deflasyon :
bir ekonomide toplam arzın, toplam talebi aşması halidir. bu taktirde fiyatlarda bir düşüş görülür.
defter değeri (book value) :
bir işletmenin özsermaye toplamının hisse senedi sayısına bölünmesiyle belirlenir.
defter-i kebir :
günlük deftere geçirilmiş işlemleri, hesaplara dağıtan ve bu hesaplarda belli bir düzene göre toplayan defter.
değişim ekonomisi (exchange economy) :
tarafların, mal ve hizmet değişimlerini serbestçe gerçekleştirebildikleri piyasa şeklidir.
değişken maliyet (varıable cost) :
toplam üretim hacmindeki artış veya azalmaya göre değişen maliyettir. hammadde ve işçilik maliyetleri değişken maliyetlere örnektir.
denge (equılıbrıum) :
etkileyici güçler toplamının sıfıra eşit olduğu, bu eşitliğin değişmesi durumunda hiçbir eğilimin olmaması halidir. bir mala olan arz ve talep eşit ise, o mal piyasada denge halindedir.
denge döviz kuru (equılıbrıum exchange rate) :
toplam döviz talebinin toplam döviz arzına eşit olduğu noktada meydana gelen kurdur.
denge ücreti (equılıbrıum prıce) :
piyasalarda arz ve talebin birbirlerine eşitlendiği fiyat düzeyidir.
dengeli büyüme (balanced growth) :
ekonomide bütün sektörlerin birbirleriyle uyumlu şekilde büyümelerini öngören plana verilen addır. bu tür planlar genellikle az gelişmiş ülkelerde yapılır. dengeli büyümenin gerçekleştirilebilmesi, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte bir üretim zincirinin gerçekleştirilmesine bağlıdır. ???
dengesiz büyüme (unbalanced growth) :
bir ekonomide belirli sektörlere ağırlık verilerek büyüme sürecinin hızlandırılmasıdır. bu sektörler seçilirken, ileriye ve geriye doğru bağlılıkları yüksek olan sektörler tercih edilir.
dengesizlik (dısequılıbrıum) :
birbirlerini ters yönde etkileyebilen güçlerin, birbirini karşılıklı olarak etkisizleştiremedikleri durumdur. tüketicilerin cari fiyattan satın almayı düşündükleri mal miktarı, üreticilerin satmayı düşündüklerinden yüksek ise, bu piyasadaki dengesizliği gösterir.
denk bütçe çarpımı (balanced budget multıplıer) :
kamu giderlerinin vergilerle finanse edilmesi halinde gayri safi milli hasılada oluşacak değişmenin büyüklüğünü belirleyen katsayıdır.
denkleştirici kalemler (balancıng ıtems) :
otonom işlemler sonucunda ortaya çıkan ödemeler dengesi açık veya fazlalarını dengeleyen kalemlerdir. denkleştirici işlemler konusunda ortak ölçü, kalemin oluşma amacına göre farklılık gösterir.
destek noktası :
fiyatların düşerken yoğun alımlar ile karşılaştığı ve daha aşağıya düşmekte zorlandığı seviyedir.
determinasyon katsayısı (determınatıon coeffıcıent) :
(y) bağımlı değişkeni (x) bağımsız değişkeni ile neden-sonuç ilişkisi kurabiliyorsa, (y)'nin varyansının (x) ile açıklanan kısmını belirten ölçüdür. korelasyon katsıyısının tersidir. korelasyonun eğrisel olması halinde "determinasyon endeksi" terimi kullanılır.
devalüasyon (devaluatıon) :
hükümetin aldığı bir kararla, ulusal paranın yabancı para birimlerine karşı satınalma gücünün düşürülmesidir. devalüasyon ile ithalat kısılıp döviz tasarrufu sağlanmaya çalışırken, öte yandan da ihraç gelirlerinin artmasıyla döviz gelirlerinin çoğaltılmasına çalışılır. devalüasyon finansal bakımdan dış açıkların giderilmesinde etkili bir yöntemdir.
devlet borçları (state debts; natıonal debts) :
devletin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan sağladığı borçlardır.
devlet iç borçlanma senetleri-dibs (government debt securities) :
devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır
devlet tahvili (government bond) :
devletin ödünç fon sağlamak amacıyla piyasaya çıkardığı borç senedidir. devlet tahvilleri genellikle üç biçimde çıkartılır:
dikey analiz :
aynı dönem içerisinde bilanço kalemlerin toplam etkinler içerisindeki payları ve gelir tablosu kalemleri için net satışlar içerisindeki payına bakılarak yapılan analiz metodudur.
direnç noktası :
borsada, belli bir süreç içerisinde devamlı bir fiyat artışının yoğun satışlar neticesi durdurulduğu fiyat seviyesini ifade eder.
disponibilite (stock) :
hesap sahiplerinin diledikleri vakit paralarını çekebilmeleri için, bankaların derhal paraya çevrilebilecek değerler bulundurma zorunluluğudur. mevduat ve derhal paraya çevrilebilir değerler arasındaki ilişkiyi belirten bu oranı merkez bankası belirler. disponibilte oranı, piyasanın likiditesini etkileyen bir para politikası aracı olarak kullanılır.
distribütör :
kelime anlamı olarak "dağıtan, paylaştıran, düzenleyen" anlamına gelir. ticari terim olarak ise, "baş satıcı, başbayi" anlamında kullanılır.
dividant :
anonim şirketlerde, safi kardan ve bu hedefle ayrılmış yedek akçelerden ortaklara, şirkete yatırmış oldukları sermayeyle orantılı bir biçimde nakit olarak ya da hisse senedi biçiminde dağıtılan paylardır. dividant dağıtımı şirket genel kurulunun yetkisi içerisine girer. uygulamada anonirri şirket yönetim kurulları dağıtılmasını önerdikleri kar payını genel kurula bildirirler. genel kurul ise bu öneriyi kabul eder ya da etmez. şirket ana sözleşmesinde belirıenmiş kurallar varsa yönetim ve genel kurul bunlara uymak mecburiyetindedir. işletmelerin dividant dağıtımı kararı alırken pekçok öğesi (sadece karların dağıtılabileceği, işletmenin likidite durumu, borçlanma sözleşmelerinin sınırlamaları, işletmenin yatırımlarının geleceği, ortakların özel vergi durumları, karların yıllar itibariyle gösterdiği seyir, dağıtılmayan karların vergi durumu ve şirketin halka açık olup olmaması v.b.) detaylı olarak analiz etmelerinde fayda vardır.
dok :
tersane havuzu, kalafat yeri, gemilerin tamir yeridir. tıpkı zamanda emtianın yüklenip boşaltıldığı deniz anırepolarına da "dok" denir.
dolar açığı (dollar gap) :
ikinci dünya savaşı sonrası batı avrupa ülkelerinde ortaya çıkan dolar kıtlığıdır. avrupa ülkeleri, savaş sonrası ekonomilerini düzeltmek için lazım mal ve hizmetleri abd'den karşılıyorlardı. bu dönemde, avrupa'nın elinde bulunmakta olan bütün altın ve dolar rezervlerinin abd'ye akması, 1950 oratalarına dek avrupa'da dolar açığı yaşanmasına yol açmıştır.
dolar paritesi (dollar parıty) :
herhangi bir ulusal paranın resmi dolar fiyatıdır.
dolaylı vergi (ındırect tax) :
yasama organı tarafından fiyatlara eklenmesi istenerek, tüketicilerden alınan vergidir. satış vergileri, bu stil vergilere bir örnektir.
dolaysız vergi (dırect tax) :
yasama organı tarafından çıkartılan ve verginin direkt doğruya yükümlüsünden alınmasını istediği vergidir. gelir ve mülkiyet vergileri dolaysız vergiye örnektirler.
donatan :
donatan, gemisini deniz ticaretinde kullanan gemi sahibine denir (t.k. mad. 946/1). "donatan" a halk dilinde armatör denmektedir.kendisinin olmayan bir gemiyi kendi adına deniz ticaretinde kendisi veya kaptanı ile kullanan kimse, üçüncü şahıslara karşı da "donatan" sayılır (t.k. mad. 946/2).donatan, gemi adamlarından birinin görev kusurundan doğacak zararlardan dolayı üçüncü şahıslara karşı sorumludur. bu sorumluluk zarar miktarı kadardır (t.k. mad. 947).
dönen varlıklar (current assets) :
üretim sürecinde yer alıp, belrli bir dönem içinde sağladığı yarar yine o dönem içinde sona eren varlıklardır. değişen varlıklar olarakta adlandırılırlar.
döner akreditif (revolvıng credıt) :
akreditifin, sözleşme uyarınca bir kısmının veya tamamının kullanılması halinde otomatik olarak yenilenen akreditiftir.
döviz (foreıgn exchange) :
yabancı bir ülkede ödeme sırasında geçerli olan her türlü bono, çek, kredi mektubu, poliçe, havale gibi her türlü değerli kağıda verilen addır. nakit olan yabancı paralara "efektif döviz" de denmektedir.
dövize natık çek :
bankaların, dth hesabı olan müşterilerine döviz üstünden kendileri, üçüncü kişiler lehine ya da hamiline keşide ettikleri çeklerdir.
döviz kuru :
bir ülkenin ulusal parasının yabancı ülkelerin parası cinsinden değeridir.
döviz tevdiat hesabı :
yurtiçi ve yurtdışında yerleşik kişilerin, ticari bankalarda açmış oldukları yabancı para cinsinden mevduata verilen isimdir.
duran varlıklar :
şirketin likit olmayan aktiflerini gösterir, yani uzun vadeli alacaklar, iştirakler ve maddi duran varlıklar.
dünya bankası (world bank) :
dünya bankası (world bank) ya da uluslararası imar ve kalkınma bankası?nın esas hedefi, üye ülkelerin gelişmesine yardım edecek mali kaynakları sağlamaktır.
düzeltme :
mevcut fiyat trendinin aksi yönünde meydana gelen hareketlerdir. fiyatlar mevcut trendin yönünde tekrar ilerlemeye başlamadan önce genelde belirli bir yüzdeyle bir düzeltme yaparlar.
düopol (duopoly) :
iki üretici ve çok sayıda tüketicinin bulunduğu piyasadır. tüketiciler bakımından, tam rekabet piyasasına çok benzer. üreticilerin arzı kontrol edememeleri satış ücretini tesirler. bu da, fiyatın tekel piyasasındaki fiyata yaklaşmasına yol açar. bu stil piyasalara, kısmi tekel piyasası da denilmektedir.
düopson (duopsony) :
birbirlerine benzer ürünlerin çok sayıda üreticisinin fakat yalnızca iki tüketicisinin bulunduğu piyasalara verilen addır.
düz kur (dırect exchange rate) :
iki milli paranın birbiri cinsinden tanımlanmalarıdır. örneğin, 1 abd doları = 275.000 tl düz bir kurdur. düz kurun tersi "çapraz kur" dur.