?

Tekrarlayan dusukler

Tekrarlayan düşükler

Fark edilen bütün gebeliklerin %15 - 20'si düşükle sonuçlanmakla beraber daha önce hiç canlı doğum yapmamış ve 2 veya daha çok hamilelik kaybı yaşamış kadınlarda bu olasılık %40'a yaklaşmaktadır. tekrarlayan düşükler klasik olarak 3 veya daha fazla ardışık hamilelik kaybı olarak tanımlanmış

olmakla beraber bilhassa kısırlık tedavisi sonrası elde edilen iki gebeliğin kaybedilmesi de lazım incelemelere başlanması için yeterli görülmektedir. genel olarak toplumdaki bayanların %0. 5 - %'i tekrarlayan düşük problemi ile karşı karşıyadır.

tekrarlayan düşüklere anatomik, genetik, hormonal, mikrobik ve çevresel faktörlerin veya bağışıklık sistemi ve pıhtılaşma sistemindeki kusurların neden olabileceği öne sürülmüş ve araştırılmıştır.



rahimdeki doğuştan biçim bozuklukları (septum, çift rahim gibi) kadar myomlar ve polipler gibi edinsel hastalıkların ve bilhassa kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıkların embriyoların yerleşmesine, gelişmesine veya yeterli kanlanmasına engel olarak hamilelik kaybına neden olabildiği bilinmektedir. ültrasonografi ve histeroskopi ile bu problemleri tespit etmek ve lazım cerrahi girişimlerle gidermek mümkündür..



erken hamilelik kayıplarının yarısından fazlasında neden genetik sorunlardır. genetik sorunların çoğunluğu anne veya babadan aktarılmamakta hamilelik sırasında fetüste oluşmaktadır. ancak tekrarlayan düşüklerin %2-4'ünde kalıtsal genetik kusurlar bulunmaktadır. dengeli translokasyonlar en sık görülen anomalilerdir, bunları mikrodelesyonlar, robertsonyan translokasyonlar ve yapısal kromozom kusurları izler. sperm analizinde problem olan erkeklerden meydana gelen gebeliklerde bu problemler daha sık görülmektedir. düşük materyalinin ve ailenin genetik incelemesi tanıda yardımcı olabilmektedir. tekrarlama ihtimalleri ile ilgili bilgi verebilir. bundan başka tüp bebek yöntemiyle meydana gelen ebeliklerde preimplantasyon genetik tarama (pgd) ile normal genetik yapılı embriyolar seçilerek transfer edilebilmektedir ancak henüz hamilelik olasılığını rutin olarak artırdığı kanıtlanmamış olmakla beraber bazı hasta gruplarında faydalı olabileceği düşünülmektedir.



embryoların implantasyon ve gelişim sürecini etkileyebilen çeşitli hormonal sorunlar vardır. kontrol altına alınamamış diyabet, tiroit hastalıkları, prolaktin yüksekliği, veya kadınlardaki diğer sistemik hastalıklar yumurta gelişimi ve endometriyum gelişimini bozarak hamilelik kayıplarına neden olabilmektedir. bilhassa polikistik over sendromlu hastalarda daha sık görülen düşüklerin sebebi androjen düzeylerinin yüksekliği altta yatan neden olabilmektedir. yeni bir gebelikten önce her kadının kendi klinik haline göre lazım incelemeler yapılarak hamilelik öncesinde bu sorunların giderilmesi veya kontrol altına alınması hamilelik neticelerini iyileştirebilmektedir.



embriyonun babadan kaynaklanan antijenlerinin annenin bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak tanınıp gebeliğin tahrip edilmesini önlemek için hamilelik sürecinde annenin bağışıklık sisteminde bazı farklılıkların gerçekleştiği düşünülmektedir. rahme yerleşen trofoblastların bağışıklık sistemini uyaran mhc ıı antijenleri üretmemesi veya baba kaynaklı antijenleri kaplayarak annenin bağışıklık sistemi ile temasını önleyen blokan antikorların gelişimi gibi. hamilelik sırasında anne bağışıklık sisteminde farklılıklar yapan pekçok madde üretilmektedir. bunların bazıları hamilelik lehine etkinlik gösterirken (th2, ıl-3, ıl-4, ıl-5, ıl-10, ıl-13 gibi) bazıları da hamilelik için zararlı olabilmektedir (th1, tnf-alfa, tnf-beta, gamma-interferon, ıl-2 gibi). bilhassa th1 sitokinlerin plazentaya doğrudan zarar verebildiği düşünülmektedir. üreme problemleri yaşayan bayanların kanlarında " natural killer" hücrelerin düzeyinin yüksek olduğu gösterilmişse de hamilelik kayıplarındaki rolleri henüz tartışmalıdır. netice olarak erken gebelikte bağışıklık sisteminin durumu tam olarak açıklığa kavuşmamıştır ve günümüzde buradaki mümkün sorunlara karşı aktif bir tedavi olmadığından rutin bağışıklık sistemi testleri yaptırmak önerilmez. babanın veya üçüncü kişilerin lökositlerini ile aşılama veya intravenöz gammaglobulin (ıvıg) tedavileri eskiden beri denenmekte olan tedaviler olup büyük ölçekli çalışmalarda henüz bir faydaları gösterilmiş değildir. dolayısıyla amerika ve avrupa'daki üreme tıbbı dernekleri rutin test ve tedavilerini desteklememektedir.



pıhtılaşma ve fibrinoliz (oluşan pıhtıların eritilmesi) insan vücudunda eş zamanlı meydana gelen süreçlerdir. aralarındaki sağlıklı denge hem fazla pıhtılaşmayı (trombozis) hem de kanamayı önlemektedir. dengeyi pıhtılaşma lehine bozan çeşitli doğumsal ve edinsel kusurlar mevcuttur. hamilelik sırasında pıhtılaşma eğilimi plasenta damarlarının tıkanmasına ve düşüklere neden olabilmektedir. doğuştan gelen kusurlar içinde faktör v leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu ve hiperhomosisteinemi en sık görülenlerdir. daha nadir olanlar protein c, protein s ve antitrombin ııı eksiklikleridir. pıhtılaşma eğilimi artışı ile seyreden başka bir hastalık da hamilelik kaybı ve hamilelik sırasında gelişme geriliği, erken doğum gibi sorunlara neden olabilen antifosfolipid sendromudur. bu durumlar için lazım testlerin yapılması ve tanı koyulmasını takiben hamilelik sırasında heparin gibi kan sulandırıcı maddeler ile hamilelik neticeleri iyileşebilmektedir.



enfeksiyöz faktörlerin erken hamilelik kayıplarıyal ilişkisi olabildiğince zayıf olup tekrarlayan düşüklere neden oldukları gösterilmiş değildir. ancak mümkün bir gebeliğin devam etmesi halinde oluşabilecek zararlardan dolayı taranmaları ve gereğinde tedavi edilememeleri göz önüne alınabilir.



tüm bunların yanısıra fazla kilolu veya çok düşük kilolu olmak hamilelik seyrini etkilemektedir beden kütle endeksi 19 - 25 kg/m2 aralığının dışındaki kadınlar yeterli folikasit de içeren dengeli bir diyetle normal vücut ağırlığına ulaştıktan sonra hamile kalmaya çalışırsa daha iyi olacaktır. sigara, kafein, alkol kullanımı hamilelik kaybıyla ilişkili bulunduğundan bu maddelerden uzak durulmalıdır. kullanılan ilaçlar gözden geçirilerek ideal olmayanlar değiştirilmelidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder