?

Balikesir - alibey

Balıkesir - alibey

Nüfusu: 973.314 kişi



yüzölçümü: 14.292 km2



ilkbahar: gidilebilir



yaz: tam sezonu



sonbahar: tam sezonu



kış: gidilebilir





cunda adası, yani alibey adası 'na istanbul'dan gitmek için en iyi güzergah, tem otoyolunu kullanarak tekirdağ'a gitmek. tabii oraya gidince ilk adreslerinizden biri köfte yemek için mola vermek. bunun için de ya şehir içerisinde bulunmakta olan özcanlar köfte gideceksiniz sarımsağı az ve baharalkı köfte yemek için ya da yine hem sahilde hem de şehir merkezinde işyerleri bulunmakta olan ali baba köftecisi bir başka adresiniz. özel olarak yetiştirilen hayvanların etlerinden hazırlanan köfteleri yerken, "iyi ki mola verdik" diyeceğinizi biliyorum.



















nasıl gidilir ?



bu arada şayet içki hem de rakı sevenlerdenseniz, tabii ki sahil yolu üstünde bulunmakta olan sezen market'e uğrayın. tekirdağ'daki rakı fabrikasında üretilen ilk ürünlerden olan rakılarınızı kesinlikle alın. içmedim ama içenler değişik bir tadı olduğunu ifade ediyor. bu arada köy ekmeği ve beyaz peynirini de tadın ve alın. pişman olmayacaksınız...





ardından gelibolu ve çanakkale'ye arabalı vapurla geçebilirsiniz.





sonra da, assos yolu ile ayvalık'a ulaşıyorsunuz. ayvalık şehir merkezinden geçip, kısa bir tur attıktan sonra yolunuzu türkiye'nin en eski köprülerinden biri ile ayvalık'a bağlı olan alibey adası'na çevirin...





hadi geçmiş olsun...





deniz otobüsü...





istanbul'da son yılların en büyük ulaşım alternatifi olarak hizmet veren deniz otobüsü de ege yolculuklarında milyonlarca istanbullu'ya büyük alternatif...





yenikapı'dan kalkan deniz otobüsleri, 1 saat 45 dakika içerisinde bandırma'da oluyor. bu şekilde giderseniz yolunuz hemen hemen 4 saat kadar kısalıyor. o nedenle bir çok insan bu yolu tercih ediyor...





izmir'den gidiş...





alibey adası'na izmir'den gitmek için ise, şehir merkezinden ayrıldıktan sonra karşıyaka üstünden sahilden keyifli bir yolculuk yapabilirsiniz yolun başında. sonra da yaklaşık 5 saat kadar sürüyor yavaş yavaş mola vererek gidiş, izmir- alibey adası arası sahil yolundan.





ama keyifli ve hoş...















nerede kalınır ?



ayvalık çeşitli konaklama tesislerine ve yüksek yatak kapasitesine sahip. nispeten daha sakin alibey adası'nda pansiyon ve moteller bulunuyor. sahil caddesi'nde yer alan artur motel, tv ve mini bozdolaplı odaları ile hizmet veriyor.









alibey adası'na gelirken, "arka deniz" tarafında yer alan tesis basel otel... bundan başka deniz motel ve cunda otel'de kalabilirsiniz.





kamp yapmayı düşünüyorsanız, ada camp ve cundamo camp'ı da tercih edebilirsiniz.





eğer şehir merkezinde ideal bütçeli bir pansiyonda kalmak arzu ederseniz size atün pansiyon'u önerebilirim.





iskelenin arkasındaki caddede, hayata bir adım uzaklıkta temiz aile işletmesi. odalarda standart temiz çarşaflı yataklar var. banyo tuvalet içerisinde. başka bir kanfor yok.





ancak caddeye bakan odada kalırsanız, sahildekileri izleyebileceğiniz nefis sarmaşıklarla süslü balkonu var. oraya çıkıp günün gecenin keyfini sürebilirsiniz...















ne yenir ?



ayvalık, ege ve akdeniz'in en zengin yemek ve meze türlerine sahip bölgesi. bilhassa yöresel otlardan yapılan ve meze ve salatalar bölgeye has özellikler taşıyor.





temmuz ayında istifno başlarken, hindibağ, sarmısak, zeytinyağı, limon soslu radika otu masaların birinci sırada yer alan mezesi. çıplak adalardan getirilen taze börülce, çevre köylerde yetiştirilen enginar, patlıcan salata, yaprak sarmalar ayvalık'ın tanınmış has zeytinyağı ile, daha da lezzetleniyor.





