?

Sinop

Sinop

İlkbahar: gidilebilir



yaz: tam sezonu



sonbahar: ideal değil



kış: ideal değil





sinop; coğrafi konumu, eşsiz doğal güzellikleri, 160 kilometre uzanan kumsalları, tertemiz denizi, pırıl pırıl kumlu plajları, yer yer denize kadar uzanan ormanlarla kaplı ıssız koyları, turizm olayını kavramış konuksever halkı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.





sinop'un tarihsel olarak asıl ünü ise, mitolojik verilere göre amazon adı verilen savaşçı kadınlar bu bölgede yaşamış olmaları. sinop'un adının amazon kraliçesi sinope 'den geldiği biliniyor.



















nasıl gidilir ?



otobüs





istanbul, ankara gibi büyük şehirlerden giderken otobüsler samsun yolunu kullanıyor. ankara'dan özel araçla çankırı, kastamonu üzerinden gidilebilir. bilhassa kastamonu sinop arası virajli bir yol. dikkatil olmalisiniz. aşırı hız yok. dolayısıyla yol bir miktar uzun sürüyor. ankara'dan gelenler için 4 - 5 saatlik bir yol. önce ılgaz dağları, peşinden kastamonu ve sinop'a ulaşabilirsiniz.





uçak





istanbul'dan uçakla gidecekler için bir zamanlar istanbul - ankara, samsun - sinop bağlantılı seferleri vardı. ve yaklaşık 5 saat sürüyordu havalimanlarındaki beklemelerle... ancak sinop seferleri kaldırıldı. ankara bağlantılı olarak samsun'a kadar gidebiliyorsunuz. havalimanı'ndan şehir merkezinde cumhuriyet meydanı'na kadar servis var. gidiş ve gelişlerde bunu kullanabilirsiniz.

taksiyi kullanmayın. çünkü çarşamba ovasında bulunmakta olan havalimanı şehre 40 kilometre mesafede. şehir merkezinden de sinop'a giden otobüslere ve dolmuşlara binebilirsiniz. yaklaşık 160 kilometrelik mesafe, 3,5 saat sürüyor. samsun - ankara arasında da uçak kullanabilirsiniz, 40 dakika sürüyor yolculuk.

ancak unutmadan uçaklar rj denilen ufak uçaklar.

koltuk araları dar. sıkıntılı bir yolculuk oluyor haberiniz olsun. uçakta penceresiz koltuklar bile var! rahat yoluculuk yapmak istiyorsanız check in yaparken, ya en ön sıra ya da en arka sıra koltuk isteyin. çünkü diğer yerler üçer koltuklu ve çok dar.



rahatsız bir yolculuğa hazırlanın.

samsun havalimanı medeni ve modern.

şehir merkezine giden ve gelen servisler var. hem ucuz hem rahat. hem de yavaş yavaş giderken samsun'a alışmanızı sağlıyor. daha kolay adapte oluyorsunuz.







samsun sinop arası yol





bu yolda sabah ve öğleden sonra 4 kez otobüs keresi var. ancak kaçırırsanız da panik yapmayın. çünkü "yarım otobüs" dedikleri midibüsler var. onlarla yapılan yolculuklar 3,5 saat sürüyor.

yolculuk bilhassa ilkbaharda çok hoş. bir yanınız yemyeşil tepelerle, arazilerle çevrili. diğer yanda lacivert karadeniz. bir çok yerde de ağaçlar denizle kucaklaşıyor. kumsallar sahil boyu uzanıyor.





özel araç





özel araçla giderseniz, yol manzarası iyi. hoş seyir tepeleri de var. ancak iki şeritli yol bol virajlı. o nedenle düşük hızda ve dikkatli gitmek gerekiyor. ancak yiyecek yönünden de tedbirli olmakta fayda var. çünkü yol boyunca dinlenme tesisi yok denebilir. olanlar da ege ve akdeniz standartlarından çokuzak. ama doğanın güzelliği insana o masallardaki köş yaşantısının hala bu dünyada var olduğunu gösteriyor. sırf bunun için bile gitmeye değer...















nerede kalınır ?



sinop merkezinde kalacağınız otel bulabilirsiniz. ancak iyi bir yerde kalmak istiyorsanız, merkeze bir miktar uzakta olan hotel diyojen'i tercih edebilirsiniz.





kalınacak diyojen oteli'ne gitmek için, samsun yönüne doğru hareket ettiğiniz vakit, tabelaları izlerseniz rahatlıkla oteli bulabiliyorsunuz. sinop merkezine 2 km mesafede yer alıyor. bilhassa akşamları açık terasta yemek yerken keyifli bir sinop manzarası var.





diyojen oteli'nin işletmecisi oğuz ülger. otelin 32 odası ve 64 yaşatağı var. bundan başka 26 apart dairesi yer alıyor. otelin odalarında bambu mobilyalar ve sadelik hakim.

camları ısıcam ve kaloriferli. denize sıfır. dalgaların sesiyle uyanıp, keyifle denizi seyredebilirsiniz. odalarda tev, telefon, pencere önünde de sallanır bambu koltuklar var. bunlara oturarak güneşin batışını seyretmeye doyum olmuyor. yüzme havuzu var. tam önünde de denize girme imkanı var. şehirde kalınacak yerler var.



ancak bunlar genellikle belediye belgesi ile işletilen tesisler. mecbur kalırsanız kalabileceğiniz nitelikte.















ne yenir ?



yemek yenilecek yerlerin başında diyojen otel geliyor. yemeğe mezelerle başlayabilirsiniz. yoğurtlu ıspanak, biber dolması, ezme, beyaz peynir, turşu gibi geleneksel mezeler hemen hemen her zaman var. otelde yemek olarak hemen hemen her mevsim balık bulabiliyorsunuz. hem de mevsiminde alınan balıklar şoklanıyor ve arzuya göre her zaman müşteriye sunuluyor. ancak buraya gidince bilhassa, barbun tava ve iskorpit "çarpan balığı" isteyin.



balık bilhassa mevsiminde tutulup şoklandığı için lezzeti inanılmaz. iki balık da yağda kızartılıp servis yapılıyor. burada geleneksel yemekleri, yani karadeniz yemeklerini bulmak olanaksız. ne yazık ki tüm karadeniz bölgesinin hemen hemen ortak problemi bu.. bir moıhlamayı, fasulye kavurmasını ve diğer yemeklerini tadabilmek için ancak özel bir yemek ya da dostunuzu evine gitmeniz gerekiyor karadeniz'de...





iskorpit balığı nasıl yapılıyor ?





iskorpit balığının zehirli dikenleri işin ustaları tarafından çıkartılıyor ve temizleniyor. sonra da filotoları çıkartılıyor. una bulanıp yağda kızartılan balıklar, hafif baharatlı sosla lezzetli bir yemek durumuna geliyor.





bu kalkan başka kalkan!





tabii bir de bölgedeki balıkçıların, sinoplular'ın ada dedikleri, yarımadanın ucunda tuttukları kalkan balığının tadının bir başka olduğu söyleniyor. ancak kalkan balığını bulabilmek gerçekten çok zor. çok az tutulduğu için...





bu balığını başkalığı şuradan geliyormuş; adada yetişen ve hemen büyük bölümü askeriye ilişkin olduğu için el değmeyen arazide bulunmakta olan kekiklerin suyu yağmur sularıyla denize karışıyor.



o bölgedeki balıkların da bu suda yetiştiği için tadının hoş olduğu belirtiliyor. biz de yiyimedik ama yiyenlerin yalancısıyız işte! bu kalkan balıklarının en küçüklerinin 3,5 kilo olduğu belirtiliyor. dişileri bir miktar sert.







barınak cafe





sinop limanından bulunmakta olan barınak cafe'de pizza yemenizi öneririm. burası gerçekten pizza bakımından lezzetiyle değişik bir yer. denemelisiniz.





şen dondurmacı





sinop'a bilhassa yaz aylarında gittiyseniz kesinlikle şehir merkezinde bulunmakta olan şen dondurmacı'ya uğrayın. şirin pastane dondurmacı karışımı olan bu dükkanda, çocukluğunuzun tadlarını bulacaksınız. adadan getirilen sütle yapılan dondurmaların tadına kesinlikle bakın. karamelli dondurma gercekten lezzetli.















alışveriş



sinop'ta alabileceğiniz yöresel en önemli hediyelik eşya, türkiye'de bu konuda en geniş seçenekleri bulabileceğiniz maket gemileri yapan ayhan demir'in sahibi olduğu ayhan kotra...





buranın sahibi ve her şeyi ayhan demir. 50 yıldır maket yapmakla uğraşıyor. kalyon, çektirme, taka, balıkçı tekneleri, kotralar, gibi 5 değişik maket yapıyor.





her biri sanat eseri olan maketciliğe nasıl başladığını ayhan usta bakın nasıl anlatıyor.





"bu sanatı 1950 senesinde sinop cezaevinde yatan derviş usta adlı bir kişiden etkilenerek geliştirdim. derviş usta o zamanlarda aftan yararlanarak maketleri üretmek için küçük bir atölye açmış. bu maketleri o zamanlarda sinop limanına gelen yolcu vapurlarına satıyormuş. derviş ustanın atölyesinde gördüğüm bir maketten çok etkilendim ve bu sanatı geliştirmeye karar verdim.





1950 senesinde sinop'ta açılan sanat okuluna devam ederken evde imalata başladım. yaptığım maketleri yolcu vapurlarına satarak okul masraflarını çıkartım. 15 yaşında kotra imalatı yapmak üzere ufak bir iş yeri açtım. sinop limanına gelen yolcu vapurlarına maketlerimi satmaya başladım. "





"bu maketler 1952 senesinde sinop'ta kurulan amerikan radar teşkilatı askerlerinin çok ilgisini çekti ve 40 sene sinop'ta kalan amerikan askerleri vasıtası ile üstünde sinop-turkey yazan gemi maketlerini satarak amerika'ya duyurmuş oldum. tahminen 6-8 bin adet gemi türlerini amerika'ya satmış oldum. 50 senedir yaptığım gemi maketlerini uc uca ekleseniz sinop'tan istanbul'a kadar ulaşacaktır. (yaklaşık 630 km. )"





ayhan usta, maketlerde kullandığı malzemeyi, ceviz ya da kavak - kayın ağacı kalaslarından 2 mm kalınlığında kesiyor. bunları işledikten sonra da, oto boyası ile boyuyor. maketleri hepsi birer sanat eseri niteliğinde. amerikalılar yaptığı maketleri o kadar beğenmiş ki, ülkelerine hemen hemen her boyutundan götürmüş. ilgi çok olunca bir de adana incirlik'te dükkan açmış.





yaptığı maketleri ne yazık ki büyük şehirlerde bumak çok zor. ama şayet ilgi duyuyorsanız, turing otomobil kurumu'nun büyükada istekelesi üstünde açtığı kafeyi bir ziyaret edin. burada kurumun genel müdür çelik gülersoy'un hazırladığı bir köşede maketler satışa sunulmuş. el emeğinin göz nurunun birebir yansıması olan maketler dünyanın bir çok yerinde üretilenlerinden farksız.





bir de ustanın internette sitesi var. buradan kendisine sipariş bile verebilirsiniz. kargo ile yurtiçinde her yere gönderebiliyor.





sinop'un bıçakları da tanınmış. av bıçağı olarak geçiyor. el yapım. gül ağacı kökü sap olarak kullanımlıyor... 24 saat sıcak suda bekliyor...

bir yıl karanlık bir ortamda kalıyor. sonra da kullanıma başlanıyor.















ilginç yerler



görmek istersen denizi,



yukarıya çevir yüzü.



deniz gibidir gökyüzü,



aldırma gönül aldırma...





"sabahattin ali"





yapmadan dönmeyin!



iskele meydanı'ndaki çay bahçelerinde oturmadan, ayçiçeği çitlemeden,



sokaklarda özgürce dolaşmadan,



gerze yolu'ndaki benzincide mola vermeden,



dönmeyin!





sinop türkiye'nin batıda uç noktasında yer alıyor. dolayısıyla bile başlıbaşına enteresan. sinop, bir de karadeniz'in bodrum'u olarak da anılıyor bölge insanları arasında. bilhassa balıkçı limanı, sahilde bulunmakta olan kalesi çevresinde yer alan çay bahçeleri, sinop sakinlerinin yaz akşamları buluştuğu yerlerin başında geliyor. balıkçı limanı ise, sabahları bilhassa hareketli. avdan dönen balıkçı teknelerini ağlarını temizlerken izleyebilme şansınız var.





aslında sinop'un en hoş yanı, günlük yaşamın çalışma ile içiçe geçmiş olması. siz yemeğinizi yerken önünüzde balıkçılar ağlarını ayıklıyor. balıklar kasalara yükleniyor. bir yandan balıkçı kahveleri, bir yanda modern lokantalar. şehir adeta ufak bir balıkçı kasabasının kopyası gibi merkezde. her şey içiçe. bir adım mesafede...





"sinop'a geldim. nereyi gezeceğim ?" derseniz, alternatifiniz çok. ilk durağınız şu anda kullanılmayan havalimanının hemen yanısıra bulunmakta olan akliman ve hamsilos fiyordu olmalı. ikisi de gerçekten çok hoş.





akliman; doğal sit alanı olarak korunuyor. kilometrelerce uzunluğunda sessiz ve hiçbir modern tesis bulunmayan kilometrelerce uzunluğundaki kumsalda, özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz. akdeniz ve ege'de hemen hemen hiçbir yerde bulamayacağnız kadar deniz ürününü, fosilleri, deniz kabuklarını kumsalda bulma imkanınız var. denize girmek için uygun. ancak bir kötü tarafı, hiç bir tesis sahilde yer almıyor. o nedenle yanınızda hasırınızı, havlunuzu götürmeniz gerekiyor. sahil ile tesisleri birbirlerinden ayıran yolun arkasında ise, bir iki ev, bakkal yer alıyor. ama tesis yönünden gerçekten sıfır ve bakir bir yer.





hamsilos fiyordu ise, kesinlikle görülmesi gereken yerlerdin başında geliyor. karanın içlerine giren deniz adeta ufak bir göl olusturmuş. şanslı bir gününüzdeyseniz gölcüğün ortasında bir de yat görebilirsiniz. işte o vakit denize çıkışını görmenin olanaksız olduğu bu fiyord denizle buluşan çam ağaçları ve doğal ortamıyla fotoğraf çekenlere hemen hemen her ışıkta keyifli görüntüler sunuyor. burası günübirlik gelenlerin piknik alanı olarak kullanılmaktadır. sessiz sakin, gün boyu doğayla başbaşa kalabileceğiniz bir yer.













mitolojik yolculuk





sinop'un mitolojik hikayesi de olabildiğince enteresan. sinope, ırmak tanrısı osopos'un güzeller güzeli kızıymış ve mutlu bir hayat yaşarmış. tanrılar tanrısı zeus, sinope'yi görür görmez aşık olmuş. zeus gönlünü kaptırdığı kızı elde etmek için yapmadığını bırakmamış. sinope sonunda zeus'un aşkına karşılık vereceğini, ancak kendisine dokunmamasını söylemiş. zeus sözüne sadık kalmış ve sinope'yi en sevdiği yerlerden biri olan karadeniz'in cennete benzeyen bu yemyeşil yarımadasına bırakmış. işte sinop, adını mitolojik hoş sinope'den alıyor.







sinoplu diyojen





"gölge etme, başka insan istemem !... " bu sözüyle tanıdığımız tanınmış filozof diyojen (diogenes) m. ö. 413'te bu kentte doğmuş. babasının kalp para bastığını ve servetini bu yoldan kazandığını öğrendiğinde yurdundan kaçarak korinthos'a, daha sonra da atina'ya gitmiş.

her türlü gösterişten uzak, yaz, kış fıçı içerisinde yaşayan; bütün eşyası bir asa, bir torba ve bir çanak olan filozof diyojen; en büyük erdemin doğaya ideal yaşamak olduğunu, böylece insanda tutku, ölçüsüzlük, gösteriş ve kendini beğenmişliğin olamayacağını savunmuş. diyojen "bilgi, ruhun olgunlaşmasını sağlar" derken, gündüz gözüyle elinde fenerle dolaştığını görüp soranlara verdiği cevap, "insan arıyorum" olmuş.





başka nereleri mi var?





sarıkum; şehir merkezine 30 dakika mesafede. ayancık istikametinde yer alıyor. deniz, kum, orman ve gölün iç içe olduğu sarıkum gölü ve çevresi, tabiatı koruma alanı ilan edilmiştir. bu alanda çok sayıda kuş türü bulunmaktadır. sarıkum gölü çevresi gür ormanlarla kaplı olup, ormanlarda sürüler durumunda yaban atları bulunmaktadır. sarıkum gölü ve çevresi piknik ve mesire alanı olarak da kullanılıyor. il merkezine 21 km uzaklıktadır.





sinop cezaevi; bir zamanlar dalgaların dövdüğü cezaevi şimdilerde müze olarak hizmet veriyor. bu cezaevinde bir zamanlar nazım hikmet, sabahattin ali, burhan felek ve bir çok tanınmış cezasını çekmiş. kültür bükanlığı bünyesinde. 1977 yılında kullanılmaya başlanmıştır. etrafı yüksek kale bedenleri ile çevrili. cezaevinin hemen yer yerini gezebiliyorsunuz. duvarlarda hala buralarda yatan mahkumların izlerini görme imkanınız var. nem kokan,, sürgü üzerine sürgüler takılı demir kapıların arkasındaki koğuşlarla gerçekten enteresan bir yer cezaevi...





sinop müzesi; karadeniz'in en geniş müzesi olarak yer alıyor. sinop müzesi şehir merkezinde bulunmakta olan müzede sinop etrafında bulunmakta olan ve kazılarda çıkarılan eserler sergilenmektedir. müzede tarih öncesi, helenistik, roma ve bizans dönemleri etnografik eserleri ile sinop etrafında bulunmuş ikonalar sergilenmektedir.





sinop kalesi: mö 7. yüzyılda şehri korumak amacıyla yarımadanın üstünde kurulmuştur. roma, bizans ve selçuklular dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır.





paşa tabyası: sinop yarımadasının güneydoğusunda karakum yolu üzerindedir. 19. yüzyılda osmanlı - rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır.





alaaddin camii: ilde selçuklu ve osmanlı dönemlerine ilişkin çok sayıda cami vardır. alaaddin camii selçuklular vaktinde yapılmıştır. dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. giriş geniş olan revaklı bölümden sağlanır. avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de isfendiyaroğulları türbesi yer alır.





gerze





sinop'a kadar gitmişken esasında gerze'ye uğramamazlık etmeyin. 40 kilometre mesafede yer alıyor. esasında samsun yolu üstünde olduğu için sinop'a gidiş sırasında ya da dönüşte de uğrayabilirsiniz. otomobille 30 dakika sürüyor. yol keyifli ve hoş.





gerze bir zamanlar evleri ve gül bahçeleriyle ün salmıştı. 1950 yılında gerze'de çıkan yangında, bölgedeki bağdadi tarzda yapılan ahşap evler çoğunlukla yanmış. onların yerine kagir binalar yapılmış. ama hemen hepsi iki katlı ve bahçeli. ancak hala bazı eski evlerin kapı tokmakları görülmeye değer. fotoğraf çekenler için hoş çekim mekanları var. hemen hemen her evin bahçesinde yer alan güller ise beldeye ayrı bir keyif katıyor.





buranın tadını çıkarmak için arabanız varsa arabanızı meydanda park edin. otobüsle gidiyorsanız meydanda ineceksiniz zaten. başlayın sol tarafta bulunmakta olan sahildeki evlerin arasında yürümeye. bahçeler içerisinde iki katlı evlerin arasında yürümek büyük keyif. bir de meyve vaktinde gittiyseniz, ağaçların dallarında sarkan meyveleri koparmanıza bile izin veriyor ev sahipleri. ne de olsa siz misafirsiniz.





unutmayın





bu arada gerze yolu üstünde bulunmakta olan benzin istasyonunu kesinlikle uğrayın.



"niye bir benzin istasyonuna uğrayalım ?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim.



hepimiz biliriz benzin istasyonlarında en fazla alışveriş dükkanları bulunur büyük şehirlerde. ama bu benzin istasyonunda pompaların arasında çiçek saksıları, istasyon sahibinin kendi çiftliğinde yetistirdiği doğal gıda ürünleri satışı var.







bitmedi bir de istasyonun arkasında minik hayvanat bahçesi yer alıyor. bununla da bitmiyor.





bir de özel olarak yapılan sakız sütlacı var ki. kesinlikle tadına bakmalısınız. yani hem arabanıza benzi alıyorsunuz hem de kendinize harika bir ziyafet çekme şansınız var. bundan sonra artık uğrayıp uğramamak sizin elinizde...