiyonlara yönelme olmuştur.



son yıllarda pvc (sentetik) asıllı kasa ve doğramalar çok yaygınlaşmaya

başlamış olup ısı köprüsü tesirini azaltacak konstrüksiyonlar kullanılıyor.

yapılan hesaplar sonucunda " g " yakıt sarfı olarak aralarında aşağıdaki oranlar

bulunmuştur.



1. 5 & lt; gahşap / gpvc & lt; 2. 24



1. 32 & lt; galüminyum / gpvc & lt; 1. 65



panjurların ısı kaybına etkisi



ülkemizde panjurlar genellikle güneş ışınımından korunmak için tercih

edilmekle beraber, ısı kaybının azalmasında önemli rol oynarlar. panjurun alüminyun

veya pvc asıllı ve ara boşluğun ısı yalıtım malzemesi ile doldurulmasına göre (k)

toplam ısı geçiş katsayıları da değişik olur. tablo 1. 5 in incelenmesinden çift

cam (ısıcam) kullanılmasına göre panjur ve perdeye bağlı olarak ısı kaybının %50

azaldığı anlaşılmaktadır.





pencere elemanı

k (w/m²k)

tek camda kayıp 100 ise

çift cam (ısıcam) 3. 0 ~50
çift cam ve perde 2. 2 ~37
çift cam ve plastik panjur 1. 9 ~32
çift cam, plastik panjur ve perde 1. 5 ~25
çift cam ve alüminyum panjur 2. 1 ~35
çift cam ve alüminyum tekli panjur 2. 7 ~45
çift cam ve alüminyum jaluzi 2. 7 ~45
tablo 1. 5. cam, panjur ve perde hallerinde ısı kaybının azalması



hava kaçaklarının önlenmesi



pvc den yapılan pencerelerden hava kaçakları neredeyse sıfır değerine

düşürülebilmiştir. ahşap pencereler ile bilhassa sokak kapılarında hava kaçaklarının

önlenmesinde sızdırmazlık bantları, çıtaları ve keçeleri kullanılıyor.

Duvarlarda isi yalitimi

Duvarlarda ısı yalıtımı

Duvarlarda yapılacak ısı yalıtımı için malzeme tercihi ve seçilen malzemenin kalınlığı en önemli iki faktördür. seçilecek olan malzemenin bünyesine mutlaka su almaması, buhar difüzyon direncinin yüksek oluşu, üstüne direkt sıva uygulanabilirliği, baskı ve darbeye karşı dayanımın yüksek olması ve ısı iletim katsayısının çok düşük olması gerekir. bundan başka, ısı yalıtım kalınlığı seçilirken yoğuşma sorununun engellemesi için lazım hesapların kesinlikle yapılması gerekmektedir.



duvarlarda ısı yalıtımı esas prensipleri ise şunlardır.



* duvarlarda dışardan ısı yalıtım tercih edilmelidir. böylece hem kagir duvar malzemesinin ısı depolama kapasitesinden yararlanılır hem de ağır kütlenin yüksek sıcaklıkta kalması nedeniyle duvar iç yüzeyi ile birlikte duvar kesiti içerisinde de yoğuşma riski azalır,

* kısa sürede ısıtmanın söz konusu olduğu yerlerde içten yalıtım tercih edilir,

* ısı yalıtım malzemesi sudan etkilenmeyecek biçimde kapalı gözenekli ve yeterli baskı dayanımlı olmalı. örneğin, haddeden çekilmiş polistren köpük, poliüretan, cam ve mineral köpük bu özellikleri mevcuttur. mineral yün halinde silikonlu olanları tercih edilmelidir,

* ısıtılmayan bodrumların dış duvarlarında ısı yalıtım malzemesi, zeminden başlayarak yer altı don düzeyi kadar, ısıtılan bodrumlarda ise esasa kadar indirilir,

* bodrum iç duvarlarında su yalıtımı var ise, ısı yalıtımı bunun üstüne konur. ısı yalıtım malzemesinin dış basınca karşı 1/2 tuğla kalınlıkta bir duvar veya özel koruma levhalarıyla korunmalıdır,

* ısı yalıtım malzemesinin cepheye kaplanması, cepheye dikine istikamette aralıklı tutturulmuşlatalar arasına da yapılabilir. lata aralıkları yalıtım malzemesi genişliği ile uyumlu olmalıdır. lataların duvara tutturulmaları, duvara daha önce çimento harcı ile özel yerleştirilmiş takozlarla olabilecği gibi b. a. elemanlara dübel ile de yapılabilir,

* dış duvarda ısı yalıtım değeri yüksek olan bloklarla duvar örülüp üstüne sıva yapıldığında, döşeme alnı ile kolon ve kiriş yüzeyleri ısı köprüsü oluşturacaktır. bu bakımdan söz konusu yüzeylerin yalıtılması gerekmektedir. yapılacak yalıtımın duvarla aynı hizaya gelmesi için de duvar yalıtım kalınlığı kadar dışarıya çıkarılır. bu çıkmadan dolayı duvarda stabilite problemi olmaması için duvar kalınlığı çıkma miktarı kadar artırılır,

* ısı yalıtım malzemesi ve kagir malzemenin duvar cephesinde birlikte kullanılmasından dolayı sıva problemleri çıkacaktır. bunu bertaraf etmek için yalıtım yüzeyleri rabitz tel veya sıva filesi ile kaplanıp üstüne özel çimento esaslı sıva yapılmalıdır,

* duvar yüzeyinde ıslanma ve yoğuşmanın olduğu nemli iklim bölgelerinde ve bilhassa kuzeye bakan cephelerde havalandırmalı duvar yapılmalıdır. bu tür duvarların ısı biriktirme kapasitesi çok yüksektir. ısı yalıtım malzemesinin kalınlığının hesaplanmasında hava tabakası da göz önünde bulundurulmalıdır. bundan başka, iç mekandaki su buharı da hava tabakası yoluyla dışarı atılır. hava sirkülasyonunun sağlanması için tuğla örgüde döşeme ve tavan hizasında bazı düşey derzler boş bırakılır.



duvarlarda ısı yalıtım uygulamaları üç biçimde olmaktadır. bunlar, dıştan, ortadan ve içten ısı yalıtımıdır. aşağıda bu uygulamalar kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.



dıştan ısı yalıtımı



ısı yalıtımı, binayı çevreleyen kabuk yani dış duvarın dış yüzeyine uygulanır. bina dış kabuğunu ısıl gerilimlerden koruyarak bina ömrünü uzatır ve ısıtma sistemi kapatıldıktan sonra bilhassa konutlarda konfor koşullarının devamını temin eder.



dıştan uygulamada, ekstrüde polistren levhalar (xps), duvar yüzeyine reçine katkılı çimento esaslı harçlar ile yapıştırılır. daha sonra, 1 m² 'ye 6 adet gelecek biçimde plastik çivili yalıtım dubelleri ile mekanik fiksaj-tesbit yapılır. yapıştırmada kullanılan harç ile ince bir sıva yapılır. bu sıvanın üstüne bütün duvar yüzeyini kaplayacak biçimde alkaliye dayanıklı cam elyafı file tatbik edilir. daha sonra, üzeri tekrar sıvanır ve sıva kuruduktan sonra boyanarak bitirilir. bu uygulamada sıva kalınlığı asgari 5 mm olmalıdır.



havalandırmalı giydirme cephelerde, yanıcı ısı yalıtım malzemeleri kullanılmaktaysa, her kat hizasındaki mineral yün yangın bariyerlerine ilave olarak her kat döşemesi hizasında metal yangın kesici bantlar kullanılması faydalı olacaktır. geçirimsiz dış kaplama ile ısı yalıtım malzemeleri arasında kesinlikle havalandırma boşluğu bulunmalı ve muhtemel yoğuşma suyu için drenaj imkanı temin edilmelidir. yanıcılık sınıfı a1, a2 ve b1 sınıfı ısı yalıtım malzemeleri kullanılmalıdır. yangına dirençli tespit elemanları ve her kat hizasında 100 mm 'lik bant durumunda mineral yün yangın bariyerleri takviye edilmelidir. yağmur suyu sızmasına karşı, kaplama arkasında bir membran kullanılmaktaysa kesinlikle buharı dışarı atan, suyu iç tarafa geçirmeyen (nefes alan su yalıtım membranı) bir membran kullanılmalıdır.



oturulmakta olan binalarda dış duvarlara iç taraftan ısı yalıtımı yapılması daha kolay ve ekonomiktir. bu uygulamalarda mineral yünler ekstrüde polistren uygundur. dış duvarlarda radyatör arkasındaki ısı kayıpları da mühimdir. radyatör arkalarına yansıtıcılı ısı yalıtım levhaları koyularak yaklaşık %5 yakıt tasarrufu sağlanabilir.



kolonlar arası duvar



bina taşıyıcı iskeletini oluşturan dış kolon ve kirişlerin arasına duvarların yerleştirilmesi uygulama açısından kolaylık sağlamakla birlikte, tedbir alınmaması halinde fazla ısı köprüsü oluşması nedeniyle yetersiz bir çözümdür.



havalandırmasız duvar



duvar gövdesi veya ısı yalıtımı üstüne boşluk bırakmadan direkt dış kaplama uygulaması havalandırmasız duvar olarak tanımlanabilir. bu taktirde geride sızıntı veya yoğuşma suyu uzaklaştırılacak veya kurumasını sağlayacak bir hava boşluğu bulunmaması nedeniyle, en dış katmanın tümüyle su geçirimsiz olması beklenir. bundan başka, yoğuşmanın oluşmasını da önlenmek gerekir.



ısı yalıtımsız duvar



kalınlığı ve katmanları açısından duvarın, su yalıtım özelliklerinin yeterli olmasının yanısıra taşıyıcı sistemin de aynı kademede yeterli olması gerekir. bu yönden dış kiriş ve kolonlar ısı köprüsü oluşturmakta ve yoğuşmaya neden olmaktadır.



kiriş ısı yalıtımlı duvar



duvar gövdesi kendisinin ısı yalıtımı açısından yeterli olması halinde sadece taşıyıcı elemanların dış yüzeyine yalıtım uygulamasıyla yetinmek mümkündür.. duvarın kiriş kenarından ısı yalıtımı kadar dışa taşırılmasıyla yapılır. duvar kaplaması ve taşıyıcı eleman yalıtım malzemesi arasındaki derz üstünde sıva donatısı kullanılması çatlakların engellemesi açısından lazımdır.



tam ısı yalıtımlı duvar



ısı köprüleri bu çözüm yoluyla tümüyle giderilir. aynı zamanda duvar kalınlığı azaltılmış ve ısı depolama kapasitesinden yararlanılmış olur. diğer taraftan kat kullanım alanı çoğalır.



havalandırmalı duvar



dış kaplamadan sızan yağış suları ile içeriden meydana gelen su buharının yoğuşması neticesi meydana gelen suların uzaklaştırılması, duvar içerisinde devamlı bir boşluk oluşturularak gerçekleştirilebilir. duvarın tepesinde ve dibinde bırakılacak aralıklar veya delikler su çıkışını ve hava girişini temin eder. bu boşluk aynı zamanda sıcak bölgelerde gölgeleme işlevini de yüklenebilir. ısı yalıtımı açısından boşluk içerisinde bir ısı yalıtım katmanı da bulunmalıdır.



yığma dış kaplamalı duvar



her kat seviyesinde yatay çelik profiller yardımıyla taşınabilen cephe tuğlası gibi kagir kaplamalar belli aralıklarla plastik veya metal kenetlerle ısı yalıtımının arasından iç duvar örgüsü ile birleştirilebilir. yine her kattaki en alt ve üst örgü sırasında su boşaltma ve havalandırma amacıyla tuğlalar arasında boş düşey derzler bırakılır.



ızgaralı veya profilli levha kaplama duvar



taşıyıcı sistem önüne yerleştirilen bir cephe ızgarası üstüne kaplama yapılabilir veya trapez/ondüle levhalar kaplama olarak kullanılabilir. ısı yalıtımı ızgaranın dikme veya kayıtları arasında yer alır. böylece cephe kalınlığı ile birlikte ağırlığı da yığma kaplamaya göre azalmış olur.



dış kaplamalı ısı yalıtımlı duvar



önceki çözümlerden değişik olarak burada ısı yalıtımı dış kaplamaya birleşik ve hava boşluğunun dış tarafında bulunur. sıcak bölgelerde boşluktaki havanın kaplama yoluyla ısınmasını engelleyerek serinlemeyi sağlama amaçlanır.



kolonlar önü duvar



kolonların duvar arasında kalarak ısı köprüsü oluşturmasını önlemek üzere, döşeme kenarı kirişten sonra dışa doğru uzatılarak, duvarlar kolonların önüne yerleştirilebilir. böylece, sadece yatay doğrultuda söz konusu döşeme uzantısının alnı ısı köprüsü halinde kalır. buna karşılık duvarlarla geride kalan kolonlar arasında kenetler yardımıyla yanal yükler açısından bağlantı temin edilmelidir. bundan başka belli aralıklarla duvarda hareket imkanı sağlayan düşey derzler bırakılmalıdır. aşağıdaki çözümler bundan başka havalandırmalı olarak da düzenlenebilir.



ısı yalıtımsız duvar



ısı köprüsünün alanı cephe üstünde en aza indirgenmiş olması nedeniyle soğuk bölgeler dışında ek yalıtıma gereksinim duyulmayabilir.



kenar ısı yalıtımlı duvar



döşeme uzantısının alnına ısı yalıtımı yerleştirilmesiyle bütün ısı köprüleri giderilmiş olur. duvar, daha önce olduğu gibi ısı yalıtım katmanı kalınlığı kadar döşeme kenarından dışa çekilir.



tam ısı yalıtımlı duvar



yukarıda açıklanan her iki çözümün birleştirilmesiyle yeni bir çözüm elde edilir. böylece tam duvar kalınlığı azaltılmış hem de ısı köprüleri ortadan kalkmıştır.



dış duvarlarda ortadan ısı yalıtımı



iki masif yapı kabuğu ve bunların arasında yer alan ısı yalıtım katmanının oluşturduğu çift kabuk dış duvar sistemi "ortadan ısı yalıtımlı dış duvar" olarak adlandırılabilir. ortadan ısı yalıtımlı dış duvarlar iki farklı biçimde tatbik edilebilir. bunlar, birbirlerinden düşey hareketli bir hava katmanıyla ayrılmış iki masif duvar ve ısı yalıtım tabakasından meydana gelen çift kabuk dış duvar sistemi (havalandırmalı-soğuk) ve iki masif duvar ve ısı yalıtım tabakasından meydana gelen, hava boşluğu içermeyen çift kabuk bir duvar sistemidir (havalandırmasız-soğuk).



her iki sistemde, dış ve iç kabuk aynı veya ayrı masif yapı malzemelerinden örülür veya yapılır. genellikle beton blok ve briketler, dolu tuğla, pres tuğla, klinker tuğla vb ile doğal taş, beton gibi alışılmış malzemeler kullanılır. iç ve dış kabuk yalnız tuğlalardan oluşturulabildiği gibi kabuklarda birisi, tuğla vb diğeri beton, briket vb olabilir veya her iki kabuk betondan yapılır.



ortadan ısı yalıtımlı dış duvarlarda, camyünü, taşyünü, ahşapyünü, koyunyünü, mineral lifli plak ısı yalıtım malzemeleri, eps ve xps sert köpük, poliüretan sert köpük, genleştirilmişüreformaldehit köpük vb plak üreten ısı yalıtım malzemeleri, camköpüğü ya da genleştirilmiş perlit veya verniküit, bims vb taneli yalıtkan dolgu malzemeleri ısı yalıtım malzemeleri olarak kullanılıyor. ancak, taneli dolgu malzemeleri daha çok havalandırmasız dış duvarlar için ideal olan ısı yalıtım malzemesidir.



ortadan ısı yalıtımlı dış duvarlarda, iç ve dış kabuk arasında yapısal bir bağlantı yoktur. bununla beraber her iki kabuğun mekanik dayanım açısından birlikte çalışması gerekmektedir. bunun için, iç ve dış masif katman yeterli sıklıkta metal bağlarla birbirine bağlanır. bağlanma, duvar örülürken, bağların bir ucu dış, diğer ucu iç katmana ve karşılıklı aynı düzlemdeki derzlere veya iç ve dış kabukta boşluklara sokularak bağlanır. bağlar için en ideal metal, bakır, bronz, galvanizli demir ve paslanmaz çeliktir. bağlantı için çok farklı boyut ve şekillerde paslanmaz çelik köşebentler ve özel bağlantı elemanları üretilmektedir.



ortadan ısı yalıtımlı dış duvarlar hem iskelet ve hem de yığma yapılara uygulanmaktadır. iskelet yapılarda kabukların her ikisi ince olabileceği gibi biri kalın (iç kabuk), diğeri ince olabilir. yığma yapılarda ise statik açıdan daha kalın duvarların yapımı gerektiğinden kabuklardan birisi bilhassa iç kabuk diğerinden daha kalın olarak inşa edilmektedir.



havalandırmalı çift kabuk dış duvar sistemlerde yer alan katmanında gelişi güzel bir hapsedilmişlik, durgunluk ve nem depolama meziyeti olmayıp aksine bir serbestlik, devamlı bir hareket, bu nedenle da nem taşıyıcılık ve yapıdan aldığı nemi beraberinde yapıdan uzaklaştırıcılık gibi pozitif nitelikler söz konusudur. burada yapı bileşeni hem konstrüksiyon hem de işlev yönünden hareketli hava katmanı tarafından ikiye bölünmüştür. iyi bir biçimde havalandırılan hava katmanının ısıl koşulları dış ortamla aynı kabul edilir.



ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmalı çift kabuk dış duvarlarda dış kabuk en az 9 cm, iç kabuk ise en az 11. 5 cm kalınlığında olmalıdır. iki kabuk arası en çok 15 cm 'dir. hava tabakasının en az kalınlığı 4 cm 'dir. ısı yalıtım tabakası ise en çok 11 cm kalınlığındadır.



havalandırmasız dış duvarlarda, sistemi oluşturan bütün malzeme katmanlarına ilişkin nemsel ve ısıl dirençler birbirleri arkasından kesintisiz sıralanmaktadır. bu tür dış duvarlarda rüzgar tesiri altındaki yağmur suyu geçirimli dış kabuk ve derzler yoluyla konstrüksiyona girebilir. bu su, hem don hasarına ve hem de dış kabuğun iç yüzeyi ile temas durumunda olan ısı yalıtım malzemesinin nemlenmesine sebep olabilir. ısıl konfor koşulları sağlanmış bu duvarlarda soğuk dönemde iç kabuk sıcak, don bölgesinde bulunmakta olan dış kabuk ise soğuktur. iç kabuk yavaş, dış kabuk ise hızla soğur. çiğ noktası ısı yalıtım tabakasının içindedir. sıcak dönemde ise dış kabuk çok hızla ısınır. taşıyıcı nitelikteki iç kabuk dış kabuk tarafından korunduğu için yüksek sıcaklıkların tesiri altında değildir. sıcak dönemde ısı akımına paralel olarak gelişen buhar akımı neticesi, su buharı ısı yalıtım tabakasında yoğuşur, yoğuşma genellikle düzlemseldir. taşıyıcı duvar yıllık sıcaklık farkı sebebi ile çok az genleşir. dış kabuk, yüksek ısı genleşmelerinin tesiri altındadır ve iç kabuğun ısı depolama kabiliyeti yüksektir.



havalandırmalı sistemde dış kabuk için kullanılacak masif yapı taşlarının don etkisine dayanıklı olması ve su geçirmez (sıkı) meziyet taşıması, buna karşılık iyi bir kılcal emicilik gücüne sahip olması, yani iyi bir nem depolayıcı olması gerekmektedir. bu malzemeler, buhar kesicilik özelliği de taşıyabilir. bu taktirde, kapalı ortamdan difüzyon yoluyla gelen su buharı hareketli hava katmanına erişir erişmez buradaki hava akımı ile hemen uzaklaştırılacaktır. havalandırmalı dış duvar sistemi, her yerde basitçe kullanılamayan en duyarlı ısı yalıtım malzemelerinin (örneğin: son derece düşük yoğunluktaki camyünü vb) istenilen kademede ısı iletkenlik değerleri içerisinde ve sağlıklı olarak kullanılmasına imkan vermektedir. burada kullanılacak ısı yalıtım malzemesinin tam anlamıyla buhar geçirgen olmasında hiç bir sakınca yoktur. ancak, bu sistemde cam köpüğü vb difüzyon direnci yüksek ısı yalıtım malzemeleri kullanılacaksa, bunlar açık derzli olarak uygulanmalı ve iç kabuk iç yüzeyine yakın bir bölgede kuvvetli bir buhar kesici katman ile birlikte yer almalıdır. ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmalı dış duvarlarda boşluk tabanında, olasılı yoğuşma ve kabuktan sızabilecek yağmur sularının her iki kabuğa zarar vermeden serbestçe dışarı atılmasını sağlayan bir sızdırmazlık katmanı uygulanmalı ve bu katman, hava giriş delikleri ile optimum kademede bağdaştırılmalıdır.



havalandırmasız sistemde genel olarak su buharı difüzyon direnci yüksek yapı taşları dış kabukta kullanılmamalıdır. buhar difüzyonuna imkan sağlayan bu yapı taşları suyu bünyesine almamaktadır. ısı yalıtım malzemeleri ise su buharı geçirgen özellikte olmalıdır. bu tür dış duvarlarda, dış kabuk ideal nitelikte malzemeler ile oluşturulmamış ve derzler dahil, dış yüzeyi su geçirimsiz kılacak tedbirler alınmamış ve uygulama hataları yapılmışsa rüzgar tesiri altındaki yağmur suyu geçirimli dış kabuk ve derzler yoluyla konstrüksiyona girebilir. bu su, hem don hasarına yol açar hem de iç kabuğun iç yüzeyi ile temas durumunda olan ısı yalıtım malzemesinin nemlenmesine sebep olur. poliüretan, ekstrüde veya ekspanded polistren sert köpük vb gibi kapalı gözenekli ısı yalıtım malzemeleri güçlü yağmur etkisinde derzlerinin dışında pratik olarak bünyesine nem almaz. taşyünü, camyünü vb mineral lifli plaklar, genleştirilmiş üreformaldehit köpüğü veya hidrofob genleştirilmiş perlit vb gibi açık gözenekli ısı yalıtım malzemeleri ise bünyesine dış kabuğa komşu yüzeylerinden nem alabilir. ısı yalıtım malzemesinin tamamen nemlenmesi halinde nem bu tabakaya iç yüzünden komşu iç kabuğa da girebilir ve onun da nemlenmesine yol açabilir. bu açıdan bakıldığında, havalandırmasız dış duvarda, pratik olarak, su emmeyen kapalı gözenekli sert köpükler veya hidrofob (su itici) özelliği ile su emiciliği azaltılmış olan ısı yalıtım malzemeleri kullanılmalıdır. her iki taktirde da duvar tabanında sağlıklı bir sızdırmazlık katmanı uygulanmalı ve bu katman hava giriş delikleri ile ilişkilendirilmelidir.



ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmasız çift kabuk dış duvarlarda su buharı difüzyonu neticesi genellikle yoğuşma görülür. ısı iletim katsayısı aynı olan ısı yalıtım malzemelerinin yüksek buhar difüzyon direncine sahip olanlar, düşük dirençlilere göre daha az yoğuşma riski taşır. yoğuşma neticesi meydana gelen nem miktarı, düşük buhar difüzyon dirençli mineral lifli plakalarda daha fazla, yüksek dirençli yapay sert köpük plaklarda ise daha azdır. bu açıdan da, ısı yalıtım malzemesi olarak, duvar bünyesinde yoğuşmaya izin verilse bile, kapalı gözenekli sert köpük plaklar kullanılabilir.



plak türünden ısı yalıtım malzemelerinin kullanıldığı durumlarda atmosferik yüklerden koruyucu dış kabuk için, nispeten düşük difüzyon dirençli bir malzeme (1/2 normal dolu tuğla vb) öngörülürken, ısı yalıtımının dökülerek veya doldurularak uygulandığı duvarlarda masif dış kabuğun difüzyon direnci nispeten yüksek malzemeden (1/2 dolu klinker tuğla vb) seçilmesi gerekmektedir. ısı yalıtım katmanının dolgu malzemesinden oluşması, duvar tabanında sağlıklı bir sızdırmazlık ve sudan arınım sisteminin uygulanmasını zorunlu kılar.



ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmalı çift kabuk dış duvarlar, yağmur geçişinin engellemesi ve yapı içerisindeki su buharının yoğuşmaya neden olmadan dışarı atılması yönünden ideal olan konstrüksiyonlardır. bu sistem ısı geçirgenlik direnci yüksek, buhar geçirgenlik direnci düşük ısı yalıtım malzemeleri ile kullanılmalıdır. yapım sırasında, hava giriş ve çıkış deliklerinin bırakılmış olması ve duvar diplerinin su geçirmezlik malzemeler ile donatılması gerekmektedir.



yağmur tesiri ve difüzyon tekniği açısından sorunlu olan ortadan ısı yalıtımlı ve havalandırmasız çift kabuk dış duvarlar pratikte çok ancak, bilinçsizce uygulanan bir detaydır. bu sistemde yeterli performans ancak bir dizi tedbir alınarak sağlanabilir. hidrofob özellikteki dökme perlitli ısı yalıtım tabakasının kalınlığı en az 5 cm olmalıdır. mineral lifli, yalıtım malzemeleri kullanılacaksa, konstrüksiyon, uygulama anında neme karşı korunmalıdır. yağmur ve su buharı etkilerine karşı nem emmeyen kapalı gözenekli sert köpük plak veya su itici nitelikteki yalıtım malzemeleri kullanılmalıdır. nemsel faktörlere açık dış kabuğun ısı geçirme değerinin hesaplanması ve bunun ısı korunum açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.



yağmur suyu etkilerine karşı duvar diplerine sağlıklı bir sudan arınım sistemi oluşturulmalı ve bu bölgeye su geçirimsiz malzeme uygulanmalıdır. havalandırmasız duvarların değişik iç ve dış kabuk ve değişik ısı yalıtım malzemesi seçenekleri ile difüzyon kontrolü yapılmalı ve alınan sonuçlara bağlı olarak kullanım açısından bir karara varılmalıdır.



içten ısı yalıtımı



duvarların içten yalıtılması, yoğuşma riskinin yüksek olduğu uygulamalar olup yoğuşma kontrolü yapılmalıdır. ısı yalıtımının sıcak tarafına buhar kesici uygulanmalıdır. buhar kesici tabakanın ek yerlerinde buhar kesici bantlar ile geçirimsizlik temin edilmeli, tespit elemanları ile delinmemelidir. ısı yalıtım malzemesi devamlı olarak uygulanmalı, ısı köprüsü oluşturacak profil vb tespit elemanlarından uzak durulmalıdır. kat döşemeleri ile birleşimlerde ısı köprüleri elimine edilecek biçimde ısı yalıtımı uygulanmalıdır. duvar bünyesinde bulunmakta olan kolon, kiriş, hatıl vb bütün yapı elemanları dıştan ısı yalıtımı ile kaplanmalıdır. buhar kesici tabakalar olasıysa tavan ve döşemelere döndürülmelidir. ısı yalıtım malzemesinin sıcak tarafında bulunmakta olan tabakaların, buhar difüzyon direnç katsayısı (µ) soğuk tarafta bulunmakta olanlardan 5 kat daha yüksek olması halinde yoğuşma önlenebilir ve buhar kesiciye gerek yoktur. yalıtım tabakası arkasında hava hareketi önlenmelidir. kompozit yalıtımlı paneller kullanılmaktaysa, tavan ve döşeme ile birleşme noktalarında panel arkalarına devamlı yapıştırıcı harç sürülmelidir. bundan başka panel üstünde yer alan priz vb elik çevreleri aynı biçimde kapatılmış olmalıdır. mutfak ve banyo gibi yüksek buhar üreten hacimlerde yerlerde kaynağa yakın noktada su buharı pasif bir baca veya mekanik havalandırma ile dışarı atılması temin edilmelidir.



içten ısı yalıtım uygulamalarında, kat yüksekliğindeki ektrüde polistren (boşluksuz) ısı yalıtım levhaları çimento bazlı yapıştırma harcı ile duvara yapıştırıldıktan sonra ek yerlerine file bant yapıştırılıp üstüne alçı sıva uygulanarak bitirilir. plastik çivili yalıtım dübelleri ile fiksaj yöntemi, duvar yüzeyinin ideal olmaması veya kat yüksekliğinin 3 m 'yi aştığı durumlarda kullanılmalıdır. içten ısı yalıtım uygulamalarında genellikle bir yoğuşma problemi yaşanır. bu açıdan, yoğuşma sorununun çözümlenmesi halinde uygulanmalıdır. diğer taraftan, dıştan ısı yalıtım uygulamalarına oranla daha ekonomik olup ısıl tutuculuk açısından da dıştan uygulananlara oranla daha düşüktür.



bodrum ve esas perdelerde ısı yalıtımı



su yalıtımı tamamlanmış olan perde veya duvara soğuk bitüm yapıştırılarak polistren ısı yalıtım levhaları hem ısı yalıtımı yapar hem de su yalıtım katmanlarını tahriplere karşı korur.



ısıtılan bodrum



ısıtılan bodrumlarda ise, perde, duvar ve döşemede su ve ısı yalıtımları birlikte bulunur. bilhassa soğuk bölgelerde döşemede ısı yalıtımı büyük yarar temin eder.



ısıtılmayan bodrum



ısıtılmayan bodrumdaki ısı yalıtımı için en etkili husus, dış duvar yalıtımı ile devamlılığın sağlanabileceği zemin kat döşemesi üst yüzüdür. yerden ısıtma imkanı da temin eder. bu konumdaki yüklere karşı yeterli baskı ve darbe dayanımı olmalıdır. dış duvardaki yalıtımın en az zemin donma derinliğine kadar indirilmesi gerekmektedir. ısı yalıtımsız bodrumların perde ve döşemelerde sadece su yalıtımı yapılır ve drenaj ile desteklenir.

Dosemelerde isi ve yalitim

Döşemelerde ısı ve yalıtım

Zemin kat döşemelerindeki ısı kayıplarını azaltmak için kullanılan ısı yalıtım detaylarının çözümlenmesi, yapı kabuğunun diğer bölümlerinde uygulanan ısı yalıtım ayrıntılarından farklılık arz etmektedir. bunun başlıca sebebi, zemine olabildiğince yakın ya da direkt ilişkili olmasından kaynaklanmaktadır. dolayısıyla, zemin kat döşemelerindeki ısı yalıtımları incelenirken döşeme ve dış duvarlardaki su, buhar yalıtımları ile ilişkilerinin kurulması kaçınılmaz olmaktadır.



döşemelerin altından yapılan ısı yalıtımı genellikle döşeme elemanı boyunca yatay olarak uzanır. burada kullanılacak yalıtım malzemesi yüksek nem direncine sahip ve basınca dayanıklı sert bir tabaka olmalıdır. şayet nem geçirmeyen tabakanın altında yer alıyorsa, zemin ya da dolgunun zararlı olabilecek etkilerinden korunmalıdır. bu uygulamada beton döşemeler yerinde yalıtılırlar ve iki yolla taşınırlar. bunlar;



* zemin ya da dolguya oturtulurlar,

* çevre duvarlar vasıtası ile taşınırlar.



nem geçirmez tabaka beton zeminin altında veya üzerinde olabilir. şayet betonun altında ise ısı yalıtımının altında veya üzerinde de olabilir. zeminin yüksek oranda sülfata sahip olduğu alanlarda, nem geçirmez tabaka betonun üzerinde ise, betonun zemindeki bileşenlerden etkilenmemesi için ek bir ayırıcı tabakaya gereksinim vardır. bu grup uygulamada oluşabilecek sorunlar;



* yapısal sağlamlığın ve ısıl performansın azalması,

* yapım sırasındaki zararlar,

* ısı köprülerindeki mümkün yoğuşma,

* döşemedeki nemin zararı ve

* tesisatlardaki mümkün sorunlardır.



taşıyıcının üzerinden yalıtılan zemin kat döşemelerindeki yalıtım uygulamaları, zemin döşemesi prekast kiriş ve blok döşemeler ile yerinde dökülen döşemelerde kullanılır. ısı yalıtım malzemesi sert ve üstündeki yüke ideal olmalıdır. yalıtım elemanı ahşap esaslı döşeme kaplaması veya şap altında yer alabilir. bu tür uygulama yalıtılmış ahşap döşeme sistemleri için de uygundur. bu grup uygulamada oluşabilecek sorunlar;



* uygulamadaki hatalar ve yapım sırasındaki zararlar,

* nemden meydana gelen zararlar,

* ısı köprülerindeki yoğuşma ve

* tesisattaki mümkün sorunlardır.



kenarından yalıtılan zemin kat döşemesi uygulamasında, ısı yalıtım tabakaları döşemenin kenarına, binanın boyut ve biçimine ve de yalıtım kalınlığına bağlı olarak 2 m 'ye kadar yatay veya düşey olarak yerleştirilir. ısı yalıtım tabakası döşemenin etrafında düşey olarak üç farklı biçimde yer alabilir. bunlar;



* dış duvarın iç tarafına,

* duvar tabakalarının arasındaki boşluğuna ve

* dış duvarın dış tarafınadır.



temellerin derinlik ve tipine bağlı olarak, ısı yalıtımı duvarlarda olduğu gibi temellerde de yapılabilir. düşey yalıtımın dış taraftan uygulanması, binanın içerisindeki döşemeye uygulanmasının ideal olmadığı yerlerde faydalı olabilir. fakat, esas derinliğinin yeterli olduğu durumlarda esas duvarlarının dış tarafına ısı yalıtımı eklenebilir. bu uygulama bilhassa yalıtım tabakasının dış duvar yalıtım tabakası ile devamlılığının sağlanması kolaylığı açısından yararlıdır. aynı zamanda beton zemin döşemesindeki yüzey yoğuşmasına çare olarak kullanılabilir. bu grup uygulamada oluşabilecek sorunlar;



* zeminin altındaki ısı yalıtım malzemesinin ısıl performansının azalması,

* yapım sırasındaki zararlar,

* temellerdeki taşıyıcı hatalar ve

* ısı köprülerindeki yoğuşmadır.



zemine oturan döşemelerde ısı yalıtımı



soğuk bölgelerde, binanın iç sıcaklığı zemin sıcaklığı arasındaki farkın büyük olması halinde, zemin üstüne oturan döşemede ısı yalıtımı yapmak gerekmektedir. uygulamada, toprak üstüne 15-20 cm kalınlığında döşenen blokaj üstüne 10 cm kalınlıında grobeton dökülür. daha sonra aşağıdan yukarıya doğru sırasıyla su ve nem yalıtımı, ısı yalıtımı, koruma harcı ve döşeme kaplaması uygulanır.



ısı yalıtımsız döşeme



zemin katlarda ısı kaybı dış duvarlardan dış havaya olduğu kadar döşemeden zemine doğru da gerçekleşmektedir. burada devamlı bir ısı tutucu olmaması halinde birim alandaki kayıp miktarı önemsenecek miktardadır.



tam ısı yalıtımlı döşeme



ısı yalıtımının döşeme betonunun altında olması, ısı yalıtımı kapasitesinden yararlanılmasını, üzerinde bulunması ise hacmin daha çabuk ısınmasını ve yerden ısıtma yapılmasını temin eder. ancak, bu taktirde bir buhar kesici gerekmektedir.



kiriş yalıtımlı döşeme



yalnızca dış kenar döşeme kirişlerinde ısı yalıtımı yapılması, ısı akışının bina altından yana doğru olacağı ve zeminin yüksek ısı depolama kapasitesine sahip olduğu düşüncesiyle soğuk olmayan bölgelerde yeterlidir denilebilir. yalıtımın kabuğun dış kısmında olması duvar yalıtımı ile devamlılığı temin eder ve ısı köprülerinin giderilmesi açısından olabildiğince etkilidir.



altı açık döşemede ısı yalıtımı



alt tarafı ısıtılmayan odalarda döşemedeki yalıtım üst veya alt taraftan yapılabilir. yalıtımsız halde u=2,31 w/m²k iken 6 cm alttan yalıtım yapıldığında söz konusu değer u=0,42 w/m²k 'ne kadar düşürülebileceği görülmektedir.



zemine oturmayan döşeme



ısı yalıtımsız döşeme



zemin döşemesi altındaki boşluğun, nem birikimini azaltmak üzere havalandırılması aynı zamanda yalıtımsız döşeme altında taşınım yoluyla ısı kaybını arttırır. bu nedenle bu çözüm ancak sıcak bölgelerde uygulanır.



üstü ısı yalıtımlı döşeme



ısı köprülerinin giderilmesi ve yerden ısıtma yapılması açısından ısı yalıtımının döşeme üst yüzünde bulunması yarar temin eder.



tam ısı yalıtımlı döşeme



dış duvarda yalıtım bulunması, bir önceki çözümdeki performansı sağlamakla birlikte duvar kalınlığını azaltmaktadır.



kapalı döşeme çıkması



ısı yalıtımsız çıkma



döşeme çıkması ve sarkan kirişte ısı köprülerinin oluşması nedeniyle bu çözüm ancak sıcak bölgelerde tatbik edilebilir.



ısı yalıtımlı çıkma



dış yan ve alt yüzeylerle kiriş dış yüzüne yalıtımı uygulaması ısı köprülerini gidermiş olacaktır. duvar örgisinin bu taktirde döşemenin kenarından yalıtım kalınlığı kadar taşması ve sıva çatlağını önlemek üzere yalıtım ile duvar blokları arasındaki derz üstünde sıva donatısı kullanılması gerekmektedir.



tam ısı yalıtımlı çıkma



tüm dış yüzey boyunca ısı yalıtımının devamlı olması ısı köprülerini giderdiği gibi kagir duvar kalınlığını ve bu nedenle ağırlığını azaltma imkanını tanımaktadır.



açık çıkmalı balkon döşemeler



ısı yalıtımsız çıkma



sıcak bölgeler dışında yer alan bina bloklarında ısı yalıtımı önleminin alınmaması halinde ısı kayıpları ile birlikte yoğuşma zararları söz konusudur.



ayrık çıkma



kat döşemesi boyunca meydana gelen ısı köprüsünü gidermek üzere çıkma döşemesi cepheye dik kısa kenarları boyunca kirişler tarafından taşınarak kat döşemesinden ayrılabilir. böylece ısı köprüsü alanı azaltılarak kiriş kesit alanına indirgenmiş olur ve ısı yalıtımında devamlılık sağlanır.