çiçekyağı yerine has zeytinyağında kızartılan balık unutulmaz lezzetlere bürünüyor.





alibey adası'nın etrafında gerek balık, gerekse kabuklu su ürünleri üreten pekçok çiftlik yer alıyor.





midye akdeniz'den tuzlu suda büyüyüp serpilemediği için, az tuzlu olan ege'de midye üretme ve arıtma tesislerinde işlenebiliyor. kabuklu deniz ürünleri arasında bir tür midye olan"akivadis" de cunda adası'ndan çıkıyor.





aşçıların gözdesi akivadis'in yapımı!





deniz ürünü kabuklu akivadisler, tavada domates, biber, mantar ve baharat ilavesi ile hazırlanıyor. ocaktan alınmadan önce içerisine bir tek viski dökülüp alevlendirilen meze oyalayıcı geniş şekliyle, değişik lezzetlere sahip oldukları için damak zevkine düşkün olanlarca tercih ediliyor. kaşarlı istiridye, midye, kidonya, tarak, ayvada farklı pişirim biçimleri ve ilavelerle menüde yer alıyor.





yörenin balıkları arasında,çiftlikte üretilen veya daha değişik fiyatla vahşi deniz çipurası, levrek aranan balıklar. barbunya, sinarit, ispari gibi türleri de var.



artur restoran, levrek veya iri sinaritten tuzda pişirdikleri balıkları, fırından kalıp durumunda çıkarıp, maytaplarla masaya getiriyor. konukların önünde de çekiçle kırıp servis yapıyorlar.





iskele'de bulunmakta olan mezeleriyle tanınmış deniz restaurant da, bir başka lezzet durağı. gerçekten her türlü mezeyi ağzınıza layık hazırlıyorlar. bilhassa deniz ürünü levrek ya da çipura bulabilirseniz kesinlikle tadına bakın. yemek sonunda müssesenin ikramı! " olarak lor tatlısı ikram ediyorlar. tadına bakın. beğeneceksiniz...





cunda adası'nda özel olarak yiyecekleriniz arasında papalina isimli, sardalyanın ufağı balıklar var. yöreye özgü. haziran ayı sonunda başlayan ve sardalyanın küçüğü olan "papalina", tekir dolması, ahtapot salatası, paçası, güveci, kalamar tava, hamsi, turşu sardalya, karides, sübye, midye salatası, deniz kestanesi gibi lezzetlerle donanan sofralar, bölgeyi sofra kültüründe ve damak zevkinde değişik kılıyor.





sabah kahvaltısında tostun tadına doyamayacaksınız!





sabah kahvaltısında hemen hemen her gün, zeytin, peynir, reçel ve bal sofralarımızın değişmez menüsüdür. ancak buna alibey adası'nda veda edin. çünkü burada ayvalık ya da ada tostu var. bu tostu da yiyecekseniz taşkahve'nin hemen yanısıra yer alan"dedem" den yani hıdır tekinoğlu'ndan yiyin.





aslında kahvenin yanındaki seyyar tost dükkanını, 20 yıl boyunca babası hüseyin ekiroğlu işletmiş. ama yaşama veda edince işin başına 3 yıl önce oğlu geçmiş. o da aynı babası gibi her tostu büyük bir itinayla ve lezzetle hazırlıyor.





tostun özelliği ise ekmeği. bu ekmeği ayvalık'ta çamlıbel tost fırını yapıyor. başka bir şey de yapmışormuş yıllardır. lezzet her zaman aynı. ufalanmayan lezzetli ekmeğin içerisine, izmir'den getirilen peynirler konuluyor. arzuya göre, karışık ya da sucuklu olmak üzere de tostlar yapıyor hıdır tekinoğlu. tek kişilik ordu gibi sabahtan gece yarılarına kadar müşterilerine hizmet ediyor.





adaya gittiğinizde bir sabah kahvaltınızı bu tostla yapın. ne demek istediğimi anlayacaksınız.





taş kahve





adada güne başlama için en iyi yer, taş kahve. ya pastahaneden ya da kahvenin hemen yanısıra bulunmakta olan dedem tostçusundan alacağınız tostlarla burada güne başlıyorsunuz.





kahvenin sabah erken saatlerden başlayarak gün boyunca müşterileri hemen hemen aynı. bilhassa sabahları, saat 09. 00'da her gün kahvesini içmeye gelen yaşlı rum teyzeyi seyretmek bile sizi günlük telaşlarınızdan alacak. kahvenin garsonu ile "bugün erken geldim, yok geç geldin" tartışmasını başka bir yerde izlemek bile, apayrı bir dünyada olduğuzu, hatırlatıyor. bir zamanlar büyük şehirlerde de yaşanan hemen hemen herkesin birbirlerini tanıdığı, postacınının, bakkalın arkadaş olduğu günlerin hâlâ kaybolmadığını burada tekrardan yaşıyorsunuz büyük bir şaşkınlıkla...





müşteriler ile kahve sahipleri arasında dostluk, arkadaşlık oluşmuş. en son temiz kıyafetlerini giyen yaşlı kadın, denizi seyrederek güne başlıyor. bir yandan da sabah kahvesini içiyor.





diğer masada ise, adanın bir başka yaşlısı robrok isimli 95 yaşında olduğu söylenin kişi oturuyor. o da bir zamanlar adanın berberi imiş. şimdi adanın en iyi otellerinden artur ailesinin.





kim adalı, kim yabancı nasıl anlaşılır!





adalılar kendi aralarında, kahvede oturanların gerçek alibey adalı olup olmadığını şu şekilde anlıyorlarmış...





eğer deniz kenarında kahvede oturan biri sırtını denize dönüp geleni geçeni seyrediyorsa bu kesinlikle adalıdır diyorlar kendi aralarında. buraya gezmeye, tatil için gelenler ise, yıl boyunca özlemini duydukları denize dönerek oturdukları için hemen tanınıyormuş.





çifte kavrulmuş lokma...





bir başka ada tadı ise, çifte kavrulmuş lokma. bilhassa iskele caddesinin başında bulunmakta olan ada pastanesinin önünde, bu lokmanın tadına bakmak için insanlar kuyruk oluyor.





gerçek çifte kavrulmuş lokmalar gözünüzün önünde keyifle hazırlanıyor. üzerine tarçını kıvamında serpiliyor. ve ağzınıza aldığınız anda, ne demek istediğimi daha iyi anlıyorsunuz.





bir çok yerde yediğim lokmanın hiç bir şey demek olduğunu, bu lokmayı yiyince daha iyi anladım.





bunlar da anlaşılacağı gibi ada, uzun yaşamanın en önemli duraklarından biri. nasıl olmasın ki. tertemiz havası, oksijen kürüne girmiş gibi hissettiriyor insanı.





denizi bir başka hoş. sahilin dinginliği, insanların hayatın günlük koşturmacalarına verdiği ara, sizi de bir anda günlük stresten uzaklaştırıyor.





bir kaç günlüğüne de olsa, apayrı bir hayata uyum sağlıyorsunuz.















alışveriş



alibey adası'nda alınacak ürünlerin başında tabii ki zeytin ürünleri başı çekiyor.



adada yetişen zeytinlerden üretilen ürünleri alabileceğiniz yerlerin başında, sahil girişinde bulunmakta olan giritli geliyor. sahibi murat başkurt girit kökenli.





her türlü zeytinyağını bulmam olası. kendi bahçelerindeki zeytinlerden üretilen yağları satıyorlar. dükkana girer girmez zaten havasından farklılığını hissediyorsunuz.





hazırlanan şişe içerisine doğranan küçük parçalar durumundaki beyaz peynirleri giritliler, sabah kahvaltılarından yiyormuş. tıpkısı bulma imkanınız var. tabağa döküp yağ içerisinde bekleyen peynirleri yiyorsunuz.





alibey adası'ndan alacaklarınız arasında taze deniz ürünleri de var...





adada bundan başka sabah erken saatlerde balık alma imkanınız da var. avdan dönen balıkçıların büyük balıklarını bilhassa restoran sahipleri hemen alıyor. geriye kalan orta ve küçük balıkları ise hemen yerel balık satıcıları alıyor. başlıyor erken saatlerde iskele caddesinin hemen arkasında, taş kahvenin yanındaki dükkanlarında ya da tezgahlarında satmaya. ada küçük olunca bir adımda buraya gidiyorsunuz. balıklarınızı alıyorsunuz. tabii bu adada evi olanlar icin.





gezmeye gidenler ise, sahilde yer alan balıkçılarda büyük sehirlerde bulamayacakları deniz levreklerini, çipuraları ideal sayılabilecek fiyata yiyebiliyorlar. tabii yanısıra ege'nin o birbirlerinden leziz ot yemekleri, mezeleri de cabası. ısırgan otu salataları, borulceler, dalından yeni koparılmış domateslerle yapılan salatalar. yani yolunuz düşürse adaya, kesinlikle uğrayın balıkların tadına bakın.





ada peynircisi peynir sevenlerin adresi...





alibey adası'nın peynirlerini de es geçmemek gerekli. bunu da almak için çarsı içerisinde ada peynircisine kesinlikle uğrayın... cemal - ali gülören kardeşler sahipleri... iki çeşit özel peynirleri var. ürettikleri sepet peynirler; yöresel peynir olarak geçiyor. yalnızca ayvalık yöresine has bir peynir. mart ayından haziran ayının ilk haftasına kadar üretiliyor. bitim tarihi de stoklara bağlı. bir yılda da bitiyor daha da fazla sürüyor.





peynirler sırf koyun sütünden yapılıyor. özelliği adada yetişen koyunların sütünden yapılıyor olması. peynirin dışındaki kabuk kısmı uzun müddet dayanmasını sağlıyor. peynirin için tuzsuz oluyor.





sadece kabuk kısmı tuzlanıyor. tuzu sonra yavaş yavaş içerisine cekiyor ama fazla değil. alıp dolaba koyarsanız bir ay kadar dayanabiliyor. hatta ufak parçalara bölüp saklarsanız ömrü daha uzun oluyor. istanbul ankara gibi şehirlerden müşterileri var. onlara istek üstüne kargo ile gönderiliyor.





bir de teneke tulum denilen peynileri var yöreye özgü. o da bu peynirin kasnakta yapılmışı. aynı sistemle yapılmıyor. bu peynirler kasnağa konulup yaklaşık 4 ay buzhanede bekletiliyor.





hediyelik eşya





ada turizme açıldıktan sonra, bir zaman geçtikçe yalnızca insanların piyasa yaptıkları iskele; bilhassa akşamları alışveriş merkezine dönüyor. aday özgü ürünlerden tutun da, her türlü yerli yabancı hediyelik eşya kurulan seyyar dükkanlarda sizleri bekliyor.





aklınıza gelebilecek hemen hemen her şey var burada. uzakdoğu'dan getirilen deniz ürünlerinden ve ağaçlardan yapılan hediyelikler alakanızı kesinlikle çekecek...















ilginç yerler



adanın adı nereden geliyor ?





kurtulus savaşı'ndan sonra, yunanlılar'a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya "alibey adası" adı verildi. ancak cunda adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.





yazar ahmet yorulmaz'ın ayvalık'ı gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:



" ayvalık'ın karşısındaki adaya cunda deniyor. bu adın piri reis'in kitab-ı bahriye'sinde geçen yunda adalarından galat olduğu sanılıyor. her iki isim de kullanılıyor bugün. bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya "cunda" demesini yadırgamamaları, isimde rumluk aramamaları gerekmektedir. çünkü ayvalıklı rumlar buraya "kokulu ada" anlamına gelen "moshonis" adını vermişlerdi.



bunun da tanınmış bir korsandan geldiği kayıtlıdır. "





alibey adası'nda taş mimarisiyle rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında apayrı bir atmosfer yaşanıyor. adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. gezinize alibey adası'nın yerleşim alanı, ayvalık'a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.





adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.







şeytan sofrası'nda güneş batışı...





adanın adı nereden geliyor ?





kurtulus savaşı'ndan sonra, yunanlılar'a karşı ilk karşı koyan komutanın anısına adaya "alibey adası" adı verildi. ancak cunda adası ismi adaya verilen bir başka isimdir.





yazar ahmet yorulmaz'ın ayvalık'ı gezerken 5 isimli kitabında yazdığına göre:



" ayvalık'ın karşısındaki adaya cunda deniyor. bu adın piri reis'in kitab-ı bahriye'sinde geçen yunda adalarından galat olduğu sanılıyor. her iki isim de kullanılıyor bugün. bazı gezginlerin, halktan birisinin adaya "cunda" demesini yadırgamamaları, isimde rumluk aramamaları gerekmektedir. çünkü ayvalıklı rumlar buraya "kokulu ada" anlamına gelen "moshonis" adını vermişlerdi.



bunun da tanınmış bir korsandan geldiği kayıtlıdır. "





alibey adası'nda taş mimarisiyle rum evleri, manastırlar, yaşlı zeytin ağaçları, rengarenk tekneli balıkçılar arasında apayrı bir atmosfer yaşanıyor. adanın arka yüzündeki keşfedilecek birçıok yer var. gezinize alibey adası'nın yerleşim alanı, ayvalık'a bakan yüzünden başlayabilirsiniz.





adaya girişte karşınıza çıkan metruk değirmenden sola dönünce, kendizini adanın taş kaplı daracık sokaklarında bulunuyorsunuz.





eski taş evlerin arasında müşteri bekleyen at arabası sahibi...





dar sokaklara keskin dönemeçlere uyum sağlayan at arabaları ve merkep taşımacılığı hala sürüyor.





bölgesel renkteki taş yapıların kapıları, balkon demirleri, pencere pervazları ve kapı tokmakları ile değişik olduklarını bir çırpıda anlatıyor.





adanın yüksek tepelerinden ayvalık'a doğru bakınca solunuzda dalyan boğazı yer alıyor.





sekiz manastır ve bir o kadar da kilisenin yer aldığı ada, koruma alanı ilan edilmekte geç kalınmasına karşın, eski medeniyetleri anımsatan bir çok özelliğini hala koruyor.





sessizliğin hakim olduğu sokaklardaki gezinizde, resim fotoğraf, film gibi bir çok sanat faaliyeti gerçekleştirebilecek nimetleri da bulabilirsiniz.





adanın diğer kısımları, doğa yürüyüşlerine daha ideal flora ve fauna zenginliğini içeriyor.





alibey adası, bilhassa iskelenin arkasından başlayarak daracık sokakları, birbirine yaslanan kime restore edilmiş kimine dokunulmamış eski rum evleriyle sokak sokak keyifle gezilecek nitelikte...





her şey yüzyıllar öncesinden kalmış gibi. evlerin arasından adayı hakim bir tepeden görebileceğiniz aşıklar tepesi'ne de çıkabiliyorsunuz...





sahil sonunda ise, ayvalık otobüslerinin kalktığı yerde, adaya yunanistan'dan ilk getirilen getirilen göçmenlerin denizden karaya çıktığı noktada, bir mevlevi heykeli var. burada adanın tarihçesi bir tabelaya yazılmış...



alibey adası'nda gidecek yer çok. denize gitmek istiyorsanız karadan adanın arka tarafında bulunmakta olan patricia'ya gidebilirsiniz. yol zeytin ağaçlarının arasından geçiyor. yarım adanın arkasındaki patricia gerçekten görülmeli. günümüze kalan çoğu harap da olsa rum evlerini, yaşam şeklini görme şansınız var. tabii ki, sahilde de denize girme imkanı var. temiz kimsenin olmadığı nefis yerler.





haydi tekne ile adalar gezisine çıkıyoruz!





bir başka deniz alternatifi ise, ya ayvalık'tan iskeleden binebileceğiniz ya da alibey adası iskelesinden de katılabileceğiniz tekne turları. ayvalık civarında bulunmakta olan 23 ada rüzgarın haline göre dolaşılıyor. bir gezide 4-5 adaya uğrayabiliyorsunuz. adaların koyları nefis. bu turlara biz bambi tur'un sahibi coşkun kaptan'ın teknesiyle çıktık. kaptan tekneye biner binmez sizi karşılıyor. teknenin kurallarını anlatarak size aydınlatıyor...





bu kurallar da neyin nesi demeyin. uzun yıllar almanya'da kalan kaptan, tekne gezisinin ne kadar değişik olduğunu size hissettiriyor. insanların yol boyunca en fazla gereksinimi olan tuvalet konusunda çok titiz oldukları verdiği bilginin en önemli bölümünü oluşturuyor. tuvalete her giren kişi tekne görevlilerini bildiriyor. çıkar çıkmaz da hemen görevli tuvalete girip, içerisini dezenfekte ediyor.





kısacası günübirlik de olsa, denizin ortasında keyifli yolculuk yapmak istiyorsanız size öneri edebilirim. kaliteli bir tekne. herkesin yeri rezervasyon haline göre teknede ayrılıyor. üst kısmında ise güneşlenebiliyorsunuz. yemekli tur alırsanız keyfiniz daha da yerinde oluyor.





öğlenleri genellikle balık salata ve meyveden meydana gelen menü var. ama menünü özelliği hemen hemen her şeyi doyana kadar yiyorsunuz.





balıklar gözünüzün önünde teknede hazırlanıyor. salata da öyle. keyifle bir yandan hoş bir koyda dinleniyor. bir yandan da yemek yiyorsunuz. kaptan en yoğun sezonun temmuz ağustos ayı alduğunu anlatıyor. esasında tekneler 1 mayıs ile 30 ekim arasında hizmet veriyor. sabah 11. 00 gibi denize çıkılyor. akşam 18. 30'da geriye dönülüyor.





denizde melina, karaada akvuryum, çoban kayalıkları, incirli ada gibi yerlere uğranıyor. adaların isimleri, üzerlerinde yetişen meyvelere ya da coğrafi biçimlere göre yöre halkı tarafından konulmuş.





bölgede maden adaları da var. bir zamanlar maden çıkarılan adalarda şimdi ocaklar faaliyetini durdurmuş ama bazılarının bacaları hala gözüküyor. 25 yıl öncesine kadar bu madenler çalışıyormuş.





gelir az gider fazla olunca madenlerin çalışmasına ara vermişler. ancak adaların en keyifsiz yanı, üzerlerinde bulunmakta olan kiliselerin, binaların günümüze kadar metruk olarak bırakılması. bir çok adada bulunmakta olan kilise, vaktin tahribatına dayanamamış. un küçük olmuş.





gezilerde patrica manastırı denilen ayışığı manastırı'na da uğranıyor. burası da esasında karayoluyla da gidilen bir manastır. ama adanın uç kısmında ve yol olmayan bir yerde olduğu için en iyisi, tekneyle gitmek. deniz kenarında metruk olarak duruyor. buraya gelen yunanlılar, rumlar kesinlikle bu manastırı ziyaret ediyor.





kaptanlar gezilerini rüzgar haline göre belirliyor. lodos olursa alibey adası güney batı kısmına gidiliyor. burası geziliyor. ayvalık'tan bundan başka assos'a da feribot çalışıyor.





ada esasında çok büyük. 8 mil hızla tekneyle giderseniz, 5 saatte etrafını ancak dolaşabiliyorsunuz. ada'da 1967 yılına kadar nüfus 2 bin imiş. o vakit ayvalık'tan teknelerle insanlar adaya gelirmiş. ortalık sakinmiş. 80 yılından sonra insanlar adaya akın etmeye başlamışlar. burayı değiştirmişler tabi ki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder