bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

kanser tedavisinde kemoterapi hakkında bilgi kanser tedavisinde kemoterapi




vücutta istenmeyen hücrelerin yok edilmesi veya kontrol altına alınması amaçı ile kullanılan ve kelime anlamı ‘ilaçla’ tedavi olan kemoterapiyi, görülme sıklığı giderek artan kanser sebebi ile sıkça duyar olduk.
peki kemoterapi, uygulama yöntemleri, yan tesirleri ve yan etkilerine karşı alınabilecek tedbirler konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz?
daha önceden kemoterapi almış kişilerden veya yakınlarından dinleyeceğiniz olaylar sizi negatif yönde etkileyebilir ve bilinmeyenler sizi korkutabilir. ancak her insanın kendine özgü, değişik yapısı olduğunu ve kemoterapi sırasında görülebilecek yan tesirlerin herkeste tıpkı biçimde olmayabileceğini veya hiç görülmeyebileceğini unutmayın.

kemoterapi nedir?
kanser hücrelerini tahrip eden kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. bu tedavilerde kullanılan ilaçlara “antikanser” ilaçlar da denir. kanserin türüne göre kemoterapinin amaçları farklılaşabilir.
kanseri tedavi etmek. kanser hücrelerine ilişkin izler tümüyle ortadan kalktığında kanser tedavi edilmiş sayılır.
kanseri kontrol etmek. genel olarak kanserin yayılımını önlemek ve büyümesini yavaşlatmak, kanserin kontrol altında tutulması olarak kabul edilir.
kanserin yol açtığı belirtileri gidermek. bazı kemoterapi uygulamalarının esas hedefi hastanın yaşam meziyetini yükseltebilmek için ağrı ve benzeri belirtileri ortadan kaldırmak ya da hafifletmektir.

kemoterapi nasıl işlev görür?
normal hücrelerin gelişimi ve ölmesi kontrol altındaki bir süreçtir. kanser ortaya çıktığında hasta hücrelerin büyüme, çoğalma ve ölümleri kontrolsüzleşir. antikanser ilaçlar bu aşamada müdahale eder ve kanserli hücrelerin büyümesi ve çoğalmasını önler. bu ilaçlardan sağlıklı hücreler de etkilenebilir. normalde de hızlı çoğalması gereken hücreler daha çok etkilenir. ancak bu hücreler kendilerini tedavi sonrası yenileyebilir.
antikanser ilaçlar birlikte kullanıldıklarında tekbaşlarına olduğundan daha etkili olurlar. buna kombinasyon tedavisi denir.
bazı durumlarda bedenin bağışıklık sistemini, kansere kaşı doğal direncini güçlendirmek için ilaçlar kullanılabilmektedir. bu tür tedaviye biyolojik tedavi ya da immunoterapi denmektedir. burada kullanılan ilaçlar kanser hücrelerin tahrip edilmesini sağlayabildiği gibi bedenin tümöre vereceği cevabın değişmesini de sağlayabilmektedir. bu tedavi tıpkı zamanda kemoterapi tarafından tahrip edilen hücrelerin yenilenmesinde de katkı sağlayabilmektedir.

kemoterapi nerelerde verilir?
kemoterapi değişik bağlı olarak evde, hekimin muayene ortamında ya da hastanede verilebilir. bu kararın verilmesinde kullanılan ilaç ya da ilaçlar, hastanın genel durumu, hastanın ve doktorun tercihleri etkili olmaktadır.

kemoterapi hangi yollarla verilir?
kemoterapi ilaçlarının bedene verilmesi için değişik yollar bulunmaktadır, örneğin, damaryolundan, enjeksiyonla, ağızdan ya da cilt üzerine sürülerek gibi.

toplardamarlar yoluyla (intravenöz, ıv). kemoretapi çoğunlukla damaryolu verilmektedir. damaryolu açmak amacıyla geliştirilmiş olan ince bir iğne kullanılıyor. bu iğne ile kollarda dirsek içi bölgede ya da el üzerindeki toplardamarlara (venlere) girilir. bu esnada soğukluk hissi, yanma, ağrı, ciltte kızarıklık boluşması, şişme gibi şikayetlerin ortaya çıkması halinde hemşire veya hekim haberdar edilmelidir.
damaryolundan ilaç aktarılması için kateterler, portlar ve pompalar gibi değişik şekillerde değişik amaçlar için geliştirilmiş alet ve yöntemler kullanılabilmektedir.

ağız yoluyla (oral). kemoterapide kullanılan ve kapsül, hap ya da sıvı şekillerdeki ilaçlar, diğer ilaçlar gibi ağız yoluyla verilebilir.

enjeksiyon yoluyla. bazı ilaçlar iğne ve şırınga kullanılarak bedene verilir.
kasiçi (intramuküler, ım)

ciltaltı (subkutan, sc)

diğer bir yöntem de ilacın direkt kanserli dokuya enjekte edilmesidir. (ıntralezyonel)

haricen, cilt üzerine (topikal). ilaç cildin üstüne uygulanır.

kemoterapide mümkün yan etkiler
kanser hücrelerinin normal hücrelere göre hızlı büyümesi ve çoğalması nedeniyle çoğu antikanser ilaç bu tür özellik taşıyan hücrelerin tahrip edilmesi için geliştirilmiştir. ancak bazı normal hücrelerde de benzer özellikler bulunmakta, bu hücreler de kanser tedavisinden direkt etkilenmektedir. bu etkilenmeler yan etkileri de doğurmaktadır.
bunun iyi bilinen bir örneği saçlardır, hızlı büyüyen ve çoğalan saçlar kanser tedavisi sürecinde geçici olarak zayıflayabilmektedir.

önemli bir başka örnek de kemik iliği içerisinde gelişim belirten kan hücreleridir.

bir başka örnek sindirim sistemindedir: ağız-yemek borusu-mide-bağırsak hattındaki hücreler kanser tedavisi sürecinden negatif yönde etkilenebilmektedir.
bazı kanser ilaçları kalp, böbrekler, mesane, akciğerler ve sinir sistemi organları gibi hayati organlar üstünde de negatif tesirler yaratabilmektedir.

halsizlik-bitkinlik. en sık rastlanan yen etkidir. gündelik hayatta karşılaşılandan daha değişik niteliktedir. genellikle ani başlangıçlıdır. bazı hastalar tarafından tükenmişlik-bitmişlik duygusu ile tarif edilmektedir.

bulantı-kusma. kemoterapi alacak hastaların en fazla endişe ettiği yan tesirler arasında olan bulantı-kusma, yeni kuşak ilaçlar sayesinde hafiflemiştir. kuvvetli bulantı engelleyici ilaçlar da sorunun giderilmesine katkıda bulunmaktadır.

ağrı. sinir liflerini etkileyen kemoterapi ilaçlarının bazan ağrıya yol açtıkları bilinmektedir. bazı durumlarda da kemoterapi sırasında ortaya çıkan ağız yaraları, kas ağrıları benzer yakınmaları yaratmaktadır.

saç kaybı (alopesi). sık rastlanan bir yan etkidir. ancak tüm ilaçlar saç kaybına yol açmaz.

kansızlık (anemi). kemik iliğini baskılayan ilaçlar kansızlığa yol açabilmektedir.

kansızlık belirtileri şunlar olabilir:

yorgunluk-bitkinlik hissi

nefes darlığı

çarpıntı hissetmek

merkezi sinir sistemi (mss) problemleri. kemoterapi mss’ni etkilemesi durumlarında bilinç bulanıklıkları ve depresyon gibi sorunlara yol açabilmektedir.

enfeksiyon. kemoterapi süresince beden enfeksiyonlara daha açık hale gelebilmektedir. bunun önemli bir sebebi de kemik iliğinin baskılanması sonucunda, enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvarların sayısındaki azalmadır.

pıhtılaşma problemleri. kanser ilaçlarının kemik iliği üstündeki baskılayıcı özellik, kanın pıhtılaşmasında önemli bir fonksiyonu olan trombosit hücrelerinin sayısının azalmasına, netice olarak da genel bir pıhtılaşma sorununun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir. bunun sonucunda, çok şiddetli durumlarda, gelişi hoş bir yaralanma olmaksızın kendiliğinden kanamalar ortaya çıkabilmektedir.

aşağıdaki yakınmalar bu durumla ilgili olarak ortaya çıkabilir:

umulmadık kanmalar
cilt altında ufak kırmızı noktacıklar oluşması
idrar renginde pembeleşme, kırmızılaşma
dışkı renginin siyahlaşması ya da dışkı renginde kan görülmesi
diş eti ya da burun kanamaları
bir adet döneminden uzun süren vajinal kanamalar
baş ağrıları ve görmedeki değişiklikler
kol ve bacaklarda sıcaklık ve ağrı hissi

kabızlık.
kas ve sinir etkilenmeleri. bazı durumlarda kanser ilaçları sinir lifleri üstünde etki gösterebilmekte, periferik nöropati denen merkezi sinir sistemi dışındaki sinir yapılarından kaynaklanan sorunlara yol açabilmektedir. bu durumdaki kişinin bedenin belli bölgelerinde, bilhassa el ve/veya ayaklarında karıncalanma, titreme, uyuşukluk, güç kaybı, yanma, ağrı gibi yakınmalar, bundan başka çenede ağrı, mide ağrısı, kabızlık gibi dertler gözlenebilmektedir.

cilt ve tırnak problemleri. kemoterapinin cildi etkilemesi sonucunda kızarıklık, döküntüler, soyulma, kuruluk, sivilcelenme, güneşe karşı duyarlılık artışı gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. bazı ilaçlar ciltte koyulaşmalara yol açabilmektedir. ilaçlar tırnaklar üstünde de kırılma ve renk farklılıkları gibi sonuçlara yol açabilmektedir.

böbrekler ve mesane ile ilişkili problemler. bazı antikanser ilaçlar mesanede irritasyon ve böbreklerde geçici ya da kalıcı hasar yaratabilmektedir. bazı ilaçlar idrar renginin ve kokusunun değişmesine sebep olmaktadır. hasta kemoterapi süresince bol su içmelidir. bu ortaya çıkabilecek bazı problemleri önleyebilir. gereğinde kemoterapi sürecinde böbrek fonksiyonlarının izlenmesine karar verilebilmektedir.

nezle benzeri belirtiler. bazı hastalarda kemopterapiyi takip eden günlerdenezle benzeri, bazen ateşin de bulunduğu bir tablo sergileyebilir. bu tablo gerçekten bir enfeksiyondan kaynaklanmış olabileceği gibi, kanserin kendisinin yarattığı bir durum da olabilir.

bedende sıvı hacminin artması. kemoterapi süresince bedende su tutulumu artabilmektedir. hasta, bilhassa el ve ayaklarda öne çıkan bir şişlik hissedebilir.

cinsel organlar üstündeki tesirler.
kemoterapi bazan (her vakit değil) cinsel organları etkileyebilir.

erkeklerde: sperm sayısında ve hareketliliğinde azalma olabilir. bu problem geçici ya da kalıcı olabilir. sertleşme ve bunu sürdürebilmede problemler yaşanabilir. mümkün bir problem da, kanser tedavisi döneminde spermin içerisinde, genetik bilgi saklayan kromozomlarda bir bozulma olmasıdır.

kadınlarda: overlerin etkilenmesi halinde, üretilen hormon miktarında farklılıklar olabilir. bu da adet dönemlerini etkiler: düzensizlikler olabileceği gibi, kemoterapi döneminde kesilebilir de. bu farklılıklar geçici ya da kalıcı olabilmektedir. infertilite (doğurganlık kaybı) ve menapoz görülebilir.

kemoterapi sürecinde hasta neler hisseder?
kemoterapi almakta olan hastaların çoğu kolay yorulabilen, ancak günlük etkinliklerinin büyük kısmını devam ettirebilen bir taktirde hissetmektedir. her kişi ve her tedavi birbirlerinden farklıdır, dolayısıyla herkes için geçerli tek bir tablonun tanımlanması güçtür. hastanın genel sağlık durumu, kanserinin türü, yeri, yaygınlığı, yol açtığı belirtiler, kullanılan ilaçlar gibi etkenler hastanın kendini nasıl hissedeceğini etkilemektedir.
bu dönemde hastaların sadece hastalıklarının belirti ve bulguları, ilaçların yan tesirleri gibi tıbbi problemler ile değil, tıpkı zamanda kanser hastalığına ait toplumda yerleşik önyargılar, yaşam-sağlık ve hastalık kavramlarının anlamları, sosyal destek sistemleri, sağlık ve sosyal güvence sistemleri, çalışma yaşamı ve geçim problemleri, yaykınları, bilhassa de çocukları ile de ilgilendiği akılda tutulmalıdır.

hasta kemoterapiye nasıl hazırlanmalı?
tedaviye başlamadan önce hastanın öğrenmiş olmak isteyebileceği bütün hususlarda bilgilendirilmesi önemli olmaktadır. kemoterapinin anlamı, nerede ve nasıl uygulanacağı, yan tesirleri konusundaki belirsilikler olası olduğunca azaltılmalıdır.
bilgilendirme (aydınlatma) eksikliği sanıldığından daha negatif etki yaratmakta, hastanın tedaviye uyumunu etkilemektedir.
bilgilendirme bir defalık bir aktivite değildir: uygulamanın doğal bir parçası olarak kabul edilmelidir. doktor şayet bu tür danışmanlık ve destek verme bakımından yeterli vakit ayıramayacak taktirde ise, kesinlikle kendisi dışında biri destek noktası sağlamalıdır.
bilgilendirme sadece hasta için değil, hasta yakınları, bilhassa bakımda sorumluluğu bulunmakta olan kişiler için de elzemdir.
ayrıca hastanın sağlıklı gıdalarla iyi bir beslenme düzenine sahip olması mühimdir. gereğinde hastanın beslenme uzmanları ile görüşmesi, birlikte hem ağız tadı bakımından doyurucu hem de kemoterapi sürecini pozitif etkileyebilecek nitelikte bir beslenme yazılımı oluşturulmalıdır.



etiketler etiketler [3]

bilgi ara / www.bilgiara.com