bilgi ara

6 / 311 kategoride 93.524 konu hakkında bilgiler !

deyimler sözlüğü - f hakkında bilgi deyimler sözlüğü - f




faka basmak: tuzağa düşmek, aldatılmak."beni
nasıl faka bastırdılar anlayamadım bir türlü!"

fareler cirit oynamak: bir yer ıssız olmak, kimseler bulunmamak."koca köyde
fareler cirit atıyordu."

farkına varmak: gözüne çarpmak, orada bulunduğunu anlamak, fark etmek."o
kalabalıkta senin farkına varacaklarını sanmıyorum."

felce uğramak: 1. bir işin tamamen bozulması, durup ilerleyemez olması. 2.
hastalık sebebiyle organlarının bir kısmı çalışamaz duruma gelmek, kötürüm olmak."yaptığımız
işin felce uğramasından korkuyorum."

feleğin çemberinden geçmek: yaşamda çok günler görmüş, acı tatlı olaylar
yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış."o ihtiyar mı? feleğin çemberinden geçmiş
biridir o."

fellik fellik aramak: telâşla, derhal her köşeye bakarak heyecanla aramak."bütün
her yeri fellik fellik aradım ama bıçağı bulamadım."

felsefe yapmak: olayların sebep ve neticeleri üstüne kendince birtakım soyut
düşünceler ileri sürmek.

fena etmek: kötü duruma düşürmek, işini bozmak, zor taktirde bırakmak, dövmek."biraz
daha konuşursan seni fena edeceğim."

fener alayı: bayram gecelerinde kalabalık halk topluluklarının, ellerinde
fener veya meşalelerle şehri dolaşarak yaptıkları gösteri.

feragat sahibi: gönlü tok, özveri gösterebilen, fedakârlık yapabilen.

fermanlı deli: deli olduğu herkesçe bilinen, zır deli."halk bu ülkeyi fermanlı
delilerin eline bırakmayacaktır."

ferman dinlememek: kural, yasa, söz dinlememek; hiçbir yerden buyruk almamak."âşığın
gönlü ferman dinlemez oldu."

fesat kumkuması: tamamiyle kötülük düşünen, insanları birbirine düşürecek
işler yapan, ortalığı karıştıran.

fırıldak çevirmek:
düzen kurmak, hileli iş görmek."yine ne fırıldak çeviriyorsun
sen?"

fırsat düşkünü: çıkar sağlamak, kötülük yapmak için fırsat kollayan kimse."fırsat
düşkünü insanlardan nefret ederim."

fikir almak: birinin düşüncesinden yararlanmak."fikir alınacak insanlar konularında
ehil kişiler olmalı."

fikir vermek: 1. bir konuda düşüncesini bildirmek. 2. bir konuda yol gösterici
bilgi edinmek."nasıl yapmalıyım? bana bir miktar fikir versenize."

fikir yürütmek: bir husus üstünde kendi düşüncesini söylemek, tahminlerde
bulunmak."bu konuda fikir yürütmek işime gelmiyor."

fincancı katırlarını ürkütmek: zararı dokunacak bir kimsenin hoşuna gitmeyen
bir davranışta bulunmak."kaymakamla konuşurken dikkatli ol, fincancı katırlarını
ürkütme sakın!"

fink atmak: hiçbir şeye aldırmadan gönlünce gezip eğlenmek, şurada burada
oynayıp zıplamak.

fiskos etmek: birilerinin bulunduğu bir yerde birkaç kişi gizlice ve alçak
sesle konuşmak."utanmıyor musunuz bu kadar kişi içerisinde fiskos etmeye?"

fitil olmak: 1. çok içip sarhoş olmak. 2. aşırı ölçüde kızmak."fitil oluyorum
şu adamın hareketlerine!"

fitne sokmak: insanları birbirine düşürecek, aralarını bozacak davranışta
bulunmak, sözler sarf etmek.

fiyat biçmek: bir şeyin değerini belirlemek, para karşılığını tespit etmek."bu
malın ücretini biçmek o kadar kolay değil."

fiyatı dondurmak: fiyatın yükselmesini önlemek, fiyatların olduğu gibi kalmasını
sağlamak."belediye et ücretlerini dondurmaya yanaşmıyor."

fiyat kırmak: ücreti birilerinin verdiğinden az vermek, ücreti düşürmek."müteahhitlerden
ikisi anlaşarak ihalede fiyat kırma yoluna gittiler."

fol yok yumurta yok: ortada (bir husus ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı
hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek."henüz ortada fol yok yumurta yok, sen adama
para ödemeye kalkışıyorsun."

fora etmek: açmak, çözmek."bütün yelkenleri fora ettik."

formül bulmak: bir çözüm, işi çözümleyecek çıkar yol bulmak."sabahtan beri
bir formül bulmaya çalışıyorum, sense yatıyorsun!"

forsu kalmamak: sözü geçmez olmak; bir konuda saygınlığı, gücü kalmamak."adamları
arasında da forsu kalmayacak onun."

foyası meydana çıkmak: yalanı, dolanı, hilesi, kötü meziyeti, hatası ortaya
çıkmak."yakında onun da diğerleri gibi foyası meydana çıkacak."

fukara babası: yoksulları koruyup gözeten, onlara yardım elini uzatan, elden
geldiğince yardım etmeyi seven kimse.

funda demir etmek: demir atma komutu vermek."körfeze iyice girince kaptan
funda demir edin dedi."

fütur getirmemek: bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek."sakın fütur
getirme, göreceksin başaracağız."



etiketler etiketler [4]

bilgi ara / www.bilgiara.com