lâbüd: 1. çok lazım, kesinlikle, 2. ayrılık yok.
lâedriyye: şüphecilerle alakalı. şüphecilik üstüne kurulu felsefe ekolü.
lafzî: sözlü.
lağv: 1. faydasız, boş şey. 2. iptal etmek. 3. kusur etmek. 4. hükümsüz kılmak.
lâhık: 1. yetişen, ulaşan, erişen. 2. namaz başlangıcında imama uymuşken ayrılarak tekrar namaz bitmeden imama uyan kimse.
lâhin: kur'ân-ı kerim'i okurken telaffuzunda yanlışlık yapan.
lâhutî: uluhiyet âlemiyle ilgili.
lâhüt: ilâhî âlem, ulûhiyet âlemi.
lahza: en kısa vakit, an.
lâin: lânet eden.
laîn: lânetlenmiş.
lâmekân: yersiz, yurtsuz, mekansız.
lâm-ı tarif: isimlerin başına getirilen belirleme edatı.
lâyezâl: zevâl bulmaz, yok olmaz.
lebbeyk: buyurunuz, emrediniz.
ledünniyat: allah'ın sırlarına ilişkin bilgi, mecazen bir şeyin iç yüzü.
leff-ü neşr: sarıp bağlama ve çözüp yayma. birkaç isim yazdıktan sonra onların her birine ilişkin özellik veya görevleri bundan başka sıralama. bu sıralama isimlerin sırasına ideal sırada olursa "mürettep" adını alır. olmazsa "müşevveş" adını alır.
lemyezel: yok olmayan.
letâif: lâtifeler, incelikler.
levh-i mahfûz: allah yanısıra her şeyin yazılı bulunduğu manevî levha.
levm: çekiştirme, kötü söyleme, kınama.
leyl ü nehâr: gece ve gündüz.
leyl: gece.
leyle-i akabe: nübüvvetin 11. yılında mekke dışında akabe denilen yerde medine halkından bir topluluğun hz. muhammed (s.a.v.) ile konuşup islâm'ı kabul ettikleri gece.
leyle-i mi'râc: mi'râc gecesi.
lian: lânetleşmek. iki kişinin birbirlerini lânetlemesi.
liaynihî: tıpkı, kendisi, bizzat, kendisinden dolayı.
libas: elbise.
livâta: erkekler arasındaki cinsî münasebet, cinsel sapıklık.
livâü'l-hamd: hz. muhammed (s.a.v.)'in ahiretteki sancağı.
livechillah: allah adına.
lizâtihî: kendisi, bizzat.
lutf-i ilâhî: allah'ın ihsanı.
lübb: 1. iç, öz. 2. akıl. 3. içli şeyin içi.
lümeze: herkesi ayıplama.