?

Cildiniz ve hava kirliligi

Cildiniz ve hava kirliliği

"şehir yaşamı" olarak isimlendirilen yeni hayat stili, modern kadının cildini tam anlamıyla hırpalar. halbuki gündelik koşuşturmanın arasında her kadın, sağlık ve alımlılığın koşulu, hatta göstergesi olan pürüzsüz, canlı ve kadifemsi bir ten hayal eder.



cildi oldukça korumak için, düşmanı iyi tanımak ve lazım bakımın her adımını önemsemek şarttır. metropollerin çılgın ritminde cildinize bir "nefes" vermek için hususu bir miktar daha yakından inceleyin...



şehrin zehrinden arının!



hava kirliliği nedir ve nasıl zarar verir ?

hava kirliliği, saf havada meydana gelen bir değişiklik ya da dengesizlik veya değişik bir söylemle, saf havanın içeriklerinin dengesizliğiyle birlikte havaya eklenen yabancı maddelerdir.



çevreyle direkt etkileşimi bulunmakta olan cilt, çevrede gaz durumunda ve mikro partiküller formunda bulunmakta olan bütün toksik (zehirli) maddelere maruz kalan organımızdır.



daha basit bir söylemle, hava kirliliğinde bulunmakta olan ve serbest radikal olarak isimlendirilen zararlı maddeler, ciltte bulunmakta olan kolajen ve elastine saldırarak kolajen liflerinin gerilmesine ve kırışıkların oluşmasına sebep olur.



şehir ortamında bulunmakta olan atmosferik kirlilikler gün boyu cilde sabitlenir. kir, sebum ve makyaj artıklarıyla birleşir ve uv ışınlarının da etkisiyle serbest radikaller üretir.





bu toksinler cildin derinliklerine nüfuz ederek dağılır. burada cildin doğal korunma ve arındırma sistemlerine sızarak toksinlerin daha fazla birikmesine ve cildin boğulmasına sebep olurlar.





birçok değişik atmosfer kirliliği vardır. havada bulunmakta olan toz partiküllerinin 1-5 mikron büyüklüğünde olanları en zararlı olanlarıdır. fikir vermek gerekirse, ortalama olarak, metropollerde açık havada 3-7 mg/m3, bir tiyatro salonunda 16 mg/m3, çimento atölyesinde 105 mg/m3 toz bulunur.



büyük şehirlerde kirliliğin belirleyicisi genellikle fabrika atığı olan sülfür dioksittir. araç egzozlarından havaya pompalanan nitrojen dioksit ise nitrojen monoksitten 4 kat, karbon monoksitten de 10 kat zararlıdır.



normal taktirde 30 mg/m3 olan karbon monoksit oranı, trafiğin yoğun olduğu saatlerde, tehlike limiti olan 100 mg/m3 oranının bile üstündedir. bu yüksek oran, cilde verdiği zararın dışında, baş ağrısı, yorgunluk ve konsantrasyon bozukluklarına da sebep olur.



atmosfer en çok 50 ppm konsantrasyonda karbon dioksiti kaldırabilir. ozon ise atmosferin üst katmanlarında tehlikeli uv ışınlarını emmesi nedeniyle faydalı olmakla birlikte, yeryüzü düzeyinde ciddi solunum problemlerine sebep olduğu gibi cildin yoğun olarak hırpalanmasında da rol oynar.



hava kirliliğinin cilde tesirleri nelerdir ?

dermatologlar incelemeleri sonucunda, sağlıklı cildin kirlilik olan ortamlarda yoğun olarak hassaslaştığını ve tahriş olduğunu net olarak tespit edilmiştir.



riskler aşağıdaki etkenlerden kaynaklanır:



- kirliliği oluşturan maddenin yapısı,

- bu maddenin havadaki miktarı,

- kirliliğe maruz kalınan müddet,

- kirlilikteki toksinlerin karışımı,

- iklim ve hava şartları,

- yaşam stili,

- kişinin metabolizması ve hassasiyetleri.



hava kirliliğinin cilde yaptığı saptanan mümkün tesirler şunlardır:

benzin soluklaşması, sertleşmesi, cildin nemini kaybetmesi, kuruluk, vakitsiz yaşlanma, gerginlik hissi, kaşıntı, tahriş ve iltihaplanma, yanma hissi, gözeneklerin açılması, cildin parlaması, akne, hassasiyetin artması, alerjik reaksiyonlar, bazı tür deri hastalıklarının yoğunlaşarak artması.



cilt kendini nasıl korur

cildin dış saldırılardan kendini korumak için çok etkili bir korunma mekanizması vardır. hücresel solunum, cildin ana ve doğal detoksifikasyon yani zehirden kendini arındırma sistemidir:

bu işlem, her hücrenin kendi içerisinde gelişen ya da dış etkilerle oluşmuş toksin ve serbest radikallerden kendini temizlemesidir.



ancak, bu doğal işlem her zaman tam korumayı sağlayacak etkinlikte olmayabilir. bu durum, dış faktörlerin oluşturduğu stresin yoğunluğundan dolayı korunma sistemine ağır gelmesinden, ya da cildin tam olarak sağlıklı işlememesinden kaynaklanabilir. cildin işlevini tam olarak yerine getirememesinin ise kuruluk, fazla nemlilik, dokuların yaşlanması, fiziksel zararlar (kesikler, yaralar), deri inceliği, ph dengesi gibi bir çok değişik sebebi olabilir.



korunmak için neler yapılmalıdır ?

cildi hırpalamadan temizlemek...

sağlıklı cilt için ilk adım temizliktir: her gün tertipli olarak, cildi gündelik kirden ve makyaj artıklarından temizlemek gerekmektedir. bu şekilde cilt oksijen alır. piyasada bulunmakta olan ürünlerden birçoğunun temizleme işlevinin yanı sıra ferahlatıcı ve sakinleştirici etkileri de vardır. günün yoğunluğunun peşinden, genellikle yorgunluk bahane edilerek atlanan temizlik, cilt hücreleri için hayati önem taşır. sabah-akşam uygulanacak bir temizlik rutini en doğrusudur.



hava kirliliğinden korunmaya çalışmak...

hava kirliliğine karşı, serbest radikallere kalkan görevi yapan ve hücre yenilenmesine yardımcı olan ürünlerle daha yoğun olarak savaşılabilir. dolayısıyla içeriğinde koruma etkenleri ve filtre içeren gündüz kremleri kullanılması tavsiye edilir. şehrin bu kötü etkilerine karşı direnmek üzere, bazı markaların genç yaştan başlayarak kullanılmasını önerdiği kremler vardır.



toksinleri elimine etmek...

bu bakımın da tertipli olarak haftada bir veya iki kez yapılması çok mühimdir. bunun için cildi ölü hücrelerden temizleyecek, nefes almasını ve canlanmasını sağlayacak bir arındırma yapmak gerekmektedir. maskeler, cildin besleyici ve tamamlayıcılarıdır. bunlar sayesinde sağlıklı olduğu kadar canlı, kendini yenileyebilen ve dış etkilere karşı dirençli bir cilt elde etmek mümkündür..



doğru beslenmek...

cilde bu denli zarar verebilen serbest radikaller a, c ve e vitaminlerinde bulunmakta olan antioksidanlardan nefret eder. bu vitaminlerin bulunduğu besinleri tüketmek, hatta buna ek olarak a,c ve e vitamin katkısı almak hava kirliliğine karşı cildi korumakta çok faydalı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder