kanın, normal olarak içerisinde bulunduğu kalp ve damarlardan dışarıya çıkmasına kanama denir.
nedeni ve yeri ne olursa olsun, durmayan ya da durdurulamayan her kanama, şok, hatta ölüme yol açar. kazalarda ölümlerin önemli bölümü bir kanamadan kaynaklanır. kanama kontrolü bir ilkyardımcının en fazla ihtiyaç duyacağı ve kullanacağı becerilerdendir.
kanamaları zedelenmiş damar çeşidine göre üçe ayırabiliriz;
1. kılcal damar kanamaları: kılcal damarlar hücrelere ulaşan son damar uzantılarıdır. çok ince olup içlerinde çok az kan bulunduğu için zedelenme, kesilmelerinde ancak sızıntı tarzında ve hafif bir kanama olur. bir kesi ya da darbe sonrası ortaya çıkabilir. derhal her vakit, dış müdahale olmasa bile, kendiliğinden sona erer. hayati tehlike yaratmaz.
2. toplardamar kanamaları: toplardamarlar hücrelerden dönen kanı kalbe taşıyan, düşük basınçlı kan akımı olan damarlardır. cilde yakın, yüzeysel toplardamarlar kol ve bacak, el, ayak sırtında rahatça seçilebilir. toplardamar kesileriyle olan kanamalarda koyu renkli, taşma tarzında kan kaçışı görülür. çoğu kez direkt basınç uygulayarak kontrol altına alınabilir. genellikle yaşamı tehlikeye sokmaz.
3. atardamar kanamaları: atardamarlar kalbimizden yüksek basınçla pompalanan kanı hücrelere ileten, toplardamarların tersine kol ve bacakta derinde yol alan damarlardır. atardamardan olan kanamalarda, açık renkli kanın, yara ağzından kalp atımına uyumlu biçimde fışkırarak çıktığı izlenir. genellikle durdurulması daha zor olan, hayati tehlike yaratan kanamalardır.
kanamaları konumu ve yönüne göre de üçe ayırmak olasıdır.
kanın kaçışının gözle izlenebildiği kanamaya dış kanama adı verilir. iç organlara ilişkin damarlar, ya da vücut içerisinde kafa-göğüs-karın boşluklarında yerleşik damarların, bir darbe ya da kesici delici bir aletle parçalanmasıyla ortaya çıkan kan kaçışı dışardan görülmez. bunlar, iç kanama olarak adlandırılır. kanayan damarın vücudun iç organlarında olduğu kanamalar, doğal deliklerden dışarıya doğru kanama olarak adlandırılır.
kanamada ilkyardımcının hedefi, önce damardan kan kaçışını önlemek, sonra da, kan hacmi azaldığı için şoka karşı tedbir almaktır.
kanamaya müdahalede en basit, risksiz, malzeme gerektirmeyecek yöntemden daha etkili, ancak uygulaması daha zor, riskler taşıyan metoda doğru bir sıra izlenir. farklı yöntemlerle damarı sıkıştıran, içerisinden kan geçmesi ve dışarıya kaçmasını önleyen ilkyardımcı, damardan kan kaçışını önleyen sağlam pıhtı oluşuna kadar uygulamasını sürdürmelidir.
kanamayı durdurmak için kullanılan ilkyardım yöntemleri sırayla;
1. kanayan yer üstüne direkt basınç yapmak,
2. kanayan damarın kalpten geliş yolu üstündeki özel noktalara basınç yapmak,
3. ilk iki yöntemle kontrol edilemeyen özel durumlarda, turnike-boğucu sargı yapmaktır.
ufak bir keside, kesi yerinin su ve sabunla yıkanıp üstüne birkaç dakika bastırılması yeterli olacaktır. üzeri bir yara bandı ile kapatılabilir.
daha büyük bir yaralanmada, yara bezi üstünden avuç ya da parmaklarla yapılacak basınç ile kanama durdurulduktan sonra, tekrardan açılmayı önlemek için rulo, ya da, bohça durumuna getirilecek yara bezleri ile, üstüne sıkı bandaj yapılması ideal olur. kanamalı kişinin sakinleştirilmesi ve kanayan kol ya da bacağın yukarıya kaldırılması, kanamanın durmasını kolaylaştıracaktır. kanla ıslanan bandaj sökülmez, üstten yenilenir.
doğrudan basınç ile kontrol edilmeyen kanamalarda, ilkyardımcı kanamanın yerine ideal bir noktadan, baş parmağı ya da yumruğu ile basınç yaparak, kanı getiren atardamarı sıkıştırır. ancak ideal basınç noktaları bu konuda beceri eğitimi almadan kullanılmamalıdır.
organ kopması birden çok atardamar kanamasına yanı anda basınç uygulayamayacak tek ilkyardımcı olması, kazazedenin yanından ayrılma zorunluluğu, ilkyardımcının uzun sürecek yol boyunca basınç yapacak gücü olmaması halinde, son çare olarak, boğucu sargı-turnike uygulanır. uygulama omuz-dirsek ya da diz-kalça arasındaki tek kemikli bölgeye yapılır. kan dolaşımının tam olarak kesilmesi kalıcı doku hasarlarına neden olabileceği için istenmeyen bir uygulamadır.
her yüz kanamalı olaydan doksanının yara yerine basınç yapılarak, geri kalan on olayın dokuzunun özel noktalara basınç ile kontrol altına alınabileceği, turnike-boğucu sargının çok az başvurulacak yöntemler olduğu unutulmamalıdır.