?

Sanliurfa

Şanlıurfa

İlkbahar: tam sezonu





yaz: gidilebilir





sonbahar: gidilebilir





kış: ideal değil







urfa, peygamberler şehri olarak bilinmesinin yanısıra, hristiyanlığın, museviliğin ve müslümanlığın en kutsal saydığı hz. ibrahim'in doğduğu ve yaşadığı şehir olarak bir başka özelliği var.







gezilecek yerlerinin yanısıra, "kemiksiz pirzola"sı, "ballı dondurma"sıyla, lezzetli yiyeceklerin mekanı. tabii urfa kebabını da unutmamak gerekli. yani urfa, güneydoğu gezilerinde gidilecek önemli noktalardan biri.















nasıl gidilir ?





karayolu ile istanbul-urfa







önünüzde 1274 kilometrelik yol var. sizleri uzun ve zahmetli bir yolculuk beklediği kesin. ancak ilk hedef, istanbul- kaynaşalı arasında otobanı kullanmak. sonra da bolu dağı geçişi var. şayet vaktiniz varsa istanbul'dan erken yola çıktıysanız, bolu dağında kahvaltı molası verebilirsiniz. belki de canınız hoş domates çorbası çekerse varan tesisleri ne güne duruyor.







bolu dağından indikten sonra, tekrar otobanı kullanmak en mantıklısı. hem kamyonlarla, hem tır'larla uğraşmadan keyifli yolculukla ankara'ya ulaşıyorsunuz.











arkasından önce kırşehir'e, sonra nevşehir'e ulaşıp, niğde üstünden pozantı'ya geliyorsunuz. ancak bu yolda dikkatli olmakta fayda var. çünkü dağdan aşağı inerken balatalara dikkat. yol boyunca yer alan kamyonlar, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek kadar sizin sabırlarınızı zorluyor. o nedenle bu yolu, hız yolu olarak değil de, etrafı keyifle seyretme fırsatı olarak değerlendirin. en azından ayaklarınız da dinlenir, gözleriniz de. tabii ki sizde...







pozantı'dan inerek, tarsus'a ulaşıyorsunuz. otobanda adana ve gaziantep'e gelirken, nur dağı, türkiye'nin en iyi karayolu uygulamalarının yer aldığı 3 büyük viyadük ve iki kavisli tünelle geçiliyor. etrafı seyretmeyi, yolun keyfini burada çıkarmayı unutmayın.







gaziantep-urfa işkence yolu







gaziantep'ten sonra urfa yoluna çıktığınızda, bir anda hız sınırınız 40 kilometrelere düşüyor. çünkü ne yazık ki, bu iki ili ve daha doğrusu gaziantep'i kuzey ırak'a ve iran'a bağlayan bu yol, işkence yoluna dönüşüyor. çünkü yol bozuk ama hem de nasıl bozuk..







günde binlerce aracın geçtiği yol otoban bitmediği için, tek gidiş gelişli bir yol. bu yoldan urfa'ya ulaşmak işkence! her adımda, "bozuk yol" "tamirat çalışması var", tabelaları karşınıza çıkıyor. aşırı sıcaklarda, aşırı yüklü araçlar nedeniyle çöken asfalt da bu yola eklenince, kendinizi bir anda uzun konvoyun peşinde buluyorsunuz. sollama yapmanız da çok tehlikeli olunca, o kısacak yol gözünüzde büyüyor.







yani, istanbul- gaziantep arası sizi belki çok yormaz ama, gaziantep-urfa yolu yorgunluğunuza yorgunluk katacak bir yol. tedbirli olun. gerekirse gaziantep'te mola verin. gerekirse, urfa yolu üstünde yer alan, birecik'te mola verin. kelaynak yetiştirme çiftliğini gezin.







uçakla







istanbul'dan direk thy ve özel havayolu şirketlerinin uçaklarıyla gaziantep'e gitme şansınız var. ankara'dan da uçakla gaziantep'e ulaşıp, karayolu ile urfa'ya gidebilirsiniz.















nerede kalınır ?





