?

Akraba evlilikleri

Akraba evlilikleri

Türkiye gibi akraba evliliklerinin yoğun olduğu ülkelerde, sakat bebek doğumları çok sık görülmektedir. akraba evliliklerin görülmesinin sebepleri arasında genellikle, aileye ilişkin mal varlığının dağılmaması, aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygıyı korumak, akrabaların evlilik ve sosyoekonomik beklentilerinin aynı olması ve karşı cinsle rahat iletişime girememe gibi faktörler sayılabilir. akrabalar arasında yapılan evliliğe endogami denilmektedir.



kalıtımın taşıyıcısı genlerdir. bizler nesiller öncesinden gelen atalarımızın bize hediye ettiği genetik kalıtımla hayata başlamaktayız. vücudumuzun büyüyüp gelişmesi ve çalışması genlerimizin kontrolü altındadır. yaşamın esas taşı olan gen' ler, bir dna molekülündeki belirli bir özellik içeren kesitine verilen addır. her bir gen ya da birkaç gen kümesi bizdeki bir özelliğin bilgisini içerir. anne ve babadan eşit olarak geçen genler, bizdeki bütün yaşam duvarlarını örer. genler hücrelerde bulunmakta olan kromozomların kısımlarıdır. bu nedenle genler, kromozomlarla birlikte çoğalarak, hücre bölündükçe yeni hücrelere geçerler. kişide her genin, biri anneden biri babadan gelmiş olan iki kopyası (aleli) bulunur. zaman zaman genin bir kopyasının yapısı bozuktur ve bu bozuk kopya yüzde elli ihtimalle çocuğuna geçer. bozuk bir gen, kişinin bazı vücut fonksiyonlarının bozulmasına sebep olur.



bir karaktere ilişkin olan özelliğin diğerine baskın olması durumunda o karaktere baskın (dominant) gen, baskın olmayan gen' e resesif (çekinik) gen denir. bir karakterin çıkması, iki aynı gen frekansının karşılaşması demektir. şayet bir hastalığa ilişkin gen (resesif) anneden aktarılırken, babadan da aynı (resesif) gen ile karşılaşırsa o hastalık kesinlikle doğacak olan çocukta çıkacaktır. şayet, anneden resesif gen, babadan da dominant gen karşılaşırsa bu sefer doğacak çocuk da aynı anne ve babası gibi hastalığın taşıyıcısı olacak, ama o hastalık açığa çıkmayacaktır. aynı karakterde iki resesif genin karşılıklı gelmesi çekinik alleller neticesi hastalık çıkar. anne ve babadan iki baskın gen (dominant) alan çocuk (baskın alleller) ise tamamen sağlıklıdır. dolayısı ile, akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede, resesif genlerin birbirleriyle karşılaşma olasılıkları, daha fazla olacaktır.



buna örnek olarak kahverengi ve mavi göz renklerini ele alalım. kahverengi göz rengi dominant gen (baskın) olsun, diğeri için de mavi ise (çekinik) resesif gen diyelim. anne-babadan birinin göz renginin mavi (m), diğerinin kahverengi (k) olduğunu düşünelim.



bebekler anne-babalarından kalıtımla; kahverengi-kahverengi (kk), kahverengi-mavi (km), mavi-kahverengi (mk) ve mavi-mavi (mm) genler gibi dört ihtimal almış olurlar. ilk üç taktirde bebeğin gözleri kahverengi (baskın renk olduğu için), son şıkta ise mavi (çekinik renk olduğu için) olacaktır.



kk=k km=k mk=k mm=m



insanlar pekçok kalıtsal hastalığın genini taşır. normal aile yapısında da hamilelikte çocuğun hastalıklı doğma ihtimali %25, taşıyıcı olma ihtimali %50, genin bozuk kopyasını hiç almamış olma ihtimali ise %25'tir. akraba evliliklerinde aynı soydan geldikleri için anne ve babanın aynı genin bozuk kopyasını taşıma, yani hastalığın taşıyıcısı olma ihtimali çok yüksek olduğundan çocuklarında hastalıkların oluşma şansı çok daha fazladır.



işte akraba ile evlenme, zararlı baskın ve çekinik genlerin üst üste gelerek frekanslarının çakışması neticesi ortaya çıkma ihtimalini artırdığından genetik hastalıkların görülmesine yol açabilmektedir. bunların çocukta görülmesi için ana ve babanın her ikisinin de en az bir zararlı çekinik gene sahip olması gerekmektedir. bir miktar önceki göz rengi örneğinde olduğu gibi, mavi göz renginin çekinik genleri, hem anneden hem babadan gelirse, çocuk mavi gözlü olacaktır. dolayısı ile akraba evliliklerinde aynı gen yapısına sahip olan ailede, zararlı (resesif) genlerin birbirleriyle karşılaşma ihtimali fazla olacaktır. akraba ile evlenme, kalıtımla geçen hastalıkların bulunduğu ailelerde bu yönden sakıncalıdır. böyle durumlarda bazı çekinik genler çakışabilecek ve böylelikle hasta çocukların doğma olasılığı artacaktır. hastalığın çıkması, iki resesif genin karşılık olarak bir araya gelmesi demektir. bilindiği gibi resesif genler hastalık taşıyan genlerdir.



ailede genetik dağılım ,erkek ve kız kardeşlerde, genellikle genlerin yarısı birbirlerinin aynıdır. gen ortaklarının miktarları, akrabalık uzaklaştıkça küçülür. torunlar, dede ve ninelerin dörtte bir genine sahiptir. yeğenlerin genleri ise, genellikle amca ve halalarının, dayı ve teyzelerinin dörtte bir genine eşittir. daha uzak akrabalıklarda bu oran, kardeş çocuklarında olduğu gibi sekizde bire düşmektedir.



kan uyuşması çözüm müdür ?




akraba evliliğinde kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızdaki rh etkeni hakkındadır. sadece kadının rh -, erkeğin ise rh + olduğu durumlarda oluşabilir. kan gruplarının uyuştuğu hallerde doğum sonrasında çocuklarda kalıtımsal hastalıklar görülmüştür. erkekte bulunmakta olan rh faktörünün genetik aktarımla ana karnındaki fetüste ortaya çıkması anne ile bebek arasında bir kan uyuşmazlığının ortaya çıkmasına neden olacaktır.



günümüzde akraba evliliklerinde en fazla görülen hastalıklar; zek & acirc; geriliği (fenilketonüri), akdeniz anemisi, alzeimer, parkinson, huntington hastalığı ve nöron ölümüdür, özürlü ve ölü doğumlar da bu örnekler arsında sayılmaktadır.



çocuk doğmadan önce kalıtsal bir hastalığın tanısı konulabilir mi ?



gen analizi de denilen dna analizi yöntemleriyle artık hamileliğin ilk üç ayında pekçok hastalığın tanısı konulabilmektedir. genetik bilimin gelişmesi ile bazı hastalıklarda daha anne karnında müdahale çalışmaları hız kazanmıştır. bebeğin anne karnında içerisinde yüzdüğü sıvıdan, ya da beslenmesini saglayan kordondan alınan sıvıların incelenmesiyle bir anormallik olup olmadığı % 93 oranında kesinleştirilebiliyor. yapılan testlerde, anne karnındaki bebeğin ense kalınlığı ölçülüyor. bebeğin ensesinde fazla sıvı birikmesi, doğuştan zek & acirc; geriliği anlamına gelen down sendromunun habercisi olabiliyor. bundan başka bazı kromozom bozukluklarında ve doğumsal kalp hastalıklarında da bebeklerin ense kalınlığı artıyor. bu çalışmalar ilerisi için umut veren gelişmelerle devam etmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder