eamm: daha geniş, pek şümullü, en umumî.
eâzım: büyükler, ulu kişiler.
eb: baba, ata.
ebb: kuru ot, taze ot. mera, otlak, çayır.
ebedâ: ebedî olarak, ebediyyen.
ebedî: devamı, sonu olmayan. ezelînin zıddı.
ebed-şümûl: ebedî içerisine alan.
ebeveyn: ana-baba.
ebrâr: iyiler.
ebsâr: "basar"ın çoğulu. gözler, görme hassaları.
ebter: 1. eksik, tamamlanmamış. 2. dölsüz, çocuğu olmayan kimse.
ebu'l-beşer: insanlığın atası. hz. âdem.
ebu'l-hayr: iyilik babası.
ecânîb: ecnebîler, yabancılar.
ecel-i kazâ: tehlikeye uğramak suretiyle gelen ecel.
ecel-i müsemmâ: allah tarafından tayin edilmiş ömrün sonunda gelen ecel.
ecir: 1. karşılık, ücret. 2. iyi bir amelin karşılığı olarak verilen manevî mükâfat.
ecr u mesubât: karşılık ve mükâfat. iyi amele karşılık allah tarafından ahirette verilen sevap.
ecr u savâb: yapılan bir şeyin karşılığı olarak verilen ücret ve sevab.
ecr: yapılan bir iş karşılığında verilen ücret.
ecrâm u ecsâm: cansız varlıklar ve cisimler.
ecrâm-ı semâviyye: gök cisimleri, yıldızlar.
ecsâm-ı muhtelife: muhtelif cisimler.
ecsâm-ı sakîle: ağır cisimler.
ecsâm-ı selâse nazariyesi: üç cisim nazariyesi.
eczâ: cüzler. 1. eczacılıkta kullanılan maddeler. 2. bir kitabın parçaları. kur'ân-ı kerim'in cüzleri.
edâ: 1. ödeme, verme. 2. vaktinde yerine getirme. 3. stil, üslûp.
edâ-i emanet: emaneti yerine getirme.
edat: 1. kendi kendine anlamı olmayıp isim ve fiillere katılarak anlam belirten kelime. 2 âlet.
edeb-i kutsî: kutsî edeb, iyi ahlâk.
edeb-i ubudiyyet: kulluk edebi.
edgâs u ahlâm: karışık rüyalar.
edille: deliller.
edille-i akliyye: aklî deliller.
edille-i hakk: hak deliller, gerçek deliller.
edille-i kâtıa: kesin deliller.
edille-i şer'iyye: şer'î deliller; kitap, sünnet, icma-ı ümmet ve kıyas-ı fukahadan ibaret dört delil.
edille-ii ilmiyye: ilmî deliler.
ednâ: pek aşağı, en alçak.
edvâr: devirler, çağlar.
edyân-ı bâtıla: bâtıl dinler. hak olmayan dinler.
edyân-ı münzele: allah tarafından gösterilen dinler.
edyân-ı semaviyye: semavî dinler. musevîlik, hıristiyanlık ve islâm dinleri.
ef'âl: fiiller, işler.
ef'âl-i ibâd: kulların işleri.
ef'âl-i kulûb: kalbin işleri, kalbe doğan çeşitli duygu ve düşünceler. arapça'da kalbî fiiller (bilmek, görmek gibi)
efdâl: daha faziletli, en faziletli.
eflâk: 1. felekler, gökler. 2. her gezegene ilişkin gök tabakaları.
efradını câmi ağyârını mani: kendisine ilişkin olanları toplayan, olmayanları dışarda bırakan.
efsane: masal, destan, mitoloji.
ehad: bir, tek. allah'ın sıfatlarından.
ehâdîs-i şerife: hz. muhammed (s.a.v.)'in söz, hareket ve ikrarlarından oluşan hadis-i şerifler.
ehadiyyet: birlik. allah'ın her bir şeyde kendilerine ilişkin sıfatı. her şeyde birliğinin tecellisi.
ehakk: çok haklı, daha haklı.
ehass: 1. en has, en özel. 2. en bayağı.
ehass-ı maksat: en özel maksat.
ehl u iyâl: bir kimsenin geçindirmek zorunda olduğu aile efradı ve diğer kimseler.
ehl: 1. sahip, malik, 2. maharetli, usta. 3. bir yerde oturan. 4. karıkocadan herbiri.
ehl-i beyt: hz. muhammed (s.a.v)'in ailesi, hane halkı, (hz. ali, hz. fatma, hz. hasan, hz. hüseyin)
ehl-i bid'ad: dinde olmadığı halde sonradan çıkan şeylere uyanlar.
ehl-i dirâyet: zeka, bilgi, tecrübe ehli.
ehl-i ehvâ: heva ehli, arzu ve isteklerine tabi olanlar.
ehl-i ictihad: müctehid olan kişi, içtihad ehli.
ehl-i iman: iman ehli.
ehl-i insâf: merhametli, adil olanlar.
ehl-i karye: köylü, köy halkı.
ehl-i kitap: allah'ın gönderdiği kitaplara inananlar. terim olarak yahudiler ve hıristiyanlar.
ehl-i küfr: inkârcılar.
ehl-i salib: haçlılar, hıristiyanlar.
ehl-i suffe: suffe ehli ki bunlar, medine'deki mescid-i nebevî'nin sofasında kalırlar ve burada hz. peygamber'den dni öğrenirlerdi.
ehl-i sünnet: hz muhammed (s.a.v.)'in yolunda gidenler, sün-nîler.
ehl-i zimmet: islâm devletinin himaye ve tabiiyyetinde bulunmakta olan hıristiyanlar.
ehlullâh: allah'a itaat eden, allah'ın sevdiği kimse, velî.
ehremen: zerdüştîlerin inandıkları, kötülük ve karanlık tanrısı, şeytan, dev.
ehven-i sırreyn: iki gizliden en zararsızı.
ehven-i şerr: şerrin en hafif olanı.
eimme: imamlar.
ekâlim: iklimler, memleketler, ülkeler.
ekalliyet: azınlık, azlık.
ekânim-i selâse: hıristiyanların baba, oğul ve ruhu'l-kudüs'ten oluştuğuna inandıkları allah. allah, isa, ruhu'l-kudüs üçlüsü.
ekber: en büyük.
ekl: yemek.
ekmel: en harika, eksiği olmayan, en olgun.
ekremü'l-ekremîn: cömertlerin en cömerdi. çok kerim, çok cömert olan allah.
elfâz: sözler.
elfâz-ı garîbe: şaşılacak, garip sözler.
el-furkan: kur'ân-ı kerim.
el-hakk: 1. gerçeğin ta kendisi, tam doğrusu. 2. allah.
elhân: nağmeler, besteler.
elhân-ı tayyibe: hoş nağmeler, hoş sesler.
el-hüdâ: hidayet, kur'ân-ı kerim.
elvâh: levhalar, tablolar.
elvân: renkler, çeşitler.
el-yevm: bugün.
emân: 1. eminlik, korkusuzluk. 2. aman dileme. 3. şikayet. 4. rica.
emânet-i ilâhiyye: ilâhî emanetler.
emir, emr: buyruk.
emn: eminlik, korkusuzluk.
emniyyet-i kâmile: tam güven, tam itimat.
emr-i bi'l-ma'rûf ve nehy-i ani'l-münker: dinin iyi gördüğü şeyleri emretmek ve kötü gördüğünden sakındırmak.
emr-i bi'l-ma'ruf: iyiliği emretmek.
emsile: misaller, örnekler.
en'âm: davar, koyun, keçi, sığır ve deve gibi hayvanlar.
enbiya: peygamberler, nebîler.
ene: ben, benlik.
ene'l-hakk: "ben hakkım" anlamına gelen ve ilk defa hallac-ı mansûr tarafından söylenen söz.
enfâl: "nefel"in çoğulu. harpte düşmandan alınan mallar, ganimetler. kur'ân-ı kerim'in 8. sûresi.
enfüs: "nefs"in çoğulu. canlar, ruhlar.
enfüsî: nefsî, nefiste oluşan, ferdî zihne ilişkin bulunmakta olan, subjektif.
ensâr: hz. muhammed (s.a.v.)'in medineli arkadaşlarından olan ve muhacirlere yardım eden ashabı.
envâ: türler, çeşitler.
envâ-ı vâhide: bir çeşitten olma.
erbâb-ı hall-u akd: halife seçmeye yetkili olan kişiler. medine halkının ileri gelenleri.
erbâb-ı hasenat: iyilik sahipleri.
ercah: daha üstün, en üstün.
erdân: "beden"in çoğulu. cisimler, vücutlar, gövdeler.
erhâm: 1. kadınlardaki çocuk yatağı, rahimler. 2. akrabalar.
erham: çok merhametli, çok acıyan.
erkân: rükunlar, temeller, direkler, üniteler, bölümler.
ervâh: ruhlar.
ervâh-ı habîse: kötü ruhlar.
erzel-i ömür: ihtiyarlığın sonları, bunaklık günleri.
esahh: çok sahih, en doğru.
esâtir: efsaneler, masallar.
esatîr-i evvelîn: eskilerin masalları.
esbâb: sebepler.
esfel-i sâfilîn: cehennemin en alt tabakası, aşağının aşağısı.
eshâb ve etba: sahabeler ve tabiin.
eshâb: mümin olarak hz. muhammed (s.a.v.)'i gören ve mümin olarak ölen müslümanlar. (bak: ashab)
eshâb-ı eyke: şuayb peygamberin gönderildiği kavim.
eshâb-ı hicr: salih peygamberin gönderildiği kavim.
eslâf: "selef"in çoğulu. eskiler, yerlerine geçilmiş kimseler.
eslâf-ı müfessirîn: eski müfessirler, geçmiş müfessirler.
eslah: en salih, en iyi, en ideal.
esmâ: adlar, isimler.
esmâü'-hüsnâ: allah'ın hoş isim ve sıfatları.
eşbâh: benzeyenler, nazirler.
eşcâr: "şecer"in çoğulu. ağaçlar.
eşhuru'l-hac: hac ayları. şevval, zilkade ve zilhicce'nin ilk on gününden ibaret olan cem'an 70 gün islâm'dan önce de araplar bu günlerde kâbe'yi ziyaret ederlerdi.
eşhuru'l-hurum: haram aylar. zilkade, zilhicce, muharrem ve recep ayları. islâm'dan önce araplar bu aylarda savaş yapmayı haram sayarlardı.
eşrâf: soylulular, şerefliler.
eşrâr: şerliler, kötüler.
eşrât-ı saat: kıyamet alâmet-leri.
etfâl: çocuklar.
evâmir u nevâhî: emirler ve yasaklar.
evâmir-i cihâd: cihad emirleri.
evâmir-i ilâhiyye: ilâhî emirler.
evâmir-i sâbıka: eski emirler.
evhâm: vehimler ve hayaller. kuruntular ve gerçek dışı şeyler.
evlâ ve efdâl: daha iyi ve daha faziletli.
evlâ ve eslâh: en iyi ve en ideal.
evlâ: birinci, başta gelen. en iyi.
evliya: "velî"nin çoğulu. allah'ın ermiş kulları.
evliyâ-yı umûr: iş başında olan kimseler.
evsâf u şerâit: vasıflar ve koşullar.
evsaf: vasıflar, özellikler.
evsat: orta.
evvel u âhir: önce ve sonra.
evvelen: evvelâ, birinci olarak.
eytâm ve erâmil: yetimler ve dullar.
eyyâm en ma'lûmat: bilinen günler.
eyyâm: günler.
eyyâm-ı ma'dûdât: sayılı günler; ramazan ayının tüm günleri.
eyyâm-ı nahr: kurban bayramı'nın ilk üç günü.
eyyâm-ı teşrik (eyyâmü't-teşrik): kurban bayramı'nın ilk gününden sonraki üç gün.
ezeliyet: başlangıcı olmama. ezeliyeti müş'ir: başlangıcı bildiren.
ezmân: zamanlar, vakitler.
ezmine: zamanlar, çağlar.
ez-zikr: kur'ân-ı kerim'in adlarından biri.