özel donatılı çıkma



özel donatı yardımıyla kat ve çıkma döşemeleri arasına beton yerine ısı yalıtımı koyarak konsol olarak çalıştırılabilir.

Yapilarda isi gecisi olan yerler ve bazi onlemler

Yapılarda ısı geçişi olan yerler ve bazı önlemler

Isı geçişlerine karşıalınacak tedbirler kısaca şunlardır;



* binayı oluşturan duvar, döşeme, çatı vb elemanları, ısı geçirme dirençleri ya da katsayıları ideal gereçler kullanarak inşa etmek,

* bu elemanları, ısı yalıtım gereçleriyle kaplamak,

* elemanların içinde, durgun hava boşlukları oluşturmak, her iki ya da üçünü birlikte, aynı bina elemanı üstünde uygulamaktır.



yapılarda ısı kayıpları; dış duvarlar, çatı, döşeme, pencereler ve hava kaçakları olmak üzere beş yoldan olmaktadır.



yapının mimari projesi yanısıra tek veya çok katlı olmasına, bina yerleşim durumlarına göre bu yollardan olan ısı kayıp miktarları da değişir.

Yapi tasarimi ve isi yalitimi iliskisi

Yapı tasarımı ve ısı yalıtımı ilişkisi

Yapı tasarımında kimi vakit birbirine karşıt olan bir çok faktörü göz önünde bulundurmak ve bu tesirler arasındaki dengeyi sağlayacak nimetleri en iyi biçimde değerlendirmek gerekmektedir. tasarımlarda; planlama, görünüm, dayanıklılık, dış çevre ve fiziksel ortam koşulları göz önünde bulundurulmalı, bunlara gereken önem verilmelidir. ısısal hususlar göz önüne alınmadan yönlendirme, planlama, şekil, pencere tasarımı, yapı gereçlerinin tercihi gibi hususlarda kesin kararlar alınırsa tasarımın bütünüyle başarı gösteren olması sağlanamaz. yapının ısı tasarım açısından başarısı; hacimlerde ısı konforunun sağlanması ve bu konfora etki eden ısıtma sistemlerini minimum ölçüde kullanmakla mümkündür..



iklim konusu (rüzgar, güneş, yağış, sis gibi) önemine karşın meteorologlar, coğrafyacılar, ısıtma-havalandırma mühendisleri ile şehir plancıları ve mimarlar arasında bir ilişki kurulmadığı, iklim bina ilişkisini kuran metodlar genellikle ısıtma ve havalandırma mühendisleri tarafından geliştirildiği için iklime uyumlu bina kavramı tasarımcıdan uzak kalmıştır. bugün ise tasarımcıların verdiği kurallar (ilk etapta) güneşin binanın çevresel performansını ne derece etkilediği hakkındadır.



uygulanmakta olan geleneksel tasarım sürecinde, tasarımcı bütünüyle çevresel kaygılardan uzak bir bina yapıp ısıtma mühendisine, havalandırma ve tesisat mühendisine teslim eder ve onların yer yer düzeltmeler yapmasını ister.



kış etkilerinden korunma



inşaat yerinin seçiminde yapının ısı yalıtımı göz önünde tutulmalıdır. kış güneşinden maksimum kademede yararlanma konusunda hakim rüzgarlar, çevre yapılar, bitki örtüsü ve pencerelerin yönlendirilmesi gibi konular çok iyi düşünülmelidir.



binanın ısıtma gereksinimi ve sağlıklı bir ortamın oluşturulması, yapı dış kabuğunda yeterli bir ısı korunumsağlanmasına, hava kaçaklarının önlenerek yeterli bir havalandırmanın temin edilmesine, aynı biçimde binanın dış mimarisinde ve konumlandırılmasına (bitişik düzen veya müstakil yapı) bağlı olduğu unutulmamalıdır. aynı biçimde binanın iç mimarisine de dikkat etmek gerekir. eşit derecede ısıtılan veya ısıtılamayan iç hacimler oldukça yan yana veya üst üste getirilmelidir. mimari tasarım sırasında da yapının ısı kaybeden dış yüzey alanının yapının ısıtılan iç hacmine oranı büyüdükçe yapının ısı kaybının artacağı dikkate alınmalıdır. bu bakımdan tasarım sırasında bina dış kabuğunda luzumsuz girintili-çıkıntılı ayrıntılardan uzak durulmalıdır.



özellikle meydana getirdiği ısı köprülerinin engellemesi olası olmayan betonarme konsol, balkon, saçak gibi çıkıntılar cephe mimarisinde asgari seviyede tutulmalıdır. yapı dış kabuğunda teşkil edilen şeffaf yüzeylerin (pencere, camekan vs) artırılması yapının çevre ile ısı alışverişini önemli ölçüde artırmaktadır. dolayısıyla, şeffaf yüzeylerin kuzey cephesinde azaltılıp güney cephesinde arttırılmasıyla (güneydoğu/güneybatı yönleri dahil) yapının kış günlerinden ışıma süretiyle yararlanmasını sağlayacağından ısı kayıpları azaltılarak ısı kazancı sağlanabilir.



pencere ve kapılara yeterli hava sızdırmazlığı lastik conta uygulaması ile temin edilmelidir. aynı biçimde ön yapımlı elemanların birleşim yerleri hava sızdırmaz biçimde örtülmüş olmalıdır. kapalı ve hava sızdırmayan panjurlar, pencereler ısı kaybını önemli ölçüde azaltır.



dış duvar içerisinden baca, ısıtma ve su tesisatları geçirilmemelidir. yapı dış kabuğunu meydana getiren yapı malzemelerinin ve ısı tutucu malzemelerin sürekli sağanak yağmur veya buhar yoğuşması neticesi nemlenerek ısı yalıtım özelliğini kaybetmemesi temin edilmelidir. bunu için yıllık yağış miktarı 600 mm üstünde olan bölgelerde veya rüzgarlı bölgelerde ve yüksek yapılarda duvarların dış sıvası özel tedbirler (su emmeyi azaltıcı harç katkı maddeleri ilavesi veya sentetik yüzey kaplamaları) alınarak yapılmalıdır. aynı biçimde sürekli olarak +20 °c iç ortam sıcaklığında %75 bağıl nemin üstünde aşırı iç ortam koşullarının hüküm sürdüğü hacimlerde buhar yoğuşma tahkiki yapılarak lazım görülen durumlarda yapı kesitinin buhar geçirgenlik direnci ve ısı geçirgenlik direnci düzeltilmesi gerekir.



konutlarda bulunmakta olan banyo ve mutfaklardaki aşırı buhar koşulları süreklilik arz etmediğinden normal koşullar olarak düşünülmemelidir. bu tahkik neticesi, yetersiz görülen yapı elemanlarının sıcak yüzeyden buhar geçirgenlik direnci yüksek olan bir kaplamanın uygulanmasıyla buhar geçirgenlik direnci artırılmalı ve/veya elemanın ısı geçirgenlik direnci, kalınlığı veya malzeme cinsi değiştirilerek arttırılmalıdır. aşırı koşullarda her iki uygulama ile birlikte havalandırmalı cephe teşkiline gidilir.



yapı dış kabuğunun oluşturulmasında yapı malzemelerinde ısı iletkenlik ve ısı depolama özelliklerinin belli bir uyum içerisinde olmasına dikkat edilmelidir. bundan başka yapıyı oluşturan elemanların ısı depolama özelliği olması dış ve iç iklim şartlarındaki hızlı değişmelerin dengelenebilmesi bakımından lazımdır. kısa kullanım süreli yapılarda (spor salonları, tiyatro vs) yapının ısı depolaması arzu edilmeyip hızlı ısınması arzu edildiğinden, yapının yeterli ısı yalıtımını sağlayan fakat ısı depolamayan malzemelerden veya iç yüzünden bir ısı tutucu uygulaması ile ısı depolaması önlenmiş olarak teşkil edilmesi gerekmektedir.



yaz etkilerinden korunma



yapının konumu ve yerleşimi ayrı bir öneme sahiptir. yapı tasarımında yer tercihi şansı çok az olduğundan tasarımcının yapı için önceden belirlenmiş arazi parçasının var olan özelliklerini (topoğrafik düzeni, eğimi, yönü vs) veri olarak değerlendirerek güneş ışınımı açısından en ideal konumu belirlemesi gerekmektedir. bu belirlemenin kentsel yerleşme ölçeğinde mevcut yerleşme dokusuna uyması gerekmektedir. binalar soğuk hava şartlarında minimum ısı kaybı, sıcak hava şartlarında ise minimum ısı kazancı sağlayacak biçimde biçimlendirilmelidir.



bina boylarının uzunluğu iklim tipine göre değişir. soğuk ve kuru iklimlerde kompakt yapı oluşturulması olabildiğince faydalıdır. bu tür yapılar sert çevre etkilerine karşı minimum yüzey oluşturur. kompakt yapıların boyları ile enleri arasındaki fark küçüktür.



yapıda daha genel anlamda güneş ışınımlarının yüklendiği görevlerden biri de pasif ısıtma iklimlendirme işlevidir. güneş ve diğer enerji kaynaklarının etkin ısıtma ve iklimlendirme sistemlerine destekleyici görev yüklenmesiyle istenen iç iklimsel koşullar büyük ölçüde sağlanır.



yönlendirme, yapı içi ısısal konforu güneş etkilerine bağlı olarak tesirler. güneş faktörüne göre yapılacak bir yönlendirmeyle istenilen düşük sıcaklıklar veya yüksek sıcaklıklar elde edilebilir.



güneş ışınları açısından bir yapının yönlendirilişindeki ana ilke, kışın güneş ışınlarından oldukça yararlanmak, yazın ise aşırı etkisinden korunmaktır. 32-56° kuzey enlemlerinde yer alan yapıların güney yüzleri, kışın doğu ve batı yüzlerine göre üç kat daha fazla güneş ışınımı alabileceği söylenebilir. bu taktirde doğu ve batı yüzeyleri, güney yüzeyine göre kışın daha soğuk, yazın daha sıcaktır.



güneydoğu ve güneybatı yüzleri kış aylarında, yaz aylarına göre daha fazla güneş ışınımı alır. yatay yüzler ise en çok güneş ışınımını yaz aylarında alır. kış aylarında ise bu yüzler güney, güneydoğu ve güneybatı yüzeylerinden daha az ışınım alır.



yukarıdaki verilerden yola çıkarak, farklı işlemleri olan yapılar için doğu-batı doğrultusunda uzanan yani uzun yüzeyleri güneye ve kuzeye, dar yüzeyleri doğu ve batıya bakan yönlendiriliş biçiminin en ideal olabileceği ileri sürülebilir. bu tür yapılarda farklı mekanları karşılıklı olarak her iki yüzeye yerleştirmek mümkündür.. kare planlı yapılarda ise her mekan için farklı yönlendirme söz konusudur.



yatak odalarının sabah güneşini alması, tuvalet ve banyo gibi hacimlerin güneş ışınımlarından uzak kalması istenir. yapıların ana fonksiyonlarına ait hacimler (yaşama vb) güneye ve güneybatıya yönlendirilmelidir.



cam yüzeylerinin boyutları öteki yapı yüzeylerine göre daha büyük tutulmalıdır. bu durum; kışın güneşin ısıtıcı etkisinden oldukça yararlanmayı temin eder. bundan başka kışın güneşten yararlanmayı, yazın da güneşin etkisinden korunmayı sağlayan ve aşağıda açıklanan çözümleri yapmak mümkündür.. batı ve kuzeybatı yönlerindeki mekanlarda (wc, banyo, erzak deposu, kiler vs) cam yüzeyler güneşten korunmak nedeniyle minimum boyutlarda tutulmalıdır. güneş ışınlarına göre tasarımlarda, doğuya bakan dış yüzeylerin renginin açıklığı ile koyuluğu ve yüzeyer yakın hava devinimlerinin etkili olduğunu da unutmamak gerekmektedir.



* binanın yazın güneş ışımasından korunması;

* şeffaf yüzeylerin enerji geçirgenliğine,

* şeffaf yüzeylerin dış cephedeki oranına,

* bu yüzeylerin coğrafi yönüne,

* iç hacmin havalandırılmasına,

* bina iç elemanlarının ısı depolama özelliğine ve

* yapı dış kabuğunun ısı ataletine bağlıdır.



güneş kırıcısız büyük pencere alanları, bilhassa dış duvarların yeterli ısıl ataletine, iç mekanların da yeterli ısı depolama özelliğine sahip olmamaları durumunda iç hacimlerin ve binanın aşırı ısınmasına sebep olur. koyu renk dış elemanların dış yüzey sıcaklıklarında aşırı yükselme görülür. şeffaf yüzeylerin güneş etkisine karşı korunmaları mimari tasarım sırasında balkon veya saçak gibi güneş kırıcıları teşkili veya panjur vb uygulamalar ile olur. şeffaf yüzeylerin yönlendirilmelerinde pencereli cephenin güney veya kuzeye yönlendirilmesi, doğu veya batıya yönlendirilmelerinden daha yararlıdır. iki yöne de açık köşe odalarında bilhassa güneydoğu ve güneybatı istikametlerinde pencere açmak tek bir yöne pencere açmaktan daha negatif netice verir.



yapılarda güneş tesirini optimize eden pasif ısıtma sistemlerinin işlevlerini yerine getirmesi için;



* yapının kullanış şeklinin analizi,

* lazım verilerin toplanması,

* güneşin konfor koşullarının saptanması,

* güneşin ısıtıcı etkisine gereksinim duyulan dairelerin belirlenmesi,

* yapı yüzeyindeki günlük güneş ışınlarının müddetinin belirlenmesi,

* güneş ışınımlarını optimize eden parametrelerin değerlendirilmesi,

* belirlenen değerlere göre yapı modelinin hazırlanması gerekmektedir.



bina kabuğunun doğal iklimlendirme parametreleri



bina kabuğunun doğal iklimlendirici olarak kullanılması ilkesinden hareketle güneş enerjisinden üç ayrı yöntemle yararlanılır. bunlar;



* mimari yöntemler: geometrik yapı,

* pasif yöntemler: en ideal yapı elemanları, bina geometrisi, yerleşme ve konum,

* etkin yöntemler: güneş kollektörleri vb 'dir.



her üç yöntemde de göz önünde bulundurulması gereken bazı parametreler vardır.



kullanıcıya ait parametreler:



* kullanıcı nitelikleri,

* yaş,

* cinsiyet.



fizyolojik parametreler:



* topoğrafik durum,

* göl ve deniz olup olmadığı,

* yeşillik şeritleri.



iklimsel parametreler:



* güneş radyasyonu,

* hava sıcaklığı,

* nem,

* rüzgar,

* atmosfer koşulları.



binaya ait parametreler:



* yönlendiriliş durumu,

* şekil etkeni,

* çatı örtü ve eğimi,

* yapı kabuğu ve kaplamaların saydam olup olmaması,

* opak kabuk elemanlarının toplam ısı geçirme katsayıları.

Yapilarda isi etkilerinden korunmanin onemi

Yapılarda ısı etkilerinden korunmanın önemi

Yapılarda ısı etkilerinden korunmanın önemini aşağıdaki biçimde özetleyebiliriz.



* insanların oturduğu veya çalıştığı binalarda ısı etkilerinden korunma; insan sağlığı, tamir giderleri, yakıt ekonomisi ve ilk yapım giderleri açısından mühimdir,

* ısı etkilerinden yeterli olarak korunmasağlığa ideal, huzur verici hacimlerin elde edilmesinin ilk şartıdır,

* hacimlerin ısı gereksinimi ve bunu sağlamak için yapılan ısıtma giderleri hacmi çevreleyen bileşenlerin ısı yalıtma özelliklerine bağlıdır,

* ısı etkilerinden yeterli bir korunma, hacmi çevreleyen yapı bileşenlerinin yüzey ve içlerinde terleme olayını, tesisat borularının donmasını ve bunlara bağlı olarak oluşan zararları önleyerek, yapının bakım ve tamir giderlerini azaltır.



projelendirme döneminde ısı etkilerinden korunma yönünden alınacak tedbirler



yapıların projelendirilmesi sırasında aşağıdaki konular kesinlikle dikkate alınmalıdır.



* binanın dış yüzeylerinin büyütülmesinin ısı kaybını da o miktarda arttıracağı göz önünde tutulmalıdır,

* ayrık bir binadaki ısı kaybı, aynı büyüklük ve inşaat şeklinde yapılan birleşik düzendeki başka bir binaya göre daha çoktur,

* bir bina içerisindeki odaların birbirleri ile olan ilişkisi (örneğin ısıtılan hacimlerin yan yana veya üst üste yerleştirilmesi) büyük önem taşır,

* ısı kaybını önlemek için bina girişlerinde rüzgarlık yapılması faydalıdır,

* büyük pencere yüzeyleri (çift yüzeyli bir pencere bile olsa) ısı kaybını çoğaltır. köşe odalarda, pencerelerin dış duvarlardan yalnız birinde olması, ısı etkilerinden korunma yönünden daha doğrudur,

* bacaların, su ve tesisat borularının dış duvarlar üstünde bulunmaması gerekir. bu tedbir, yakıttan tam yararlanma, baca gazlarının soğumasını, bacanın kurum tutmasını, su ve ısıtma tesisatı borularının donmasını önleme bakımından mühimdir.



ısı etkilerinden korunmada genel esaslar



bir hacmin ısı etkilerinden korunması aşağıdaki unsurlara bağlıdır.



* hacmi çevreleyen yapı bileşenlerinin (duvarlar, döşemeler vb) ısı geçirgenlik dirençlerine,

* bu çevre bileşenlerinin bilhassa hacmi dış havadan ayıranlarının hava sızdırmazlığına (derz, yarık vb),

* çevre bileşenlerinin ısı depolama yeteneğine.



yapı bileşenlerinin ısı yalıtımı



yapı bileşenlerinin ısı yalıtma kabiliyeti iletimle toplam ısı geçiş direnci (1/ & #923;) ile belirir. bu kullanılan malzemenin cinsine, iletim katsayısı hesap değerine ( & #955; h) ve kalınlığına (d) bağlıdır. bileşenlerin ısı yalıtma kabiliyeti kalınlığının büyümesi veya ısı iletim katsayısı hesap değerinin küçülmesi ile çoğalır.



katı malzemelerin ısı iletkenliği, malzemenin gözeneklik derecesine, gözeneklerin büyüklük ve dağılım haline, malzemeyi meydana getiren maddelerin ısı iletim katsayılarına ve barındırdığı rutubet miktarına bağlıdır.

Malzeme ve bazi esas kavramlar

Malzeme ve bazı esas kavramlar

Türk standartları ts 825 ve alman dın normu 4108 'e göre, taşyünü, extrude polistren, expanded polistren, camyünü, polietilen, poliüretan, cam köpüğü gibi ısı iletkenlik değeri ( & #955;) 0. 060kcal/mh°c değerinin altında olan malzemelere "ısı yalıtım malzemesi", bu değerin üzerinde kalanlara da "yapı malzemesi" denir.



ısı yalıtım malzemelerinin istenilen performansı karşılayabilmeleri için, boşluk oranı fazla, yoğunluğunun düşük, nem oranının az olması gerekmektedir. yalnızca ısı iletkenliği düşünülerek oluşturulan yapı elemanlarının istenen neticeleri vermediği görülmektedir. ısı yalıtımının yanısıra, rutubet akımı ve yoğuşma olayının önemi yalıtım malzemesinde başka nitelikleri aramayı lazım kılmıştır. malzemede buhar difüzyon direnç faktörünün büyük olması buhardan etkilenmeyi azaltmakta, sıcaklık değişimlerinden daha az etkilenmek ve ısıyı depo edebilmek için de yoğunluğunun büyük, ısınma ısısının da yüksek olması beklenmektedir. tek bir malzemenin bu ve benzeri bütün özelliklere sahip olması olası görünmemektedir.



yapıların ısı etkilerine karşı korunmasında en büyük görev dış yapı bileşenlerine düşmektedir. başta duvar ve pencereler olmak üzere, çatı, baca ve zemine temas eden yapı bileşenleri dış çevreden gelen etkilere karşı yapıyı korurlar. ısı yalıtımı açısından bu bileşenleri oluşturan malzemelerin ısı iletkenliği, ısı depolama ve soğutma-ısınma davranışı gibi özellikler çok mühimdir.



ısıl yalıtımlar, doğru uygulandığında, iletim, taşınım ve/veya ışınımısı geçişi tipleri ile enerjisi geçişini azaltan, malzemeler veya bitişik malzeme topluluklarıdır. bu yalıtım malzemeleri lifli, taneli, film-tabaka, blok veya tek parçadan yapılmış, açık-kapalı hücreli, kimyasal-mekanik olarak birbirine bağlanmış veya desteklenmiş karma malzemeler olabilir.



ısı geçişinin azaltılmasıyla, ısı yalıtım malzemeleri aşağıdaki ısıl işlevlerin bir veya bir kaçına hizmet edebilir.



* boruların, kanalların, depoların, cihaz ve yapıların ısı kayıplarını azaltarak enerjiyi korur,

* şahsi korunma ve konfor hedefi için cihazların veya yapıların yüzey sıcaklıklarını kontrol eder,

* kimyasal işlemlerin, ufak bir cihazın veya bir yapının sıcaklığını kontrol etmede yardımcı olur,

* ortam havasının çiğ noktası altındaki sıcaklıklarda yüzeyde su buharının yoğuşmasını engeller,

* sistemde ısıtma veya soğutma mevcut değilse veya gereksinimi yoksa, bu sistemin içindeki sıcaklık dalgalanmasını azaltır,

* şahsi konforun arttırılması için iklimlendirme yapılmış bir ortam içerisindeki sıcaklık dalgalanmasını azaltır,

* yangına karşı koruma temin eder.



bunlardan başka, ısı yalıtımı ilave işlevler da sağlayabilir. bu işlevler, ısı yalıtımının temel hedefi ve yeteneğine ideal olmalıdır.



belli koşullar altında yalıtımlar:



* duvarın, tavanın veya döşemenin yapısal mukavemetini artırır,

* yüzey bitirme işlemleri için bir destek temin eder,

* hava enfiltrasyonu ve su buharı geçişini önler,

* donma koşulları ve yangına maruz durumlarda cihaz ve yapılardaki hasarı engeller veya azaltır,

* ses ve titreşimi azaltır.



ısı yalıtımı normalde şu esas malzeme ve karmaları içerir;



* camyünü, kayayünü veya cürufyünü gibi organik olmayan, lifli veya hücreli malzemeler; kalsiyum silikat, bileşik perlit, vernikülit (hidrosilikat minerallerinin ısıtılarak genleştirilmesinden elde edilir), seramik mamüller ve amyant (amyantın kansorejen bir madde olduğu ispatlanmış olup, bu madde ile karşılaşıldığında büyük dikkat gösterilmelidir),

* pamuk, hayvan tüyü ve kılı, ahşap, kağıt hamuru, kamış gibi lifli organik maddeler ev sentetik lifler ve mantar, sünger gibi hücreli organik malzemeler, polistren, poliüretan ve diğer polimerler,

* metalik veya metalleştirilmiş organik yansıtıcı yüzeyler. bu yüzeylerin etkili olmaları için havaya, gaz dolgulu veya vakumlu boşluklara bakmaları gerekir,

* ısı geçişini azaltan kütlesel tipten yalıtım malzemeleri, hücresel, taneli ve lifli katı maddelerden yapılmış olabilir. yansıtıcı yalıtım malzemeleri ise, metal folyoların pürüzsüz yüzeyli tabakaları veya hava boşluklarıile ayrılmış folyo-yüzeyli malzemelerden ibarettir.



buhar baskı farkı



yapı elemanı değişik iki ortamla sınırlandığı durumlarda (bina dış kabuğu) iç ve dış yüzeyler arasında buhar baskı farkı ortaya çıkar. kışın binalar ısıtıldığından iç ve dış ortamın arasında büyük sıcaklık farkı çıkar. buhar baskı farkının değişmez bir neticesi olarak buhar, malzeme bünyesine nüfuz eder. yapı elemanının bünyesinde ısı akım istikameti ile buhar akım istikameti daima aynı yöndedir. dış ortamın nemi iç ortamdan çok yüksek olsa dahi iç ortamın sıcaklığı daha yüksek olduğundan, daima sıcak ortamın kısmi buhar baskısı soğuk ortamın buhar basıncından yüksek olur.



doymuş ve nemli hava



hava, sıcaklığa bağlı olarak belirli bir oranda buharı bünyesinde tutabilir. sıcaklık düştükçe, havanın içerisinde tutabileceği buhar miktarı hızla azalır. belirli barometrik koşullar altında belirli sıcaklıklardaki hava, o koşullar altında tutabileceği azami buhar miktarına sahip ise "buhara doymuş" denir. bu taktirde hava kararsız denge halindedir ve en küçük bir sıcaklık düşmesinde bir kısım buhar yoğuşarak su durumunda açığa çıkar.



buhara doymuş havanın içerisindeki su buharı miktarı "ws" ile gösterilir. birimi ise g/m³ 'tür.



yeryüzünü çevreleyen hava tabakası salt oksijen ve azot gazı karışımı olan havadan oluşmaktadır. hava içinde su buharı da vardır. hava+su buharı karışımına "nemli hava" denir. havanın içerdiği su buharına "nem" denir. hava içerisindeki su buharı miktarı çevre şartlarına ve meteorolojik etkenlere bağlı olarak değişir. 1 m³ nemli havanın içerdiği su buharı miktarının kuru hava miktarına oranına "mutlak nem" denir. yine 1 m³ nemli havanın içerdiği su buharı miktarının aynı sıcaklık ve aynı toplam basınçta içerebileceği maksimum su buharı miktarına oranına da "bağıl nem" denir.



yoğuşma



nemli hava, mutlak nemi değiştirmemek koşulu ile soğutulursa nem yükselir. sonuç olarak bağıl nem oranı %100 olur. bu taktirde, hava o sıcaklık için doymuştur, kararsız denge halindedir. bu limiti aşacak en küçük bir sıcaklık düşüşünde, belli biraz su buharı yoğuşarak havadan ayrılır. yapı fiziği yönünden iki tür yoğuşma gözlenir. bunlar; görünür ve gizli yoğuşmadır. binalarda mevcut ve yalıtımlı durumları için yoğuşma ve buharlaşma tahkikleri yapılarak ts 825 'te ileri sürülen limit değerleri sağlayıcı tedbirler alınmalıdır.



görünür yoğuşma



yapı elemanlarının yüzeyindeki yoğuşma, aynı zamanda terleme olarak da adlandırılır. yapı elemanının yüzeyindeki terleme, daima elemanın sıcak yüzünde, elemanın yüzey sıcaklığının havanın çiğ noktası sıcaklığının altına düşmesi durumunda ortaya çıkar. çiğlenme yapı elemanının ısı geçirme direncinin yeterli seçilmesi ile önlenir.



gizli yoğuşma



yoğuşma yapı elemanının bünyesi içerisinde ortaya çıkar ve genellikle yoğuşma olarak adlandırılır.



ısı depolama



bütün yapı malzemeleri ısı depolama özelliğine sahip olup ısınma sırasında ısıyı depo etmektedir. bir yapı bileşeninin özgül ısısına, yoğunluğuna, kalınlığına ve maruz kaldığı sıcaklık farkına bağlıdır. ısı depolama özelliği, ısıl ataleti (b) ile gösterilir. sürekli ısıtılan yapı elemanlarında ise ısı depolama meziyetinin enerji tasarrufu açısından pratik bir önemi kalmamaktadır. ancak yapı dış kabuğunun ısıl ataletinin yeterli olması (uygun salınım frenlemesi ve ideal faz gecikmesi) dış ısı değişmelerinin yapı dış kabuğu tarafından dengelenebilmesi bakımından, yapının iç elemanlarının ise asgari bir ısı depolama yeteneğinde olması iç ortamdaki ani ısı değişmelerinin dengelenebilmesi bakımından arzu edilir.



yaz aylarında ise güneş ışınımına maruz yapı kabuğunda yaklaşık 70-80 °c sıcaklıklar her zaman ölçülebilir. dolayısıyla, dış kabuğu meydana getiren taş, beton, tuğla gibi yapı malzemesinin yüksek ısı depolama özelliğinde düşük ısı ataletine sahip olması önemli bir sakınca teşkil etmektedir. dış kabukta gündüz depolanan ısı, bu malzemelerin ısı iletken olmaları neticesi depolanan ısıyı muhafaza edememeleri nedeniyle gece yapıyı hızla ısıtmaktadır.



ısı ataletleri yüksek bileşenlerden meydana gelen yapılarda, kış aylarında iç mekanların havalandırılması veya ısıtma sisteminin durdurulması hallerinde kısa sürede soğumaz, yaz aylarında yapının ısınması süratli olur. yapılar ısı etkilerine karşı davranışları açısından incelenirken ısı iletkenliği ve ısı ataleti özellikleri birlikte düşünülmelidir.



dış kabukta yazın depolanan güneş enerjisi, gece iç ve dış ortama geri dönerken (iç ve dış ortam sıcaklıklarının eşit olması nedeniyle), kışın dış kabukta depolanan ısıtma ısısı dış ortam sıcaklığının genellikle iç ortam sıcaklığından düşük olması, bundan başka duvar sıcaklığının genellikle iç ortam sıcaklığından düşük olması neticesi iç ortama dönmeyip dış ortama kaçmaktadır. bu açıdan bakıldığında yapı dış kabuğunun yüksek ısı depolama özelliğinde olması enerji israfına neden olmaktadır. bu olumsuzluğun giderilmesi ancak, tuğla, briket, beton gibi yüksek ısı depolama özelliğine sahip tek tabaka duvarların soğuk yüzeylerine yalıtım tabakası uygulaması ile olabilmektedir. ancak bu taktirde da dış kabuğun kışın güneş ışıması ile pasif enerjiden istifade imkanı ortadan kalkmaktadır.



yaz aylarında bilhassa suni iklimlendirme yapılamayan yapılarda iç ortam koşulları tamamıyla dış kabuğun fiziki özelliklerine bağlı kalmaktadır. bu bakımdan dış kabuğu oluşturan yapı malzemesinin ısı ataleti iç ortam konfor koşullarını belirleyen önemli bir özellik olarak ortaya çıkmaktadır.



ısıl atalet iki kavramdan oluşmaktadır. bunlar;



* salınım frenlemesi ve

* faz gecikmesidir.



dış duvar yüzeyindeki gece ve gündüz arasındaki sıcaklık salınımları malzemenin ısıl iletkenlik değeri ve ısı depolama yeteneğine bağlı olarak belli bir müddet gecikme ve belli bir frenleme ile duvar iç yüzeyine intikal etmektedir.



salınım frenlemesi dış salınım/iç salınım oranı olarak ifade edilmektedir. konfor koşullarının sağlanması bakımından bu oranın olası mertebe büyük olması arzu edilmektedir. faz gecikmesi ise duvar dış yüzeyindeki bir ısı dalgasının duvar iç yüzeyine intikal etmesi için gereken vakit aralığı olmaktadır. konfor koşullarının sağlanması bakımından faz gecikmesinin de 12 saat civarında olması arzu edilir. zira bu şekilde günün en sıcak saatinde duvar iç yüzü sıcaklığı en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. ancak, 9-10 saatlik bir gecikme de konfor koşulunu sağlamada yeterli olmaktadır.



yapı dış kabuk ısı ataletinin yüksek olması, bu nedenle iç ortamda yaz aylarında konfor koşullarının yeterince sağlanabilmesi için dış kabuğu teşkil eden yapı malzemelerinin ısı depolama ve ısı iletkenlik değerlerinin belli bir uyum içerisinde olması gerekir.



beton esaslı dış duvarlar yüksek ısı depolama yetenğine sahip olmalarına karşın ısı geçirgenlik dirençlerinin çok düşük olması nedeniyle bir yarım periyot süresince muhafaza ederek dengeli bir biçimde verememektedir. bunun neticesi bu tür yapılarda yazın gecenin ilk yarısı iç ortamda aşırı bir sıcaklık yaşanmaktadır. aynı biçimde ısı yalıtım malzemeleri de her ne kadar yüksek bir ısı tutma yeteneğine sahip olsalar da ısı depolama kabiliyetinin çok düşük olmasından ikinci yarım periyotta malzemenin vereceği ısı kalmamaktadır. ancak ısı depolama kabiliyeti ile ataleti yüksek değerlere ulaşmaktadır. bu malzemenin başında ahşap gelmektedir. kagir malzemeler arasında en yaklaşanı gazbeton yani hafif betondur.



soğuma-ısınma davranışı



ısı depolama ve ısı yalıtma fiziksel açıdan birbirlerinin zıddıdır. metaller gibi kütleleri çok büyük olan malzemelerin yüksek oranlarda ısı depolama yeteneğine ve en fazla düşük ısı geçirimsizliğine sahip olmalarına rağmen, ufak kütleli yalıtım malzemelerinde durum bunun tam tersidir. yapı malzemelerinden beklenen ise olası olan en yüksek ısı depolama ve en düşük ısı iletkenlik değerlerine bir arada sahip olmasıdır. bu iki özellik birlikte soğuma katsayısı ile gösterilir. soğuma katsayısı (a) ne kadar büyük olursa, yapı bileşeni o ölçüde yavaş soğur. böylece dışarıda meydana gelen sıcaklık farkları iç mekanlara az ve geç yansır.



bir hacim ısıtıldığında, onu çevreleyen yapı bileşenleri de ısınır. bu yapı bileşenlerinin yüzeylerinde meydana gelen sıcaklık, kullanılan yapı malzemesinin ısı nüfuz katsayısına bağlıdır. ısı nüfuz katsayıları düşük yapı malzemeleri ile oluşturulmuş soğuk hacimler çok daha kolay ve çabuk ısınabilirler. çünkü, bu nitelikteki yapı malzemelerinin yüzeyleri daha az ısı enerjisi ile istenilen sıcaklığa kavuşurlar.



asgari ısı korunum



bu terim, yapı elemanlarında aranılacak en düşük ısı korunum seviyesini ifade etmektedir. burada öngörülen korunum koşulları, gerek yapı elemanlarının uzun vadede sağlığı ve gerekse insan sağlığı bakımından en alt limiti ifade eder.



asgari ısı korunum, yapı dış kabuğunu teşkil eden döşeme ve duvarların iç yüzey sıcaklıklarının, terleme noktasının 1-2 °c üstünde olmasını sağlamaktadır. bu sıcaklık normal iç ortam şartlarında 12-13 °c civarında olup, konfor koşullarını sağlamaktan uzaktır. bundan başka iç ortamın en iyi biçimde ısıtılması ve havalandırılmasını gerektirmektedir. ancak ısı korunum ile binanın kritik noktalarını teşkil eden iki dış yapı elemanının kesiştiği köşe noktasında, bilhassa üç dış elemanın kesiştiği bina köşe ve balkon birleşim noktalarında çiğlenme noktasının altına düşüleceği kesindir.



ekonomik ısı korunum



binaların ve dış kabuğu teşkil eden elemanların ısı yalıtımının limiti bulunmamaktadır. artan ısı yalıtım mertebesi ile birlikte ilk tesis masrafları çoğalmakta, buna karşılık işletme masrafları azalmaktadır. toplam maliyet olan yapım-kullanım maliyeti ise bir dip noktadan geçmektedir. bu nokta ekonomik ısı korunum seviyesini belirlemektedir.



ekonomik ısı korunum seviyesini,



* yapının bulunduğu iklim koşulları,

* yapı elemanlarının maliyeti,

* ısı geçirme katsayısı,

* ısıtma tesisatı maliyeti,

* yakıtın maliyeti,

* paranın maliyeti (faiz yükü) ve

* yapı elemanının ömrü (amortisman süresi) ile belirlenmektedir.



ilk tesis masraflarının çok yüksek olmasına rağmen yakıtın çok ucuz olduğu durumlarda ekonomik ısı yalıtım düzeyi asgari ısı yalıtım seviyesinin de altında değerler verebilir.



tam ısı korunum



soğuk yüzeyler ışıma yoluyla sıcak yüzeylerden ısı aldığından sıcak bir ortamda dahi bir insan soğuk bir yüzeye yakın oturması durumunda sağlığı tehlikeye girebilmektedir. saatter 'e göre tam ısı korunuma, asgari ısı korunumunun iki ile dörtt katı arttırılmasıyla erişilebilmektedir. ancak, bu suretle, yapı kabuğu iç yüzey sıcaklıkları sağlık ve konfor koşulları için lazım asgari 17-17. 5 °c sıcaklıklara yükseltilebilmektedir.

Yangin izolasyonu

Yangın izolasyonu

Yangına karşı savaşımını 4000 yılı aşkın süredir sürdüren insanoğlu, bilimsel yaklaşımlarla çözüm aramaya yönelik korunum çalışmalarına ancak 2. dünya savaşı sonlarına doğru başlayabilmiştir. bu dönemden önce yangına karşı yapılan çalışmaların özünü bilhassa su ile yapılan soğutma çalışmaları oluşturuyordu. günümüzde halen bu uygulama ön plandadır. yangına karşı bilimsel çalışmaların kökeni ise, günümüz gelişmiş ülkelerde gerçekleştirilen endüstri devriminin hızlı ve düzensiz gelişimidir.



çağımızda değişen tasarım kurumları, yeni yapı ürünleri, ileri yapım teknolojileri, toplumsal gelişmelerle doğru orantılı olarak insana gereken değeri verecek nitelikte binaların üretimini sağlamıştır. can ve mal varlığı kayıplarını katlanabilir bir düzeye indirgemeyi amaçlayan yangın korunumu da yapı üretim alanındaki önemli yerini almış ve tasarım, yapım ve kullanım programlarına çok yönlü pozitif katkılar getirmiştir.



yangının tanımı konusunda ilgili literatürler incelendiğinde değişik tanımlarla karşılaşılır. bunlardan birkaçı aynen şöyledir: "yangın, kontrolden çıkmış bir yanma olayıdır". "yangın, müdahale edilmediğinde her ortamda kesinlikle az ya da çok zarar veren, çoğu zaman maddi zaman zaman de manevi hasarlara yol açan, istenmeyen bir olaydır". "yangın, yanıcı özellik belirten, katı, sıvı ve/veya gaz maddelerinin kontrol dışı yanması" olarak tanımlanmaktadır. tedbirlerin yeterli olmadığı durumlarda can ve/veya mal kaybına sebep olduğu için engellemesi, bu sağlanamadığı taktirde en kısa sürede söndürülmesi gerekmektedir.



yangın yalıtımı, yangının çıkmasını önleyecek ya da yapıya hiçbir zarar verdirmeyecek bir çözüm olarak düşünülmemelidir. yangından korunmak ise, yangın çıkmasını mutlaka önlenebileceği anlamına gelmez. çıkan yangını söndürmeye çalışmak ve belli bir müddet kazanarak bu yangından en az zararla kurtulmaya çalışmak da yangından korunmaktır.



yangın yalıtımında esas amaçlar kısaca şöyledir:



* taşıyıcı sistemin stabilitesini koruyarak belirli bir müddet ayakta kalmasını sağlamak,

* yangına dayanıklı malzemelerle yatayda veya düşeyde bölmeler yaparak yangının yayılmasını önlemek,

* yangın ortamında belli bir müddet yangından kaçış yollarının kullanılabilmesi için temiz hava, elektrik vb sistemler açısından güvenli ortamlar sağlamaktır.



yangına dayanıklılık ve yayılma konusunun en önemli öğesi olan yapı ve malzemeler, aşağıdaki esas nedenlerden etkilenirler. bu nedenlerin tek tek incelenmesi yangın yalıtımına karşı en iyi uygulamayı gerektirir. bu nedenle;



* radyasyon,

* kondüksiyon,

* konveksiyon,

* hava ile absorbsiyon yüzeyinin değerlendirilmesi,

* hava sirkülasyonu,

* malzemenin tutuşma sıcaklığı,

* konstrüksiyon,

* yükseklik,

* birim yayılma yüzeyi,

* projelendirme,

* üretilen, işlenen ve depolanan maddenin özelliği,

* kullanılan insan,

* yangının yayılmasına neden olan ortak alanlar ve

* dekorasyon gibi konular değerlendirilmelidir.



değişik yasalar, tüzükler, yönetmelikler, yönergeler vb yangın çıkış olasılıklarını azaltmak, bir yangında yayılımı sınırlamak ve bireylere ideal kaçış yolları sağlamak suretiyle can güvenliğine yönelik gerekleri içerir. ülkemizde yangından korunma konusunda, şimdiye dek ülke genelinde bir politika oluşturulamamıştır. ülke genelinde bir tip "yangından korunma yönetmeliği" olmayan dünyada ender ülkelerden birisiyiz. yurt dışında yangın güvenlik tedbirleri hakkında mevzuat çok geniş bir yer tutmaktadır. ingiltere, abd, fransa ve almanya gibi gelişmiş ülkelerin her birinin yangın güvenlik tedbirleri hakkında mevzuat binlerce sayfayı geçmektedir. ülkemizde ise tse 'nin çıkardığı standartlar dahil tüm yangın mevzuatı çok yetersizdir.



sadece "resmi kamu kuruluşları tarafından kullanılan binalarda alınacak yangın güvenlik önlemlerine ilişkin yönetmelik" vardır. ama burada da kazma, kürek ve altı kovadan başka önemli bir konu bulunmamaktadır. yıllardır değiştirilmesi gerektiği söylenmesine rağmen ileri bir adım atılamamıştır.



gökdelen yapsanız bile, kendiniz düşünmedikçe bir tedbir istenmemektedir. daha acısı sanki devlet tarafından kullanılmayan binalarda yangın çıkmazmış gibi, kamu tarafından kullanılmayan binalar için gelişi hoş bir yaptırım getirilmemiştir.



yangın tehlikesini olası olduğunca aza yüklemek ve yangına çabuk müdahale etmek için daha binaların tasarımı döneminde bir dizi tedbir düşünmek, inşaat döneminde uygulamak ve işletme döneminde işlerliğini sağlamak gerekmektedir.

Tesisat izolasyonu

Tesisat izolasyonu

Isıtma ve soğutma tesisatlarında; vana, çek valf, pislik tutucu, motorlu vana, balancing vanalar ve flanşlar gerek tesis içerisindeki maliyetleri gerekse toplam tesisat içerisindeki ısı kaybı yüzeyi olarak dikkate değer bir yer tutmaktadır. söz konusu tesisat elemanları ileri teknolojilerin kullanıldığı binalarda çeşitli uygulamalarla yalıtıldığı gibi pekçok binada ise çıplak bırakılmaktadır. bilhassa ısıtma ve/veya soğutma hedefli yapılan bütün tesisatlarda istenilen verimin elde edilmesinde doğru/uygun malzeme tercihi ve tekniğinin kullanılmış olmasıönemli bir husustur.



vana ve diğer armatürlerin yalıtılmamasının başlıca nedenleri arasında:



* armatürlerden yayılan ısının kazan dairesini ısıtması seçimi,

* armatürlere yapılan bakım sırasında yalıtım tabakasının sökülüp tekrar takılma zorluğu,

* maliyeti artırıcı faktör olarak görülmesi,

* sac kaplama işçiliğinin ve maliyetinin yüksek oluşu,

* uygulamaların estetik olmayışı,

* ayrıntı sorununun oluşu,

* hususa gereken önemin verilmeyişi,

* yalıtım konusunun son uygulama olması nedeniyle kullanıcının bir an önce yapıyı kullanma isteği vs gösterilebilir.



bilindiği üzere, ülkemizde ısıtma-soğutma tesisatlarında armatür yalıtımı camyünü, kayayünü, polietilen ve kauçuk köpüğü gibi malzemeler kullanılıyor. uygulamalar şantiyede konfeksiyon olarak yapılmaktadır. bu uygulama dikkatli ve itinalı bir işçilik gerektirmektedir. bundan başka vana ceketleri de armatür yalıtımında geniş biçimde kullanılıyor. batı ülkelerinde 120°c 'ye dayanıklı poliüretan yalıtımlı, pvc yüzeyli, iki parçadan mamul, kolay sökülebilir, takılabilir vana kutuları kullanılıyor.



sıhhi tesisatta gürültünün engellemesi, ses yalıtımının azaltılması veya söndürülmesi önemli konudur. dın 4109 "yerüstü yapılarında sesten korunma" standardı, bu konuda konulan kuralları kapsamaktadır. bu standarda göre, oturma, yatak ve çalışma odalarında yapı tesisatı hakkında olarak meydana gelen ses şiddeti 30 db(a) değerinin üstünde olmamalıdır. saat 07. 00-22. 00 arasında ise istisnai olarak (ayrı tutularak) 40 db(a) değerinin üstünde olmamalıdır.

Su izolasyonu

Su izolasyonu

Yapılarda su-nem yalıtımı, nereden, ne biçimde, hangi şiddette gelirse gelsin, suyun veya nemin yapının bir kısmına veya kapsadığı hacimlere zarar vermesini önlemek amacıyla yapılır. bu yalıtım, su ve nemin ahşap, metal, taş, tuğla gibi gereçler üstündeki negatif etkilerine karşı uygulanırlar.



su yalıtımı konusunda ülkemizde son yıllarda gösterilen çabalar sevindiricidir. dünya pazarında var olan ürünler imalat ve ithalat yoluyla uluslararası pazarlarda yerini yavaş yavaş almaktadır. diğer taraftan, kalite ve estetik anlayışında yan endüstri ürünlerinin çeşitliliği ile bir ivme de kazanmıştır denilebilir. şu anda, dikkat edilmesi gereken iki önemli öğe dışında ilerlemenin son derece sağlıklı gelişmekte olduğu söylenebilir.



su yalıtımı alanında çalışmalarını sürdüren işletmelerin 2000 'li yıllarda gündemi işgal edecek sorunlardan en önemlileri;



* ürün kalitesinde standardizasyonun sağlanması ve

* dünya pazarlarında ürün kalitesinin aynı standarlarda hizmetlerle desteklenmesidir.



diğer taraftan, değişik niteliklerdeki malzemelerin her detaya önerilmesi ve uygulanması, birinci derecedeki problem olarak karşımızdadır. unutulamamlıdır ki, her bir su yalıtım malzemesi teknik özelliklerine göre değişik alan ve amaçlar için kullanılmak üzere üretilmişlerdir. bu farkın dikkate alınmaması neticesinde, yalıtım malzemesi olmasına rağmen, devamlı risk içeren bir uygulama olmaktadır.



bu konuda şu konu örnek olarak verilebilir. polimer bitüm membranlarda, birbirleri ile tamamen aynı görülen ancak su yalıtım yetenekleri çok değişik ürünler üretilebilir. teknik özelliklerindeki bu farklılık, maliyetleri, bu nedenle ürünün ücretini tesirler. zaman zaman de adil olmayan ticari rekabet ortamı oluşturabilir. üretici, ihracatçı ve pazarlayıcı firmaların bu konuda kısa vadeli satışları hedefleyerek müşterileri doğru seçeneğe yönlendirmemeleri, telafisi güç, uzun vadeli ve sektörü negatif yönde etkileyecek başka sorunların da doğmasına sebep olabilir.



su yalıtımında kullanılan veya kullanılması düşünülen ürünlerin ts 'ye ve/veya yabancı standartlara ideal nitelikte üretilmesi gerekir. ürünlerin standarda uygunluk belgesi almış olması yeterli değildir. haksız rekabet ortamında avantaj sağlamak amacıyla düşük teknik özelliklerde üretilmesi ve satılması uzun vadede zarar görmesine sebep olabilir.



su yalıtım alanında ikinci önemli problem ise ürünle birlikte kullanıcıya sunulan hizmetin kalitesindeki farklılıktır.

Ses izolasyonu

Ses izolasyonu

Konu hakkında literatürler incelendiğinde, ses ile ilgili değişik tanımların yapıldığı görülecektir. bunlardan bazıları şöyledir: "canlılarda işitme algısını oluşturan moleküllerin titreşmesi neticesi yayılan bir tür mekanik enerjidir". "her çeşit ortamda moleküllerin titreşimi yoluyla yayılan bir tür mekanik enerjidir". "gazlar, katı maddeler ve sıvı ortamda titreşimler oluşturarak yayılan bir enerji türüdür". "insan kulağında işitsel duyulanma uyandırabilen, maddesel ortam titreşimleridir". netice olarak, ses bir enerji tipidir. bunun için kullanılan ölçü birimi "desibel" 'dir. sesin yayılma hızı ortamın özgül ağırlığına ve esnekliğine bağlı olarak da değişir.



ses konusunun çok iyi öğrenmiş olunması ses yalıtımında etkili neticelerin alınmasına vesile olacaktır. dolayısıyla, önce ses hakkında bazı esas hususlar açıklanmaktadır.



ses, bir ortam içinde titreşimlerden meydana gelen fiziksel bir hareket biçiminde yayılır. titreşim yüzdesi geniş bir dizi üstünde değişebilir. şayet bu hareket işitme frekansı dizisi içerisinde ise kulak ve diğer yardımcı alıcı organizmalar tarafından ses olarak algılanır.



sesin bir noktadan ötekine iletimi için, elastik bir ortamın varlığı lazımdır. zaman zaman cisimler çevrelerindeki havayı titreştirirken, titreşim hareketleri hissedilir, hatta görülür. sesin havadaki hızı, sıcaklık, baskı ve neme bağlı olarak az da olsa değişebilir. sesin, 20°c oda sıcaklığında hızı; 344 m/s 'dir.



frekans, bir partikülün bir saniye süredeki yer değiştirme ya da salınım sayısına verilen addır. buna devir de denilebilir. birimi "hertz" (hz) 'dir. çoğu ses (konuşma, müzik, gürültü) çeşitli frekansları kapsar. dolayısıyla akustik sorunlar işitme frekansı spekturumu boyunca incelenmektedir.



işitme frekans aralığı, 20 hz ile 20000 hz sınırları içerisinde bulunmakta olan alanı kapsar. kişiye ve yaşa göre az da olsa değişen bu aralık içerisinde yer alan 10000 hz 'in üstündeki frekanslar, müzikten zevk alma ve konuşma anlaşılırlığı kapsamında dikkate alınmaz. bu spektrum içerisinden seçilmiş merkez frekanslar ise 63, 125, 250, 500, 1000, 2000 ve 4000 'dir.



havadaki salınım, moleküllerin zıt basıncında artma ve azalmalara sebep olur. bu salınım yüzdesi titreşimin frekansıdır. (saniyedeki devir sayısı ile ölçülür) titreşimin bir devri sırasında ses belli bir yol alır, buna da "dalgaboyu" denir.



sesin dalga boyu 20-10000 hz arasında, 25 mm-17 m 'dir. frekans ve dalgaboyu arasındaki ilişki oditoryumların akustik dizaynında önem kazanır. hacim içindeki ses yutucu, yansıtıcı ve yayıcı yüzey boyutları; yutukacak, yansıtılacak, yayılacak frekansların dalgaboyları ile orantılı olmalıdır.



perde, düşük frekanstan yüksek frekansa uzanan bir ölçek üstünde seslerin sıralanmasında yardım eden işitsel duyudur. bundan başka frekansla beraber çoğalır veya azalır. perde, frekansın fiziksel özelliğine psikolojik bir tepkidir. kavram olarak benzeseler de perdenin subjektif duyumu yalnızca frekansa bağlı değildir. şayet notanın frekansı ikiye katlanırsa, perde tam olarak bir oktav atar. ancak, perde aynı zamanda notanın şiddetine bağlıdır.



perdesi olan bir ses duyusu "ton" adını alır ve şayet tek bir frekanstan oluşuyorsa buna "saf ton" veya "basit ton" denilir. bu tarz ses dalgası, zamana karşı baskı değişimi çizildiğinde, bir sinüs eğrisi şeklindedir. bir flütte pes bir notanın yumuşak çalınması, audio oscillator ve diyapazon yardımıyla saf ton üretilebilir. çoğu müzik sesleri yalnızca saf tonlar değil, bir çok frekansı içeren sesleri de üretir ve bunlar "kompleks ton" adını alırlar. bir kişinin duyduğu bir tonun basit ya da kompleks olduğunu anlaması o kişinin deneyimi ve dinleme alişkanlığına bağlıdır.



duyduğumuz sesler genellikle birbirleri üstüne binmiş çok frekanstan oluşur. bunların içerisindeki en düşük frekansa "temel frekans" (fundamental ton) denir. müzikal bir notanın esas bir frekansı ve daha yüksek frekansların bileşenleri olan over-ton 'ları vardır. bu harmonik seslerin her biri, esas frekansın katları ise harmonikler olarak adlandırılır. bu harmonikler müzikal bir sese seçkinlik ya da renk (timbre) verir. çoğu müzikal sesler için bütün kompleks tonun perdesi esas frekansınki ile aynı gibi görülür. ancak over-ton 'lar belirginleştirici özellikler katar.



bir ses alanında bir noktadaki akustik enerji akımının, gücü, yoğunluğu vardır ve baskı uygular. bu bakımdan ısı, ışık, hidrolik ve elektrik enerjilerine benzer. sesin miktarının (hem fiziksel, hem de fizyolojik bakımdan) sayısal olarak tanımlanması olabildiğince karmaşık olmakla beraber, kullanımı, mimari akustik kapsamında sınırlandırılıp, sadeleştirilerek tartışılabilir.



bir ses dalgasına bağlı olarak hava partiküllerinin titreşimi yoluyla atmosferik basınçtaki dalgalanmaya "ses basıncı" denir. kulak, olabildiğince ufak olmalarına karşınbu basınçların çok geniş bir dizisine cevap verir. fiziksel akustikte ses basıncını ölçmek için kullanılan skala çok geniş bir diziye yayılır. ancak, kulağın her şiddetteki ses baskı farklılıklarına eşit derecede cevap vermediği gerçeğine dayanarak ses basınçları logaritmik bir skala üstünde (decibel, db) ölçülür.



db = 20 log10 (p/pref)



burada; p = söz konusu olan sesin aktif ses baskı değeri,



pref = bir ses alanının aktif ses baskısı (basınç değeri sıfır olan)



etkin ses baskısı 0. 0002 mikrobar (din/cm²) olduğunda; ses baskı seviyesi "0" db olur. baskı 100 000 kez artırılırsa ses seviyesi 100 db çoğalır.



0. 02 mikrobar 40 db



0. 2 mikrobar 60 db



2 mikrobar 80 db



20 mikrobar 100 db



enerjinin harcanma yüzdesi akustik gücü oluşturur. akustik güç, diğer enerji çeşitlerinin güçlerine nazaran daha küçüktür. bir konuşmanın akustik güç çıkış zirvesi; 4 üzeri 1/1000 w 'tır ve ancak 25000 konuşan kişinin maksimum ses gücü toplamı bir 100 w 'lık elektrik lambasını yakacak güçtedir.



bir noktasal kaynaktan yayılan ses dalgası, serbest alanda, (başka bir ses kaynağı ya da yansıtıcı yüzeyler olmaksızın) giderek büyüyerek, küresel olarak yayılır. ses alanı içerisinde verilen bir noktada, belirli bir doğrultu içerisindeki birim alandan geçen akustik gücün ortalama miktarına "ses şiddeti" denir. birimi w/m² 'dir. bir dalganın ses kaynağına mesafesi iki katı arttığında, küresel alan dört katı çoğalır. ses şiddeti uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak azalır.



ses şiddeti = ses baskısı / toplam küresel alan



ı = w/4 & #8719; d²



burada; w = ses baskısı (w),



ı = ses şiddeti (w/cm²),



d = uzaklık (cm) 'dir.



hafif bir ses, sessiz bir hacimde anlaşılabilir olsa da, bir uçak motoru yanısıra yüksek bir sesin bile duyulması güçtür. sesin, daha kuvvetli bir ses kaynağı tarafından çıkarılan ses tarafından boğulması ya da maskelenmesinin nedeni; işitsel sinirlerin, bütün tesirleri aynı anda beyne iletilmemesidir.



maskeleme tesiri, akustik tasarımın yetersiz olduğu salonlarda, istenmeyen gürültülerin, istenen seslerin duyulmasını güçleştiren hatta olanaksız kılan etkiye verilen addır.



düşük frekanslı sesler, genel olarak yüksek frekanslı sesler üstünde, maskeleme tesiri yapar. dolayısıyla, yalnızca dışarıdan gelebilecek gürültüler değil aşırı oranlardaki düşük frekanslı sesler, bütün işitme frekansları dizisindeki istenen sesleri maskeleyeceğinden dolayı, konuşma ya da müzik içerisinde ciddi karışıklıklara yol açabilir. bunun önlenmesinde atılacak en gerçekçi adım, salonun akustik açıdan tasarımına önem verilmesidir. ancak belli bir devamlılığı olup, fazla yüksek olmayan gürültüler bir müddet sonra kabul edilebilir bir arka plan gürültüsü olarak algılanır ve hatta mümkün rahatsız edici başka gürültülerin psikolojik olarak daha az duyulmasını sağlayabilir.



ses kaynağı, ses dalgalarını her yöne yaysa da, yansıtıcı yüzeylerden yoksun bir bölgede yayılan sesin şiddetinden bir yönde bahsedilebilir. esasında frekansa göre sesin yayılma düzeni değişir ve bu insan sesi, müzik enstrümanları, hoparlörler gibi pek çok ses kaynağı ile fark edilebilir.



yüksek frekanslarda ses yayılımı, ses kaynağının daha çok boylamsal aksında gerçekleşirken orta ve düşük frekanslarda bütün yönlere üniform olarak gerçekleşir. bu, çok geniş oditoryumlarda gözlenebilir. ancak açık sahne ve arena gibi tiyatrolarda ciddi sorunlar oluşur. burada, yüksek frekans bileşenleri kaybında yansıtıcıduvar ve tavanın önemi ortaya çıkar. deneyimler göstermiştir ki, insan sesi yayılma düzeninde, öne doğru 90° 'lik bir açı içinde kalan alanda frekans ayrımı önemsizleşir.



ses yalıtımının ısı yalıtımına banzeyişinin nedenleri, bu iki tür enerjinin yayılış şekilleri ile basitçe açıklanabilir. ısı, üç şekilde yayılır. bunlar; ışınım (radyasyon), iletim (kondüksiyon) ve taşınımdır (konveksiyon). ses ise, maddesel ortamın titreşimleri olduğundan sadece maddesel ortamda yayılabilir. dolayısıyla ısının iletimle ve taşınımla yayılmaları ile karşılaştırmak yetersizdir.



yapı elemanlarının ses yalıtımı literatürlerde "ses azalma göstergesi" veya "ses geçiş kaybı" olarak anılan tanımlarla verilir. tanımları değişik olmakla birlikte sonuçte her iki kavram da birbirlerinin aynıdır. yapı elemanlarının kaynağa dönük yüzeyindeki ses seviyesi ile arka yüzündeki ses seviyesi arasındaki farka eşittir.



kütle korunumu kanununa göre, tek katmanlı bir bölücü elemanın ses azaltma göstergesi, yüzeysel yoğunluğuna bağlıdır. yüzeysel yoğunluğun (kütlenin) iki kat arttırılması 5-6 db ses azaltma göstergesi temin eder. arada hava boşluğu bırakılarak yapılan iki veya daha çok katmanlı bölücü elemanlarda sağlanacak ses azaltma göstergesi yüzeysel yoğunluktan başka, aralığıngenişliğine ve katmanların birbirine bağlanma şekillerine de bağlıdır.



rüzgar, ısı ve diğer fiziksel tesirlerin dışında ses, kaynağa bağlı küresel yüzeyler durumunda hava içerisinde yayılır. bu yayılan enerjinin bir bölümü, karşısına çıkan engelin yüzeyine çarpıp, yüzeyin normali ile eşit açı yaparak yansır. bir bölümü ise engelin yapısına bağlı olarak, çeşitli biçimlerde geçer. diğer bir bölümü de önler tarafından tutulur.



insanların algılayabilecekleri ses seviyesi bir frekans birimi olan hertz (hz) ile ölçülmektedir. ses dalgaları adı verilen bu titreşimler, komşu moleküller arasında enerji naklederek, fakat cisimlerde bir hareket olmadan, katı, sıvı ya da gaz ortamdan geçebilmektedir.



bir hacmin iç yüzeylerinin yutma çarpanları çok düşükse (sıva, tuğla, mermer, pvc yer kaplaması, seramik gibi) bu yüzeyler, gelen ses enerjisinin, örneğin; sadece %1 'ini yutuyorsa, bu hacimde ses seviyesi, açık havadakine oranla 20 db daha yüksek olur (ard arda yansımalarla üst üste binen enerji yaklaşık 100 katına çıkar). şayet aynı hacimde hem ince, hem de kalın sesler için yutma çarpanı çok yüksek olan gereçler kullanılmaktaysa, ses seviyesi 20 db yükselmeyebilir. yani, açık havada bir gürültü kaynağının 3 m mesafedeki bir noktada gürültü seviyesi 70 db ise, bir iç mekanda aynı kaynaktan 3 m uzaktaki noktada gürültü seviyesi, şayet iç yüzeyler çok az yutucu ise 90 db, çok fazla yutucu ise 71-73 db olur.



bir ses yutucu malzeme ile enerjinin tamamının yutulması beklenmemelidir. dolayısıyla, gürültü düzeyinde 10 db 'den daha fazla bir azalma beklenmesi pratik olmadığı gibi ekonomik de olmamaktadır. 10 db azalma gürültü düzeyinin yarı yarıya azalması biçiminde algılanır.



son yıllardaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonucutoplum hayatında ortaya çıkan gürültü problemi, ülkemizde de önem kazanmaya başlamıştır. esasında gürültü kontrolü, çağdaş yaşam konforunun ayrılmaz bir parçası olup, insan sağlığı ile de direkt ilişkilidir. gelişmiş ülkelerdeki yapılarda canlıların, bilhassa insanın, gürültüden korunması, uyulması zorunlu yönetmelik ve standartlarla güvence altına alınmıştır. ülkemizde ise henüz, bazı önemli yapılar hariç, bu konuda ciddi ve tutarlı sayılabilecek gelişi hoş bir yönetmelik veya standart yoktur.



gürültünün insan sağlığı üstündeki negatif tesirleri yanısıra, günlük normal faaliyetleri (radyo dinleme, kişiler arasındaki konuşma, televizyon seyretme, telefonla konuşma, uyuma) de negatif yönde etkilediği saptanmıştır. diğer ülkelerde yapılan çalışmalar avrupa 'daki bazı konutların ses yalıtım miktarlarının bile uluslararası standartların altında olduğunu göstermektedir. ancak, yeni yapılan binalarda standartlara ideal ses yalıtımının sağlanması için gereken itinanın gösterildiği tespit edilmektedir.



ülkemizdeki çalışmalarda ise konutların ses yalıtım durumlarının avrupa 'daki konutlara göre daha kötü olduğunu göstermektedir. hatta istanbul ve izmir 'deki konutların çoğunluğunda konut içi gürültü düzeyinin rahatsız edici düzeylerde olduğu bile saptanmıştır. bu durum, konutlardaki ses yalıtımına türkiye 'de henüz lazım itinanın verilmediğini ortaya koymaktadır.



gürültünün kendi kaynağında yok edilmesi olası olmadığı vakit, ortamda yayılmasını önlenmek için lazım tedbirler alınır. bu tedbirler, sesin yayıldığı ortama engel, panel veya duvar yapılması ile sağlanır. bu taktirde engel malzemenin ses iletim kaybı ve ses yalıtım oranı önemli rol oynar.



sonuç olarak, ortamdaki sıcaklık yükseldikçe ses hızı çoğalmakta, baskı artınca ses hızı düşmektedir.