urfa son yıllarda gerek türkiye'den gerekse dünyanın bir çok ülkesinden gaziantep'e gelenlerin de kesinlikle uğradıkları yerlerin arasında yer alıyor. dolayısıyla kentte kalınacak yerlerin sayısı da artmış taktirde.







eğer kent merkezinde kalmak arzu ederseniz, en iyi adreslerden biri, halülrahman gölü arkasında yer alan otel edassa. otel taş mimarisiyle, konumuyla, hoş bir yerde. urfa kalesi ve camileri bilhassa geceleri, aydınlatıldığı vakit keyifle izliyorsunuz.







otelde uydu televizyon, otoparkı, iş adamları için her türlü imkânı var.





devlet konukevi







urfa'nın belki de en geleneksel evlerinden biri olduğu için en hoş otellerinden biri. 1991 yılında şanlıurfa valiliği tarafından onarılarak hizmete açılmış. balıklıgöl'e çok yakın konumda yer aldığı için, talebi çok. ama gitmeden önce telefonla yer ayırtabilirsiniz. odalarda kalış ücretleri bölgeye göre ideal.







nerede: selahattin eyyubi camisi'nin karşısında yer alıyor. geleneksel ufra mimarisinin en hoş örneklerinden biri. haremli ve selamlık bölümleri olan iki katlı yapısı var. çok hoş avlulu bir bahçesi var. toplam 6 odası var. biri de suit. illa ki lüks otellerde kalmak, buraya kadar gelmişken geleneksel bir evde kalmak istiyorum derseniz burası tam size göre.







devlet konukevi'nde lokanta hizmeti de var. bilhassa yazın bahçesinde yemek yemek çok keyifli. konukevi'nde grup olarak da yemek yeme imkanınız var. bundan başka sıra geceleri de yapılıyor.















ne yenir ?





urfa deyince yemek konusunda alternatifler çok. acılı kebaplar, yöresel yemekler sizleri bekliyor. bundan başka, bostana salatası, borani, lebeni çorbası, soğan tavası, kenger aşı ve daha onlarca yemekler sırada sizi bekliyor. tüm bunların tadına bakmak için urfa'da gülizar konukevi bir başka adres.







devlet konukevi'nde lokanta hizmeti de var. bilhassa yazın bahçesinde yemek yemek çok keyifli. konukevi'nde grup olarak da yemek yeme imkanınız var. bundan başka sıra geceleri de yapılıyor.







ama bunlar arasında aşağıda yer alanlar, öyle hemen yer yerde bulamayacağınız lezzetler ve yiyebileceğiniz adresleri. bunlara vaktiniz varsa kesinlikle uğrayın. tadına bakın. unutamayacaksınız.







kemiksiz pirzola yemediyseniz tam yerindesiniz!







urfa'da kebap, et yemeği bol. ama bunlar arasında bir yer var ki, kesinlikle gidilmeli. burada yapılan "kemiksiz pirzolalar"ın tadına kesinlikle bakılmalı. sonra da bu lezzet için bir daha gitmenin yolu aranmalı. bu lokanta nerede mi!







urfa kapalıçarşı içerisinde bulunmakta olan köroğlu çarşısı içerisinde yer alan 80 yıllık kahraman urfa kebap salonu'nda mustafa bağmancı usta'yı bulun. gerisini merak etmeyin. çünkü size kendi elleriyle yaptığı özel sos içerisindeki pirzolaları, ızgara ateşinde kıvamında pişirip, düzüz bir tepsiye koyup gönderiyor ki! yeme de yanısıra yat misali.







mustafa usta, 65 yaşında. iki katlı lokantasının bir eşi urfa'da yok. zaten buraya bilenler geliyor. urfa'da kapalıçarşı içerisinde hemen hemen her lokanta önünde müşteri bulup içeri çeken çığırtkanlar burada yok. ama lokanta her gün 12. 00-14. 00 arası yalnızca hizmet verirken dükkanında oturacak yer zor buluyorsunuz.







mustafa usta, pirzolalarına güveniyor. işte kendi ağzından pirzolaların sırrı:







"bu pirzolanın lezzetli olması için etin taze olması gerekli. taze taze et kesiliyor. beklemiş et kabul edilmiyor. ondan sonra elimizden yaprak olarak çıkarılıyor. döverek bu hale getiriliyor. ne kadar taze olursa o kadar hoş olur. sos içerisinde bir saat tutulur. bu şekilde urfa'da bir tek biz yapıyoruz. başka yerde yok. "







çünkü kemiksiz ve az yağlı pirzolalar, özel bir sosa yatırılıyor ve kömür ateşinde pişiriliyor. bu kadar basit gibi görünen işin sırrı ise sosta. mustafa usta sosun sırrını vermiyor ama içerisinde domates, biber salçası, keki zeytinyağı, tuz ve çeşitli baharatlar yer alıyor.







dükkana girer girmez, kapı önünde yer alan etlerin bulunduğu tezgah ve kömür ızgaranın bulunduğu pişirme ünitesinin dışında lokantanın birinci katında başka bir şey yok. oturma grubu ise üst katta yer alıyor. hatta şayet ayarlanabilir de bir de teras katta yemek yeme şansınız olursa tüm çarşıyı bu kez tepeden görme şansınız oluyor.







usta büyükçe bir tepsinin içerisinde, sosun içerisinde yatırdığı etleri siparişe göre, ızgaraların arasına diziyor. yanlarına biberler ve domatesler de ekliyor. hepsi büyük bir sabırla kömür ateşinde yanmadan pişiriliyor. kağıt gibi incecik, ama lezzetli pirzolalar önünüze gelince afiyetle yemek size kalıyor. ama masadan bir türlü karnınız doysa da, lezzete doyamadığınız için aç kalkıyorsunuz.







ballı maraş dondurması







öğle yemeğinde pirzolanızı yedikten sonra dükkandan çıkın. sağa doğru birkaç adım atın. hemen yanınızda 7 numaralı dükkanda bu kez apayrı bir lezzet "ballı dondurma" sizi bekliyor. evet "ballı dondurma". hem de ufacık bir dükkanda, belki de türkiye'de hiçbir yerde bulamayacağınız bir lezzet.







çünkü bu tadın yaratıcısı, bedih usta, yıllardır sade dondurma yapıp satarken, işleri artırmak için neler yapabilirim diye düşünürken, ballı dondurma yapmak aklına gelmiş. o güne kadar yaptığı sade dondurmaların içerisine, bu kez bal katarak yapmaya başlamış. dondurmaya hemen hemen herkes ilgi gösterince de, şanı almış yürümüş urfa'da.







şimdi yaz günlerinde bilhassa başı hep kalabalık. sade dondurmayı ballı olarak alınca bir de üzerine ince kıyılmış çam fıstığı da dökülünce değmeyin lezzetine.







mutlaka tadın!







şıllık tatlısı!







urfa'ya özgü bir başka lezzet ise, "şıllık tatlısı". ismi nereden geliyor bilinmez ama, birkaç tane yediğinizde tıkandığınız geleneksel baklavaların yanısıra, bu tatlı size çok hafif gelecek.







urfa'da her yerde bulma imkanınız yok. ama şehir merkezine yakın konumda yer alan doğanay pastanesi bu konudaki en iyi adres.







pastanenin genç sahibi ibrahim karataş, "şıllık tatlısı"nın yapılışını şu şekilde anlatıyor.







"tatlının hamuru krep hamuruna benziyor. sütle karıştırılan un hazırlanıyor. çırpılıyor. yanmaz tavada iki taraflı olarak pişiriliyor. çıktıktan sonra içerisine ceviz fıstık dolduruluyor. ufak küçük kesiliyor. üstüne tereyağı şerbet bırakılıyor. hem hafif hem hoş. buraya özgü. "







yemesi gerçekten lezzetli ve hafif.







pastanede yalnızca bu tatlı yok. yalnızca kendilerinin ürettiği isotlu dondurma ise bir başka özel ürünleri. bu dondurmanın özelliği ise sade dondurma içerisine geleneksel olarak fıstık yerine acı biber konması.







tabii bu lezzetleri tatmak için buralara kadar gelmenize neden yok. şayet ankara'da oturuyorsanız, emek dördüncü caddede bulunmakta olan öz urfalı lokantası yine aileye ilişkin. buradaki her türlü ürün, orada da yer alıyor. size de buraya uğrayıp tadına bakmak kalıyor.















alışveriş





urfa'da alışverişin kalbi tabii ki kapalıçarşı'da atıyor. burada aklınıza gelebilecek hemen hemen her türlü ürün kendilerine ayrılan sokaklarda satılıyor. bunlar arasında terzilerin bulunduğu sokak ise bir başka enteresan yer. bu sokakta yan yana dükkanlarda dizili onlarca terzi, bir dikiş makinesinden meydana gelen tezgahlarında siftah bekliyorlar sakince. kimi kumaş pazarından aldığı elbiselik kumaşları kimi gömleklikleri buraya getiriyor. esnasında istediği biçimde kendisine elbisesi dikiliyor. şayet üzerinizdeki giyside bir problem varsa esnasında onarım ediliyor. dikiliyor.







şayet kendinize halı ve kilim almak istiyorsanız, kapalıçarşı içerisinde bulunmakta olan sipahi pazarı tek adres. birbirlerinden renkli, değişik desenli kilim ve halılar müşterileri bekliyor. türkiye'nin hemen yer yerinden gelen kilimler ve halılar burada. ücretleri da büyük şehirlerdekilerden çok ideal.







urfa denince akla gelen bir başka geleneksel ürün ise keçe. kapalıçarşı'da yalnızca keçe değil, geleneksel ürünlerden olan "yamşah" yani esasında başörtü olarak yapılan ama günümüzde masa örtüsü olarak kullanılan dokumalar da bulma imkanınız var.







urfa özgü gümüş bilezikler.







mahmut tekin, şanlıurfa'da şehre özgü akıtma bilezikleri bulabileceğiniz bol çeşitli en ideal yerlerin başınd geliyor. tekin dükkanında yer alan ürünleri şu şekilde anlatıyor:







"tamamen el işi olarak yapılır. zinciri ve üstü el işi. eski tarihe dayanıyor. en az 150 yıllık bir model. böyle bir tanesi 4-5 günden aşağı çıkmaz. urfa düğünlerinde kesim kağıtlarına yazılır. onu almak altın olarak koşul konulur. akıtma denilir. gerdanlık elmas olarak. telkari ve şimralı diye geçer. oymalı ve telkari olarak değişiyor. "















ilginç yerler





urfa'nın geçmişi 11 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. tarihte önemi çok büyük. çünkü kültür ve medeniyetin dünyaya yayıldığı yer olarak biliniyor.







urfa'nın en büyük özelliği ise, kentin "peygamberler şehri" olarak tanınması. bunun en büyük önemi ise kentin, inanç turizm yönünden çok önemli bir potansiyelinin olması. çünkü musevi, hıristiyan ve müslümanlar tarafından tanınan hz. ibrahim (a. s)'ın urfa'da doğup yaşadığına inanılmış olması, bu kentin her üç dine mensup topluluklarca kutsal olarak tanınmasının en büyük sebebi.







zaten günümüzde urfa'ya ilk adım attığınızda hz. ibrahim (a. s)'ın doğduğu mağara, ateşe atıldığında düştüğü yerde meydana gelen halil-ür rahman ve aynzeliha gölleri ile çevrelerindeki kutsal mekanlar, ilk dolaşacağınız yerlerin başında geliyor.







gerçekten de, hz. ibrahim'in doğduğu, yakup, eyyup, yusuf, lut, elyasa, şuayp ve musa peygamberlerin yaşadığı kent olarak çok büyük öneme sahip. hıristiyanlık devlet dini olarak dünyada ilk kez burada kabul edilmiş.







buraları her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor. karayolu ile hac yapıldığı zamanda türkiye'den çıkmadan önce hacı adaylarının uğradığı son duraklardan birisi de burasıydı aynı zamanda.







urfa'da görülebilecek gezilebilecek ana yerler hep balıklıgöl civarında yer alıyor dersek yanılmış olmayız. urfa'nın kendine özgü evleri, daracık sokakları, bunların arasında yer alan tarihi binaları, camileri, kiliseden camiye çevrilen birbirlerinden enteresan dini yapıları hep ama hep buralarda birkaç adım uzaklıkta yer alıyor. zaten urfa merkezini keşfetmenin, tadını çıkarmanın en iyi yolu, yürüyerek buraları gezmek.







balıklı göl söylencesi nedir ?







ibrahim peygamber, devrin zalim hükümdarı nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya ve tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. bu esnada allah tarafından ateşe "ey ateş, ibrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. bu emir üstüne, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. hz. ibrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. hz. ibrahim'in düştüğü yer halil-ür rahman gölüdür.







rivayete göre nemrut'un kızı zeliha da ibrahim'e inandığından kendisini onun ardından ateşe atar. zeliha'nın düştüğü yerde de aynzeliha gölü oluşmuştur. her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır.







balıklıgöl







urfa'nın kalbinde yer alan balıklıgöl, gerçekten görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. ne de olsa urfa ile adı yan yana yazılan bu yer ile ilgili hemen hemen herkes bir bilgiye sahip. balıklıgöl'ün hemen yanısıra halil ül rahman camisi ve döşeme camisi yer alıyor.







halil ül rahman cami döşeme cami...







halil-ür rahman gölü'nün güneybatı köşesinde yer alan bu cami medrese, mezarlık ve hz. ibrahim'in ateşe atıldığında düştüğü makamdan meydana gelen bir yer. cami bizans dönemine ilişkin meryem ana kilisesi üstüne 1211 yılında yapılmış. medresenin içerisinde merdivenle çıkılan revaklı medrese osmanlı döneminde rakka valisi mehmet paşa tarafından 1771 tarihinde yapılmış. cami ve medrese 1995 yılında valilik tarafından restore edilmiş. bir görüşe göre de şehirdeki en eski camilerdendir. halife me'mun vaktinde hz. ibrahim makamı'na inşa edilmiştir.







aynzeliha ve halil-ür rahman gölleri





urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve ibrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile urfa'nın en fazla ziyaretçi çeken yerleridir.







halil-ür rahman gölü'nün kuzey kenarındaki rızvaniye camii ile güneybatı köşesindeki halil-ür rahman camii ve medresesi göle ayrı bir hoşluk vermektedir.







gölün etrafı panayır yeri gibi. en hoş taragı göl içerisinde yüzen, hz. ibrahim ateşe atıldığı sırada gölde bulunmakta olan kömürlerin bir anda balığa dönüştüğü söylencesiyle kutsal olduğuna inanılan balıklar.







yakın zamana kadar hemen hemen herkesin yanısıra getirdiği ekmeklerle beslediği balıklar teker teker ölünce, şimdi bu tür beslenme yasaklanmış. onun yerine satılan yemlerle beslenmeye izin veriliyor. balıklar da bu beslenmeden ötürü zaten kocaman olmuş havuzun içerisinde yüzüyor.







göl çevresinde dolaşırken yanınıza yaklaşan çocuklar, size rehberlik yapmak istiyorlar. şayet vaktiniz varsa bu teklifi kabul edin. çünkü yakalarında kartlar olan bu çocuklar esasında sokak çocuklar. valiliğin giriştiği kampanya neticesi çocuklar topluma kazandırılmak amacıyla, böle bir projede yer almışlar. hemen hepsi medenice yaklaşıp size teklifte bulunuyor. kabul etmezseniz de yanınızdan uzaklaşıyor.







ibrahim peygamber'in doğduğu mağara ve mevlid-i halil camii







ibrahim peygamber'in doğduğu mağara, halil-ür rahman ve aynzeliha göllerinin 100 metre doğusunda yer almaktadır. mevlid-i halil camii avlusu içersine alınmıştır. hz. ibrahim bu mağarada yedi yaşına kadar kalmıştır. mağaranın içersinde bulunmakta olan şifalı suyun bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılmaktadır.







bu mağaranın yanına osmanlı dönemi'nde hz. ibrahim'in hatırasına mevlid-i halil adı verilen ufak bir cami yapılmıştır. ibrahim peygamber'in makamını ziyaret etmeye gelen binlerce kişiye bu cami ufak gelmeye başlamış ve bunun yanına 1986 yılında çifte minareli büyük bir cami inşa edilmiştir.







göl gezinizi bitirdikten sonra ise, göl ve camiyi arkanıza alıp iki tane mermer direğin bulunduğu tepeye doğru yürümenizi öneri ederiz. çünkü bir süre sonra karşınıza basamaklar çıkıyor. tepenin en üst noktasına kadar yürüyerek çıktığınızda, hz. ibrahim'in bir miktar önce gördüğünüz bu iki mermer direğe gerilen mancınıkla, şimdi içerisinde balıkların yüzdüğü göle atıldığını öğreniyorsunuz.







çıktığınız bu noktanın en iyi tarafı ise, tarihi urfa kentini çok hoş bir biçimde görme imkanınızın bulunması.







urfa kalesi ve şehir surları







çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilere göre, urfa kalesi ve şehir surları, kentin güneybatı kesiminde, halil-ür rahman ve ayn-ı zeliha göllerinin güneyindeki damlacık dağı üzerindedir. doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır.







814 yılında (abbasiler dönemi) şehir sularının tekrardan inşa edilmesi sırasında kalenin de seleukoslar dönemine ilişkin eski kalıntılar üstüne tekrardan inşa edildiği kuvvetle muhtemeldir. güneydeki kayadan oyma hendeğin m. s. III. yüzyıla ilişkin kaya mezarlarının üstüne yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır.







kale üstündeki korinth başlıklı iki sütunun arası 14 m. olup yükseklikleri 17. 25 ve çapları 4. 60 metredir. doğudaki sütunun kente bakan yüzünün 3 metre yukarısında estrangela türündeki süryanice kitabede: "ben askeri ko[mutan] barş[amaş] (igüneşin oğlu)'ın oğlu aftuha. bu sütunu ve üstündeki heykeli başbakan ma'nu kızı, [kral ma'nu] eşi, hanımefendim ve [velinimetim] kraliçe şalmeth için yaptım. " yazılıdır. kitabede adı geçen edessa kralı ıi. ma'nu (240-242)'dur. saltanat tarihleri dikkate alınırsa, bu sütunların 814 yılındaki surlar ve kalenin temel inşa tarihinden önce buraya birer anıt sütun olarak dikildikleri ortaya çıkar.







urfa çarşıları...







evliya çelebi, seyahatnamesinde urfa çarşılarından "... çarşısı dört yüz dükkandır. her türlü değerli eşya bulunur. saraçhanesi ibrahim halil ırmağı kıyısındadır. onun için bağdat serdabı gibi soğuk su ile sulanmış ana yolun iki tarafı mamur ve hoş, mevsiminde türlü çiçeklerle süslü olup geçenlerin içini açar. oralarda tüm bilgi sahiplerinin toplandığı, dinlendiği yerler vardır. " cümleleriyle bahsetmektedir.







evliya çelebi urfa'daki bedestenlerden de şu biçimde söz eder: "... iki bedesteni vardır. biri eski usul kargir kubbeli yapı olup uzunlamasına yapılmıştır. üç tane demir kapısı vardır. tüm kıymetli mücevherler bulunur. "







tarihi çarşı







balıklıgöl'e bu kez arkanızı verip yavaş yavaş yeni düzenlenen alanlardan yürüyünce, karşınıza urfa'nın tarihi çarşısının giriş kesimleri çıkıyor. buradan içeriye girmeye başladığınız andan başlayarak ise, sizi büyülü bir dünya bekliyor.







