?

Osmanlica sozluk - z

Osmanlıca sözlük - z

Zabt: 1. sıkı tutma. 2. idaresi altına alma, kendine mal etme. 3. silah zoru ile bir yeri alma. 4. anlama, kavrama. 5. kaydetme, özetini yazma.



zâhib: 1. gidici, giden. 2. bir fikre veya zanna uyan, kapılan.



zâhir: açık, belli, görünür, meydanda olan.





zâhirî: dıştan görünen, meydanda olan.



zail: sona eren, devamlı olmayan.



zamir: 1. her şeyin iç yüzü. 2. yürek, vicdan. 3. gizli fikir. 4. zamir, ismin yerini tutan kelime.



zâni: zina eden erkek.



zâniye: zina eden kadın.





zarar: ziyan, eksiklik, kayıp.



zarf: yer ve vakit bildiren edat.



zat: kendi, asıl, öz, cevher, saygıdeğer kişi.



zayi': elden çıkan, yitik, kaybolan.



zayiat: kayıplar, yitikler.





zebânî: zebanî, cehennemlikleri cehenneme atan melek.



zeberced: zümrütten daha açık renkte bir süs taşı.



zebh: boğazlama, kesme, kurban kesme.



zecr: 1. yasaklama, yaptırmama. 2. zorlama, zorla yaptırma, angarya işletme sıkma, eziyet.



zeker: erkek, erkeklik organı.





zelil: hor, hakir, alçak.



zelle: 1. ayak sürçüp kayma. 2. kusur, suç.



zem (zemm): birinin kötülüğünü söyleme, ayıplama, yerme, çekiştirme.



zemherir: karakış.



zemzeme: 1. ezgili ses, terennüm, teganni. 2. mezamir'i okuyanların teranesi (zebur).





zenb: günah, suç, kabahat.



zeval: 1. zail olma, sona erme. 2. aşağılama, inme. 3. güneşin başucunda, tam tepeden bulunma vakti zeval zamanı, öğle zamanı.



zevc: çift, eş.



zevcyen: karı-koca, iki eş.



zevi'l-ukul: akıl sahipleri, akıllılar.





zikr: 1. zikir, anma, hatıra getirme. 2. ağıza alma, adını söyleme. 3. anlatma, ifade etme. 4. övme, iyilikle anma. 5. tasavvufi anlamıyla allah adını anarak zikretme.



zikr-i cemil: hoş zikir, övgü.



zikrullah: allah'ı anma.



zillet: alçaklık, aşağılık.



zimmî: 1. islâm devletinde yaşayan gayr-i müslim. 2. haraç veren, raiyye.





zinet: süs eşyası, bezek.



zira': dirsekten orta parmak ucuna kadar olan uzunluk ölçüsü, 75-90 santim arasında değişir.



zîrahim-i mahrem: nikah düşmeyen akraba kadın.



zişan: şanlı, tanınmış, gösterişli.









ziya: ışık, aydınlık.





zuhr: öğle vakti, öğle namazı.



zulm: zulüm, haksızlık, eziyet.



zulmet: karanlık.



zübde: bir şeyin en seçkin parçası, öz, özet.



zübur-zübür: kitaplar, yazılı şeyler.





zühd: dünya lezzetlerinden el çekerek ibadetle meşgul olma, sofuluk.



zühûl: isteyerek veya elde olmayarak unutma, geçiştirme, yanılma.



zülcelal: celal sahibi, allah.



zülkarneyn: iki boynuz sahibi, kur'ân-ı kerim'de adı geçen bir hükümdar, iki yönlü.



züll: horluk, hakirlik, alçaklık.





zürriyet: soy, nesil, kuşak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder