klinik olarak tanı konmuş gebeliklerin ortalama %15 ‘i kaybedilmektedir. tekrarlayan düşükler ise yaklaşık %0,8 oranında görülmektedir. ancak tekrarlayan düşük için tek bir tanım veya yaklaşım yoktur.
·düşüklerin art arda veya arada doğum olsa da , en az 2 veya 3 düşük olması
·gebeliğin 16 hafta , 20 hafta veya en fazla 28 haftalık iken bebeğin kaybedilmiş olması
·kromozom bozukluklarının bu tanıma dahil edilmesi
konuları hala herkes tarafından kabul görmemektedir. daha çok kabul gören şekliyle “tekrarlayan düşük” 2 veya 3 kez artarda ilk 20 hafta içerisinde, gelişi hoş bir nedenle , gebeliğin kendiliğinden sonlanması veya embrionun ölümüne bağlı olarak hekim tarafından sonlandırılmasıdır.
başlıca bilinen nedenler ve sıklıkları ;
1.kromozomal bozukluklar (% 0 - 4)
2.rahmin yapısal bozuklukları (% 9-23)
3.hormonal bozukluklar (%24-40)
4.otoimmun hastalıklar (annede kendi vücudu veya gebeliğe karşı allerji) (%11-25) olarak sıralanabilir.
geriye kalan nedenler ise
1.kanama bozuklukları (trombofili)
2.endometriozis
3.iltihabi hastalıklardır.
tanı
yukarıda tanımlanan biçimde düşük öyküsü olan hastalarda basitten karmaşığa doğru pek çok testler yapılmalıdır. ilk olarak en sık görülen nedenlerin araştırılması biçiminde bir protokol uygulanmalıdır ;
1.jinekolojik ve genel muayene (guatr, göğüsten süt gelmesi, kıllanma vb)
2.ultrasonografi
3.hormonal değerlendirme( adetin 3.günü fsh, lh, e2, prl, tsh,t3,t4 vb)
4.histerosalpingografi (tüplerin ve rahmin boya verilerek filminin çekilmesi)
5.açlık kan şekeri , üre gibi organ işlevlerini belirten kan testlerin yapılması
6.bazı mikropların (rahim ağzı kültürleri ve kanda antikorları ölçülerek) araştırılması
7.anne ve babanın kromozomal bir bozukluğu olup olmadığının araştırılması için genetik danışma ve karyotip belirlenmesi
8.düşüklerde kaybedilen bebeğin ve bebek eşinin de (etene,plesenta) de kromozom bozuklukları, sakatlıklar ve enfeksiyon açısından incelenmesi gerekebilir.
tedavi
nedene yönelik olmalıdır. bugün için bilinen gelişi hoş bir neden bulunamadığında hamilelik öncesi danışma , normal jinekolojik kontrol ve aşılar yapıldıktan sonra gebeliğe izin verilebilir.
hormonal bozukluklar,döllenmiş yumurtanın rahim içine ekilme problemleri olan hastalarda yumurtlama uyarılarak aşılama ve hormonal destek (progesteron ) yapılabilir.
rahmin yapısal bozuklukları cerrahi olarak düzeltilir(septum vb). rahim içini kapatan myom veya polip gibi oluşumlar çıkarılır. rahim ağzının gevşek olması nedeniyle ağrısız , su gelmesini takip eden, bilhassa ilk üç aydan sonra görülen hamilelik kayıplarında (servikal yetmezlik), hasta hamile kaldıktan sonra bebekle ilgili 11-14.hafta testleri veya cvs(chorion villus sampling) yapılıp bir sakatlık tespit edilemezse rahim ağzının açılmasını önleyen dikiş veya dikişler atılabilir.
varsa iltihabi hastalıklar antibiotiklerle tedavi edilir.
tüm sistemik hastalıklar tedavi edilmeli veya kontrol altında olmalıdır (diabet, kalp,böbrek hastalıkları vb)
kanın kolay pıhtılaşmasına neden olan trombofili tespit edilen durumlarda (protein s, faktor laden bozuklukları, bebeğe karşı gelişmiş antikorlar varlığında ) aspirin ve/veya heparin (normal veya yeni yeni kullanıma giren ufak moleküllü heparinler) erken dönemde başlanarak (gebelik saptanır edilmez veya embrionun kalp atımı tespit edildiğinde) aşırı pıhtılaşma ve bunun neticesi çocuk dolaşımının (özellikle çocuk eşinde) bozulmasının önüne geçilmeye çalışılır.
gebelikten birkaç ay önce itibaren erken gebelikte de devam eden folik asit (bizim ülkemizde çinko ) , multivitamin ve mineral takviyesi önerilebilir.
genetik danışma neticesi tanı konulmuşsa veya bu yönde şüpheler varsa , genetik nedenlere bağlı düşükleri önlenmek için yardımcı üreme teknikleri ve pre-embrionik genetik tanı yöntemlerine başvurulabilir.
henüz ülkemizde yasal olmayan sperm veya yumurta hücresi bağışı ile eşlerin birindeki genetik bozukluğa bağlı düşükler engellenebilir.