?

Cinsel ozgurluk

Cinsel özgürlük

Cinsel hususlar toplumumuzda, nedense, hep tabudur. cinsellik konusunda pek konuşulmaz. irdelemeler yapılamaz. herkes bir şeyleri, üstünkörü de olsa, bilir, ama konuşmaz ve tabii ki gönül rahatlığıyla yaşayamaz. bunun sebebi, cinselliğin tabu olmasına rağmen, husus bireysel düzeye indirgendiğinde, özel yaşam temelinde düşünüldüğünde, gerçekte 'özel' ve 'bireysel'in olmaması ve konunun adeta 'kamu'nun ortak malı olarak görülmesinin neticesi da herkesin herkese, bu konuda konuşma hakkını kendinde görmesidir.



cinsellik ve cinsel yaşam kişiye özeldir ve kişilerin bunu gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleri gerekmektedir. özel yaşam, karışılamaz bir özel alandır. cinsel özgürlüğün ve cinsel yaşamın da bu alanda önemli bir yeri vardır. cinsel özgürlük dediğimizde, kadınlar açısından düşünürsek, bekaret basıncı, birlikte hayata, eşcinsellik (homoseksüellik) ve biseksüelliğe karşı önyargı ve baskılar, flörte karşı çıkılması gibi hususlar, derhal aklımıza gelebilecek, önemli hususlar.



bekaret baskısıyla biz kadınlar çok fazla sınırlanır ve hatta zaman zaman de deyim yerindeyse, boğuluruz. yukarıda saydığımız toplumdaki tabulardan biridir bekaret. 'bekaret' yüzünden dağılan yuvalar, işlenen namus cinayetleri, kavgaları toplumumuzda sık rastlanır olaylardır. ailenin namusu, ailedeki bayanların omuzlarına yüklenmiştir. buna ihanet ederse, cezası dayaktan başlayıp, ölüme kadar varabilir. toplum da böyle kadınlara 'kötü' gözüyle bakar ve damgalar. bu kadın, onların gözünde artık 'potansiyel' bir 'fahişe'dir.



sevindiricidir ki, bu önyargılı çarpık tutum, toplumun bilhassa eğitim ve bilinç seviyesi yüksek kesimlerinde değişmeye ve yok olmaya başlamıştır. bu da yerindedir. çünkü, gelişmeyle birlikte, kişilerin özel yaşam haklarına duyulan ve gösterilen saygının da artması beklenen bir durumdur.



her ne kadar özel yaşam, şahsi ve cinsel olsa da, flört ve birlikte hayata, toplumda tam anlamıyla kabul görmemiş durumlardır. bireylerin, diledikleri kişilerle, diledikleri gibi hayata istek ve haklarına saygı duyulmaz. halbuki bireyler, başkalarının haklarını çiğnememek koşuluyla, özgürlüklerini sonuna kadar kullanma hakkına sahiptirler. birlikte yaşamanın 'zina' olarak kabul edildiğini derhal hepimiz biliriz. ceza yasası taraflardan birinin evli olması halinde eylemi suç olarak nitelendirmiştir. bu nedenden dolayı da, böyle bir ithamla yakalanan kadın ve erkek cezayı hak ederler... ancak, her zaman olduğu gibi, yine kadının cezası daha fazladır. kadının zina suçunu işlemiş sayılması için, bir evde/yerde söz konusu erkekle yalnız olarak, 'uygunsuzluk' şartı aranmaksızın bulunmuş olması yeterli görülürken, erkeğin söz konusu kadınla, ayrı bir ev tutarak birlikte yaşamış olmasının ispatlanması durumunda bu zina sebebi olmaktadır. biz kadınlar yasalardaki bu haksız durumun dışında, bir de toplumun damgalaması ile çifte ceza görürüz. erkekler ise, toplumun değerlerine göre, yine 'elinin kınasını yakmıştır'. bu durumdan gurur bile duyabilir.



bu konuda yasalara bakışımız, varolan haksız düzenlemelerin iyileştirilmesi yönünde istemde bulunmak biçiminde söz konusudur. ülkemiz nüfusunun yarısını oluşturan biz kadınlar, şayet gerçekten arzu edersek, yasalardaki eksiklik ve haksızlıkların giderilmesini sağlayabiliriz...



bu başlık altında ele alacağımız bir diğer husus da cinsel tercihler konusunda toplumda varolan önyargı ve baskılardır. bu başlık altında eşcinsellik dediğimiz homoseksüellik ve her iki cinsle de beraber olan için kullandığımız biseksüellik yer alıyor.



eşcinsellik dendiğinde, bazı çevrelerden gelen tepkiler, bunun sapıklık, hastalık, anormallik, doyumsuzluk olduğu yönündedir. halbuki, kişinin kendi cinsinden biriyle beraber olmak istemesi, tamamen, o kişinin cinsel seçimidir. bundan başka, son yıllarda eşcinsellik konusunda yapılan araştırmalar sonucunda, cinssel seçimler konusunda, genlerden kaynaklanan tesirlerin varlığı da savunulmaktadır. eşcinselliği, ister fiziksel nedenlerden kaynaklansın, isterse kişinin özgür irade ve duyguları etkilesin, sonuç olarak birey, ne istediği ve bunu nasıl yaşamak istediğine kendi karar verecektir. heteroseksüellik (bireyin seçimini karşı cinsten yana kullanması) sanıldığı gibi 'normal' değil, sadece 'sık görülen' bir cinsel tercihtir. eşcinselliğin yanı sıra, biseksüellik (bireyin tercih yapmadan her iki cinsle de birlikte olması) de kişinin cinsellik yönünde bir seçimidir. bu kişiler seçimlerini her iki cinsle de birlikte olma yönünde yapmışlardır.



eşcinsellik ve biseksüellik konularında rastlanan sorunlarda başvurulabilecek gelişi güzel bir koruyucu yasa bulunmamaktadır. ancak, bu hususlarda başvurabileceğimiz kadın hakları, insan hakları ve demokrasi hakkında çalışmalar yapan kuruluşlar bu konuda bize yardımcı olabilecek kuruluşlardır. örnek olarak, helsinki yurttaşlar derneği, insan hakları derneği, insan hakları vakfı vb.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder