?

Cevre kirliligi ve astim

Çevre kirliliği ve astım

Çevresel etkenler, alerjenler ve çocukluk çağında geçirilen viral enfeksiyonların, astımı tırmanışa geçirdiği bilinmektedir.

astım bir halk sağlığı sorunudur. astımda nefes yolları çevresel değişikliklere karşı hassaslaşır, öksürük ve hırıltılı solunum ortaya çıkar.

"çevresel etkenler, alerjenler ve çocukluk çağında geçirilen viral enfeksiyonlar, astımı tırmanışa geçirir. astımda, nefes yollarında, mikrobik olmayan iltihaba bağlı şişme yaşanır. nefes yollarındaki kaslarda daralma nedeniyle nefes yolları tıkandığından, solunum zorlaşır. astım atağını, çevre kirliliğinin yanısıra, gribal enfeksiyon, alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği, kimyasal maddeler, üzüntü, stres, bazı ağrı kesiciler, tansiyon düşürücü ilaçlar da artırır."

astım yakınmaları saatten saate, günden güne farklılık gösterir, yakınmalar kişiden kişiye de değişiklik göstererek yaşamı negatif tesirler.

astımın topluma zararını önlemek için, yakalanmayı kolaylaştırıcı etkenleri azaltma yoluna gidilmesi gerekir, çocuklarında astım gelişmesini istemeyen ailelerin, evde yemek pişirirken yemek dumanlarının solunulan havaya yoğun biçimde karışmasına izin vermemeleri gerekir, mutfakta kesinlikle ideal bir aspiratör bulunması ya da en azından pencerelerin açık tutulması gerekmektedir.

250 bin astımlı var

istanbul' daki hasta sayısı avrupa standartlarının altında...

istanbul tıp fakültesi göğüs hastalıkları anabilim dalı tarafından 20 kişilik bir ekiple yapılan araştırmada istanbul' daki solunum yolu hastalıklarının sıklığı ve nedenleri incelendi.

istanbul tıp fakültesi göğüs hastalıkları anabilim dalı tarafından yapılan bir araştırmada, istanbul`da yaklaşık 250 bin kişinin astım hastası olduğu belirlendi. araştırmada, istanbul`da astımın görülme sıklığı yüzde 2. 4 olarak saptandı. avrupa birliği solunum hastalıkları araştırması çerçevesinde 20 kişilik bir ekiple, istanbul`daki astım, kronik bronşit ve diğer solunum yolu hastalıklarının sıklığı ve nedenleri araştırıldı. araştırma için hava kirliliğinin en yoğun olduğu istanbul`un eyüp ilçesi ile karadeniz`den temiz rüzgar alan beykoz seçilmiş. buna göre istanbul`da 250 bin astımlı hasta var.

bu rakam avrupa standartlarının altında bir rakam. bilinenin aksine hava kirliliğinin astım sıklığı üstünde belirgin bir tesiri olmadığı görüldü. kronik bronşitte durum değişik. sigara ve hava kirliliği hastalığa yol açan en önemli iki etken. astımın en büyük sebebi ev tozu akarları ile lpg gazıyla çalışan ev gereçleri.

türkiye`deki alerjik astım hastalarının yüzde 70`inde ev tozu akarı alerjisi var. astımlı ev hanımları kesinlikle mutfaklarını 24 saat havalandırmalı ve lpg ile çalışan ocaklarının üstüne aspiratör taktırmalıdır.

astım nedir ?

astım akciğerlere kadar olan hava yollarını (bronşlar) etkileyen bir hastalıktır. bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan başlayarak akciğerlere kadar ulaştırır. sağlıklı bir kişide bu soluma olayı basitçe gerçekleşir. astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. astım atağı sırasında bronşlar (hava yolları) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır.

bunlar:

- bronşları çevreleyen kasların kasılması neticesi hava yollarının daralması

- bronşun içini saran zarın şişmesi

- hava yollarında mukus (sümük - balgam) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını yer yer tıkaması

astım nöbetinin belirtileri nelerdir ?

bronşlar daraldığı vakit solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı biçiminde ifade edebilir.

bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma (nefes alıp verme) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

astımın bulguları nelerdir ?

- öksürük. astımın sık bir bulgusudur. bilhassa gece öksürüğü olur. egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması sebebi ile olur.

- vızıltı. astım nöbetinin sık rastlanan bir bulgusudur. akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı vakit nefes verirken duyulur.

- sık soluma. astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içerisinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.

- göğüs duvarı derisinde çekilmeler. daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. bu bulgu saptandığında derhal hastaneye başvurunuz.

astıma neden olan durumlar (uyaranlar) nelerdir ?

astımın nedeni tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı hassas olduğu bilinmektedir. bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna sebep olurlar. bu uyaranları şu biçimde sıralayabiliriz:

1. alerjenler (alerjiye neden olan maddeler )

normal kişilere hiçbir zararı olamayan alerjenlere, alerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir alerjik reaksiyon olur. bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. kişi hem alerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir.

bu alerjenlerin bazıları şunlardır:

- ev tozu, ev tozu akarları (böcekler )

- çiçek tozları (polenler )

- küf

- hayvan tüyü

2. enfeksiyonlar

solunum yolu enfeksiyonları (grip, nezle) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına sebep olabilir. bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

3. hava değişimi

mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi (bilhassa soğuk hava) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

4. egzersiz

astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına sebep olabilir. koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden

olan yoğun egzersiz çeşitleri, birkaç dakika içerisinde bir astım atağına sebep olabilir. ancak dolayısıyla astımlı çocuklarda egzersizin

engellenmesi söz konusu değildir. egzersiz öncesi ideal ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. iyi tedavi edilen astımlı bir çocukta

egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu hekiminize bildiriniz.

5. ırritanlar (tahriş ediciler )

bazı maddeler hassas olan bronşları tahriş edebilir. bu maddeler şu biçimde sıralanabilir: sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. astımlı bir kişinin yaşadığı evin içerisinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

- astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da ideal tedavi ile akciğer işlevleri normale yakın olarak korunabilir.

- astımda problem bronşlarda olmasına karşın bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar hakkında sorunlar eşlik edebilir. astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. buruna yönelik ideal tedavi ile (burun temizliği ve hekimin tavsiyesi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.

- astım bazı psikolojik problemlere sebep olabilir. ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma sebep olabilir. ideal tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

alerjiyi önlemenin yolları

çocuğun yanısıra sigara içilmeyecek

evlerinde sigara içilen çocukların astım olma riskinin önemli ölçüde artığı bildiriliyor. sigaranın alerji riskini artırdığı araştırmalarla kanıtlanmasına karşın, ebeveynlerin çoğu sigara içmekten vazgeçmemektedirler.

en az 4 ay emzirilecek

annelerin bebeklerine en az 4 ay yalnızca anne sütü vermeleri bebeğin ileride astım olma riskini azaltmakta dolayısıyla ailede alerjisi olan kişiler varsa, 6 ay ek gıda vermeden emzirme öneri edilmektedir.. ingiltere' de yapılan bir araştırmada, 4 aydan daha az emzirilen çocuklar ile 4-6 ay emzirilen çocuklar karşılaştırıldığında, ilk gruptan astım olanların sayısının daha yüksek olduğu ve bu hastalığa daha erken yakalandıkları tespit edilmişti. yumurta ve fıstığın, alerji olma riski yüksek olan çocuklara 3 yaşından başlayarak verilmesi öneri edilmektedir. nörodermatit, egzama ve atopik dermatit gibi hastalıklar görülen bebeklerin annelerinin şayet emziriyorlarsa yumurta, fıstık ve balık yememeleri, emzirmiyorlarsa da süt proteini hidrolize edilmiş hipoalerjen (ha) mamalar kullanmaları gerektiği vurgulanmaktadır

evcil hayvan riskli değil

çocuğun, erken yaşlarda evcil hayvanla teması durumunda alerji riskinin artmadığını belirtilmekte olup isveç' te e yapılan bir araştırmaya göre, erken yaşlarda hayvanlarla içli dışlı olan çocukların alerjik sinüzit ve astıma yakalanma oranı daha düşük.

akarlara karşı yastık ve yorgan yıkanacak

ev tozunda bulunmakta olan "akar" adı verilen 0. 1-0. 5 mm çapındaki ufak hayvancıklar da alerjiye sebep olabilir, bu akarların çoğalma yerleri bilhassa yatak ve yorganlardır. akarlara karşı alerjisi olan kişilerin, yatak ve yorganlarını sıkça 55 derecede yıkamaları gerekmekte, akarların yüzeye çıkmasını engelleyen özel yatak koruyucularının da etkili olduğu bildirilmektedir.

astım ve alerjik hastalıklar neden baharda daha sık görülmektedir ?

hem bahar mevsimi hem mevsim farklılıkları pekçok hastalığın daha çok görüldüğü dönemlerdir.

mide hastalıkları oluşumu, kalp hastalıkları oluşumu, pek çok hastalık mevsim değişikliği olan dönemlerde daha çok ortaya çıkıyor.

bunlardan bir tanesi de astım ve alerjik hastalıklar. burda pek çok etkenin rolü olması muhtemel. bir tanesi havayla ilgili olan farklılıklar. yani havaların ısınması. atmosfer basıncındaki farklılıklar. soluduğumuz havadaki nem miktarındaki değişiklikler ve yine bu mevsimde soluduğumuz havaya karışan bitkilere ilişkin polenlerin burda önemli rolü var. bunun yanısıra bir de vücudumuzda birtakım farklılıklar oluyor veya olamıyor belkide. çünkü vücudumuzda pek çok hormonlar var. bunların salgılanmasında gecenin, gündüzün ve mevsimlerin çok önemli rolü var. keza bağışıklık sistemimiz direkt doğruya dış etkenlerden etkileniyor. işte bahar mevsiminde, astımın, alerjik hastalıklarının çok sık görülmesinde, hastaların şikayetlerinin artmasında hem bu atmosferdeki mevsimlerdeki farklılıklar hem de vücudumuzun buna uyum sağlayamamasının rolü olduğu düşünülüyor.

görülme sıklığı

astımın görülme sıklığını erişkinlerde ve çocuklarda diye ayırmak gerekli. çünkü oranlar çok değişik. ülkemizde son yıllarda bu konuda pek çok çalışma yapıldı. bunu da özet olarak söyleyecek olursak, ilkokul çağındaki çocuklarda astım görülme oranı ortalama olarak türkiye' de yüzde 10 civarında. buna karşılık erişkinlerde astımın görülme oranı ise yüzde 5. tabi ülkemiz çok büyük bir ülke biliyorsunuz, çok değişik coğrafi bölümler var, deniz kenarında olanlar var, yüksek dağlarda yaşayanlar var.. sanayileşmenin çok değişik olduğu bölümler var. burda oranlar hep değişiyor. ama genel olarak buna bakacak olursak, ortalama olarak çocukluk çağında, ilkokul çağındaki çocuklarda yüzde 10, erişkinlerde ise yüzde 5 diyebiliriz."

metropollerde yaşamanın bu anlamda bir risk etkeni olduğunu araştırmalar da doğruluyor. astım hastalığı, hem türkiye' deki yapılan araştırmalarda hem yurt dışında yapılan araştırmalarda sanayileşmenin yoğun olduğu ülkelerde, sanayileşmenin yoğun olduğu şehirlerde çok daha fazla görülüyor. burdaki insanların şikayetleri çok daha fazla oluyor.

kalıtsallık

astımın ortaya çıkabilmesi için hem kalıtsal bir yatkınlık olması gerekli, hem de buna çevresel etkenlerin katkıda bulunması gerekiyor. bu kişide kalıtsal bir yatkınlık varsa tabi burda kişinin yapacağı gelişi güzel bir şey yok. ama bu kişi kendisini negatif çevresel faktörlerden koruyarak astımdan pekala korunabilir. bunun başında da hava kirliliği geliyor. bu hem dış hava kirliliği, yani sokaktaki havanın kirliliği anlamında hem de zamanımızın çoğunu artık kapalı mekanlarda geçiriyoruz. bu içerisinde bulunduğumuz mekanların havasının kirliliği çok önem kazandı. sigara içilmemesi çok önemli. sigara içilen ortamlarda bulunmak da aynı biçimde sigara içiyormuş gibi insanlardaki duyarlılığı artıran bir faktör. onun için sigara içilen ortamlarda bulunmamak gerekiyor. diyetimiz çok önemli bir faktör. son yıllarda bilhassa bu antioksidan dediğimiz maddeleri a ve c vitaminlerini içeren diyetle beslenmenin, balık etini fazla tüketmenin hem astıma hem diğer alerjik hastalıklara karşı koruyucu tesirinin olduğu anlaşıldı. böyle beslenen insanlarda alerjik hastalıklara karşı vücut kendini daha iyi savunuyor, daha iyi koruyabiliyor.

polenler

astıma ve diğer alerjik hastalıklara, bilhassa saman nezlesi denilen hastalığa yol açan alerjenlerin başında polenler geliyor. polen dediğimiz şey çiçek tozları. çiçeklerin üremesine yarayan, onların çoğalmasını sağlayan ufak tanecikler. işte hassas insanlarda bu polenler de hem saman nezlesine hem de astıma yol açabiliyorlar. türkiyemiz bitki örtüsü bakımından çok zengin, çok geniş büyük bir ülke. çok zengin bir bitki örtüsü var ve bu bitkilerin pek çok poleni var. fakat her polen alerjiye yol açmıyor. polenleri kolayca ikiye ayırabiliriz. bir tanesi büyük olan polenler, ağır olan polenler. bunları zaten solunum yollarıyla almak olası değil, bunları böcekler bitkiden bitkiye taşıyorlar. bizim için temel alerjik hastalıklar bakımından önemli olan havaya karışan ve boyutları çok ufak olan polenler. ülkemizde bitki örtüsü çok zengin. fakat türkiye' de bilhassa çayır polenleri, hububat polenleri ve yöreye göre çeşitli ağaç polenlerinin alerjik hastalıkların ortaya çıkmasında büyük önemi var. gelişmiş ülklerde hem hava tahmin raporlarında hem gazetelerde o dönemdeki polenlerin oranları bildiriliyor ve insanllar uyarılıyor. ama türkiye' de henüz böyle bir çalışma yapılmadı. böyle bir uyarı yapılmıyor. polenler, atmosfer şartlarıyla yakından alakalı olarak atmosferdeki sayıları değişiyor. bilhassa sabahın erken saatleri bu bakımdan çok önemli. kuru ve rüzgarlı havalar çok önemli. ve de tabi polene yakın olan ortamlar çok önemli. gerçi polenler rüzgarın etkisiyle çok uzak mesafelere, kilometrelerce uzaklara gidebiliyorlar. ama tabi o kaynağa ne kadar yakınsanız solayacağınız polen sayısı da o kadar fazla olacaktır.

kapalı mekan kirliliği

gerçekten de bu astımlılarda ve diğer alerjisi olanlarda nevakarları denen yaratıkların çok önemli rolü var. çoğunda karşılaşılan alerji nevakarları.. bunlar çok ufak yaratıklar. daha çok sıcak, rutubetli ortamlarda görülüyorlar ve bilhassa de halı gibi, yatak şiltesi gibi, koltuk, kanepe gibi ortamlarda yoğun olarak çoğalma imkanını buluyorlar. işte insanların günümüzde de vakitlerinin çoğu hep evde geçtiği için bilhassa çocukların, gün içerisinde yoğun olarak bu alerjenlerle karşılaşıyorlar ve genetik bir yatkınlığı da varsa bu insanların, zaman geçtikçe bu akarlara karşı onlarda bir duyarlık hali ortaya çıkıyor.

çarşaf, yorgan, bunların yıkanması bu anlamda alınacak bir tedbir fakat tabi yatağı, şilteyi yıkamak olası değil, halıyı da yıkamak olası değil. bunlar 55-60 derecenin üstünde yaşamıyorlar. onun için yıkanabilen kıyafetleri akarlardan böyle ısıtılmış sularda yıkayarak arındırmak olası. ama bir yorganın, bir koltuğun tabiki yıkanması olası değil. evin iyi havalandırılması bu bakımdan çok önemli. bir de bu akarları öldüren veya onların alerji yaratan dışkılarındaki proteinleri bozan birtakım kimyasal maddeler var. bunların uygulanmasıyla da özel durumlarda akarlardan olan alerjileri biraz azaltmak olası.

katkı maddeleri

bir başka önemli husus da yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri. yiyeceklerin uzun müddet dayanması için geliştirilen pekçok katkı maddesi var. kullanılış amaçları gene insan sağlığı için ama hassas kişilerde yan tesirleri olabiliyor. türkiye' de 180 civarında katkı maddesi kullanıldığı söyleniyor. yiyeceklerin bozulmasını önlenmek için katılan maddeler var, bilhassa sülfürler. bunlar, bu yiyecekleri tüketen insanların vücudunda kükürtdioksite dönüşerek hakikaten astım krizlerine yol açabiliyor. en fazla astım krizlerine yol açan maddeler bunlar. bir de bunun yanısıra gıdaları renklendirmek için kullanılan çeşitli boyalar var. bunların negatif tesiri olabiliyor. veya tat vermek için kullanılan bir tür baharatlar var. bilhassa çin mutfağında çok kullanılan bir baharat vardır, glutamat diye. bunun da hassas insanlarda böyle ciddi astım krizlerine yol açabileceğini biliyoruz. astımlı hastalara, alerjik olan insanlara olası olduğu kadar doğal biçimde hazırlanmış gıdalarla beslenmeleri öneriliyor.

tedavi ve sonuç

alerjik hastalıkların gelişi güzel bir tedavi yöntemiyle tamamen ortadan kaldırılmasının, yok olmasının olası olmadığı belirtilmektedir. çünkü bu genetik bir hastalıktır. ve astım ve alerjik hastalıklarının oluşmasındaki genetik bozukluk da pek çok genin kontrolü altında. yani tek bir gene müdahaleyle bu işin çözülmesi söz konusu değil. ve şu aşamada genetik yolla bir müdahale yapılamıyor. uygulanan tedaviler hastalığın tekrarlamasını, belirtilerin şiddetli olmasını önlemeye yönelik tedaviler. burada da çeşitli yöntemler var. bunlardan bir tanesi aşı tedavisi denen tedavi. şimdiye kadar bu tedavi hep iğne biçiminde yapılırdı. son yıllarda bunun ağızdan damla biçiminde olan biçimleri de ortaya çıkmaya başladı. bütün bu tedavilerde amaç, kişinin vücudunun duyarlılığını o maddeye karşı azaltmak. hakikaten hastalar iyi seçilirse bu tedavi tertipli yapılırsa, sabırla yapılırsa bundan hastaların önemli bir kısmı çok iyi fayda görüyorlar. tabi bu asla hastalığın tamamen geçtiği anlamına gelmiyor. o genetik hassasiyet kişi yaşadığı müddetçe onunla beraber yaşayacaktır. fakat tertipli tedavi olan hastalarda hem alerjik hastalıkların hem astımın belirti vermesi önemli ölçüde önlenmiş ve kişi normal bir insan gibi bir yaşam sürme şansına sahip olmuş oluyor.

ilaçların yan etkileri

birçok ilaç anne sütüne geçiyor, geçmeyen neredeyse yok gibi. ama bizim astım tedavisinde kullandığımız ilaçların önemli bir kısmı, ağırlığı hep nefes yoluyla, halkımız bunlara fısfıs diyor veya bunların toz biçiminde olanları var. bunların hem içerisindeki miktar, ilaç miktarı, dozu çok düşük. hem de bunlar tamamen kana geçmiyorlar. yani lokal olarak solunum yollarında etki gösteriyorlar ve bugünkü verilerimize göre böyle solunum yoluyla kullanılan ilaçlarla bebek emziren annenin gelişi güzel bir olumsuzlukla karşılaşması söz konusu değil. o ilaçlarını güvenle kullanabilirler. ama hap veya iğne biçiminde alınan ilaçlar tabii ki kana ve süte geçecekleri için çocuğun bundan etkilenmesi söz konusu.

korunma

tedavinin en önemli parçası bir kere baştan kişinin hassas olduğu, ona dokunacak olan faktörlerden kesinlikle ciddi bir biçimde korunmasını sağlamak gerekiyor. bunun yanısıra yapılan ilaç tedavilerinde tabi hem kullanılan madde ilacın bir yan tesirinin olması da söz konusu. kortizon' un sprey biçiminde, solunum yoluyla kullanılan bir biçimi var. ve bunun çok uzun müddet kullanılsa bile ne kilo algılayıcı ne de vücudun başka bir yerine önemli bir yan etki yapacak özelliği yok.

spor

birçok hasta çocuğuna astım teşhisi konduğu vakit derhal hekimden işte rapor almak ister beden eğitimi dersine girmesin diye. oysa astımlı bir hastanın, astımlı bir çocuğun spor yapması, egzersiz yapması zararlı değil. ama tabi bunun bilinçli olması gerekli, mesela yağmurlu havada çocukları görüyoruz top oynuyorlar, koşturuyorlar. yahut tozlu ortamlarda oynuyorlar. bu tabi doğru değil. spordan sonra kişinin işte soyunması, giyinmesi, belki duş almasının sağlanmasını temin etmek gerekli. bunlar olası olmuyorsa zararlı. ama bilinçli yapılan spor astım hastalığı için çok önemli ve çok yararlı. dünya şampiyonu olmuş yüzücüler, koşucular, atletler var astımlı olup da. önemli olan hastalığın koruyucu tedavisini yapmak ve ondan sonra tertipli bir spora geçmek. bilhassa yüzme astımlı hastalar için en fazla öneri ettiğimiz spor. yüzmeden astım hastaları çok büyük yarar görüyorlar. hem genel vücut sağlığı için çok yararlı hem de göğüs kaslarını geliştirdiği için, solunumu düzenlediği için yüzme gerçekten astımlı hastalar için çok uygun, adeta tedavinin bir parçası denebilecek kadar önemli bir spor türü."

ailelerin aşırı koruyucu davranıp çocukları sosyal hayattan koparmamaları gerekir. çocuğa koşma, atlama, oynama, zıplama demek çok doğru değil. çocuğu bağlayıp da bir koltuğa oturtamazsınız veya masanın üstüne bir vazo gibi koyamazsınız. bu çocuk kesinlikle okula da gidecek, spor da yapacak, sinemaya da gidecek. her şeyi yapması gerekli. aksine bunları çok fazla kısmak çocukta bu sefer birtakım ruhsal sıkıntılara yol açabiliyor, onları beraberinde getiriyor

önlemler

alerjik hastalıkların gün içerisinde bir ritmi vardır. bilhassa saman nezlesi sabahleyin insan uyandığı vakit yoğun olarak belirti verir pekçok insanda. burun akıntıları, hapşırmalar. astım esasında keza pekçok hastayı sabaha karşı uykusundan uyandırır veya sabah kalktığı vakit öksürmeye başlar, göğsünde hırıltılı nefes darlığı hisseder. bu kişiler koruyucu tedavilerden kullanmaları gerekiyor.

çocuklarda belirtiler

bir kişide varsa araştırıldığı vakit görülebilir ki o ailenin yakınlarında kesinlikle bu hastalıklardan veya alerjik hastalıklardan bir başka birinin de olma olasılığı çok yüksek. çocuklarda böyle burun şikayetleri çok sık görülüyor hakikaten alerjinin ilk belirtisi olarak. geçmeyen burun akıntısı biçiminde. hatta bunları da çok sık tekrarlayan kulak enfeksiyonları olabilir, sinüs olabilir, çocuk ağır işitebilir, mesela televizyonun sesini, müziğin sesini çok fazla açmak isteyebilir, işitme sorunları ortaya çıkabilir. ailede bir hassasiyet olduğu vakit bu çocukta da böyle alerjik nezle veya saman nezlesi olma olasılığı yüksek. bu bakımdan incelenmesi herhalde yerinde olur.

geç teşhis

solunum yolu enfeksiyonu, bilhassa viral enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkan çok uzun müddet devam eden geçmeyen öksürükler de astımın bir biçimi, bir formu. bu genellikle atlanıyor. işte çocuk üşüttü deniyor, boğazı iltihaplandı deniyor, hep antibiyotik veriliyor, bunların büyük bir çoğunluğu gerçekten de bu astım biçimi olan öksürükle seyreden astım türü."

hamilelere uyarılar

astım hastası yakını bulunmakta olan hamilelerin, çocuğunun astım olma riskini azaltmak için evde bazı düzenlemeler yapması gerekir. bebek dünyaya gelmeden bile önlemlere başlamak gerekiyor. bunların başında ev içi havanın temiz olmasına itina göstermek çok önemli. ve bilhassa de annenin sigara içmemesi çok önemli. çünkü gebelik döneminde içilen sigara olsun, bebek dünyaya geldikten sonra sigara içilen ortamlarda büyüyor ise bunlarda astımın ve alerjik hastalıkların ortaya çıkma olasılığı çok azalıyor. ikincisi, solunan havanın temiz olmasını sağlamak için evin kesinlikle çok iyi havalandırılması gerekli. evde olası olduğu kadar çok akar barındırabilecek ortamları ortadan kaldırmak gerekli en azından yatak odalarında. yatak odalarının daima halısız, kilimsiz, koltuksuz, kanepesiz olmasını arzu edilen bir durumdur ve yatakların da yün içermeyen sentetik şeylerden yapılmış olanlarının tercih edilmelidir. evde hayvan beslenmesi de, tüylü hayvan beslenmesi, bilhassa kediler bu bakımdan çok önemli. kuşlar olsun, beslenmemesini öneriyoruz. evde sigara içilmemesi çok önemli. ve bir de evin neminin yüzde 50' nin altında tutulması çok önemli."

bahar ayında doğan çocuklarda daha fazla alerjik sorun görülmektedir. tabi bu mevsimde doğanlarda daha yoğun polenlerle karşılaşmak söz konusu oluyor. onun için balık burcu, koç burcu, boğa burcu olanlarda polen alerji tabi daha çok görülüyor."

alerjik rinit (saman nezlesi) yönetimi ve astım üstündeki etkisi

dünya sağlık örgütü (who) ile birlikte gerçekleştirilen atölye çalışması "allergic rhinitis and its ımpact on asthma"hakkında rapora dayanan, hekimler ve uzman personel için kılavuz

alerjik rinitin (saman nezlesi) klinik tanımı, alerjenlere maruz kaldıktan sonra ıge' nin sebep olduğu burun mukozasının enfeksiyonu sonucunda endükte edilen semptomatik burun hastalığıdır.

alerjik rinit, global bir sağlık sorununu oluşturmaktadır. dünyada en az nüfusun %10-25' ini ilgilendiren ve yaygınlığı artan bir hastalıktır. genelde alerjik rinit, ağır bir hastalık olmamasına karşın, hastanın toplumsal yaşamını olabildiğince değiştirmekte ve okul başarısını ve işteki verimliliği kısıtlamaktadır.

ayrıca, alerjik rinitin sebep olduğu sağlık harcamaları olabildiğince yüksektir.

astım ve rinit, genellikle sık sık birlikte ortaya çıkan hastalıklardır, & bdquo; bir solunum sistemi, bir hastalık" kavramının ortaya çıkardığı bir olgu.

alerjik solunum yolu enfeksiyonların mekanizmaları ile ilgili elde edilen yeni bilgiler, iyileştirilmiş tedavi stratejilerin oluşturulmasını sağlamıştır. aynı şekilde yeni ilaç sunum şekilleri, dozajlamalar ve tedavi planları incelenip onaylanmıştır.

alerjik rinitin tanısı ve tedavisi için yönergeler daha önce yayınlanmıştır. ancak bunlar, ne önerilerin ıspatları konusunda biçimsel bir değerlendirme sunacak şekilde "evidence-based"(kanıta-dayalı), ne de önerilerde hastalarda görülen eşlik eden hastalıklar göz önünde bulundurulmuştur.

"allergic rhinitis and its ımpact on asthma (arja)" inisiyatifi, dünya sağlık örgütü (who) ile işbirliği yaparak geliştirilmiştir. bu broşür, hem uzman hekimler hem de genel tıbbiyeciler için güncel bir kılavuz olarak düşünülmüştür.

burada:

& ndash; alerjik rinitle ilgili bilgiler güncellenecektir,

& ndash; alerjik rinitin astım üstündeki tesiri vurgulanacaktır,

& ndash; tanı için kanıtlara dayanan bir başlangıç sunacaktır,

& ndash; tedavi için kanıtlara dayanan bir başlangıç sunacaktır,

& ndash; bu hastalığın yönetimi için adım adım başlangıç sunacaktır.

alerjik rinitin tetikleyicileri

alerjenler

aero-alerjenler, sıklıkla alerjik riniti tetiklemektedirler.

ev içi alerjenlerin artışı, kısmen rinit, astım ve alerjilerin yaygınlığındaki artıştan sorumludur.

ev içerisinde bulunmakta olan alerjenler, başlıca ev tozu akarları, evcil hayvanlar, böcekler ve bitkisel kaynaklıdır.

sık görülen aero-alerjenler, polenler ve küflerdir.

meslek kaynaklı rinit, meslek kaynaklı astımdan daha az belgelenmiştir, nasal ve bronşiyal semptomlar sıklıkla aynı hastada bir arada ortaya çıkmaktadır.

lateks alerjisi, hastalar ve tıp personeli için gittikçe artan bir problem durumuna dönüşmüştür. sağlık sektöründeki çalışanlar, bu sorunun bilincinde olup tedavi ve koruma için stratejiler geliştirmelidir.

havadaki zararlı maddeler

epidemiolojik veriler, havadaki zararlı maddelerin riniti kötüleştirebileceklerini göstermektedir.

havadaki zararlı maddelerin rinite neden olma veya riniti kötüleştirme mekanizmaları bugünlerde daha iyi anlaşılmaktadır.

iç mekanlardaki hava kirliliği, çok mühimdir çünkü sanayi ülkelerindeki insanlar, zamanlarının %80' inden fazlasını kapalı mekanlarda geçirmektedirler. iç mekanlardaki zararlı maddelerin yoğunluğu, ev içi alerjenler ve ana kaynağı sigara dumanının olduğu gaz durumundaki zararlı maddeler üzerindedir.

bir çok ülkede hava kirliliği şehirlerde başlıca araba trafiği tarafından yaratılmaktadır. en önemli atmosferik zararlı maddeler, ozon, azot oksitleri ve kükürt oksittir. bunlar, alerjik veya alerjik olmayan rinite sahip hastaların nasal semptomatiğinin kötüleşmesine katkıda bulunabilmektedir dizel gazları, ıge ve alerjik enfeksiyonların oluşmasına katkıda bulunabilirler.

aspirin

aspirin ve steroidal olmayan diğer antiflojistikler (nsaıd) sıklıkla rinit ve astımı endükte etmektedirler.

alerjik rinitin mekanizmaları

alerjinin klasik olarak, nasal bir enfeksiyonla birlikte bulunmakta olan ıge kaynaklı bir bağışıklık tepkisi olarak görülmektedir.

alerjik rinitin özelliği, değişik hücrelerden meydana gelen enfekte olabilen bir infiltrat olmasıdır. bu hücresel tepki aşağıdakileri içermektedir:

& ndash; hücrelerin kemotaksisi, seçici şekilde yerleştirilmesi ve transendotelial göçü,

& ndash; sitokinlerle kemokinlerin serbest kalması,

& ndash; eosinofil, t-hücreleri, mast hücreleri ve epitel hücreleri gibi çeşitli türde hücrelerin aktifleştirilmesi ve ayrımlaştırılması,

& ndash; yaşamda kalma sürelerinin uzatılması,

& ndash; aktifleştirilmiş hücrelerin aracılarla serbest bırakılması. bunlar arasında histamin ve sisteinil lökotrienler (cystlt) en önemlileridir,

& ndash; bağışıklık sistemi ve kemik iliği ile iletişim.

spesifik olmayan nasal hiperreaktivite, alerjik rinitin önemli bir işaretidir. bu işaret, hapşırma, burun tıkanıklığı ve/veya akıntısı ile sonuçlanan normal tahrişlere artmış nasal bir tepki olarak tanımlanmıştır.

aralıklarla oluşan rinit, polen alerjenlerle nasal bir kışkırtmayla taklit edilebilir. son aşama sırasında bir enfeksiyon reaksiyonun oluştuğu gösterilmiştir.

inatçı alerjik rinitte, dayanıklı bir enfeksiyon reaksiyonuyla alerjik tetikleyiciler etkileşmektedirler. sempt spekulum ve ayna ile yapılan anterior rinoskopi, sadece sınırlı bilgiler vermektedir. normalde uzman hekimlerin yaptığı nasal endoskopi, daha açıklayıcıdır.

alerjik rinit tanısı

alerjik rinit tanısı, aşağıdaki noktalara dayanmaktadır:

& ndash; alerjik bir semptomatiğin tipik anamnezi,

& ndash; alerjik semptomlar, & bdquo; hapşırma ve burun akıntısı" türündedir. ancak bu semptomların alerjik kaynaklı olmak zorunda değildir,

& ndash; tanı testleri.

alerjik hastalıkların tanısı için yapılan in-vivo- ve in-vitro testlerin amaçları, serbest veya hücre bağımlı ıge' lerin kanıtlanmasıdır. alerji tanısı, tatmin edici bir kalitede ve yardımcı olan çoğu solunabilir alerjenlerin standartlaştırılmasıyla geliştirilmiştir.

alerjenin derhal reaksiyonunun kanıtlanması için deri testleri, ıge kaynaklı alerjik reaksiyonları belgelemek için yaygın olarak kullanılıyor. bu testler, allergolojide önemli bir tanı aracı oluşturmaktadırlar. doğru uygulandıklarında spesifik bir alerjinin tanısı için kullanışlı, doğrulayıcı kanıtlar sunmaktadırlar. uygulanmaları ve yorumlanmaları olabildiğince karmaşık olduğu için, eğitimli tıbbi uzman personel tarafından gerçekleştirilmeleri öneri edilmektedir.

serumda alerjenlere spesifik ıge ölçümü, mühimdir ve deri testlerine benzer bir öneme sahiptir.

alerjenlerle yapılan nasal teşvik (provokasyon) testleri, araştırmada ve sınırlı bir kapsamda klinik uygulamada kullanılıyor. bilhassa meslek kaynaklı alerjilerin tanısında kullanışlı olabilmektedirler.

astım tanısı

hastalığın geçici doğası ve solunum yolları tıkanıklığının (ani veya tedavi altında) geri çevrilebilirliği nedeniyle, eşlik eden astım tanısı zor olabilir.

astım tanısıyla ilgili yönergeler, global ınitiative for asthma (global astım inisiyatifi - gına) tarafından yayınlanmıştır ve arıa tarafından öneri edilmektedir.

akciğer fonksiyonunun ölçümü ve solunum yolları tıkanıklığının geri çevrilebilirliği, astım tanısı için önemli adımlardır.

tedavi konsepti

alerjik rinitin tedavi konsepti aşağıdakileri kapsamaktadır:

& ndash; alerjen bekleme süresi: alerjen bekleme süreleriyle ilgili çalışmaların çoğu, astım semptomlarını ve çok azı rinit semptomlarını ele almışlardır. tek bir tedbir, rinit veya astım semptomatiğinin kontrolü için yetersiz olabilir.

her taktirde ev tozu akarları dahil alerjen bekleme müddeti, tedavi konseptine dahil bir öğe olmalıdır. alerjen bekleme müddetinin değerini son olarak değerlendirebilmek için başka verilere ihtiyaç vardır.

& ndash; ilaçlar (farmakoterapi)

& ndash; spesifik bağışıklık tedavisi

& ndash; hasta eğitimi

& ndash; cerrahi, bir kaç seçilmiş hastada anlamlı ilave bir müdahale olabilir.

bu tavsiyeler, aktivite ve güvenlik açısından hem üst hem de alt solunum yollarının tedavisini birleştiren bir strateji sunmaktadır.

ımmuno terapi

spesifik bağışıklık tedavisi, optimum kullanımda etkilidir.

standartlaştırılmış terapötik aşılar, tercih edilmektedir (mevcutsa).

subkütan bağışıklık tedavisi, birbirine karşı duran etkililik ve güvenlik özelliklerini ortaya çıkarmaktadır. dolayısıyla, aşıların ya biyolojik birimler olarak belirtilmesi veya ana alerjenin kitlesi olarak belirtilmesiyle optimum dozajlar öneri edilmektedir. ana alerjenin 5 il & acirc; 20 & micro; g dozları, çoğu alerjen aşıları için optimumdur.

subkütan bağışıklık tedavisi, alerjik hastalıkların doğal gidişatını değiştirmektedir. subkütan bağışıklık tedavisi eğitimli personel tarafından yapılmalıdır. hastalar, enjeksiyondan sonra 20 dakika süreyle gözetim altında tutulmalıdır.

subkütan spesifik bağışıklık tedavisi endükte edilmektedir

& ndash; semptomatikleri geleneksel farmako-tedavisiyle yeterli şekilde kontrol edilemeyen hastalarda,

& ndash; oral h1-antihistaminiklerin ve intranasal farmako-tedavisinin semptomları sadece yetersiz şekilde kontrol ettikleri hastalarda. & ndash; farmakoterapi istemeyen hastalarda,

& ndash; farmakoterapinin istenmeyen yan tesirler yarattığı hastalarda,

& ndash; farmakolojik uzun süreli tedavi istemeyen hastalarda.

yüksek dozlu nasal ve subkütan spesifik bağışıklık tedavisi

subkütan bağışıklık tedavisinden en az 50 il & acirc; 100 kat daha yüksek dozajlarda kullanılabilir.

yan tesirler göstermiş olan veya subkütan bağışıklık tedavisini reddeden hastalar için.

endikasyonlar, subkütan enjeksiyonla aynıdır.

çocuklarda, spesifik bağışıklık tedavisi etkilidir. ancak 5 yaşın altında çocuklarda bağışıklık tedavisi başlatılmaması öneri edilmektedir.

tedavi adımları planı

gençler ve yetişkinler

iyileşmen oluşması durumunda: step-down. kötüleşme oluşması durumunda: step-up (res. 3).

bazı ilaçlar, astıma göre rinitte daha etkilidir (örn. h1-antihistaminikleri).

rinit için geliştirilen optimal bir tedavi konsepti, eşlik eden bir astımı iyileştirebilir.

oral olarak verilen ilaçlar, hem nasal hem de bronşiyal semptomları etkileyebilmektedir.

intranasal glukokortikosteroidlerin güvenliği iyi belgelenmiştir. solunabilir (intrabronşiyal) glukokortikosteroidlerden yüksek dozlarsa gene de yan tesirler ortaya çıkarabilir. ikili uygulamanın bir problemi, ilave yan tesirlerin oluşmasıdır.

alerjik rinitin engellemesi veya erken tedavisinin, astımın ortaya çıkmasını önleyip önleyemeyeceği veya bronşiyal semptomatiğin ciddiyetini azaltıp azaltamayacağı tartışılmıştır. ancak daha fazla verilere ihtiyaç vardır.

pediyatrik konular

alerjik rinit, çocukluk sırasındaki & bdquo; alerjik hasta kariyerinin"bir parçasıdır. aralıklı olarak ortaya çıkan alerjik rinit, 2 yaşından önce çok nadirdir. okul yaşlarında alerjik rinit en sık görülmektedir.

alerji testleri her yaşta yapılabilir ve önemli bilgiler sunabilirler.

çocuklar için tedavi prensipleri yetişkinlerinkiyle aynıdır. ancak bu yaş grubu için tipik olan yan tesirlerin önlenmesine özel bir dikkat gösterilmelidir.

ilaçların dozlarıysa uyarlanmalıdır ve bazı özel hususlara dikkat edilmelidir. 2 yaş altında çocuklarda çok az ilaç test edilmişdir.

çocuklarda alerjik rinit semptomları, bilişsel fonksiyonları ve okuldaki başarıyı sınırlayabilir. sedimantasyon yaratan oral h1-antihistaminiklerin kullanılmasıyla başka kısıtlamalar oluşabilir.

oral ve intramuskuler glukokortiko-steroidlerden, çocuklardaki rinit tedavisinde uzak durulmalıdır. intranasal glukokortikosteroidler, alerjik rinitte etkili bir tedavidir.

gelişim üstündeki mümkün tesiri, ne yazık ki hepsinde değil ancak bazı intranasal glukokortikosteroidlerde mühimdir. mometason ve fluticason' un önerdikleri dozların alerjik rinokonjunktivitesi olan çocukların gelişimini etkilemedikleri gösterilmiştir.

dinatriumkromoglikat, uyumluluğu yüzünden alerjik rinokonjunktivitesi olan çocuklardaki tedavide sıklıkla kullanılıyor.

özel noktalar

gebelik

rinit, hamilelik sırasında yaygın bir sorundur, çünkü gebelikle nasal tıkanıklık kötüleşebilir.

gebelik sırasında her ilaç verilmesinde olduğu gibi dikkat edilmelidir, çünkü ilaçların çoğu plasentayı geçmektedir.

çoğu ilaçlar için, ufak gruplarla ve uzun vadeli gözlemler olmadan çok sınırlı çalışmalar yapılmıştır.

yaşlılık

yaş ilerledikçe, kronik rinite yönelebilen veya katkıda bulunabilen burundaki bağ dokularında ve damarlarda farklılıklar oluşmaktadır.

alerji, 65 yaş üzerindeki hastalarda kronik rinit için daha az önem taşıyan bir nedendir.

atropik rinit, sık görülür ve denetlenmesi kolay değildir.

bir rinore, antikolinerjiklerle kontrol edilebilir.

bazı ilaçlar (reserpin, guanetidin, fentolamin, metildopa, prazosin, klorpromazin veya ace-engelleyicileri), rinite neden olabilirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme