bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

hukuk sözlüğü - a hakkında bilgi hukuk sözlüğü - a




abideler ve asar-ı atika: anıt ve abideler



abluka: bir devletin dışarı ile olan ilişkilerini zor
kullanarak kesmek




acele itiraz: verilen kararın tefhim yada tebliğinden başlayarak
belirli bir müddet içinde ( genellikle bir hafta ) yapılması
gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz tipidir. itiraz üstüne
kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir. (cmuk. 304)



acenta: ticari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem
gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir
bölge içerisinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren
akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı
meslek edinen kimse (ttk 116 vd.)



acir: kiraya veren kimse




aciz: bir şahsın borçlarını ödeyemeyecek taktirde bulunması



aciz vesikası: alacaklı alacağının tümünü alamamışsa kalan miktar
için kendisine verilen vesika (iik 143)



açık artırma: bir malın, teklif veren kişiler arasında en yüksek
bedeli öneren kimseye satılmasını sağlayan satış şekli.




ada: çevresi yollarla sınırlandırılmış bulunmakta olan, çeşitli parselleri
kapsayan arsa parçası.

 

adâd: adetler; sayılar



adalet: haklılık; hakka uygunluk




adem-i ifâ: yapmamak; yerine getirmemek; borcu ödememek



adem-i iştirak: katılmamak



adem-i selahiyet: yetkisizlik




adem-i vüsuk: gercek olmamak



adi kira: kiraya verenin, belli bir ücret karşılığında bir şeyin
kullanılmasını kiracıya bıraktığı sözleşme.



adi şirket: iki veya daha çok kimsenin, ortak bir hedefe ulaşmak için
emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri sözleşme ile
kurulan ortaklık.




adlî kaza: cezai, hukuki, ticari, nizalı, nizasız yargı



adlî müzaharet: adli yardım



ağlep: kuvvetli; büyük




ahar: başkası; üçüncü kişi;  yabancı



ahde vefa: söze bağlılık, sözleşmeye bağlılık



âhir: son; sondaki; en son; en sondaki




ahit:
söz verme



ahkam: hükümler



ahkâmı huzuriyye: hakim önünde yargılanmayla ilgili yöntem hükümleri




ahkâmı mahsusa: özel hükümler



ahkâmı müteferia: detaylı hükümler



ahkâmı mütehalife: aykırı farklı hükümler




ahvâl: durumlar; haller; vaziyetler



ahz: almak



aile hukuku: aile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır.




aile şirketi: bir ailenin bireylerinden meydana gelen ortaklık.



aile yurdu: bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve
bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla,
aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı
taşınmaz ve ekleri.



akar: taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler




akarâtı mevkufe: vakfedilmiş, gelir getiren mallar



akdetmek: sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak



akd-i mebhusünanh: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme




akd-i mezbur: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme



akd-i muvazaa: karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma,
sözleşme



akd-i sahih: geçerli, doğru, hatasız akit, anlaşma, sözleşme




âkideyn:
her akitte akdi yapan iki taraf



âkidîn: sözleşenler; sözleşme yapanlar



âkit: bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan
taraflardan her biri; sözleşme veya mukavele yapan




alâhilâf'ül-kanun: kanun hilafına; yasaya aykırı olarak



alâkadar: ilgili; ilişkili



alât: aletler; araçlar




aledderecat: sırasıyla; derecesine göre



alelhesap: hesaplaşmak üzere; hesaba sayarak; sayışılmak üzere;
doğan kârdan bir bölümünün ileride tümü üstünde hesaplatılmak
üzere önceden ödenmesi



ale-l-ıtlak: genel olarak; rasgele; bir limit ile bağlı olmayarak




ale-l-umûm:
genel olarak; umumi bir biçimde; bütün



alelusul: usulüne uygun;



aleniyet: açıklık




alettakrib: takriben; yaklaşık olarak



amade: bir işi yapmaya hazır; hazırlanmış



amel: iş; edim; fiil




amele: işçi; emekçi, ırgat



amelî: işe dayanan; iş üstünde; tatbikî; pratik; uygulamalı



amenajman:doğal kaynakların işletilmesi




âmil: yapan; etken; etmen; sebep; faktör



âmir: emreden; buyuran; bir memurun vazife bakımından büyüğü; bir
fiili yapmaya veya yapmamaya zorlayan, buna gücü yeten



âmm:genel; umumi; herkese ait




amme:kamu



âmme hükmî şahsiyeti: kamu tüzel kişiliği



amme intizamı : kamu düzeni




anagayrimenkul: kat mülkiyetine husus olan taşınmazın bütünü.



anayapı: kat mülkiyetine husus olan taşınmazın temel yapı kısmı.



angaje: sözle veya yazılı olarak bağlanan; bağımlı




ani edim: bir anda yapılan belli davranış ya da davranışlarla yerine
getirilen edim



ânif'ül-beyan: az önce beyan olunan, bildirilen



anmuhakemetin: muhakeme yaparak; yargılama yoluyla




antrepo: gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer;
ardiye; ambar



âra: reyler; oylar



arazi mahlule: mutasarrıfın mirasçı bırakmadan ölümü ile mahlûl olan
arazi-i emiriyye




arazi-i emiriyye: beytülmâle ilişkin olarak devlet tarafından kişilere
dağıtılan yerler, topraklar; beylik arazi



arâzi-i haraciyye: haraca bağlı arazi;



arâzi-i memlûke: mülk; timar toprağı; mülkiyet yolu ile tasarruf
olunan yerler




arâzi-i metrûke: halkın ihtiyacı ve kullanımı için terk edilen
arazi



arâzi-i mevât: hiç kimsenin tasarrufu altında olmayan ve halka terk
ve tahsis edilmemiş bulunmakta olan,yüksek sesli bir kimsenin sesi
işitilmeyecek derecede köy ve kasabalar gibi yerlerden uzak bulunmakta olan
kıraç, taşlık, pırnallık gibi yerler



arazi-i mevkufe: geliri belirli bir hususa tahsis olunan yer; vakıf
olunmuş arazi




arazi-i miriye: devlete ilişkin arazi



arâzi-i öşriye: ürününden onda bir devlet payı alınan ve üstünde
her türlü mülkiyet tasarrufları bulunmakta olan arazi



âri: boş; çıplak; soyut; arınmış; yüksüz




âriyet:
ödünç; eğreti; ödünç sözleşmesi



arîz ve amîk: genişlik ve derinliğine; enine boyuna;



arz: sunma; gösterme; bildirme; önüne koyma; anlatma (bir büyüğe)




arsa payı: kat mülkiyetinde arsanın, kanunda belirtilen temele göre
bağımsız bölümlere ayrılan ortak mülkiyet payı.



arsa: belediye sınırları içerisinde, belediye tarafından parsellenerek
üstüne inşaat yapmak için ayrılan arazi parçası.



arzuhal: dilekçe




asgarî: en az; en aşağı; en azından; en düşük; en küçük



ashab-ı intikal: verasetin geçişinde hak sahipleri



asrî: zamana uygun; çağdaş; modern




ateh: bunama; bunaklık



atıf: yollama; yöneltme; yükleme; bağlama; eğme; meylettirme;
ilişkili bulma



âtî: gelecek; gelen (kişi veya şey); gelecek zaman; istikbal




avans: alacağına sayılmak üzere önceden yapılan ödeme; öndelik



avârız: kazalar; belâlar; borçlanma ve hak kazanma yeterliliğini
kısan veya yok eden haller



avdet: dönüş; geri gelme; dönme




ayn: para dışında, kazanılabilen tüm servet öğeleri



aynî: mala ilişkin; eşyaya bağlı; malın mülkiyeti ile ilgili;
herkese karşı ileri sürülebilen



ayni haklar: eşya üstünde direkt doğruya mutlak egemenlik yetkisi
veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklar.




âzâ: uzuvlar; üyeler; organlar



âzâde: serbest; hür; özgür



azamî: en çok; en büyük; en yüksek




azimet: gidiş; yola çıkma



azil: verilen temsil yetkisinin ortadan kaldırılması



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com