gümrük han







osmanlı'lar döneminden kalma iş hanları ve çarşılardan meydana gelen eski ticaret merkezi urfa çarşısı, günümüzde de aynı fonksiyona sahip. her bir sokağında değişik esnafların bulunduğu, hemen hepsinin gelen müşterileri coşkuyla karşıladığı, geleneksel dokunun hala korunduğu bu kimi kapalı hanlar içerisinde, kimi sokaklarda yer alan çarşıda alışveriş yapmak da inanılmaz keyifli.







işte bunlar arasında yer alan gümrük han, koskoca bir avlu çevresinden yer alan dükkanları ve asıl asırlık ağaçlarının gölgesinde oturma imkanı bulunmakta olan çay bahçesiyle kendine özgü bir mekan.







geçmişi 1562 yılına kadar uzanıyor buranın burada urfa'ya özgü, üzeri deri şeritli ya da rahle biçimindeki tahta taburelerde oturan yöresel giysili insanları izlemek ayrı bir keyif.







buranın en büyük özelliği ise, sabah 07. 30'da peynir, zeytin, domates ve dumanı tüten lavaş ekmeğiyle yapabileceğiniz sabah kahvaltısı. gümrük han'da bir yandan günlük yaşantı sürerken bir yandan da restore çalışmaları sürüyor.







kazzaz (bedesten) çarşısı...







bedesten çarşısı'nda bilhassa kadın gezginlerin aklını çelebilecek yüzlerce ürün yer alıyor. bunlar arasında neler yok ki! dünyanın hemen hemen her yerinden getirilen ipek şallar, kıyafetler, örtüler, sofra örtüleri. rengarenk yöresele dokumalar, kumaşlar, yan yana dizili.







hele bunlar arasında birisi var ki, kesinlikle gidilmeli. bedesten çarşısı'nın girişinde yer alan mir ticaret'te murat taşkın, genç yaşına karşın, işindeki ustalığıyla gelen her müşterinin elini boş çevirmiyor.







murat taşkın, "burası ailemizin yeri. hep beraber çalışıyoruz. bir babadan üç anadan 36 kardeş bir aradayız. sattığımız ürünlerin hepsi dışarıdan. iran, pakistan, hindistan, dubai gibi yerlerden hemen hemen her yerden ürün var. şam'dan masa örtüsü ve yöresel giysiler, urfa'ya özgü modeller, orta doğu şal eşarp, urfa dokuması masa örtüsü giysiler. daha önce burada dokunuyordu. şimdi dışarıda dokunuyor. "







murat taşkın, urfa'da hemen hemen her erkeğin geleneksel giysilerinin yanısıra bir başlarına eflatun ile kor arası renklerde eşarp bağlamasının sebebini ise şu şekilde anlatıyor.







"erkek ve beyazlar mor gibi bir renk kullanılmaktadır. 10-15 yıldır moda oldu. burada çok tutuldu. kadın erkek aynı renk kullanıyor. ancak erkek desenleri daha sade. özel bağlama biçimi var. "







hemen herkese bir şeyler satıyor. kadın müşterilerine hemen yer yöresel kumaşlarla başlıklar sarıyor. ilgilendikleri ürünlerin özelliklerini anlatıyor. yani kısacası yok yok. şalların, atkıların hem renkleri hem desenleri gelenlerin dikkatini kesinlikle çekiyor. ve buradan alışveriş yapmadan ayrılamıyorsunuz.





selahattin eyyubi camisi (vaftizci yahya kilisesi)







balıklıgöl'ün üst kısmında yer alan, devlet konukevi'nin de bulunduğu cadde üstünde yer alan cami, 457 yıllarında piskopos nona'nın yaptırdığı, 32 mermer sütunuyla göz kamaştıran bir yapı. kilise olarak yapılan bina, 18 yüzyıl başlarında camiye dönüştürülmüş. gerçekten de kiliselere özgü o enteresan yapısıyla ama cami olarak düzenlenen yeni haliyle görülmeye değer bir özelliği var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder