?

Tum yonleri ile lazer epilasyon

Tüm yönleri ile lazer epilasyon

Vücuttaki kıllanmanın genetik olduğunu düşünebilir miyiz ? şayet böyle ise bu özelliğin hücrelerdeki gen yapısında var olması gerekmektedir mi ? epilasyonla kıl köklerinin yok edildiği belirtiliyor. bu taktirde hücredeki kalıtımsal yapısı kıl oluşturmak istemesine rağmen kıl kökünün olmaması bir sorun yaratır mı ? ya da vücut böyle bir taktirde ne yapar ?

vücuttaki kıllanmanın genetik olduğu konusunda haklısınız. bundan kasıt, vücudun hangi bölgelerinde ve ne yoğunlukta kıllanma olacağı, tabi ki bir de kılların rengi. bunlar ırk, cinsiyet, yaş gibi esas özelliklere bağlı olmanın yanısıra, anne ve babadan geçen genlerin özelliklerine göre de belirleniyor. buna göre de, vücudun hangi bölgelerinde ve ne yoğunlukta kıl folikülü gelişeceği belirleniyor.

epilasyon yöntemlerinde, folikülün altında bulunmakta olan kıl köküne direkt elektriksel uyarılar gönderiliyor ya da lazer ile bu hücrelere termal zarar veriliyor. bilhassa lazerli epilasyon, kıl büyümesinin etkin uzama evresi olan " anojen faz" adı verilen evrede yapılıyor. gelişi hoş bir zamanda, vücudumuzdaki kılların yaklaşık %85'i anajen fazda olduğu için bu evreyi yakalamak çok büyük bir problem değil. epilasyonun birden çok seans durumunda tekrarlanması, değişik evrelerde olan kılların da eninde sonunda anajen fazlarında yakalanarak yok edilmesi gereği.

epilasyon yöntemlerinin hedef aldığı diğer bir bölge de, kıl kökünün derhal altında yer alan ve folikülün canlılığının devamından sorumlu olan kök hücrelerinin bulunduğu bölge. buradaki kök hücreler de yok edildiği için, her ne kadar genetik bilgide o bölgede kıllanma şifreli de olsa, bunu oluşturacak kök hücrelerin eksikliği nedeniyle vücut tekrardan kıl oluşturamıyor.



deniz candaş (kaynak tübitak)

nasıl etki gösterir ?

lazer, selektif foto-termoliz (ışık ısısıyla seçici tahrip) adi verilen bir mekanizma üstünden etki gösterir. deriye lazer atışı yapıldığında, ışık milisaniyeler içerisinde deriden emilmeksizin geçer ancak kıl kökü ve kıl gövdesi tarafından emilir ve kıl kökü içerisinde yüksek isi meydana getirerek kıl kökünün tahrip olmasına yol açar.

lazer vücuduma hasar verir mi ?

lazer çoğu zaman radyasyon gibi değerlendirilip sağlığa zarar vermesinden luzumsuz yere korkulmaktadır. halbuki lazer ile radyasyon arasında bir ilişki yoktur. lazerin deriye uygulanması sırasında deri altındaki doku ve organlara gelişi hoş bir etkide bulunduğuna dair bir bulgu da gözlenmemiştir. esasen, çok kuvvetli epilasyon lazerleri ile dahi, etkili dozlarda ancak kıl kökü seviyesine dek ulaşabilir.

işlemler acı verir mi ?

lazerlenen kıl kökü tahrip olurken, paket lastiğinin cilde çarpmasıyla oluşan acının benzeri bir his algılanır. bu kaçınılmazdır. vücudun bazı bölgeleri daha hassas olduğundan, doğal olarak bu bölgelerde his daha kuvvetli olabilir. ancak lazer soğutucu ile birlikte kullanılmakta olduğundan derinin ısınmasına bağlı bir ağrı-acı meydana gelmez. soğutucu, işlem sırasında lazer atisi öncesi-atış sırası ve sonrasında deriyle devamlı temas durumunda tutularak işlem bölgesini soğutur ve deri üst tabakasını lazerin ısısından korur. soğutucu sayesinde kıl kökündeki reaksiyon da nispeten az hissedilir. örneğin dudak üzerindeki ince tüyler lazerlenirken bir şey hissetmezsiniz. tedaviler sırasında gelişi hoş bir lokal anestezik ya da ağrı giderici gerekmez.

lazerli epilasyon hangi bölgelerde uygulanır ?

lazer, tüm vücuda tatbik edilebilir. yüz, ense, boyun, kulaklar, kaslar, kol, koltukaltı, bacak, göbek, kalça, sırt, omuzlar, belde uygulandığı gibi, göğüs, meme, bikini çizgisi gibi duyarlı bölgelerde de tehlikesizce tatbik edilebilir.

işlemler ne kadar sürer ?

bu işlem yapılan bölgenin genişliğine göre değişir. örneğin dudak üstü 1 dakikada biterken sırt 1-2 saat sürebilir.









kaç kez yapılır ?

lazer kil köklerine gelişme dönemlerindeyken etki eder. dinlenme dönemindeki bir kök lazerden ötürü geçici bir müddet için baskılanabilir ancak tahrip olmaz. belli bir vakit diliminde bütün kil kökleri birden büyüme döneminde olamayacağından, tüm kökleri yok etmek için de tek bir tedavi yetmeyecektir. işlemler, kökler büyüme fazına girdikçe, 4-6 hafta aralıklarla ya da tüyler çıktıkça yapılır. toplam işlem sayısı vücut bölgesine göre değiştiği gibi, genetik etkenler, yaş, cinsiyet, hormonal profil gibi özelliklerinize bağlı olarak da değişiklikler gösterir. tedavi amacınızı hekiminize bildirdiğinizde size göre ideal bir tedavi şeması ayarlanacaktır.

tedaviden sonra deride ne gibi bir değişiklik gözlenir ?

bazı ciltlerde pembelik veya kızarıklık olabilir ve çok kısa bir müddet sonra yok olur (yaklaşık 0. 5-1 saat arası gibi). ancak kuvvetli bir soğutucu ile birlikte kullanılan lazerlerde, işlem sonrası pembelik-kızarıklık neredeyse hiç görülmez.

tedaviden sonra yapmamam gerekenler nelerdir ?

tedaviden sonra derhal günlük yaşantınıza dönebilirsiniz.

tedaviden sonra losyon-krem kullanımı lazım midir ?

deride kızarıklık meydana getiren lazer işlemlerinden sonra koruyucu olarak bir takım kremler kullanmak lazım olabilir ancak kızarıklık oluşmayan bir tedaviden sonra gelişi hoş bir koruyucu krem uygulamasına da gerek kalmaz.

yüze uygulanan bir tedaviden sonra makyaj yapılabilirmi ?

deride kızarıklık meydana getiren bir lazer tedavisinden sonra kimi makyaj malzemelerinin kullanımı sakınca yaratabildiği akılda tutulmalıdır ancak kızarıklık oluşmayan bir tedaviden sonra işlem gören bölgeye makyaj malzemeleri rahatlıkla tatbik edilebilir.

lazer tedavileri sırasında güneşe çakmak sakıncalı mıdır ?

işlem sırasında cildinizde kızarıklık meydana gelmişse güneşe çıkmaktan sakınmalısınız. zira deride kızarıklık meydana getirebilen lazerlerle işlem görmeden önce ve işlemden sonra güneşe çıkmak son derece zararlı olabilir. dolayısıyla tedavi süresince güneşten sakınmak önerilir.

lazer uygulamasından sonra işlem bölgesindeki tüylere ne olur ?

işlemden sonraki 3 gün içerisinde lazerlenmiş olan tüyler yavaş yavaş yüzeye çıkar ve dökülmeye başlarlar. tüylerin yüzeye çıkması tekrardan büyüme olmayıp, köklerin içerisindeki tüylerin dökülmeleri için gereken bir süreçtir. dökülme tamamlandıktan sonra o bölgede birkaç hafta süreyle yeni tüy çıkmaz. yeni tüyler çıktığı vakit ise yeni seans vakti gelmiş demektir.

lazer işlemlerine başlamadan önce ne yapılması gerekir ?

yapmanız gereken bölgeye göre değişen 2 haftadan 6 haftaya kadar bir müddet boyunca sarartıcı veya cımbız/ağda kullanmadan beklemektir. bu sürede uzayan tüyleri arzu ederseniz kesebilirsiniz. tüy dökücü kremler köklere islemediğinden lazerden önce kullanılmalarında sakınca yoktur. zira isleme başlamak için tüylerin uzun olmaları gerekmez, köklerin tüy çıkarmış olması yeterlidir. kesme işlemi için makas ya da arzu ederseniz jilet de kullanabilirsiniz, bir sakıncası yoktur. jilet hiç bir vakit kökleri güçlendirmeyecek, ayva tüylerini kalınlaştırmayacaktır. yalnızca, jilet ya da makasla kesme sonrasında tüylerin ucundaki zayıf ve ince kısım kesildiğinden dipte kalan nispeten kalın kısım kendini gösterecek, bu görünüm ise tüylerin kalınlaştığı seklinde bir göz aldanması yaratacaktır. halbuki, esasında tüyün kalitesinde bir değişiklik meydana gelmemektedir. tabii, arzu ederseniz hiç bir şey yapmadan da bekleyebilirsiniz.

sonuçlar kalıcı mıdır ?

hormonal nedenli tüylenme vakalarında tekrardan bir hormonal düzensizlik meydana gelecek olursa tekrardan tüylenme artışı görülmesi tabiidir. bunları bir tarafa bırakacak olursak, günümüzün gelişmiş yüksek güçteki lazerleriyle aktif dozlarda yapılan bilinçli tedavilerde bir bölgede bitmiş bir tüylenmenin tekrardan başlaması mümkün görünmemektedir. ancak zaman zaman, lazer işlemleri bittikten bir yıl sonra o bölgede bazı tüyler çıktığı görülebilir. gerçi bu tüyler tedavi öncesi sıklıklarında ve kalınlıklarında değillerdir. lazerle tüy giderme tedavi ilkelerini gözden geçirecek olursak; etkili bir lazer tedavisinde her bir seansın neticesi kil köklerini sayıca azaltmak seklinde kendini göstermektedir. bu azalmanın oranı kişiden kişiye değişir ancak her taktirde, devam eden tedavilerde azalma da devam eder. bu esnada, kil köklerinde sayıca azalmanın yani sıra zayıflama da meydana gelir. zayıflamış kökler ise ancak çok uzun süren dinlenme dönemlerinden sonra büyüme dönemine girebilirler. bu da tedavinin ilerlemesiyle birlikte tüy çıkması için gereken sürenin uzaması anlamına gelir. bu nedenle belli bir seansın sonuncu seans olup olmadığını anlayabilmek için sonuncu işlemden sonra 1 yıl beklemek gerekebilir.

erkekler için lazer epilasyon

epilasyon uygulamalarının bayanlara özgü bir yaklaşım olduğu sanılır, ancak erkekler arasında da epilasyon yaptıran, ağda kullanan kişi sayısı yabana atılmayacak sayıda fazladır. tek fark ,erkekler bunu kadınlardan daha gizli saklı yaparlar.

erkeklerin en sık talep ettiği bölgeler bilhassa sırt-omuz, göğüs,boyun- ense ve elmacık kemikleri üstü sakallardır. erkeklerde lazer epilasyon uygulamaları kadınlardan çok az farklılık gösterir, esasda etki mekanizması aynıdır. melalinden zengin kıl kökü hücresinin, cilt üstünden uygulanan lazer enerjisi ile yakılıp yok edilmesi prensibine dayanır.

erkekler, lazer epilasyon uygulamalarında kadınlara göre bazı avantaj ve dezavantajlara sahiptirler. avantajları,erkeklerin daha kalın ve koyu renk kil köklerine sahip olmaları nedeniyle, lazere çok iyi yanıt verirler ve çok daha basarili neticeler alınabilir. ikinci olarak erkekler, bayanlar kadar mutlak kılsız bir cilt istemediklerinden daha az sayıda seans uygulamakla tatmin edici neticeler almak olası olmaktadır.

erkeklerin avantajsız tarafı ise yapıları gereği yüksek erkeklik hormonları nedeniyle devamlı yeni kıl üretimi yönünden basınç altında olmalarıdır. bu durum uzun vadede lazer epilasyonun tesirini azaltarak revizyon uygulamalarını zorunlu hale getirebilmektedir.

erkeklerde kalın ve melalinden zengin kıl kökü hücrelerinin varlığı, lazer enerjisinin burada daha fazla yoğunlaşmasını ve daha yüksek ısıi enerjisi açığa çıkmasına neden olurken, bu ısı enerjisinin neden olduğu ağrı acı hissi de kadınlara göre daha yoğun olarak yaşanmaktadır. neyse ki erkekler bayanlardan daha fazla ağrıya dirençli olduklarından yada en azından kendilerini öyle koşullandırdıklarından ağrıdan fazla şikayetçi olamamaktadırlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder