ailenin tutumu ve yetiştirme stili, çocuğun okuldaki başarısını büyük miktarda etkiliyor. uzmanlar dolayısıyla karnedekilerin yalnızca çocuğun değil, ailenin de notları olduğuna dikkat çekiyor. çocuğun kendini geliştirmesine olanak sağlayan ve ona özgüven kazandıran aileler, uzmanlardan da tam not alıyor.
karne başarısı çocuk için hayat başarısı anlamına mı gelir?
karne başarısı çocuğun akademik alanda, yani ilerde eğitim anlamında başarısına işaret eder. hayat başarısı ise kabaca, bir alanda meslek sahibi olmak, mesleğinde başarı gösteren olmak ve iyi sosyal ilişkiler kurmak olarak tarif edilebilir. okul notları çok iyi olmayan bir çocuk da pekçok meslek alanında çok başarı gösteren olabilir, iyi bir aile kurabilir ve sosyal olarak çok popüler olabilir.
aile çocuğun rehberidir
karnesi çok başarı gösteren olan çocuk çok zeki midir?
karne notları okullara göre çok değişkenlik gösterse de, yüksek olması çocuğun tertipli, sorumluluk sahibi olduğunu ve zekasını da iyi kullanabildiğini gösterir.
üstün başarı esasında bir problem olabilir mi?
çocuklar için yaşıtları tarafından kabul edilmek, onlarla arkadaşlık kurmak ve duygusal alışverişte bulunmak gelişmeleri açısından çok mühimdir. üstün başarı gösteren çocukların vakit zaman yaşıtları tarafından dışlandığını görebiliyoruz ya da çocuğun kendisi yaşıtlarını daha kısır bularak onlardan kendini uzak tutabiliyor. derste çok iyi olsa da bu durum sosyal ilişkilerin geliştirilmesi aşamasında çocuk için problem yaşatabiliyor.
karnesinde ilk kez zayıf gelen çocuğa ailenin tepkisi ne olmalı?
ilköğretim döneminde çocuklar almış oldukları karneden değil, anne-babaların tepkileri nedeniyle kaygı duyarlar. ailelerin tutumları ise değişiklikler göstermektedir. anne-babaların bir kısmı, karnede zayıf gelmesi nedeniyle kaygılı olan çocuklarda kaygıyı gidermek yerine daha fazla tepki göstererek kaygı ve korkuyu pekiştirmektedir. ilk kez alınan bir zayıf, çocuğun sorun çözme becerilerini test edeceği, geliştireceği için faydalı tesirleri bile olabilir. ailenin nasıl çözüm bulunacağı konusunda çocuğa rehberlik etmesi faydalı olur.
notlardan bağımsız sevgi
karnesinde zayıf olan çocuğu aileler nasıl teselli etmeli?
öncelikle çocuğun duygularını ifade etmesine olanak verip, neler yaşadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. aşırı koruyucu ve kollayıcı bir yaklaşım sorunun yok farz edilmesine sebep olur. başarısızlığın nedeninin çocukla birlikte değerlendirilip, başarısızlığın neden olduğunun onun anlaması temin edilmeli ve çözüm yolları ile sorunun nasıl aşılacağı çocukla birlikte değerlendirilmelidir. çocuğun başarı gösteren olduğu alanlar vurgulanarak, bunu da başarabileceği belirtilebilir. belli kapasiteleri sebebi ile çocuğun daha fazlasını yapamayacağı düşünülüyorsa, anne- baba sevgisinin karnedeki notlardan bağımsız olduğunun ifadesi çocuk için faydalı olur.
çocukların okul başarısı nasıl arttırılabilir?
çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının yeterince sağlanması, sorumluluk duygusunun gelişmesinin desteklenmesi, ödevlerini tertipli yapmasının sağlanması, iyi davranışların ve notların ödüllendirilmesi başarının artmasına katkıda bulunur.
çocukların okuldaki başarısında, hangi aile yapıları pozitif, hangi tutumlar negatif etki yapar?
çocuk ve ergenin başarısını pozitif ve negatif yönde etkileyen üç tip aile yapısından bahsedilebilir. negatif etki yaratan tutumlar açısından aile modelinin ilki aşırı ‘kontrolcü aileler’dir. bu tür aileler, çocuğun diğer tüm davranış ve etkinlikleri gibi ders çalışma süreçlerini de kontrol altında tutmaya çalışırlar ve çocuklarının gelişi güzel bir işi tek başlarına yapabileceklerine inanmazlar. çocuğun ödevlerini yaparken yanısıra durup, pekçok ödevi birlikte yapar ve ödevin her şeyini denetlerler veya kendileri ders çalıştırmaya çalışırlar. bu durum, çıkan sorunları takip edecek başka birilerinin olması nedeniyle çocukların sorumluluk duygusunu kazanmasını engelleyeceği gibi tepki olarak derslerin savsaklanmasına da yol açar. çocukların kişilik gelişimine de bu problem yansıyarak kendine güvensiz yapıların gelişmesine sebep olur. negatif etki yaratan tutumlar açısından aile modelinin ikincisi ‘aşırı koruyucu aile yapısı’dır. bu aileler çocukları ile aşırı ilgili olup, onlara görev vermeyerek ve onların yüklenecekleri işleri kendileri üstlenerek çocukları daha mutlu edeceklerini düşünürler. çocuklarına ödev yapma ve ders çalışma sorumluluğu vermediklerinden sorumluluk duygusunu kazanmalarını önler ve tembelleşmelerine sebep olurlar. bu durum tıpkı aşırı kontrolcü ailelerdeki gibi çocukların kişilik gelişimine yansıyarak, kendine güvensiz yapıların gelişmesine sebep olur. çocuk ve ergenin sağlıklı ruhsal yapılar geliştirmesinde pozitif rol oynayan aile modeli ‘destekleyici aile’dir. bu tür aileler ufak yaşlardan başlayarak çocuğa yapabilecekleri görevleri verir, bunları yaptıklarında da pozitif pekiştirici söz ve tutumlarla olumlu ve pozitif davranışların ortaya çıkmasına katkıda bulunurlar. çocuğu aşırı kontrol etmez, yapamadıkları vakit ise derhal yardım etmektense kendi kendilerine bir çözüm bulmalarını sağlayarak çocukların sorun çözme becerilerinin gelişmesine olanak tanırlar. çocuğunu kontrol ederken sorumluluklarını hatırlatan destekleyici ve dengeleyici bir davranış gösterirler. kendilerine güvenildiğinin, kendi başına başarabileceği, yapabileceği duygusunun çocuğa verilmesi çocuğun kendine güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunur.
çocukların okul başarısında etkili olan diğer etkenler nelerdir?
çocukların okul başarısında etken olan diğer önemli faktör; içerisinde bulunduğu gelişim dönemidir. ergenlik dönemi, bilhassa sosyal ve arkadaşlık uğraşlarının öne çıktığı ve ilgi alanlarının geçici olarak başka alanlara kayabildiği normal bir gelişim dönemidir. bu dönemde sağlıklı ve uyumu iyi olan bir çocuk bile okulda başarısızlık gösterebilmektedir. ancak genellikle ergenler tamamen normal ve sağlıklı olan bu uyum sürecinden sonra kısa sürede toparlanarak, okul hakkında sorumluluklarını yüklenmekte ve kendilerine uyan performansı yakalayabilmektedir. okul dönemi boyunca bazı sınıflarda çocukların uyumda zorlanmaları ve her vakit gösterdikleri başarının altına düşmeleri sık görülür. bu dönemler ilköğretimin 1 ve 6′ıncı sınıfları olup, birinci sınıfta yeni bir ortama uyum sağlama, arkadaşlarına ve öğretmenine alışmaya çalışma, altıncı sınıfta birden çok öğretmenle ders yapma ve zaman zaman yeni arkadaşlarla tanışma söz konusu olmaktadır. sekizinci sınıfta ve lise son sınıfta okula devam ederken tıpkı zamanda sınavlara hazırlanma endişesi ve ek eğitim alma çabaları eklendiğinden, bu çocuklarda başarısızlık ve davranış problemlerinin ortaya çıkmasına yol açabilir. dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çok sık rastlanan gelişimsel bir bozukluk olup, bu taktirde olan çocuklar normal ya da normalin üstünde zeka seviyeleri olduğu halde dikkat sürelerinin kısalığı nedeniyle dersleri uzun müddet izleyememekte, ödevleri yapmada zorlanmaktadırlar. yalnızca matematik, yazma ya da okuma hakkında problem bulunduğunda ise çocukta özel öğrenme güçlüğü bulunup bulunmadığı mühimdir.
sınıf değişimi yaptırmayın
çocuğa sevmediği dersleri sevdirmenin bir yolu var mı?
öncelikle bu konuyla ilgili bir öğrenme güçlüğü olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. böyle bir problem yoksa sevdiği ve yetenekli olduğu derslere yoğunlaşması, o alanlarda kendini geliştirmesi teşvik edilebilir. sevmediği derslerde ise sorumluluğunun gereği, yeterli bir başarı gösterecek kadar yapması ve ilgilenmesi bundan başka lazımdır.
hangi durumlarda okul ya da sınıf değiştirilmeli?
çok büyük bir problem olmadıkça, okul ya da sınıf değiştirmeyi ideal bulmuyoruz. başarı durumu için okul değiştirmek ise sorunun kaynağını yanlış yerde aramak olabilir. yaşanan büyük bir olay nedeniyle çocuğun dışlandığı durumlarda, aşırı örseleyici öğretmen bulunması halinde sınıf değiştirilebilir. zekânın geri veya çok ileri olduğu durumlarda ise özel eğitim için sınıf değiştirilebilir.