?

Dunya

Dünya

Üzerinde yaşadığımız yer yuvarlağı. güneş sisteminin gezegenlerdendir. güneşten uzaklık bakımından üçüncü (güneşten ortalama mesafesi 149. 481. 000 km. ), bu sistemdeki büyüklüğü bakımından beşinci (yüzölçümü 509. 200. 000 kilometrekare) dir. dünyanın ağırlığı 5. 977 trilyon ton, hacmi 1. 082. 841. 310. 000 kilometreküp, ekvatordaki çemberi 40. 076. 423 metre, ekvatordaki çapı 12. 726 kilometredir. dünyada yaşayan insanların sayısı 2. 995. 000. 000 dur.



dünyanın oluşu: dünyanın oluşu ile ilgili pekçok teoriler vardır. bunların en önemlilerinden! biri olan kantlaplace teorisi ne göre, dünyanın güneşten kopmuş, oval ve kızgın ateş; durumunda bulunmakta olan bir parça olduğu sanılmaktadır. ilkin dünyanın, güneş ve öbür gezegenlerle birlikte bir kütle durumunda bulunmakta olan bir parça olduğu sanılmaktadır. ilkin dünya, güneş ve öbür gezegenlerle birlikte bir tüm kütle durumunda bulunuyordu. merkezi parlak olan bu kütlenin çevresi gaz ve buhar moleküllerinden yapılmıştı. bu büyük kütle, çok soğuk olan uzayda dönerken, sahip olduğu ısının bir kısmını çevresine dağıtarak soğumağa başlıyordu.



bu soğumanın tesiri ile, bu kütlenin bazı cisimleri yoğunlaşmağa başlamış, gaz tabakası da, merkez kısmına yaklaşmış ve hacmi küçülmüştür. böylece merkezin çevresinde bir halka meydana gelmiş, yoğunlaşma sebebiyle kütlenin dönme hareketinin hızı artmıştır. dönme hızı artan bu kütlenin dış yüzeyinin tüm kısımları aynı zamanda soğuyup yoğunlaşmamış, bazı kısımları gaz kitleler durumunda konarak çok uzaklara gitmiştir bu gaz kütleler, temel kütlenin çekim kuvvetinden kurtulamadıkları için bunun etrafında dönmeğe başlamışlardır. halkalar koptukça bu kütle (yani güneşin) nin hacmi küçülmesine başlamışlardır. halkalar koptukça bu azalmıştır. hızın azalması ile sonradan kopan halkalar, öncekiler kadar büyük olmadıkları gibi, çok uzaklara da gidememişlerdir.



ilk kopan ve kütlenin etrafında yer alan parça plüton olmuş, sırasıyla neptün, uranüs, satürn, jüpiter, merih (mars), dünya, venüs, merkür, birbirlerini takip etmişler. böylece dünya, gezici yıldızlar arasında, güneş kütlesinden kopup ayrılan yedinci dereceden bir gezegen olmuştur.



zamanla ,soğuma neticesi her gezegende çeşitli cisimlerin bir noktada toplanmalarıyla bir çekirdek meydana gelmiş ,bu çekirdek, çevredeki gaz halkanın yoğunlaşmasıyla büyümüş, böylece, gezegenler bazı noktalarda, yoğunluk sıralarına göre, güneş etrafında dizilerek, aynı yön ve dönme hızı ile hem eksenleri çevresinde, hem de bir elips olan yörüngeleri üstünde dolanmaya başlamışlardır. sonradan, bu gezegenler de, aynı mekanik olayların, etkisiyle bir ya da pekçok uydular (peyk) meydana getirmişlerdir.



dünya, güneşten ayrıldıktan sonra, yoğunlaşma bu nedenle kaybettiği ısı ile yavaş yavaş soğumağa başlamış, etrafındaki gazlar sıvılaşmış, üzerinde de gayet ince bir kabuk meydana gelmiştir. bu kabuk, atmosfer tabakasıyla merkezdeki ateş tabakasını birbirlerinden ayırmıştır.



bu kabuk, dünya çevresinin her tarafında aynı zamanda soğuyup katılaşmadığı için önce büyük levhalar durumunda katılaşan tek parçalar, ateş tabakasının yüzeyinde yüzmeğe başlamışlardır. zaman geçtikçe bu sebeple parçalar yan yana gelerek düzensiz bir mozaik meydana getirmişlerdir. bunlar arasında çeşitli büyük kütlelerden yapılmış ve ağırlıkları fazla olan parçalar, yüzeyleri düz ve üstünde deniz bulunduğu için ağırlıkları az olanlara nispetle ateş tabakasına daha çok gömülmüşlerdir. bu sonuca göre, yerkabuğunun kalınlığı her tarafta aynı olmamış, kalınlık, denizlerin altında daha az, karalarda daha çok olmuştur.



dünyanın soğuması devam ettikçe, kabuğun kalınlaşması fazlalaşmış, ateş durumunda olan merkez çekirdeğinin (barisfer) hacmi küçüldüğünden, kabuğun üstünde kıvrımlar meydana gelmiş, öbür taraftan çekirdeğin üstündeki ateş tabakası, içerden kabuğa yaptığı baskı sebebiyle, kabukta meydana getirdiği bazı çatlaklardan dışarı fırlamış, yüzeye çıkarak katılaşmıştır. aynı zamanda dünyayı saran atmosfer tabakası, kabuktan, yeter derecede ısı almadığından yoğunlaşmağa başlamış, bileşiminde bulunmakta olan oksijen ve hidrojen birleşerek, sıcak yağmurlar durumunda yeryüzüne yağmağa başlamıştır. kabuk üstüne düşen sıcak sular, rastladıkları eriyebilen maddeleri (clor, sodyum, baryum gibi) beraberinde sürükleyerek çukurları doldurmuş ve denizleri meydana getirmiştir.



ateş tabakası (pirosfer) ısısını kaybettikçe, karalar yükselmiş, denizler derinleşmiş; çukurlarda sular soğumağa başlayınca hayatın ilk belirtileri görülmüştür. bu bileşimdeki ağır maddelerin oranı derinlere inildikçe çoğalır. meselâ 2. 000 kilometre derinlikten bir örnek alıp da çözümleyebilsek demirin oranının çok arttığını görürüz. yer kabuğundaki ağır ve hafif kayaların durumu da, yeryüzünün şekillenmesine, dağlar ve denizlerin meydana gelmesine yol açmıştır.



dünyanın genel yapılışı: dünya, iç içe geçmiş merkezleri bir, küre biçiminde beş temel tabakadan yapılmıştır.



atmosfer tabakası, kalınlığı 160 milimetreye kadar varan gaz bir küredir hidrosfer tabakası, aynı zamanda su küresi adı ile de bilinir. yer yüzümün dörtte üçünü meydana getirir. fiziksel ve kimyasal etkinlikleriyle yerkabuğunun değişmesinde, önemli rol oynar. içerisinde canlılar yaşar.



litosfer tabakası, taş küre adını da alır. kalınlığı ortalama olarak 60 km., yoğunluğu 2,5r3 tür. pirosfer tabakası, ateş tabakasıdır, magma adı ile de bilinir. 1,200 km., kalınlığında 475 yoğunluğundadır. yanardağ lâvları buradan çıkar



barisfer tabakası, ağır küre adını alır. dünyanın çekirdeğini meydana getirir. yoğunluğu ıı dir. demir, nikel gibi ağır maddelerden yapılmıştır. pirosferin sıcaklığı ve üzerindeki tabakaların basınçları ile, bir teoriye göre, katı haldedir.



şekli: dünya, küreye yakın biçimdedir. ancak, ekvatordaki çapı 12. 756. 77s metre olmasına karşılık, kutuplar arasındaki çapı 21. 713. 834 metredir. böylece, küre görünüşünde olan dünya, kutuplarda basıklık gösterir. dünyanın, küreye yakın şeklinde olduğu xv. yüzyıldan sonra anlaşılmağa başlamıştır. bu yüzyılda avrupalı gemicilerin uzun gezilere çıkmaları ile dünyanın oval olduğu kanısına varılmış, sonradan yapılan bilimsel araştırmalarla, dünyanın küreye yakın şekilde bulunduğu anlaşılmıştır.



hareketleri: devamlı olarak hareket eden dünyanın iki çeşit hareketi vardır. bu hareketlerden birisi kendi ekseni çevresinde olur ve batıdan doğuya doğrudur. bu dönmesini 24 saatte tamamlar. dünyanın kendi ekseni çevresindeki bu dönmesi ile birlikte olan ikinci hareketi ,güneş etrafındadır. güneş çevresinde dünya, elips biçiminde çok geniş bir yörünge üstündeki hareketini de 365 1/4 günde, yani bir yılda tamamlar. dünyanın kendi ekseni çevresindeki ve güneş çevresindeki bu iki hareketi, iki önemli olaya sebep verir. kendi ekseni çevresinde dönmesi ile gece ve gündüz, güneşin çevresinde dönmesi ile mevsimler meydana gelir. dünyanın yüzeyi: dünyanın yüzölçümü 509. 200. 000 kilometrekaredir. bunun % 70 denizler 360. 600. 000 kilometrekare, % 39,u karalar ,148. 600. 000 kilometrekare dir. kuzey kutup etrafında karalarla çevrilmiş bir deniz, güney kutup etrafında denizlerle kuşatılmış bir kara parçası vardır. tüm karaların 2/3 ü kuzey yarımküresindedir. dünyada, ekvator dairesi ve kutup noktaları göz önüne alınmaksızın, karaların en fazla bulunduğu bölüme karalar yarımküresi, denizlerin en fazla bulunduğu bölüme denizler yarımküresi denir.



kuzey ve güney kutup noktalarından aynı mesafede bulunmakta olan ve dünyayı iki eşit parçaya bölen daireye ekvator adı verilir. dünyanın ekvatorun kuzeyinde kalan bölümüne kuzey yarım küre, güneyinde kalan bölümüne güney yarımküre denir.



karalar, yer yer büyük kütleler meydana getirmiştir ve büyük kara parçalan, kıta adı ile anılır. en büyük kıta asya'dır. avrupa, asya'nın bir yarım adası halindedir. afrika kıtası asya dan ve avrupa'dan akdeniz, kızıldeniz ve cebelitarık boğazı ile ayrılır. bu üç kıta, akdeniz milletlerince, eski çağlardan beri bilindiği için eski dünya diye anılırlar.



büyük okyanus'taki adalar avustralya ve büyük denizlerle eski dünyadan ayrılmış olan amerikalar, yeni dünya kıtaları olarak bilinir. güney kutuptaki kara parçasına da antarktika adı verilir.



denizler dünyanın büyük çukurluklarını dolduran ve birbirleriyle bağlantıları olan tuzlu su topluluklarıdır. tüm denizlerin yüzeyi aynı seviyededir. yeryüzünde okyanus adı verilen üç büyük deniz vardır. bunlar, büyük okyanus, atlas okyanusu ve hint okyanusudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder