?

Ilk banyo

İlk banyo

Romalılar döneminde banyo yapmak, bir uygarlık

belirtisi sayılıyordu ye dolayısıyla hemen

her evde bir banyo vardı. m. s. 5. yy'da

roma imparatorluğu'nun çökmesiyle birlikte,

bu hoş alışkanlık avrupa kıtasında büyükölçüde

ortadan kalktı. öyle ki, 1837'de

kraliçe victoria, ingiliz imparatorluğu'nun

başına geçtiği zamanlar bile, buckingham sarayı'nda

banyo yoktu. 1870'li yıllara gelinceye

değin, banyo yapmak, insanlar için bir

külfet niteliğindeydi. bazı insanlar,'ara sıra

sağlıklı olacağı gerekçesiyle soğuk duş alırlardı.

ama, soğuk suyla banyo yapmalarının asıl

sebebi, mutfak sobası üstünde banyo yapmaya

yarayacak kadar su ısıtmanın güçlüğü idi.

bunun yanısıra, ısıtılan bu suyun banyo yapılacak yere

taşınıp bir tas ya da başka bir araç yardımıyla

boşaltılması rahmeti de vardı. boyalı galvanize

metalden yapılan ilkbanyo ısıtıcıları,

başlıca iki tipte üretiliyordu: yarım banyo ve

duşlu banyo. duşlu banyolarda, suyun bir el

pompası aracılığıyla yukarı pompalanması gerekiyordu.

bu sebeple insanlar, bir yandan sabunlanırken,

bir yandan da su pompalamak

zorunda kaldıkları için çok güçlük çekiyorlardı.

yarım banyolarda ise, insanın ancak oturmasına

yetecek küçüklükte küvetler vardı. bu

yüzden, bu kuvetlere "kalça banyosu" da deniliyordu.

içerisine giren kişi ya dizlerini göğsüne

çekmek ya da bacaklarını küvetten dışarı

sarkıtmak zorunda idi. 1880'li yıllardan başlayarak,

bugün bildiğimiz uzun küvetler ve duş sistemi

geliştirildi. sıcak su kolaylığı sağlandı ve

banyolar tekrardan yaygınlaştı.

türk hamamları ise, yüzyılımızın başından

başlayarak rağbet görmeye başladı. bu hamamlarda,

önce buhar banyosu yapılıyor, sonra da

keseleniliyordu;. avrupalılar, bu keseleme işlemini

bir miktar değiştirerek, adına "masaj" dediler.

daha sonra alınan bir ılık duşla, banyo

tamamlanmış oluyordu.

bugün bildiğimiz saunaların ilk örnekleri

ise, 1890'lardan başlayarak fin hamamı adı altında

evlere kadar girdi. her tarafı kapalı bir

kutunun içerisine yerleştirilen bir soba sayesinde,

kutu içerisinde büyük bir hararet sağlanıyordu.

kutunun kapısı dışarıdan açılıyor, içeriye birisi

girdikten sonra da yine dışarıdan kapatılıyordu.

bu yöntemin en büyük sakıncası,

içeride yanan sobanın tehlikeli bir hal alması

halinde, içerdeki kişinin kaderiyle baş başa

kalmasıydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder